Elektrik Mühendisliği · Sayı 358 · Ağustos 1988

ODA'DAN HABERLER

Oda ve TMMOB örgütsel yaşamı Oda duyurusu / kurumsal

Yıl
1988
Sayfa
3
Okuma süresi
7 dk
Görüntülenme
0

Konu

Oda ve TMMOB örgütsel yaşamı

İlgili: Mühendislik mesleği, meslek hakları ve istihdam, Toplum, demokrasi ve emek

Anahtar kelimeler

  • TMMOB Danışma Kurulu
  • yerel yönetim
  • kömür zammı
  • katsayı artışı
  • Teoman Alptürk
  • Emin İplikçi

Özet

EMO'nun oda haberleri köşesinde TMMOB Danışma Kurulu'nun yerel yönetimler toplantısı, vefat eden üyelerin duyuruları, İstanbul'da yapılacak bir sempozyum çağrısı ve TMMOB Başkanı Teoman Alptürk'ün kömür zamları ile memur maaş katsayısına ilişkin basın açıklamaları aktarılmaktadır.

Tam metin

Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.

TMMOB DANIŞMA KURUL TOPLANTISI... Türkiye'nin çeşitli illerinden 100'e yakın Oda yöneticisinin katıldığı ve gündem maddesinin "NASIL BİR Y EREL Y ÖNETİM DÜZENİ" diye belirlendiği toplantı 8.10.1988 günü EMO lokalinde yapıldı.

Y aklaşan yerel seçimler öncesinde TMMOB; örgütümüz ve üyelerimizi yerel yönetim uygulamalarının izlenmesi ve denetlenmesinde herzaman olduğu gibi halkımızın yanında ve hizmetinde tutma kararındadır.

Toplantı sonucunda hazırlanan genel bir değerlendirme yazısını sizlere sunuyoruz...

Y İTİRDİKLERİMİZ...

Elektrik Mühendisleri Odası'nın 1 no'lu kurucu üyesi ve

ilk iki dönemdeki başkanı Emin İPLİKÇİyi 20 Eylül günü

yitirdik. Y akın çağ mühendislik geçmişimizin ilginç

isimlerinden olan Emin İPLlKÇlye dergimizin 1986/6. 7.

sayısında bir söyleşi yapmıştık. 85 yaşında yitirdiğimiz Emin tPLİKÇİ'nin yakınlarına ve üyelerimize başsağlığı

Ahmet DOĞRUSOY

M. Nehas AY TAÇ

diliyoruz.

11270 sicil no'lu üyemiz Ahmet DOĞRUSOY ve 3633. sicil no'lu üyemiz M. Nehas AY TAÇ'ı kalp rahatsızlıkları nedeniyle yitirdik. 1972 yılında İTÜ'den mezun olan M. Nehas AY TAÇ ile 1982 yılında Boğaziçi Üniversitesini bitiren Ahmet DOĞRUSOY 'un ailelerine ve dostlarına başsağlığı diliyoruz.

DUY URU...

EMO İstanbul Şubesi ve İTÜ, "Uydu Y ayın Sistemleri ve Kablo Anten TV Sistemleri" konulu bir sempozyum yapma hazırlığına başladılar. Bildiri sunmak isteyenlerin en kısa sürede, İstanbul EMO Y ayın Komisyonundan Selçuk ESEN'le ilişkiye geçmeleri önemli rica olunur.

TMMOB BAŞKANI TEOMAN ALPTÜRK:

"ANKARALILARIN SAĞLIĞI İLE OY NANMAMALIDIR»»»

DEDİ.

Ankara Büyükşehir Belediyesince "ithal kömüre yapılan zamlarla Ankaralıların bu kış da soğuklarla başbaşa kalacağı

açıklanmıştır. Devletin sübvanse ettiği ve maliyetinin altında satıldığı öne sürülen "ithal kömürün" tonu 112.000. TLye çıkarılmış ve

dolara bağlı olarak bu zamların devam edeceği açıklanmıştır. Ankaralıların büyük çoğunluğu henüz yakacak odun ve kömürünü alamamıştır. Çalışanların ücretleri "ithal kömür fiyatı gibi dolara bağlı anmamaktadır. Giderek yapılan zamlarla ücretli çalışanların yakacak kömürünü alabilmesi de mümkün olmayacak ve Ankaralılar bu kışı da üşüyerek geçirecektir.

Büyükşehir Belediyesi "ithal kömürü" maliyetinin altında (?) 112.000. TL (KDV dahil) satarken, TKİ Tavşanlı Kömürleri

Lavvar çıkışı 36.00 TL (KDV Dahil) ve Zonguldak teshin taşkömürü 67.000. TL (KDV dahil) satılmaktadır. TKİ Tavşanlı kömürünün Ankara'ya sokulmaması, ithal kömürün yüksek fiyatla halka satılması Ankaralılara ıstırap

çektirmekten başka bir işe yaramamaktadır. Büyükşehir Belediyesi "ithal kömürü" hangi gayretlerle bu fiyata malettiğini belgeleri ile basına ve kamuoyuna

açıklamalıdır. Halkın sağlığı ile oynamamak için Büyükşehir Belediyesi Ankaralılara düşük fiyatlı kömür satışını sağlamalı aksi takdirde "ithal kömür" fiyatını 60.0Q0. TL'ye indirmelidir.

TMMOB BAŞKANI TEOMAN ALPTÜRK'ÜN BASIN AÇIKLAMASI

ıaıo.1»»

TMMOB Başkanı Teoman Alptürk: "Artık enflasyonun faturasının ücretlilere çıkarılmasına son verilmelidir. Ücretli kesime uygun görülen yaşam standardı ilgililerce resmen açıklanmalıdır. Biz, TMMOB olarak bu konuda televizyonda, kamuoyu önünde başbakan ve maliye bakanını tartışmaya çağırıyoruz." dedi.

Maliye Bakanlığınca memur maaşlarına uygulanacak katsayının dün 122 olarak belirlendiği, yakacak yardımına sağlanan artışın da 16.000. TL/ay olacağı açıklandı. Ayrıca yan ödeme katsayısının 41'e yükseltildiği belirtildi.

Konu ile ilgili açıklamadan, katsayı ve öteki ek ödemelerin artış oranlarının, 88 yılı % 80'lerde seyreden enflasyonun 89 yılında % 49'a düşeceği varsayımına dayanılarak belirlendiği anlaşılmaktadır.

Açıklanan artışlar sonucunda ülkedeki ekonomik çıkmazın yükünün yine maaşlı ve ücretli olarak çalışan sabit ve dar gelirlilere yüklendiği anlaşılmaktadır.

Her yıl tekrarlana gelen bu senaryoda, hayali bir enflasyon rakamı saptanıp, maaşlar buna göre ayarlanmaktadır. 1988 yılı içerisinde % 4O'lı bir enflasyon değeri baz alınarak buna göre maaşlar ve ücretler saptanmıştır. Bugün enflasyon % 80'lerde dolaşmaktadır Yani ücretli çalışanların gelirleri 1988'de de önemli ölçüde aşınmıştır.

Eğer ücretler mutlaka enflasyona göre saptanacak ise bir yıl öncesi mutlaka gözönüne alınmalıdır. Şu anda kamu çalışanları devletten alacaklı durumdadırlar. Çünkü enflasyon hep öngörülenden daha yukarıda gerçekleşmektedir. 1988'de de, önceki yıllarda da bu durum yaşanmıştır. Ancak, bunda şaşılacak bir durum yoktur. Çünkü, uygulanmakta olan ekonomi politikasının çalışanların giderek daha da yoksullaşmasını adeta hedeflemiş gibi olan niteliği, bir kez daha gözler önüne serilmiş olmaktadır.

Aslında katsayı artışları, emeğiyle geçinenlerin, dar ve sabit gelirlilerin geçim koşullarının düzelmesini sağlayamaz. Çünkü maaş ve ücretlerle ilgili göstergeler güncelliğini yitirmiş, çok küçülmüştür.

Katsayı artışı yerine kamu çalışanlarının maaş ve ücretlerine yeni bir düzenleme getirilmelidir! Maaş ve ücretler yeniden değerlendirmeye tabi tutularak, günün ekonomik gösterge ve koşullarına göre baştan saptanmalıdır.

Başbakanlık Y üksek Denetleme Kurulu Raporunda dahi personel giderlerinin devamlı azalma gösterdiği, uygun bir istihdam politikasının izlenmediği, emeğin bedeli olan ücretin, işin gereğine ve ekonomik göstergelere göre tespit edilmediği belirtilmektedir. (1986 Kamu iktisadi Teşebbüsleri Genel Raporu, sayfa: 33, Yayım Tarihi: Ağustos 1988)

Dünya Bankası Raporunun 71. sayfasında da reel ücretlerin 1977 1987 döneminde % 50 (1980 1987 döneminde % 30) oranında azaldığı belirtilmektedir. Ve reel ücretlerin daha fazla geriletilmesinin y a nlış olacağı vurgulanmaktadır. (Dünya Bankası Raporu Sayfa: 71)

Aslında Sayın Başbakan Ağustos ayında yaptığı açıklamada enflasyon konusunda başarılı olamadıklarını bizzat kendisi açıklamıştır. Ama bugün bu bilgiler ışığında Sayın Başbakan ücretlilerden fedakarlık bekliyorsa, bunun adı haksızlıktır. Ekonominin açıklarını kapatmak konusunda da ücretli kesim kendisine düşenin fazlasını yapmıştır. ARTIK ENFLASYONUN FATURASININ ÜCRETLİLERE ÇIKARILMASINA SON VERİLMELİDİR.

ÜCRETLİ KESİME UYGUN GÖRÜLEN YAŞAM STANDARDI İLGİLİLERCE RESMEN AÇIKLANMALIDIR. BİZ TMMOB OLARAK BU KONUDA TELEVİZYONDA. KAMUOYU ÖNÜNDE BAŞBAKAN VE MALİYE BAKANINI TARTIŞMAYA ÇAĞIRIYORUZ.

Bugün 4 kişilik bir ailenin aylık mutfak masrafının 250.000. TL'dan aşağı olması mümkün değildir.Gecekonduların bile aylık kiraları 100.000. TL'dan başlamaktadır. Taşıt, yakıt, giyim, eğitim vb. gereksinimlerin artan fiyatlar karşısında ne kadar olacağını bulmayı ilgililere bırakıyoruz.

Geçen yıl Ankara'da tonu 45.000. TL olan kömür bugün 120.000. TL'na, odun 125.000. TL'na çıkmıştır. Aradaki farkı yakacak yardımına getirilen 16.000. TL'lık artışın karşılayabileceğini düşünmek olsa olsa hayalciliktir.

Yalnızca Eylül ve Ekim 1988 aylarında tüketim maddelerine yapılan zamların bile getirilmekte olan ücret artışlarıyla karşılanması mümkün değildir.

Mühendislik Mimarlık faaliyetlerine ayrılan kaynak ve önem azalmış, sanayileşme nerdeyse durma noktasına g îlmiştir. Türkiye ekonomisini yönlendirici öneme sahip kamu sektöründeki daralma, istihdam boyutundan başlayarak ücretlere kadar uzanan bir etki göstermektedir. İzlenen bu ekonomi politikaları sonucunda kemer sıkmak hep ücretli çalışanlara düşmektedir. Artık kemerde sıkılacak yer kalmamıştır. Bunun yükünü her kesim paylaşmalıdır.

İkide birde faiz oranlarıyla oynanması yerine, sanayileşme ve üretimi arttırmaya yönelik gerekli önlemlerin alınmasının olumlu etki yapacağına hiç kuşku yoktur.

ELEKTRİK

MÜHENDİSLİĞİ

TMMOB DANIŞMA KURULUNDAN...

"Yerel seçimler öncesinde yerel yönetimlerin yapılanı»! ve İşleyişi üzerine sorunlar, görevler ve öneriler aşağıdaki çerçevede belirlenmiştir:

Türkiye büyük olasılıkla Mart 19$9'da yeni yerel seçimlerin yapılmasını bekliyor. Bu bekleyişin İçinde siyasal partiler ve yerel yönetici adayları kadar TMMOB'd a kendisine düşen görevi yerine getirme çabası İçinde olacaktır.

Ülkemizin ekonomik ve toplumsal alanda çeşitli boyutlarda yaşamakta olduğu bunalımlar İle bunları İzleyen değişim ve dönüşüm süreçlerinin yerel yönetim alanında da etkilerini göstermesi kaçınılmazdır. Bugün kentlerde yaşayanların, nüfusun çoğunluğunu oluşturması kentlilerin siyasal İlişkiler bütünü İçindeki rolünü ve önemini de büyük ölçüde artırmıştır. Son yıllardaki politikalar ve yaşanan süreç çeşitli halk kesimlerinin ve politik çevrelerin bu alana İlgisini yoğunlaştırmıştır. Bu nedenle böyle bir dönemde TMMOB tarafından yerel yönetimler üzerine söylenecek her söz, yapılacak her davranış, geçmişte olduğundan daha fazla sonuç getirici olacak ve uygulanabilme şansı bulabilecektir.

Yeni dönem Yerel Yönetim pratiğinin ve çerçevesinin miras olarak devralacağı 1984 sonrası belediyecilik uygulamaları kısaca şöyle tanımlanabilir:

— Yerel yönetimlerin gelir kaynakları (esas olarak genel bütçeden aktarmalar yoluyla) yükseltilmiştir.

— Bu dönemde demokratikleşme adı altında merkezi yetkiler yerel yönetimlere, aslında belediye başkanlarına devredilmiştir,

— Metropoliten kent ve yönetiminde yeni bir deney olan büyükşehlr belediyeleri uygulaması getirilmiştir,

1970'lerde başlayan "demokratik belediyecilik" tartışmalarının temel hedeflerini de anımsatan bu konuların, demokratik ve katılımcı yerel yönetim anlayışına uygun olarak gerçekleşmesini sağlayacak;

— Halkın teknik bilgilenmesi,

— Halkın örgütlü katılımı,

— Halkın denetimi,

— Etkinlik ve verimlilik kaygıları olmaksızın olumlu sonuçlara ulaşması şaşırtıcı olurdu.

Halkın denetiminin oluşturulmadığı, merkezi denetimin de en aza İndirildiği bu dönemde, hesapsız kitapsız harcamaları, İrrasyonel uygulamaları İle gündeme gelen, öncelik sıralaması yapılmamış, plan çerçevesinde ele alınmamış büyük yatırım ve altyapı projeleri,

— Yeterli teknik kadrolar oluşturulmadan (var olanlarda yok edilerek),

— Eşgüdüm sağlanmadan,

— Aşırı dış borçlanmalara gidilerek birer vurgun ve İsraf uygulamalarına dönüştürülmüştür.

Üstelik (çoğu gereksiz olan) harcamaları büyüklüğü birer başarı ölçütü gibi halka sunulabllmlş, bu alanda İlgili diğer kurum ve kuruluşlar halkın bilgilendirilmesini sağlayamamışlardır.

Kentsel hizmetler birer kamu harcaması olarak düşünülmemiş, kazanç sağlayacak yatırımlar olarak ele alınmış, özelleştirme ve benzeri uygulamalarla, hizmetlerin pahalılaşması ve bunun yükünün gelir farklılıkları düşünülmeden tüm halka paylaştırılması yolu tutulmuştur. Kentlerin çeşitli bölgeleri arasında hizmet farklılığı konusundaki açık kapatılmak yerine gittikçe açılmıştır.

İmar planlan, ve uygulamaları, kentsel topraklardan elde edilebilecek rantları ehçoklaştırma aracı olarak kullanılmış, uzmanların ve halkın İstem ve bilgileri dışında yapılmıştır.

Böylesi bir yerel yönetim pratiğinin geçmişte bıraktığımız şu günlerde gelecek dönemin yerel yönetimleri için nasıl bir çerçeve oluşturulması sorusu aşağıdaki ana ilkeler üzerine kurulabilir.

— Halkın; örgütlü olarak karar verme mekanizmalarında yaratabildiği, katılım ve denetime açık örgütlenme biçimine sahip bir yerel yönetim,

— Halka sunulacak hizmetlerin, halkın onayından geçtiği bir yerel yönetim,

— Açıklık ve saydamlığı İlke edinmiş bir yerel yönetim,

— Halkı bilgilendirme ve bilinçlendirme görevini doğrudan üstlenen bir yerel yönetim,

— Görevlerini yerine getirmeyen ya da kötüye kullanan yerel yöneticilerin belde halkının İstemi çerçevesinde demokratik hukuk kuralları İçinde görevden alınmasını sağlayaycak mekanizmaların oluşturulduğu bir yerel yönetim.

Karar alma ve uygulama süreçlerine halkın doğrudan katılımı ve halkın doğrudan denetimi (apartman yönetiminden metropoliten belediyelere kadar uzanan bir ilişkiler bütünü olarak) örgütlü bir yapılanma içerisinde sağlanmalıdır. — TMMOB ve organları bu süreçte halkın referans alabileceği ikincil örgütler olarak yer alarak halkın bilgilendirilme kanallarından biri olacaktır. TMMOB Danışma Kurulunu oluşturan TMMOB'nln mevcut bütün yöneticileri TMMOB'nln Yerel Yönetimlerde halkın hizmetinde olması ana fikrini bütünüyle benimsemiş ve bunu vurgulamıştır. Ayrıca Yönetim kurulunca hazırlanan "TMMOB Yerel Yönetimlerde Halkın Hizmetinde" program taslağının ivedilikle hayata geçirilmesini kararlaştırmıştır.