Elektrik Mühendisliği · Sayı 419 · Eylül 2003

EMO'DAN

Cengiz Göltaş

Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme Görüş ve değerlendirme

Yıl
2003
Sayfa
2
Okuma süresi
4 dk
Görüntülenme
0

Konu

Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme

İlgili: Mühendislik mesleği, meslek hakları ve istihdam, Toplum, demokrasi ve emek

Anahtar kelimeler

  • özelleştirme
  • TEDAŞ
  • EPDK
  • bölgesel elektrik tarifesi
  • Hasan Balıkçı
  • kaçak elektrik

Özet

EMO Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz Göltaş, kamu emekçilerinin eylemlerine, elektrik dağıtım ve üretim tesislerinin özelleştirilmesine, bölgesel elektrik tarifesi tartışmalarına ve kaçak elektrik kullananlarca hedef seçilen mühendis Hasan Balıkçı davasına ilişkin değerlendirmelerde bulunuyor.

Tam metin

Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.

MERHABA...

Kamu Çalışanları Haklı Talepleri İçin Yürüyor.....

Kamu çalışanları "Demokratik Türkiye İnsanca Yaşam" mücadelelerini KESK öncülüğünde kararlılıkla sürdürüyor. 23 Ağustos 2003 tarihinde Ankara’da buluşan kamu emekçileri kendilerine yoksulluk sınırının altında reva görülen sefalet ücretlerine, baskı, sürgün ve kıyım politikalarına karşı seslerini bir kez daha yükselttiler. Kamuda çalışan mühendisler bu hak arama talebinin doğrudan içindedir. Meslektaşlarımızın sorunlarının sendikal mücadeleden ayrı, seçkinci bir yaklaşımla çözülemeyeceği yıllardır görüldü. Hala kendisini işveren temsilcisi olarak ayrıcalıklı bir statüde görenlere Odamızın ve TMMOB’nin gösterdiği adres, tüm kamu çalışanları ile birlikte sendikal mücadele zeminidir.

TMMOB KESK’in Kızılay’da yaptığı basın açıklamasında Oda yöneticileri ile birlikte çalışanların yanındaydı. Bu eylemin bizlere yansıyan en öğretici yanı ise başta kamuda çalışanlar olmak üzere çok sayıda meslekdaşımızın doğrudan kendilerini etkileyen sorunlar karşısında duyarsız davranmaya devam etmeleri, demokratik tepkilerini yeterince göstermemeleriydi.

Özelleştirme Adı Altında Ülke Kaynakları Peşkeş Çekilmeye Devam Ediliyor....

59.Hükümet ülkenin tüm kamusal varlıklarını büyük bir hızla elden çıkarma telaşında. AKP Hükümeti, işi o kadar çığrından çıkartmış ki, Milli Eğitim Bakanlığı Talim Terbiye Kurulu’nun temel işlevi olan ders müfredatı hazırlama işini bile “pazarlık yöntemiyle” özel sektöre ihale etmeye hazırlandığını öğreniyoruz. Bir taraftan ülkemizin tüm stratejik kamusal hizmet alanları haraç mezat tasfiye edilirken, bugüne kadar yapılan özelleştirme uygulamaları ve sonuçlarına ilişkin olarak “Meclis Yolsuzlukları Araştırma Komisyonu”nun oldukça mesai harcadığı görülüyor. Bu mesainin komisyon üyelerinin genel kültürlerini arttırmasının ötesinde ne işe yarayacağını hep birlikte göreceğiz.

Musa Kart-Cumhuriyet Gazetesi, 24.08.2003

Anımsarsınız, AKP Hükümeti'nin Maliye Bakanı Sayın Kemal Unakıtan, TEKEL’in satışına yönelik olarak 13 Nisan 2003 tarihinde basına yaptığı açıklamada, yerli ve yabancı yatırımcıların büyük ilgisi olduklarını gözledikleri TEKEL’i "blok halinde babalar gibi satarız” sözüyle “sorumlu bir devlet adamı” olmanın özelliklerini sergilemişti.

Sayın Unakıtan, 22 Ağustos’ta yeni bir açıklama daha yaparak, ulusal kaynaklarımızı babasının çiftliği olarak gördüğünün yeni bir örneğini sergiledi. Yaptığı açıklamada, elektrikte önce bölgesel dağıtım şebekelerinin, daha sonra ise üretim kuruluşlarından bazılarının 2004 yılının başına kadar özelleştirilmelerinin tamamlanmasına çalışılacağını ifade etti.

Maliye Bakanı, elektrik dağıtım ve üretim kuruluşlarının bedelsiz devri ya da borsaya kote edilmesi duyumlarının sorulması üzerine de, “Parayı veren düdüğü çalar. Biz satacağız. Aldıktan sonra nereye kote ederlerse etsinler” diyebilmektedir.

Özelleştirme Yüksek Kurulu, Elektrik Üretim A.Ş’ye (EÜAŞ) ait 11 termik, Devlet Su İşleri'ne (DSİ) ait 16 hidroelektrik üretim tesisi dahil toplam 55 santral ve Türkiye Elektrik Dağıtım A.Ş’ye ait (TEDAŞ) 19 dağıtım bölgesini haziran ayında özelleştirme kapsamına almıştı.

Tüm bu yapılanlar, mevcut hükümetin geçmiş uygulamalardan bırakın ders almayı, geçmişte yapılan yanlışları daha da çoğaltarak yeni AKTAŞ’ların, ÇEAŞ’ların, Mavi Akım adı altında yeni doğalgaz yolsuzluklarının önünü açacağını gösteriyor.

İradesini kendi ülkesinin kaynaklarına ve insan gücüne değil, IMF ve Dünya Bankası gibi kuruluşların tercihlerine teslim etmiş, üretim ve sanayileşmeden uzak rant ekonomisinin kurallarına tabi olmuş bir iktidar ile karşı karşıyayız.

Enerji alanında öylesine ilginç günübirlik bir politika sürdürüldüğünün en somut ifadelerinden biri de, Sayın Başbakan'ın Diyarbakır’da yaptığı açıklamaya kadar, Bölgesel Elektrik Tarifesine yönelik olarak Enerji Bakanlığı ve EPDK tarafından anlamsız bir ısrarın sürdürülmüş olmasıdır.

Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu’nun (EPDK) 3 Mart 2003 tarihinde Abant’ta düzenlediği toplantının ardından, önce 2003 Temmuz ayı itibariyle bölgesel elektrik tarifesine geçileceği, bir süre sonra da bunun il bazında tarife olarak uygulanacağının açıklanması, başta EMO olmak üzere

toplumun ilgili demokratik kurumları tarafından eleştirilmişti.

EMO ısrarla bölgesel ya da il bazında elektrik tarifesine geçmenin dağıtım şebekelerindeki kayıp ve kaçakları gidermeyeceğini, uygulamanın Anayasa’nın eşitlik ilkesine aykırı olduğunu, bu uygulamanın kayıp ve kaçağın yüksek olduğu bölgede yaşayan ve elektrik faturasını düzenli olarak ödeyen yurttaşlar için cezalandırma anlamına geleceğini, sorunun Doğu ve Güneydoğu Bölgelerinde ya da büyük kentlerin çevresindeki gecekondulardan kaynaklanmadığını, esas olarak elektriğin yoğun olarak tüketiminin gerçekleştiği sanayi ve imalathanelerde kaçağın yoğunlaştığını ifade etmiştir.

Yine kayıp ve kaçağın bilinçli bir şekilde birlikte anılarak, dağıtım şebekelerinin özelleştirme gerekçesi ile uzun yıllar içerisinde kendi kaderine terk edilerek şebekenin iyileştirilmesine yönelik önlemler alınmadığını ısrarla belirttik.

Dağıtım şebekelerine ciddi bir yatırım yapılmadığı koşullarda, sorunun hangi boyutlara ulaşacağının en somut örneğini, TEDAŞ çalışanı Mühendis arkadaşımız Hasan Balıkçı’nın kaçak elektrik kullanan çıkar çevreleri tarafından hedef seçilmesiyle en acı şekilde yaşadık.

Değerli Meslektaşlarım....

Bir meslek örgütünün niteliği öncelikle kendi üyelerine karşı duyduğu sorumlulukla ölçülebilir. Hasan Balıkçı davası Odamız için önemli bir sınav olmuştur. Kaçak elektrik kullanan ve bu yolsuzluk düzeninden beslenen çıkar çevrelerine karşı Hasan Balıkçı, kamu haklarını ödünsüz olarak savunan dürüst kimliği ile Odamızın yıllarca savunduğu politikaların bir simgesi haline gelmiştir. Kamuda çalışan ve tüm baskılara karşı mesleğinin gereklerini yerine getirmeye çalışan bütün meslektaşlarımızın şahsında Hasan Balıkçı davasına kararlılıkla sahip çıkılmış, olay kamuoyuna maledilmiştir.

Bu konuda tüm birimlerimizin yöneticilerini ayrıca, dava sürecinde bizlere destek veren TMMOB ve Odalarımız ile tüm sendika ve dernekleri; olayı gündemden düşürmeyerek arkadaşımızın mücadelesine sahip çıkan değerli basın mensuplarını kutluyorum.

Bir sonraki sayıda buluşmak üzere sevgiyle ve dostlukla.....

Cengiz GÖLTAŞ

Elektrik Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı