Elektrik Mühendisliği · Sayı 357 · Temmuz 1988
TEK DOSYASI
Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme Görüş ve değerlendirme
- Yıl
- 1988
- Sayfa
- 2
- Okuma süresi
- 7 dk
- Görüntülenme
- 0
Konu
Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme
İlgili: Elektrik üretimi ve santraller, Oda ve TMMOB örgütsel yaşamı
Anahtar kelimeler
- TEK
- elektrik zamları
- EMO İzmir Şubesi
- Remzi Yücebaş
- reorganizasyon
- elektrik tarifesi
Özet
EMO İzmir Şubesi, TEK Genel Müdürü Remzi Yücebaş döneminde yapılan reorganizasyon, rotasyon uygulamaları ve personel üzerindeki baskıları eleştirirken, TEK'in kuruluşundan bu yana kaydettiği elektrifikasyon başarılarını ve elektrik fiyatlarına yapılan sürekli zamları verilerle değerlendiriyor. Yazı, elektriğin temel mal sayılarak sübvanse edilmesi ve kurumun rantabl işletilmesi gerektiği sonucuna varıyor.
Tam metin
Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.
EMO İzmir Şubesi 24 Ocak 1980'de alınan ekonomik kararların günümüze kadar acıma sız bir şekilde uygulanması sonucu diğer KİTler gibi TEK'de toplumun tepkisini çeken kurumların başında yer almaktadır. Birincisi elektriğin satış fiyatına sürekli yapılan zamlarla halkı ödeme sıkıntısı içine düşüren bir kuruluş kimliğirie girerken, diğer ta raftan ise Genel Müdür Sayın Rem zi Yücebaş tarafından yapılan reor ganizasyon çalışmaları, rotasyon dedikoduları ve farklı uygulanan yan ödeme ve özel hizmet tazmi natları ile tüm TEK çalışanları baskı altında tutan bir kuruluş niteliği almıştır. TEK'in bu iki yönünü yine TEKten bir yetkili, "içi bizi dışı başkasını yakar" özdeyişiyle TEK'in bugünkü halini ortaya koy maktadır. Yapılan reorganizasyonda 27 daire başkaolığmın 9'a indirildiği, bazı kişilerin menfaat damarlarının kesil diği gururla belirtilmiştir. Ancak 9'a indirilen daire başkanlıklarının bir kısmının daire başkanının 9 aydır belirlenmemesi reorganizasyon çalışmalarının nedenli başarılı oldu ğunu göstermektedir (!) Diğer taraf tan menfaat damarları kesilen bazı kişilerle ilgili olarak açıklama yapıl mamıştır. Bu nedenle Şubemiz Başkanı Mesut Ulutaş "Kurumda çalışanların zan altında bırakılma ması, varsa menfaat damarları ke silen kişiler için öncelikle müfettiş incelemesi yoluyla gereken işlemin yapılmasının zorunlu olduğunu" be lirtmiştir. Mesut Ulutaş'ın bu çağrısı sayın Genel Müdürün tepkisini çekmiş olmalı ki, Şube Başkanımı zın müfettişler tarafından ifadesi alınmıştır.
Sayın Remzi Yücebaş'ın TEK Genel Müdürü olması ile geçen 15 aylık sürede; 1 Genel Müdür Yardımcılarının yet kisi elinden alınmış, 2 Reorganizasyon çalışması ile
yıllarca kuruma hizmet vermiş ele manların nedensiz olarak kurumdan ilişkileri kesilmiş, 3 Rotasyon dedikoduları ile tüm çalışanlar strese sokularak huzur suz edilmiş, 4 Ankara'da her türlü iş makinaları nın onarımı ve bakımını yapan mer kez atölye, Akköprü ve Adapazarı atölyelerinde işler durma noktasına gelmiş, 5 Tasarruf önlemleri alınıyor diye, çalışan personelin fazla mesaileri nin kesilmesi, böylece zâten düşük ücretle çalışan personel geçim der dine düşürülmüş, 6 Yan ödeme ve özel hizmet tazmi natlarının farklı uygulaması teknik elemanlar arasında ayrıcalık yarat mış, 7 Yine tasarruf gerekçesiyle yeni devreye girecek santrallar ve trafo merkezleri için eleman alınmamış, 8 Henüz ne olduğu anlaşılamayan ve hiç bir yerde uygulaması olmay an "Yap Işlet Devret" modeli uygu lanacak diye bir çok tesisin ihalesi sürekli ertelenmiştir. Biçiminde yapılan tasarruflar 70 bine yaklaşan personeliyle TEK'te iş verimini tamamen düşürmüş ve sürdürülmekte olan yönetim biçi miyle de büyük bir sümüklü böcek gibi oldukça ağır hareket eden bir kuruluş haline gelmiştir. Geleceğin ne olacağı da bilinmemektedir.
TEK BUGÜNE KADAR NELER YAPTI?
TEK, 1970 yılında 1312 sayılı yasa ile kurulduğunda Türkiye'nin ulusal elektrik sistemi diye bir şey yoktu. Daha doğrusu, Türkiye haritasını önünüze aldığınızda, haritayı bom boş olarak görürdünüz. Başka bir deyişle; 1970 yılında henüz yapılmamış olan 380 KV enerji iletim hatları 1986 sonunda 5702 Km.'ye 1970 yılında 4657 km. olan 154 kV enerji iletim hatları 1986 sonunda 18653 Km.ye.
1970 yılında 37092 km. olan 34,5 kV enerji iletim hatları 1986 sonunda 106592 km.ye, 1970 yılında 762 olan elektrikli köy sayısı 1986 sonunda 33885'e, 1970 yılında 8625 milyar kilovatsaat olan elektrik üretimi 1986 sonunda 40471 milyar kilovatsaat'e,
1970 yılında yüzde 51 olan elektrik ten faydalanan nüfus oranı 1986 sonunda yüzde 93'e, 1970 yılında 244 kilovatsaat olan kişi başına üretim 1985 sonunda 738 kilovatsaat'e çıkmıştır. Bu rakamları daha uzatmak müm kündür. Şunu söylemek istiyoruz: TEK kurulduğu 1970 yılından günü müze dek mühendisi ve işçisiyle tüm TEK çalışanları gerçekten iyi çalışmış ve ulusal elektrik sistemi nin oluşmasını sağlamıştır. Buna rağmen Avrupa ülkeleri ile karşılaştırdığımızda Türkiye kişi başına elektrik üretiminde sonuncu gelmektedir. Bu koşullarda bile, bugün bilerek veya bilmeyerek TEK tam bir çıkmazın içine sürüklen mektedir. Bunun faturası ise gele cek yıllarda ödenmek üzere toplum önüne konulacaktır.
TEK'İN BİTMEY EN ÖRGÜTLENMESİ
TEK'in yönetimi genel müdürün başkanlık ettiği 4 kişilik yönetim kurulu ile 5 genel müdür yardımcısı tarafından yapılmaktadır. Genel Müdür Yardımcılıklarına bağlı daire başkanlıkları ve bu daire başkanlık larına bağlı taşra kuruluşları ile çalışmalarına başlayan TEK, 1980 öncesi yapılan örgütlenme çalışma ları "Baş Müdürlük" örgütlenmesi ile Genel Müdür Gültekin Türkoğlu za manında uygulanmaya konulmuşsa da ölü doğmuş çocuk gibi uygulama başarısız olmuştur. 1982 yılında elektrik dağıtım hiz metlerini tek elde toplanmasını te min etmek üzere TEK yasasında değişiklik yapılarak belediye, köy birlikleri ve tüzel kişiliklerine ait te
2i2
sislerin TEK'e devri gerçekleşmiş tir. Bu gelişme, EMO'nun 1960'lar dan beri savunduğu, "elektrik hiz metlerinin tek elde toplanması" yönünden yararlı görülmüş ise de aynı yasa da özel kesime santral kurma yetkisinin verilmesi ise elektriğin üretim, iletim, dağıtım ve ticaretinde yasayı çıkaranların bu konuda sağlıksız bir görüşe sahip olduklarını kanıtlamaktadır. Belediyeler bünyesinde bulunan elektrik hizmetinde çalışan perso nel, araç ve gereçler TEK'in köy elektrifftasyonu bölge müdürlükle rine aktarılarak elektrik dağıtım mü essese müdürlükleri oluşturulmuş tur. Bu müessese müdürlüklerinin yönetimi de köy elektrifikasyonu müdürlüklerine verilmiştir. Köy elektriklendirilmesi ile zaten politi kanın içinde bulunan kurumun bu bölümü elektrik dağıtım müessese leriyle iyice politikanın içine yerleş miştir.
Müessese müdürlükleri bir taraftan sırtlarını politikaya dayarken, diğer taraftan tüketilen enerjinin bedelle rini topladığı için, yani elinde önemli miktarda para bulunduğu için, ku rum içinde en güçlü ünite haline gel mişlerdir. Bunun sonucu müessese müdürlükleri ön plana geçmiştir. Kamuoyunda tanınmayan ancak, müessese müdürlüklerden daha önemli işler yapan müdürlükler dışlanmışlardır. Müessese müdürle ri, "Her şeyi bilir ve yapar" hava larıyla diğer müdürlüklerin işine karışmakta ve kurum içinde sürtüş melere neden olmaktadırlar. Bunun yanında küçük çapta alt kademedeki memurların yolsuzluk ları haricinde, içinde bulunduğumuz koşulların sonucu müessese mü dürlüklerinide ciddi bir denetleme yapılmamaktadır. Müfettiş raporları gereği kurumla ilişki kesilmesi ge reken yetkililerin yerleri değiştiri lerek sorunu çözmeye çalışmak tadırlar (I).
ELEKTRİĞE ZAM ÇÖZÜM MÜ? İşte bu durumdaki TEK bir taraftan belediyelerden ve diğer taraftan kamu kuruluşlarından 400 milyara varan alacağını tahsil edemezken, elektriğin en ucuz üretildiği Keban,
Karakaya, Oymapınar gibi hidroe lektrik santralların gelirini de satmış bulunmaktadır. Bunun sonucu finansman sıkıntıcı içine düşen TEK'te yatırımları gerçekleştirmek için elektrik fiyatlarına zam yapma yoluna gitmektedir. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı sayın Fahrettin Kurt, "TEK kamu kesiminden ala cağını tahsil edemezse zam yapa cağız" demektedir. Diğer taraftan TEKlen 500 milyar alacağı olan 9 banka, borcunu ödeyemeyen TEKlen yüzde 70 faiz talep etmektedir (1). Sonuç olarak gerek TEK'in tahsil edemediği alacakları ve gerekse bankalara olan borçlarının faizinin bedeli yapılan zamlarla halka ödet tirilmektedir.
Gerçekten de, elektrik fiyatlarına yapılan zamlarla 1980 yılında 140 kuruş olan 1 kilovatsaatın bedeli 1988 yılında 46 liraya çıkmıştır. Ge riye dönüp bakarsak 1980'de, 1, 1981'de 3, 1982'de 4, 1983'de 2, 1984'de 6, 19851e 4, 1986'da 2, 1987'de 2 ve 1988'de 1 kez olmak üzere toplam 25 kez elektriğin fi yatına değişik oranda zam yapıl mıştır. 1980 1986 yılları arasında yapılan zamları diğer ülkelerle karşılaştıra lım:
W OCED ukden JAPONYA ABD TÜRKİYE
TABLO 1
HM İMİ İMZ 1MS 1*M 1*5 H M
100 106.7 110,4 110.6 10,3 111,2 112,0 100 109,0 I0S.8 110.3 106,3 1078 110.8 100 105.6 114,6 113.6 113.6 114 « 114,2 100 169,0 221.0 287,3 507,01128,31363i
Tablo 1'den görüldüğü gibi, diğer ülkelerde çok küçük artışlar olurk en, örneğin 1980 1986 arasına yüz de 10 artış olurken, Türkiye'de yüz de1300 oranında artış olmuştur. Sürekli söylenen şey elektrik fiyat larının Türkiye'de ucuz olduğu şeklindedir. Oysa dünyadaki elek trik fiyatlarına bakarsak, Türkiye' deki fiyatların Kanada, Avustural ya, İsveç, Hollanda, ABD ve Fran sa'da pahalı, İngiltere, Belçika ve İtalya ile aynı olduğu ve sadece Al manya'da ucuz olduğu saptanmak tadır (3). Bunun yanında, İngiltere ve Alman ya'da çeşitli işkollarında çalışanla rın ücretlerini Türkiye ile karşılaştı ralım (4).
Tekstil işleri Metalikleri Kimya işleri Belediye İşleri Gıda İşleri Maden işleri Banka çalışanları
TABLO 2 TÜRKİYE İNGİLTERE ALMANYA 73.879 1045.000 1.200.000
120.133 1.521.000 1.507.0O0 96.363. 732.000 1221000 6 0 . 3 8 3 1.086.000. 1.60O.0O0. 95.721 654.000 1.483.000 92.509 1.498.000 1.625.000 124.200 1.153.000 1.828.000
Tablo 2'yi inceleyip elektrik fiyatları ile birlikte bir değerlendirme yapa cak olursak bir sonuca varırız. Türk toplumu elektriği pahalı tüket mekte, fakat çok az kazanmak tadır. Ekonomi politikte bunun adına sömürü denilmektedir.
SONUÇ
Bugün elektriğin pahalı olmasının iki nedeni vardır. Birincisi, elektriğin ne olduğuna karar vermek gerekir. Daha doğrusu satışından kâr edilmelimidir? Bu soruya yanıt vermek için öncelikle elektriğin ne olduğunu saptamak gerekir. Elektrik, isteyenlerin kullanacağı, isteyenin kullanamayacağı bir mal değildir. Tersine elektrik, toplumun kullanmak zorunda olduğu ve sanayinin başlıca girdilerinden birini oluşturan temel mal niteliğindedir. Nitekim 1980 yılına kadar da böyle kabul edilmiştir. Ancak 1980 son rasında elektrik temel mal olmaktan çıkarılmış, fiyatlar serbestçe sap tanmaya başlanmıştır. Böylece geçen sürede halkın vergi verir gibi, daha fazla fatura ödemesi sonucu nu doğurmuştur. Buda sorunu çözmemiştir. Sorun zamlarla çözül seydi, TEK şu anda borçlu olmazdı. Bu nedenle yeniden elektriğin temel mal olduğu kabul edilerek bütçeden sübvansiyon sağlanarak elektrik fiyatları belli bir seviyede tutulmalı dır.
İkincisi, TEK'in bir an önce çağdaş bir çalışma düzeyine kavuşturulma sı, varolan belirsizliklerin giderilme si, politik kararlardan uzaklaşıl ması ve çalışan personelin hakkı objektif bir biçimde verilmesi zorun lu olmaktadır. Yani zam yerine ran tabıl çalışma öngörülmelidir.
KAYNAKLAR (1) 13.7.1988 Sabah Gazetesi (2) G. Türkoğlu EMO Dergisi, sayı 345, 1987/7 (3) 29.6.1988 Cumhuriyet Gazetesi (4) 15.12.1988 Milliyet Gazetesi