Elektrik Mühendisliği · Sayı 436 · Temmuz 2009

KADINLAR 8 MART’I MEYDANLARDA KUTLADI

Kadın ve toplumsal cinsiyet Haber ve etkinlik

Yıl
2009
Sayfa
5
Okuma süresi
9 dk
Görüntülenme
0

Konu

Kadın ve toplumsal cinsiyet

İlgili: Toplum, demokrasi ve emek, Oda ve TMMOB örgütsel yaşamı

Anahtar kelimeler

  • 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü
  • kadına yönelik şiddet
  • EMO
  • ekonomik kriz
  • kadın istihdamı
  • miting

Özet

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü'nde Türkiye'nin farklı kentlerinde düzenlenen miting ve etkinlikler, EMO'nun konuya ilişkin basın açıklaması ve kurum içi kutlamaları ile birlikte aktarılıyor; kadına yönelik şiddet, ayrımcılık ve ekonomik krizin kadınlar üzerindeki etkileri ele alınıyor.

Tam metin

Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.

8Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde kadınlar; cinsel ayrımcılık, şiddet, taciz, tecavüz ve ekonomik krize karşı tepkilerini meydanlarda dile getirdi. Türkiye’nin dört bir yanında alanlara çıkan kadınlar, taşıdıkları pankart, dövizler ve attıkları sloganlarla, “eşit ücret, erken emeklilik, kreş ve sığınma evi” taleplerine dikkat çekerek, 8 Mart’ın tatil ilan edilmesini istedi. Ekonomik krizin bedelini kadınların ödemeyeceğine işaret eden kadınlar, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın “3 çocuk yapın” sözlerini de alkış ve sloganlarla protesto etti.

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, Ankara ve İstanbul başta olmak üzere yurt genelinde düzenlenen miting, yürüyüş ve çeşitli etkinliklerle coşkulu bir şekilde kutlandı. Düzenlenen mitinglerde kadınlar, ayrımcılığı, şiddeti ve istismarı protesto ederek haklarını istedi. Ankara’da çeşitli kadın örgütleri, siyasal partiler ve sendikaların da yer aldığı mitinge yaklaşık 1000 kişi katıldı. Alkışlar, davullar, sloganlar ve zillerle dans edip halaylar çeken kadınlar, miting alanında renkli görüntüler oluşturdu. Kolej Kavşağı’nda

toplanarak, “Dünyayı değiştirmek için yürüyoruz” pankartı açıp kortej oluşturan kadınlar, Ziya Gökalp Caddesi’ne kadar, “Yaşasın kadın dayanışması”, “Ulusal, sınıfsal, cinsel sömürüye son”, “Krizin bedelini ödemeyeceğiz”, “Gelsin baba, gelsin koca, gelsin devlet, gelsin cop; inadına isyan, inadına özgürlük”, “Tacize, Tecavüze Son” sloganları atarak yürüdü. Polisin aldığı yoğun güvenlik önlemleri dikkat çekerken, kadınlar SSK İş Hanı önünde panzerlerle kurulan barikat önünde toplandı.

elektrik mühendisliği, 436. sayı, haziran 2009 85

“Savaşlar Tacizler, Tecavüzler Son Bulsun”

Ankara Kadın Platformu adına mitingde söz alan Medine Adıgüzel, sokağa her çıktıklarında hor görülen; kürsülerde söz hakkı tanınmayan; işten en önce çıkartılan; hastaya, çocuğa bakmakla hükümlü kılınan kadınlar olduklarını ifade ederek, artık düzenin böyle gitmesine emekçi kadınlar olarak izin vermeyeceklerini söyledi.

Kadın mücadelesinin şiddetle hesaplaşma mücadelesi olduğunu, kadına yönelik şiddetin en yoğun yaşandığı süreçlerden biri olan savaşlarda kadınlar ve kız çocuklarının sayısız fiziksel şiddet ve cinsel tacize uğradıklarına dikkat çeken Adıgüzel, savaşların, taciz ve tecavüzlerin artık son bulmasını gerektiğini belirterek, barış istedi.

Yerel seçimlere de değinen Adıgüzel, kadınların, özellikle kent yönetiminde

EMO’DA KADINLAR GÜNÜ’NE KUTLAMA

Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) 41. Dönem Yönetim Kurulu, EMO Genel Merkez çalışanı kadınların 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü küçük bir etkinlikle kutladı. Kadın çalışanlara karanfiller dağıtıldı. EMO Konferans Salonu Fuayesi’nde yapılan kutlama etkinliğinde EMO Yönetim Kurulu Yazmanı Hüseyin Önder bir konuşma yaptı. Kadın Hareketi’nin doğuşunu ve önemini tarihsel olarak anlatan Önder, 8 Mart 1857 tarihinde New York’ta kadın dokuma işçilerinin insanca çalışma koşulları için yürüttükleri mücadeleye dikkat çekti. 8 Mart’ın ilk kez 1910 yılında 2. Enternasyonel’e bağlı Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansı’nda Clara Zetkin’in önerisiyle Dünya Emekçi Kadınlar Günü olarak kutlanmasının kararlaştırıldığını anımsatan Önder, bu tarihten sonra Dünya Emekçi Kadınlar Günü kutlamasının yayıldığını kaydetti. Hüseyin Önder, süreç içerisinde Emekçi Kadınlar Günü’nün çeşitli ürünleri pazarlama ya da yalnızca bir gün olarak kutlanması gibi mücadele tarihinden uzaklaşma eğilimi de oluştuğuna dikkat çekerek, Emekçi Kadın Hareketi’nin çıkış noktasının unutulmaması gerektiğine vurgu yaptı.

EMO Yönetim Kurulu Üyesi Şaban Filiz ve Elektrik Mühendisleri Odası Müdürü Cem Kükey de kısa konuşmalarla EMO kadın çalışanlarının 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü kutladı. Tez Koop-İş Sendikası İşyeri Temsilcisi olan EMO Çalışanı Hatice Temiz, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nün yalnızca bir gün olarak kutlanmaması gerektiğini, mücadele günü olduğunu vurguladı.

yer alması gerektiğinin altını çizerek, kent yönetimlerinde de kadınların hakkı olduğunu dile getirdi.

Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Kadın Sekreteri Songül Morsümbül de, Türkiye’de kadına yönelik şiddetin özel ve kamusal alanda artarak devam ettiğini kaydetti. Morsümbül, kadına yönelik şiddet ve ayrımcılığın sona ermesini istedi.

Mitingde, Mamak Kadın Muhtar Adayı Nurhayat Farımaz ve bazı semtlerin muhtar adayları da kürsüden tanıtılarak, kadın adaylara destek istendi.

Miting, müzik dinletisi ve çekilen halaylarla sona erdi.

“8 Mart Tatil Edilsin”

İstanbul Kadıköy’de düzenlenen mitinge de, kadın örgütleri, partiler, odalar, sendikalar, direnişteki kadın işçiler ve çeşitli demokratik kitle örgütü üyesi kadınlar katıldı. 8 Mart Kadın Platformu tarafından düzenlenen mitingde, kadınlar “Biz kadınlar, erkek egemen kapitalist sisteme karşı direniyoruz, ısrarlıyız, kararlıyız” pankartı açtı. “Sınıfsal, ulusal, cinsel sömürüye hayır” sloganları atılan mitingde kadınlar, renkli görüntüler oluşturdu. Mitingde

8 Mart’ın tatil olması talep edildi. <

86 elektrik mühendisliği, 436. sayı, haziran 2009

KRİZİN YÜKÜ KADINLARIN OMUZLARINDA

Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) 41. Dönem Yönetim Kurulu, “savaşta, krizde, işte, evde, okulda, sokakta, yaşamın her alanında cinsel kimliklerinden ötürü bedel ödeyen; egemen sınıfların çıkarına hizmet eden cinsiyet ayrımcılığına karşı mücadele yürüten tüm kadınları” desteklediğini belirterek, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü kutladı. Kadınların özgürlük ve eşitlik mücadelesini simgeleyen 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü nedeniyle bir basın açıklaması yapan EMO 41. Dönem Yönetim Kurulu, küresel kriz ortamında kadınlar açısından yaşam koşullarının daha da ağırlaştığına ve krizin yükünün kadınların omuzlarında olduğuna dikkat çekti.

EMO 41. Dönem Yönetim Kurulu tarafından 8 Mart 2009 tarihinde yapılan basın açıklamasında, “Daha çocukluktan itibaren eğitim başta olmak üzere eşit olanaklardan yoksun bırakılan kadınlar, aile, iş, siyasal yaşam ve toplumsal hayatta da ayrımcılıklara karşı mücadele yürütmek zorunda kalıyorlar. Bu mücadele içinde bulunduğumuz küresel kriz ortamında daha da derinleşmektedir. İşsizlik oranının zaten yüksek olduğu ülkemizde ekonomik krizin yükünün kadınların sırtında olduğu belirlenmiştir. Veriler, ekonomik krizin kadınları çalışmaya zorladığını ve ucuz işgücü olarak piyasaya dahil olabildiklerini gösteriyor” denildi.

Açıklamada, Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) Kasım 2008 tarihli istihdam ve işgücü verilerine göre,

küresel krizle birlikte işsizlik oranı artarken, işgücü ve istihdamın da yapısal bir değişikliğe zorlandığı saptaması yapılırken, bu değişiklik şöyle ortaya konuldu:

“İşgücüne dahil olan nüfus cinsiyete göre irdelendiğinde, Kasım 2007’ye göre Kasım 2008’de işgücüne kadınların erkeklerden daha fazla dahil oldukları, yani kriz ortamının kadınları iş aramaya zorladığı belirlenmiştir. İstihdam verilerine bakıldığında ise 36 bin erkek iş olanağı bulurken, aynı dönemde 412 bin kadının işe alındığı saptanmıştır. Bu durum ne yazık ki kadın istihdam oranı artışına değil, erkeklere göre kriz ortamında ucuz işgücü olarak daha fazla iş olanağı bulduklarına işaret etmektedir. Çünkü işsizlik oranı artışına paralel olarak kadın istihdam oranı

da azalmaktadır; 2006 ve 2007 yılı kasım aylarında kadın işgücünün yüzde 89’u istihdam edilirken, 2008 yılında bu oran yüzde 87’ye gerilemiştir. Bu veriler, küresel kriz ortamının geçinebilmek için iş aramaya zorlanan kadınların ucuz işgücü olarak işgücü piyasasına dahil olduğuna işaret etmektedir.”

Kadınlara yönelik ayrımcı zihniyetin istatistik verilerine bile yansıdığı; ev kadınlarının işgücü kapsamında dahi değerlendirilmediğine dikkat çekilen açıklamada, 15 yaş üzerinde olup işgücüne dahil edilmeyen nüfusun yüzde 73’ünü kadınların oluşturduğu kaydedildi. “Üstelik Kasım 2008 itibarıyla işgücüne dahil edilmeyen kadınların yüzde 7.2’sini çalışmaya hazır ancak iş bulamayacağını düşünen ya da başka nedenle iş aramayan kadınlar ile yalnızca mevsimlik çalışma

elektrik mühendisliği, 436. sayı, haziran 2009 87

olanağı bulabilen kadınlar oluşturmaktadır” saptaması yapılan açıklamada, işgücüne dahil edilmeyen 11 milyon 714 bin kadının, ev kadını olarak işgücü kapsamı dışında tutulduğu belirtildi. İşgücü olarak kabul edilen nüfusun yalnızca yüzde 26.6’sını kadınların oluşturduğu ifade edilen açıklamada, “Gerçekte mevsimlik çalışanlar, çeşitli nedenlerle iş aramayan ancak çalışmaya hazır olanlar ve ev kadınları işgücü kapsamına dahil edilmelidir. Bu

durumda kadın istihdam oranının yüzde 80’ler değil, yüzde 30’larda kaldığı görülmektedir” görüşüne yer verildi.

Açıklamada, kadınların toplumsal yaşamda karşılaştığı ayrımcılığın yalnızca iş yaşamında olmadığı belirtilerek, şu konulara vurgu yapıldı:

“Kadınlar yalnızca ekonomik krizin yükü altında ezilmemekte, ne yazık ki adım adım gericileştirilen toplum yapısı içerisinde giderek artan

şiddet, taciz, tecavüz gibi insanlık dışı fiillere maruz kalmaktadırlar. Türkiye 2008 yılında da küçük kız çocuklarına yönelik taciz, tecavüz haberleriyle meşgul olurken, Barış Gelini Pippa Bacca’nın tecavüz edilerek, katledilmesi olayıyla sarsılmıştır. Kadına yönelik şiddet ortamına son verilmesini talep ediyor, taciz ve tecavüz gibi insanlık dışı davranışları mazur gösteren her türlü anlayışı kınıyoruz.” <

“EKMEĞE AÇIZ, ŞİDDETE TOK”

8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla, Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu’na (Türk- İş) bağlı, Türkiye Ticaret, Kooperatif, Eğitim, Büro ve Güzel Sanatlar İşçileri Sendikası (Tez- Koop- İş) üyesi büro çalışanı kadınlar düzenledikleri etkinlikle, kadınların sendikal örgütlenme mücadelesine destek verdi. Krizin bedelini ödemeyeceklerinin altını çizen kadınlar, emek mücadelesine dikkat çekti.

TÜBİTAK Mustafa İnan Salonu’nda, 6 Mart 2009 tarihinde düzenlenen etkinliğe, çok sayıda emekçi kadın katıldı. Etkinliğin açılışında konuşan TezKoop- İş Sendikası Yöneticisi Haydar Özdemiroğlu, Türkiye’de yaşanan ekonomik krizin etkisini her geçen gün biraz daha arttırdığını ve krizden en çok kadın emekçilerin etkilendiğini söyledi. Özdemiroğlu, kadınların 8 Mart 1957’de başlatılan mücadele geleneğine daha çok sahip çıkması gerektiğini dile getirdi.

Tez-Koop- İş Sendikası kadınları adına etkinliğin açılışında konuşan Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) Ankara Şube Çalışanı Başak Grammeşin, 152 yıl önce 128 kadın işçinin hayatına mal olan yangının hala sürdüğünü ve her 8 Mart’ta kadınların haklı mücadelesini aydınlatmaya devam edeceğini söyledi.

Grammeşin, savaşın, gericiliğin, sömürü düzeninin, ırkçılığın, krizin hüküm sürdüğü topraklarda en çok kadınların ağladığına, kadınların yoksullaştığına ve ötekileştiğine dikkat çekti. “Biz bu dünyanın yarısıyız, biz bu oyunun da yarısıyız, biz bu oyunu bozarız” diyen Grammeşim, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nün tatil olmasını istedi.

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Çalışanı Sibel Kartal Çelik, kadına uygulanan şiddete dikkat çekerek, her üç kadından birinin mutlaka bir kez şiddete maruz kaldığını, şiddet gören kadınların ortalaması alındığında her kadının yılda en az 6 kez şiddet gördüğünü söyledi. Kadına yönelik ekonomik ve fiziksel şiddetin, ayrımcılıktan beslendiğini ifade eden Çelik devletin kadına yönelik şiddeti önlemek için kanun ve yasalar çıkartması gerektiğini kaydetti.

EMO Ankara Şube Çalışanı Suzan Yurdayar, kadınların siyasal yaşam içinde aktif olarak rol alması gerektiğini ifade ederek, “Politikanın, ya bizim sorunlarımızı ve bizim dilimizi içermeden, yaşamımızdan kopuk bir şekilde gitmesine göz yumacağız ya da politikaya kendi kimliğimizle girip içeriğini de dilini de değiştireceğiz” dedi.

88 elektrik mühendisliği, 436. sayı, haziran 2009

EMO Ankara Şube Çalışanı Fatma Ayan, kapitalist sistemin dayatması özelleştirme uygulamalarının kötü sonuçlarına değinerek; eğitim, sağlık, sosyal güvenlik, su gibi hizmetlerin özelleştirilmesini eleştirdi. Özelleştirme uygulamalarının kadınları daha da yoksullaştırdığını dile getiren Ayan, kadınların taleplerini işyerlerine doğru yükseltmesi gerektiğini belirterek, kadın emeğinin sömürüsüne, yoksulluk ve yoksunluk uygulamalarına karşı mücadele edilmesi gerektiğini kaydetti.

EMO Ankara Şube Çalışanı Yeşim Çiftçi, dünyanın kurulmasıyla birlikte tüm paylaşım savaşlarının tek ortak düşmanının kadınlar olduğunu belirtti. Kadınların çıkan savaşların kötü sonuçlarını ödemek zorunda kaldıklarını söyleyen Çiftçi, “ Biz dünyanın yarısıyız. Savaşların tümüne karşıyız. Savaş endüstrisinin kasası parayla dolsun diye, ne kendimizi ne sevdiklerimizi öldürtmeyeceğiz. Bedenlerimizi pasta paylaşım savaşlarınıza kurban etmeyeceğiz. Savaşa karşı inadına yaşayacağız, barış için illa ki yaşayacağız” dedi.

“Krizin Bedelini Ödemeyeceğiz”

EMO Ankara Şube Çalışanı Naime Eren, ekonomik krizin bedelinin kadınlara ödetilmeye çalışıldığına dikkat çekerek, kadınların krizin en mağdur edilen kesimi olduğunu ileri sürdü. Krizle birlikte işten ilk çıkartılanların kadınlar olduğuna dikkat çeken Eren, kadınların işsiz kalma korkusuyla, taciz ve sömürüye sessiz kalmak zorunda bırakıldığını belirtti. Kapitalizm tarihinin kadınların ödediği bedellerle dolu olduğunu ifade eden Eren, “Krizin sorumlusu olmayan kadınlar krizin bedelini ödemeyecektir” dedi.

Türk Eğitim Derneği (TED) çalışanlarından Sanem Üner de, kadınların erkeklerin egemenlik oyununu bozacaklarını söyleyerek, “ kadınlar yoksulluğa, egemen düzene teslim olmayacak. Egemen düzenin oyununu bozacağız. Krizin bedelini ödemeyeceğiz. Özgür, eşit, adil bir düzen kurmayı hayal olmaktan çıkartacağız. Biz kadınlar, şiddetten uzak, tacizsiz, tecavüzsüz bir dünyada ‘umudun aynasıyız’ diyerek yürüyeceğiz” dedi.

Etkinlik, Kıvanç Torun’un okuduğu şiirlerin ardından, Türk Halk Müziği Sanatçısı Sema Geçer’in verdiği mini konserle sona erdi.

elektrik mühendisliği, 436. sayı, haziran 2009 89