Elektrik Mühendisliği · Sayı 239 · Kasım 1976
OLAYLAR - YORUMLAR
Haberleşme, telekomünikasyon ve yayıncılık Haber ve etkinlik
- Yıl
- 1976
- Sayfa
- 9
- Okuma süresi
- 28 dk
- Görüntülenme
- 0
Konu
Haberleşme, telekomünikasyon ve yayıncılık
İlgili: Toplum, demokrasi ve emek, İletim ve dağıtım şebekeleri
Anahtar kelimeler
- TRT
- EGO
- TEK
- Ankara elektrik kesintileri
- Şaban Karataş
- TRT Seçim Kurulu
Özet
Yazının ilk bölümünde Ankara'daki elektrik kesintileri üzerine TRT'de yapılan açık oturum ve TEK-EGO yetkililerinin karşılıklı açıklamaları aktarılıyor; devamında ise TRT yönetiminin yasa dışı uygulamaları ve program-haber-personel politikalarına ilişkin bir basın açıklaması yer alıyor.
Tam metin
Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.
yonjn t r t 2 de bir açık oturum:
ANKARA NIN ELEKTRİK SORUNU
Ankara'nın elektrik sorununa ilişkin açık oturum 25 Ekim te rihinde TRT 2'de yayınlandı. "Yaşadıkça" adlı programa TEK Genel Müdür Yardımcısı Kamil Toktaş ve EGO Genel Müdür Yar dımcısı Fuat Arığ katıldılar. Oturumu Odamız Başkanı Aybars Ungan yönetti. Açık oturum, Ankara'da sık sık meydana gelen elektrik kesilme lerine ilişkin olarak, ilgili kurum yöneticilerini açık bir tartışma ortamında biraraya ge tirmeyi amaçlamaktaydı. Bilin ELEKTRİK MÜHENDİSLİĞİ 239
diği gibi bir süre önce kesil melerden ötürü TEK ve EGO yöne timleri birbirlerini suçlar bir tavır almış, ağırlıklı olarak da, TEK'in belediyeyi yetersiz likle niteleyen ve televizyon aracılığıyla yayınlanan görüş lerine yer verilmişti. Bu kez, ayrı ayrı sürdürülen tartış maları bir anlamda keserek, bir açık oturumda biraraya gelinmesini sağlamak amacıy la TRT 2 devreye girdi. Ancak, öğle saatlerinde ve radyoda ya pılan bir tartışmanın ekranlar daki izlenimleri unutturmasının mümkün olmadığını da belirtmek gerek.
Oturumu açan EMO Başkanı Ungan güncel sorun olan elektrik ke silmelerinin kent yaşamındaki etkilerine kısaca değinerek ilk sözü EGO temsilcisine verdi. Arığ'in konuşmasıyla başlayan tartışmada konuşmacılar sırayla, söz alarak görüşlerini belirt tiler.
Kurum yetkililerinin oturum bo yunca ileri sürdükleri görüş ve açıklamalarını birleştire rek özetlemekte yarar var. EGO Genel Müdür Yardımcısı Arığ. ha tanın hangi kurumda olduğunun araştırılmasının gereksizliğine işaret ederek, herseye rağmen TEK'den gelen arızaların çok geniş bölgeleri kapsadığını, EGO'dan gelen arızaların ise münferit arızalar sayılması ge rektiğini söyledi. EGO işletme si enerjiyi Akköprü, Balgat ve Mamak'taki trafo merkezlerinden alıyordu. TEK'den gelen arıza larla bu trafolardan biri dev reden çıktığı zaman hem geniş kesilmelere yol açılıyor, hem de bu trafoların yük altında dev reye alınması gecikme ve güç lükler yaratıyordu. Arığ, bu durumun çeşitli sakıncalarına da değindi.
Oturum başkanı Ungan, Ankara' daki kesilmelerin sayı ve güç olarak karşılıklarını sayısal değerlerle belirterek, yalnız Ağustos ve Eylül ayındaki ke silmelerin, toplam 26 saat do layında 6 77 MW arasında deği şen değerler halinde görüldüğü nü söyledi. Arığ, bu kesilmeler de EGO payına düşen hatanın an cak % 10 mertebesinde olduğunu, TEK tarafından daha önce EGO için ileri sürülen % 70 hata payının yanlışlığının bu vesi leyle anlaşılması gerektiğini
belirtti.
TEK Genel Müdür Yardımcısı Tok taş, Ankara'daki sorunun genel den ayrılamayacağını söyleye rek elektrik enerjisi üretim ve tüketim dengesi üzerinde durdu. Planda öngörülen tüketim artış hızı % 12 iken, bu değer 1975' de % 16,2'ye çıkmıştı ve 1976 sonbaharında % 19'a ulaşması bekleniyordu. Bu artış hızı mevcut olanakları zorlamaktay dı. Üstelik yeni yatırımların, % 60 dış % 40 iç finansman ge rektirdiği de gözönüne alınırsa elektrik üretiminde ne denli zor koşullarla karşılaşıldığı da anlaşılırdı. Toktaş daha sonra dağıtımcı belediyelere değinerek, Ankara'nın enterkon nekte şebekeye çok yönlü bağ lantısı yüzünden şanslı iller den biri olduğunu söyledi. Ke sintilerle ilgili rakamlar üze rinde aslında ayrılık olmadığı nı da belirten Toktaş, TEK'den gelen ve başlıca kesilme nede nini oluşturan arızaların, üre tim gruplarında ve enerji ile tim hatlarında meydana geldi ğini de. sözlerine ekledi. Üre timin tüketimi ancak karşılar düzeyde olması nedeniyle, TEK sisteminde özellikle akşam sa atlerinde meydana gelen arıza lar "yerleşme merkezlerini fe dakâr duruma" sokmaktaydı. Ulu sal ekonomi açısından sanayi kuruluşlarına enerji önceliği tanımak zorunluluğu vardı.
Konuşmacılar görüşlerini açıkla dıktan sonra son sözü söyleyen oturum başkanı Ungan, kurumla rın karşı karşıya getirilerek temel sorunun gözden uzak tu tulmaması gereğine dikkati çek ti. Temel sorun, elektrik ener jisinin, tüketim gereksinmesi ni karşılayacak biçimde ucuz, bol ve güvenilir olmasıydı. Bü tün görüntüler bu nedene bağlı olarak ortaya çıkıyordu ve ke sin çözüm iktidar sorununa bağ lıydı. Ungan sözlerini, enerji bunalımının gerçek sorumlusu iktidarların, kendi başarısız lıklarını unutturmak ve hedef saptırmak amacıyla suçu, özel likle üzerinde baskısını yoğun laştırdığı ilerici belediyelere yüklemeye çabaladığını söyleye rek bitirdi. Ancak TRT, iktida rın Ankara Belediye Başkanıyla uğraştığı bi,r dönemde, Ungan'm belediyeler üzerindeki baskıya ilişkin açıklamalarını yayınla madı.
TRT YÖNETİMİNİN
YASA DIŞI UYGULAMALARI
SÜRÜYOR
mişti. Daha sonra CHP, sorunu TRT Seçim Kurulu'na götürerek, işgalci Karataş'ın yasa dışı uy gulamaları nedeniyle işten alın masını istemişti.
Ne var ki, bu başvurunun üzerin den tam '120' gün geçmesine kar şın, dört demokratik k i t l e ör gütünce hazırlanan "TRT Dosya s ı " , CHP'nin başvuru dosyası, kendi demeçleri ve hergünkü ya yınla yasa tanımazlığı defalar ca kanıtlanan Karataş hakkında, TRT Seçim Kurulu hâlâ bir kara ra varamamıştır. Her seferinde, birkaç saat toplandıktan sonra, toplantılarını 20 gün, 1 ay er teleyen TRT Seçim Kurulu, sanki Türkiye'ye yabancı kişilerden oluşmuşcasına olan bitenden ha bersiz görünmektedir.
Ve geçen 120 günlük süre içinde işgalci Karataş ve yandaşları TRT'de yasa dışı eylemlerini daha da yoğunlaştırmış ve TRT Seçim Kurulu kararı geciktikçe, devletin k i t l e haberleşme ara cı TRT, MC'nin tek yanlı yönlen dirme amacına hizmet etmeye de vam etmiştir. Bu arada, Karataş yönetimi TRT Seçim Kurulu'nda bulunan rektörleri etkilemek için, programlarda rektörlere yer vermeye özen göstermekte dir.
Ankara'da bir basın toplantısı düzenleyen DİSK Yeni Haber tş Sendikası, TMMOB, TÜTED ve Tüm Dar yöneticileri TRT soru nuna ilişkin görüşlerini açık ladılar. Toplantıda sunulan me tin şöyle:
"Yargı kararlarını hiçe sayan MC'nin Anayasayı ihlal e t t i ğ i günümüzde, TRT, yasa dışı uygu lamalar yüzünden, kamuoyunda süregelen tartışmaların odaklaş tı ığı bir sorun olma n i t e l i ğ i n i hâlâ korumaktadır.
Yasa d i ş i l i ğ i ve işgalciliği yüksek yargı organlarınca da saptanan Şaban Karataş'ın, gay ri meşruluğuna bakmayıp, TRT'de alabildiğine yasa dışı bir uy gulamaya girmesi Üzerine, üye l e r i TRT'de çalışan dört demok ratik k i t l e örgütü (DİSK Yeni Haber îş Sendikası, TMMOB, TÜTED ve TÜMDER) soruna el at mış ve bir dizi çalışma ile ko nuyu kamuoyu gündemine getir
BU 120 GÜNDE TRT'de NELER YAPILMIŞTIR ?
PROGRAM POLİTİKASI
Program politikasında sürekli olarak milliyetçi yayından söz edilmektedir. Görüntüdeki ya yın, ithal malı düşler ve kali tesiz eğlencedir. Güdülen yayın politikası Amerikancı yayın po litikasıdır.
Görevimiz Tehlike, Polis Dosya s ı , Kadın Polis, McMillan ve Karısı, Acemi Polisler, Altmış lık Delikanlı ile Amerikan Po l i s i ; Küçük Ev, Tatlı Cadı ve Bonanza i l e Amerikan yaşamı; Evdeki Doktor, Hayat Yolu i l e Amerikan sağlık politikası; kısacası Amerikan kültürü, hal kımıza milliyetçilik adı altın da benimsetilmeye ve Amerikan hayranlığı yerleştirilmeye ça lışılmaktadır.
Bu arada, halka tarafsız diye
sunulan aslında bütünüyle kapi t a l i s t dünya görüşünün savunu culuğunu yapan, bilimsel ger çeklerden uzak "Çağımızı Sarsan Olaylar" gibi dizi filmler sık sık ekranlara getirilmektedir.
Yerli yapımlardaki uygulama ise, bunlara koşut bir biçimde sür dürülmektedir .
Ankara Radyosu yönetimine Kasım Aralık ayı için verilen sosyal içerikli program önerileri geri çevrilmiştir.
Ayrıca Ankara Radyosunda, Prog ram Müdürü Gökçen Solok imza sıyla gönderilen bir yazıyla, 1977 yılında yapılacak tüm eği tim ve kültür program önerile r i , 1 gün gibi kısa bir sürede istenerek, bu yolla engellemeye gidilmiştir.
Yayınlanan yerli yapımlar ise, MC'nin güdümünde, sermaye çev relerinin doğrultusunda, sömürü düzeninin sürdürülmesinden yana programlardır. Geçtiğimiz hafta sohbet adı altında yayınlanan program bunun en açık örneği dir. Baştan sona suç unsurla rıyla dolu bu programa Kültür Müsteşarı göstermelik olarak çıkartılmış, programa sunucu .olarak katılan TRT'nin kadrolu elemanı Ali Yörük'e, MC'nin gü dümlü kültür politikası anlat tırılmış tır.
Türk Halk Müziğini evrensel dü zeye çıkarmak amacıyla kurulan "Çok s e s l i koro" e t k i s i z l e ş t i rilmiş, koro elemanlarına baskı yapılarak branşları dışında gö rev almaya itilmişlerdir.
MUzik eğlence programları, yoz laşmayı, t i c a r i sömürüyü, radyo ve televizyonun açıkça reklam aracı olmasını destekler çizgi de ve "şöhret yolu devlet tele vizyonu" iddialarını doğrular biçimde hazırlanmaktadır.
Yurt Dışı Yayınlar Dairesin'ce, a ş ı r ı ödemelerle, Aydın Yalçın'a h a z ı r l a t t ı r ı l a n "Kalkının Tür kiye" adlı programda, işçi so runlarına, MC'nin çıkarcı eko nomi politikası gözetilerek yaklaşılmaktadır. Özellikle yurt dışındaki işçilerimize yö nelik bu programda, işçilerimi ze, sermaye sınıfının döviz ge reksinmelerini karşılayan araç gözüyle bakılmaktadır. Bu görüş yurt dışına yapılan yayınların tümüne egemendir. Bu öze İlik le
r i y l e Türkiye'nin s e s i n i yan sıtması gereken yurt d ı ş ı yayın lar, sermayenin s e s i n i yansıtır duruma g e t i r i l m i ş t i r .
Amaç açıktır: Toplum bir yandan Amerikancı yayınla kendine ya bancılaştırılırken, öte yandan ucuz eğlence programları ve toplumsal içerikten yoksun yer li yapımlarla kendi gerçekle rinden uzaklaştırılarak, MC'nin politik görüşlerine yöneltilmek istenmekte, böylece seçim y ı l ı olan 1977'ye yatırım yapılmak tadır.
HABER POLİTİKASI
Karataş yönetimindeki TRT, prog ramlarında olduğu gibi, haber lerinde de sermayenin ve onun sözcüsü MC'nin görüşleri doğrul tusundaki uygulama sürdürülmek tedir.
Haberler, "tarafsızlık" adına yapıldığı öne sürülen bir uygu lamayla, iki bölümde verilmek tedir. Birinci bölümde, "MC'nin icraatı" verilmekte, ikinci bö lümde i s e siyasi parti demeçle ri yer almaktadır. Kendileri için yapıldığı apaçık ortada olan bu uygulamayla MC, hem ilk bölümde propagandalarını yapmak ta, hem de ikinci bölümde s e s lerini duyurmaktadır. MC dışın daki kesimler ise yalnızca ken dilerine ayrılan ikinci bölümde yer almaktadırlar. Anlaşılan MC temsilcisi Karataş'ı bu uygula ma da doyurmamış olsa gerek ki, MC'ye karşı muhalefetin s e s i n i daha da kısmak için haberlerde yeni yöntemler g e l i ş t i r i l e c e ğ i ni açıklamıştır. TRT'nin görevi, yayınlarda ayrı düşüncelere ve ayrı dünya görüşlerine yer ver mektir. Bu görev, yasalarda be lirlenmiştir. Oysa gerek MC'nin dışındaki görüşlere ya hiç yer vermeyen veya s ı n ı r l ı yer veren bugünkü uygulamayla, gerekse uygulamaya koymaya ç a l ı ş t ı k l a r ı yöntemle bu yasal görev kesin l i k l e bağdaşmamaktadır. Günümüz deki durumuyla TRT haberleri, "sahibinin s e s i " durumundadır. Ancak TRT'nin sahiplerinin çok luğu nedeniyle, zaman zaman an laşmazlıklar çıkmaktadır. MC' nin her kesimi 1977 seçimlerine yönelik 'reklamlarını' TRT ara c ı l ı ğ ı y l a daha i y i yapabilmek i ç i n yarışmaktadır. Bu yarıştan
Karataş'in 1977 seçimlerinde adaylığını koyacağı parti oldu ğu basında yer alan bir parti kazançlı çıkmaktadır. Öyle ki, Sivas Milletvekili İhsan Kara çam'ın, i s t i f a s ı uzun uzun ken di sesinden duyurulmuştur.
Karataş'in öğretmeni, dil devri mine ve Türk Dil Kurumu'na kar şı görüşleriyle bilinen bir ki şi tarafından sürdürülmektedir. Amaç d i l i geriye götürmek ve bu sözde dilciye çıkar sağlamak tır.
PERSONEL POLİTİKASI
MC'nin kıyım politikasına koşut olarak TRT'deki kıyımlar da sürmektedir. TRT Seçim Kurulu' nu yanıltmak için Danıştay ka rarlarını uygular görünen Kara t a ş , aslında bu kararların çok büyük bir kısmını uygulamamış tır.
Danıştay'a başvurarak yürütmeyi durdurma kararı alanların büyük bir bölümü yerlerine daha önce atama yapıldığı öne sürülerek görevlerine başlatılmamış, baş ka önemsiz yerler önerilmiş, yada başka kadrolara atanarak Danıştay kararlarının uygulan dığı izlenimi verilmiştir. Hat ta bu arada bazı personel kaza nılmış hakları ellerinden a l ı narak, yasa dışı işlemle görev den uzaklaştırılmıştır.
Ayrıca, kıyıma uğrayan bazı ki ş i l e r i n en yasal hakkı olan sağ l ı k işlemleri engellenmekte, doktor veya hastaneye şevkleri yapıİmamaktidir.
TRT yönetimi, elemanlarını hiçe saydığını, bir parti kongresin de dövülen TRT kameramanlarına arka çıkmamakla bir kez daha göstermiştir.
TRT'de ç e ş i t l i nedenlerle per sonel için açılan kurslar da amaçlı yönde gelişmektedir. Şöyle ki; Kuruma yeni alınan yapımcılara, mesleki nitelikte olması gereken kurslarda siya si görüşleri MC'yle aynı çizgi de olan kişilerce dersler ve rilmiştir. Türk kültürü ve me deniyeti, Türk d i l i ve özellik l e r i , Türk edebiyatı, kompozis yon gibi dersler, yetkinliği olmayan kişilerce, üstelik po l i t i k yorumlar katılarak anla tılmıştır.
Karataş yönetimi, kurum içinde görev yapmakta olan yapımcıları da ihmal etmemiş, onlar için de Türkçe kursları açmıştır. Bu kursun amacı, yayındaki, kendi deyimleriyle "uyduruk" olan Türkçeyi değiştirmektir. Kurs,
TRT kadrolarını faşistleştirme yolundaki atamalar da sürmekte dir. Kurumun ç e ş i t l i kesimleri ne bugüne değin alınan yandaş lardan başka, yenilerinin de alınabilmesi için Yönetim Kuru lu'ndan yeni kadroların çıkar tılması için hazırlık yapılmak tadır.
İş güvencesinden yoksun TRT i ş çilerinin toplu sözleşmeden do ğan haklarının verilmeyişi de Karataş'm personel politikası nın belirgin bir örneğidir.
YATIRIM POLİTİKASI
Teknik düzeyde yapılan atılım lar; alt yapı t e s i s l e r i tamam lanmadan, aşırı harcamalarla ve politik çıkarlar ön plana alınarak gerçekleştirilmiştir. Örneğin, Elmadağ televizyon vericisi, gerekli hazırlıklar yapılmadan açıldığı için Anka ra'nın birçok semti yayını iz leyememektedir, öte yandan açı lan Erzurum ana TV v e r i c i s i , alt yapı t e s i s l e r i olmadığı için kısa zamanda hava koşulla rının etkisiyle devreden çıka caktır. Trabzon TV v e r i c i s i de, geçen y ı l yayına girdikten kı sa süre sonra, aynı nedenle kış boyunca devre dışı 'çalmıştır. Hava koşulları nedeniyle devre den çıkan TV vericilerinde TRT teknik personeli de uzun süre mahsur kalmaktadır. Yakında açılacak Konya TV v e r i c i s i de alt yapı tesislerinin olmaması nedeniyle aynı duruma düşecek tir.
SONUÇ
Yasalara aykırı olarak yöneti mini sürdüren i ş g a l c i Karataş; program, haber, personel ve ya tırım politikası ve uygulamasıy la her gün bir suç işlemektedir.
TRT Seçim Kurulu'nun kararının gecikmesi bir yandan olayı sü rüncemede bırakmakta, öte yan dan bu güdümlü yayın politika sının "Anayasal Suç" olarak sür dürülmesine neden olmaktadır. ,
YENİ ÖĞRENİM
DÖNEMİNDE
FAŞİST
SALDIRILAR
GENE
YOĞUNLAŞTI
Dergimizi yakından izleyen okur lar bu konuya geçen öğrenim dö neminde de hayli yer verdiğimi zi, sayfalarımızda sık sık bu konuyu işlediğimizi, konunun önemini defalarca vurgulamakta yarar gördüğümüzü biliyorlar (Elektrik Mühendisliği; Ocak, Mart, Nisan, Temmuz'76 sayıla rı). Geçen öğrenim yılını kısa ca tanımlamak gerekirse; "yüz lerce saldırı ve yaralama ola yının olduğu, 40 kadar öğrenci nin öldürüldüğü, onbinlerce gencin okuluna gidemediği, can güvenliği ve öğrenim özgürlü ğünden söz edilemeyen bir öğre nim (I) yılı" denebilir.
Yeni öğrenim yılı da geçen yıl dan iyi başlamadı. Ankara, İs tanbul gibi öğrenci sayısının büyük olduğu kentlerde, göreli olarak kamuoyunun gözleri önün deki öğrenim kurumlarında öğ renciler faşizan saldırılara bir ölçüde göğüs gerebilirken, taşra öğrenim kurumları pek çok ilerici, tarafsız öğrencinin mezarı oldu.
Üniversitelerin yeni öğrenim yılı başındaki durumlarına il ginç bir örnek İstanbul Üniver sitesi: 1 Kasım'da törensiz olarak öğrenime başlayan Üni versite aynı gün polis tarafın dan çıkması muhtemel olaylar nedeniyle boşaltılıyor. Ertesi gün saat 14 sıralarında ana ka pıyı tutan komandolar içeriye girmek isteyen öğrencilere en gel oluyor. Bu kişiler daha son ra çevreye gelişigüzel ateş et meğe başlayınca devrimci öğren ciler İktisat Fakültesi'nde bi rikiyor. Arkasından da polis Üniversiteyi boşaltıyor. 3 Ka sım günü gene merkez binaya öğ renci olmayan silahlı kişilerin girmesi üzerine tüm öğrenciler dışarı çıkartılıyor. Boşaltma sırasında öğrencilere komando lar tarafından yaylım ateşi açı
lıyor. Üniversitenin açılışının dördüncü gününde ise komandolar bu kez de taşla sopayla saldı rıyor. Öğrenim yine duruyor. Üniversite Rektörü Prof. Haluk Alp "sağ grubun olay çıkarması nın polisçe önlenemediğini" söylüyor. Ve Üniversite Senato tarafından, 12 Kasım günü can güvenliği sağlanıncaya kadar öğrenime kapanıyor.
Öte yandan Eğitim Enstitüleri tam bir çıkmazda. Bu okulların giriş sınavlarına ilişkin hak sız işlemler o denli ayyuka çıktı ki Eğitim Enstitüleri Gi riş Sınavları, sonunda bizzat Milli Eğitim Bakanı tarafından iptal edildi.
Baskı ve saldırıların bir diğer yönü, yalnızca yüksek öğrenim gençliğine yönelik olmaması. Orta öğrenim gençliği de bu bas kı ve saldırılardan payını faz lasıyla alıyor.
Öğrenci yurtlarının durumu da daha iç, açıcı değil. Ankara'da yedisi Kredi ve Yurtlar Kurumu' na bağlı olmak üzere yirmiyi aşkın öğrenci yurdu bulunuyor. Bunların büyük çoğunluğu faşist militanların işgalinde. 0 neden le öğrencilere kapalı. İşgal al tındaki yurtlarda çok sayıda boş yatak bulunmasına karşın öğrenciler sınırlı bütçelerini sonuna dek zorlayıp ortaklaşa ev kiralıyor. Kredi Yurtlar Ku rumuna bağlı yurtların durumu na en iyi örnek Atatürk (Site) Yurdu. Kapasitesi 2016 kişi olan bu yurtta 500 dolayında Ülkü Ocaklı militan dışında hiçbir öğrenci barınamıyor. Bir diğer yurt Yıldırım Beyazıt Yurdu. Burada da bine yakın ka pasiteye karşın yine 500 kadar sağcı militan barınıyor. Bu yurdun işlevi yakındaki 1200 kişilik Ziraat Fakültesi'ni de netim altında tutmak. Devlet bütçesinden öğrenciler için ya pılan ama bugün faşist militan lara, ki bunların bir kısmının öğrenci bile olmadıkları bili niyor, barınak olan yurtlar yalnızca bunlar değil. Bunlar yalnızca sıradan iki örnek.
Bir ay kadar kısa bir dönem için bile olsa yüzlerce saldı rı ve baskı olayını teker teker vermek olanaksız. Bu yüzden, aşağıya yalnızca, öğrencilerin den bir bölümü gelecekte üyemiz olacak öğrenim kurumlarımızdan bazılarını ele aldık.
GALATASARAY MİMARLIK MÜHENDİSLİK YÜKSEK OKULU
28 . Komandolar ilerici, dev rimci öğrencileri okula sokmadılar. Daha sonra okul dışında çıkan silah lı çatışma sonunda Yusuf Tanık adlı öğrenci öldü.
5 . Komandoların okulu işgal etmek istemeleri üzerine çıkan çatışma sonucu okul da öğrenime bir gün ara verildi.
6 . Taksim'de otobüs beklemek te olan Galatasaray MMYO öğrencilerine komandolar ca ateş açıldı. Birisi ağır, iki kişi yaralandı.
14 . Okulda can güvenliği olma dığı gerekçesiyle 38 öğ renci kaydını sildirdi. Bu arada geçen yılın Ekim ayından bu yana okulda yal nızca 69 gün ders yapıldı ğı, 150 gün okulun çeşitli nedenlerle kapatıldığı bildirildi.
ADMMA
30 . Komandolar İ s t a n b u l ' d a ölen gençle i l g i l i olarak yaptıkları forumdan sonra dışardan gelen bir grubun da yardımı i l e f i i l i durum yarattılar.
12 . P o l i s 9 öğrenciyi komando ları dövdükleri gerekçe s i y l e gözaltına aldı. Po l i s l e r l e komandolar Kimya Mühendisliği dördüncü s ı nıfına girerek s ı r a daya ğı çektiler.
14 . Komandolar öğrencileri cad de ve sokak içlerinde s i lahla kovaladılar. Polis i s e kovalanan öğrencileri Emniyete götürdü.
16 . 150 200 kadar komando öğ rencilere saldırdı. 40 ka dar öğrenci yaralandı. Saldırıya uğrayan öğrenci ler yaptıkları açıklamada; aralarında bir süre önce öldürülen aynı okul öğren cilerinden Sami Ovalıoğlu' nun k a t i l i Akif Ezer'in
de bulunduğu komandoların saldırılarının Maltepe1 deki Ülkü Ocakları Şube sinden kaynaklandığını, polisin de okula gelen ve saldırıya uğrayan öğren cilere saldırdığını, 80 kadar arkadaşlarını sabaha kadar gözaltında tuttuğunu belirttiler. 17 . Öğrenciler yaptıkları açık lamada; iktidarı, olayları tırmandırmak için öğrenci lerin arasına kışkırtıcı ajanlar yerleştirmekle suçladılar.
SASIM
1 . Öğrenci Derneği bir açık lama yaparak, can güvenli ği olmadığı için toplu ola rak okula giden öğrencile rin, polisçe okula teker teker alınmak istendiğini belirttiler.
2 . Komando saldırılarına kar şı tek çareyi okula toplu halde gitmede bulan öğren ciler polisin öğrencileri gruplar halinde bırakmak istememesi üzerine okula girmekten vazgeçtiler.
4 . Şebekeleri bir gün önce polis tarafından alınan ilerici öğrenciler okula giremedi.
tTÜ tTÜ öğrencileri Eylül başların la; okulda üslenen polisin ta rafsız davranmadığı, bunu da jeçen yıl sonunda Gümüşsüyü bi— ıasını bir grup faşistin basıp Srdoğan Yalçıngil adlı öğrenci li tabanca ile öldürmeleri ola rında açıkça kanıtladıkları, capatılan yurtlarının açılmadı |ı ve diğer akademik sorunları ıın çözülmediği gerekçesiyle İ5 gün kadar süren bir boykota »irdiler.
) Kasım günü 8 10 kişilik bir ;rup Gümüşsüyü binasını yaylım ıteşine tuttu. Hedef gözetmeden ıteş açan kişiler otomobil yı :amakta olan bir çocuğun ölü— aüne neden oldular. ÎTÜ öğren :ilerinden Cengiz Ekmekçi, Atil .a Turgay ve Şahin Kurttepe ağır 'aralandı. Daha sonra Maçka Ma len Fakültesi'nde bir forum ya >an öğrenciler okuma özgürlük .erinin ve can güvenliklerinin »ir an önce sağlanmasını iste liler.
ODTÜ ÜZERİNDE OYNANAN OYUNLAR YOĞUNLAŞIYOR
ODTÜ yeni öğrenim yılına 20 Ara lık günü başlayacak. Öğrenimin sürdüğü birkaç okuldan biri olan ODTÜ'yü bu yeni yılda ka panmaya, en azından öğrenimi k e s i n t i l i bir biçimde sürdürme ye götürecek oyunlar tezgahlan dığı, üniversitenin sorunları i l e i l g i l i herkesin konuştuğu konuların başında geliyor.
Genellikle MHP yanlısı k i ş i l e ' rin oluşturduğu Mütevelli Heye ti bir yandan Rektörü istifaya zorlayacak yönde baskılarını artırırken, diğer yandan ODTÜ işçilerinin sendikal mücadele sini baltalamak, onları kendi kurdurduğu sarı sendikalarla şa şırtarak güçsüz düşürmek giri şiminde bulunuyor. Ancak ODTÜ işçilerinin DÎSK'e bağlı SOSYAL tŞ'te örgütlenmeleri "Mütevel li"nin i ş ç i l e r üzerindeki oyun larını bozdu.
MC'nin ODTÜ Rektörlüğünde ke sinlikle kendi denetiminde olan bir kişi istediği anlaşılıyor. MHP yanlısı basında Rektör Prof. İlgaz Alyanak'ı hedef alarak yapılan saldırılar, bu nun en somut örneği, tdari ka demelere f a ş i s t l e r i yerleştirme girişimleri, 400 Ülkü Ocaklı komandonun okula sokulacağı söylentileri, öğrenci ve öğre tim üyeleri üzerindeki yeni baskı niyetlerini açığa vuruyor.
Mütevelli Heyeti dokuz kişiden oluşuyor. Bunlardan Prof. Ah
met Sonel'in MHP'li olup/MHP yanlısı Aydınlar Ocağı adlı der nekte etkinlik gösterdiği, Ülkü Ocaklarında örgütlenme çalışma ları yaptığı biliniyor. Bundan başka, sermaye temsilcileri, sermayenin gözde profları, 12 Mart muhbirleri, yıllanmış bilirkişiler ve 'milliyetçi toplumcu sendikacılar1 mütevel li heyetinin diğer elemanları. Böylesi bir kadroya, 8 bin'den fazla öğrencisi ve 900'e yakla şan öğretim üyesi i l e ülkemizin önde gelen eğitim ve araştırma kurumlarından ODTÜ'yü yönetme yetkisinin hangi amaçlarla ve rildiği açık.
Yeni ders yılında MC'nin ve onun vurucu gücü MHP'nin ODTÜ' ye yönelteceği saldırılar, geç mişte de örnekleri görülen, öğ retim üyesi, öğrenci ve i ş ç i dayanışmasının pekiştirilmesi i l e göğüslenebilir. ODTÜ i ş ç i lerinin SOSYAL ÎŞ'te birleşme leri ortak mücadeleye somut bir örgütsel katkı oldu. ODTÜ Öğre tim Üyeleri Derneği de öğretim üyelerinin büyük kesimini bu saldırılara karşı üniversitenin savunulmasına seferber edebil melidir. Öğrencilerin ise tem s i l c i l i k görevlerini yapan öğ renci Temsilciliği Kurulu'nu yas ali aştırma, en geniş öğrenci k i t l e s i n i kucaklayacak bir bir l i ğ i kurma yönünde çalışma yap maları en acil görevleri olarak görünüyor.
ÎDMMA
EKÎM
15 . Akademide üç gündür meyda na gelen olaylardan sonra aralarında öğrenci olmayan kişilerin de bulunduğu sağcı öğrenciler erken saatlerde okula gelerek bi nanın üst katlarını işgal ettiler. Bu grubun daha sonra gösterilere başlama sı ve diğer öğrencilerin okula girmek istemeleri
üzerine çıkan çatışma so nucu çok sayıda öğrenci yaralandı. 20 . Sabah erken saatlerde oku la gelen komandoların oku lu işgal edip öğrencileri derse sokmak istememesi üzerine çatışma çıktı. Okulda öğrenime bir gün daha ara verildi.
21 . Akademi, olaylar nedeniyle yönetmeliğin gerektirdiği asgari öğrenim tamamlana madan okul yönetimince ka patıldı.
SLEKTRİK MÜHENDİSLİĞİ 239
BAKANLAR KURULUNUN "MİLLİ GÜVENLİK ACISINDAN" SAKINCALI GÖRDÜĞÜ
SİSAG GREVİ ERTELENDİ
SİSAG'ta 170 teknik elemanın 45 gündür sürdürdüğü grev, Bakan lar Kurulu tarafından "milli gü venlik" gerekçesiyle 30 gün er telendi.
Teknik eleman örgütleri yoğun bir tepki yaratan erteleme ka rarını kınadılar ve MC iktida rının tüm çalışanlar üzerinde ki baskı ve yıldırma girişimle rini bir kez daha vurguladılar. Sosyal lş Sendikası ve TÜTED'in yayınladığı bildirilerin yanı sıra Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği de yaptığı açıklamada aşağıdaki görüşle re yer verdi:
"Hacettepe Vakıflarına bağlı StSAG (Sistem, İşletme, Proje Servisi Araştırma Geliştirme) Ltd. Şirketinde 170 teknik ele manın 45 gündür işverenin çeşit li baskılarına karşın başarıyla sürdürdükleri grev, Milli Eği tim Bakanlığı'nın isteği üzeri ne ve milli güvenliği ilgilen dirdiği gerekçesiyle Bakanlar Kurulunun 16.11.1976 günlü ka rarıyla bir ay ertelendi.
Bu, grevi kırmak amacıyla her türlü yola başvuran SÎSAG Yönetiminin iktidarla olan bağ larını gün ışığına çıkaran ib ret verici bir karardır.
StSAG Yönetimi, çalıştırdığı teknik elemanların haklarını vermemekte direnirken, grevin her safhasında iktidarın gücü nü yanında bulmuş, yasa dışı yöntemlerle üretimin sürdürül mesi yollarını aramıştır. Şirke tin elindeki işlerin bir kısmı nı TEKSİS, METEKSAN gibi aynı vakfa bağlı paravan şirketlerle yürütmeye çalışan yöneticiler, YAYKUR, Mektupla Yüksek öğre nim, üniversite Giriş Sınavları gibi binlerce öğrenciyi ilgi lendiren i ş l e r i SÎSAG Bilgi İş lem Merkezi dışında ve kaçak i ş ç i kullanarak yaptırmaya ça lışmış, buna karşılık SİSAG'ta çalışanların sendikal haklarına dahi karşı çıkmıştır.
Yöneticiler, işyerinden polis zoruyla proje ve malzeme çıkart
mayı alışkanlık haline getirmiş, grevci işçilerin bir kısım gü venlik görevlisince dövülmeleri ni sağlayarak yıldırma çabala rına girişmiştir.
Türkiye'de tüm öğretim kurumla rında örgütlenen faşist çetele rin eğitimi engellemesini, öğ rencilerin dövülmesini, öldü rülmesini, bu faşist güruhun eylemlerini milli güvenlik çer çevesinde görmeyenlerin, YAYKUR sınavlarının ertelenmesini bir milli güvenlik sorunu olarak görmesi ibret verici bir olay dır.
YAYKUR sınavlarının ertelenme sinde tek ve başlıca sorumluluk, çalıştırdığı işçilerin hakları nı vermemekte direnen, Sendika nın sözlü ve yazılı çağırıları na grevin sürdüğü 45 gün cevap vermeyip toplu sözleşme görüş melerine dahi katılmayan StSAG Şirketi işvereninde iken, bu sorumluluk ekonomik demokratik hakları için mücadele eden SİSAG çalışanlarına yıkılmak istenmekte, onlar cezalandırıl maktadır.
Bu karar MC ortaklığının emekçi halkımıza karşı tavrının ve eko nomik demokratik mücadeleye yö nelttiği saldırının bir parça sıdır.
Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği ve bağlı 18 Oda olarak, teknik elemanların sendikal haklarının elde edilmesi ve kullanılması doğrultusunda yü rütülen mücadelede önemli katkı l a r ı olan SİSAG çalışanlarının safında tüm gücümüzle yer aldı ğımızı kamuoyuna duyururuz."
SOVYETLER BİRLİĞİ'NDEN ELEKTRİK ENERJİSİ ALINACAK
Elektrik enerjisi açığının gi derek büyümesi karşısında Sov yetler Birliği'nden de elektrik enerjisi alınmak üzere temasla ra başlanmıştır. Sovyetler Bir liği 'nden alınacak enerji konu sunun teknik ve ticari yönleri ni görüşmek üzere beş kişilik bir Sovyetler Birliği heyeti Ankara'ya gelmiştir.
Türkiye Elektrik Kurumu Genel Müdürü Behçet Yücel'in verdiği bilgiye göre, Kuzeydoğu Anadolu Bölgesinden enerji nakli hatla rının irtibatlandırılması sure tiyle alınacak enerji enterkon nekte sisteme aktarılacaktır.
Sovyetler Birliği heyetiyle ya pılan görüşmelerde nakil hat larının enterkonnekte sisteme enerji sağlayacak şekilde güç lendirilmesi ve irtibat sağlan ması sorunları ele alınacak, enerjinin karşılığının ne şekil de ödeneceği tartışılacaktır.
Behçet Yücel, "Sovyetler Birli ği 'nden enerji alımı konusunda anlaşma olursa gelecek yıl sonu ortak irtibat servise girer" demiştir.
BULGARİSTAN'DAN ALDIĞIMIZ ELEKTRİK ENERJİSİNİ ÖDEYEMİYORUZ
Türkiye Elektrik Kurumu'nun tes bitlerine göre 1976 yılının ilk 7 ayında kullanılan elektrik enerjisinin % 1,6'sı Bulgaris tan'dan sağlanmıştır. İlgililer Bulgaristan ile yapılan anlaşma gereğince aldığımız kadar elek trik enerjisini geri ödemek zo runda olduğumuzu belirterek, bu enerjiyi ödeyemediğimiz için dö vizle ödeme yapmak zorunda kal dığımızı bildirmektedirler. Ve rilen bilgiye göre Bulgaristan' aldığımız enerjinin karşılığını hububat olarak ödemek üzere de teklif yapılmıştır.
TEK'in yaptığı tesbitlere göre 1976 yılının ilk 7 ayı içinde Türkiye'de kullanılan elektrik enerjisi 10 milyar 323 milyon kilovat saat olmuş, bu kullanı mın 10 milyar 168 milyon kilo vatlık bölümü yurt içinden 161,2 milyon kilovat saatlik bölümü ise Bulgaristan'dan sağ lanmıştır. Türkiye'de üretilen ve Bulgaristan'dan alınan elek trik enerjisi ile bu yılın ilk 7 ayında Türkiye'de kullanılan elektrik enerjisi geçen yılın aynı dönemine göre % 17,6 artış göstermiştir.
TPAO'NUN BAŞVURUSU BEKLETİLEREK
EGE'NİN ÖNEMLİ BÖLGELERİNDE PETROL ARAMA RUHSATLARI BÎR YABANCI ŞİRKETE VERİLDİ
de üç parsel, Bodrum'un kuzeyi, Milas'ın batısı, Kuşadası'nın güneyinde de beş parsel olmak üzere toplam on parsel belirlen miştir. Her parsel 50 hektardan oluşmakta ve bir bölgede Türk petrol şirketleri 16, yabancı lar 8 ruhsat alabilmektedirler.
İZMİR YÖRESİNDE HER ALTI İSÇİDEN BİRİ "MESLEK HASTALIĞI"NA TUTULUYOR
Ege Denizinde petrol bulma ola s ı l ı ğ ı n ı n en yüksek olduğu ve arama çalışmaları açısından en kolay bölge olarak bilinen se kiz ayrı yerinde ve Türkiye'nin kıta sahanlığı içinde Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO) nın, petrol aramak ama cıyla ruhsat istem başvurusunun 41 gün bekletilerek, gerekleri nin yerine getirilmediği i l e r i sürülmüş, buna karşı anılan sekiz önemli bölgede petrol arama ruhsatının yabancı petrol şirketlerinden Shell'e verilmiş olduğu saptanmıştır.
Türkiye'nin kıta sahanlığı için de bulunan ve Yunanistan'la ge rek Kıbrıs, gerekse Ege Denizin de ortaya çıkan anlaşmazlıktan sonra petrol arama çalışmaları nın yoğunlaştığı bir bölgede; anlaşmazlıkların uluslararası divanlara götürüldüğü bir dö nemde Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Shell Şirketine sekiz ayrı arama ruhsatı vermiştir. Bu karar 27 Ağustos 1976 tarih li Resmi Gazetede her bölge için ayrı ayrı yayınlanmış ve Bakan Selahattin Kılıç da duru mu aynı günlerde kamuoyuna açık lamıştır.
Ne var ki, sonradan edinilen bil gilere göre, yabancı bir petrol şirketi olan Shell'e verilmiş bulunan arama ruhsatı için, ay nı bölgelerde arama yapmak ama cıyla TPAO'nun başvurduğu, an cak bu başvurunun 41 gün bekle tilerek gereklerinin yerine ge tirilmediği öğrenilmiştir.
Yıllardır TPAO'da yürütülen ça lışmalar sonucu Ege Denizinin teknik olarak en kolay, maliyet olarak en düşük ve petrol bulma o l a s ı l ı ğ ı n ı n en yüksek bulundu ğu alanlar belirlenmiş ve Ege' de Yunanistan'la anlaşmazlık sü rerken TPAO bu bölgelerde pet rol arama ruhsatı alabilmek için her türlü faaliyetini ta mamlamıştır. Ege'de anılan özelliklere sahip olarak Midil li adasının doğusundaki körfez
15 Mayıs 1976 tarihinde TPAO anılan yerlerde petrol arama ruhsatı alabilmek için her tür lü hazırlığını bitirmiştir. Bu arada TPAO Datça'da üç parselin daha hazırlıklarını tamamlama çalışmalarını yoğunlaştırmış t ı r . Bürokratik yol olarak, TPAO'nun başvurusu Petrol İ ş l e ri Genel Müdürlüğünün önerisi üzerine Enerji ve Tabii Kaynak lar Bakanı'na iletilmektedir. İ l e r i sürüldüğüne göre, 15 Ma yıs 1976 tarihinde hazırlıkla rını bitiren TPAO'nun arama ruhsat işlemi 30 Haziran 1976 tarihine değin, 41 gün bekletil miştir. Bu arada 30 Haziran 1976 tarihinde TPAO'nun ısrarla üze rinde durduğu ve ruhsat almak istediği aynı yerler için Shell, adı geçen Bakanlığa başvurmuş tur. Petrol yasasına ve uygula malara göre, böyle bir durumda b i l e , Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının TPAO'ya "Shell'in şu bölgelerde başvurusu var, s i z i n iddianız var mı?" yönünde bir bildirimde bulunması gere kirken, Bakanlık bu yola da gitmemiş ve TPAO'ya durumu yan sıtmamıştır. Başka bir deyimle, yasalara ve geçmiş uygulamaya aykırı olarak TPAO'ya sormadan arama ruhsatını Shell şirketine vermiştir.
İ l e r i sürüldüğüne göre, bu ara da TPAO üzerinde değişik baskı lar yapılmış ve TPAO'nun 41 gün bekletilen başvurusu, 17 Temmuz 1976 günü Bakanlığa yansıtılmış t ı r . ^PAO da böylece Shell'den sonra sıraya girmiş ve Shell ön celik kazanmıştır. Bakanlığın kararı,1 ay sonra 17 Ağustos 1976 günü Bakan Selahattin Kı l ı ç tarafından radyo ve t e l e vizyondan kamuoyuna duyurulmuş tur. 18 Ağustos 1976 günü Pet rol İ ş l e r i Genel Müdürlüğü, Ege Denizindeki bu bölgelerde arama ruhsatının Shell'e veril miş olduğunu onaylamış ve 27 Ağustos 1976 tarihinde de arama ruhsatının bu yabancı petrol şirketine verilmiş oldu ğu Resmi Gazetede yayınlanmış tır.
İzmir Tabip Odası Halk Sağlığı Bürosu'nun yaptığı bir araştır maya göre, İzmir ve çevresinde ki işyerlerinde çalışan her al tı işçiden birinin "meslek has talığına yakalandığı ortaya çıkmıştır. Yine aynı araştırma da İzmir ve çevresindeki işve renlerin % 70'inin, zaten ye tersiz olan iş sağlığı ve iş güvenliği yasalarına uymadığı saptanmıştır.
Bir fabrikanın boyahanesinde yapılan incelemede ise kullanı lan maddelerin içinde % 40'a varan oranlarda benzen olduğu görülmüştür. İş sağlığı ve iş güvenliği tüzüğüne göre bu ora nın % l'den az olması gerekmek tedir. Yine aynı yerde yapılan hava incelemesinde ise havaya karışan benzen oranının tüzükte belirtilen tehlikeli sınırın 10 katına çıktığı gözlenmiştir.
Bu arada tüm ülkelerde yapılan araştırmalarda yoğunluk bulgu larının, sosyalist ülkelerde kapitalist ülkelere oranla da ha iyi olduğu belirtilmiştir.
İş kazalarının yinelenmesi ora nının Türkiye'de, sanayileşmiş ülkelerin 7 katı olduğu, toplam kazaların % 39'unun ise işvere nin gerekli önlemleri almamasın dan doğduğu saptanmıştır.
Araştırmada iş kazalarının ne denleri şöyle sıralanmıştır: İşyerlerinin düzenli olmayışı, iş aletlerinin gerekli sağlam lıkta olmaması, işverenlerin fazla ücret vermemek için uz manlaşmış elemanlar yerine, riskli işlerde acemi işçi ça lıştırmaları, işçilere mesleki ve teknik eğitim verilmemesi, işyeri sağlık koşullarının dü zenlenmemesi, işçilerin güçle rinin üzerinde çalışmaya zorlan ması, çalışma saatlerinin uzun luğu, işçilerin yeterli beslen me ve dinlenme sağlayamaması, aile ve toplumsal sorunlarının çözümlenmemesi.
OECD ÜYELERİ İÇİNDE TÜRKİYE, GELİR DAĞILIMI EN ADALETSİZ ÜLKE
Ekonomik İ ş b i r l i ğ i ve Kalkınma Teşkilatının (OECD) örgüte üye 20 ülke için yaptığı hesaplama da Türkiye'deki g e l i r dağılımı Uluslararası Çalışma Örgütü (İLO) nün bulgularına göre de ğerlendirilmiştir.
D.R.Miller adlı uzman tarafın dan "Türkiye'de Gelir Dağılı mının Etkileri" adıyla yayınla nan çalışma İLO tarafından 1975 yılında yayınlanmıştır. Nüfusu g e l i r kümelerine ayırarak yapı lan hesaplamada y ı l l ı k g e l i r i 5000 liraya kadar olan nüfus toplam gelirden % 4,5'luk bir pay almaktadır. 5000 15 000 l i ra arasında y ı l l ı k g e l i r i olan nüfus i s e gelirin % 8,5'ini paylaşmaktadır. Araştırmada nü fusun üçüncü grubu 15 000 50 000 lira y ı l l ı k g e l i r i olan lar biçiminde kümelendirilmiş t i r . Nüfusun bu kesimi ise ge l i r i n % 11,5'ini almaktadır. Dördüncü grup ise 50 000 200 000 l i r a arasında gelir alanlar olup % 18'lik bir paya sahiptir. Sonuncu nüfus kümesi 200 000 l i r a ve daha fazla ge l i r i olanları kapsamaktadır. Bu grup da gelirin, bir diğer an lamda toplam yaratılan değerin % 57'sini almaktadır.
OECD araştırmasında Türkiye'nin durumu üye diğer 19 ülke i l e birlikte ele alındığında, üye ülkeler içindeki en adaletsiz g e l i r dağılımının ülkemizde ol duğu açıkça görülmektedir. Tür kiye'de en yüksek g e l i r l i l e r toplam gelirden % 57'lik pay alırken onu Avusturya izlemekte ve bu ülkede bu pay % 53 olarak belirlenmektedir. Üçüncü sırada gelen ülke İsviçre'de i s e , en yüksek g e l i r l i l e r toplam g e l i rin % 50'sini almaktadır.
OECD'nin gelir dağılımı konusun daki bulguları DPT'nin bu ay içinde yayınladığı "Gelir Dağı lımı" araştırması i l e birlikte e l e alındığında, Türkiye'nin üye ülkeler içinde hem adalet
s i z , hem de gelir uçurumunun giderek büyüdüğü bir ülke oldu ğu açığa çıkmaktadır. Nitekim 1963'te Türkiye'de nüfusun % 20'si gelirin % 57'sini alır ken, 1973'te % 15'i gelirin % 50'sini almaya başlamıştır. Bu durum Türkiye'de nüfusun gi derek daha az bir kesiminin ül kenin toplam yaratılan değerinin daha büyük bir kısmını aldığını kanıtlamaktadır.
OECD araştırmasında üye 20 ül kede nüfusun en düşük ve en yüksek g e l i r l i % 20'lik kısmı nın toplam gelirdeki payı, yan daki çizelgede gösterilmiş tir.
En yüksek g e l i r l i En düşük g e l i r l i
toplam gel irdeki toplam gelirdeki
payı {% olarak) payı (% olarak)
Türkiye
57,0
4,5
Avusturya
53,0
İsviçre
50,7
12,3
Danimarka
49,5
1,2
Fransa
46,9
İtalya
46,5
5,1
Almanya
46,1
6,6
Hollanda
ABD
Yugoslavya 41,9
7,9
İrlanda
42,4
İspanya
42,3
5,9
Yeni Zelanda 41,5
Japonya
7,8
Kanada
5,0
Avustralya
38,8
6,8
İngiltere
38,7
6,2
Belçika
38,0
7,0
İsveç
37,0
Yunanistan ¥ 34,0
2,1
«(farklı bir
sınıflamayla)
YENİDEN BORÇLANMAZSAK/ BUGÜNKÜ BORÇLARIMIZI 2022 YILINA KADAR ÖDEYEBİLECEĞİZ,
MCN1N DIS BORÇLANMASI 53 YILLIK BORÇLANMANIN YÜZDE 40'INA EŞİT
MC iktidarının 1,5 yılda aldığı dış borç miktarı Cumhuriyet ta rihinde MC iktidarına gelene kadar geçen süre içinde alınan dış borçların % 4 0 ' m a ulaşmış tır. 1923 yılında Türkiye Cum huriyetinin kurulmasından sonra bir yandan Osmanlı döneminden kalan Düyun u Umumiye borçları ödenmeye başlanmış, bir yandan
da yeniden bazı dış borçlanma lara gidilmiştir. Cumhuriyet tarihinde ilk dış borç 1927 yı lında 67,2 milyon dolar olarak alınmıştır. Bu tarihten 1974 yı lı sonuna kadar alınan dış borç ların tutarı ise 5 milyar 691 milyon dolara ulaşmıştır. MC'nin iktidara geldiği 1975 yılından 1976 yılı Temmuz ayı sonuna ka
Mart 1976 tarihi itibarıyla iç ve dış borçlarımız
M 1 LYON
DÖVİZLE ÖDENECEK DIŞ BORÇLAR
Toplam Kullanılan
Kredi
Kesimi
Ulus1ararası kurumlardan Yabancı hükümetlerden Yabancı özel firmalardan Konsolide t i c a r i borçlar
1.477 2.598
130 5
760 2.152
100 5
TOPLAM
. 4.210
3.017
TORK PARASI ÎLE ÖDENECEK DIŞ BORÇLAR (Milyon TL)
Devlet bütçesinden ödenecekler 1.720
Bütçe dışı kamu sektörü b o r ç l a r ı 359
özel sektör borçları
1.720 359
TOPLAM , , , 3.465
3.465
ÎÇ BORÇLAR (Milyon TL)
Devlet bütçesinden ödenecekler 52.135
Bütçe dışı kamu sektörü
18.318
borçları
TOPLAM . . . . 70.453
DOLAR Henüz
Kullanılmamış Bölümü 717 446 30
1.193
;; —
1 dolar 16 TL üzerinden genel toplam: 141 milyon 278 milyon l i r a .
dar geçen 1,5 y ı l l ı k devre i ç i n de ise proje ve program k r e d i s i olarak ve bazı uluslararası fi nans kuruluşlarından 829,2 mil yon d o l a r l ı k kredi a l ı n m ı ş t ı r . MC döneminde ayrıca Dövize Çev r i l e b i l i r Mevduat adı a l t ı n d a toplam 1,5 milyar d o l a r l ı k borçlanma yapılmıştır. Böyle l i k l e MC'nin kullandığı dış b o r ç l a r MC'den önce alınan dış borçların % 40' ma erişmiştir.
FAÎZ ANA BORCUN YÜZDE 4 5 ' i KADAR
Maliye Bakanlığı'nm iç ve dış borçları gösteren yıllık bülte ni bu y ı l ilk kez "hizmete özel" olarak yayınlanmış ve gizli tu tulmak i s t e n m i ş t i r . Bu bültende 1975 y ı l ı sonu i t i b a r ı y l a dış borçların f a i z l e r i n i n , ana bor cun % 4 5 ' i n i bulduğu görülmek t e d i r . Maliye Bakanlığı'nın "31 Aralık 1975 t a r i h i i t i b a rıyla iç ve dış borçlar" bülte ninde Türkiye'nin 1975 sonu i t i b a r ı y l a ödenecek dış borçla rı 4 milyar 112 milyon dolar olarak görülmektedir. Bu borcun f a i z i i s e 1 milyar 837 milyon dolardır.
Türkiye'nin döviz i l e ödenecek dış borçlarının dışında bir de Türk p a r a s ı i l e ödenecek olan dış borçları bulunmaktadır. Aynı bültende 1975 sonu i t i b a r ı y l a TL i l e ödenecek dış borç l a r 3 milyar 412 milyon l i r a olarak açıklanmıştır. Bu borcun f a i z i ise 1 milyar 240 milyon lira olarak bildirilmekte ve ana paranın t. 36'sına e ş i t bu lunmaktadır .
Maliye Bakanlığı'nca yapılan ve şimdiden sonra hiç b i r dış borç alınmayacağı varsayımına göre saptanan rakamlar dış borçları mızın 2022 y ı l ı n a kadar ancak ödenebileceğini ortaya koymak t a d ı r . Ancak MC i k t i d a r ı yeni dış b o r ç l a r a girmemek b i r yana, yeniden büyük ölçüde borç a l a bilmek için ç e ş i t l i yöntemlere başvurmaktadır.
ARANAN KREDİLER
MC iktidarı, 101 adet önemli proje için finansman sağlamak üzere 3 milyar 383 milyon do larlık kredi aradığını tüm ül kelere ilan etmiştir. 101 önem li projenin özelliklerini anla tan ve bu projeler için aranan finansmanı bildiren "Projects Available for External Finan
cing 1976" isimli küçük kitap çık bol miktarda basılarak dış ülkelerdeki temsilciliklerimiz aracılığı ile tüm ülkelere da ğıtılmıştır. Bu kitapta, 101 önemli proje için gerekli fi nansman miktarının 8 milyar 97 milyon dolar olduğu belirtil mekte ve bu miktarın 3 milyar 383 milyon dolarlık bölümünün dış ülkelerden sağlanmak isten diği açıklanmaktadır.
MC iktidarı ayrıca proje kredi lerinin dışında kısa vadeli kullanımlar için gerekli dövi zi sağlayabilmek için dış para piyasalarından borç almak iste mektedir. Bu tip krediler için zaman zaman Maliye Bakanlığı ile yabancı para komisyonları arasında temaslar yapılmakta dır. Bu temaslarla aranan kredi miktarının ise 1 milyar dolar civarında olduğu bildirilmek tedir.
Vn 1 Alınan Borç Milyon
I 1 1 (Milyon Dolar)
TL
67,2
10,0
27,4
60,3
164,2
142,7
16,1
41,7
44,0
121,5
51,7
35,9
141,1
23,4
2,5
47,8
116,3
139,5
194,2
107,8
113,1
187,4
289,3
277,2
324,7
315,5
387,8
255,6
366,7
416,9
327,7
482,1
384,8
471,0
358,2
(temmuz)
92,7 13,8 37,8 83,2 226,6 197,0 31,0 118,0 124,3 21,2 343,5 146,2 101,6 398,6
66,4 7,0
135,2 790,8 1.225,8 1.748,0 970,5 1.017,6 1.686,6 2.604,2 2.511,7 2.945,9 2.862,3 3.517,6 2.318,8 4.500,6 4.740,1 4.731,9 6.951,8 5.387,2 7.065,0 5.731,2
Cumhuriyet tarihinde alınan dövizle ödenecek dış borçlar
MC iktidarında yeniden uygula maya konulan ve geniş ölçüde kullanılan bir başka dış borç lanma kaynağı ise Dövize Çevri lebilir Mevduat adı ile bilinen ve dış para piyasalarından sağ lanan krediler olmuştur. Bu yolla 1,5 yıl içinde 1,5 milyar dolar civarında dış borçlanma yapılmıştır. Öte yandan Maliye Bakanlığı'nın "aylık ekonomik göstergeler" bülteninde, 1976 Mali Yılı Başı itibarıyla Türkiye'nin dövizle ödenecek dış borçları ve TL ile ödenecek dış borçları açıklan mıştır. Bu borçların toplamı 70 milyar 825 milyon liradır. 1976 mali yılı başında kamu sek törünün iç borçları ise 70 mil yar 318 milyon liradır. Böyle likle 1976 mali yılı başında dış borçlar ve devletin iç borçları toplamı 141 milyar 278 milyon liraya ulaşmış bu lunmaktadır. Bu borçların öde me servisleri çeşitli taksitler le uzunca bir süreye yayılmış olmasına karşın, aynı dönemdeki bütçe gelirleri ile karşılaş tırılması ilginç bir görünüm sergilemektedir. 1975 yılı için de devletin tüm konsolide bütçe gelirleri 1976 mali yılı başı na kadar 113 milyar 697 milyon lira olmuştur. Bu durum 1976 mali yılı başında dış ve iç borçlarımızın toplamının bir yıllık bütçe gelirlerini aştı ğını ortaya koymaktadır.
| | SpNEMI 240 / « A L I K SAYISIYLA '
SONA ERECEKTİR.
1977 YILI IÇtH. ABONE KAYDîltrZİ YENİLEMENİZ GEREKM&ÎNt SAYGIYLA HATI