Elektrik Mühendisliği · Sayı 468 · Mayıs 2021
EMO’dan HABERLER
Oda ve TMMOB örgütsel yaşamı Haber ve etkinlik
- Yıl
- 2021
- Sayfa
- 7
- Okuma süresi
- 14 dk
- Görüntülenme
- 0
Konu
İlgili: Mevzuat ve hukuk, Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme
Anahtar kelimeler
- EMO
- TMMOB
- yapı denetimi
- İstanbul Sözleşmesi
- EPDK tarife
- termik santral atıkları
Özet
EMO'nun dönem içindeki faaliyetlerini özetleyen haber bülteninde; Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ziyareti, koordinasyon kurulu toplantısı, İstanbul Sözleşmesi'nin feshine karşı açılan dava, termik santral atıklarının depolanmasına ilişkin Danıştay kararı ve EPDK'nın elektrik tarifelerine yönelik düzenlemelerine karşı açılan davalar aktarılmaktadır.
Tam metin
Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.
EMO’DAN ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANLIĞI YAPI İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ’NE ZİYARET
Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) 47. Dönem Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Pala, Başkan Yardımcısı Şaban Filiz, Sayman Çiğdem Gündoğan Türker, Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Özdağ ve Yapı Denetim Daimi Komisyonu Başkanı Şükrü Güner, 6 Nisan 2021 tarihinde Çevre ve Şehircilik Bakanlığı (ÇŞB) Yapı İşleri Genel Müdürü Banu Aslan Can’ı ziyaret ettiler. ÇŞB Yapı İşleri Genel Müdür Yardımcısı İsmail Tuna Cebecioğlu ve Mevzuat Şube Müdürü Mehmet Paltun’un da hazır bulunduğu ziyarette, meslektaşlarımızın yapı denetimi alanındaki yetkileri ve uygulamada yaşanan sorunlar dile getirilerek, çözüm önerileri konusunda görüş alışverişi yapıldı. EMO Heyeti, mevzuatta aykırı bir durum olmadığı halde Elektrik Yardımcı Kontrol Elemanlarının (YKE) inşaat seviyesi yüzde 60 düzeyine gelene kadar görevlendirilmediğine işaret etti. Oysa inşaatlarda elektrik ile ilgili uygulamaların temel topraklamasından itibaren başladığı bu nedenle Elektrik YKE’lerin temel seviyeden itibaren göreve başlatılması gerektiği belirtilerek, bu durumun istihdam artırıcı bir unsur olduğu da vurgulandı. İnşaatların kalitesi ve denetim etkinliğinin artırılması için 4708 sayılı yasa ve yönetmeliklere göre yapı denetim firmalarında görev alan ve göreve yeni başlayacak üyelerimize yönelik EMO tarafından belirli aralıklarla “Temel Denetçi/YKE Eğitimi” düzenlenmesi planlandığı belirtildi. Bakanlıktan bu alanda destek talebinde bulunularak, eğitimlerin zorunlu tutulması gerektiği iletildi. Yapı denetiminde inşaat alanı sınırı olarak belirlenen 180.000 metrekarenin, minha yapıldığında fiili daha da artabildiği, bunun da küçük inşaat alanı olan işlerde 600-700 şantiye anlamına gelebileceği ve fiili denetlemenin bu durumda olanaksızlığı vurgulandı. Yapı denetimini sadece inşaat alanı ile sınırlandırmanın yeterli olmadığı, şantiye sayısı gibi kriterlerin de düşünülmesi gerektiği kaydedildi. Ayrıca, çok düşük ücretler, çalışma şartları, birden fazla yerde çalışanlar, proje kontrol formu, tip sözleşme, iş güvenliği, cezalar gibi konularda görüşler sunuldu. Yapı İşleri Genel Müdürü Banu Aslan Can da, Bina Kimlik Sistemine geçiş çalışmaları hakkında bilgi vererek, genç mühendislere yeni iş alanları açılması, binalarda enerjinin etkin kullanımı ve enerji verimliliği, sıfır enerjili binalar, müşavirlik uygulamalarının yaygınlaştırılması gibi konularda Odamızdan gelecek önerilere açık olduklarını kaydetti. Bu konularda EMO’dan destek istediklerini vurgulayan Can, Odamızdan ve geniş üye tabanımızdan inovatif, uygulanabilir çözüm önerileri beklediklerini söyledi.
EMO 47. DÖNEM 2.KOORDİNASYON KURULU TOPLANDI
Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) 47. Dönem 2. Koordinasyon Kurulu Toplantısı, 30 Ocak 2021 tarihinde düzenlendi.
EMO 47. Dönem Yönetim, Denetleme ve Onur Kurulu üyeleriyle, şube Yönetim Kurulu temsilcilerinin video konferans yöntemiyle katıldığı toplantı, EMO 47. Dönem Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Pala’nın açılış konuşması ile başladı. Pala’nın konuşmasının ardından sırası ile TMMOB Temsilcisi Ufuk Ataç, Onur Kurulu Başkanı İlhan Metin, Denetleme Kurulu Başkanı Suat Yılmaz birer konuşma yaptılar.
EMO Genel Merkez ve Şube faaliyetlerinin değerlendirildiği toplantıda; önümüzdeki dönem yapılması planlanan çalışmalara ilişkin görüş alışverişinde bulunuldu. EMO’nun mali durumunun da ele alındığı toplantı, dilek ve önerilerin alınmasının ardından sona erdi.
TMMOB İSTANBUL SÖZLEŞMESİNİN FESHİNE İLİŞKİN CUMHURBAŞKANI KARARININ
İPTALİ İÇİN DAVA AÇTI
TMMOB tarafından 20.03.2021 tarih ve 31429 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 19.03.2021 tarih ve 3718 sayılı “Cumhurbaşkanı Kararı”nın yürütmesinin durdurulması ve iptali istemiyle dava açıldı.
Danıştay’da açılan davada; Anayasanın 90. maddesi uyarınca “kanun” hükmünde sayılan uluslararası sözleşmeden idari tasarrufla çekilmeye yönelik, fonksiyon gaspı niteliğinde ağır ve açık hukuka aykırılık içeren işlemin yok hükmünde olduğu belirtilerek, şöyle denildi:
“Bununla birlikte kamuoyunda ve uluslararası alanda İstanbul Sözleşmesi olarak bilinen ‘Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa
Konseyi Sözleşmesi’nin feshine ilişkin işlem; yetki ve şekil unsurları bakımından hukuka aykırılık içermiyor olsaydı dahi kamu yararı içermemesi, kadınların yaşam hakkı, maddi ve manevi varlığını geliştirme hakkı başta olmak üzere en temel haklarına yönelik güvenceleri ortadan kaldırması dolayısıyla da hukuka uyarlık taşımamaktadır.”
Dilekçede,
dava konusu işlemin yok hükmünde olduğunun tespiti; bununla birlikte idarece uygulanma ihtimali gözetilerek iptali ve 9 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 3. maddesinin birinci ve üçüncü fıkrasında yer alan ibarelerin iptali istemiyle Anayasa Mahkemesi önüne götürülmesine karar verilmesi talep edildi.
ELEKTRİK ÜRETİM SANTRALLARININ FAALİYETLERİ SONUCU OLUŞAN ATIKLARIN
TOKSİK NİTELİKTE OLDUĞUNA İLİŞKİN KARAR
Resmi Gazete’de 26.12.2019 tarihinde yayımlanan “Atıkların Düzenli Depolanmasına Dair Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik”in dip taraması faaliyeti sonucu elde edilen malzemenin herhangi bir teste tabi tutulmaksızın II. sınıf depolama tesislerinde depolanabileceğini öngören maddesi ile 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu’nun geçici 8. maddesi kapsamındaki termik santralların atıklarının depolanmasında muafiyet getiren düzenlemenin yürütmesinin durdurulması ve iptali istemiyle, TMMOB tarafından Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na karşı açılan davada Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nca yürütmenin durdurulması kararı verildi.
Dava konusu Yönetmeliğin 18. maddesi ile Atıkların Düzenli Depolanmasına Dair Yönetmeliğin 30. maddesine; “Dip taraması faaliyeti sonucunda oluşan dip tarama malzemesi, karada bertarafının sağlanması durumunda II. sınıf depolama tesislerinde test edilmeksizin depolanabilir. Bu atıklar, belediye atıklarının depolandığı depolarda depolanamaz” fıkrası eklenmişti.
TMMOB tarafından açılan davada Danıştay 6. Dairesince yürütmenin durdurulması talebi reddedilmiş, TMMOB’nin itirazı üzerine dava Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’na taşınmıştı. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu kararında, “Düzenlemede, dip taraması sonucu elde edilen malzemenin tehlikesiz atık olabileceği gibi tehlikeli atık da olabileceği anlaşıldığından, tehlikeli olabilecek atıkların teste tabi tutulmaksızın tehlikesiz atıkların depolandığı ve tehlikeli atıklar için gerekli çevresel koruma tedbirlerinin yeterince alınmadığı II. sınıf depolama tesislerinde depolanmasında, insan ve çevre sağlığı açısından hukuka uygunluk bulunmamaktadır” denildi.
Kararda, 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu çerçevesine faaliyet gösteren elektrik üretim santrallarının faaliyetleri kapsamında oluşan atıklardan ve bu atıkların depolanmasından kaynaklı olumsuz çevresel etkilerin bertaraf edilmesi, buna ilişkin standartlara uyulması ve bu kapsamda gerekli olan tesislerin kurulması için son gün olan 31/12/2019 tarihinin bitimine kısa bir süre kala (beş gün) 26/12/2019 tarihinde dava konusu Yönetmelik değişikliğinin düzenlendiği belirtildi.
Anılan değişiklikle, 31/12/2019 tarihine kadar henüz gerekli standartları sağlamamış olan elektrik üretim santrallarının, Çevre İzin ve Lisans Yönetmeliği gereğince, atıkların depolanabilmesi için alınması gereken “çevre izin” ve “çevre izin ve lisans belgesi” için gerekli olan “geçici faaliyet belgesi” ve geçici faaliyet belgesi için gerekli olan
“düzenli depolama onay belgesi” ve “il müdürlüğü uygunluk yazısı” yerine, üniversitelerin çevre ve inşaat mühendisliği bölümü öğretim üyelerince hazırlanacak akademik raporun yeterli görüleceğinin düzenlendiği kaydedildi.
Ülkemizde faaliyette bulunan EÜAŞ ve bağlı ortaklıklarına ait olan termik santralların üretime başladığı tarihler dikkate alındığında, kurulduğu dönemin teknolojisiyle dizayn edilen bu tesislerin geçerli emisyon değerlerini sağlamakta güçlükler olabileceği vurgulandı. Bu kapsamda, elektrik üretim santrallarının faaliyetleri sonucu oluşan atıkların toksik nitelikte atıklar olduğu, yer altı ve yüzey suları ile tarım alanlarını kirlettikleri, çevre ve insan sağlığı açısından olumsuz etkilerinin olduğuna dikkat çekildi.
Kararda, atıkların depolanabilmesine devam edilebilmesi için alınması gereken “çevre izin” ve “çevre izin ve lisans belgesi” için aranan akademik raporun “içeriğinin ne olacağı, hangi yetkinliğe sahip kişilerce verileceği, raporun kimler tarafından hangi kıstaslar göz önünde bulundurularak onaylanacağı konusunda gerekli ve yeterli açıklık bulunmadığı” belirtildi. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, bu gerekçelerle “dava konusu düzenlemelerde hukuka uygunluk bulunmadığı ve anılan kuralların uygulanması halinde, insan ve çevre sağlığı üzerinde telafisi imkânsız veya güç zararlara sebep olacağı” sonucuna vararak, yürütmenin durdurulmasına karar verdi.
HAKSIZ KAZANÇ YARATACAK TARİFE OYUNLARI YARGIDA
Elektrik Mühendisleri Odası (EMO), elektrik dağıtım şirketleri ile görevli tedarik şirketlerine ek kazanç, vatandaşa ise yeni yükler getiren Perakende Satış Tarifesinin Düzenlenmesi Hakkında Tebliğ, Dağıtım Tarifesinin Düzenlenmesi Hakkında Tebliğ ve Net Kar Marjı Oranı hakkındaki EPDK kararını yargıya taşıdı.
EPDK aleyhine Danıştay’da açılan davalarda, söz konusu tebliğler ve EPDK kararının hukuka aykırı olduğu, uygulanmalarında kamu yararı bulunmadığı ve özellikle Koronavirüs salgını nedeniyle ciddi ekonomik güçlükler yaşayan tüketiciler için telafisi güç ve imkansız zararlara yol açabilecekleri vurgulandı. Tebliğler ve EPDK kararının iptali ve yürütmelerinin durdurulması istenen dava dilekçelerindeki temel saptamalar özetle şöyle:
Mükerrer Kazancın Adı Genel Kalite İndikatörü: Perakende Satış Tarifesinin Düzenlenmesi Hakkında Tebliğ ve Dağıtım Tarifesinin Düzenlenmesi Hakkında Tebliğ ile kalite faktörü haricinde dağıtım şirketinin performansına ilişkin Genel Kalite İndikatörü adı altında yeni bir teşvik uygulaması getirilmiştir. Tarife hesaplamalarında halihazırda Kalite Faktörü adı altında bir çarpan varken, Genel Kalite İndikatörü olarak ikinci ve mükerrer bir çarpan katsayısının tarife hesaplamalarına dahil edilmesi, hem tüketici tarifeleri üzerinden ilgili dağıtım şirketlerine haksız bir kazanç, hem de tüketicilere yansıtılacak elektrik ücretleri bakımından ağır bir yük oluşturarak kamu yararına aykırılık teşkil edecektir. Düzenleme, dağıtım bölgelerinde faaliyet gösteren elektrik dağıtım şirketlerinin özelleştirilmesi aşamasındaki yarışma şartlarını da bozan bir durum içermektedir.
Brüt Kar Marjı, Neden Net Oldu?: Görevli tedarik şirketlerinin ulusal tarifeden tüketicilere sattıkları elektrik enerjisi birim fiyatı üzerinden elde ettikleri kar oranını belirleyen ve 2020 yılı sonuna kadar yüzde 2.38 olarak uygulanan Brüt Kar Marjı oranı, önümüzdeki 5 yıl için Net Kar Marjı olarak tanımlanmıştır. 3 dönemdir brüt olarak uygulanan bu oranın hangi ihtiyaç ve ekonomik yarar gerekçesi ile brütten nete dönüştürüldüğü açıklanmamıştır. Ancak net satış hasılatı tanımından anlaşıldığı üzere; Brüt Kar Marjı içerisinde yer alan bazı şirket gelirlerinin düzenlemeye esas işletme gelir tavanı hesaplarından çıkarılarak ilgili şirketlerin daha fazla gelir elde etmesine yönelik bir düzenleme yapılmıştır. Net Kar Marjı oranı ile şirketlerin finansal sürdürülebilirliklerine atıfta bulunulması da, düzenlemenin hangi amaçla yapıldığını göstermektedir.
2006 yılından günümüze kadar geçen beşer yıllık 3 uygulama dönemi içinde perakende satış lisansına sahip şirketler için EPDK tarafından belirlenen kar marjı oranları;
•Birinci uygulama dönemi (2006-2010) için yüzde 2.33, •İkinci uygulama dönemi (2011-2012) için yüzde 2.33/(2013-2015) için yüzde 3.49, •Üçüncü uygulama dönemi (2016-2020) için yüzde 2.38 olarak uygulanmıştır.
Dördüncü dönem (2021-2025) için belirlenen kar marjı oranının brüt değil, net oran üzerinden yüzde 2.38 olarak uygulanması, perakende satış lisansına sahip şirketlerin kar oranlarının artırılması anlamına gelmektedir. Net Kar Marjını Brüt Kar Marjından ayıran fark ise genel olarak işletme giderleri, vergiler ve varsa temettüleri çıkardıktan sonra kalan gelir yüzdesi olarak gösterilmesidir. Ayrıca bu oranın hesaplanmasında kullanılan değişkenlere ilişkin varsayımların EPDK tarafından belirlenmesi öngörülmüş, ancak varsayımların ne olacağı ve nasıl yansıtılacağı konusunda açıklama yapılmamıştır. Net Kar Marjı oranının önümüzdeki yıllarda abonelere hangi oranda, hangi varsayımlarla ve ne şekilde yansıtılacağı karanlıkta kalan sorulardır. Bu nedenle düzenleme kamu yararı, belirlilik ve idarenin güvenilirliği ilkelerine aykırıdır.
Örtülü Kazanca Kapı Aralandı: Aynı holding ya da şirketler topluluğu bünyesindeki kişilerden alınan denetim, danışmanlık, tercüme, hukuk, müşavirlik, insan kaynakları, muhasebe, finans, kurumsal yönetim ve organizasyon gibi hizmetler, “yönetim ve destek hizmet alım giderleri” içinde tanımlanmıştır. Bu düzenleme grup kapsamındaki firmalarda
transfer fiyatlandırması işlemlerinin yoğunlaşmasına yol açabilecek ve ilişkili taraflardan uygun olanlarına örtülü kazanç aktarımına sebebiyet verebilecektir. Öte yandan enerji şirketleri zarar ediyor gibi yansıtılarak tüketiciye uygulanan tarife fiyatlandırmasının artmasına neden olabilecektir.
Şirketlerin Vergi Yükü Hafifliyor: Perakende Satış Tarifesinin Düzenlenmesi Hakkında Tebliğ kendi içinde çelişmektedir. Buna göre 9. maddenin 4. fıkrası (ç) bendi ile kontrol edilemeyen işletme giderinin yüzde 1’i aşamayacağı belirtilirken, aynı maddenin 6. fıkrasında yüzde 1’i aşan kısım da kontrol edilemeyen işletme gideri olarak düzenlenmektedir. Böylece görevli tedarik şirketlerinin tahsilatlarından kaynaklı risklerin de perakende satış tarifelerine yansıtılmasının önü açılmakta ve ilgili tedarik şirketinin abonesi ile arasındaki alacak ilişkisine tüm tüketiciler dâhil edilmektedir. Yani her ay elektrik faturasını düzenli ödeyen abone ile ödemeyen abone arasında haksızlık oluşacak, görevli tedarik şirketi borcu olan aboneye ilişkin tahsilat riskini faturasını düzenli olarak ödeyen aboneye yükleyecektir. Bu yolla ülke tahsilat riski kapsamında tahsil kabiliyeti olmayan alacakların şüpheli alacak olarak gösterilmesi ile tedarik şirketlerinin vergi yükleri hafiflerken, abonelerin enerji birim fiyatına ödedikleri bedel artacaktır.
Tekel Konumundaki Şirketlere Ek Yetki: Enerji Piyasası Kanunu uyarınca dağıtım şirketlerinin faaliyet alanları dışında piyasa faaliyetinde bulunmaları mümkün değil. Ancak Dağıtım Tarifesinin Düzenlenmesi Hakkında Tebliğ ile elektrik dağıtım şirketlerine elektrik dağıtım hizmetlerinin dışında, üçüncü kişilere bakım ve onarım hizmetleri ile danışmanlık verme olanağı sağlanmaktadır. Elektrik tesislerinin bakım ve onarım işleri ile bu tesislere ilişkin danışmanlık hizmetleri ağırlıkla EMO üyesi serbest mühendis müşavirlerin oluşturduğu, bu alanda faaliyet gösteren kişi ve şirketler tarafından piyasa koşullarına uygun bir şekilde gerçekleştirilmektedir. Dağıtım şirketleri, müteahhitlik ya da müşavir-mühendislik hizmeti vermek amacıyla değil, münhasıran elektrik dağıtım işleri için kurulmuş olup lisansları kapsamında faaliyet gösteren, bölgesinde hâkim durumda olan tekel niteliğinde şirketlerdir. Yapılan değişiklikler ile tekel konumda bulunan elektrik dağıtım şirketleri, altyapı, malzeme, bakım-onarım ve danışmanlık hizmetlerini de üstlenebilecek ve bu da elektrik mühendisliği alanına ilişkin müşavirlik piyasasında rekabeti bozucu bir durum ortaya çıkaracaktır.
Şirketler Risk Almıyor: Dağıtım şirketlerinin üreticilerden tahsil edemediği sistem kullanım bedelleri ve kaçak tahakkukundan oluşan şüpheli ticari alacaklarının kontrol edilemeyen giderler içinde tarifelere yansıtılacak olması, dağıtım şirketinin hiçbir riski üstlenmemesi anlamına gelmektedir. Zira söz konusu alacaklar ve giderler dağıtım şirketlerinin ticari alacağıdır ve dağıtım şirketlerinin basiretli tacir olarak hareket etmesi kanundan gelen bir zorunluluktur. Bu kapsamda dağıtım şirketlerinin ticari alacaklarına ait riskler, üçüncü şahıs olan tüketicileri ilgilendirmemektedir. Ayrıca bu tür giderlerin tarifelere yansıtılması dağıtım şirketinin bu alacakları konusundaki ısrarlı takibini de isteksiz kılacaktır.
ELEKTRİK MÜHENDİSLERİ ODASI 47. DÖNEM YÖNETİM KURULU 22 Ocak 2021
TARAFTAR BİLİRKİŞİ İSTEMİYORUZ!
Sinop Nükleer Güç Santralı (NGS) Projesiyle ilgili hazırlanan ÇED raporuna karşı açılan dava için belirlenen bilirkişi heyetinde tartışmalı isimler yer almış ve bu durum tarafsızlık ve güvenilirlik açısından kamuoyunda soru işaretlerine yol açmıştır.
Sinop İnceburun mevkiinde EUAS International ICC Merkezi Jersey Adaları Türkiye Merkez Şubesi tarafından yapılması planlanan, Sinop NGS projesinin ÇED olumlu raporuna yönelik açılan davalarda bilirkişi heyetinde yer alan 15 kişinin isimleri bildirilmiştir. Bu isimler arasında yer alan;
- Ankara Üniversitesi’nden Nükleer Fizik Prof. Dr. Niyazi Meriç, Ziraat Mühendisi Prof. Dr. Ayşe Nilsu Demir, Jeoloji Mühendisi Prof. Dr. Yusuf Kağan Kadıoğlu, - İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Orman Fakültesinden Prof. Dr. Yusuf Güneş, İTÜ İnşaat Fakültesinden Çevre Mühendisleri Prof. Dr. Kadir Alp, Prof. Dr. Mustafa Sait Yazgan,
- İTÜ Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi’nden Meteoroloji Mühendisi Prof. Dr. Ahmet Duran Şahin.
Aynı zamanda Mersin Akkuyu Nükleer Santralı ÇED olumlu raporuna karşı açılan davanın da bilirkişi heyetinde yer almış; santralın canlı yaşamı ve çevreye yönelik risklerini, bilimsel ve teknik kurallara aykırılıklarını gözardı ederek, uzmanlık alanları dışında ifadelerle rapor hazırladıkaları gerekçesi ile tartışmalara konu olmuş isimlerdir.
Akkuyu NGS için daha önce olumlu görüş veren, santralın temel atma süreçlerinde basın üzerinden santralı öven ve Türkiye’nin nükleer santral konusunda geç kaldığını söyleyen bilirkişilerin Sinop NGS için hazırlayacağı raporun içeriği şimdiden şaibelidir.
Akkuyu’daki VIP keşfe katılarak nükleer santral lehine görüş bildiren bilirkişilerin seçilmesi, mahkemenin yargılama sonunda vereceği karara şimdiden gölge düşürmektedir.
Bilirkişi heyetinin Sinop’ta 7 Haziran 2021 tarihinde keşif yapacağı bildirilmiştir. Mesele sadece nükleer santrallara karşı çıkmak ya da yandaş olmak değildir. Sinop NGS’nin ülkemiz çıkarları, kamu yararı, çevre ve canlı yaşamının devamı açısından bilimsel veriler ışığında değerlendirilmesi ve konuya nesnel bir bakış açısıyla yaklaşılması gerekmektedir.
Adil yargılama süreçlerini olumsuz etkileyeceğini düşündüğümüz söz konusu isimlerin tarafsız olamayacağı gerçeği, hazırlanacak raporun güvenilirliğine de kuşku düşürecektir.
Prof. Niyazi Meriç ve Akkuyu NGS için olumlu görüş veren diğer bilir kişilerin heyetten çıkartılmasını talep ediyoruz.
Dünyada ve Ülkemizin hiçbir yerinde; ne Akkuyu’da ne de Sinop’ta nükleer santral istemiyoruz.
NÜKLEER KARŞITI PLATFORM
27 Mayıs 2021
İKİZDERE’DEKİ DOĞA KATLİAMI DURDURULSUN!
Doğu Karadeniz’in eşsiz vadilerinden biri olan Rize’nin İkizdere İlçesi İşkencedere mevkiinde ormanlık alan katledilerek açılmak istenen taşocağına karşı direnen yöre halkının mücadelesini selamlıyoruz.
Rize İyidere’de inşa edilmek istenen Lojistik Merkezi ve Limanı’nın deniz dolgusunda kullanılacak taşları çıkartmak için bölge halkının ve doğal hayatın yaşam kaynağı olan ormanlık alanın yok edilmesi kabul edilemez. Lojistik Merkezi ihalesini alan şirketin maliyetlerini düşürmek için gerçekleştirilmek istenen bu doğa katliamı hem yasaların, hem de yaşam hakkının ihlali anlamına gelmektedir.
Madencilik faaliyetleri, sermaye kesimlerinin kâr hırsı gözetilerek değil, halkın ihtiyaç ve çıkarları gözetilerek yürütülmelidir. Halkın yaşam hakkını ve sağlığını görmezden gelen, doğal yaşamı tehdit eden, çevreye telafisi imkansız zararlar veren bir madencilik anlayışı kabul edilemez.
Yaklaşık 100 bin ağacın bulunduğu 100 hektar ormanlık alanı kapsayan ve İşkencedere’deki tüm doğal yaşamı ve ekosistemi ortadan kaldıracak olan taşocağı ruhsatı derhal iptal edilmelidir.
Ülkemizin ormanlık alanları her yıl çeşitli gerekçelerle tahrip edilmektedir. Yaşamsal ve çevresel etkileri göz önünde bulundurulmaksızın hazırlanan projeler, açılan yollar ve yürütülen madencilik faaliyetleri nedeniyle nitelikli ormanlık alanlarımız zarar görmektedir. Yakın zamanda
Kaz Dağları’nda, Fatsa’da, Kuzey Ormanları’nda yaşanan orman katliamlarının görüntüleri yürekleri sızlatmaya devam ederken, bu görüntülere yenilerinin eklenmesine izin vermeyeceğiz.
İkizdere’de daha şimdiden, taşocağı bölgesine yol açabilmek için binlerce ağaç yok edildi. İnşaat firmasının doymak bilmez rant hırsı, hepimizin gözleri önünde ülkenin ve doğanın geleceğini yok ediyor. Tüm yetkilileri bilim insanlarının, çevre gönüllülerinin, yöre halkının ve doğanın sesine kulak vermeye, bu insanlık suçuna dur demeye davet ediyoruz.
TÜRK MÜHENDİS VE MİMAR ODALARI BİRLİĞİ Yönetim Kurulu Başkanı Emin Koramaz BİLGİSAYAR MÜHENDİSLERİ ODASI Yönetim Kurulu Başkanı Ali Rıza Atasoy ÇEVRE MÜHENDİSLERİ ODASI Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Kahraman ELEKTRİK MÜHENDİSLERİ ODASI Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Pala FİZİK MÜHENDİSLERİ ODASI Yönetim Kurulu Başkanı Abdullah Zararsız GEMİ MÜHENDİSLERİ ODASI Yönetim Kurulu Başkanı Salih Bostancı GEMİ MAKİNALARI İŞLETME MÜHENDİSLERİ ODASI Yönetim Kurulu Başkanı Feramuz Aşkın GIDA MÜHENDİSLERİ ODASI Yönetim Kurulu Başkanı Yaşar Üzümcü HARİTA ve KADASTRO MÜHENDİSLERİ ODASI Yönetim Kurulu Başkanı Ali İpek İÇMİMARLAR ODASI Yönetim Kurulu Başkanı Emrah Kaymak İNŞAAT MÜHENDİSLERİ ODASI Yönetim Kurulu Başkanı Taner Yüzgeç JEOFİZİK MÜHENDİSLERİ ODASI Yönetim Kurulu Başkanı Şevket Demirbaş JEOLOJİ MÜHENDİSLERİ ODASI Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Alan KİMYA MÜHENDİSLERİ ODASI Yönetim Kurulu Başkanı Ali Uğurlu MADEN MÜHENDİSLERİ ODASI Yönetim Kurulu Başkanı Ayhan Yüksel MAKİNA MÜHENDİSLERİ ODASI Yönetim Kurulu Başkanı Yunus Yener METALURJİ VE MALZEME MÜHENDİSLERİ ODASI Yönetim Kurulu Başkanı İrfan Türkkolu METEOROLOJİ MÜHENDİSLERİ ODASI Yönetim Kurulu Başkanı Fırat Çukurçayır MİMARLAR ODASI Yönetim Kurulu Başkanı Deniz İncedayı PEYZAJ MİMARLARI ODASI Yönetim Kurulu Başkanı Yasin Otuzoğlu ŞEHİR PLANCILARI ODASI Yönetim Kurulu Başkanı Gencay Serter TEKSTİL MÜHENDİSLERİ ODASI Yönetim Kurulu Başkanı Aykut Üstün
ZİRAAT MÜHENDİSLERİ ODASI Yönetim Kurulu Başkanı Baki Remzi Suiçmez