Elektrik Mühendisliği · Sayı 324-325-326 · Ekim-Kasım-Aralık 1985
ODA'DAN HABERLER
Oda ve TMMOB örgütsel yaşamı Haber ve etkinlik
- Yıl
- 1985
- Sayfa
- 11
- Okuma süresi
- 29 dk
- Görüntülenme
- 0
Konu
İlgili: Mühendislik mesleği, meslek hakları ve istihdam, Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme
Anahtar kelimeler
- EMO 30. Genel Kurul
- Teoman Alptürk
- sözleşmeli personel
- 3096 sayılı yasa
- TEK
- seçim sonuçları
Özet
EMO'nun 30. Olağan Genel Kurulu'nun 1986 yılı başında yapılan toplantısına, konuşmalara ve alınan kararlara ilişkin haber; yeni yönetim, denetleme ve onur kurulu üyeleri ile TMMOB delegeleri açıklanmakta, ayrıca Oda Başkanı Teoman Alptürk'ün sözleşmeli personel uygulaması ve 3096 sayılı yasa gibi konulardaki konuşması aktarılmaktadır.
Tam metin
Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.
EMO 30. GENEL KURULU
EMO 30. Olağan Genel Kurul, 22.2.1986 tari
hinde İmar İskan Bakanlığı toplantı salonlarında 29.
dönem EMO merkez yönetim kurulu başkam Sayın
Teoman ALPTüRK'ün açış konuşmasıyla çalışmala
rına başladı. Katılan delegelerin oy birliği ile aşağıda
ki Başkanlık Divanı oluşturuldu :
Divan Başkanı : Esen ERGİN
Başkan Yardımcısı : Ali İhsan ALPASLAN
Başkan Yardımcısı : Fahri KARAKOÇ
Yazmanlar
: Neşe KANGAL
Süleyman ÖZKUL
Özcan OKUMUŞ
Bahadır UÇAN
Anıtkabir'e çelenk koyacak komisyona Seyfi
KİPMEN, Birol YILMAZ ve Mümin CEYHAN oy bir
liği ile seçildiler.
Oda başkanımız Sn. Teoman ALPTÜRK, Genel
Kurul'da yapmış olduğu konuşmada özetle şu görüş lere yer verdi: Odaya kayıtlı üye sayısının 14.000 e yaklaştığını ifade eden ALPTÜRK, sözleşmeli perso nel yasası ile kamu kesiminde çalışan mühendislerin çeşitli politik kayırmalarla karşı karşıya geleceği ko nusundaki endişelerini belirtti. Enerji politikalarının belirlenmesinde merkezi üretim planlamasından uzak laştırıldığı, TEK'in işlevlerinin sınırlandırıldığını bu nun da elektrik enerjisinin niteliğinden dolayı ciddi sorunlar yaratacağını açıkladı. Gökova körfezinde ya pılacak bir dizi termik santralların planlamasında üni versite ve odaların görüşünün alınmadığını, kamuoyu nun eleştirilerinin gözardı edilmesinin yöneticilerin işine geldiğini, dışa bağımlı enerji politikası ile fiyat ları kontrol etmenin mümkün olmayacağını vurguladı.
İstanbul Şube Başkanı Sn. Ünal ERDOĞAN da yaptığı konuşmada ülkemizde kişi başına düşen elek
trik enerjisi tüketiminin Avrupa ortalamasının % 10'u kadar olduğunu ve elektrik enerjisi üretiminde dünya nın son 15 ülkesi arasında yer aldığını bu sorunun bir ulusal dava olduğunu belirtti. Elektrik enerjisi üreti minde politik nedenlerle değil, ulusal gerçeklere uy gun kararlar alınmasının ve Nükleer santrallann 2000 yılından sonrası için düşünülmesi gerektiğini açıkladı. Personel politikalarına ve teknik elemanların ücretleri konusuna daeğindikten sonra değişik ülkelerdeki tek nik elemanların ücretleri ile yapılan karşılaştırma so nucu bu sorunun gelişmişlik düzeyi ile ilgili olmadığı nı, diğer ülkelerdeki ekonomik ve sosyal hakların ül kemizde de verilmesi gerektiğini vurguladı.
Yıllarca elektromekanik sanayide hizmet etmiş bulunan Sn. Şinasi GÜÇERİ bir konuşma yaparak, elektrik enerjisinin insanlığın geleceğini belirleyen bir etmen olduğunu, 2000 yılı için DPT tarafından he deflenen 160 milyar kw saat yıllık üretimin geçmiş deneyimlere dayanarak gerçekçi olmadığını ve YAP İŞLET SAT yöntemiyle bu ölçüde ciddi bir işin üste sinden gelinemeyeceğini belirterek, ülkenin kalkınma sının ancak ulusal kaynaklara dayalı bir planlamayla oluşabileceğini ve bunun da öncülüğünün devlet tara fından yapılması gerektiğini vurguladı.
Sn. Nejat ATSAN da bir konuşma yaparak, İmalat sanayideki gelişmeleri anlattı.
30. Genel Kurul çalışmalarına Komisyonların oluşturulmasıyla devam edildi. Oluşturulan komis yonlar şunlardır:
1— Bütçe Komisyonu 2— Yönetmeliklerde Yapılacak Değişiklik
Komisyonu 3— Bildiri Komisyonu Daha sonra çalışma raporunun okunmasına ge çildi. Sn. Kaya BOZOKLAR'ın çalışma raporunun özetini sunmasından sonra, Sn. Necla AKA mali rapo ru, Sn. Hüseyin ÇİÇEK denetleme raporunu sundular. Çalışma raporu üzerinde görüşlerini bildiren Sn. Selçuk ESEN, Türkiye'nin çarpık da olsa bir sanayi leşme içerisinde olduğunu ve bu oluşumun EM O ör gütüne etkilerini belirtti. Türkiye'nin değişik yörele rindeki mühendislerle ODA merkezi arasındaki etkile şimin ve iletişimin iyi olmadığını, Genel Merkez ile Şubeler arasında diyalog ve yaptırım eksikliği bulun duğunu ve bunların aşılması gerektiğini vurguladı.
Çalışma raporu üzerinde görüşlerini belirten İz mir Şube Başkanı Sn. Mustafa KÜÇÜK, ODA çalış malarının yetersizliği ve bölgelerdeki üyelerin oda ça lışmalarına katılımının eksikliği üzerinde durdu.
Bursa Bölge Temsilcisi Sn. İsmail ZÜMBÜL, Oda'nin görevleri üzerinde durarak ulusal enerji poli tikası, üyelerin ekonomik ve demokratik haklarının korunması ve kamu kuruluşlannda sözleşmeli perso
nel çalıştırılması konusunda Oda'nın çalışmalarını yo ğunlaştırmasının zorunluluğuna değindi.
Oda Başkanı Sn. Teoman ALPTÜRK, çalışma programı üzerindeki eleştiriler üzerine görüşlerini açık ladı. Genel Kurul toplantı yönetmeliğinin "Son Söz Üyenindir" maddesi gereğince Ankara Şube delegesi Sn. Halil EKER'in konuşmasından sonra, çalışma ra porunun görüşülmesi tamamlandı. Bundan sonraki gündem maddesi gereğince, Yönetim Kurulu oylana rak aklandı.
30. Genel Kurul çalışmalarına komisyon rapor larının okunmasıyla devam etti. Bütçe komisyonu nun raporu okundu ve oylanarak kabul edildi. Tüzük ve yönetmelikler komisyonu raporu okundu. Yönet melik komisyonu beş konu üzerinde görüş sundu. Her bir madde ayrı ayrı genel kurulun onayına sunul du.
1— SMM yönetmeliği onaylandı. 2— "EMO Şube ve Bölge Temsilcilikleri Yönet menliği"nin 8. maddesindeki Genel Merkeze seçile cek delege sayısının % 3'Kik oranı binde onbeş olarak değiştirildi. 3— Adana Bölge Temsilcili'nin Adana Şube'ye dönüştürülmesi teklifi kabul edildi. 4— Bildiri komisyonunca hazırlanan bildiri okundu ve Genel Kurul'da oylanarak "Genel Kurul Açıklaması" biçiminde basına dağıtılması kararlaş tırıldı.
5— TMMOB 'nin üye kayıt ve aidatlarının yeni den düzenlenmesi isteği kabul edildi.
Yeni dönemde EMO Yönetim Kurulu, Denetle me Kurulu, Onur Kurulu, TMMOB Delege Listesi, TMMOB Yönetim Kurulu, TMMOB Yüksek Onur Ku rulu ve TMMOB Denetleme Kurulu'na önerilen liste ler okunduktan sonra Genel Kurul çalışmalarını ta mamladı.
23J2.1986 tarihinde EMO merkez binasında ya pılan seçimlerde Genel Kurul da belirtilen kurullara seçilen üyelerimiz aşağıda sunulmuştur :
YÖNETİM KURULU
ASÎL ÜYELER
1. Teoman ALPTÜRK 2. Emin KARAŞİN 3. Mesut ULUTAŞ 4. Eyüp AKPINAR 5. Ömer SAKALSIZ 6. Necati İPEK 7. Birol YILMAZ
1. Kaya BOZOKLAR 2. Mehmet DURAN 3. Kadri DURGUN 4. Turan ŞENCİL 5. Sayit HİDAYETOĞLU 6. özcan OKUMUŞ 7. Hüseyin YAVUZ
DENETLEME KURULU
ASİL ÜYELER
1. Hüseyin ÇİÇEK 2. Mümin CEYHAN 3. Bekir ÖZGİRGİN
1. ilker LÖKER 2. Metin DEMİRPOLAT 3. Rıfat ERGÜL
ONUR KURULU
AStL ÜYELER
1. Haluk TOSUN 2. Seyfi KÎPMEN 3. Bülent DAMAR 4. Güney GÖNENÇ 5. Abdullah ÇAVUŞOĞLU
1. İzzet ÖĞÜN 2. Esen ERGİN 3. Halil EKER 4. Niyazi TAŞKAN 5. İlker LÖKER
TMMOB YÖNETİM KURULU ADAYLARI
1. Teoman ALPTÜRK 2. Necati İPEK 3. Abdülkadir KAHRAMAN
TMMOB YÜKSEK ONUR KURULU ADAYI 1. Ahmet VAROL
TMMOB DENETLEME KURULU ADAYI l . ö z c a n OKUMUŞ
TMMOB VE EMO'NUN BAŞKANI SN. TEOMAN ALPTÜRK'ÜN GENEL KURULDA YAPMIŞ OLDUĞU KONUŞMA
Sayın Divan, Değerli Konuklarımız, 30. Genel Kurulumuzun Sayın Delegeleri,
Hepinizi TMMOB ve Elektrik Mühendisleri Oda sı adına saygıyla selamlarım.
Değerli delegeler, Odamızın Otuzuncu Genel Kurulunu açarken üye sayımızın 14 bine (Ondörtbin) ulaştığını söylemek ve bunun mutluluğunu yaşadığı mı ifade etmek istiyorum. Ama böylesine büyük üye kitlesi bulunan bir kurumun genel kurulunun yapıldı ğı ortamı tanımlarken mutluluğumun devam ettiğini söyleyemeyeceğim. İşsizliğin çok önemli boyutlara vardığı, enflasyonun sınırlanamadığı, sürekli olarak çalışanların aleyhine kararların alındığı, Demokrasiye ve insan haklarına saygının gereken ölçülerde olmadı ğı, çalışanlara ödenen ücretlerin azlığıyla övünüldüğü, özverinin yalnızca çalışanlardan beklendiği bir ortam da yapıyoruz Genel Kurulumuzu.
30. Genel Kurulun Sayın Delegeleri, gerek Ka muda çalışan üyelerimizin gerekse serbest olarak çalı şan üyelerimizin önemli sorunları vardır. Bunlardan bir ikisine değinmek istiyorum. Serbest çalışan üyele rimizle ilgili olarak Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlı ğı'yla ve Türkiye Elektrik Kurumu ile yaptığımız gö rüşmelerden, girişimlerden somut sonuçlar elde ede medik. Elektrik İç Tesisler Yönetmeliği ve Yetkili Elektrikçiler hakkında yönetmeliklerde üyelerimizin aleyhine olan maddeler konusunda henüz bir çözüme ulaşamadık. Çeşitli Politik baskı ve kampanyalarla proje tanımında ilginç, zorlama değişiklikler yapıla rak Teknisyenlere proje yapma yetkisi verilmiştir. Ça lışma dönemimiz boyunca değişik boyutlarda günde me gelen konu üzerinde Odamız gerekli titizliği gös termiş, konuyu ilgililere aktarmaya ve bu konudaki yanlış uygulamayı düzeltmeye çalışmıştır. Bazı adım lar atılmasına rağmen henüz tam bir çözüme ulaşıla mamıştır. Bizi bu konuda üzen nokta ise, adı geçen yönetmeliklerin hazırlanma ve uygulanma aşamaları nın Elektrik Mühendisi üyelerimizce yönlendirilmesi dir. Talebimiz, Odamız görüşünün de alınarak bu yö netmeliklerin bir an önce düzeltilmesidir.
Geçtiğimiz yü içinde gündeme gelen ve kamu kesiminde çalışan üyelerimizi ilgilendiren en önemli konu da "Sözleşmeli Personel" uygulamasıdır. Bu uygulamayla, memur olarak çalışanların bir bölümüne yüksek ücretler ödeme olanağı vardır. Ancak, eğer bu yüksek ücret ödenecek kişiler, siyasal partilerle resmi olmayan ilişkilerle bu statüye gelmiyorsa, tümüyle iş güvencesi olmayan bir konuma itilmektedirler. Yani Personel istihdamında politik ilişkiler söz konusu ola caktır. Sözleşmeli personel, memurlara sağlanan iş gü vencesine sahip değildir. Kendileriyle belirli süreli hiz met akdi imzalanmaktadır. Buna karşılık, sendikalaş ma hakkı tanınmamaktadır. Sözleşmeli personel süresi
belirli hizmet akdiyle çalışacağı için de ihbar öneli ile kıdem tazminatından yararlanamayacaktır.
Sözleşmeli personel uygulaması, kamu kesimin de bazı durumlarda taraflara yüksek ücret sağlarken, asıl büyük memur kitlesini oluşturan üyelerimiz için iş güvencesinin ve emekli ikramiyesinin (kıdem tazmi natının) ortadan kaldırıldığı anlamına gelmektedir. Gerçekte bu yolla adına sözleşmeli personel denilecek üyelerimiz, işçi kesiminin sahip olduğu kısıtlı bazı haklardan bile yoksun bırakılmaktadır.
Bu konuda Odamızın taleplerini şöyle belirt mek isterim :
1, Memur statüsünde çalıştırılan üyelerimizde sendikalaşma, toplu iş sözleşmesi ve grev hakları ta nınmalıdır,
2. Memurlara normal yasal hak olarak tanınmış olan belli iş güvencesi sözleşmeli personel statüsüne geçirilmeleri halinde kaldınlmamah, bu güvence özel ve kamu kesimindeki tüm ücretleri kapsayacak biçim de yaygınlaştırılmalıda1.
Burada hemen belirtmek isterim ki, anayasa'da kamu çalışanlarının sendikalaşma hakkını kısıtlayan hiçbir madde yoktur. Daha sonra çıkarılan yasalarla bu hak sınırlandırılmıştır. Bu nedenle parlamentoda çalışan üyelerimiz kamuda çalışanların sendikalaşma hakkının verilmesi yönünde çalışmalıdır. Bunu kendi lerinden beklemek en doğal hakkımızdır.
Uzmanlık alanımızdaki gelişmelere de kısaca değinmek istiyorum. Elektrik enerjisi sektörümüzde önemli gelişmeler gözlenmektedir, örneğin 'Türkiye Elektrik Kurumu Dışındaki Kuruluşların Elektrik Üretimi, iletimi, Dağıtım ve Ticareti ile Görevlendiril mesi Hakkında Kanun", kısaca 3096 sayılı yasa çıka rılarak sektörde önemli yapısal değişiklik yapılmıştır. Bu yasayla yerli ve yabancı sermaye şirketlerine ülke mizde elektrik enerjisi üretim iletim dağıtım ve satış hakkı verilmektedir. Yabancı sermaye şirketlerine elektrik enerjisi üretim ve iletim alanını açmak, bu sektörde dışa bağımlılığın daha yoğun hale gelmesine neden olacaktır. Bu yasayla bir anlamda kapitülasyon lar teşvik edilmektedir.
Odamız yıllardır elektrik enerjisinin çok önemli bir altyapı elemanı olduğunu vurgulayıp, enerji sektö ründeki dışa bağımlılığın en aza indirilmesi konusun da görüşlerini kamuya duyurmuştur. Ayrıca, temel görüşlerimizden biri de elektrik enerjisinin özelliğin den ötürü tek elden yönetimin gerekliliğidir. Elektrik enerjisi, üretildiği anda tüketilmelidir. Bu nedenle üre timden tüketime bir bütündür.
Belirtilen gerekçelerle de Türkiye Elektrik Kurumu kurulmuştur. Ancak son kararlarla Türkiye Elektrik Kurumu'nun fonksiyonları kısıtlanmaktadır. Kurumların yaşamında çok kısa bir süre olan 15 yıl için TEK olumlu çalışmalar yaparak geçmişteki yan
lışların bir kısmını düzeltme başansı göstererek elek trik kısıtlamalarını kaldırmış, elektrik üretiminde ken di doğal kaynaklarımıza dayalı üretimi çok önemli öl çüde artırmıştır. Böyle bir dönemde geriye dönüşü izah etmek pek mümkün olmasa gerektir. Bize göre elektrik enerjisi sektöründe bir kargaşa dönemi başla tılmaktadır.
Elektrik enerjisi sektöründe en önemli ve etkili unsurların başında dışa bağımlılık gelmektedir. Ülke mizde ağırelektromekanik sanayiinde hala ciddi adım lar atılmamış, elektrik enerjisi üretim sektöründeki ge rekli ağır elektroteknik ekipmanı yurt dışından ve ya bancı kredilerle sağlanmaktadır. Bu da elektrik enerji si üretim ünitelerinin çok pahalıya mal olması sonucu nu getirmektedir. Santral teçhizatını, makinalan kre diyi veren ülkeden satın alma zorunluluğu rekabet ve pazarlık olanağını ortadan kaldırmaktadır.
Bir santralın çeşitli makina ünitelerinin, değişik kredi koşullarıyla değişik ülkelere sipariş edilmesi de çeşitli zorluklar doğurmakta, santral maliyetini olum suz etkilemektedir.
Kalkınmanın enerjiye bağlılığının yadsınmaz bir gerçek olduğu herkes tarafından kabul edildiğine göre elektrik ve genel enerji üretiminde bir an önce dışa ba ğımlılık oranının azaltılması gerektir. Fakat ülkemiz deki uygulamalarda tam tersi gözlenmektedir. Yaban cı sermaye şirketlerine ithal kömürüne dayalı büyük güçlü termik santrral kurması için davetiye çıkarıl makta, Nükleer santral konusu aceleci bir tavırla oldu bittiye getirilmek istenmektedir.
Elektrik enerjisi fiyatları geçtiğimiz genel kuru lumuzdan bu yana astronomik bir artış göstermiştir. 1983 yılında 11,90 TL/kwh olan mesken tarifesi 1986 başında ilk 150 kwh için 26,75 TL/kwh a, son rası için de 64,30 TL/kwh'a ulaşmıştır. Bunun elbet te çeşitli nedenleri vardır. Dışa bağımlı enerji politi kalarında fiyatları denetlemek mümkün değildir. Ayrı ca geçtiğimiz genel kurulda, Keban gibi santralların konut fonuna dahil edilerek gelirlerinin dağıtılmasının enerji fiyatları üzerinde olumsuz etki yaratacağını be lirtmiştik. Bunun da gerçekleştiğini görüyoruz.
Bir elektrik sisteminde, üretim maliyeti artışı ancak hidroelektrik santralların çoğalmasıyla düşebi lir. Kebandan ve diğer hidrolik santralların kârının bir başka alana kaydırılması elektrik enerjisi sektörünü zorlar, fiyatları yükseltmek veya yatırımları azaltmak sonucunu getirir. Fiyatların artışı da enerji yatırım larının azalması da sanayii olumsuz etkileyecek kal kınma hızını düşürecektir. Nitekim öyle olmuştur. Kalkınmanın temel göstergelerinden biri olan GSMH' daki düşüş bunun kanıtıdır.
Son olarak Gökova Körfezinde bir dizi termik santral yapımına değinmek istiyorum, ülkemiz tu rizm potansiyelinin önemli bir bölümünü oluşturan
Gökova ve çevresinde bir dizi elektrik santralı yapıl ması kamuoyunda da oldukça tartışıldı. Bu konuda ilk söylemek istediğim konuyla ilgili Kuruluşlara yani üniversitelere ve meslek kuruluşlarına danışmak, onla rın görüşlerini almak yetkililerin ya aklına ya da işine gelmedi.
Bize göre konu bilimsel, teknolojik, ekonomik ve sosyal boyutlarıyla bir bütün olarak ele alınmalı, çözüm bulunmalıdır. Yoksa madem bu santrala çevre sel muhalefet var, o zaman kirlenmeyi önleyecek ön lemler alınır, denip önce yapılanların yanlış olduğu ister istemez kabullenilmek zorunda kalınır.
Hepinizi saygıyla selamlar, genel kurulumuza başarılar dilerim.
EMO İSTANBUL ŞUBE BAŞKANI SN. ÜNAL ERDOĞAN'IN GENEL KURULDA YAPMIŞ OLDUĞU KONUŞMA
Sayın Konuklar, Sayın Meslektaşlarım
Konumuz olan elektriğin belirgin özelliği; başlangıç tan bugünedek yeni buluşlarla, sürekli ve baş döndürü cü hızla gelişmesidir. Son yüzyılda telgrafın keşfi ile başlayan bu olayı, elektrik ampulü telefon dinamo (x) ışın tüplerinin bulunuşu izlemiştir. 1900'lü yılların başında amplifi katör tüpünün icadı; uzun mesafe haberleşmeleri ve radyo mühendisliğinde kilit nokta olmuştur. Bizim kuşağımız ise otomatik telefonun, mikroelektroniğin ve nükleer enerjinin gelişimini izlemektedir. Bu yeni buluşlar, elektrik mühendisliğini endüstrinin ve mede niyetin anahtarı durumuna getirmiştir.
Birçok ülke kalkınmasını Elektrik Mühendisliğindeki buluşlarına borçludur. Son yirmi yılda elektrik ürünleri Dünya genelinde % 400'e ulaşan bir piyasa artışı göstermiştir. 1984 yılı pazar değeri 700 milyar dolardır. Pazarın bölünmesi % 33 USA, % 22 Avrupa, % 20 Japonya, % 24 Doğu Bloku ve gelişmekte olan ülkeler şeklindedir. Avrupa elektrik endüstrisindeki en büyük pay 45 mil yar dolar ile Federal Almanya'nındır. Bu pay Avrupa' nın % 30'dur. Diğerleri % 17'şer ile İngiltere ve Fran sa, % 11 İtalya, % 5 Hollanda, % 3'er ile İsveç ve İs viçre'dir. Bu ülkelerin ihracatları çok fazladır. Sırala ma İsviçre % 79, Hollanda % 78, İsveç % 60, Almanya % 5 1 , İtalya % 43, İngiltere % 4 1 , Fransa % 38.
Kısaca bölümlere de değinirsek : Tesis Mühendisliği : Avrupa'nın güçlü olduğu bir Ko nudur. % 40 Avrupa, % 23 USA, % 20 Japonya, % 12 Doğu Bloku
Hidro elektrik jeneratörler : % 28 Avrupa, % 23 Japonya, % 31 Brezilya (Çin ve Rusya'dan sonra en büyük su potansiyeline sahiptir.)
Yüksek gerilimli kesiciler redresör üniteleri metalürji kimya endüstrisi haddehane yapımı : Avrupa % 70 • 80, Japonya % 20 30.
Tüketilen ürünler • Elektrik pazarının % 17'sidir. (115 milyar dolar/84) % 50'si beyaz ürünler olarak ad landırılan eğlence elektronik ürünleri, özellikle TV setleridir. Japonya % 40 ile pazara hakimdir. 1980'le rin en hızlı gelişen pazarı olan videolarda Japonya % 90 payla pazara tamamen sahiptir.
Mikroelektronik : Eğlence ürünleri endüstrisi mikroelektronik için önemli bir müşteridir. Payı % 8'dir. Küçük görünmesi ne rağmen mikrokompüter teknolojisinin, makine ve tesis yapımının kilit noktasıdır. % 34 USA, % 25 Ja ponya, % 18 Avrupa.
Entegre devreler:
% 60 USA, % 30 Japonya, % 10 Avrupa. Konu hevesli yönetici ve mühendise çok ihtiyaç duyar. Bu devreler deney yanlış metoduyla gerçekleştirilebil diğinden büyük çaba gerektirir. Uzay programcılığı ve bilgi kaydetme sistemlerinin gelişmesiyle ilerlemiştir. Büyük sermaye gerektirdiğinden VVestinghause, ITT IBM General Elektrik gibi tröstlerce yönlendirilir hale gelmiştir.
Bilgi işlem : Pazar değeri 55 milyar dolar/84/USA baş sıradadır. Tek başına IBM dünya pazarının % 55'ine sahiptir. Dünyada en hızlı gelişen elektrik pazarıdır. Gelecek beş yıl içinde büyüme hızı % 95 olarak hesaplanmıştır.
Elektromedikal aletler : Pazar değeri 10 milyar dolar/84 % 44 USA, % 22 Avrupa, % 13 Japonya % 50'si imaj sağlayan ürünler olup (X) ışınları gama kameraları kompüter tomografi nükleer manyetik rezonans tomografi bu pazarın son 20 yıl içinde geliş tirdiği ürünlerdir.
Diğer % 50'si kalp pili solunum aletleri • kardiograf lar işitme ve görme aletleridir.
Haberleşme sistemleri : Pazar payı % 19 150 milyar dolar/84'tür. Avrupa'nın üretimi Japonya'nın iki katı kadardır.
Mesleğimizin çağın gelişmesine damgasını vuran bu
durumuna kısmen değindik rakamların hepinizi mem nun ettiğini görüyorum. Ancak: Dünya buralardayken biz nerelerdeyiz? Biraz da buna bakalım : Dünyada son yüzyıl içinde gelişen bu sektörün ülke mizdeki bugünkü durumu dünyaya göre başlangıç saf hası olarak kabul edilmelidir. Elektrik enerjisinin ülke mize gelişi dış ülkelerden 20 25 yıl sonra olmasına rağmen (USA 1886 Türkiye/Tarsus 1902, Silahtar ağa 1913) elektrik enerjisi ile birlikte elektromekanik sanayini kurup geliştirmemiz nedeni ile enerji üretim alanında da çok gerilerde kalınmıştır. Şu anda fert başına düşen 650 kwh'lik brüt enerji ile Avrupa orta lamasının 10 kat altındayız. Avrupa 380 kV'luk enerji nakline 1950'de ulaşmış; ülkemiz 1952'de 154 kV'a çıkabilmiştir.)
Ülkemizde elektromekanik cihaz ve malzemelerinin üretim başlangıçları ancak son 10 20 yıllara uzanacak kadar yenidir. 1947 yılında bu tip malzeme gereksin memizin % 0,5'i yerli olarak karşılanabiliyordu. İlk tesis 1932 yılında askeri sahra kablosu için kurulmuş tur. 1955'de ilk kez organize kablo üreten bir tesis imalata başlayabilmiştir. 1959'da ilk dağıtım trafo fabrikası, elektrolitik bakır üretimi, 2. büyük kablo fabrikası salt ve pano montajı yapan tesisler, 1965'de hava hattı ve yeraltı kabloları; 1966'da başka bir salt tesisleri fabrikası, 1968'de büyük trafo, motor, pano üreten bir tesis, 1969'da 3. ve 4.1976'da 5., 1980'de 6. trafo fabrikası üretime geçmiştir. Bunlardan biri şu anda kapalıdır.
Son yıllarda elektrik makine ve cihazları üreten fabri ka ve atölyeler artmasına rağmen, bugün özellikle bü yük güçlü, çok yüksek gerilimli araçları ile yüksek va sıflı cihaz ihtiyacımız ithal yolu ile karşılanmaktadır. Bu malzemelere duyulan ihtiyaç ise; enerji üretimin deki artışlarla hızla büyüyecektir, önümüzdeki yıllar da döviz gelirlerimizin büyük bir bölümü sadece bu tip araç gereç ithaline sarf edilecektir. Bu nedenle bahse dilen üretimin ülkemizde kısa süre içinde gerçekleş tirilmesi şarttır.
Büyük yatırım gerektirmesi, yetişmiş hazır eleman bu lamaması, uzun dönemde netice alınabilmesi gibi ne denlerle, özel sermayenin pek yatırım yapmadığı bu sektöre; devlet yatırımcı olarak bir an önce el atmalı dır. "Bilhassa bu tip üretimin standartlara uygunluk ve tip testlerini gerçekleştirebilecek tesisleri bir an önce kurmalıdır."
Geçmiş plan dönemlerinde bu gibi üretimin yer alma ması nedeni ile gerekli hamlelerin yapılamaması, bu tip malzeme talebinin, ithal yolu ile dışa bağımlı ola rak karşılanmasına neden olmuştur. Enerji üretimi
bakımından Dünyanın son 15 ülkesi içinde kalan ülke mizin bu durumdan kurtulabilmesi için konu en önemli bir ulusal dava olarak ele alınmalıdır.
Birinci Beş Yıllık Planda ve TEK raporlarında öngörü len hedeflere göre ülkemizde elektrik enerjisi tüketimi 1988'de 15.000 MW, 1995'de 25.000 MW olacaktır. 1982 verilerine göre sisteme 1 KVV'lik güç ilavesi için ortalama 150.000. TL'na ihtiyaç vardır. (% 45'i dış, % 55'i iç. Bu hesap yapılırken dolar 110. TL idi. Ayrı ca ilave edilen bu gücün tüketiciye ulaşması için de yapılacak masraflar da dikkate alınacak olursa; 1 KW kurulu gücü üretmek ve bunu müşteriye dağıtabilmek için şu anda 300.000. TL harcamak gerekmektedir. 1988 yani 5. Beş Yıllık Plan sonunda öngörülen 15.000 MVV'lık güce ulaşabilmek için, dış ülkelerdeki yıllık % 10 fiyat artışları da dikkate alındığında, ener jinin üretimi, iletimi ve dağıtımı için 3 milyar dolar dış olmak üzere toplam 2.4 trilyon liraya ihtiyaç ola caktır. Aslında dış para ihtiyacı 6 milyar dolar olup, bunun 3 milyar dolarlık bölümünün yerli imalat sana yünce karşılanacağı tahmin edilmektedir. Ancak bu tesislerden her biri için bugünden itibaren her yıl 500 milyon TL. ayrılması gerekmektedir. Bu dönemlerde belirtilen miktardaki para elektrik tesisleri için ayrıl mazsa, gelecekte de elektrik enerjisi darboğazının ola cağı ve dışa bağımlılık durumu kesindir.
Elektrik makine ve gereçleri ile ölçü aletleri üretim sektörü ülkemizde henüz kuruluş safhasında ve gelişi minin başlangıcındadır. Bu sektörün Dünyada ulaştığı güçlü, entegre ve büyük üretim boyutlarına karşılık; bizde küçük dağınık ve genellikle tek mal üreten, ser mayesiz işe başlamış tesisler mevcuttur. Bunların ço ğu da zaten tüketim malları üretimini yapmaktadır. Sektör genellikle yurtiçi ve uluslararası stondardların öngördüğü kontrolları yapabilecek yatırımı yapmadan üretimi sürdürmek; aldığı sipariş avansları ile, önce te sisini ve eksik sermaye sorunlarını çözme yoluna git mektedir. Ayrıca, pazarın daha çabuk oluşması, büyük yatırım gerektirmemesi, kalite kontrol ve denetimine henüz gidilmemesi eleman yetiştirilmesine fazla ihtiyaç duy maması, ve kısa dönemde sağlanabilen büyük karlılık lar; sermayeyi tüketim malları üretimine yatırıma yö neltmektedir.
Büyük sermaye gereksinimi, teknik potansiyel ve know how kaynağı, uzun dönemli pazarlama,eleman yetiştirme mecburiyeti denetimsiz ve standartlara göre kontrolsüz üretimi yapma şansının diğerlerine göre pek fazla bulunmaması gibi nedenlerle yatırım malı niteliğinde araç gereç üretimine ülkemizde bugü ne kadar pek rağbet edilmemiştir. Netice olarak da bu malların büyük bölümü ithal edilmektedir.
Aslında bu sektörün ülkemizdeki gelişme hızı da pek parlak değildir (Genel imalat sektörü içindeki payı 1962'de % 1,7 iken, 1979'da % 2.1'e ulaşabilmiştir). Bu yıl içinde ihracattaki payı % 0.09 olup çok çok azdır. İhracat payındaki küçüklük; bu sektör üretimi nin gerek kalite; gerekse f iyat bakımından uluslararası, piyasaya çıkabilecek seviyeye ulaşamamasından kay naklanmaktadır. Bu sektörde 1 982 1 983 yılı içinde görülen dışa açılma geçici olup, komşu ülkelerle geliş tirilen özel durum ve ticaret anlaşmaları ile mümkün olabilmiştir.
Son günlerde rakamsal münakaşası yapılmakta olan tüm ihracatımızın boyutu 7 milyar Dolar kabul edilse bile bunun onbinde dokuzu yani binde biri elektrikle ilgili olduğuna göre, 7 milyon dolarlık bir ihracat po tansiyeli ile Dünyanın 7 0 0 milyar dolarlık potansiye linin yüzbinde birlerinde kalan bir elektrik sektörüne sahibiz.
GENEL OLARAK SEKTÖRÜN SON GÖRÜNÜMÜ :
İşe sermayesiz başlama Teknoloji geliştirmeye gerek duymayan üretimi sür dürme (hazır ve bilinçsiz pazar) Hammadde ve yarı mamul bakımından dışa bağım lılık Uluslararası piyasaya göre kalite düşüklüğü ve paha lılık (1/3 misli) İthalattaki vergilendirme, kapasite küçüklüğü, yetiş miş işletmeci ve yönetici eksikliği, bilinçli sermaye sahibi eksikliği, iş içi eğitime yönelmeme, bilinçsiz müşteri, standartların oturmaması ve standart dışı üre timinde pazarda yer alabilmesi, aşırı kârlılık, işletme lerde prodüktivite diye bir konu ile ilgilenilmemesi, aralarında anlaşma yolu ile fiyatları suni yükseltme gibi nedenlerle f iyatlar uluslararası pazara göre 1/3 misli fazladır.
iç pazar darlığı ve pazar bölünmesi, pazarın istikrar sızlığı
Dışarıya açılamama Dağınık, sistemsiz ve plansız çalışma Tek çalışma ve tek t i p üretim, entegre ve güçlü sis temlere gidememe (Dışarıda farklı üretim yapan kuru luşlar bile birleşip daha güçlü ve entegre kuruluşlara yönelmişlerdir. Bizde aynı konuda üretim yapan küçük ve güçsüz kuruluşlar mevcuttur). Montaj esasına dayalı üretim (Temel teknolojiye mutlaka dönülmelidir). Üretimin tüketim mallarından yatırım mallarına yönlendirilmemesi Ciddi gerekçeler olmadan ithal yollarının bilinçsiz ce veya özel nedenlerle tercihi Kalkınma planlarında bu sektöre ciddi olarak eği lip, yön verememe
Sektörün yetişmiş eleman ihtiyacı sorununa hiç eğilmeme
Standart ve şartnamelerin henüz uygun olarak ha zırlanmaması ve takbikatta standartların isteklerinin takip edilmemesi.
Ülkemiz endüstri aşamasını henüz gerçekleştireme miştir. Meri ülkelerdeki gelişmişlik düzeyi ise bu aşa ma sayesinde gerçekleşmiştir. Elektrik Mühendisliğin de son yüzyıl içindeki gelişmeler ise endüstri aşama sının gerçekleşmesine neden olmuştur. Ülkemizde bu sektörde bilinçli; uzun vadeli bir strateji izlememe sonucu, ulusal sanayimiz güçlenememiştir. Bu neden le'sınai yatırımlarında % 4 0 6 0 dövize ihtiyaç gerek mektedir. Sanayimiz güçlendikçe bu yüzde azalacak tır.
Bu tip üretim teknik bilgi ve tecrübeye en yüksek dü zeyde ihtiyaç duyar. Ülkemiz maalesef bu bakımdan da problemli olup, yeterli bilgi birikim ve tecrübe yok gibidir. Teknoloji transferi ile açık kapatılmaktadır. Ancak bu transferi de yapabilecek kadro yoksa veya oluşturulamıyorsa bu transfer bile yapılamaz. Eleman yetiştirilmesi konusunda Üniversite Sanayi işbirliği kesin sağlanmalı, eğitimin yönü bu işbirliği ile belir lenmelidir. Üniversite laboratuvarları sanayi üretimi nin gerektirdiği özel testleri yapabilecek şekilde dona tılmalıdır. Üniversiteler üretim sorunlarının çözümün de görev almalıdır. Bu konudaki her tip bürokratik çağdışı engeller kaldırılmalıdır. Araştırmacı özel yete nek ve bilgiye sahip elemanların Üniversite çevresi içinde tutulması sağlanmalıdır. Araştırma ve doktora konuları sanayiin mevcut problemleri ve ileriye dönük konularından seçilmelidir. Sanayi sektöründeki ele manların bilgi ve tecrübelerini Üniversite çevresine ak tarabilmesi sağlanmalıdır. Üniversite Tübitak • Stan dartlar Ens. ilgili Kamu Kuruluşları Sanayi Kuru luşları PTT Mühendis Mimar Odalarının katılması ile bahsedilen konuların çözümüne işlerlik kazandırıl malıdır. Bu kuruluşların işbirliği ile araştırma tip testi ve teknoloji geliştirmesi yapabilecek laboratuvar ve enstitüler kurulmalıdır.
Bugün ülkemizde elektrik enerjisi üretimi • iletimi • dağıtımı genellikle TEK tarafından yürütülmektedir. Bunun yanı sıra özel yasalarla ayrıcalık tanınan bazı şirketlerde de enerji üretimi mevcuttur. Ülkemize yükledikleri ekonomik külfetler ve maliyet arttırıcı unsurları hiç dikkate alınmadan fabrikalarda kullanı lan dizel generatörlerini hesaba katmazsak, enerji üre timimizin % 5.65'i ÇEAŞ, % 0.14'ü Kepez,% 942'lik bölümü TE K tarafından gerçekleştirilmektedir.
Bugün ülkemizde 3 6 0 0 MVV'lık Hidrolik Santral ile 4 5 5 0 MVV'lık Termik Santral enerji üretimi yapar du dumdadır. Ayrıca T E K tarafından 3 3 1 5 MVV'lık ter
mik santral, DSİ tarafından ise 3441 MVV'lık su santra lı inşa halindedir.
Bu santralların devreye girmesiyle 20 milyar kwh'lık enerji daha tüketime sunulabilecektir.
Bütün bunlara rağmen bugün ancak ülkemizde mevcut 36155 köyden 26525 adedine elektrik enerjisi ulaştı rılabilmiştir.
kişi başına düşen 650 Kwh'lık bugünkü brüt enerji üretimimiz ancak 2000 yıllarında 2500 Kvvh'lık üre tim sınırına ulaşabilecektir. Herhalde o zaman şu an da dünyanın son 15 ülkesi içinde yer aldığımız bu konumdan biraz uzaklaşırız. Şu anda mevcut ve 200.000 km'ye ulaşan dağıtım şebekelerinin de mut lak yenilenmesi gerekmektedir. Normal olarak % 5 10 olması gereken şebeke kayıpları, ülkemizde % 25 sevi yesinde olup, Dünya sıralamasında ikinciliği almış du rumdayız (Dünya rekoru % 30 ile Endonezya'da, Batı Almanya % 6,7). Yapılacak yenileştirmelerle 2 3 sant ralın üreteceği enerjinin kazanılması mümkün olacaktır.
Bu durum Dünya sıralamasında pahalılıkta ilk otuz lara girdiğimiz elektrik enerjisi fiyatlarının vatandaş aleyhine büyümesine de neden olmaktadır. Bugün fert başına düşen yıllık geliri 5 milyon TL'nın üzerinde olan İsveç'te elektrik kwh'i 11. , İngiltere'de 14. , Al manya'da 14.5 diğer tüm Avrupa ülkelerinde 20 TL' nın altında iken, fert başına yıllık geliri 500.000 TL' nın altında olan ülkemizde 55 TL'nın üzerindedir. Bu demektir ki, vatandaşımız elektriği bir Avrupalıya göre 50 misli kötü şartlarda kullanmaktadır.
İşte meslektaşlarım, mesleğimiz ve mesleğimizle doğ rudan ilgili olan elektrik konusunda yurdumuza ve in sanlarımıza verebildiklerimiz.
Ülkemizin enerji alanında bu şekilde geri kalmasının başlıca nedenleri ise uygulanan yanlış politikalarda yatmaktadır. 1963 yılından itibaren yapılan 5'er yıllık kalkınma planlarında enerji ile ilgili yazılı yasalar bu lunmasına rağmen ya bu yasalarda gerçeklerle düşülen çelişkiler; ya da ve genellikle uygulamaların yazılanla rın aksine başarılı olamaması durumu, tüm plan dö nemleri için maalesef söz konusudur.
Konunun tüm uzmanlarını bünyesinde bulunduran, uluslararası ilişkileriyle de dünya genelini çok iyi bi len EMO enerji politikamızın baştan beri ULUSAL KAYNAKLARA DAYALI olması gerekliliğini savun muştur.
Gerçeklere politik gözle bakanların neden oldukları gecikmelerin telafisi pek kolay olmayacaktır.
Bugün ülkemizde mevcut tespit edilmiş birincil ener ji rezervleri şöyledir :
85 Milyar ton Linyit Kömürü
1.5 Milyar ton Taş Kömürü 60 Milyon ton Asfaltit 350 Milyon ton Bitümlü Şist 60 Milyon ton Petrol 6800 ton Uranyum (U3 08) 380.000 ton Thoryum (Th 02)
Bu rezervlerin yanı sıra, bugünün şartlarında yarışı flzibil 215 milyar kwh/yıl elektrik enerjisi üretimini sağlayabileceğimiz hidro elektrik potansiyelimiz mev cuttur. Yapılacak barajlarla, su potansiyelimizin düze lecek rejimi ile elde edilebilecek hidrolik enerji boyu tu daha da büyüyecek; yanı sıra gelecek olan sulama ve iklimin düzelmesi avantajları ülkemizin gerçek çıka rına yapılmış yatırımlar olacaktır.
Sadece linyit santrallarından 60 milyar kwh/yıl'lık enerji elde edebilecek potansiyelimiz mevcuttur. Ra kamlarda yapılacak incelemeler 2000 yılına kadar ihti yaç duyulan enerjimizin hidrolik ve linyit santrallarla ve tamamen özkaynaklarımıza dayalı olarak rahatlık la karşılanabileceğini göstermektedir. Ayrıca bu kay naklara ek olarak, yılda 20 milyar kwh jeotermal ener ji potansiyelimiz mevcut olup, şu anda iki santralımız bu kaynakla enerji üretimi yapmaktadır. Kaldı ki ülke miz kıyılarındaki dalgalardan 40.000 MVV elektrik gücü elde edilebileceğini gösteren çalışmalar da mev cuttur.
Görüldüğü gibi bol ve ucuz enerji elde edebilecek; işle tilmesi anında gittikçe büyüyen dövize gereksinme duymayacak özkaynaklara sahibiz. Bu kaynaklar tü kenmeden, dışa dayalı enerji üretim türlerinin aranma sını ülke ekonomisi açısından uygun bulmuyoruz.
Yıllardan beri tartışmaları yapılan nükleer santral ya pımı verdiğimiz özkaynak rakamlarına göre değerlen dirilmelidir. Nükleer teknolojiyi gerçekleştirebilecek kadro ve eğitim çalışmalarının her an yanındayız. An cak kuruluşunun dışında, yakıtı elemanı tamamen dışa bağımlı, hala uygun sistemi çözümlenemeyen, diğer üretim sistemlerine göre çok lüks ve pahalı bir sistem olan nükleer enerji üretimine 2000 yıllarından önce ülkemizde hiç ihtiyaç yoktur. Kaldı ki diğer enerji kaynaklarına sahip ülkelerin kaçındıkları bu enerji üretim tipi; özkaynak kullanımının daha % 25' lerine ulaşmamış olan ülkemizde herhalde çok daha lüks bir yatırım olacaktır. Ancak bir kez daha belirti yorum, "Nükleer teknoloji ile ilgili kadro ve eğitim çalışmalarının her an yanındayız. Bu teknoloji insan lık hizmetinde olduğu ve insanlara zarar vermediği sü rece de yanında oluruz. Kaldı ki uranyum ve plüton yum çekirdeklerinin nötron bombardımanı sonucu parçalanması esasına dayanan FİSYON enerjisi ile üre tim yavaş yavaş terkedilecektir. 2000 yıllarında nük leer enerji, atom çekirdeklerinin birleştirilmesi ile or
taya çıkacak FÜZYON enerjisi ile sağlanacaktır. Yüksek ısıya dayanıklı malzemeler sağlandıktan sonra bu tip nükleer enerji üretimi hem ucuz, hem de bol kaynaklı olacaktır. Çevre korunması da büyük ölçüde sorun olmaktan çıkacaktır.
Bu konuda en son söyleyeceğimiz ve en önemli gördü ğümüz husus "Personel Politikasıdır". İnsanlığın çağ daş uygarlığa erişmesinde en büyük payın insan faktö rüne ait olduğu gerçeği hiçbir zaman unutulmamalı dır. Bugün ülkemizde bu faktör hiç dikkate alınmadan orta ve yüksek düzeyde teknik ve idari personel biri kimi ve yetişmesini engelleyecek şekildedir. Bugün hala daha buralarda çalıştıklarını gördüğümüz yete nekli elemanlarımız, gerçekten olağanüstü fedakâr meslektaşlarımızda.
Yukarıda değinilen konularda verilen rakamlar hiç de iç açıcı değildir. Yaklaşık yüzbinde bir mertebesine varan farklılıklar, bu sektörde çalışan elemanlarımızın da ekonomik ve sosyal açıdan kalkınmış ülkelerdeki eşdeğerlerine göre çok geride kalmalarına neden ol maktadır. Bu fark da gittikçe büyümektedir. Büyüyen bu fark ise, üzerinde yatırım yapılan beyinlerimizin uluslararası tröstlerin hizmetlerine kaymasına gayet tabii neden olmaktadır, olacaktır da . . .
Bugün Batılı ülkelerde bir elektrik mühendisi branşın da uzman olmadan yılda 50.000 dolar ücret almakta dır. Bu rakam bizim en büyük uzmanlarımızın devlet sektöründe yılda aldıkları 2000 dolarla herhalde mu kayese bile kabul etmez. 196O'lı yılların başında bu fark 3 misli kadarken, bugün 25 mislin üzerine çık mıştır. Ülkemizde dolar kurundan bir elektrik mühen disi yılda 3000 dolar ücret alırken, Batılı mühendisler de 8000 15000 dolar yıllık ücret alabiliyorlardı. Far kın bu kadar kısa zamanda, bu kadar çok artmasına neden sadece gelişmişlik farkından kaynaklanmamak ladır. Milli gelirden mühendislerin (ücretlilerin) aldığı payın gittikçe küçülmesi de bunda büyük rol oyna maktadır Bu payı küçük tutmak ülkemizin kalkınma sını sağlayacak teknik elemanlarımızın, başka ülkele rin kalkınmalarının hizmetine gitmelerini teşvik et mek olmaktadır adeta. Bu hususa devlet yöneticileri n in çok dikkat etmeleri gerekir. Zira kalkınma bu grubun dışında başka hiçbir kaynak ve güç ile sağla rı anıaz.
Fîşdeğer nüfuslu gelişmiş ülkelere göre elektrik mü hendisi sayımız dörtte birlere kadar varabilecek azlık •ta olmasına rağmen, gerekli üretim aşamasının yapıla maması nedeni ile mevcut mühendislerimizin % 12'lik bölümü işsizdir, (% 40'ımız devlet sektöründe, % 30 özel sektör, % 16 SMM, % 2 yurt dışı) ya da meslek lerinin dışındaki konularla uğraşmaktadır. Bir elek
trik mühendisinin atıl olmayan kapasite ile çalıştırıla bilmesi batılı kaynaklardan alınan rakamlara göre 500 milyon TL'lık yatırım gerektirmektedir. Her yıl ara mıza katılan yeni elektrik mühendislerinin sayısı 1000' in üzerindedir (27 Üniversitemizden 16'sında elektrik mühendisi yetiştirilmektedir). Bunlara iş sahası aça bilmek için yapılacak yatırımın boyutları ülke bütçe mize yaklaşmaktadır. Bu yatırım mümkün olmayaca ğından şimdiye kadar olduğu gibi, bir kısım mühendi simizi atıl kapasite ile çalıştırmaya, bir kısmını işsiz bırakmaya veya konusu dışındaki işlere yöneltmeye gidileceği kesindir. Yaratıcı düşüncenin bu meslekteki etkinliğini dikkate alırsak; çalışanların her bakımdan randıman verebilecek şartlara ve güvenceye kavuştu rulmasının gerekliliği de gözükecektir.
Gelişmiş ülkelerdeki elektrik mühendislerinin sosyal hakları ülkemize göre çok fazladır. "Dinlenme sürele r i " , yüksek gerilimle uğraşanların sağlık dengelerinin korunabilmesi için yıllık izinleri iki kat fazladır.
Meslek içi eğitim, bu konuda bütçelere konulan öde nekler ve yapılan yatırım gelişmiş ülkelerin rakamları yanında konuşulamayacak kadar azdır. Gelişen tek noloji karşısında 7 yıl içinde bittiği kabul edilen elek trik mühendisliğinin sürekli yenilenen bilgilerle sürdü rülmesi şarttır. Bu da mühendis çalıştıran kurumların eğitim harcamalarını çağdaş düzeye çıkarmakla sağla nabilecektir.
Güvence, her mühendis kendi meslek odalarının ve meslek sendikasının mutlak bir üyesi olarak çalışma hayatını sürdürmektedir. Bizde mühendis istihdamının belirli kurallar içinde yürütürnesi henüz mümkün ol mamıştır. Bu nedenle genellikle özel sektörde çalışan lar, bilhassa ücret artışı bakımından meçhulleri bekle mektedir.
Netice olarak, bugünü bol kaynaklı fakat kıt enerjili ülkemizin yarının bol ve ucuz enerjili olması dileğiyle ve bahsedebildiğimiz kadarı ile tüm bu sorunların çö züldüğü, yanlışlıkların giderildiği ve sanayii aşamasını yaparak ülkesinin fertlerini uluslararası imkanlara eriş tirmiş bir Türkiye özlemiyle iyi günler diler saygılar sunarım.
GENEL KURUL AÇİKLAMASİ . . .
30. EMO Genel Kurulu yapılmış ve önümüzdeki dönem için odamızın çalışma biçimi, sorunlarımız ve bunların çözüm yollan konusunda aşağıdaki eğilimler ortaya çıkmıştır.
I
Odamızın önümüzdeki dönem çalışma biçimi
değerlendirilip hedefler belirlenirken ortaya konan
tüm konuların ülkemizin içinde bulunduğu ortam ve
genel koşullardan bağımsız olamayacağı açıktır. Bu
nedenle çalışma programında ortaya konacak hedef
ler; ülkemizin toplumsal,. demokratik ve ekonomik
koşullarına ve bunlardaki gelişmelere koyacağı tavıra
bağlıdır. Demokrasinin tüm değerleri ile yerleşmesi
konusunda uğraş vermek odamızın esas ve ana işleri
olma durumundadır. Şurası kesindir ki, ülkede de
mokrasinin yerleşmesi konusunda verilecek uğraş
odamız üyelerinin demokratik, mesleki ve ekonomik
hakları için verilecek uğraşdan bağımsız ele alınamaz.
Sonuç olarak; çözülmesi gereken sorunların, meslek
odalarının sağlıklı ve tüm işlevlerini yerine getirerek
çalışmasını sağladığımızda, meslek odalarını tartışma
sız bir demokrasinin vazgeçilmez kurumları haline ge
tireceği açıktır.
İçinde bulunduğumuz dönemde üyelerimizin özlük hakları ve mesleki gelişmeleri zedelenmiş, elek trik mühendislerinin örgütü olan EMO'nun ülkenin enerji politikasının saptanmasında hiçbir sorumluluğu olmamıştır. Şöyle ki;
Kamu kurumlarında çalışan üyelerimiz kısıtlı orandaki devlet memuru demokratik hak ve özgürlük lerinden de mahrum edilmek istenmekte ve yeni bir uygulama olarak adeta ücreti yüksek bir yıl kiralan mış, özlük hakları olmayan makineler haline getiril mek istenmektedir. Bu uygulama başlamıştır. Odamız bu uygulamadaki olumsuz olguları önümüzdeki dö nem tüm üyelerine aktaracaktır.
YÖK uygulaması ile Elektrik Mühendisliği eği timindeki çok kıymetli öğretim üyelerimiz görevlerin den ayrılmış ya da ayrılmak zorunda bırakılmış, elek trik mühendisliği eğitiminde büyük aksamalar mey dana getirilmiştir, üniversitelerde keyfi uygulamalar yeni mühendis arkadaşlarımızda kavram kargaşasına neden olmuş ve dolayısıyla yeni üyelerimizin mesleki anlamda etkinleşmesi engellenmiştir.
Üyelerimiz doğal olarak söz sahibi olması gere ken mesleki konularda tepeden inme kararların uygu layıcıları durumuna getirilmek istenmiştir, ülkenin içerisinde bulunduğu ekonomik sistemin doğal bir sonucu olarak çalışan ve emeği ile geçinen insanların bir parçası olan üyelerimiz, geçen yıllara oranla büyük bir hızla yoksullaşma sürecine girmiştir.
..Elektrik mühendislerinin kendi örgütleri olan EM O ile olan ilişkileri konusunda bazı tereddütlere yer verecek girişimler, istedikleri gibi üyelerimizin ör gütsüz kalmaları sonucunu doğurmamışsa da, üyeleri mizle örgütün ilişkilerini belli ölçüde azaltmıştır. Oda ile üyelerinin arasındaki ilişkinin daha sağlam hale ge tirilmesi bu dönem odanın ana görevlerinden biri ola caktır.
Odamızın ülkenin enerji politikasının saptanma sında geçmiş yıllarda ayrı tutulmasının sonuçları bu gün açıkça görülmektedir. Santrallar, hatta dağıtım tesisleri özel kuruluşlara devredilmektedir. Ülkenin genel politikasının bir sonucu olan bu politikanın oluş turulmasının, çalışanlar lehine neler getirebileceği çok şüphelidir, fakat neler götüreceği ve elektrik fiyat larının Keban senetleri konusundan sonra ne hale gel diğinden bellidir. Odamız halk ve çalışanlar lehine bir enerji politikası oluşturulması yönünde önümüzdeki dönem geçmişte olduğu gibi etkin çaba içerisine gire cektir.
Ülkemizde Elektronik sanayiinin önemli bir ge lişme potansiyeli olmasına karşın, bu konuya planlı bir yaklaşımın olmayışı varolan potansiyelin çok azı nın kullanılmasına neden olmaktadır. Elektronik ci hazlar konusunda, ithal yasalarında varolan boşluklar bu alanda çalışan sanayiciyi kolaycılığa itmekte, lisans anlaşmalarına gerekmese de büyük paralar ödenmek tedir, ithal edilmesi gereken elektronik cihazlar ger çekten vardır, ama bugün elektronik sanayimizdeki potansiyel değerlendirildiğinde, ülkemiz olanaklarıyla planlanıp üretilebilecek cihazlann dışarıdan getirilen parçaların birbirine montajıyla yapılması anlayışı ege mendir. Para kaybımızın yanı sıra daha da önemlisi bilgi birikimimizin artması bu anlayış yüzünden engel lenmektedir. Ülkemizde birçok elektronik cihaz, gere ken süresinin altında kullanılmaktadır. Plansızlık yü zünden, bir alanda yüzlerce değişik türde cihaz kul lanılmakta ve genellikle bunların bakım onarım, ser vis olanaktan olmamaktadır.
Odamız Elektronik sanayimizin gelişmesi konu sunda gereken herşeyin gücümüz oranında planlanarak yapılmasının halkımız lehine doğuracağı sonuçları kamuya açıklayacaktır.
EMO 30. Genel Kurulu, çalışan kesimlerin bir parçası olan elektrik mühendislerinin önümüzdeki dö nemde, etkin demokratik, ekonomik ve mesleki uğ raşlarının ülke yararına sonuçlar doğuracağının bilin cinde olarak, üzerine düşen görevleri yerine getirmek için gereken her türlü çabayı gösterecektir.
ELEKTRİK MÜHENDİSLİĞİ 324/32,5/326
ŞUBE VE TEMSİLCİLİK HABERLERİ
* Ankara Şubesi'nin düzenlediği bilgisayar kursları 17 Mart 1986 tarihinde başladı. Kurs, Programlama nın Temel İlkeleri ve Bilgisayar Dil Kursları olmak üzere iki ayrı aşamada yapılıyor. Programlamanın Temel tikeleri Kursu'nun ardından dil kurslarında kursiyerlerin isteğine göre BASIC; FORTRAN ve COBOL bilgisayar dilleri öğretilecek. Kurslar sürekli olup, yeni kurslar açılacaktır.
o Ankara Şubesi Sosyal Etkinlikler Komisyo nu'nun Nisan Mayıs 1986 etkinlikleri belli oldu. Prog rama göre; 20 Nisan'da 'Talınayak Sokrates" oyunu, 3 Mayıs'ta "Yedi Göller" gezisi, 16 19 Mayıs'ta Uç günlük "Akdeniz" gezisi ve 31 Mayıs'ta sinemaya gi dilmesi planlandı. Aynca slayt sergi ve söyleşiler de Sosyal Etkinlikler Komisyonu çalışmalarının günde minde yerabyor.
* İstanbul Şubesi'nin düzenlediği bilgisayar kursları devam etmektedir. Kurslar, programcılığı bilmeyen lere hitap edecek düzeyde olup, BASIC programlama dili öğretilmektedir. Bu kursun bitiminde daha ileri aşamalı kursların organizasyonu yapılmıştır.
istanbul Şubesi öncelikle Elektrik Mühendisleri ve Mühendis adayları olmak koşuluyla tüm mühendis lik teknisyenlik dalları ile diğer meslek gruplarının İngilizce dil gereksinimlerine yardımcı olmak amacıy la kurslar düzenlemiştir. Bu kurslar İngilizce ve Tek nik İngilizce olmak üzere iki kapsamlı olarak yürütül mektedir.
o 5 9 Mayıs tarihleri arasında Kocaeli'nde yapı lacak olan; İstanbul Şubesi, Kocaeli Temsilciliği ve Yıldız üniversitesi'nin ortak olarak hazırladıkları se minerin konusu "Topraklama", "Rölelerle Koruma" ve "Role Koordinasyonu ve Kompanzasyon"dur.
o İstanbul Şubesi'ııin hazırladığı, Türkiye Elek trik/Elektronik/Bilgisayar Katalogu 1986 çıktı, Tür kiye'deki belli başlı Elektrik, Elektronik ve Bilgisayar firmalarının adresleri, çalışma konularına göre sıralan ması, ürünlere göre sınıflanması, standart firma tanı tım bölümü ve Türkiye'deki elektrik enerjisi üretimi, elektroteknik sektörü değerlendirmeleri yer almakta. Şube ve Temsilciliklerden edinilebilir.
* Bursa Bölge Temsilciliğinin düzenlediği "Bursa 1. Elektromekanik Sempozyumu ve 1. Elektromeka nik Sergisi" 14 16 Nisan 1986 günleri arasında Kültür Parkta yapılacaktır. Düzenlenen sempozyuma sunu lacak bildiri konuları şunlardır: o ülkemizde elektromekanik sanayiinin bugünkü düzeyinin belirlenmesi ve bu alandaki teknolojik gelişmelerin tanıtılması; o Elektromekaniğin otomotiv ve yan sanayii, tekstil sanayii, demirçelik sanayii ve diğer sektörlerdeki uygulaması ve sorunlarının tartışılması; o Elektromekanik sanayiinin ülke çıkarları doğrultu sunda gelişmesi ve gelecekteki politikasının değer lendirilerek oluşumuna katkıda bulunması; o Elektromekanik ve enerji üretimi, iletimi, dağıtımı ve tasarrufu konusunda ülkemizdeki bilimsel ve teknolojik gelişmelerin değerlendirilmesi amaçları doğrultusundaki çalışmalar bildiri konularını oluş turacaktır. * Adana Şube Yönetim Kurul'nun seçimle oluşturul masına kadar geçecek süre için Kurucu Heyete Adana Şube üyeleri, Uğur Bayrı, Tuncay özkul ve Safa Kur dak atanmışlardır.
ANMA
İSMAİL YILDIRIM (PAŞA 1953)
1. Yıldönümünde onurlu yaşamını saygıyla anıyoruz.