Elektrik Mühendisliği · Sayı 202 · Ekim 1973

ARAMIZDA

Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme Görüş ve değerlendirme

Yıl
1973
Sayfa
1
Okuma süresi
1 dk
Görüntülenme
0

Konu

Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme

İlgili: Elektrik üretimi ve santraller, Toplum, demokrasi ve emek

Anahtar kelimeler

  • Keban Barajı
  • elektrik enerjisi tüketimi
  • sanayileşme
  • enerji bunalımı
  • dışa bağımlılık
  • Cumhuriyet 50. yıl

Özet

EMO Yönetim Kurulu, Cumhuriyetin 50. yılında Türkiye'nin kişi başına elektrik tüketimi ve elektriklenme oranındaki geriliğe dikkat çekerek izlenen enerji politikasını eleştiriyor ve öz kaynaklara dayalı planlı bir enerji politikası çağrısında bulunuyor.

Tam metin

Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.

aramızda

Sayın üyemiz,

Ülkemiz, Cumhuriyetin 50. yılına iktidarların deyimiyle «hızlı bir sanayileşme çabası» içerisinde girmiştir. Sanayileşmeyle doğrudan ilişkili elektrik enerjisinde 1930 larda kişi başına düşen 7 k w h lık payın 1972 de 302 kWh a yükselmiş olması, bu yargıyı ilk bakışta doğrular niteliktedir.

Oysa çok önemli bir artış görünümü veren bu iki rakama beraberinde getirdiği diğer rakamlardan soyutlamadan bakmak, ne tür bir sanayileşme için çaba harcandığını görmek bakımından yararlı olacaktır. Çünkü;

— Çağımızda gelişmişlik ölçütlerinden birisi de, kişi başına düşen elektrik enerjisidir. 302 kWh/kişi ile ülkemiz, dünya sıralamasında ancak 9S.liği korumaktadır.

— 50. yıl Türkiyesinde 35 milyon kişinin 13 milyonu, yani, genel nüfusun ancak % 38 i elektrik enerjisinden yararlanabilmektedir. Kalan % 62 si ise üretimin külfetine ortak olduğu halde bu üründen yararlanamamaktadır. Bu demektir ki, şu anda memleketimizde kurulu iğreti sanayi tesislerine sahip olanlar kârlarına kâr eklerken, kullandıkları elektrik enerjisinin maliyetini halka ödettirmektedirler.

— 50. yılda ülkemiz, bu güne kadar izlenen yanlış enerji politikası nedeniyle korkunç bir enerji bunalımının içine itilmiş bulunmaktadır. Yurdun her yanında sürekli inkıtaların ardı arası kesilmemekte, sonuçtan ülke ekonomisi büyük zararlar görmektedir. Yerli uzmanların zamanında uyarılarına rağmen, enerji darlığını gidermek gerekçesiyle inşasına başlanan Keban Barajı ise, soruna çözüm olmaktan çok bugün artık soruna sorun ekler bir duruma gelmiştir.

Enerji konusunda ülkemizin bu duruma gelmesine neden olanlar ise, durumdan yakınıp, geçici ve ülkemizin dışa bağımlılığını arttıracak önerilerde bulunmaktadırlar.

Ülke ekonomisinde çok önemli bir yeri olan elektrik enerjisi sorununun çözümü için, doğru bir politika izlenmesi gereği açıktır. Bugüne dek olduğu gibi belli çıkar çevrelerinin isteği doğrultusundaki uygulamadan artık vazgeçip, kendi özkaynaklarımıza ve insan gücümüze dayalı, planlı bir enerji politikası uygulanmadığı takdirde, 100. yıla da az gelişmişliğimizin ezikiiğiyle girmek kaçınılmaz olacaktır.

Saygılarımızla YÖNETİM KURULU

Elektrik Mühendisliği 202