Elektrik Mühendisliği · Sayı 394 · 1995 / 2
ENFORMASYON TEKNOLOJİSİ VE TÜRKİYE
Sanayi, teknoloji politikası ve kalkınma Görüş ve değerlendirme
- Yıl
- 1995
- Sayfa
- 6
- Okuma süresi
- 13 dk
- Görüntülenme
- 0
Konu
Sanayi, teknoloji politikası ve kalkınma
İlgili: Bilgisayar, yazılım ve internet, Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme
Anahtar kelimeler
- enformasyon teknolojisi
- teknoloji politikası
- Bilim ve Teknoloji Yüksek Kurulu
- sonradan sanayileşme
- teknoloji transferi
- yeni sanayileşen ülkeler
Özet
Yazar, enformasyon teknolojisinin dünya ekonomisindeki dönüştürücü rolünü ve gelişmiş/yeni sanayileşen ülkelerin bu alandaki devlet politikalarını ele alarak Türkiye'nin ulusal teknoloji politikası ve sanayileşme sorunlarını tartışmaktadır.
Tam metin
Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.
Giriş
ir ülkenin zihinsel, kurum
ENFORMASY ON ve mali kaynaklarını, ulusal teknoloji çıktısının nicelik
TEKNOLOJ İ Sİ Bve nitelik düzeyini yüksel
VE
tmek üzere seferber eden öneriler ve düzeltmeler bütünü, ulusal teknoloji politikasını
TÜRKİY E
oluşturur. Türkiye için bu yönde atılmış çok önemli bir adım. Bilim ve Teknoloji Yüksek Kurulu'nun
03.02.1993 tarihinde o dönemin
başbakanı Sayın Cumhurbaşkanı
Süleyman Demirci'm başkanlığında
yapmış olduğu toplantıdır. Bu top
lantıda alınan tarihi kararlara göre.
öncelik sırasıyla enformasyon tekno
lojisi, yeni malzeme teknolojisi,
biyoteknoloji. nükleer teknoloji ile
uzay ve havacılık teknolojisi, yeti
şilip egemen olunacak yeni tekno
lojiler olarak kabul edilmiştir. Ya
rattığı yeni ürünler, yeni iş ve
istihdam alanları ile rekabet üstün
lüğü sağlayan bu "yayılgan jenerik"
teknolojiler, belli bir üretim alanı ile
sınırlı kalmayıp, ekonominin bütün
sektörlerinde etkili olular ve kap
samlı sosyo ekonomik değişikliklere
yol açarlar.
Y ayınım hızı. yeni ürün ve hizmet yaratma kapasitesi, mevcut üretim ile hizmeti geliştirici maliyeti düşürücü etkisi, uygulama alanının büyüklüğü ve nihayet istihdam üzerindeki etkileri enformasyon teknolojisini günümüzün en etkin jenerik tekno
Doç.Dr. Y urdakul CEY HUN
ODTU Elektrik Elektronik Müh. Öğretim Üyesi TÜBİTAK BİLTEN ve TMMOB EMO Enformasyon Teknolojisi Danışmanı
394 ELEKTRİK O A MÜHENDİSLİĞİ O l
lojisi yapmıştır. Kuruldukları bilgi tabanları ile sınırlı olan eski teknolojilerin aksine enformasyon teknolojisi bilgi tabanını sürekli büyüterek kullanıcıya çevresini
gayretlerinin enformasyon teknolo jilerinin yarattığı teknoloji açığı sonucu boşa çıktığını görebilirler. Çoğu Pasifik Bölgesi'ndcn bir grup ülke dışında, az gelişmiş ülkelerin
açıklamak için yeni teknolojilere egemenliklerine bakmak, bilim ve teknoloji politikalarını izlemek yeterlidir.
algılamada sınırsız sayılabilecek öğrenme kapasitesi sunmaktadır.
Çağdaş Teknolojiyi Yakalamak
Dünya ekonomisinin tarihsel patlamalarının arkasında tek nolojik devrimler bulunur. Ör neğin tekstil sanayisindeki makine leşme birinci sanayi devrimini doğurmuştur.
büyük çoğunluğu bu açığı kapaya maınakta ve dış ödemeler dengeleri sürekli olarak bozulmakladır. İhra catın doyuma ulaştığı ülkemizde teknolojik rekabet ile dış ticaret ara sındaki ilişkinin doğnı kavranması bu nedenle önem kazanmıştır.
Bilim ve teknolojideki gelişmenin neden olduğu bir devrimden söz edilmesinin ardında, sanayide ve tarımda girdi olarak kullanılan bilginin neden olduğu prodüktivite
li yıllardan bu vana. dünya ekonomisi prodük tiviteyi yükseltme sorunu ile meşguldür. Üretim, sürecinde ortaya çıkan değişiklikler, çalışma hayatında kültüre kadar uzanan köklü değişikliklcridc bera berinde getirmektedir. Rekabet üs tünlüğünü sağlayacak olan prodük tivite yükselmesi, üretimin yeni teknoloji tabanına oturması ile gerçekleşmektedir. Bu nedenle, başta enformasyon teknolojileri,
artışı ve yeni istihdam olanakları jenerik teknolojileri kullanmak üze
197(t"li yıllarda ise yeni bir yatmaktadır. Ekonomiye bakışımızı re gerekli toplumsal ve kurumsal
teknolojik devrime tanık olduk. değiştiren bilgi teknolojilerini, eğer düzenlemeleri siyasi kararlılık için
Mikroelcktronik bilgisayarlar ve bu teknolojiler henüz yayılırken de becerdiğimiz ölçüde sanayileş
telekominikasyon alanındaki hızlı yakalanıp uygulama fırsatını meyi başaracağız.
gelişme, bilgi işlem ve bilgi ileti kullanabilscydik. dünya teknolo
şiminde önemli performans artışına yol açarak enformasyon teknolo jilerini halen yaşadığımız teknolojik devriminin motor gücü yaptı. 1987 itibariyle, son otuz yıl içinde bilgi işlemin maliyeti her yıl % 30 azalmıştır. Birinci sanayi devrimi nin başlıca ürünlerinden olan pamuklu dokuma için ise bu oran % 3 4 olmuştur.
Eski teknolojilere dayalı geleneksel sanayileri ile ihracatlarını artırmaya çalışan en gelişmiş ülkeler, bu
jisine daha kolay yetişebilirdik. Bi rinci sanayi devriminin öncüsü olan B.Britanya'nın dünya egemenliğine rağmen sanayileşcbilnıck için. dün ya teknolojisine yetişmek anlamına gelen ve kendilerine özgü 'sonradan sanayileşme stratejileri" uygulamış lardır. Henüz basit imalat aşamasını geçememiş olan az gelişmiş ülkeler ile gelişmiş ülkeler arasında yer alan ve "yeni sanayileşen ülkeler" olarak tanınan G.Kore. Tayvan, Singapur, Brezilya ve Hindistan vb. ise günü müzün sonradan sanayileşenleridir. Bu ülkelerin ekonomik başarılarını
Sonradan sanayileşen ülkeler, bu hedeflerine doğru yürürken, ulusal sanayilerini yeterli rekabet gücüne kavuşana kadar devlet eli ile koruyan ve destekleyen geliştirme/ kalkınma planlarını işletmektedir. Devlet müdahalesi, öncelikle yeni teknolojiyi ekonominin girdisi ha line getirmek için yapılmaktadır. Araştırma geliştirmc. teknolojisi nin, arzı ve difüzyonu ile teknolojik yenilenmeyi içeren ve kısaca bilgi nin ticarileşmesi diyebileceğimiz bir süreç dizisi yaşanmakladır.
Burada, yeni teknolojiyi kullanma yetkinliği yanında, özümsenen teknolojiyi geliştirme ve daha üst düzeylerde üretebilme yeteneğinin de kazanılması söz konusudur.
Yeni sanayileşen ülkelerde, başta bilgi teknolojileri olmak üzere yeni teknolojiler için "ulusal teknolojik yenilenme sistemlerinin kuruldu ğunu gözlemliyoruz. Üretimi üst düzeylere taşıma yeteneğini ifade eden bu sistem, sınai (ireli m ötesinde ürün geliştirebilme ve
82 394 ELEKTRİK MÜHENDİSLİĞİ
tasarımlayabilme, yeni üretim yön temi geliştirme faaliyetlerini destek leyecek olan yeni kurumları ve organizasyon yöntemlerini hizmete sokmaktadır.
Türk sanayii, teknoloji gereksin mesini kendi üretimi yerine başka ülkelerden transfer yolu ile kar şılamaktadır. Ürün bazında olsun, üretim bazında olsun, yeniliğe yöne lik teknolojik gereksinim genelde lisans alımı yoluyla sağlanmıştır. Sanayileşmiş ülkelerden gelişmiş makina ve donanım ile bunlara ait teknik destek alınarak yapılan dolaysız teknoloji transferi ile karşılaştırıldığında, lisans alımı ile gerçekleştirilen dolaylı teknoloji transferi teknoloji açığını kapat makta daha az güvenilir olmaktadır. Lisans veren firmalar kendilerine yeni rakip istemeyeceklerinden, günü geldiğinde bu transferi kısıtla yacaklardır. Bu nedenle, lisans alı mının mutlaka alınan teknolojiyi ge liştirmeye yönelik bir sistemle des teklenmesi gerekmektedir. Sanayi mizin rekabet gücü açısından çok sakıncalı olan bugünkü durumun nasıl değiştirileceği, bir ulusal teknolojik yenilenme olasılığının bulunup bulunmadığı ekonominin can alıcı sorusudur.
Enformasyon Teknolojisi ve Devletin Rolü
Enformasyon teknolojileri, insan, malzeme, makina arasında yeni ile tişim olanakları yaratarak hem eko nomiyi hem de toplumu yeniden örgütlemektedirler. Yüksek tekno loji devriminden önce bir ülkenin sanayileşmişlik düzeyi, örneğin çelik üretimi ile ölçülürken şimdi bu ölçü bilgisayar kullanımı, bilgi işlem yoğunluğu olmaktadır.
Enformatik ürünleri, geleneksel sanayi ürünlerine göre çok yüksek bir katma değere sahiptirler.
Yeni doğan bir sanayi dalı olan yarı iletken üretime OECD ülkelerinin yaptığı yatırım 1987 yılında demir çelik sanayiini ikinci sıraya itmiştir.
Enformasyon teknolojilerini, onla rın türevi olan esnek üretim ve otomasyon teknolojilerinin, tabanını oluşturduğu yeni imalat ve organi zasyon teknolojileri ve nihayet geliş melerinde doğrudan etkili olduğu yapay us, yeni malzemeler gibi kar maşık sistemlerle birlikte ele almak gerekir; ancak bu şekilde bilgi, ko nuşma, metin, resim, kaliteli ses ve hareketli görüntü iletimi, bilgi işlen mesi ve saklanmasmdaki yenilik lerin güçlü etkisini takdir edebiliriz.
Örnek alabileceğimiz, yukarıda adı geçen OECD ülkelerin hükümet politikalarında.
• Enformatik sektörünün stra tejik bir sanayi olarak kabulü,
• Geniş kapsamlı Ar Ge desteği,
• Firmaların rekabet öncesi araş tırma işbirliğine yönlendiril mesi.
• Stratejik sektörlerde yerli sanayi lehine iç pazarın korunması.
• Dolaysız ve dolaylı teşvikler.
• Devlet alımının destekleme aracı olarak etkin biçimde kullanımı.
• Verimlilik için büyük önem taşıyan rekabel ortamının geliştirilmesi fakat ülke sana yiinin bir hazırlık dönemin den sonra uluslararası rekabete açılması, belli başlı politika kaygıları olarak yer almaktadır. Gelişmişlik düzeyini yakalama kapsamında uluslararası rekabete aşamalı olarak ve öncelikli alanlar saptanarak açılmak en sık rastlanan uygulamalardan birisidir. Devlet gözetiminde ve bir teknoloji planı dahilinde yürütülen bu uygu lama, teknoloji arzı ile pazar talebi arasındaki karmaşık ilişkili bir bakı ma ulusal sanayi lehine düzenlenen devlet regtilasyonuna (denetimine) örnektir.
G.Kore hükümeti, 1969 yılında ilk Elektronik Sanayinin Geliştirme Planı'nı, bunun ardından da Ulusal Elektronik Sanayiini Teşvik Pla nı'm kabul etmişti. 1981 yılında teş vik yasasını gözden geçirmiş. Elek tronik Sanayii Teknoloji Düzeyi Yükseltme Plaıu'nı kabul etmişti.
Japonya'nın öncülük yaptığı "tekno polis" yaklaşımında, sanayi ve aka demik kurumlar belli yerleşim alan larında iç içe toplanarak yüksek tek nolojilerin gelişeceği kalkınma böl geleri oluşturulmaktadır. Gittikçe çeşitlilik kazanan bu model, birçok ülkede belli bir teknoloji
394 ELEKTRİK n n MÜHENDİSLİĞİ O O
uzmanlığına göre yapılandırılmış Verilen örnekler, enformasyon tek
bölgesel kalkınma projelerine nolojilerinin üretiminde ve kulla
dönüşmektedir.
nımında devlet politikalarının varlık
nedenini özel. kamusal mülkiyet
Firmaların ve ülkelerin rekabet öncesi araştırma ortaklığı örnek lerinden bir tanesi "Avrupa Toplu
tartışmasından bağımsız olarak açıklamaktadır. Sözü Malezya baş bakanının Scientific American der gisinin Ocak 1994 sayısındaki
luğu EUREKA" programıdır. Bilgi yazısından alıntı olarak bağlayalım :
teknolojilerinin yoğun biçimde yer
aldığı EUREKA projeleri endüstriyel
araştırmaya dönük olup 13 ana sektör "... Çağdaş bilim ve teknolojiye
üzerinde odaklaşmıştır. Rekabet ön dönük ileriye bakan bir toplum inşa
cesi araştırma kavramı çerçevesinde etmek hedefimize, bağımsızlığımız
konsorsiyumlar oluşturularak yürütü dan bu yana sadık kaldık. ...Ma
len çalışmalar arasında ABD'dcki lezya, yüksek bir yetenek kazanmak
SEMATECH firması sayılabilir. istediği beş adet öncelikli alan sap
Amerikan yarı iletken sanayiini can tamıştır. Bunlar, ileri malzemeler, landırmak üzere federal devlet sana otomasyonlu imalat, biyoteknoloji. yici ortaklığı ile kurulan bu firma nıikroelektronik. enformasyon tek Japonlara karşı üstünlük sağlamak nolojisi ve enerji teknolojisidir..."
amacını taşımaktadır.
Türkiye'de Durum
(N Icrin başında Japon < »5o yanın başlıca yüksek Türkiye'nin halen yaşadığı ekono
V teknoloji rakipleri arası mik kriz. bir durgunlukla sonuçlan na girmesi beklenen ması olası yapısal bir krizdir. Kanı
Çin'in dışında. Tayland. Malezya ve mızca, üretimin ihmal edildiği ve nihayet Vietnam'ın da adı yeni "Asya sanayileşmenin ikinci plana atıldığı Kaplanları" adayları arasında geç bir dönemin eseridir. Bu nedenle, mektedir. Yanıbaşımızda küresel sanayileşerek kalkınma düşüncesini ekonominin yüksek teknoloji ortak yeniden ele alacağımız bir aşamada, larından biri olmayı başarmış olan krizden çıkış yolu ile teknoloji İsrail bulunmaktadır. Çok güçlü bir faktörü arasındaki ilişkiyi ciddi beyin gücüne sahip olan İsrail, biçimde irdelemek zorundayız. enformasyon teknolojilerindeki ve gıda teknolojisindeki gelişmişliğiyle dikkat çekmektedir.
Osmanlı İmparatorluğu birinci sa nayi devrimine ayak uydurmadığı için çökmüştü. Üçüncü sanayi devri mi diye de anılan yüksek teknoloji devrimi ise kendisine ayak uydura mayan Sovyetler Birliğinin dağıl masına neden olmuştur. Bilgi top lumuna geçmemizi sağlayacak tek nolojik yenilenme Türk sanayii bün yesinde hızla başarılamadığı takdir de mevcut sorunların çözümlerini bambaşka düzlemlerde aramak zo runda kalabiliriz. Örneğin, küresel leşme bağlamında Avrupa Toplu luğu'na eşit hukukla katılma şansı mız kalmayabilir.
Bilim ve Teknoloji Yüksek Kuru lu'nıın yukarıda anılan kararları, en formasyon teknolojilerindeki ulusal çıktının düzey ve bileşimini yüksel tmek üzere verilmiş direktiflerdir. Elde edilecek çıktı ise. ulusal üreti min girdisi olarak kullanılacaktır.
Dış finans çevrelerinin de katıldığı ve halen süren "Türkiye'nin enfor matizyonu" konulu bir tartışmada, ters bir yaklaşımla Türkiye'nin enformasyon teknolojisi girdisi öne çıkarılarak, ulusal teknoloji çıktısı ihmal edilmektedir. Enformalik sek törümüzdeki yetersiz üretim ve kullanım düzeyini gerekçe alan bu yaklaşım, rekabet üstünlüğüne ele
Öle yandan Brezilya. 1970'lcrin başında yönetimin bağımsız bir bilgisayar tasarım ve üretim politikası izlemeye karar vermesi ile enformasyon teknolojilerine girdi ve bu alanda kısa sürede devlet öncülüğünde gelişti. Ancak 1980' Icrin sonunda, gerek küreselleşme ve özelleştirme ile gelen politika değişikliği, gerekse ülkenin ABD'nin ekonomik etki alanı içinde olmasının getirdiği sıkıntılar bu genç teknolojiyi yok olmanın eşiğine gelirdi.
84 394 ELKKTRİK MÜHENDİSLİĞİ
sahip ülkeler enformasyon teknoloji lerinin kullanımı yanında, tasarım ve üretimlerinin de yapıldığını unut maktadır. Yalnızca kullanımının hedef alınması durumunda, üretken ve yaratıcı olmayı unutmuş, zihinsel birikimden ve sınai girişimden vaz geçmiş, kısacası başkalarının kendi sine bıraktığı ile yetinen bir ulus tab losu ile başbaşa kalırız. Oysa Türki ye Cumhuriyeti tarihi, geniş kap samlı kalkınma çabası ile ağır sana yii belli ölçüde yakalamış bir gelene ği barındırmaktadır. Bu köklü gele nek ile. enformasyon teknolojilerini yalnız hizmet sektörü ile sınırlı tutan görüş arasında ciddi bir çelişki bulunmaktadır. Gerçek olan. güçlü bir ulusal sanayi olmadan hizmet sektörünün gclişcmcyeccği: belli bir sanayi ve yatırım politikası ile des teklenmeyen enformasyon tekno lojisi politikasının, prodüktiviteyi ve yaşam standardını yükseltmeye ceğidir.
İzlenen resmi politikaların, enfor masyon teknolojileri ile doğan ta rihsel kalkınma fırsatını kaçırma mıza yol açacağından endişe duy maktayız. Genelde sanayileşmeyi belirsiz geleceğe erteleyen bu ekono mi polkalarında, öncelikli alanlar daki ulusal üretimin yönlendirilme sinde devlete düşen çok kritik rol unutulmuş görülmektedir. Öte yan da bilim, teknoloji ve sanayi bütün selliğinin bilincinde olan sanayi leşme stratejileri, daha önce belir tildiği gibi. ilgili polikaların üretil mesi ve izlenmesine ait devlet ro lünü her üç eksende ayrıntılı olarak hesaba katmaktadırlar.
PTT ve Teletaş Deneyimi
Son yasal düzenlemeye kadar Türki ye'de haberleşme yatırımlarının ve işletmesinin kamu adına sahibi PTT idi. Özellikle 1970lerden başlaya rak yoğunlaşan PTT yatırımları. 19801i yıllarda yeni teknolojiye dayalı önemli kapasite artışı sağla
mıştır. PTT aracılığı ile verilen dev let desteği yerli imalatın hızla geliş mesini sağlamıştır. Buna karşılık, dünya iletişim şebekesi ile bütün leşen ulusal iletişim şebekesi. Türk telekomünikasyon sanayimden bü yük ölçüde yararlanmıştır. Bu başa rıyı izlenmesi gereken bir sonraki aşama, dünya bilgi şebekesi ile bütünleşecek yetenekteki ulusal bilgi şebekesinin kurulmasıdır. Buna te mel oluşturmak üzere, nüfusu ve yüzölçümü ile büyük bir iç paza rımız, yeterli bir hizmet ağımız ve Ar Ge dahil gelişmiş bir iletişim sa nayimiz bulunmaktadır. Sayılan avantajların ışığında, bilgi tekno lojileri sektörünü geliştirmeyi içeren bir geçiş süreci planlanmalıdır. Te lekomünikasyon sektöründen başla yacak bir teknolojik yenilik aynı zamanda yazılım ve elektronik devre elemanları sektörleri için güçlü bir pazar talebi yaratacak düzeyde olacaktır. Sonuçta, ulusal teleko münikasyon sanayimize verilecek devlet desteği, enformasyon tekno lojilerinin tümünde önce iç sonra da dış pazarda, yeni tasarım ve ürün ba zında rekabet gücüne dönüşecektir.
Ç^ 1967 yılında teleko
«*\ ^ T ^ W<^ münikasvon sektö
\V**
' rüniin, montaj sa
nayii yerine ulusal
teknoloji üreten stratejik sektör ola
rak kabul edilmesi üzerine kumlan
PTT Araştırma Laboratuvarı (PTT
ARLA)dan doğmuştur. 1983 yılın
da anonim şirket olarak başlayan Teletaş hisselerinin önce % 19 olan yabancı ortak (ITT BTM) payı. dö nemin başbakanının ısrarı ile %39"a çıkarılmıştır. 1987 yılında Fransız Alcatel firması ITT'yi satın alınca Tcletaş'a da ortak olmuş oldu. Daha sonra PTT'nin %4() olan hissesi özelleştirme gayesi ile Toplu Konut ve Kamu Ortaklığı Fonu İdaresi "ne devredildi ve bunun % 22" si 1987'de halka satıldı. Geri kalan %18'lik payın tüm uyarılara rağmen 1993 yılında Kamu Ortaklığı İdare tarafından blok satışı onaylanınca, bu payı ve yerli ortakların hisselerini ele geçiren Alcatel. kendi payını %65'e çıkararak firmaya egemen oldu. "Başarılı olan kamu kuruluş larının özelleştirilmelerinin önceli ği" kuralını, sektörün özgün koşul ları dikkate alınmadan izleyen poli tikalar. PTT ARLA'nın kumcusu. Teletaş Genel Müdürü ve Yönetim Kumlu Başkanı Dr. Fikret Yücel"in 1994 yılında firmadan ayrılmasın dan iki ay sonra Teletaş'ın iflası ile noktalandı.
Teletaş;
• Özgün Ar Ge çalışmaları sonucu ileri teknoloji pek çok ürün geliştirmiş.
• PTT siparişleri sayesinde ülkenin başta gelen imalat çıları arasına girmiş.
• İç pazarda yapıcı bir rekabetin doğmasına neden olmuş.
85 .194 EI.KKTRİK
MÜHENDİSLİĞİ
• Başka ülkelere lisans ve santral satabilecek rekabet gücüne erişmişti.
Dikkat edilmesi gereken kritik nok ta, devletin hem Ar Ge destekçisi, hem de iyi bir müşteri gibi dav randığı dönemde, pazar kurallarına göre yarışan bir kuruluşun enfor masyon teknolojilerini ulusal sana yiye kazandıracak yetkinliğe ulaş masıdır. Diğer bir nokta, bu başa rının ülkemizdeki beyin gücü ile sağlamasıdır.
Teletaş yönetiminin Alcatel'e geçmesi ile, yabancı ortak iç pazar ve yeni açılan Asya pazarında firmayı köstekleyen tutum içine girdi, bu arada firmanın Ar Ge et kinliği amacından saptırıldı. Tele komünikasyon altyapımızı kurmakta birinci derecede katkı vermiş olan yerli sanayi kuruluşu, tuhaf bir bi çimde bizzat devlet tarafından ulus lararası devletin haksız rekabetine terk edilmişti. Eğer böyle sürerse, ulusal sanayi adım adını iç pazardan dışlanacak demektir. Özelleştirme söylemi, uluslararası firmalarının politikalarını dengeleyerek adil bir işbirliğini sağlayacak ulusal politi kalar yerine enformasyon teknoloji lerini tamamen yabancılara (erkeden bir politikasızlık tercihine dönüş mektedir. Bu politikasızlık politikası ile, bu kez korkarız Türk Telekom A.Ş."nin telekomünikasyon birimi yabancı tekellerin denetimine gire cektir. İç pazarın tümüyle ulusal de netiminden çıkması, önceden belirt tiğimiz gibi, enformasyon teknoloji lerinden yalnız kullanıcı olarak ya rarlanmayı öneren tarafın tartışmayı kazanmasıdır. Asıl bu durumda tu tarlı ulusal teknoloji politikaları ile yabancı ortaklardan sağlanan tekno loji transferi tehlikeye girmektedir. Zaten pazar sıkıntısı çeken ulusla rarası firmaların, kendilerine yerli rakip yaratma riskine katlanmaları, zorlayıcı hükümler olmadan olası değildir. Çünkü, telekomünikasyon sektöründe çalışan uluslararası dev
ler için az gelişmiş ülke pazarının temel çekiciliği, bu pazarın kendi pazarlarının tersine yerli Firmalarca kapatılmamış olmasıdır. Büyük Ar Ge yatırımı yapmış bulunan devler için az gelişmiş ülke pazarına egemen olmak yaşamsal önemdedir.
Hangi Ar Ge ?
Yabancı sermaye ile teknoloji kavramlarını ayırmak üzere;
• Yeni sanayileşen ülkelerinin, teknoloji transferine ek olarak teknoloji, yeteneklerini Ar Ge ile geliştirdiklerini ve bu yol dan yerli üretime geçtiklerini,
• Yabancı sermaye sayesinde yeni teknolojilerin kendiliğin den kazanılacağı yolunda bir kural bulunmadığım vurgulamak isteriz. Enformasyon teknolojileri ürünlerinin üretimi Ar Ge desteği olmadan verimliliğini sürdüremez, Bu yüzden ulusal bilim ve teknoloji politikaları Ar Ge ça lışmasına ve teknolojik yenilenmeye büyük özen göstermektedir. Ancak,
bu özen ile çok ucu/lamış olan yerli araştırmacı beyin gücünün yabancı bir firma tarafından kiralanıp kul lanılması arasındaki farkı çok iyi kavramak gerekir. Yabancı firmalar herhangi bir kısıtlama olmaksızın yerli firmaların kontrolüne sahip oldukları takdirde, tamamı dışarıda tasarlanan üretime ait bazı özel araş tırma kalemlerinin ülkemizde yapı lıyor olması ve bundan az bir gelirin sağlanması, olsa olsa fason araştır ma olarak değerlendirilebilir. Ülke mizde yer alıyor olsa bile. böyle bir araştırına biriminin yerli sanayimize ne zihin, ne de ürün bazında ciddi bir katkısı beklenmemelidir.
SONUÇ
Bir teknoloji politikasında yeralan ilkelerin altını dolduracak strateji leri için yeterli birikim ve uzman kadrolar ülkemizde vardır. Ulusal beyin gücünü kullanmaya niyetli politikalar oluşturduğu takdirde, konunun uzmanları enformasyon teknolojisi planı için görev iılınva hazırdırlar.
86 394 ELEKTRİK MÜHENDİSLİĞİ