Elektrik Mühendisliği · Sayı 464 · Aralık 2018
463. SAYI TÜMÜ
- Yıl
- 2018
- Sayfa
- 56
- Okuma süresi
- 128 dk
- Görüntülenme
- 0
Tam metin
Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.
EMO VE SMM AJANDALARINIZI ŞUBE HİZMET BİNALARINDAN TEMİN EDEBİLİRSİNİZ
TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası adına
SAHİBİ Yönetim Kurulu Başkanı
Gazi İpek
SORUMLU YAZI İŞLERİ MÜDÜRÜ İbrahim Saral
YAYIN KURULU Gazi İpek
Mehmet Turgut İbrahim Saral Şakir Aydoğan Kübülay Özbek Evindar Aydın Neval Şimşek Cansel Aslan Adem Yardım Ahmet Hilmi Güven Alaattin Ali Yolcu Alkan Alkaya Arif Koçoğlu Çiğdem Işıkyürek Erdal Apaçık İnayet Burcu Toprak Mehmet Orak Necdet Uğuz Neriman Usta Nurcan Bircan Yayla Ömer Adışen Seyit Ali Gürsoy Tanay Sıdkı Uyar Tayfun İşbilen
YAYINA HAZIRLAYAN Bahar Tanrısever
REKLAM SORUMLUSU Münevver ÇAY TURGUT
EMO İstanbul Şubesi Tel: +90 (212) 259 11 50-Faks: +90 (212) 258 36 55 e-posta: [email protected]
YÖNETİM YERİ Elektrik Mühendisleri Odası Ihlamur Sokak No: 10 Kızılay-Ankara Tel: +90 (312) 425 32 72 (PBX)
Faks: +90 (312) 417 38 18 e-posta: [email protected] http://www.emo.org.tr
Yayın Türü: Yerel Süreli Yayın İki ayda bir yayımlanır
BASIM TARİHİ ve SAATİ 10 Ocak 2019-09:00 SAYI: 464
BASIM ADEDİ 7.500
DİZGİ ve TASARIM PLAR
Planlama Yayıncılık Reklamcılık Turizm İnşaat Tic. Ltd. Şti.
Yüksel Cad. No: 35/12 Yenişehir-Ankara Tel: +90 (312) 432 01 83-93 • Faks:+90 (312) 432 54 22 e-posta: [email protected]
BASKI Ezgi Matbaa Tekstil ve Porselen İnş. San. Tic. Ltd. Şti.
Çobançeşme Mah. Sanayi Cad. Altay Sok. No: 14 Küçükçekmece/İstanbul
Tel: 0.212.452 23 02 • Faks: 0.212.654 94 13 [email protected]
Dergide yer alan yazılar EMO’dan izinsiz yayınlanamaz ve alıntı yapılamaz.
Yayınlanan yazılardaki görüşler, yazarın sorumluluğundadır.
EMO üyelerine parasız dağıtılır.
İÇİNDEKİLER
EMO’dan................................................................................................................... 7 Gazi İpek MESLEĞİMİZİN GELECEĞİ....................................................................................... 9 Alkan Alkaya EMO 46. DÖNEM OLAĞAN GENEL KURULU ve TARTIŞMALAR......................... 12 Gazi İpek, Ömürhan Soysal MESLEKİ DENETİM................................................................................................. 14 Cemil Kocatepe EMO MALİ YAPISINDA YENİ DÖNEM ve ÖRGÜTSEL BÜTÜNLÜK....................... 19 Kübülay Özbek EMO YÖNETİM KURULU’NDAN ZİYARETLER........................................................ 21 KENTLERDE ENERJİ DÖNÜŞÜMÜ.......................................................................... 23 Tanay Sıdkı Uyar NÜKLEER HUKUK (II)............................................................................................... 29 Mehmet Horuş ŞEKER FABRİKALARINDA ELEKTRİK MÜHENDİSLİĞİ UYGULAMALARI ve ÜLKEMİZ SANAYİSİNE KATKILARI.......................................................................... 32 Erkan Çetinkaya BİYOMEDİKAL MÜHENDİSLİĞİ MESLEK DALI KOMİSYONU ve DÖNEMSEL FAALİYETLERİ......................................................................................................... 36 Onur Koçak TEKNİK ELEMANLARIN DEMOKRATİK, EKONOMİK, SENDİKAL HAKLAR MÜCADELESİ.......................................................................................................... 38 Erdal Apaçık TÜRK TELEKOM ÖZELLEŞTİRMESİ FİYASKOYLA SONUÇLANDI; YÖNETİM BANKALARA GEÇTİ................................................................................................ 39 ULAŞTIRMA BAKANI İSTİFA!.................................................................................. 42 GÜÇ SİSTEMLERİ KONFERANSI ANKARA’DA YAPILDI......................................... 43 ELEKTRİK MÜHENDİSLERİ ODASI MESLEKİÇİ SÜREKLİ EĞİTİM MERKEZİ (MİSEM) İSTATİSTİKLERİ........................................................................................ 44 ELEKTRİK İSTATİSTİKLERİ...................................................................................... 45 KİTAP TANITIMI...................................................................................................... 46 Hazırlayan: Bahar Tanrısever FENNİKARİKATÜRLER............................................................................................ 52 Tayfun Akgül
EMO’dan...
Gazi İpek EMO 46. Dönem Yönetim Kurulu Başkanı
46. Dönem Olağan Genel Kurulumuz 30-31 Mart ve 1 Nisan 2018 tarihinde gerçekleştirildi. Genel Kurul’la birlikte göreve gelen yeni Yönetim Kurulumuz adına bizi bu göreve layık gören tüm meslektaşlarımıza teşekkür ederiz.
24 Haziran 2018 seçimleriyle birlikte Türkiye’de, “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi” adı altında otoriter yeni bir siyasal rejime geçilmiştir.
Ülkemiz, Cumhuriyet tarihinde görülmemiş derin bir ekonomik, siyasal ve toplumsal kriz yaşamaktadır ve krizin daha da derinleşeceği öngörülmektedir. Bir yandan ekonomi küçülüp, yatırımlar azalırken, diğer yandan da fiyatlar önlenemez biçimde yükselmektedir.
Bu kriz aynı şekilde meslek alanlarımıza ve meslektaşlarımızın yaşamlarına yansımaktadır. Gelecek günler, ücretli çalışan üyelerimiz için işsizlik ve yoksulluk vaat ederken, serbest çalışan üyelerimiz için de ekonomik sıkıntı, kriz ve iflas anlamına gelmektedir. Ücretlerin satın alma gücü erozyona uğramış, işsizlik hızla artmıştır. Tüm bu gelişmeler yeni bir dönemin habercisidir.
2002’den beri tek başına iktidar olduğu 16 yıllık dönemde AKP Hükümetleri, neoliberal politikalar ile kamu kaynaklarını tasfiye etmiş ve dışa bağımlılık artmıştır. 1980’li yıllarla beraber başlayan ve küresel sermayenin hakimiyet araçlarından biri olan özelleştirme uygulamaları 24 Ocak 1980 Kararları ve 12 Eylül Askeri Darbesi’ni arkasına alarak hayata geçirilmiştir. Günümüze geldiğimizde kayda değer bütün kamu kurumları özelleştirilmiş ve serbestleştirme politikalarıyla piyasa tamamen denetimsiz bir yapıya bürünmüştür. 2000’li yıllarla beraber Dünya kamu kaynaklarının özelleştirilmesinden vazgeçerken Türkiye bu uygulamalara hız kesmeden devam etmiştir. Türk Telekom, elektrik dağıtım firmaları ve şeker fabrikaları gibi örneklere baktığımızda tekrar kamulaştırma değerlendirmesi yapmanın gerektiği ortadır.
Meslek alanımızda yapılan özelleştirmeleri incelediğimizde, Türk Telekom’un içine düşürüldüğü batağın ardından, bugün de elektrik dağıtım firmaları iflasın eşiğindedir. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı sektörün borçlarının yeniden yapılandırılması için bankacılık sektörü ile görüşmeler yürütmektedir. Bankacılık sektörüne, maliyet bazlı fiyat politikası izleneceği, döviz kuru farklılıklarının ve enflasyondan gelen maliyetlerin fiyatlara yansıtılacağı yönünde güvence verilmektedir. Bu garantilerin, sektörü kurtarıp kurtarmayacağı bilinemez ama bilinen bir şey var ki Hazine ve Maliye Bakanı’nın aksi söylemine ve yerel seçim gündeminin sıkıştırmasına rağmen önümüzdeki dönemde yurttaşların sırtına binecek yeni zam haberleriyle uyanmaya devam edeceğiz.
Hepimiz biliyoruz ki kriz dönemleri, mesleki görevlerimizi daha etkili ve daha geniş tabana yayılı olarak sürdürmenin önemini bir kere daha ortaya koymaktadır.
EMO 46. Dönem Yönetim Kurulu olarak üyelerimizin bize verdiği görevi yerine getirirken; demokrasiden, emekten ve halktan yana bir tavır alacağız. Mesleği-
mizin ve meslektaşlarımızın sorunlarını ülkemizin sorunlarından ayrı tutmadan; toplumdaki her türlü ayrımcılığa, ırkçılığa ve eşitsizliğe karşı temel insan haklarından, barıştan ve uzlaşıdan yana olacağız. Esnek, güvencesiz, kuralsız çalıştırmaya, taşeronlaştırmaya, iş cinayetlerine, hak gasplarına karşı; işçi güvenliği ve haklarının tesisi için mücadele vereceğiz. Türkiye’nin en temel sorunlarından olan Kürt sorununa ilişkin olarak demokratik çözüm ve barıştan yana duracağız. Kadına ve çocuklara yönelik şiddet, kadın cinayetleri, taciz, tecavüz ve istismara karşı toplumsal, hukuki ve demokratik her türlü mücadele alanında var olacağız. Kadın üyelerimizin mesleklerini icra ederken karşılaştıkları cinsiyet ayrımcılığına karşı gerekli önlemleri geliştirip yaygınlaşmasını sağlayacağız. Kamu kaynaklarının, kentlerimizin ve yaşam alanlarımızın, doğanın, tarihin ve toplumsal değerlerimizin sermayenin çıkarları yönünde yağmalanmasının karşısında olacağız.
46. Dönem Olağan Genel Kurulumuzun bize verdiği görevler doğrultusunda çalışmalarımız devam etmektedir. A Tipi Muayene Kuruluşu, EMO Personel Belgelendirme Kuruluşu ve Test Ölçüm Merkezi iptal edilmiştir.
EMO’nun içinde bulunduğu mali sorunları gidermek ve örgütümüzü güçlü, güvenilir, sürdürülebilir bir mali yapıya kavuşturmak için gerekli çalışmalar yapılmaktadır. Bu çerçevede ilk olarak İktisadi İşletme ile Mali Yapı ve Sürdürülebilir EMO Çalıştayları gerçekleştirilmiştir. Buradan çıkan sonuçlar örgütümüzle paylaşılmıştır ve gerekli tedbirler alınmaktadır.
EMO 46. Olağan Genel Kurulu, Mali Yapı ve Sürdürülebilir EMO Çalıştayı, mesleki denetim ve akreditasyon konusundaki ayrıntılı yazıları dergimizin aracılığıyla sizlerle paylaşıyoruz. Ayrıca mesleğimizin geleceği, yenilenebilir enerji, biyomedikal mühendisliği, nükleer enerji, Türk Telekom ve şeker fabrikalarının özelleştirilmesi konularındaki yazı ve değerlendirmeleri de dergimizde bulabilirsiniz. Elektrik Mühendisliği Dergimizin bu sayısında emeği geçen, katkıda bulunan tüm arkadaşlarıma teşekkür ediyorum.
Önümüzdeki dönemde EMO yönetmeliklerinin günün ihtiyaçlarına göre gözden geçirilmesi ve yenilenmesi amacıyla Olağanüstü Ana Yönetmelik ve Yönetmelikler Genel Kurulu gerçekleştirilecektir. Bu Genel Kurula hazırlık olarak çalıştaylar düzenlenecektir.
Örgütsel faaliyetlerimizde bürokrasiyi azaltmak için otomasyon çalışmalarında yeni projeler hazırlanmaktadır.
Mesleki denetimin daha yaygın yapılabilmesi için kamu kurumları ve meslek alanımızdaki diğer kurumlarla görüşmeler devam etmektedir. Bu görüşmeler daha da geliştirilerek sürdürülecektir.
Gücümüzü örgütümüzün tüm birimlerinden ve üyelerimizden alarak, örgütsel bağımsızlığımızı ve özerk yapımızı koruyarak, üst birliğimiz TMMOB, bağlı meslek odaları ve diğer demokratik kitle örgütleriyle ortak mücadele alanlarında ülkemizin, mesleğimizin ve meslektaşlarımızın sorunlarına çözümler ve politikalar üretmeye, mesleki denetimi yaygınlaştırmaya devam edeceğiz.
Saygılarımla…
MESLEĞİMİZİN GELECEĞİ
Doç. Dr. Alkan Alkaya Mersin Üniversitesi [email protected]
Mesleğimizin gelecekte edineceği rolü, görevi ve sorumluluğu kestirebilmek için öncelikle mühendisliğin ve daha sonra elektrik ve elektronik mühendislerinin iş tanımlarını kısaca anlatmaya çalışmak gerekmektedir.
Mühendislik, insan yaşamını kolaylaştırmak ve gelişimine katkı sunmak amacı ile üretilen motor, makine ve yapıların tasarımı, inşası ve kullanımı ile ilgili bilim ve teknoloji dalıdır. Teknolojiyi geliştiren ve aynı zamanda gelişen teknolojinin iyileştirilmesi ve devamlılığı için de hizmet vererek kendi kendini besleyen bir meslek dalıdır. Dolayısı ile teknoloji geliştikçe mühendislik mesleği var olmaya devam edecektir.
Mühendislik disiplinleri arasında teknoloji ile özdeşleşen en önemli meslek alanlarından birisi de elektrik-elektronik mühendisliğidir. Bu yazıda kontrol ve biyomedikal mühendislikleri de elektrik elektronik mühendisliği kapsamında ele alınmıştır.
Elektrik ve elektronik mühendisliğinin tanımını yapacak olursak; elektrik mühendisliği, elektronik mühendisliği ve haberleşme mühendisliği’nin birleşiminden oluşan karma bir mühendislik dalıdır. Elektrik üretimi, iletimi ve dağıtımı ile aynı zamanda elektronik aletlerin, iletişim sistemlerinin tasarlanması, üretilmesi, geliştirilmesi ve de uygulamaya dökülerek denetlenmesi ile ilgilenen bir mühendisliktir.
Yapılan birçok mesleki tanımlama elektrik elektronik mühendislerinin şimdiye kadar çalıştıkları ve katkı sundukları alanlar gözetilerek yapılmıştır. Mühendislik ve mühendis profili, 20-30 yıl öncesine göre çok değişmiştir ve değişmeye devam etmektedir. Bilim ve teknolojideki ilerleme, mühendisin çalıştığı fiziki ortamdaki değişim ve üretim sürecindeki bilginin artan gücü değişimdeki başlıca faktörlerdir1. Gelecek teknolojiler meslek alanımızın tanımlanmasında da yenilikler kazandıracaktır.
2050 yılını düşündüğümüzde, çok uzak gibi görünüyor, ama gerçekte, bundan sadece 30 yıl sonra ve o zamana kadar teknolojide neyin hakim olacağını kestirmek mümkün. Bu son 200 yıl şaşırtıcı değişiklikler gördük ve bu değişiklikler son 30 yılda çok büyük bir ivme kazanmış durumda.
Bugün birçok meslek dalının ileriye bakarak planlama yapması gerekmektedir. Bir planın yapılması, teknolojinin gelişiminde olduğu kadar piyasalarda (yönetmeliklerde), ekonomide (politikada), sosyal (kültürel) yönlerde kök salmış bir geleceği tahmin etmede önemli bir yoldur. Gelecek teknolojileri tam olarak tahmin etmek giderek zorlaşsa da teknolojik yönelimleri değerlendirmek hala mümkündür.
IEEE Gelecek Yönlendirme Komitesi (IEEE Future Directions Committee) Üyesi Roberto Saracco’nun teknolojik tahminlerinde;
• Endüstri 4.0 ve IoT (Internet of Things) teknolojisi • Yenilenebilir enerji kaynakları (YEK) ve depolama teknolojileri • Otonom araçlar ve elektrikli araç teknolojileri öncü eğilimler olarak işaret ettiklerinden bazılarıdır. Gelecekteki bizleri bekleyen teknolojik gelişmelerin kapsamını genişletmek mümkündür. Ancak bu yazının çerçevesi; şimdiden yansımalarını hayatımızda hissettiğimiz yukarıdaki sıralanan teknolojik gelişmeler hakkında bilgi vererek, mesleğimiz ile ilişkisini ortaya koymak olarak belirlenmiştir. Böylelikle mesleğimizin gelecekte bu teknolojilerin hangi alanlarında söz sahibi olması gerektiği ve meslektaşlarımıza yaratacağı iş imkanları gözler önüne serilmiş olacaktır. Özellikle üniversitelerin meslek alanlarımızı ilgilendiren bölümlerinde okuyan öğrencilerimize -gelecekteki meslektaşlarımıza- kendilerini bekleyen mesleki ortamı anlatmak ve o doğrultuda yetenekler kazanmalarının önünü açmak hedeflenmiştir.
Endüstri 4.0 ve IoT Teknolojisi
Nesnelerin İnterneti, daha bilinçli kararlar verebilmek veya monoton görevleri otomatik hale getirmek için akıllı cihazların birbirine bağlanması ve elde edilen verilerin analiz edilmesi fikridir. Diğer bir değişle IoT; algılama, haberleşme, adreslenebilme ve veri işleme yeteneklerine sahip cihazların veya nesnelerin oluşturmuş olduğu bir sistemdir. IoT ile beraber kablosuz iletişim teknolojisine uyumlu algılayıcı cihazlar kullanarak hem yaşadığımız çevredeki gelişmeleri izleyebilir hem de bu çevre hakkında bilgi toplayabiliriz.
Bina hizmetlerinde IoT ile ilgili pek çok aşılması gereken zorluklar bulunmaktadır; örneğin büyük veri, gizlilik ve güvenlik kaygılarının nasıl ele alınacağı, protokollerin çeşitliliği bunlardan bazılarıdır.
Mevcut aydınlatma ve iklimlendirme kontrol sistemlerinin birçoğunun, düşük teknolojiye dayanan ve bağımsız kablolama ve kontrol sistemlerine ihtiyaç duydukları için IoT sistemlerinin hayata geçmesi ile birlikte modası geçecektir.
Bu sistemlerin entegrasyonu, elektrik mühendisinin rolünü, geleneksel olarak iklimlendirme sistemlerinin kontrolüne vurgu yaparak, otomasyon tasarımının elektrik sistemlerine daha fazla odaklanacağı ve böylece aydınlatma gibi iklimlendirme sistemlerinin de elektrik mühendisliğine dahil edilmesinin daha uygun olduğu bir noktaya taşıyacaktır.
Ayrıca endüstriyel-IoT olarak ifade edilen endüstri 4.0 birçok çağdaş otomasyon sistemini, veri alışverişlerini ve üretim teknolojilerini içeren kolektif bir terimdir. Endüstri 4.0 nesnelerin interneti, internetin hizmetleri ve siber-fiziksel sistemlerden oluşan bir değerler bütünüdür. Bu sanayi devrimi, üretim ortamında her bir verinin toplanmasına ve
1 Aykut Göker, 2000, Bilim ve Teknolojide Değişim, Değişen Mühendislik Profili, Geleceğin Mühendisi Seminer Notları(*) BİLKENT Üniversitesi; “Science, Technology, and Society Course”)
iyi bir şekilde izlenip analiz edilmesine olanak sağlayacağı için daha verimli iş modelleri ortaya çıkacaktır.
Buradan yola çıkarak IoT teknolojilerinin akıllı evler ile endüstri 4.0 olarak da hayata geçtiği düşünüldüğünde elektrik, elektronik ve haberleşme mühendislerine bu alanda daha fazla ihtiyaç duyulacağı beklenmektedir.
Elektrik elektronik mühendisliği firmaları, bu sistemlerin karmaşıklığı nedeniyle IoT adaptasyonunu başarmak için güvenilir ortak ekosistemleri oluşturmalıdır. Bina hizmetlerinde ve sanayi ortamlarında çalışan mühendislik ekiplerine “veri mühendislerinin” dahil edilmesi gerekmektedir. Çünkü önümüzdeki yıllarda sensörlerden ve cihazlardan gelen veriler katlanarak artacaktır2.
Yenilenebilir Enerji Kaynakları (Güneş-Rüzgar) ve Depolama Teknolojileri
Meslek alanımız için en büyük imkanları sunan ve bu imkanların gelecekte daha da artacağına kesin gözüyle bakılan teknoloji alanıdır. 2016 Aralık ayında, Dünya Ekonomik Forumu, güneş ve rüzgar enerjisinin 30’dan fazla ülkede yeni fosil yakıt kapasitesinden daha ucuz veya aynı fiyatta olduğunu bildirdi. Bu, insanlık tarihinin en önemli gelişmelerinden biridir ve 2016 yılı yenilenebilir enerji için önemli dönüm noktalarından biri olmuştur.
Küresel yenilenebilir enerji politikası ağı olan REN21, dünyadaki elektrik tüketim gücünün yaklaşık olarak dörtte birinin yenilenebilir enerjiden geldiğini gösteren raporu 2018 yılında yayımladı.
Yenilenebilir teknolojiler ve depolama teknolojilerinin geldiği noktayı daha çarpıcı gözler önüne sermek için dünya ülkelerinin ve önemli firmaların attıkları adımlara bakacak olursak;
• İngiltere, kömürden ürettiği enerjiden daha fazlasını güneşten üretiyor. • Hindistan’da, güneş artık kömürden daha ucuz. • Amerika’nın en büyük kömür santralı, bir güneş çiftliğine dönüştürülecek.
• İskoçya ihtiyacı olan enerjinin yüzde 106’sını rüzgardan üretti. • Google, 2017 yılından itibaren, enerji ihtiyacının yüzde 100’ünü rüzgar ve güneş enerjisi ile sağlıyor. • Tesla Gigafactory: Tesla Motors tarafından ABD’nin Nevada Eyaleti’nde Tahoe Reno Endüstri Merkezi’nde inşa edilmekte olan lithium-ion pil fabrikasıdır. Elon Musk’ın hayallerinin gerçeğe dönüşeceği fabrika, yılda 500 bin Tesla marka araç üretme kapasitesine sahip olacak.
Elektrik Mühendisleri Odası TEİAŞ kaynaklı verilerine göre; 2017 yılsonu itibarıyla Türkiye’nin yenilenebilir enerji toplam kurulu gücü yaklaşık 35.7 GW olarak hesaplanırken, toplam elektrik üretiminin ise yüzde 42.4’ü yenilenebilir enerji kaynakları tarafından karşılanmaktadır. Bu kurulu gücün büyük çoğunluğunu ise hidrolik enerji (%33) oluşturmaktadır. Rüzgar (%7.6) ve güneş (%0.2) gibi modern yenilenebilir enerji çeşitleri olarak tanımlanan kaynakların oranları ise henüz tatmin edici seviyelerde değildir.
Avrupa Birliği ile başlayan çevre müzakereleri, yapılan uluslararası anlaşmalar ve yasal düzenlemeler, ülkemizde yenilenebilir enerji kaynakları ile ilgili ciddi bir büyüme potansiyeli olduğunu gösteriyor. Dünyanın enerji kaynakları eğilimine ayak uyduracak çevreci politikaların geliştirilmesi ve modern yenilenebilir enerji kaynaklarına yatırımların artırılması durumunda Türkiye, yenilenebilir enerji kaynakları alanında elektrik-elektronik mühendislerine çok büyük bir istihdam alanı yaratacaktır.
Sektör temsilcileri 2030 yılına kadar güneş enerjisi yatırımlarının 25 GW, rüzgar yatırımlarının 20 GW kapasitesine ulaşmasını beklemektedirler. Türkiye’nin mevcut yenilenebilir enerji kaynaklarından olan jeotermal ve biyokütle enerjisi potansiyeli de dâhil edildiğinde, 2030 yılında, yenilenebilir enerji sektöründe toplam istihdamın yıllık 133 bin civarında olacağı tahmin ediliyor3.
Yenilenebilir enerji kaynaklarının hedeflenen oranlarda kullanımının mevcut elektrik şebeke sistemine muhtemel etkisi ise bu sistemlerin çok değişken üretim profillerinden kaynaklanan operasyonel zorluklar olacaktır. Yenilenebilir enerji sistemlerinin üretim kapasiteleri kilovat ölçeğinden megavat seviyelerine kadar geniş bir yelpazede yer almaktadır. Meskûn mahallerdeki fotovoltaik sistemlerden, rüzgâr türbinlerine kadar çok çeşitlilik gösteren YEK sistemlerinin entegrasyonu, merkezi yapıdaki mevcut şebekenin, bilgi teknolojileri tabanlı büyük ölçekli bir dağıtık üretim sistemine dönüşümünü zorunlu kılacaktır.4
Elektrik şebekesinin daha güvenilir, daha verimli ve daha ekonomik işlemesini sağlayacak bu yeni yaklaşım akıllı şebeke (Smart Grid) olarak adlandırılmıştır. Üretici ve tüketici rollerinin eskisi gibi keskin sınırlarla tanımlanmadığı ve iki yönlü güç ve bilgi akışının varsayıldığı akıllı şebekelerin hayata geçirilmesiyle şu faydaların sağlanması amaçlanmaktadır5:
2 Pekka Tiainen, 2015, New opportunities in electrical engineering as a result of the emergence of the Internet of things, AALTO UNIVERSITY SCHOOL OF ELECTRICAL ENGINEERING
3 Vildan Demirkıran, Türkiye’de yenilenebilir enerji sektörü yeni istihdam fırsatları sunuyor –, yeşilgazete.org
4 Buccella, C., Cecati, C., Ergut, S., Gungor, V. C., Haneke, G. P., Sahin, D., Kocak, T. 2013. “A survey on smart grid potential applications and communication requirements”, IEEE Trans. Ind. Inf., 9(1), 28–42.
5 Amin, M., Anaswamy, A., Arnold, G., Callaway, D., Caramanis, M., Chakraborty,A., Chow, J., Dahleh, M., DeMarco, C., Farid, A. M., Garcia, A., Gayme, D., Grier-i Fisa, M., Hiskens, I., Houpt, P., Hug, G., Khargonekar, P., Ilic, M. D., Kiani, A., Low, S., McDonald, J., Roozbehani, M., Samad,T., Stoustrup, J., Varaiya, P. 2013. “ IEEE Vision for Smart Grid Controls: 2030 and Beyond”, IEEE Standards Association, New York NY.
(i) YEK sistemlerinin entegrasyonu ve karbon izinin düşürülmesi, (ii) İki yönlü güç ve bilgi akışı, (iii) Kayıpların azaltılması, daha etkili talep yönetimi, (iv) Bozuculara karşı daha gürbüz (robust) işletim, (v) Fiziksel ve siber ataklara karşı daha dayanıklı bir şebeke yapısı
Tüm bu veriler ele alındığında, yenilenebilir enerji ile ilgili çalışmalar, gelecek 15 yılda, sürdürülebilir enerji için gerekli olan yenilenebilir enerji sistemlerinin hızla çoğalmasına, yeni teknolojilerin geliştirilmesine ve geleceği olan yeni işlerin yaratılmasına yol açacaktır. Bu işlerin mühendislik hizmetleri açısından, elektrik elektronik mühendislerinin farklı iş pozisyonlarında büyük bir paya sahip olacağı düşünülmektedir.
Depolama teknolojileri, başta güneş enerjisi olmak üzere yenilenebilir enerjide, teknolojik gelişmelere hız verecektir. Sonuç olarak bu sektörün de elektrik elektronik mühendislerine yeni çalışma ve araştırma alanları sunması beklenmektedir.
Otonom Araçlar ve Elektrikli Araç Teknolojileri
Otonom sistemler; kendi kendine karar verebilen, değişen ortam şartlarına uyum sağlayabilen, kendi amaç ve görevlerine uygun olarak hareket edebilen ve diğer akıllı cihazlarla etkileşime girebilen (IoT teknolojisi ile) sistemlerdir. Otonom sistemlerin on yıl içinde insanların yaşamında tam olarak yerini almasıyla yeni bir teknoloji devriminin olacağı beklenmektedir.
Roberto Saracco, 2016 yılının kesinlikle otonom araçların yılı olduğunu ileri sürmektedir. Google, Tesla ve Uber’in sorumlu olduğu bütün otomobil şirketleri, büyük ölçüde otonom sistemlere yatırım yapmaktadır.
Son yıllarda otonom araçlarda yaşanan gelişmelere baktığımızda;
• Uber’in otonom elektrikli araçları 2016 yılında Pittsburgh’da yolcu almaya başladı. • Elon MUSK, 2017 yılında kendi kendini süren (self-driving) Tesla arabaların üretileceğini duyurdu. • Ford, otonom araç için 2021 hedefinde: yüksek hacimli, tam otonom araç sunma niyetinde olduğunu açıkladı. • General Motor (GM), tamamen elektrikli kendi kendine sürülen araçlarını piyasaya sürerek kitlelere ulaştırmayı planlıyor. • Google, kendinden sürüşlü araç teknolojisini destekleyen Waymo’yu üretti.
Ayrıca son yıllarda insansız hava araçları (dronlar) oldukça popülerlik kazanmış ve gelişim göstermiştir. Çevrimiçi alışveriş şirketi olan Amazon’un kargoları havadan teslim edecek ticari dronlar üzerinde testler yaptığı ve küçük paket teslimlerini tamamıyla bir drone ordusuyla gerçekleştirmek için yasal zemin aradığı bilinmektedir.
Günümüzde kullanılmaya başlanan elektrikli araçlar, otonom araç teknolojisinin ilk adımını oluşturmaktadır. Elektrikli araç teknolojisi, elektrik elektronik mühendislerinin otonom araç teknolojisindeki yerini anlamaya önemli ölçüde ışık tutacaktır.
Otomobil endüstrileri; mevcut araç teknolojileri arasından, petrole olan bağımlılık, çevre kirliliği, enerji tüketimi ve verimliliği gibi nedenlerden dolayı elektrikli araç teknolojisi
üzerine son 20 yılda önemli yatırımlar yapmıştır. Elektrikli araçlar yakıt olarak kullanılan elektrik enerjisiyle daha sessiz, daha çevreci ve daha ekonomik bir ulaşım sağlamaktadır. Elektrikli arabaların gelişimi hızla ilerlemektedir. Devletler elektrikli araçlar için özel teşvikler çıkartmaktadır. Elektrikli otomobil teknolojisinin şu andaki önceliği, şarj mesafesini uzatmak ve maliyeti düşürmektir. Fortune Dergisi’nin Uluslararası Enerji Ajansı’nın araştırmalarına dayanarak hazırladığı habere göre; dünyada 2015 ila 2022 yılları arasında elektrikli otomobil sayısının on katı artış göstereceği öngörülmektedir. Elektrikli araçlarda elektrik elektronik mühendisliğini yakından ilgilendiren önemli birimler şunlardır:
• Elektrik motoru • Motor sürücüsü • Güç elektroniği • Güç aktarım kontrol sistemi • Batarya yönetim sistemi • Yerleşik şarj birimi • Kablosuz şarj sistemi • Elektronik haberleşme sistemleri Her bir ünitenin geliştirilmesi, tasarlanması ve üretilmesi meslek alanımızın tecrübe ve birikimine önemli ölçüde ihtiyaç duymaktadır. Bugün geldiğimiz noktada, meslek alanlarımız ile ilgili dünyadaki bütün bu gelişmelere rağmen elektrik elektronik mühendisleri ülkemizde istihdam sorunu yaşamaktadır. Bu sorunun son 2 yılda katlanarak devam ettiği görülmektedir. Bu durum, ülke olarak yukarıda bahsi geçen teknolojileri üretememiş ve zamanında gerekli adımları atamamış olduğumuzdan kaynaklanmaktadır. Ülkemizde, yukarıda bahsi geçen ve benzer gelişmiş teknolojilerin, üretimi ve geliştirilmesine başlandığında meslektaşlarımızın çalışma alanlarının genişlemesine olanak sağlanacaktır.
EMO 46. DÖNEM OLAĞAN GENEL KURULU ve TARTIŞMALAR
Gazi İpek EMO Yönetim Kurulu Başkanı [email protected]
Ömürhan Soysal EMO Ankara Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı [email protected]
Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) 30-31 Mart, 1 Nisan 2018 tarihlerinde 46. Olağan Genel Kurulu’nu gerçekleştirdi. EMO 46. Dönem Olağan Genel Kurulu belki de bugüne kadar yaşanan genel kurullardan farklı olarak birçok ideolojik farklılığın öne çıktığı ve bir o kadar da örgütümüzün geleceğine ilişkin öngörülerin tartışıldığı bir platforma dönüştü. Döneme ilişkin önemli ve kritik kararlar alınarak örgütümüzde yeni hedefler belirlendi. Bir önceki genel kurulda gündem olan ve olağanüstü genel kurul tartışmalarına gerekçe olan akreditasyon ve belgelendirme başlıkları bu genel kurulda da yoğun bir şekilde tartışıldı ve delegelerin oylarıyla iptal edildi. EMO’nun Anayasası niteliğindeki Ana Yönetmeliği’nde tartışma götürmeyen hükümlerin sudan bahanelerle yok sayılması Odamızı ve üyelerimizi 2 yıllık süreçte çok yıprattı. Gelinen noktada tüm bu tartışmalı sürece yakından bakmak ve tarihe not düşmek, bunu yaparken de yaşananları tüm çıplaklığı ile değerlendirmek önemli bir görev haline geldi.
Akreditasyon Süreci - Tarihçe
Türkiye’nin 1995 yılında Gümrük Birliği’ne üye olması ile hız kazanan AB mevzuatına uyum çerçevesinde kamuda piyasacı tasfiye başlamıştır. Üretim alanlarından 24 Ocak 1980 tarihindeki kararlarla çekilen kamu, sadece denetim alanıyla sınırlı kalmış, denetimdeki bu rolü de yine piyasanın ihtiyacına göre şekillenmiştir. Neredeyse tüm meslek alanlarını kapsayan bu neoliberal proje Odalarda da karşılık bulmuş, Odalar da kendi mevzuatlarını akreditasyon başta olmak üzere bu neoliberal projeye uyumlu hale getirmeye başlamıştır. 1999 yılındaki Marmara Depremi sonrasında sermayenin sorgulanması yerine mühendislik hizmetleri tartışılır hale gelmiş ve “Yetkin Mühendislik” kavramı ortaya atılmıştır. Sermaye açısından yeni bir sömürü alanı haline gelen bu uygulama bizzat Odalar eliyle yürütülmeye başlamıştır. Sermayenin dönemsel krizlerini aşmak adına ucuz işgücü olarak gördüğü “Yetkin/Yetkili Mühendislik”, mühendis ve mimarlar açısından güvencesiz, düşük ücretle çalışma demektir. Üniversitelerin verdikleri eğitimlerin yetersiz olduğu tespitinden hareket eden Odalar kendi bünyelerinde kurdukları eğitim merkezleri ile mühendis ve mimarları yetkilendirmeye başlamıştır. İngiltere ve birçok AB üyesi ülkede uygulanan stajyer mühendislik uygulamalarında ısrarcı olan bazı Odaların bu uygulamaları yargı kararları ile iptal edilmiştir.
2000’li yıllarla birlikte, özellikle AB’ye katılım süreci hızlandırılmış ve GATS Uyum Programlarıyla hizmet alanındaki bu dönüşüm gerçekleştirilmiştir. TMMOB ve meslek alanlarımız da bu süreçten etkilenmiştir. Bu zamana denk düşen “Mühendislik ve Mimarlık Kurultayları”nda sistemin dayatmalarına taviz veren uygulamalar kabul edilmiştir.
Diplomalar tartışmaya açılmıştır. Uzunca bir dönem YÖK, verilen diplomalara unvan yazmamıştır. Üniversitelerin yetersiz eğitim verdiği gerekçesiyle “Yetkin Mühendislik”
kavramı ve uygulamaları için zemin yaratılarak mühendisler yeniden sınavlara tabi tutulmuştur. Buna paralel olarak da hizmet alanının özelleştirilmesi devam etmiştir. EMO’da yıllardır devam eden yönetim anlayışı ve demokratikleşme mücadelesi, örgüt içi demokrasi ve hizmet üretimi ile ilgili süren tartışmalar “Akreditasyon”, “A Tipi Muayene Kuruluşu” ve “Personel Belgelendirme Kuruluşu (PBK)” tartışmalarıyla yeni bir boyut kazanmıştır.
EMO’nun Akreditasyon Macerası Uzun süre Odamızda devam eden “Yetkin/Yetkili Mühendislik” ve akreditasyon tartışmalarına dair EMO 44. Dönem Yönetim Kurulu 2014 yılında bir çalıştay düzenlemiştir. Bu çalıştayda ağırlıklı görüş Odanın ticari faaliyetler içerisinde bulunmaması, asli görevleri arasında yer alan meslek ve meslektaş çıkarlarının korunması yönünde politikalar belirlenmesi ve bunların uygulanması yönünde olmuştur. Fakat EMO 44. Dönem Yönetim Kurulu bu çalıştaydaki sonuçları Oda kamuoyu ile paylaşmamıştır. EMO’da bu tartışmalar devam ederken 1-2-3 Nisan 2016 tarihlerindeki EMO 45. Olağan Genel Kurulu’na sunulan önergeler ile tartışma yeniden canlanmıştır. Odamızın bir sonraki dönemine ışık tutacak, rehberlik edecek, çalışma programlarına yön vermesi açısından hazırlanan önergeler her defasında genel kurulun son günü gece geç saatlerde gündeme alınır. 2016 yılındaki genel kurulda da önceki genel kurullarda yaşadığımız handikabın bir benzeri yaşanmış ve sadece Oda üyelerini değil, bundan sonra mezun olacak ve Odamıza üye olacakları da ilgilendiren kritik kararlar gece saat 23.30’da görüşülmeye başlanmıştır. Fakat bir farkla: Bundan önceki genel kurullarda yoğun tartışmalı olan önergeler üzerinde karar almak yerine tartışmaları dönem içerisine yayacak, konunun bütün taraflarını bu tartışmaya dahil edecek bir tarz benimsenmiş, bu yüzden de Odayı bağlayıcı kararlar alınmasından kaçınılmıştır. Bu olumlu ve demokrat yaklaşım 45. Olağan Genel Kurul’da terk edilmiş, bunun yerine tüm delegelerin olmadığı, olanların ise önceki tartışmalar ile yorulduğu bir anda gündeme alınmıştır. 1000’den fazla delegesi olan Genel Kurul bu tartışmalı akreditasyon kararını 368 delegenin katıldığı oturumda gündeme almış
ve 168 ret oyuna karşı 200 delegenin oyuyla kabul etmiştir.
EMO’nun 45. Olağan Genel Kurulu’nda alınan akreditasyon ve PBK kararları ertesinde Oda Genel Merkezi bir ilke imza atmış ve Genel Kurulun bu yöndeki kararlarını oldukça hızlı bir şekilde uygulayarak EMO tarihine geçmiştir. TÜRKAK’a başvuru sürecini başlatan EMO, 9 Kasım 2017 tarihinden itibaren “TS EN ISO/IEC 17020:2012 Uygunluk Değerlendirmesi-Çeşitli Tiplerdeki Muayene Kuruluşlarının İşletimi İçin Şartlar” standardı kapsamında akredite kuruluş olmuştur. Akreditasyona ilişkin belge de 23 Kasım 2017 tarihinde EMO’ya iletilmiştir.
EMO’daki Akreditasyon Çalışmaları
Yaşanan tartışmalı Genel Kurul sonrasında EMO 45. Dönem Yönetim Kurulu Ankara ve İstanbul başta olmak üzere bazı birimlerde “Test-Ölçüm Merkezleri” kurmuş ve bu merkezlerde “çağrıya dayalı kısmi süreli iş sözleşmeleri” ile mühendis istihdam etmeye başlamıştır. Akreditasyon ve belgelendirme tartışmalarının sığlığı/derinliği veya politik boyutu bir yana bizzat Oda eliyle güvencesiz, geleceksiz statüler yaratılmıştır.
Test ölçüm merkezleri üzerinden piyasada teklifler vererek hizmet üretimi yapılmıştır. Aynı piyasada hizmet veren meslektaşlarımızla rekabete girilmiştir. SMM’ler, kendisini denetleme ve hakkında karar verme yetkisine ve hakkına sahip bir kurumla rekabete girmek zorunda bırakılmıştır. Bununla da yetinilmemiş, piyasaya düşük ücretlerle teklifler verilmiştir.
Tüm bu yanlış uygulamalar hayata geçirilirken “Odanın kamusal denetim görevi ve sorumluluğu olduğu” teziyle gerekçelendirilmiştir. Kurumların SMM’lerden ziyade Odalara güvenmesi sebebiyle bunun talep edildiği, böyle bir kamu görevinden kaçmanın mümkün olmadığı iddia edilmiştir. Piyasada iş yapan mühendisleri ve yaptıkları hizmetleri yetersiz bulan ve güvensizlik gösteren bu anlayış, bu hizmetlerin Oda tarafından yapılmasının daha doğru olacağı fikrinin altyapısını oluşturmuştur.
Tam da bu noktada 6235 Sayılı Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Kanunu 2. Maddesinin b ve c bentlerini yeniden hatırlamakta fayda var:
“b) Mühendislik ve mimarlık mesleği mensuplarının, müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleriyle ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hakim kılmak üzere meslek disiplinini ve ahlakını korumak için gerekli gördüğü bütün teşebbüs ve faaliyetlerde bulunmak; c) Meslek ve menfaatleriyle ilgili işlerde resmi makamlarla işbirliği yaparak gerekli yardımlarda ve tekliflerde bulunmak, meslekle ilgili bütün mevzuatı normları, fenni şartnameleri incelemek ve bunlar hakkındaki görüş ve düşünceleri ilgililere bildirmektir.”
1954 yılında çıkarılan, TMMOB ve bağlı Odalarının yasal zeminini tanımlayan bu hükümler geniş anlamlar barındırmakla birlikte meslek odalarının özerkliğinin ve bağımsızlığının tanımlanması açısından önemlidir. Hiç şüphesiz bu yasal çerçeve 1954 yılının üretim ilişkileri koşulları içerisinde belirlenmiş olsa da aslında temel olarak meslek odalarına mühendislik, mimarlık, plancılık hizmet üretim alanında düzenleyicilik görevi vermiştir. Bu alanda bizzat bir aktör olma görevi değil!
Bir diğer yanlış kanı da, EMO İktisadi İşletmesi’nin akredite olmasıyla bütün SMM’lerin akredite olabileceği şeklinde yaygınlaştırılan söylemdi. Bunun doğru olmadığı kısa süre-
de anlaşıldı. Oda, kendi üyesi mühendisleri taşeron olarak çalıştırabildi.
Güncel Durum
Ankara 6. İdare Mahkemesi, EMO Ankara Şubesi’nden bir üyenin açmış olduğu dava neticesinde EMO 45. Olağan Genel Kurulu’nda alınan A Tipi Muayene Kuruluşu ve PBK kararlarını 2 Ekim 2018 tarihinde iptal etmiştir.
Mahkeme, A Tipi Muayene Kuruluşu kararını, “yasal dayanağının bulunmadığı, mevzuat çerçevesinde odanın varoluş amacıyla çeliştiği, üyelerinin hak ve menfaatlerini gözetmekle yükümlü olan odanın, odaya kayıtlı üyeleri ile rekabet içine girecek bir oluşuma sebebiyet verdiği, üyelerinin hak ve menfaatlerini zedeleyeceği, ekonomik açıdan üyelerinin kazanç kaybına sebebiyet verecek ticari bir rakip haline gelebileceği, bu durumun ise Odanın kuruluş amacı dışında faaliyet gösteremeyeceği şeklindeki yasal düzenlemeye aykırılık teşkil ettiği”;
Personel Belgelendirme Kuruluşu kararını ise, “mesleki yeterlilik için mevzuatta dayanağı olmayan belgelendirme yolu ile üyelerin meslek icrasının sınırlandırılabileceği, tüm bu hususların üyelerin hak ve menfaatlerine aykırı olduğu” gerekçeleriyle iptal etmiştir.
Personel Belgelendirme Kuruluşu
EMO’da uzun yıllardır tartışmalı olan bir diğer mesele de PBK idi. Başta SMM’ler olmak üzere mühendislerin onlarca belge alarak belgelendirilmesi ve eğitimlerden sonra sınava tabi tutulması ve bu sınavların TÜRKAK kontrolünde yapılması için 45. Dönem içerisinde hazırlıklara başlandı. Ancak 25.04.2013 tarih ve 28628 sayılı İş Ekipmanlarının Kullanımında Sağlık ve Güvenlik Şartları Yönetmeliği’nin ardından çıkarılan 1 Ekim 2017 tarih ve 30197 sayılı İş Ekipmanlarının Periyodik Kontrollerini Yapmaya Yetkili Kişilerin Kayıt ve Eğitimlerine İlişkin Tebliğ’in 12. maddesinde en az 5 yıllık akreditasyon zorunluluğu yüzünden Oda girişimleri yarım kaldı.
Tüm bu somut durum neticesinde ortaya çıkan sonuç şudur: Odanın yapısı bu tür ticari faaliyetlere uygun değildir.
Meslek Alanımıza Sahip Çıkmak
Hizmet üretiminin en önemli cazibesi kendisini yüksek rakamlı bütçelerde göstermiştir. Odalarımız, yüzlerce mühendis çalıştıran kurumlara dönüşmüştür. Bu sessiz büyüme iktidar odakları tarafından fark edilmiş ve hizmet alanları daraltılmaya başlanmıştır. Bu büyümenin küçülmeye dönüşmesi krizin habercisi ve kaynağı olmuştur. Bu hizmetlerden beklenen mali imkan ve yönetim erklerinin cazibesi birçok arkadaşımızı etkilemiştir.
Doğrusu bu süreçlerden hepimiz etkilendik. Bu yanlıştan geri dönmek yerine, bunu sistematik hale getirmek, örgütün kamusal kimliğinin kaybolmasına yol açacaktır.
A Tipi Muayene Kuruluşu, PBK olma girişimleri, yeni dünya düzeninde bizim gibi kurumlara biçilen yeni rolün bir parçasıdır.
46. Olağan Genel Kurulumuz, küresel sermayenin bu gizli ve açık saldırıları karşısında gerekli tavrı almış, Anayasal bir kuruluş olarak, yetkilerini Anayasanın 135. Maddesi’nden alan ve meslek alanımızı düzenleme ve denetleme yetkisine sahip bir kurum olarak asli kimliğinden ayrılma girişimlerini engellemiştir.
TMMOB ve Odalarımız siyasal iktidarlar karşısında bağımsızlığını korumaya özen göstermiştir. Ve göstermeye devam edecektir.
MESLEKİ DENETİM
Cemil Kocatepe Elektrik Mühendisi [email protected]
İki kelimelik bir başlık, kocaman bir konu; Bu yazı ile becerebildiğim kadar mesleki denetim sürecinin bir kısmı için görüş belirtmeye çalışacağım. Neo-liberal sistemin dayatması uygulamalar ve özelleştirmelerin en ağır bir şekilde yürütücülüğüne soyunmuş olan iktidarların yönetiminde; bilhassa 1980’lerden beri sürecin eziciliğinde her gelenin bir öncekini arattığı ülkemizde, son 15 yılda en vahşi, en kuralsız uygulamalar yapılmış, yapılmaktadır. Sürecin anlayışı gereği, mesleki denetim uygulaması da en fazla yıpratılanlardan biridir. Kamu yararı kapsamında toplum ve çevre yararını bir bütün olarak gözeten bizler için mesleki denetim önemli bir araçtır. Her türlü saldırı ve yağmaya karşı TMMOB’nin savunu araçlarından biri olan denetim sürecinin yararlı olabilmesi için bir sürü çalışmalar yapılmış, hukuk mücadeleleri verilmiş ve bu mücadeleler halen devam etmektedir. Her şey bir tarafa bu yazının da bu çerçevede değerlendirilmesi gerekir. Genel anlamıyla denetim ve amacı nedir? Denetim; yapılan bir işin, bir görevin toplum (bireyin haklarını dışlamadan) ve çevre yararı açısından belirlenmiş yerel, ulusal ve uluslararası kurallara uygun yapılıp yapılmadığının kontrolüdür. Mesleki denetim; bir mesleğin uygulaması yapılırken, yine o mesleğin yukarıda tanımlanan içeriğiyle ilgili mesleki açıdan derinleştirilip, alanındaki tüm kuralların da uygulanıp uygulanmadığını içeren kontrolün yapılmasıdır.
Mesleki Denetimin Kapsamı 1-Meslektaş denetimi: Meslek mensupları işini yaparken, meslek tarafından meslek örgütünce, yasa koyucular tarafından hukuki kurallar çerçevesinde belirlenmiş olan tüm ilkelerin kontrolünü kapsar.
2-Mesleki etkinliğin denetimi: İlgili meslek ürününün ve uygulamasının yasa, yönetmelik ve diğer ilgili kurallar açısından kontrolünü içerir.
Meslektaş denetimi ve mesleki denetim; ilgili meslek örgütü tarafından belirlenmiş kurallar dahilinde yapılabilir.
Bu genel tanımlardan sonra mühendislik ve mimarlık meslekleri açısından mesleki denetim konusuna bakacak olursak; TMMOB’nin 2000 yılı Mühendislik Mimarlık Kurultayı’nda oluşturulan şu çerçeveyle karşılaşmaktayız:
“Bilindiği gibi diğer meslekler gibi mühendislik ve mimarlık meslekleri de özel bir eğitim ve özel beceri gerektirir. Bu çerçevede de meslek mensupları, toplum tarafından bu alandaki etkinliklerin gerçekleştirilmesi için bir anlamda yetkilendirilmektedir. İnsan yaşamı günümüzde tekniğin sürekli olarak değiştirdiği bir fiziksel ortamda geçmektedir. Mühendisler ve mimarlar da bu fiziksel ortamın belirlenmesinde, bu alandaki sorunların çözümünde en önemli unsurlardır. Buna karşın, toplumun ya da tek tek bireylerin bu etkinlikleri anlaması, irdelemesi ve bu etkinliklerin olabilecek zararlı sonuçlarına karşı kendilerini korumaları olanaklı değildir. Bu nedenlerle de bu alanın boş bırakılması söz konusu olamaz. İşte toplum adına bir denetimin gerekliliği bu nedenle zorunlu olmaktadır. Burada denetimin amacının, denetimi yapılan ürün ya da hizmetin olumlu yönde gelişmesini sağlamaya yönelik, etkileyici ve olumlu bir eylem olduğunu vurgulamak gereklidir. Bu çerçevede mesleki denetimin iki boyutu bulunmaktadır: -Odalarca mesleki yeterliliği (Üniversiteden alınmış diploma dışı yeterlilik belgesi konusu odalarda tartışılmaya devam etmektedir. B.N) saptanmış üyelerine verdiği (SMM Belgesi-B.N) yetki çerçevesinde gerçekleştirilen mesleki etkinliklerin, görev ve hizmetlerin, toplumun güvenliğini, sağlığını, refahını ve geleceğini göz önünde bulundurarak, bilimin ve tekniğin gereklerine, yasal kurallara, mesleki davranış ilkelerine uygun olarak yerine getirilmesini ve geliştirilmesini sağlamak amacıyla, önceden belirlenmiş kriterlere göre incelenmesi; -Mühendislik ve mimarlık etkinlikleri sonucunda elde edilen ürünlerin, toplumun güvenliği ve sağlığı açısından bilimin ve tekniğin gereklerine ve yasal kurallara uygun olarak gerçekleştirilmesi ve işletilmesi için önceden belirlenmiş kriterlere göre incelenmesidir. TMMOB Belgelerinde Mesleki Denetimin amacı ‘… serbest mühendislik mimarlık ve müşavirlik hizmetleri üreten kişi ve kuruluşların mesleki etkinliklerinin… … denetlenmesiyle, mühendislik ve mimarlık hizmetlerinin mesleki esaslar, ülke ve meslektaş yararı yönünden gelişmesini sağlamak, üretilen hizmetlerin meslek odası standartları, tüzük ve yönetmelikleri ile ülkemizde geçerli diğer standartlara, yönetmeliklere ve esaslara
uygunluğunu sağlamak …’ olarak belirtmektedir.” (TMMOB Mühendislik Mimarlık Kurultayı Karar Taslakları-2000, s: 34)
Mesleki denetimin olabilmesi için öncelikle meslek insanlarının oluşturdukları bir örgütün olması lazım. Bu; bir mesleğin profesyonel sayılabilmesi için gereken koşullardandır. Ücret karşılığı yapılabilir anlamıyla profesyonel tanımlaması kullanıldığını belirterek, profesyonel mesleğin koşullarına bakalım:
“Birçok araştırmacı, herhangi bir mesleğin profesyonel meslek olabilmesi için bazı temel özelliklerin yerine gelmesi gerektiğinde ısrar etmiştir. Bu özelliklerin birincisi özel bir bilgiye sahip olma, ikincisi meslek üyelerinin bir örgüt etrafında toplanmaları, üçüncüsü ise bu örgütlerin devlet karşısında özerk bir toplumsal konum elde etmiş olmalarıdır. Diğer bir deyişle profesyonel meslek üyeleri, bir örgüt etrafında toplanmış uzman kişiler olmalıdır.” (TMMOB EMO; Etik, Ahlak ve Meslek İlkeleri s. 94 içinde Zafer Cirhinlioğlu, Türkiye’de Hukuk Mesleği s.7’den alıntı)
Kurulmuş olan örgüt, meslek ilkeleri ve meslek uygulamaları konusunda oluşturacağı kurallarla üyelerine yol gösterecek, sicillerini tutacaktır. Üyelerine mesleki yanlışlarından dolayı ceza verme yetkisi sadece ve sadece bu meslek örgütü kanalı ile kullanılabilir. Bu da kamu ile meslek örgütü ve meslek insanları arasında en önemli bağı oluşturacaktır.
Örgütümüz TMMOB kurulduğu tarihten bu yana kendisine yasa ile verilmiş görevlerini yapmaya çalışmış ve halen bu konuda ciddi faaliyetlere devam etmesine rağmen mesleki denetimi geliştirmekte çok zorlanmakta veya gereği gibi gerçekleştirememektedir.
TMMOB’nin “TMMOB ve Mesleki Denetim” yayınında, mühendis, mimar ve şehir plancılarının meslek örgütü olarak mesleki denetim yetkesi hukuki çerçeve içerisinde şöyle anlatılmaktadır:
“Yönetmelikler uyarınca uzun yıllardan bu yana uygulana gelen ‘mesleki denetim’ bir onay ya da vize işlemi olmaktan öte, herhangi bir estetik veya içerik denetimi olmayıp, tamamen üyelerimizin mesleki faaliyetlerinin kayıt altına alınarak sicillerinin tutulması esasına dayanmaktadır. Mesleki denetim, İmar Yasası veya Yapı Denetimi Hakkında Kanun kapsamında ilgili idarelerin sorumluluğundaki onay mekanizması ile uzaktan yakından ilgisi bulunmamaktadır. Tekrar edelim; Bu kapsamda odalarımız tarafından yayımlanan yönetmelikler ile ‘mesleki uygulamalarda kamu yararını, meslek haklarını ve etiğini korumak, müelliflik haklarını gözetmek, haksız rekabeti önlemek, mesleki sorumlulukları tanımlamak ve mesleki değerlendirmeye esas sicilleri tutmak’ amaçlanmış bulunmaktadır. Kamu kurumu niteliğinde bir meslek kuruluşu olan TMMOB ve bağlı odalarının, üyeleri üzerindeki gözetim ve denetim yükümlülüğünün yerine getirilmesinin gereği olarak yürütülmektedir. TMMOB ve Oda yönetmeliklerince zorunlu olan ‘mesleki denetim’, çeşitli davalara konu olmuşsa da, ‘mesleki denetimin devam etmesinin kamusal bir yarar olduğu’ yönünde verilen yargı kararları mesleki denetimin hukuki yönünü açıkça ortaya koymaktadır.” (TMMOB ve Mesleki Denetim, s. 18)
Anayasa Mahkemesi’nin 22 Şubat 2013 tarih ve 28567 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 2012/191 sayılı kararının ilgili bölümü şu şekildedir:
“Dava konusu kuralda, Bakanlığa, kendi görev alanıyla ilgili mesleki hizmetlerin norm ve standartlarını hazırlama, geliştirme, uygulanmasını sağlama ve meslek mensuplarının kayıtlarını tutma görevi verilmiştir. KHK’nin 2. maddesi bir bütün olarak dikkate alındığında, Bakanlığın görev alanının esas itibarıyla yerleşme, çevre ve yapılaşma hizmetlerinden oluştuğu anlaşılmaktadır. Sözü edilen hizmetler, 3458 sayılı Mühendislik ve Mimarlık Hakkında Kanun hükümleri uyarınca kurulan ve kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşu olan Türkiye Mimar ve Mühendisler Odaları Birliğine bağlı meslek odalarına üye olarak faaliyet gösteren mimar ve mühendislerce yerine getirilen mimarlık ve mühendislik hizmetleridir. Bakanlığa verilen mesleki hizmetlerin norm ve standartlarını hazırlama görevi, mimar ve mühendislerin mesleki faaliyetlerini icra ederken uyacağı kuralların belirlenmesini değil, bu meslek mensuplarınca sunulan hizmetin niteliklerinin ve standartlarının saptanmasını öngörmektedir. Bakanlığa tanınan düzenleme yetkisinin, görev alanıyla ilgili meslekler olan mimarlık ve mühendislik hizmetleriyle ilgili norm ve standartlarının belirlenmesini kapsadığı hiçbir tereddüde yer bırakmayacak şekilde açık ve belirgindir. Öte yandan, mimarlık ve mühendislik hizmetleriyle ilgili temel hükümler, İmar Kanunu, Çevre Kanunu ve ilgili diğer kanunlarda ayrıntılı bir şekilde düzenlenmek suretiyle kapsamı belirlendikten sonra, mimarlık ve mühendislik hizmetlerinin norm ve standartlarını belirleme yetkisinin Bakanlığa verilmiş olması yasama yetkisinin devri olarak görülemez. Anayasa’nın 135. maddesinde kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve üst kuruluşları tanımlanmıştır. Buna göre, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, belli bir mesleğe mensup olanların müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleri ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hâkim kılmak üzere meslek disiplini ve ahlakını korumak maksadı ile kanunla kurulan ve organları kendi üyeleri tarafından kanunda gösterilen usullere göre yargı gözetimi altında,
gizli oyla seçilen kamu tüzelkişileridir. Anılan maddenin beşinci fıkrasına göre, meslek kuruluşları üzerinde Devletin idari ve mali denetimine ilişkin kurallar kanunla düzenlenir. Anayasa’nın 135. maddesinde, meslek kuruluşlarının karar ve yönetim organlarının seçimle göreve gelmesinin öngörülmesi, Devletin idari ve mali denetimine tabi olduklarının belirtilmesi ve sorumlu organlarının görevlerine ancak yargı kararıyla son verilebileceğinin kurala bağlanması, bu idarelerin özerkliğine işaret etmektedir. Meslek kuruluşlarının özerkliği, merkezî idareden bağımsız olarak karar ve yürütme organlarını seçebilme, ilgili mesleki faaliyetlerle sınırlı olmak üzere üyelerini ve örgütlerini bağlayıcı karar alma ve uygulama, meslek mensuplarının uyacağı ilke ve kuralları belirleme ve üyeleri hakkında disiplin tedbirleri uygulama hak ve yetkisini içermektedir. Bu itibarla mimar ve mühendislerce sunulan hizmetin niteliklerinin ve standartlarının Bakanlık tarafından saptanması, kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşunun özerkliğine müdahale anlamına gelmemektedir. Öte yandan mimarlık mühendislik faaliyetinde bulunan gerçek ve tüzel kişilerin kayıtlarının Bakanlık tarafından tutulmasının öngörülmesi, istatistiksel bilgi sağlama amaçlı olup meslek mensubu üzerinde icraî bir etkisi bulunmamaktadır.”
Anayasa Mahkemesi’nin bu kararı yine TMMOB ve Mesleki Denetim kitabında şöyle değerlendirilmektedir:
“• Meslek odaları idari özerkliğe sahiptir. • Meslek odaları, mimar ve mühendislerin mesleki faaliyetlerini icra ederken uyacağı kuralları belirler, • Meslek odaları, mesleki faaliyetlerle sınırlı olmak üzere üyelerini ve örgütlerini bağlayıcı karar alma ve uygulama, meslek mensuplarının uyacağı ilke ve kuralları belirleme ve üyeleri hakkında disiplin tedbirleri uygulama hak ve yetkisine sahiptir. • Üye sicillerini tutma yetki ve görevi meslek odalarına aittir. Bakanlık, ancak istatistiki veri için kayıt tutabilir.”(TMMOB ve Mesleki Denetim, s. 20)
Yukarıdaki alıntıdan da anlaşılacağı üzere Anayasa’dan gelen yetki ile çıkartılan yönetmelikler ve ilgili mesleki denetim yönetmelikleri Danıştay denetiminden geçmiştir. Mesleki denetimin uygulanmasına yönelik işlemler de idare mahkemesi ve temyiz mercii olarak Danıştay denetiminden geçmiştir. Bütün yargı kararları değerlendirildiğinde mesleki denetimin oda ile üye arasındaki ilişki kapsamında olduğu ve mesleki denetime yönelik odaların çıkarmış olduğu yönetmeliklere üyelerin uymalarının zorunlu olduğu açıktır. Bu görüşlere ilaveten, mesleki denetim, sicil tutma işlemi nedeni ile üyelerin odaları mahkemeye vermesi sonrası kararları maddeleştirdiğimizde;
Sicil tutma işlemi sırasında odaların yapamayacakları işleri şöyle özetleyebiliriz:
1-Meslek mensubunun sunduğu hizmetin içeriğinin denetlenmesi,
2-Meslek mensubunun yeterliliğinin denetlenmesi (Bu karar; 2000 yılında yapılmış olan Mühendislik Mimarlık Kurultayı’nda alınan “Odalarca mesleki yeterliliği saptanmış üyelerine…” ile başlayan cümlesini ve uygulamaları geçersiz kılmaktadır. B.N)
Sicil tutma işlemi sırasında odaların yapabilecekleri işleri de şöyle sıralayabiliriz:
1-Meslek mensubunca gerekli bazı belge ve bilgilerin bulundurulup, bulundurulmadığı,
2-Meslek mensubunun oda üyelik kaydının bulunup bulunmadığı,
3-Kısıtlılığının olup olmadığı,
4-Büro tescilini yaptırıp yaptırmadığı, gibi mesleki disiplini sağlamaya yönelik şekli bir denetim olarak yapılmalıdır. Bütün bunlara rağmen idare, TMMOB uygulamalarını boşa çıkarmak, yaptırmamak için her türlü yola başvurmaktadır ve TMMOB-üye ilişkisini kadük hale getirmeyi vazife edinmiş durumdadır.
İktidarlar, yerel yönetimler; mesleki denetimi uygulatmamak için her yola başvururken TMMOB’ye bağlı odalar yasanın verdiği yetkileri doğru bir şekilde kullandı mı? Bana göre esas soru bu.
Odalarda “mesleki denetim” denince anlaşılan; SMM belgesi alan üyelerin yaptıkları projelerin oda vizesinden geçirilmesi. TMMOB yayınları izlendiğinde bu uygulamanın mesleki denetimin sadece bir kısmını oluşturduğu görülecektir. Proje vize uygulamasında bile TMMOB Birlik ilkelerine uyulmadığı, bir arada olması gereken meslek odalarının meslekçi yaklaşımları nedeniyle uygulama birliği sağlayamadıkları, üyelerinin bireysel çıkarlarının peşine takıldıkları görülmektedir. Bunu nereden görüyoruz? 1970’li yıllarda TMMOB OMDU (Ortak Mesleki Denetim Uygulaması) için ciddi çalışmalar yapılmış ve bir dönem uygulama yapılmışken daha sonra bu uygulamanın ortadan kalkmasından. OMDU uygulamasından vazgeçilmesi; ortak mücadeleyi de meslek odalarının ve üyelerinin güçlerini de TMMOB’yi de iktidarlar karşısında zayıflatmıştır.
Mesleki denetim; tüm meslek insanlarının, örgütün ve yöneticisinin ortak davranış sağladıklarında olabilecek bir iştir.
Mesleki denetim, anlamı itibari ile esas olarak meslek ilkeleri temelinde, örgütün ve yöneticisinin görev ve sorumlulukları ile üyesinin görev ve sorumluluklarının birleştiği yerde olabilecektir.
Bu bütünlüğü sağlamak her örgüt yöneticisinin görevidir.
EMO Etik, Ahlak ve Meslek İlkeleri yayınında, meslek ilkeleri ve bu meslek ilkeleri kapsamında örgütün işlevi, yönetici ve seçilmiş organlar ile üyelerin sorumlulukları üzerinde ayrıntılı olarak durulmuştur:
“Meslek ilkeleri; Mesleki ilkelerini, uyulması gereken meslek kuralları olarak değil, insanın varlığına ve topluma değer katan bilince yansıması, toplumsal gelişme açısından da değer yüklü ilkeler olarak kabul ediyoruz. Bilim, bilgi, teknoloji ve bunlara dayalı birikim, deneyim ve her türlü mesleki toplumsal pratikler tarihi ve toplumsal süreçte üretilen, insanlığın gelişim sürecinin ürünleridir, insanlığın ortak malıdır. Bu nedenlerle: • Mesleki uygulamalarda bu değerlerin çiğnenmesine karşı durulması, • Bilim ve teknolojinin insanlığın evrensel kazanımları ve temel insan hakları çerçevesinde toplumsal, doğal ve kültürel değerleri geliştirici yönde kullanılması, • Bilim ve teknolojinin bu amaçlar dışında insanlığa karşı baskı ve sömürü aracı olarak kullanılmaması, korunması, örgüt kültürüne dönüştürülmesi gereken meslek ilkeleridir, bu değerlerin, korunması, toplumsal ve insani değerler dışına itilmesine karşı durulması, bir bütünsellik içinde, örgüt ve üyenin seçimini gerektirmektedir. Bunların yanında meslek alanlarında; • Meslek insanının yaşam boyu bilgilerini geliştirerek kendini yetiştirmesi, • Mesleğin değerlerine aykırı davranışlarda bulunulmaması, • Sahip olunan, ya da eline verilen yetkiyi, bu yetkinin yüklediği sorumlulukların bilincinde olarak eşitlikçi, adil, hukuka saygılı olarak toplum yararına kullanması, • İnsanla doğa arasında bir ayrım yapmadan, insanın ancak çevresiyle var olacağı, bu değerlere saygı gösterip korumanın kendi varlığı ve saygınlığını koruma
olduğunun farkında olması, görevin bu bilinçle yerine getirilmesi, • Mesleki yetki, bilgi ve sorumluluklarıyla bağdaşmayacak işlerle uğraşmamayı, yetkiyle donatılmamış, yetki dışı sorumluluk yükleyen hiçbir görev veya mevki kabul etmemesi, • Emin olmadığı konularda yönlendirici nitelikte veya kararları etkileyecek türde akıl yürütme, karar verme yanılgısına düşmemeyi, bilmediği konuları da açık yüreklilikle söylemekten kaçınmaması, • Dil, din, ırk, cinsiyet, inanç, mezhep, coğrafi, bölgesel ve kültürel ayrımı yapmamayı, bu tür farklılıkları, çok kültürlü yapıyı toplumsal gelişme için itici bir güç ve zenginlik kaynağı olduğuna duyduğu inancı yaşamın her alanında tutum, davranış ve eylemlerinde yansıtması, ortaklaşa benimsenmiş ilkesel değerler olarak yaşama geçirilmesi, örgütlü yapı içinde, hedeflenmelidir. Bu ilkeler isteğe bağlı değerler değildir, bunların meslek yaşamının pratiklerine dayalı oluşmuş her meslek için geçerli değerler niteliğindedir. Bu özellikleriyle de yapay olmayan, bilgi ve bilimin kullanış amaç ve yöntemlerini, insani değerleri yansıtan, kültürel toplumsal nitelikli değerlerdir. İlişkilerin bu değerlere dayalı etik ilişki düzeyinde gelişmesi sorunların çözümü yönünde en önemli etken olacaktır. Örgüt Örgüt; sınıf, katman, grup benzeri yapılanmalarda ortaklaşa oluşturulan toplumsal gücü temsil etmektedir. Kısa bir tanımlamayla örgüt, belirlenmiş ortak hedeflere ulaşmak isteyen insanların oluşturduğu kurumsal bir yapıdır. Orhan Hançerlioğlu Felsefe Ansiklopedisinde örgüt konusunda şu bilgiyi vermektedir. “Nasıl hiçbir toplum tarihsel olarak belirli bir biçimde ve ölçüde örgütlenmeden gelişemezse, öylece hiçbir toplumsal sınıf da belirli bir örgüte kavuşmaksızın egemen olamaz.” Örgüt; toplumda öne çıkarılan değerleri, yaratılmak istenen ekonomik, sosyal, siyasal, kültürel yapıyı, bunların dayandığı ideolojiyi, kimi gelenek, görenek diye tabulaştırılan alışkanlıkları sorgulayarak üyesini bilgilendirmeli, yozlaşmanın bireysel davranışlara değil sisteme bağlı olduğunu gösterip sergileyerek üyenin yolunu aydınlatmalı, oluşturulan yanlış bilinci kırmaya çalışmalıdır. Örgüt; yolsuzluklara karışan üyesini sorgularken, yapılanların bedelini tam ödetmek için, bu tür olaylara kaynaklık eden nedenleri, kişi, kurum, kuruluşları, hiçbir ayrıcalık tanımadan, sorgulayıp kamuoyuna sergilemeyi, Mesleğin bilimsel veri ve ilkeler temelinde yerine getirilmesine karşı oluşan engellerin aşılması için, sosyal, siyasal, ekonomik, kültürel, hukuki vb her alanda mücadele vermeyi, Örgüt; meslek ilkelerini yerleştirmek için, çevrenin bozucu, yozlaştırıcı etkilerine, yanlış bilinçlendirmelere karşı, savunduğu değerlere sahip çıkarak üyelerin bilinç düzeyinin yükseltilmeye, onların özerk gelişimini sağlamaya çalışmayı, Meslek içi eğitimde üyelerin mesleki bilgi ve becerilerini geliştirmeye yönelik etkinlikler yanında üyenin toplumsallaşma düzeyini geliştirecek sosyal kültürel etkinlikler yaşama geçirmeyi, Üyelerinin siyasi, dil, din, mezhep, ırk, cinsiyet ayrımına uğratılmasına, bilgi ve kariyerlerine uygun olmayan görevlerde çalıştırılmalarına, eşitlik ilkelerine aykırı
uygulamalara karşı yasal ve demokratik gelenekler çerçevesinde mücadele etmeyi, Toplumsal ve ahlaki bir görev saymalıdır. Örgüt, meslek ilkelerinin meslek kültürünün temel öğeleri olarak geliştirilip toplum değerleri içinde yer alması hedeflenmelidir. Yönetici ve Seçilmiş Organlar Yönetim kurulları soyut tüzel kişilik kavramının somutlaşan varlığı ve onu temsil yetkisine sahip en sorumlu organdır. Yönetim kurulları seçildiği dönem içinde örgütle özdeş tutulan bir organdır. Örgütü amaçlarına ulaştırma, bu yönde gerekli tüm ilişkileri kurup geliştirme yükümlüğü ve sorumluluğunu taşımaktadır. Yönetim Kurulu, Onur ve Denetim Kurulları; genel kurulun mesleği temsil etme yetki ve onuruna yaraşır gördüğü kişileri seçerek oluşturduğu, yetkiyle donattığı kurullardır. Genel kurullarından yetki almanın anlamı, belirli değerlere sahip olduğuna inanılan insanların, rastlantısal değil, bilerek bilinerek bir araya getirilmeleridir. Burada yaratılan ilişki, örgütün sahip olduğu ve temsil ettiği değerler üzerine kurulu, ahlaki sorumluluk gerektiren etik ilişkilerdir. Bu nedenle; Kurulun hiçbir üyesi, kendine teslim edilen değerlerin dışına çıkmayı bir hak ya da sahip olduğu yetkileri kendi için ayrıcalık olarak görmez. Kendilerine verilen yetki ve onurun, gösterilen güvenin sorumluluğuna sahip olmakla, üyelere ve topluma karşı örnek oluşturacak tutum ve davranışlar sergilemekle yükümlüdürler. Yönetim kurulları eylem anında, ortak aklın ve gücün temsilcisi olarak yer alması gerektiğinin sorumluluğuna ve bilincine sahiptirler. Denetim dışı yetki kullanmanın kurumları yozlaştıracağı gerçeğinden hareketle TMMOB kamu adına denetim yapmayı topluma karşı görevleri arasında saymaktadır. Bu doğrultuda örgütün demokratik denetim mekanizmalarının geliştirilmesinde de sorumluluk duyar. Örgütün seçilmiş organları, yönetim, onur ve denetleme kurulları yılda iki kez ortak toplantı yaparak, eleştiri ve özeleştiri yöntemiyle örgütün çalışmalarını, uygulamaları yönetmelikler ve etik ilkeler açısından değerlendirme kültürünü geliştirir. Sorumluluk devredilemez, yetki devri sorumluluk devri anlamında kullanılamaz. Egemen toplumsal bilinç, tüm kişi ve kurumları, etkileyici bir güce sahiptir. Bu etki altında, özellikle siyasi erkin tutum ve davranışları, sergiledikleri tavır yukarıdan aşağı, öncelikle yönetici kadrolardan başlayarak aşağı doğru yansımaktadır. Bugün toplumda gözlenen popülist, kariyerist tutumlar, özentilerden yansıyan yoz kişilik gösterileri bir ‘yetkili’ tipi yaratmıştır. Demokratik ve ilkelere bağlı yönetimler, yerleşik hale gelen bu tür tutum ve davranışları, sorgulayıcı bir yaklaşımla irdeleyerek örgüt birimlerine yansımasını önlemeye çalışmalıdırlar. Eleştiri ve özeleştir ilkesi yaşama geçirilmelidir. Üye Meslek etiği çerçevesinde yönlendirilmek istenen üyeler arası kültür ve toplumsallaşma farklılıkları olmakla beraber, eğitim alt sınırı üniversite düzeyi olan insanlardır. Üye, örgütlü yapının en zayıf ve aynı zamanda en güçlü halkasıdır.
Günah keçisi durumuna düşürülen de, kim vurduya giden de odur. Üye, yaşadığı ortamın, kurum ve şirketlerin dişlileri arasında sıkışmış, maddi manevi baskı altında özgürlük alanları adam akıllı sınırlandırılmış, yalnızlaştırılmış, dolayısıyla özerkliğini yitirmiş durumdadır. Sorunlar içindedir, yalnızdır, sorumlulukları büyüktür. Meslek eğitimi, daha önce de belirttiğimiz gibi, insanı bilgiyle yetkinleştirerek üyenin kimlik ve kişiliğine değerlerler katmaktadır. Hedeflenmesi gereken, üyenin sahip olduğu değerleri, üretim gücünü toplumun gelişmesi yönünde harekete geçirmektir. Üye, mesleği ve örgüt ilkelerinin yanında; -Mesleki alan ve uygulamalarını da kapsamına alan, yaşamın her alanında gerçekleşen ilişkilerinde insani ve etik değerlere saygılı davranmayı, -Sahip oldukları bilgi, birikim, deneyim, yetenek ve her türlü mesleki toplumsal pratikleri toplumsal çıkarları lehine kullanmayı, karşı olarak bunları kişisel çıkarlara yardımcı olacak tutum ve davranışlardan kaçınmayı, -Kendine, mesleğine, topluma karşı görevlerini yerine getirmek, saygınlığını korumak için bilgi ve yeteneklerini sürekli geliştirmeyi, -Mesleki başarı ve haklarının korunması için en önemli dayanışma aracının örgütlenme olduğunun bilincinde olarak örgütünü geliştirme için çaba göstermeyi, -Mühendisliğin genel vasıflarının nitelikli, dürüst, güvenilir, toplumcu ve akıllarını kullanan insanlar olduklarını ve bu vasıflarının kariyer ve siyasi tutumlarından önce geldiğini topluma kanıtlayıp kabul ettirmeyi, -Mühendis ve Mimarlar güvenirliklerini korumak için mesleği iyi bilmeli, emin olmadığı konularda akıl yürütme, karar verme yanılgısına düşmemelidir.” (EMO Etik, Ahlak ve Meslek İlkeleri Yayını, s. 75, 76, 77, 78, 79, 80)
Bu ilkelerin hayata geçirilmesi için; sadece SMM üyelerin değil, tüm üyelerin aynı ilkeler doğrultusunda davranmasını sağlamak üzere çaba harcamak, örgüt yöneticilerinin birinci görevi olmalıdır.
Mesleki denetimin sadece proje denetimine, projelere Oda damgası vurulması meselesine indirgenmesi diğer üyelerin gereği gibi işin içine katılması için çaba sarf etmeyi ortadan kaldırıcı etki etmektedir.
Mesleki denetim adı altında yapılan proje vize uygulaması SMM üyeleri için bir cezalandırma aracına dönüşmüş durumdadır. Bu duruma son verilmelidir.
Mesleki denetim süreci kendi içinde bir bütün olarak görülüp o kapsamda çalışma yapılmalıdır.
Odalar mesleki denetim sürecini; üretim sürecinin, yapı üretim sürecinin zinciri olarak projeci, işi yapıcı, yapı denetçisi, kamu-özel proje denetçisi, test-ölçüm hizmetleri üreticisi, işletmeci, üretim mühendisi üyelerini sicil tutma zincirinin birer halkası olarak ele almalıdır.
Meslek odaları meslekçi olmadan toplum, çevre ve üye yararı bütünü için sisteme teslim olmadan, Birlik ilkeleri doğrultusunda örgüt bağımsızlığını koruyarak neo-liberal sistemle mücadele için önemli araçlardan biri olan mesleki denetim uygulamasına sahip çıkmalıdır.
Mesleki denetim; SMM, yapı denetçi, üretici, ücretli ve tüm üyeler için bir işi yaptığının kanıtı, iş tecrübesinin bir göstergesi ve üye olmanın prestiji olarak yansımalıdır.
EMO MALİ YAPISINDA YENİ DÖNEM ve ÖRGÜTSEL BÜTÜNLÜK
Kübülay Özbek EMO Yönetim Kurulu Üyesi [email protected]
Elektrik Mühendisleri Odası’nın (EMO) 30-31 Mart-1 Nisan 2018 tarihli 46. Olağan Genel Kurulu, Türkiye’de olağanüstü halin bütün acımasızlığı ile uygulandığı bir dönemde yapılmıştır. Siyasal iktidarın olağanüstü halden aldığı güç ile yayımladığı KHK’lar sonucu bilim insanları akademilerden atılmış, binlerce kamu emekçisi işsizliğe mahkum edilmiş, işçi grevleri ertelenmiş, ele geçirilemeyen basın yayın organları kapatılmış ve işlerini yapmaktan alıkonan yüzlerce gazeteci tutuklanmıştır. Kuşkusuz merkezi yönetimler, ister tek adamlı olsun ister çok bakanlı, muhalif gördükleri her türden örgütlenmelere özellikle de TMMOB örgütlüğüne karşı baskıcı tedbirler almaktan kaçınmamışlardır. TMMOB ve bağlı odaların çalışma alanlarını kısıtlayıp onların mali kaynaklarını keserek örgütlülüğümüzü “terbiye” etmeyi her daim düşünmüşlerdir.
Övüncümüz odur ki;
TMMOB ve bağlı odalar her türden baskı yöntemine direnmeyi, ayakta kalmayı ve edinmiş oldukları bilimi halkın yararına kullanmayı bilmişlerdir.
Bu durumun sürdürülebilir olması 46. Dönem Yönetim Kurulu için öncelikli ve yaşamsal bir konu olarak değerlendirilmektedir. Genel Kurulumuzda 45. Dönem Yönetim Kurulu müstafi başkanın da kürsüden söylediği üzere, EMO çok ciddi bir borç yükü altındadır ve bu durum Oda’nın geleceği açısından birçok risk taşımaktadır. Doğal olarak borcun tasfiyesi 46. Dönem Yönetim Kurulu’nun ilk önceliği olmuştur.
Temel olarak borcun konsolide edilmesi ile ortaya çıkan gerçek, Oda’nın mali durumunun felaketini ortaya çıkar-
MALİ YAPI VE SÜRDÜRÜLEBİLİR EMO ÇALIŞTAYI SONUÇ RAPORU
12 Mayıs 2018 tarihinde yapılan Mali Yapı ve Sürdürülebilir EMO Çalıştayı, EMO Yönetim Kurulu, Onur Kurulu ve Denetleme Kurulu ile Şube Yönetim Kurulu üyeleri ve temsilcilerinin katılımıyla gerçekleştirildi. Çalıştaydan şu sonuçlar çıkarıldı:
1. EMO mali bir borç yüküyle karşı karşıyadır, bu borç tasfiye edilmeden faaliyetlerini sürdürebilmesi mümkün değildir. 2. Örgüt tüm imkanlarını kullanarak, merkezi bir planlamayla ve birlikte bu borcu tasfiye etmelidir. 3. EMO, 01.01.2019 tarihinden itibaren Ana Yönetmelik gereği merkez payı yüzde 17, şube payı yüzde 83’lük planlamayla hayatını sürdürebileceği bir modele geçmelidir. Merkez bütçesi bu orana göre planlanmalıdır. Bunun sağlanması için birikmiş mevcut borcun tasfiyesi yapılmalıdır. 4. Kamu kurumlarının borçlanması doğru değildir, bütçelerin denk bütçe olarak hazırlanması gerekmektedir. 5. Vergi ve SGK borcu yapılandırılmalı, şube-merkez payı oranının dışında tutularak taksitler tüm şubelere paylaştırılarak ödenmelidir. Bu ödemeler diğer ödemelerin dışında tutulmalıdır. 6. 2018 Gelir-Gider bütçesi ilk 4 aylık gerçekleşme tenzil edilerek yeniden hazırlanarak, bütçeler tespit edilmelidir. 7. Merkez tarafından izlenemeyen şube banka hesaplarının merkez tarafından izlenmesi sağlanmalıdır. 8. Tüm harcamalarda tasarruf yapılmalı, etkinlikler denk bütçeyle gerçekleştirilmelidir. 9. Aidatlar daha etkin ve düzenli şekilde toplanmalıdır. 10. Yayınlar çok fazla basılıyor ve şubelerde dağıtımı yapılamıyor. Basılı yayın sayısında azaltmaya gidilmeli, elektronik ortamda dağıtıma ağırlık verilmelidir. 11. Otomasyon sistemi ele alınmalı, örgütün ihtiyacına yönelik olarak iyileştirme çalışmaları yapılmalıdır. 12. Çalıştayların ve etkinliklerin takvimi koordinasyonda belirlenmelidir. 13. TSE, Çevre Bakanlığı, Enerji Bakanlığı, ELDER ile görüşmeler gerçekleştirilmelidir. 14. İş alanları tanımlanmalıdır.
mıştır. Doğurgan vergi borçları, her an icra edilebilecek kesinleşmiş 3. şahıs borçları personel kıdem tazminatları vs. Oda’yı inanılmaz bir zafiyete sokmuştur.
Öncelikli olarak Genel Kurulun verdiği görev ile 12 Mayıs 2018 tarihinde Oda’nın tüm kurulları ve şube temsilcilerinin katılımı ile “Mali Yapı ve Sürdürülebilir EMO Çalıştayı” düzenlenmiştir.
Bu çalıştayda, mevcut borç yükü ile ODA faaliyetlerinin sürdürülebilir olmadığı tespiti bir kez daha yapılmıştır. Kuşkusuz bu borcun tasfiyesi örgütün tüm olanakları kullanılarak yapılmalıdır. Bütçe incelemelerinde görüldüğü üzere 2018 yılına ait şubelerin Oda’ya aktarmaları gereken yüzde 17’lik payların yüzde 85’i ilk 4 ay içinde ödenmiştir. Yılın son 8 ayı kalan yüzde 15’lik kısım ile idare edilebilmesinin olanaksızlığı vurgulanmıştır. Bu amaçla 2018 Gelir-Gider Bütçesinin, ilk 4 aylık gerçekleşme tenzil edilerek yeniden hazırlanması kararı alınmıştır.
Bütçenin yönetimi ve borcun tasfiye planlaması için ise Merkez tarafından izlenemeyen şube banka hesaplarının merkez tarafından izlenmesinin sağlanması ile vergi ve SGK gibi doğurgan borçların ivedilikle yapılandırılması gereği sonucuna varılmıştır.
Çalıştayın bir sonucu olarak; Oda genel giderler kalemleri içinde başta basım işleri olmak üzere düzenlenen etkinliklerin verimliliği gözden geçirilmeli ve tasarruf olanakları değerlendirilmelidir sonucuna ulaşılmıştır. Bu amaçla her türden faaliyette denk bütçe esası temel düşüncemiz olmalıdır.
ODA gelirleri arttırılmalı, temel gelirimiz olan üye aidatlarının etkin ve düzenli olarak toplanması sağlanmalıdır. Mesleki denetim mutlak suretle tekrar yaşama geçirilmelidir. Bu amaçla uzun zamandır çalışmayan otomasyon sistemi çalışır duruma getirilmelidir. Gerek meslektaşlarımızın çalışma alanlarının genişletilmesi ve gerekse denetimsiz alanlarda mesleki denetimin yaygınlaştırılması amacıyla iş alanımızdaki kuruluşlarla görüşülmelidir.
Kuşkusuz ki tüm mali ve idari baskılamalardan kurtulma örgütsel bütünlükle mümkün olabilir.
Sokaklarda ağız dolusu attığımız slogan ile özetlersek; “Kurtuluş yok tek başına! Ya hep beraber Ya hiç birimiz”
2019 ELEKTRİK-ELEKTRONİKBİYOMEDİKAL MÜHENDİSLİĞİ
HİZMETLERİ
Elektrik, elektronik, biyomedikal ve kontrol mühendisliği hizmetlerinde 2019 yılında uygulanacak en az ücretler ile ilgili kurallar belirlenerek kitap olarak yayımlandı. Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) Yönetim Kurulu’nun, 46. Olağan Genel Kurulu’nun verdiği yetki ve EMO En Az Ücret ve Mesleki Denetim Uygulama Esasları Yönetmeliği’nin 6. maddesi uyarınca belirlediği 2019 yılında mühendislik hizmetleri için uygulanacak en az ücretler ile ilgili kurallar kitaplaştırıldı. “2019 Elektrik-Elektronik-Biyomedikal Mühendisliği Hizmetleri” adlı kitapta, elektrik, elektronik, biyomedikal ve kontrol mühendisliği hizmetlerine ilişkin yönetmelikler, sözleşmeler, test, ölçüm, muayene raporları, en az ücretlerin belirlenmesi ve uygulama esasları, yapı sınıfları, bölgesel azaltma katsayıları, diğer proje ve hizmetler ile 2019 yılı en az ücret tanımları yer alıyor. 2019 Elektrik-Elektronik-Biyomedikal Mühendislik Hizmetleri kitabına elektronik ortamda http://kitap.emo.org.tr adresinden ulaşabilirsiniz.
EMO YÖNETİM KURULU’NDAN ZİYARETLER
Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) 46. Dönem Yönetim Kurulu, TEDAŞ, TEİAŞ, TSE, GAZBİR ve YÖK’e ziyaretler gerçekleştirdi. Ziyaretlerde meslek alanımızdaki gelişmeler, yasal düzenlemeler, sorunlar ve çözüm önerileri konusunda görüş alışverişinde bulunuldu. TEDAŞ ve TEİAŞ’a Ziyaret EMO Yönetim Kurulu Başkanı Gazi İpek, Yönetim Kurulu Saymanı Şakir Aydoğan, Yönetim Kurulu Üyesi Evindar Aydın ile EMO İstanbul Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Erol Celepsoy ve EMO Ankara Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Ömürhan Soysal’dan oluşan heyet, 10 Eylül 2018 tarihinde Türkiye Elektrik Dağıtım A.Ş (TEDAŞ) Genel Müdürü Halil İbrahim Leventoğlu’nu ziyaret etti. Görüşmede TEDAŞ Yönetim Kurulu Üyesi ve Genel Müdür Yardımcıları Mahmut Yağız ile Zafer Turut da bulundu. EMO Yönetim Kurulu Başkanı Gazi İpek, EMO’nun meslek alanlarının düzenlemesi ve denetlemesi amacıyla sürdürülen faaliyetleri anlattı. 2018 yılı Nisan ayında görevi devralan yeni yönetimin gerçekleştirdiği ilk kamu kurumu ziyaretinin TEDAŞ olduğunu belirten İpek, Türkiye elektrik sisteminin sorunlarının çözümüne katkıda bulunmak için TEDAŞ ile EMO‘nun işbirliği yapmasının öneminin altını çizdi. İpek, elektrik dağıtım şirketleri arasındaki uygulama farklılıkları, dağıtım şirketleri ile vatandaşlar arasındaki ilişkilerde ortaya çıkan sorunlar, yüksek gerilim elektrik tesislerinde işletme sorumluluğu hizmetlerinde sorumlu elektrik mühendisi bulundurulması konusunda yaşanan eksiklikler, iç tesisat ve proje denetimleri ile e-proje gibi konulara değinerek EMO’nun görüş ve önerilerini paylaştı. İpek, TEDAŞ ile EMO’nun Elektrik Kuvvetli Akım ve Elektrik İç Tesisler
Yönetmeliği gibi günümüzün ihtiyaçlarını karşılamakta yetersiz kalan yönetmeliklerin güncellenmesinde de koordineli olarak çalışması gerektiğini ifade etti.
TEDAŞ Genel Müdürü Halil İbrahim Leventoğlu ise EMO’nun mesleki faaliyetlerini artırma konusundaki iradesini çok olumlu karşıladıklarını belirtti. TEDAŞ’ın kontrol ve denetim amacıyla girdiği yeniden yapılandırma süreci hakkında bilgi veren Leventoğlu, önceden Enerji İşleri Genel Müdürlüğü’nde olan denetim yetkisinin TEDAŞ’a devredildiğini dile getirdi. TEDAŞ olarak yeni yasal altlıklarla beraber sahada olduklarının altını çizen Leventoğlu, dağıtım şirketlerinin Aydınlatma Yönetmeliği’nde yapılan değişikliklere ve geliştirilen diğer projelere değindi. TEDAŞ’ın tüm projeleri, mevcut şebekenin yapısına uygun olarak yapılandırılmış Coğrafi Bilgi Sistemi üzerinden çizilmesine olanak sağlayacak çalışmasını anlatan Leventoğlu, EMO ile daha sık görüşerek bu projeler hakkında etkin şekilde görüş alışverişinde bulunulabileceğini söyledi. Leventoğlu son dönemlerde proje onay süreçlerinin oldukça hızlandırıldığını da sözlerine ekledi ve TEDAŞ’ı vatandaşın sözcüsü olarak gördüğünü belirtti.
Görüşmede; EMO’nun Elektrik Kuvvetli Akım Tesisleri Yönetmeliği (EKAT), Elektrik İç Tesisat Yönetmeliği, kodlu işletme bakımı ve dağıtım şirketlerinde yaşanan uygulama sorunları hakkındaki görüş ve önerilerini içeren bir raporun hazırlanarak TEDAŞ ile paylaşılmasına karar verildi. Önümüzdeki dönemde EMO ile TEDAŞ arasında daha düzenli, sürekli ve dinamik bir ilişki kurulmasının önemine değinildi ve farklı fikirlere sahip olunsa da mesleki konularda ülke geleceği ve kamu yararı noktasında ortak çalışmalar yapılmasının gerekliliği üzerinde duruldu.
TEDAŞ görüşmesinin ardından; EMO Yönetim Kurulu Başkanı Gazi İpek, Yönetim Kurulu Saymanı Şakir Aydoğan, Yönetim Kurulu Üyesi Evindar Aydın ve EMO İstanbul Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Erol Celepsoy, Türkiye Elektrik İletim Anonim Şirketi (TEİAŞ) Genel Müdürü Orhan Kaldırım’ı ziyaret etti.
Ziyarette TEİAŞ’ın ve EMO’nun gerçekleştirdiği çalışmalar karşılıklı olarak paylaşıldı. Proje denetiminin kamu yararına uygun olarak sağlıklı şekilde gerçekleştirilmesi için dikkat edilmesi gereken hususlara ve EMO’nun işlevine değinildi. Yenilenebilir enerji kaynakları depolama teknolojileri ve kapasite artırımı hakkında görüş alışverişinde bulunuldu. Kamuoyunu doğru şekilde bilgilendirebilmek, ortaya koyulan eleştiri ve önerilerde daha gerçekçi bir çerçeve yakalayabilmek amacıyla TEİAŞ’ın elinde bulunan sektöre ilişkin bilgi ve dokümanların EMO ile paylaşılması için çalışma yapılmasına karar verildi.
Türk Standardları Enstitüsü’ne Ziyaret
EMO Yönetim Kurulu Başkanı Gazi İpek, Yönetim Kurulu Saymanı Şakir Aydoğan, İzmir Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Şebnem Seçkin Uğurlu, EMO Gaziantep Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı İslim Arıkan ve EMO Ankara Şube Müdürü Neşe Akkoç’tan oluşan EMO heyeti, 19 Eylül 2018 tarihinde Türk Standardları Enstitüsü’nü (TSE) ziyaret etti. EMO Heyetini, TSE Başkanı Prof. Dr. Adem Şahin, TSE Muayene Gözetim Merkezi Başkanı Cengiz Gören,
TSE Dış İlişkiler Dairesi Başkanı İlhami Aktürk ve TSE Genel Sekreter Teknik Yardımcısı Hüseyin Alper Türedi ağırladı. EMO Yönetim Kurulu Başkanı Gazi İpek, ziyaretin amacının tanışmak ve ortak meslek alanı konularında görüş alışverişinde bulunmak olduğunu söyledi. Birlikte değerlendirilmesi gereken pek çok teknik konu olduğunu belirten İpek, bu toplantıda ana başlıklara değinip daha sonra programlanacak ayrıntılı çalışmalarda işbirliğinin sürdürülmesi gerektiğini ifade etti. İpek, TSE’nin yayımladığı standartların önemini vurgulayarak, bu standartların yaygınlaştırılması ve uygulanırlığının denetlenmesi konularında birlikte çalışılabileceğini kaydetti. TSE Başkanı Prof. Dr. Adem Şahin de ziyareti, iki kurumun birbirini anlamak üzere bir araya geldiği bir toplantı olarak değerlendirdiğini belirterek, teknik konularla ilgili EMO’nun hazırlayacağı dosyanın ileride yapılacak çalışmalara zemin oluşturulabileceğini ifade etti. EMO’nun meslek alanlarında kamusal denetleme ve düzenleme gerektiğini belirten Prof. Şahin, alanın analiz edilmeye ihtiyacı olduğunu ve fikir paylaşımı yapılarak uzlaşılacak konularda yan yana gelinebileceğini söyledi.
Toplantıda EMO’nun, TSE’nin yaptığı topraklama ölçüm hizmetleri, yıldırımdan korunma ve aktif paratonerlerle ilgili standartlar, iş sağlığı ve güvenliği mevzuatı kapsamında yapılacak periyodik kontrollere ilişkin standartlar konularındaki görüşlerine değinildi. TSE’nin yayımladığı standartlara tüm üyelerimizin ulaşabilmesi ve meslek alanlarımızla ilgili çeviri metinlerdeki bazı dil sorunlarının giderilmesi için ortak çalışmalar yapılabileceği vurgulandı. İzmir Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Şebnem Seçkin Uğurlu ve EMO Gaziantep Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı İslim Arıkan bölgelerindeki TSE uygulamaları hakkında; EMO Ankara Şube Müdürü Neşe Akkoç da doğalgaz ölçümlerindeki sıkıntılar konusunda bilgilendirmede bulundular.
GAZBİR’e Ziyaret EMO Yönetim Kurulu Başkanı Gazi İpek, Yönetim Kurulu Üyesi Cansel Aslan, EMO Ankara Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Ömürhan Soysal, Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Tahsin Yılmaz ve EMO Eskişehir Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Ender Kelleci’den oluşan heyet, 11 Ekim 2018 tarihinde Türkiye Doğal Gaz Dağıtıcıları Birliği’ni (GAZBİR) ziyaret etti. GAZBİR Yönetim Kurulu Başkanı Yaşar Aslan, GAZBİR Genel Müdürü M. Cem Önal ve Uzman Yardımcısı Tufan Şener tarafından karşılanan EMO heyetinin ziyaretinde, ortak çalışma alanlarına ilişkin görüş alışverişinde bulunuldu. Görüşmede, doğalgaz dağıtım şirketlerinin şartnamesinde yer alan doğalgaz topraklama tesisatı ile ilgili olarak “Elektrik Tesislerinde Topraklamalar Yönetmeliği”, “Elektrik İç Tesisatı Yönetmeliği” ve “Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmelik” kapsamında yapılan uygulamalar
hakkında bilgi aktarıldı. Doğalgaz tesislerinin exproof, gaz algılama, katodik koruma ve topraklama ölçümlerinde yer alması gereken yetkili elektrik mühendislerinin takibinin nasıl sağlanabileceğine ilişkin görüşler oluşturuldu.
Doğalgaz dağıtım süreçlerinde topraklama tesislerinden kaynaklı güvenlik eksiklerinin giderilmesi, doğalgazla çalışan cihazların/tesislerin elektriksel açıdan uygunluk değerlendirmeleri, abonelere ait doğalgaz tesislerinin elektrik tesisatıyla ilgili yaşanabilecek olumsuzlukların tespiti, bina/ tesis iç tesisat periyodik kontrolleri kapsamındaki teknik kontrol, bilirkişilik/eksperlik/hakemlik, ölçüm, kontrol, tespit ve raporlama vb. hizmetlerini kapsayan işlemlerin teknik gerekliliklerin belirlenmesi için EMO ve GAZBİR arasında işbirliği ile yürütülebilecek yöntemler tartışıldı ve ortak çalışmaların sürdürülmesine karar verildi.
Yükseköğretim Kurulu’na Ziyaret EMO Yönetim Kurulu Başkanı Gazi İpek, Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Mehmet Turgut, EMO Ankara Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Ömürhan Soysal, EMO Trabzon Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı İ. Hakkı Altaş, EMO İzmir Şube Yönetim Kurulu Yazmanı Yrd. Doç. Dr. Hacer Öztura ve EMO Müdürü Cansel Aslan’dan oluşan heyet, 31 Ekim 2018 tarihinde Yükseköğretim Kurulu’nu (YÖK) ziyaret etti. YÖK Başkan Vekili Prof. Dr. M. İ. Safa Kapıcıoğlu ile görüşen EMO temsilcileri meslek alanlarımızı etkileyen konularla ilgili görüş alışverişinde bulundu. Görüşmede üniversitelerin ilgili bölümlerindeki mühendislik tamamlama programları, yatay ve dikey geçiş sistemlerinde karşılaşılan sorunlar dile getirildi. Bölümlerin altyapısı ve talepleri yeterince gözetilmeden belirlenen kontenjanların hem eğitim kalitesinde sıkıntı yarattığı, hem de öğretim elemanı sayısındaki yetersizliğe bağlı olarak artan idari görev yükü sebebiyle akademisyenlerin akademik faaliyetlere zaman ayırmada zorlanmalarına neden olduğuna dikkat çekildi. YÖK Başkan Vekili Prof. Dr. M. İ. Safa Kapıcıoğlu da, merkezi yerleştirme ile öğrenci alan lisans ve ön lisans programlarıyla ilgili kontenjanlar, cinsiyet dağılımları, taban puan ve başarı sırası istatistikleri gibi pek çok detayı içeren YÖK Atlas sistemi hakkında bilgi verdi. Yükseköğretimde görev yapan akademisyenlere ait kişisel akademik bilgiler ve bilimsel faaliyetlerin çıktılarına elektronik ortamda erişilebilmesinin sağlandığı YÖK Akademik’ten de bahseden Kapıcıoğlu, bu alanların kullanılarak meslek alanlarımızdaki yükseköğretimin durumuyla ilgili pek çok veriye ulaşılabileceğini belirtti. Ziyarette EMO’nun üniversitelerdeki ilgili bölümlere yönelik unvan denklikleri ve iş alanlarının belirlenmesi konusunda bir rapor hazırlayarak, YÖK ile paylaşmasına karar verildi.
KENTLERDE ENERJİ DÖNÜŞÜMÜ
Prof. Dr. Tanay Sıdkı Uyar EUROSOLAR Türkiye Yenilenebilir Enerji Birliği Başkanı
Marmara Üniversitesi Enerji Ana Bilim Dalı Başkanı EMO Enerji Komisyonu Üyesi [email protected]
Türkiye’de ve dünyada kentlerde enerji üretimi ve tüketiminin üçte ikisi gerçekleşir ve bu yüzden de küresel yaşam çevresini tahrip eden sera gazı emisyonlarının yüzde 70’ten fazlası kentlerde gerçekleştirilen insan etkinlikleri sonucu salınır. Sanayileşme Devrimi sırasında fosil yakıt kullanımının yarattığı enerji sorununa insanlık tarafından son 70 yıldır çözüm bulunmaya çalışılıyor. Kentler kalabalıklaştıkça ulaşım, konutlar ve sanayi tesislerinde daha çok fosil yakıt kullanıldığından kentlerde kurumsallaşan enerji sorununu çözmek için kentlerden başlamak ve öncelikle kentlerimizin yaşam alanlarını tekrar yaşanır hale getirmek çözümün ilk adımı olmak zorundadır.
1952 yılında Londra’da yaşanan felaket sonrası kömürden petrole geçiş, 1970 petrol krizi sonrası enerjinin etkin kullanımı ve 1973-1978 yılları arasında nükleer silah malzemesi üretim tesislerinin atık ısısından yararlanma çabaları sonuç vermeyince OECD üyesi ülkeler Uluslararası Enerji Ajansı bünyesinde Teknoloji Anlaşmaları yaparak temiz kömür, güvenli nükleer, yenilenebilir enerji teknolojilerini, enerjinin etkin kullanımı ve enerji karar destek modellerini geliştirmeye başladılar.
Günümüzde öne çıkan çözümlerde öncelik enerjinin etkin kullanımındadır. Ulaşım, konut, sanayi ve tarımda enerjinin etkin kullanımının ölçüsü ürün veya hizmet başına en az enerji tüketilmesidir. Bu özellikteki son kullanım teknolojilerine “Mevcut En İyi Teknoloji” adı verilir. Teknolojinin gelişimi temiz ve verimli teknolojilere doğru olduğundan geçmişin teknolojilerini kullanmak geleceğe geçmişin sorunlarını taşımak anlamına gelmektedir. Enerjinin Etkin Kullanımı sorunun küçülmesine katkıda bulunmakta ve yenilenebilir enerji ile tüm enerji gereksiniminin karşılanmasını mümkün hale getirmektedir.
Kentlerde kömür ve petrol yakılmasının terkedilmesi ve bunları ikame etmek üzere kullanılan doğalgazın artan maliyetleri 2000li yıllardan itibaren geliştirilen yenilenebilir enerji teknolojilerinin son on yılda tüm dünyada yaygın olarak kullanılmaya başlanmasına neden oldu. Şekil 1’de görüldüğü gibi küresel rüzgar ve güneş tesisleri kapasitesi 30 Haziran itibarıyla 1 milyon MW’ı geçti.
Ulusal düzeyde politika, temiz enerji teknolojilerinin kullanılmasını teşvik etmeli ve sera gazı emisyonunu azaltma hedeflerini (Paris Anlaşması kapsamındakiler gibi), karbon fiyatlandırma mekanizmalarını ve enerji araştırması, geliştirme ve demonstrasyon yatırımlarını içermelidir.
Ancak bu hedefler yerel düzeyde eylemle tamamlanmalıdır. Yenilenebilir enerji hedeflerini karşılamak için şehirler, örneğin, çeşitli mahallelerdeki binalar ve evler için beklenen enerji verimleri ve kurulum maliyetleri hakkında değerli bilgiler veren ayrıntılı güneş haritaları sağlayabilir. Ulaşım ve fosil yakıt emisyonları konusunda şehirler, yürüyüş ve bisiklet altyapısının uzun vadeli gelişimine de yatırım yapabilirler.
Enerji verimliliği için, şehirler yeni inşaat için bina enerji kodlarının benimsenmesi, izlenmesi ve uygulanmasında lider bir rol üstlenebilir. Kentlerde artık Şekil 2’de görüldüğü gibi çatı güneş sistemleri, yüksek verimli binalar, elektrikli taşıt şarj istasyonları, atıklardan enerji üretim tesisleri, akıllı enerji sistem kontrolü, bölgesel ısıtma sistemleri, PV güç santralleri, metro ve transit kamu taşımacılığı, bölgesel soğutma sistemleri, endüstriyel tesislerden atık ısı kazanımı kullanım tesisleri kullanımı yaygınlaşmaktadır.
Şekil 1. 30 Haziran 2018 İtibarıyla Küresel Rüzgar ve Güneş Tesisleri Toplam Kapasitesi
Şekil 2. Enerjide Çözüm Arayan Kentlerde Kullanımı Yaygınlaşan Uygulamalar
Amerika Birleşik Devletleri’ndeki bazı küçük kasabalar Aspen, Colorado ve Burlington, Vermont da dahil olmak üzere tamamen yenilenebilir enerji üzerinde çalışıyor. Kopenhag, Danimarka 2025 yılında karbon nötr olmayı kararlaştırdı. San Diego, California ve Vancouver, Kanada 2050 yılına kadar yüzde 100 yenilenebilir enerji kullanımına geçmeyi hedefliyor. Şekil 3’te Kanada’nın Vancouver şehrinin 2050’ye kadar nasıl yüzde 100 yenilenebilir enerjiye geçeceğinin yol haritası görülmektedir.
Japonya’da 3,7 milyon nüfusu ile dünyanın en büyük ikinci şehri olan Yokohama’da hızlı şehirleşme enerji kullanımını artırmış, trafik sıkışıklığına neden olmuş, hava kirliliği ve sera gazı emisyonlarında artışlara neden olmuştur. 2010 yılında şehir, konuyu ele almaya ve enerji yönetimini iyileştirmeye ve küresel iklim değişikliğine katkısını azaltmaya karar verdi. Yokohama Akıllı Şehir Projesi üç ilçede beş yıllık bir pilot uygulama olarak başladı. O zamandan beri yaklaşık 435 kilometrekarelik bir alana yayılmış proje; hanelerin, binaların ve yerel toplulukların enerji ihtiyaçlarını yönetmek için akıllı şebekeler kullanıyor. Şehrin dört bir yanındaki 265 konumda tesis edilen yaklaşık 37 MW kapasiteli güneş PV üretimi 9 bin konutu beslemektedir. Ayrıca 2 bin elektrikli aracın dağıtımı gerçekleştirilmiş ve elektrik kullanımını sınırlamak için teşviklerin kullanılmasında büyük bir başarı yakalanmıştır.
On yıl önce C40 Şehirler İklim Liderlik Grubu, emisyonları azaltmak için politikalar geliştiren ve uygulayan küresel bir şehirler ağı olarak kuruldu. Bugün C40 Ağı, 550 milyondan fazla insanı temsil eden 75’ten fazla şehirden oluşuyor. C40 Ağı’nın bir parçası olarak Paris, belediye binalarındaki CO2 emisyonlarını azaltmayı, yılda 65 gigawattsaatlik elektrik tasarrufu sağlamak için 600 kamu okulunun kapsamlı yenilemelerini üstlenmeyi taahhüt etmiştir. Dünya çapında C40 şehirleri tarafından bu tür ölçülebilir eylemlerin 2 binden fazlası gerçekleştirilmiştir.
Şehirlerde Yapılabilecekler
Şehirlerde temiz, düşük karbonlu enerjiye doğru ilerlemek için kullanılan teknolojik araçlar çoktur. Fosil yakıtlardan uzaklaşmak ve yenilenebilir enerjinin payını artırmak ana hedeflerdir. Aynı zamanda mevcut altyapı ve sistemlerin verimliliği de geliştirilebilir. Bunun örnekleri arasında atık ısının kullanılması ve örneğin bölgesel ısıtma ve soğutma ağları arasındaki sinerjilerin kullanılması yer alır.
Talep tarafına bakıldığında binalarda enerji verimliliği ile enerji kullanımı azaltılabilir. Akıllı enerji yönetimi pik yükleri değiştirmeye ve azaltmaya yardımcı olabilir.
Şehirlerde fosil yakıtlar ve nükleer atık ısı kullanımından yenilenebilir enerjiye geçiş süreci başlamıştır. Bugün için önemli olan bu geçişin nasıl hızlandırılacağıdır. Bu amaçla sorunun bir an önce adının konması ve uygulanabilir çözümlerin ilgili tüm kişi ve kuruluşların katılımı ile geliştirilmesidir.
Enerji kaynaklarının çözümün parçası olabilmesi için öncelikli kriter söz konusu kaynağın yeryüzünde yeterli miktarda bulunması, ikincisi bu kaynağı kullanarak ihtiyaç duyduğumuz elektrik, sıcak su, buhar ve hidrojen gibi enerji taşıyıcılarını üretecek enerji çevrim teknolojilerinin piyasada
Şekil 3. Kanada’nın Vancouver Şehri’nin 2050’ye Kadar %100 Yenilenebilir Enerjiye Geçiş Planı mevcut olmasıdır. Üçüncü kriter ise bu kaynakları kullanan enerji çevrim teknolojilerinin, enerji taşıyıcılarını üretim maliyetinin en düşük olmasıdır. En son ve belirleyici olan kriter ise her düzeydeki ilgili karar vericilerin sorundan yana değil çözümden yana davranmalarıdır.
Enerji kaynağı yeterli miktarda, temini en ucuz ve en kolay olmalıdır. Şekil 4’de verilen Küresel Enerji Potansiyeli bilgileri yıllık olarak dünyaya ulaşan ücretsiz güneş enerjisi kaynağının, dünyanın toplam enerji tüketiminin 1500 mislinden fazla olduğunu göstermektedir. Toplam fosil yakıt rezervleri ise pahalı, kirli ve uğrunda savaşların yaşandığı ve 150 yıl sonra tükenecek düzeydedir. Tükenecek olması sürdürülebilir olmadığını ve geleceğimizi fosil yakıtlara teslim edemeyeceğimizi kanıtlamaktadır.
Şekil 4. Küresel Enerji Potansiyeli
1976 yılından başlayarak OECD ülkesi üyelerin Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) bünyesinde başlattığı teknoloji anlaşmaları sayesinde elektrik, proses ısısı ve hidrojen gibi enerji taşıyıcılarını yenilenebilir enerji kaynaklarını kullanarak üretecek teknolojiler piyasada satılmaya başlandı. Şekil 5’te rüzgar türbin teknolojilerindeki gelişme yükseklikler ve çıktılarına göre gösterilmiştir.
Güneş ışınlarından doğrudan elektrik üretimi amacıyla geliştirilen PV gözelerinin laboratuvar düzeyinde verimlerinin nasıl hızla iyileştirildiğini ABD’de NREL (Ulusal Yenilenebilir Enerji Laboratuvarı) tarafından yayınlanan Şekil 6’daki grafikten görebiliyoruz.
Üçüncü kriter ise proses ısısı, elektrik ve hidrojen gibi enerji taşıyıcıların en ucuza üretilebilmesidir. Geçtiğimiz yıllarda yapılan yenilenebilir enerji üretim ihalelerinin ülkeler ve yenilenebilir enerji kaynağı ile MWh başına öngörülen enerji fiyatları Şekil 7’de verilmiştir.
En son kriter ise karar vericilerin sorundan yana değil çözümden yana olmalarıdır. Kentlerde apartman yöneticisi, muhtar, belediye başkanı vb. karar vericiler tercihlerini çözümden yana yapmalıdır. Çözüme bir an önce ulaşmak
Şekil 5. Yükseklikler ve Çıktılarına Göre Rüzgar Türbin Teknolojilerindeki Gelişme
Şekil 6. En iyi Araştırma-Gözesi Verimlilikleri 2019 Ocak • Sayı-464
Şekil 7. Geçtiğimiz Yıllarda Yapılan Yenilenebilir Enerji Üretim İhalelerinin Sonuçları için uzun vadeli, ekonomik gelişmeyi öngören ve dikkate alan, enerji tüketimini en aza indirip konfordan ve standartlardan taviz vermeyen ve enerji üretimini tümüyle yenilenebilir enerjiye dayandıran bir yerel enerji planlaması hayata geçirilmelidir.
Topluluk enerjisi kavramı kentlerde ve kasabalarda yaşayan insanların kar amacı gütmeyen kooperatiflerde bir araya gelerek kendi kararlarıyla ve kendi sahip oldukları yenilenebilir enerji tesisleri ile kendi enerjilerini üretmeleridir.
Günümüzde artık belediyelerin kurumsal olarak gereksinim duydukları elektrik enerjisini tümüyle kendi tesislerinde üretmelerinin önünde hiçbir mali veya teknolojik engel kalmamıştır. Enerjide çözümden yana olan tüm belediyeler konvansiyonel fosil yakıtlarla üretilen, pahalı şebeke elektriği yerine ucuz, temiz, doğal ve söz verdiği saatte emre amade olan ücretsiz güneş ve rüzgarı kullanan yenilenebilir enerji tesislerini hemen kurmalıdır. Ülkemizde yasal mevzuatı oluşturulan çatı uygulamasına göre tüm konutların kendi güneş enerjisi elektrik üretim tesislerini kurması ve ihtiyaç fazlasını şebekeye satışı mümkün hale gelmiştir. Tüm vatandaşlarımızın vakit geçirmeden bölgelerindeki dağıtım şirketlerine başvurarak bu imkandan yararlanmaları gerekir. Dokuzuncusunu 24-26 Nisan 2019 tarihlerinde İstanbul’da düzenleyeceğimiz IRENEC (Uluslararası % 100 Yenilenebilir Enerji konferansları) kapsamında ülkemiz kentlerinde enerjide dönüşümün önündeki sorunları tartışıp çözüm önerileri geliştiriyoruz. (Şekil 8)
Şekil 8. IRENEC 2019 Duyurusu
Dünyadaki Gelişmeler: [2]
“Bloomberg New Energy Finance” tarafından hazırlanan “New Energy Outlook 2018” çalışmasına göre dünyadaki gelişmeleri şöyle özetleyebiliriz:
• Ucuz yenilenebilir enerji ve bataryalar, elektrik sistemini temelde yeniden şekillendiriyor. Dünyanın elektriğinin yarısının 2050 yılına kadar rüzgar ve güneşten üretileceği anlaşılıyor. • Ortalama bir PV tesisinin maliyeti 2050 yılına kadar yüzde 71 düşüyor. Rüzgar enerjisi daha da ucuzluyor ve 2050 yılına kadar maliyetin yüzde 58 düşmesini bekliyoruz. PV ve rüzgar santralları yeni büyük ölçekli kömür ve gaz santralları inşa etmekten daha ucuz. Pillerin maliyetleri de önemli ölçüde düşüyor. Ucuz pillerde depolama, rüzgâr ve güneş olmadığı zaman rüzgarın ve güneşin eksiğini kapatıyor. •Kömür, şu andaki yüzde 38 seviyesinden 2050 yılına kadar küresel elektrik üretiminin sadece yüzde 11’ine kadar küçülecek. • Enerji üretimi için gaz tüketimi gittikçe artan kapasiteye rağmen, daha fazla gazla çalışan özel amaçlı tesislerde ya da değişken yenilenebilir santralları dengelemeye yardımcı olan düşük kapasite faktörlerinde çalışacaklardır. Avrupa’da gaz kullanımı dramatik bir şekilde azalmakta, Çin’de büyümekte ve 2040’tan sonra Hindistan’da diğer kaynaklara göre gaz kullanımının ağırlık kazanması beklenmektedir.
• Elektrikli araçlar 2050 yılına kadar dünya genelinde, toplam talebin yüzde 9’una denk gelen, 3.461 TWh yeni elektrik talebi ekliyor. • Kullanım süresi tarifeleri ve dinamik ücretlendirme yenilenebilir enerji entegrasyonunu desteklemektedir: Araç sahiplerinin yüksek kaliteli, düşük maliyetli dönemlerde bataryalarını şarj etmeleri, ucuz yenilenebilir enerjinin üretildiği dönemlerde talebin değişmesine yardımcı olmalarını sağlar. • 2050 yılına gelindiğinde, yenilenebilir enerjiler Avrupa’da yüzde 87, ABD’de yüzde 55, Çin’de yüzde 62 ve Hindistan’da yüzde 75 seviyesine ulaşacak.
Ülkelerde Durum
Avrupa: Avrupa, yenilenebilir enerjinin düşük maliyetle çok yüksek entegrasyona ulaşabileceğini göstermektedir. 2050 yılına kadar, yenilenebilir enerjiler rüzgarın ve güneşin hakim bir rol oynadığı elektrik karmasının yüzde 87’sini oluşturacaktır. Ucuz yenilenebilir enerji kaynakları, esnek talep ve bataryalar, Avrupa enerji sistemini fosil yakıtlardan ve nükleer enerjiden değişken yenilenebilir ve emisyonsuz enerjiye yakın bir alana kaydırmak için katkıda bulunacaktır.
Almanya: Almanya, kömür ve doğalgazdan elektrik üretiminin yüzde 29 olması, nükleer ve yenilenebilir kaynakların payının yüzde 70’in üzerine çıkmasıyla 2025’te hızlı bir değişim öngörüyor. Pil kullanımı, yenilenebilir enerjinin daha yüksek entegrasyona ulaşmasına yardımcı olacaktır, ancak karar vericilerin müdahalesi olmadan ucuz linyitin yerinde kalması muhtemeldir. Almanya, 2050 yılına gelindiğinde, yüzde 74 rüzgâr ve güneş enerjisi ve yüzde 84 yenilenebilir enerji kaynaklarıyla çalışacaktır, ancak Avrupa’da en yüksek emisyona sahip olma durumu devam edecektir.
İngiltere: AB’nin geri kalan kömür yakıtlı enerji santrallarını 2025 yılına kadar kapatma planı, fosil yakıtların üretimindeki rolünü 2030 yılına kadar yüzde 12’ye indiriyor. Aynı zamanda, yüksek kapasite faktörlü açık deniz rüzgarlarındaki büyüme, yenilenebilir enerjiyi üretimin yüzde 73’üne kadar geliştirecektir. 2050 yılına gelindiğinde İngiltere, 158 GW rüzgar ve güneş enerjisi ile 49 GW yenilenebilir enerji üretiminin yüzde 83’ünü sağlayacaktır.
ABD: ABD elektrik sistemi, emekliliğini önlemek için kalıcı bir federal politika müdahalesi olmadığı varsayılarak, yaşlanan kömür ve nükleer enerjinin yerini daha ucuz ve yenilenebilir kaynaklarla değiştirmeye devam ediyor. 2030 yılından itibaren akülerin, yenilenebilir enerjiyi destekleyerek, 2050 yılında elektrik üretiminin yüzde 55’ine ulaşması planlanmaktadır. Bu yılda emisyonlar, bugün olduğundan yüzde 58 daha düşük olacaktır.
Çin: Dünyanın en büyük elektrik sistemi 23 GW’lık akülerle yüzde 39 yenilenebilir enerjiye ulaştığından Çin 2030’da pik kömür üretimi ve pik emisyonları görecek. Çin, rüzgar ve güneş enerjisi için en büyük pazar olmaya devam edecek ve bu rakam toplam üretimin yüzde 7 ile yüzde 46’sı arasında 2050’ye kadar büyüyecek. Çin’in güneş enerjisi PV yatırımları tüm PV’nin yüzde 21’ine ve tüm dünyadaki rüzgar enerjisinin üçte birine denk geliyor.
Hindistan: Hindistan, dünyanın herhangi bir yerindeki en ucuz rüzgar ve güneş enerjisine sahiptir. Bu, kömürün sonsuza dek kral olduğu konusunda büyük bir meydan okumadır. Kömür yakıtlı elektriğin kısa ve orta vadede Hindistan’da büyümeye devam etmesi beklenirken, 2050 yılında
rüzgar ve güneş enerjisi hakimiyeti, piller ve esnek gaz ile destekleniyor. Bu, Hindistan’ın emisyonlarını bugünkü durumun yüzde 22’sine götürüyor.
Avustralya: Avustralya’nın güç sistemi, tüketici PV’si ve tüm kapasitenin yüzde 44’ünü oluşturan bataryalarıyla dünyadaki en yaygın iki merkezden biri olma yolunda ilerliyor. Bu, günümüzde büyük ölçüde kömürle çalışan sistemden dramatik bir dönüşümü temsil ediyor. Rüzgar, PV ve piller, kömürün tamamen yok olduğu bu yeni sistemin omurgasını oluşturuyor.
Güney Kore: Güney Kore’nin üretim karması, 2017’de yüzde 72 kömür ve nükleer enerjiden yüzde 50 oranında gaz ve yenilenebilir enerjiye dönüşüyor. Piller ve gaz tüpü tesisleri, ülkenin eskiyen kömürü ve nükleer santralının emekli olması nedeniyle, artan açık deniz rüzgarını ve PV’yi destekleyerek Kore’nin gelecekteki güç sisteminin önemli bir parçası haline geliyor. Kömür ve nükleer; yaş ve ekonomik açıdan geriye itiliyor, öyle ki 2050’de hem nükleer hem de kömür neredeyse elektrik karışımından yok oluyor. Yenilenebilir enerjinin entegrasyonunu destekleyen pillerin, yaklaşık 2030’dan itibaren önemli ölçüde büyümesi öngörülüyor.
Artan Karbon Emisyonu Azaltma Politikaları ve Düzenlemeleri [3]
Avrupa, iklim değişikliği ve karbon azaltma girişimlerinde her zaman bir lider olmuştur. Sera gazı (GHG) emisyonlarını azaltmaya yönelik politikalar ve düzenlemeler, Avrupa düzeyinde, bireysel ülke ve yerel düzeylerdeki (iller ve şehirler) benzersiz pazarlarda da gelişmeye devam etmektedir. Avrupa, emisyonları 2050 yılına kadar 1990 seviyelerinin yüzde 80-95’ine düşürmek için uzun vadeli bir hedef oluşturmuştur. Bu öncelikli hedef, sera gazı emisyonlarını hedefleyen bir dizi politika, yönetmelik ve bağlayıcı hedef (şu anda 2020 ve 2030 için belirlenmiş) tarafından belirli sektörler, enerji verimliliği, bina performansı ve yenilenebilir kaynaklar için desteklenmektedir.
Her ne kadar çeşitli tasarruf ve mali önlemler de dahil olmak üzere bu hedeflere ulaşabilme yetisine yönelik bir tehdit söz konusu olmasa da Brexit ve son zamanlarda Clexit, Avrupa Birliği (AB) kararlılığını sürdürmekte ve yakın zamanda yeni düzenlemeler getirmektedir. Bireysel üye devletlerin daha da derinden yol almaları için gerekli teşviklerin sağlanması konusunda bazı ülkeler yol gösteriyor; yerel düzeydeki girişimlerle birleştirildiğinde (genellikle özel sektör ve yerel enerji şirketleri ile ortaklaşa), hükümetlerin, politika yapıcıların, kamu kurumlarının, işletmelerin ve yerel toplulukların her zamankinden daha uyumlu sürdürülebilirlik hedeflerini daha yakından görüyoruz.
Paris İklim Anlaşması’nın uzun vadeli etkisi önemli olacaktır. Bu anlaşma, küresel ısınmayı 2100 yılına kadar 2 °C’nin (3,6 °F) çok altına sınırlamaya odaklanacaktır. Her ülke, her yıl emisyonları azaltmak için kendi hedefini belirlemektedir. Rekor sayıda ülke (174 ve AB) Nisan 2016’da anlaşmayı imzalarken, anlaşma yalnızca küresel emisyonların en az yüzde 55’ini temsil eden en az 55 ülkenin resmi olarak taraf olduğu durumlarda yürürlüğe girecektir. Bugüne kadar, anlaşmaya 24 ülke resmen katılmıştır. Her ülke resmi karar alma durumunda. Bu yıl içinde (Çin, ABD, Meksika, Kanada ve Avustralya dahil) resmi olarak katılmayı taahhüt eden ülkeler, anlaşmaya resmi olarak girerlerse, dünya yüzde 55
barajın yüzde 1.05’inin altında kalmaya devam edecektir. Daha fazla çalışma yapılması gerekiyor; ancak AB ve birçok Avrupa ülkesi ve yerel hükümet beklemiyor.
AB Karbon Yönetmeliği
AB, enerji verimliliği, bina performansı ve yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelik bağlayıcı hedefler oluşturan tamamlayıcı politikalarla birlikte uzun zamandır en saldırgan karbon politika ve yönetmeliklerine sahipti. En son stratejisi, “2050 Enerji Yol Haritası”nda ortaya konmuştur. 2020 ve 2030 için geçici hedefler ve hedefleri elde etmek için politikalar ve önlemler de yürürlüğe konmuştur. AB’nin 2020 GHG, emisyonlar hedeflerini gerçekleştirmesi beklenirken, enerji verimliliği ve yenilenebilir enerji kaynaklarının mevcut tahminleri, 2030 hedeflerinin kısa bir süre içinde azalacağını göstermektedir. Buna dayanarak, 20 Temmuz 2016 tarihinde yeni düzenleme önerisi açıklandı. Çaba Paylaşımı Yönetmeliği olarak anılan bu yönetmelik, bazı AB üye ülkeleri için kişi başına düşen GSYİH’dan daha yüksek ve düşük maliyetli GHG azaltma potansiyeli olan ülkeler için (örn. Lüksemburg, Almanya ve İngiltere) yüzde 35 ila yüzde 40 arasında değişen bağlayıcı ulusal hedefler belirliyor. Ayrıca spektrumun diğer ucundaki üye ülkeler (ör. Bulgaristan, Romanya ve Letonya) için yüzde 0-10’luk hedefler belirlemiştir.
Avrupa’nın 2050 Enerji Yol Haritası, bu Sera Gazı emisyon hedeflerini karşılayan ve aynı zamanda da rekabet gücünü ve tedarik güvenliğini teşvik eden yeni bir enerji sistemine geçiş yollarını araştırıyor. Analizinde AB, karbonsuzlaştırmanın teknik ve ekonomik olarak mümkün olduğu sonucuna varmıştır. Avrupa yaklaşımının, bireysel ulusal programlara kıyasla daha düşük enerji maliyetleri ve daha güvenli enerji kaynakları ile sonuçlanması beklenmektedir. Ayrıca, AB’nin tam entegre bir iç enerji piyasası kurma hareketi, rekabetin ve genişletilmiş tüketici seçiminin önündeki teknik ve düzenleyici engelleri kaldırmayı ve aynı zamanda enerji güvenliğini iyileştirmek, ithalatları azaltmak ve karbon-serbest enerji kaynakları için ağlar hazırlamak için gerekli ara bağlantıları oluşturmaktır.
Birleşik Krallık olsun veya olmasın, Avrupa, köklü ve iyi desteklenmiş iklim ve enerji politikaları ile kolaylaştırılmaya devam edecek olan iddialı karbon emisyonlarını azaltma hedeflerini gerçekleştirme yolunda ilerlemektedir. Avrupa’nın önde gelen ülkelerinin çoğu, bu politikalardan “üçlü kârlı faydalarını” (sürdürülebilirlik, karşılanabilirlik ve güvenlik) gerçekleştirmeye başladı bile. Diğer ülkeler de zamanla takip edecekler ve Avrupa, büyük bir uluslararası ticaret ortağı olarak, dünya çapında iklim ve enerji uyumu standartlarını belirleme konusunda küresel lider konumunu güçlendirebilir.
Bireysel Ülkeler Ne Yapıyor?
Birçok Avrupa ülkesi, AB’nin iklim ve enerji hedeflerine yönelik önemli katkılarda bulunmuştur; aşağıda birkaç örnek sunulmaktadır.
Brexit’e rağmen, İngiltere yasal olarak bağlayıcı karbon politikaları ve düzenlemeleri tesis eden ilk ülke olarak öne çıkıyor. İngiltere’nin 2008 İklim Değişikliği Yasası, düşük karbonlu bir ekonomiye geçişi için bir çerçeve oluşturuyor ve 2050’deki Birleşik Krallık Sera Gazı emisyonlarının 1990 seviyelerinin en az yüzde 80’ine düşmesini gerektiriyor.
Aslında, Birleşik Krallık’ın sera gazı emisyon azaltım hedeflerini düzenleyen Birleşik Krallık’ın en son Beşinci Karbon Bütçesi, 2028-2032 döneminde sera gazı emisyonlarını 1990 seviyelerinin yüzde 57 altına düşürmektedir. Buna ek olarak, İngiltere hükümeti 2025 yılına kadar tüm kömürle çalışan enerji santrallarını kapatma ve kullanımlarını 2023 yılına kadar kısıtlama planlarını açıkladı.
Almanya, İngiltere, Fransa, İtalya ve İspanya gibi diğer ülkelerle birlikte zamanla önemli yatırımlar yapmış olan ve özellikle dağıtık güneş enerjisi PV için yatırımları hızlandırmaya devam eden bazı ülkeler güneş yenilenebilir enerji gelişimi pazarına öncülük etmiştir. Bazı ülkelerdeki bazı kısa vadeli zorluklara rağmen, Avrupa bir bütün olarak yenilenebilir enerji gündemini geliştirmeye büyük önem vermektedir. Örneğin, dağıtık güneş PV’si AB’nin yenilenebilir hedeflerine önemli bir katkıda bulunacaktır; Gelirde 250 milyar Euro’yu (279 milyar $) temsil eden 150 GW’lık güneş enerjisi kapasitesi, 2016-2024 yılları için öngörülmekte olup, bunların dörtte üçü dağıtık güneş PV’si olacaktır.
Almanya’nın enerji verimliliği alanında da öncü olduğu göze çarpıyor. Son dönemde ülkenin enerji tüketimini 2050’ye kadar azaltmayı hedefleyen Effizienzoffensive adlı 17 milyar Euro tutarında (19.4 milyar $) bir kampanya duyurdu. Yenilenebilir enerji kaynaklarının tek başına genişlemesi, ülkenin karbon emisyonunu azaltma hedeflerini karşılamak için yeterli olmayacaktır değerlendirilmesi yapıldı. Kampanya, maliyet etkin enerji tasarrufu, pilot akıllı ölçüm programı, atık ısı geri kazanımı girişimi ve çapraz kesim teknolojilerini destekleyen diğer faaliyetler için rekabetçi bir ihale içerecektir.
Taşımacılık sektöründe, Norveç elektrikli araçlar (EV’ler) desteğiyle karbonsuzlaştırmaya yöneliyor. Bugün, Norveç’te satılan tüm yeni otomobillerin yaklaşık dörtte biri, hükümetin son 30 yıldır farkındalığı artırma ve EV pazarı gelişimini destekleme çabalarının önemli bir sonucu olan EV’lerdir. Norveç’in (dış) teşvik programları (vergi, harç, gişeler, erişim yolları vb.), EV şarj altyapısına yaptığı yatırımlar da bu sonuca katkıda bulunmuştur. Bugün, Norveç’in, ABD’deki 4 milyon kilometrelik kara yolunu kapsayan 13 bin istasyona kıyasla, 55 bin kilometrelik karayolunu kapsayan 1000’den fazla kamu şarj istasyonu bulunuyor.
Norveç ve diğer Avrupa ülkeleri (örneğin İsveç, Almanya, Fransa ve Hollanda) de yakın zamanda yakıtla çalışan taşımacılığı durdurma planlarını açıkladı. Bu planlara çeşitli siyasi ve ticari perspektiflerden büyük ölçüde muhalefet edilirken, birden fazla AB üye devletinin bu tür yasakları ortaya koymada başarılı olması halinde AB’nin kendi topraklarında benzer kurallar uygulamaya çalışacağı düşünülmektedir.
Yerel Girişimler
AB ve ülke seviyesinde politika ve düzenlemeler gelişmeye devam ederken, yerel düzeyde de önemli bir hareket görüyoruz. Çok sayıda şehir, Kopenhag, Danimarka dahil olmak üzere, yüzde 100 temiz enerji hedefleri tesis ederek, enerjiyi temizlemeyi taahhüt etmiştir: Münih, Almanya ve Wight Adası, İngiltere. Şehirler ve işletmeler, iklim değişikliğinden sorumlu emisyonları azaltmada ve iklim etkilerine karşı dayanıklılık yaratmada muazzam bir liderlik gösteriyor. İşte bu nedenle İklim ve Enerji Çözümleri
Merkezi (C2ES) ve ABD Belediye Başkanları Konferansı, Sürdürülebilir Bir Gelecek İçin Yeni İttifak’ı oluşturmak için bir araya geliyor. Bu ittifak, belediye başkanlarının ve iş dünyası liderlerinin, karbon emisyonlarını azaltmak, yeni teknolojinin hızlandırılması ve sürdürülebilir kalkınma stratejileri uygulamak için somut yaklaşımlar geliştirmelerine yardımcı olacak. Sürdürülebilirlik gündemini şekillendiren ve yönlendiren yerel yönetimler, kamu hizmeti şirketleri, yeni giren şirketler ve büyük şirketler arasında kamu-özel sektör ortaklıklarını da görüyoruz.
Paydaşlar İçin Anahtar Roller
Öte yandan, birçok kamu kuruluşu mevcut kömür santrallarını hizmet dışı bırakmakta ya da dönüştürmekte ve şebeke ölçekli yenilenebilir enerji kaynaklarına yatırım yapmakta, ayrıca dağıtılmış enerji kaynaklarını da (DER) almaktadır. Centrica, Engie ve diğerlerinin yeni dağıtılmış, daha yeşil ve daha akıllı enerji ürünleri ve hizmetlerine odaklanan yeni enerji işletmelerinde önemli yatırımlar yaptığını gördük. Bu enerji geçişindeki en büyük zorluk, şebekedeki devam eden yatırımları dengeleyecekken, çekirdek merkezileştirilmiş bileşenlerden geçen toplam hacim (ve bununla birlikte toplam gelir) fazla mesaiyi azaltacaktır. Bu, eskimiş veya finansal olarak sürdürülemez hale gelebilecek mahsur bırakılmış varlıkların ve bunların işlerine, müşterilerine ve topluma maliyetlerinin azaltılmasını içerir.
Her düzeyde hükümetler ve düzenleyiciler de önemli bir rol oynamaktadır. Temiz, dağıtılmış ve daha akıllı bir enerjiyi birleştirirken aynı zamanda güvenli, güvenilir ve uygun fiyatlı bir güç şebekesini destekleyen daha geniş bir dizi zorunluluğu dengelemek zorunda kalacaklar. Böyle yaparak, bu değişen manzaraya inovasyona da yer vermeli, aynı zamanda değişimin hızına ayak uydurmak için kural ve prosedürleri de uyarlamalıdırlar.
1. Cities are at the frontline of the energy transition https:// www.iea.org/newsroom/news/2016/september/cities-are-at-the-frontline-of-the-energy-transition.html
2. New Energy Outlook 2018, Bloomberg New Energy Finance, https://about.bnef.com/new-energy-outlook/#toc-download
3. Jan Vrins & Kathleen Gaffney, Europe’s Energy Transition: Megatrends & Tipping Points (Part 2) https://www.forbes. com/sites/pikeresearch/2016/08/10/energy-tipping-pointspart-2/#4f55613520b5
4. Uyar, Tanay Sıdkı, Towards 100% Renewable Energy,Techniques, Costs and Regional Case-Studies, 2017, Sprinder Proceedings in Energy https://www.springer.com/gp/ book/9783319456584
5. Uyar Tanay Sıdkı, Enerjide Çözüm: Enerjinin Etkin Kullanımı ve Topluluk Enerjisi ile 100 Yenilenebilir Enerjiye Geçiş, CSD IV Powering Communities Project, EUROSOLAR Türkiye Yenilenebilir Enerji Birliği İstanbul. 2017.
6. Bakirci S., Sulukan E.,Uyar T.S.(2018). A Model Based Analysis on EndUse Energy Efficiency for Çanakkale, Turkey. International 100 Renewable Energy Conference (IRENEC 2018), 45-50.
7. Beşikci D., Sulukan E., Uyar T.S., (2018). Urban Scaled Reference Energy System Development with a Sectoral Focus. International 100 Renewable Energy Conference (IRENEC 2018), 40-45.
NÜKLEER HUKUK (II)
Av. Mehmet Horuş Sinop NKP Avukatı [email protected]
Türkiye’de nükleer santral kurulur mu? Kurulmaz mı? Seksenli yıllardan itibaren nükleer karşıtı mücadelenin gündemi olan bu tartışmada artık kurulmaya başlanan Akkuyu, projelendirilen Sinop ve üçüncüsü olarak zikredilen İğneada’daki nükleer santrallar aşamasına gelindi. Türkiye’nin nükleer serüveni, somut ve güncel bir mesele haline büründü. Konunun pek çok veçhesi var. Bunlardan ilk akla gelen elbette enerji konusu oluyor. Ama enerji başlığını temel alan bir değerlendirmenin sürecin dinamiklerini ve gelişmelerin karakterini ortaya koymaya elverişli olmadığı açık. İlgili olanların çok iyi bildiği gibi Türkiye’de elektrik piyasasında arz fazlası var. Bu eğilim son on yıldır dile getirilmesine rağmen son yıllardaki nükleer santral ısrarını elektrik ihtiyacı üzerinden gerekçelendirmek mantıklı değil. Karşı tez olarak ileri sürülebilecek enerji alanındaki dışa bağımlılık ve ucuz enerji söyleminin de inandırıcılığı yok. Planlanan nükleer santrallar, hem pahalı hem de dışa bağımlılığı daha da arttırıyor. Nükleer karşıtı hareket, öteden beri bu çelişkileri ifşa ederek ve sorunun siyasal bir tercih sorunu olduğunu anlatarak bugünlere geldi.
Türkiye’de nükleer santral kurulup kurulmayacağına ilişkin on yıl önce Nükleer Karşıtı Platform’da (NKP) yaptığımız değerlendirmede; “Türkiye’de rejimin otoriterleşme eğilimlerine bakarak öngörüde bulunulabileceğini”1 net bir biçimde ortaya koymuştuk. Gelişmeler bu tespitimizi doğruluyor. Rejimin otoriterleşme eğilimleriyle aynı dozda nükleer ısrarı da arttı. Nükleer, hem AKP’nin dış politikada edinmeye çalıştığı vizyon hem de içerideki baskı ortamı için iyi bir enstrüman sunuyor. Bu nedenle nükleerle ilgili gelişmeleri anlamak için en başta bir demokrasi sorunundan konuştuğumuzu her fırsatta hatırlamamızda fayda var. Hukuksal gelişmeleri de bu eksende anlamlandırabiliriz.
Hiçbir çevre problemi tek başına doğal varlıkların kirlenmesiyle sınırlı kalmaz. Her zaman çevre kirliliğine, sosyal, siyasal, ahlaki ve hukuksal bir kirlilik eşlik eder. Doğal varlıkların kendi içsel değerlerini ihmal eden insan-merkezci bir yaklaşıma sahip olsanız dahi, toplum yararına aykırı her pratiğin önüne geçmek için bir dizi kirlilikle baş etmek zorundasınız. Bu kirlenmede hukuka başat bir rol biçmiyoruz. Edip Cansever’in “Bütün renkler aynı hızla kirleniyordu. Birinciliği beyaza verdiler” dizelerindeki “beyaz” yerine konulacak bir hukuk standardımız olmadığı malum. Ama birincilik anlamında değil, ilk olma anlamında, Türkiye’nin nükleer icraatındaki kirlenme hukukta başladı. Akkuyu’nun startı, “aleyhine dava açılamayacak bir formül” deklarasyonuyla uluslararası anlaşmayla verildi. Uluslararası
sözleşme “formülü”, Mersin ve Sinop halkı başta olmak üzere nükleere karşı çıkan yurttaşların adalete erişim hakkının ihlalinin ötesinde, yasama yetkisinin de aşılması anlamına geliyor. “Anlaşılan nükleer felaket, ilk etkilerini hukuk alanında gösterecek. Nükleer enerjiden önce nükleer hukuk ile tanışacağız. Zararları sınır tanımayan, önlenemez ve tahrip gücü yüksek bir hukuksal felaketle karşı karşıyayız. Nükleer hukuk.”2 Sekiz yıl önceki bu tespit sonrasında hukukumuzda yaşanan nükleer etkilere bakabiliriz.
Hukuksal Güvenlik
Nükleer, otoriter bir rejime çift yönlü katkı sağlıyor. İlk olarak jeostratejik güç, nükleer silah teknolojisi, enerjinin yüksek temerküzünün iktidarın da tek elde toplanmasına hizmet etmesi, gizlilik, ulusal güvenlik ve devlet sırrı kalkanıyla otoriter bir rejimin inşasında siyasal iktidarın elini güçlendiriyor. Diğeri ise bir kere nükleere sahip olduktan sonra ilgili, ilgisiz toplum yaşamının her alanına müdahale edilebilecek bir ulusal güvenlik gerekçesi oluşturuyor. Kalkınma propagandası ve teknoloji fetişizmiyle nükleerin yol açtığı bu yaralar ve kayıplar üzerinde pek durulmuyor. Demokrasi ve hukuk standardı gelişmişlik hesaplarında dikkate alınmıyor.
Gaziemir Davası
Türkiye’de henüz bir nükleer santral olmamasına rağmen “çevre” duyarlılığı ve koruma çalışmaları açısından görece ileri sayılabilecek İzmir’in göbeğinde, Gaziemir’de nükleer atık çubukları bulundu. 1940’lı yıllardan 2010 yılına kadar
1 Elektrik Mühendisliği, 434. sayı, s.95 Ankara 2008 2 HORUŞ, Mehmet https://yesilgazete.org/blog/2010/01/21/nukleer-hukuk/
faaliyeti süren kurşun fabrikası, çevre gazetecisi Serkan
İlişkin Anlaşma’yı Rusya, 19.11.2010 tarihinde onaylamıştır.
Ocak’ın haberine3 kadar sadece kurşun atıklarıyla gün-
Rusya ile olan jeopolitik ve askeri hesaplar, Akkuyu’nun da
demdeydi. Haberde özetle; Gaziemir’de kurulu bulunan
seyrini doğrudan belirliyor. Türkiye’nin nükleer serüvenini
kurşun üreten fabrikanın atıklarını arazisindeki toprağa
yakından izleyen ve alanındaki en yetkin isimlerden Prof.
gömdüğünün ortaya çıktığı, toprak altındaki atıkların ze-
Dr. Tolga Yarman’ın deyimiyle; askeri ve sivil nükleer tekhir kusmaya başladığı, Türkiye Atom Enerji Kurumu’nun
nolojinin amaçları çok farklı olsa da, tıpatıp aynı doğrultuda
(TAEK) alandaki ilk radyasyon tespitini 2007 yılında yaptığı,
gelişirler. Bunun bütün ülkelerde böyle olduğuna dikkat
raporlara göre radyasyonun fabrikanın nükleer santrallarda
çeken Yarman’a göre; “nükleer santralin modeline ilişkin
kullanılan nükleer çubukların eritilmesiyle oluştuğu, bu maddelerin Türkiye’ye yasal girişinin olmadığı, raporların Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, İzmir Valiliği, İzmir Büyükşehir Belediyesi, Gaziemir Kaymakamlığı, Gaziemir Belediyesi’ne bildirildiği anlatılmaktaydı. Haberin yayınlanması üzerine, çok sayıda kurum tarafından İzmir Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunuldu. Radyasyon ölçen
tercihler bile siyasi bir tercihtir.”4
Rusya ile imzalanan anlaşmaya karşı etkili bir hukuksal yol kalmadığından Akkuyu ile ilgili temel hukuksal süreç, ÇED aşamasında gündeme gelebildi. Daha önce açılan üst ölçekli plan davalarında verilen iptal kararları da usulen verilmiş gibi yeni plan onaylarıyla bertaraf edildi.
cihazla alanda yapılan ölçümlerde zaman zaman Fukuşi-
Nükleerle ilgili bu ilk ÇED sürecinde yapılan Halkın Kama’ya yakın rakamlar tespit edildi. Daha sonra mahallede
tılımı Toplantısı’na, yöre halkı ve nükleer karşıtları alınoturan diğer şikayetçilerin de katıldığı başvurular üzerine
madı. Daha sonra düzenlenen İnceleme Değerlendirme
sadece şirket yetkilileri hakkında “çevreyi kasten kirletmek”
Toplantısı’na da kimse alınmadı. Çevre hakkının temeli
suçundan dava açıldı. Ama TAEK raporu gözetilerek ortada
sayılan katılım ve bilgiye erişim hakları karşısında “güvensuç teşkil eden hiçbir eylem bulunmadığının anlaşıldığı
lik” düsturu yine hakim oldu. ÇED olumlu kararının iptali
gerekçesiyle dosya kapatıldı. Halbuki TAEK, hakkında suç
istemiyle açılan dava, ivedi yargılama usulüne tabi olmasına
duyurusunda bulunulan kurumların başında geliyordu ve görevinin gereğini yerine getirmediğini ispatlamak için başkaca bir kanıta ihtiyaç yoktu. 16 Nisan 2007 tarihinde
rağmen üç yılda karara bağlandı. ÇED davalarında yapılan keşif-bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen bilirkişi
İzaydaş tesisi girişinde fabrika atıklarını taşıyan bir aracın geçişi sırasında sabit radyasyon ölçüm cihazının alarm
raporunun karar aşamasında belirleyici olduğu biliniyor. Akkuyu keşfi, basının ifadesiyle “VIP keşif” şeklinde yapıldı.
vermesi üzerine atıklarda nükleer bulaşık oldu-
Bilirkişilerin ve mahkeme üyelerinin Akkuyu’nun
ğu ortaya çıkmıştı. 30 Nisan-1 Mayıs 2007
yüklenicilerine ait ve santralın ünitesi olarak
tarihleri arasında 6 aydır atık depolarında
inşa edilmiş otelde konaklamaları da cabası.
bekletilen ve İzaydaş’a gönderilecek yaklaşık 1.100 ton cüruf üzerinde
Bir kere
“Güvenlik” parolası duruşma günü de devredeydi ve Danıştay’ın tanık olduğu
yapılan ölçümlerde doğal radyasyon seviyesinin üzerinde artışlar tespit edilmişti. TAEK dışında Çevre ve
nükleere sahip olduktan sonra ilgili,
en sıra dışı güvenlik tedbirleriyle duruşma yapıldı. Dava dosyasında yer alan belgeler, Danıştay’ın resmi ara
Şehircilik Bakanlığı, İzmir Valiliği, İzmir Büyükşehir Belediyesi, Gaziemir Kaymakamlığı, Gaziemir
ilgisiz toplum yaşamının her alanına müdahale
kararıyla “güvenlik” gerekçesiyle davacı avukatlarına verilmedi. Böylece nükleerin zararlı etkileri,
Belediyesi’ne bildirildiği halde, yetkili ve görevli idareler tarafından hiçbir önlem alınmamıştı.
Gaziemir olayı, nükleer bir
edilebilecek bir ulusal güvenlik gerekçesi oluşturuyor. Kalkınma propagandası ve teknoloji
yargıya da sirayet etti. Nihayetinde Danıştay 14. Dairesi, basit bir taş ocağı ÇED davasında bile şimdiye kadar gözettiği kendi içtihatlarını yok sayarak davayı
tehlike karşısında yurttaşların hiçbir hukuksal güvenliğinin olmadığını göstermektedir. Kufetişizmiyle nükleerin yol açtığı yaralar ve kayıplar üzerinde
reddetti. Ret kararıyla Akkuyu için hazırlanan ÇED raporuna hukuka uygunluk payesi verilrulması düşünülen santrallardan kaynaklanacak benzer bir felakette de yıllarca gerçekler gizlenebilir
pek durulmuyor. Demokrasi ve hukuk standardı
mekle kalınmadı. Çevre Hukuku alanında şimdiye kadar elde edilmiş bütün hukuksal kazanımlar
ve olaylar örtbas edilebilir.
gelişmişlik hesaplarında
nükleer sevdasına feda edildi.
Akkuyu Davası
dikkate alınmıyor.
Sinop Davası
Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Rusya Federasyonu Hükümeti Arasında Türkiye - Akkuyu Sahası’nda Bir Nükleer Güç Santralinin Tesisine ve İşletimine Dair İşbirliğine
Japonya ile Türkiye arasında 3 Mayıs 2013 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Japonya Hükümeti Arasında Türkiye Cumhuriyeti’nde Nükleer Güç Santral-
3 OCAK, Serkan “İzmir’in Çernobil’i, İlk Nükleer Çöplük İzmir’de” Radikal Gazetesi 3 Aralık 2012 4 YARMAN, Tolga “Geçmişte ve Bugün Nükleer Enerji Tartışması” İstanbul Okan Üniversitesi Yayınları 2011
lerinin ve Nükleer Güç Sanayisinin Geliştirilmesi Alanında İşbirliğine İlişkin Anlaşma imzalandı. Ama tüm dünyanın bildiği nükleer santral kararına anılan sözleşmenin imzalanmasından 2 yıl sonra tamamlanarak 16 Kasım-15 Aralık 2015 tarihleri arasında askıya çıkan ve onaylanan Çevre Düzeni Planı’nda rastlanmamaktadır. Sinop’ta yapılması planlanan nükleer santral, çevre düzeni planlarında gizlenmeye devam ederken şimdiden 650.000 ağaçlık orman ekosistemi yok edildi.
Nükleerciler, Akkuyu’dan edindikleri tecrübelerini Sinop’ta sınamaya çalıştılar. Çevresel Etki Değerlendirme sürecinde yapılması zorunlu olan Halkın Katılımı Toplantısı, bilerek kent merkezinin uzağındaki bir kampusta yapıldı. Toplantı salonu bir gün önceden kolluk güçleri tarafından ablukaya alındı. Toplantı saati yaklaştığında halkın nükleeri savunduğu mizanseni için, AKP teşkilatlarından insanlarla salon dolduruldu. Sinop milletvekili, Belediye Başkanı, kitle örgütleri, sendikalar ve herkesimden Sinoplu’nun toplantıya katılması engellendi. Toplantıya alınmayan halk, Sinop Valiliği’ne katılımlarının engellenmemesi için yazılı başvuruda bulundu. Ama Valiliğe dilekçe vermeye gidenler hakkında daha sonra soruşturma başlatıldı. Katılım talebi, suç unsuruna dönüştürüldü.
Sinop NGS ÇED başvurusunu yapan şirket, EUAS International ICC Merkezi Jersey Adaları Türkiye Merkez Şubesi. ÇED sürecinde yetkilendirilmiş ENVY Enerji ve Çevre Yatırımları A.Ş.’nin ise resmi olarak yerli bir şirket olarak kurulan ama referanslarından Sinop NGS için kurulan uluslararası bağlantılı bir şirket olduğu anlaşılıyor. İşte bu şirketlerin organize ettiği halkın katılımı toplantısı, Sinop Halkı’ndan kaçırıldı.
702 Sayılı KHK
Yukarıda ana hatlarıyla özetlediğimiz gelişmelerin kurumsal bir yapıya kavuşturulması aşamasına da gelindi. Nükleer Düzenleme Kurumunun Teşkilat ve Görevleri ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname 9 Temmuz 2018 tarihli Resmi Gazete’de yayımlandı. 702 sayılı KHK’de nükleerle ilgili “tarafların sorumluluklarını ve bu faaliyetler üzerinde düzenleyici kontrol yetkisini haiz Nükleer Düzenleme Kurumu’nun teşkilat, görev, yetki ve sorumlulukları” belirlenmiştir. Böylece nükleer ile ilgili her türlü düzenleme yetkisi Nükleer Düzenleme Kurumu’na (NDK) verildi. Nükleer faaliyetlerin yürütüldüğü alanlar, kurumun kontrolüne bırakıldı. Nükleer Düzenleme Kurumu’na görev ve yetki alanındaki ilgili konularda, diğer yasal düzenlemeler ve idari yapıların üzerinde mutlak yetki tanındı. 4708 sayılı Yapı Denetimi Kanunu ve 3194 sayılı İmar Kanunu nükleerle söz konusu olduğunda devre dışı bırakıldı. Aynı şekilde hazırlanacak Çevresel Etki Değerlendirme Raporu’nun radyolojik etkilerle ilgili bölümlerinin Nükleer Düzenleme Kurumu tarafından belirleneceği düzenlenerek, Çevre Kanunu ve ÇED Yönetmeliği alanına da müdahale edildi. Kurul üyelerinin göreve başlamadan önce Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulu huzurunda yemin edecekleri düzenlendi. 2547 sayılı YÖK Kanunu, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun NDK’yı ilgilendiren bölümleri 702 sayılı
Nükleer, kendi kulvarının dışına taşan, bütün bir hukuk sistemini işlemez hale getiren bir mecraya doğru ilerliyor. Hukuk sistemimizin maruz kalacağı radyoaktif etkiler,
NDK’nın müdahale alanına giren diğer kanunlarla sınırlı kalmayacak.
KHK’ye tabi hale geldi. Nükleer ile ilgili davalarda NDK’yı temsil edecek avukatlara Türkiye Barolar Birliği’nin belirlediği avukatlık asgari ücret tarifesindeki miktarın 15 katına kadar ödeme yapılması planlandı. Bir milyon TL sermayesi Hazine tarafından karşılanacak Nükleer Teknik Destek Anonim Şirketi (NÜTED A.Ş.) adı altında bir şirket kurulmasına karar verildi. Bütün bu düzenlemelerin bir parçası olarak da TAEK, NDK’ya devredildi. NDK’ya bu düzenleme alanı ve yetkileriyle “devlet içinde devlet” demek abartı sayılmamalı.
Bu gelişmeler ve sonuçları, nükleerin yol açtığı hukuka aykırılıklardan ibaret değil. Nükleer, kendi kulvarının dışına taşan, bütün bir hukuk sistemini işlemez hale getiren bir mecraya doğru ilerliyor. Hukuk sistemimizin maruz kalacağı radyoaktif etkiler, NDK’nın müdahale alanına giren diğer kanunlarla sınırlı kalmayacak. Eğer nükleeri durduramazsak; bu yazı dizisinin üçüncüsünde, şimdilik nükleerle hiç ilgisi olmadığını düşündüğümüz başka hukuksal konularda nükleerin tahrip gücünü örneklemek zorunda kalacağız.
ŞEKER FABRİKALARINDA ELEKTRİK MÜHENDİSLİĞİ UYGULAMALARI ve ÜLKEMİZ SANAYİSİNE KATKILARI
Erkan Çetinkaya Elektrik Yüksek Mühendisi [email protected]
Şeker Teknolojisinin Tarihsel Gelişimi
Şeker fabrikalarının ülkemiz sanayisindeki önemi ve yeri genellikle pek bilinmez veya hafife alınır. Cumhuriyet’in ilk sanayi kuruluşu şeker fabrikalarıdır. Şeker fabrikalarında bütün mühendislik dallarında uygulamalar yapılır. Sanayi Devrimi’nin bütün aşamaları şeker fabrikalarında tarihsel süreç içinde gelişmiştir. Şekerhaneler (şeker fabrikaları) buhar makinalarına ve buhara büyük talep yaratarak Sanayi Devrimi’ne finansal güç sağlamıştır. Kademeli buharlaştırıcıların uygulamasıyla da termodinamik yasaların pratikte ispatı sağlanmıştır. 19. Yüzyıl başlarına kadar şeker, sadece şeker kamışının değirmenlerde ezilmesiyle elde edilen usarenin (şerbet) suyunun buharlaştırılıp kristallendirilmesiyle elde ediliyordu. 16. Yüzyıl sonuna kadar bütün Batı Asya’nın ve Avrupa’nın şeker ihtiyacı; Mısır, Suriye, Anadolu, Kıbrıs ve Girit’te yetiştirilen şeker kamışından şekerhanelerde elde edilen kelle şekerle sağlanıyordu. Şeker ticaretinden, Memlûklar’dan ve Osmanlı’dan aldıkları imtiyazlarla, Venedik, Cenova ve İtalyan şehir devletleri büyük kârlar sağlıyorlar ve zenginleşiyorlardı.
15. Yüzyıl sonunda 1492 yılında Hindistan’a yeni ulaşım yolları bulma savıyla Amerika’ya ulaşan Kolomb, Karayipler’e 1493 yılında yetiştirilmek üzere şeker kamışı götürmüştür. Orada iklim uygun olduğundan şeker kamışı tarımı hızla gelişmiştir. İngiliz ve Hollandalı tacirler şeker ticaretini Venediklilerin elinden aldılar. Antiller, Brezilya ve çevre ülkelerde şeker kamışı tarlalarında ve şeker değirmeni denilen şeker imalathanelerinde çalıştırılmak üzere Afrika’dan köleler getirildi. Köle ticareti yaygınlaştı. Karayipler’den
gemilerle kolay taşınmaları için ham olarak elde edilen şeker Britanya ve Hollanda’da bulunan rafinerilerde beyaz şeker haline getiriliyordu. 16. Yüzyıl’da Osmanlı’nın İngiliz ve Hollandalı tüccarlara verdiği imtiyazlarla Avrupalıların Levant dedikleri Doğu Akdeniz ticareti tamamen İngiliz ve Hollandalı tüccarların eline geçti. Karayipler’den ham şeker olarak getirilip İngiltere ve Hollanda’da bulunan rafinerilerde saf kristal hale getirilen ucuz şeker Levant bölgesindeki şekerhanelerin tek tek kapanmalarına yol açtı. Artık bütün Osmanlı ülkesinde ithal şeker kullanılıyordu. Tarlalarda şeker kamışı yetiştirilmesi sona ermiş, unutulmuştu.
18. Yüzyıl sonunda buhar makinesinin icadıyla şeker kamışı değirmenlerinin tahrikinde buhar makinesi kullanılmaya başlandı. Kamış usaresinin suyunun uçurularak koyulaştırılmasında ve daha sonra karamelleşmesini önleyen vakum altında kristallendirilmesinde buharın termodinamik yasalara uygun olarak ekonomik kullanımı, üretim maliyetini düşürdü. Avrupa bol ve ucuz şekere kavuştu. Zenginlik Avrupa’da yaygınlaştı. Osmanlı ülkesi ise fakirleşti ve güçsüzleşti.
19. Yüzyıl başında Napolyon savaşları şeker için bir dönüm noktası oldu. Bu savaşlarda İngiltere ve Fransa tarafından karşılıklı uygulanan kara ve deniz ablukaları, daha önce Alman ve Fransız bilim insanlarınca bulunan fakat ekonomik olmadığı için işlevsel hale getirilemeyen pancardan şeker elde edilmesi usulünü ekonomik hale getirdi. 1802 yılında Cunern/Silezya’da ilk pancar şekeri fabrikasında 400 ton pancardan 16 ton şeker elde edilmiştir. Şekerin pancardan elde edilmesi kimya bilgisine de ihtiyaç gösterdiğinden Al-
manya’da makine sanayinin yanı sıra kimya sanayi de gelişti. Pancar tarımı Avrupa’da özelikle Prusya, Silezya ve kuzey Fransa’da yaygınlaştı. 1900 yılında Dünya şeker üretiminin yüzde 50’si pancardan sağlanıyordu. I. Dünya Savaşı’nda Fransa ve Belçika’da bulunan pancar tarlaları savaş alanı oldu. Pancardan şeker üretimi yüzde 26’ya geriledi. Şeker eksikliği, harp sonu 1918-1920 yılları arasında 100 milyona yakın, dünya nüfusunun yüzde 5’i kadar insanın İspanyol gribi sonucu ölümüne neden olmuştu.
19. Yüzyıl sonunda elektrik motorunun bulunmasıyla buhar makineleriyle tahrik edilen kayış kasnaklı şeker makineleri elektrik motorlarıyla tahrik edilmeye başlandı. İhtiyaç duyulan elektrik enerjisi, şeker üretim teknolojisi için ihtiyaç duyulan buhar gücünün kullanıldığı buhar makineleriyle tahrik edilen alternatörlerden sağlandı. Daha sonra daha verimli olan turbo-alternatör grupları kullanılmaya başlandı. Endüksiyon motorlarının bulunması kayış kasnak sisteminin yerine her makinenin ayrı bir endüksiyon motoruyla tahrikini ekonomik hale getirdi. Böylece şeker fabrikalarında yüzlerce elektrik motoru kullanılır oldu. Yüzlerce elektrik motorunun kullanılması güvenilir bir şalt ve dağıtım sistemi tarafından sağlandı. Bu ancak sağlam bir elektrik mühendisliği bilgi ve deneyimiyle gerçekleştirildi.
20. Yüzyıl ortalarında yarıiletken teknolojisinin uygulanmasıyla elektrik mühendisliği, şeker teknolojisinde yeni bir çığır açmıştır. Otomatik kontrol ve denetim; işçilik maliyetlerini düşürmüş, genel verimi artırmıştır. 20. Yüzyıl sonlarında bilgisayar teknolojilerinin şeker sanayisinde kullanımı bu sanayide elektrik mühendisliğinin gelişimini ve önemini daha da artırmıştır.
Türkiye’de Şeker Sanayi
Avrupa’da Sanayi Devrimi’nde hızlandırıcı etki yapan şeker, Türkiye’de de sanayi başlangıcının kurucu gücü olmuştur. Türkiye’de mevcut bulunan sanayinin temelinde şeker fabrikaları vardır. 1926 yılından itibaren ülkemizde şeker fabrikaları kurulmaya başlandı. Cumhuriyet’in ilk fabrikaları olan Alpullu, Uşak, Eskişehir ve Turhal şeker fabrikaları anahtar teslimi yapılan fabrikalardır. Montaj, devreye alma ve işletme faaliyetleri Alman, Macar ve Çek mühendis ve işçilerle yapılmıştır. 1938 yılına kadar bu fabrikaların işletmesinde yabancı mühendisler çalışmış teknik raporlar Almanca düzenlenmiştir. Yurtdışına mühendislik eğitimine
gönderilen elemanların ülkeye dönmesinden sonra şeker fabrikalarının yönetimi tamamen Türk mühendislerin eline geçmiştir. Şeker sanayiinin Türkiye’de kurulmasının öncüleri olarak Kimya Yüksek Mühendisi Kazım Taşkent, Kimya Yüksek Mühendisi Muammer Tuksavul ve Makine Yüksek Mühendisi Ahmet Yolaç’ın isimlerini de belirtmek gerekir. Bu sanayi öncüsü mühendislerin gayretleriyle Turhal ve Eskişehir şeker fabrikalarının yanlarında birer makina imalat atölyesi de kurulmuştur. Bu atölyelerin kurulması şikâyet konusu olmuş, şeker fabrikalarının sadece şeker üretmesi gerekirken makine imalat işiyle de uğraşması kaynak israfı olarak görülmüştü. II. Dünya Savaşı nedeniyle yedek parça dışalımı yapılamaması üzerine yerli üretimin ne denli yararlı olduğu ve ne kadar haklı olduğu anlaşıldığından Genel Müdür Kazım Taşkent, sorgudan kurtulabilmiştir.
1953-1957 yılları arasında 11 şeker fabrikası daha yapılarak sayı 15 olmuştur. Anahtar teslimi olarak Alman ve Fransız firmalarına yaptırılan bu fabrikaların, montaj ve devreye alınmasında teknolojik bilgileri gelişen Türk mühendislerimiz yeni şeker fabrikalarını tamamen yerli olanaklarla kurabileceklerine inanmışlardır. Nitekim bu güvenle ilk önce Irak Musul’da bir şeker fabrikası kurulması girişimi başlatılmıştır. Öncü mühendis ve işçiler Musul’a gönderilmiştir. 1957 yılında Irak’ta ihtilal olması üzerine bu girişim sonuçsuz kalmıştır. Yurtdışında eğitimden dönen elektrik mühendisleriyle 1944 yılında İTÜ bünyesinde kurulan Elektrik Fakültesi mezunu elektrik mühendislerinin, şeker fabrikaları bünyesinde genel müdürlük seviyesi dâhil yönetimin her kademesinde üretime katılmaları ulusal şeker teknolojisinin kuruluşunu ve gelişimini hızlandırmıştır. Edinilen bilgi ve deneyimle 1962 yılında Ankara, 1963 yılında Kastamonu Şeker Fabrikası tamamen ulusal teknolojiyle projelendirilmiş, büyük ölçüde yerli makine ve donanımla inşa edilmişlerdir. Şeker fabrikalarında elektrik mühendisliğinin bütün dallarında uygulamalar yapılır. Enerji üretiminden enerji dağıtımına, elektrikle tahrikten otomatik kontrole kadar bütün alanlar, şeker teknolojisinde, elektrik mühendisliği konusudur. Bu konularda proje, imalat, montaj, devreye alma ve işletme faaliyetleri şeker fabrikalarının mühendisleri tarafından gerçekleştirilmiştir. 1974 yılında temeli atılıp 1977 yılında işletmeye alınan Afyon Şeker Fabrikası; projesinden işletmeye alınışına kadar tamamen Türk mühendisliğinin bir eseridir. Bu fabrika Cumhuriyet Devrimi’nin ilk büyük yerli ve milli sanayi kuruluşudur.
Şeker Fabrikalarında Kullanılan Teknikler ve Makineler
Buhar Üretimi, Elektrik Üretimi: Her şeker fabrikası ortalama 30MW gücünde bir buhar kazanına ve ihtiyacını yedekli olarak karşılayan elektrik santralına sahiptir.
Elektrik Enerjisi Dağıtım Sistemi: Orta ve alçak gerilim enerji dağıtımı, şalt sistemleri, trafo postaları.
Buharlaştırma, Kristallendirme, Santrifüjleme Makine ve Sistemleri: Basınçlı kaplar, vakum tesisleri, santrifüjleme makine ve motorları kumanda sistemleri.
Su ve Atık Su Arıtım Sistem ve Teknikleri
Kireç ve Karbondioksit Üretimi
Melas ve Melaslı Kuru Küspe Üretimi
Etilalkol Üretimi
Otomasyon Yazılım ve Donanımlar: Elektrik, elektronik, pnömatik, hidrolik ve elektropnömatik kumanda ve denetim sistemleri
Kimyasal ve Fiziksel Analiz Yöntemleri: pH ölçerler, iletkenlik ölçerler, sıcaklık ölçerler, dozaj pompaları, teraziler, optik cihazlar.
Katı Malzeme Nakli (Her Türlü Transportlar Elevatör ve Asansörler)
Sıvı Nakli Pompalar ve Boru Donanımı: Her çeşit pompalar ve akışkan kontrol elemanları, ventiller.
Gaz Nakli ve Gaz Nakil Donanımı: Vantilatörler, körükler, elektrofiltreler
Çeşitli Tahrik Makineleri: Elektrik motorları, güç elektroniği uygulamaları, buhar türbinleri, hidrolik motorlar, içten yanmalı motorlar.
Fizikokimyasal Üretim Teknikleri: Ekstraksiyon, kireçleme, karbonatasyon, buharlaştırma, filtrasyon, kristalizasyon.
Çeşitli Ekstraksiyon, Dekantasyon, Reaktör, Filtrasyon Makineleri
Görüldüğü üzere şeker sanayisinde çeşitli türde makineler ve sistemler kullanılmaktadır. Bu sanayide elektrik mühendisliği için çok geniş bir faaliyet ve katkı alanı oluşmuştur. İhtiyaç duyulan şeker makineleri şeker fabrikalarınca kurulan ve geliştirilen 5 makine fabrikasında imal edilmişlerdir.
Şeker sanayisinde 1974 yılından itibaren başlayan yeni yatırımlar döneminde elektromekanik ihtiyaçların karşılanmasına yönelik olarak Şeker Enstitüsü bünyesinde bulunan Elektromekanik Şubesi, 1977 yılında, kısa ve tescilli adı EMAF olan, Elektromekanik Aygıtlar Fabrikası şeklinde örgütlenmiştir. EMAF; öncelikle Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş.’nin genel olarak da ülkemizin giderek artan ölçü ve denetim aygıtlarıyla elektrik ve elektromekanik makinelerine olan ihtiyacının ülkemiz öz kaynaklarını kullanmak suretiyle karşılanmasını, mevcut sistem ve aygıtların geliştirilmesini, bakım ve onarımlarını sağlamak amacıyla kurulmuştur. EMAF’da TS5133’e uygun ilk Türk pHölçeri ve iletkenlik ölçeri üretilmiştir.
Ülkemizde elektrik şalt panoları imalatında öncülük yapılmış TS 3367’ye uygun şalt panoları imal edilmiştir. Elektromekanik ve yük hücreli elektronik hızlı şeker çuvallama kantarları özgün projelerle imal edilmişlerdir. Yine ilk defa TS EN 45501’e uygun 60 tonluk EMK-60 tip elektronik kamyon kantarları projelendirilerek özgün
olarak üretilmiştir. Türkiye’de güç elektroniği uygulamaları ilk önce şeker fabrikalarında yapılmıştır. Ham şerbet üretim makinelerinin tahrikinde kullanılan DC motorların kumandasında kullanılmakta olan Ward-Leonard sistemi yerine tristörlü çeviriciler projelendirilip geliştirilerek imal ve ikame edilmişlerdir. EMAF ürünü bu tristörlü çeviriciler, tek ve dört bölge hız ve akım denetimli geniş bir güç yelpazesinde bütün Türkiye’de çimento, demir-çelik, kâğıt ve tekstil fabrikalarında kullanılmışlardır. Tristör ve transistör teknolojilerindeki gelişmeler uygulamalara yansıtılmıştır. AC motorlar için de elektronik yol vericiler, hız denetim sistemleri (invertörler) üretilmiştir. 1940’lı yılların sonlarında kurulup, uzun yıllardır kullanılamayan Ankara Rüzgâr Tüneli, EMAF ürünü çeviriciler kullanılarak EMAF mühendislerince faaliyete geçirilmiştir.
SEKA Dalaman Fabrikası’nca yapımı istenen Süper Kalender Sistemi İhalesi Batı Avrupa firmalarıyla rekabet edilerek kazanılmıştır. Sistem üretimi EMAF mühendis ve teknisyenlerince imal edilerek mükemmel bir güç elektroniği uygulaması olarak zamanında işletmeye alınmıştır. SEKA’nın İzmit fabrikalarıyla Çaycuma ve Aksu kâğıt fabrikalarında çeşitli kâğıt makineleri tahrik sistemleri üretilmiştir. Karabük ve İskenderun Demir Çelik fabrikalarında çeşitli haddehane tahrik sistemleri üretimleri gerçekleştirilmiştir. Sümerbank Ereğli, Nazilli ve Gemlik Sunğipek fabrikaları için çeşitli tahrik kumanda ve denetim sistemleri üretilmiştir. Savunma sanayi için çeşitli projeler gerçekleştirilmiştir. Alternatörler için statik uyartım ve gerilim düzengeçleri yapılmış, santrallarda devreye alınmışlardır. Her güç ve gerilimde DC ve AC motorların onarımları sağlanmış, YG motorların onarım için yurtdışına gönderilmeleri önlenmiştir. Otomatik kontrol uygulamalarında pnömatik PID denetleçler yerine tamamen yerli üretim elektronik PID denetleçler üretilmiştir. Sahada kullanılan, konumlayıcı (pozisyoner), sıcaklık, debi, seviye ölçer gibi aygıtlar imal edilmiştir.
Daha sonra ilk PLC üretimleri ve uygulamaları başlatılmıştır. Kişisel bilgisayarların gelişmesine koşut olarak DCS sistemleri yerine daha esnek PLC tabanlı Bilgisayar Destekli Otomasyon sistemleri; Denetim-Gözlem (SCADA) yazılımları geliştirilerek, büyük ölçüde yerli donanım ve yazılımla gerçekleştirilmiştir. 1977 yılından sonra işletmeye alınan 14 şeker fabrikasıyla önceden mevcut 17 şeker fabrikasının son teknolojilerle kapasite artırımı EMAF ürünü donanım, yazılım ve elektrik mühendisliği katkılarıyla sağlanmıştır. Özbekistan’ın Horezm Bölgesi’nde Türkşeker tarafından projelendirilerek kurulup 1998 yılında işletmeye alınan şeker fabrikasında kullanılan EMAF’ın şeker teknolojisi dünya çapında meydan okuyarak büyük başarı kazanmıştır.
Şeker fabrikaları genç mühendisler için, bilgi ve deneyimlerini geliştiren bir enstitü, bir laboratuvar olmuştur. Şeker fabrikalarında çalışan ve sonra ayrılan onlarca mühendis; yönetici, müteşebbis ve müteahhit olarak şeker fabrikalarında kazandıkları bilgi ve beceriyle ülke sanayine ve ekonomisine katkı sağlamışlar, başarılı olmuşlardır.
2018 Mayıs ayından itibaren satışa çıkarılan 14 şeker fabrikasının satılmasıyla Türk tarımının ve sanayisinin 90 yıllık bilgi ve deneyim birikimi yok edilmektedir. EMAF’ın teknoloji üretim ve finansal gücü son 15 yılda giderek zayıflatılmış ve 14 fabrikanın satışıyla yok edilmiştir. Türk mühendisliği büyük bir uygulama ve gelişme alanını kaybetmiştir. Şeker Kanunu ile pancar üretimi kısıtlanıp Türk çiftçisi yoksulluğa sürüklenirken, Türkiye Şeker Sanayi, daha vahimi şeker üretim teknolojisi ve mühendisliği yok olmaktadır.
BİYOMEDİKAL MÜHENDİSLİĞİ MESLEK DALI KOMİSYONU ve
DÖNEMSEL FAALİYETLERİ
Dr. Onur Koçak EMO Ankara Şubesi 24. Dönem Yönetim Kurulu Üyesi [email protected]
Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği’nin (TMMOB) 12 Mart 2015 tarih ve 216 sayılı kararı ile Biyomedikal Mühendislerinin meslek odası Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) olmuştur ve bu tarihten itibaren biyomedikal mühendisleri EMO’ya üye olmaktadırlar. Biyomedikal mühendisliği mesleki örgütlenme çalışmaları başta Ankara olmak üzere EMO şubelerinin Biyomedikal Mühendisliği Meslek Dalı Komisyonu çatısı altında devam etmektedir (Tablo 1).
Şubelerde örgütlü Biyomedikal Mühendisliği Meslek Dalı Komisyonu’nun (MDK) başlıca görevleri şunlardır:
• Özel sektörde görev yapan biyomedikal mühendislerinin zorlu çalışma koşullarını iyileştirmeye yönelik gerekli düzenlemeler yapılması için ilgili kamu kurum ve sektör temsilcileri ile görüşmeler yapmak,
• Biyomedikal mühendisliği mesleğine özgü bilgi ve deneyim birikiminin oluşturularak başta şubeler olmak üzere sonrasında da EMO Genel Merkezi aracılığıyla ulusal çapta meslek kültürünün yaygınlaştırılması,
• Sayısı her yıl giderek artan biyomedikal mühendisliği bölümlerinden şube coğrafyasında bulunanlar ile birliktelikler kurarak, TMMOB ve EMO bünyesinde yapılacak kongre, sergi ve sempozyumlarda biyomedikal mühendisliği (eğitimi, ülkemizdeki uygulamaları, konumu, vb…) konulu paneller ve çalıştayların yurt çapında düzenlenmesi,
• Biyomedikal mühendisliği ve EMO yapısı içinde farklı meslek disiplinlerine dâhil üyeler arasındaki dayanışmayı güçlendirecek politikaların oluşturulması ve yaygınlaştırılması,
• Nitelikli mezun yetiştirilmesi ve mesleğin ihtiyaçlarının üniversitelere aktarılması için başta şube
coğrafyasında bulunan üniversiteler olmak üzere diğer illerde bulunan üniversiteler ile çalışmalar yapılması,
• MÜGE ve MİSEM eğitimlerinde üyelerin ve Biyomedikal Mühendisliği öğrencilerinin özellikle ders müfredatlarında yer almayan fakat meslek yaşantısında ihtiyaç duydukları teknik konuların geri bildirimlerle belirlenerek eğitimlerin güncellenmesi,
• Şube bültenleri, EMO Elektrik Mühendisliği Dergisi ve EMO Bilimsel Dergi’de biyomedikal mühendislik temalı bilimsel yayın, sektörel doküman, mesleki anı vb. yazıların yazılması ve üyelerimiz arasında yaygınlaştırılması için gerekli çalışmaların gerçekleştirilmesidir.
Bu bağlamda, yakın tarihli Biyomedikal Mühendisliği MDK çalışmalarına 12-13 Mayıs 2017 tarihlerinde Ürgüp-Kapadokya’da gerçekleştirilen “Biyomedikal Mühendisliği Mesleği ve Türkiye’deki Durumu Çalıştayı” örnek gösterilebilir. EMO Ankara Şubesi tarafından düzenlenen bu çalıştay; tıbbi cihazlar alanında tasarım, geliştirme, üretim, kalibrasyon, teknik işletme ve bakım-onarım faaliyetlerini kapsayan başta biyomedikal mühendisliği olmak üzere meslek gruplarının eğitiminin, sağlık sektörünün, sanayinin ve kamunun ihtiyaçları doğrultusunda şekillendirilmesi ve kalitesinin yükseltilmesi için bir resmi ortaya koymak ve çözüm önerileri sunmayı hedefleyen 4 paralel oturumdan oluşmuştur. Bu oturumlar “Tüm Kademeleri ile Biyomedikal Eğitimi”, “Biyomedikal Metroloji”, “Mevzuat ve Standartlar” ile “Tıbbi Cihaz Belgelendirme” başlıkları altında toplanmıştır.
“Tüm Kademeleri ile Biyomedikal Mühendisliği” oturumunda ülkemizde birbirinden bağımsız olarak yürütülen
Tablo 1. 2018-2019 yılı EMO Biyomedikal Mühendisliği Komisyonu Olan Şubeler
Şube EMO Ankara Şubesi EMO Antalya Şubesi EMO İstanbul Şubesi EMO İzmir Şubesi
Komisyon Biyomedikal Mühendisliği Meslek Dalı Komisyonu Biyomedikal Mühendisliği Komisyonu Biyomedikal Komisyonu Biyomedikal Komisyonu
akademik ve Ar-Ge çalışmalardan haberdar olmayı sağlayacak, Türkçe dilinde, biyomedikal mühendisliği uygulamaları ve günbegün değişen, yenileri eklenen mevzuat, standart ve yönetmelikleri yorumlayan, biyomedikal mühendisliği alanında ortak bir terminoloji yaratacak bir bilimsel yayın ihtiyacı olduğu ortaya konmuştur [1]. Bu ihtiyacı karşılamak üzere, EMO Ankara Şubesi tarafından Eylül 2017’de Biyomedikal Mühendisleri ve Uygulamaları başlıklı akademik kitap çalışması başlatılmıştır. Önümüzdeki günlerde yayımlanacak olan bu kitap, Dr. Onur Koçak ve Prof. Dr. Osman Eroğul’un baş editörlüğünde, Türkiye ve yurtdışında çok önemli akademik çalışmalara imza atmış, alanında uzman 11 bilimsel yayın kurulu üyesinin değerlendirmesinden geçen 27 farklı kitap bölümü içermektedir. Kitap ana başlıklarıyla “Biyomedikal Enstürmantasyon ve Biyosensörler”, “Tıbbi Görüntüleme Sistemleri”, “Biyomedikal Sinyal İşleme”, “Biyomedikal Görüntü İşleme”, “Biyomalzeme”, “Biyomekanik ve Yapay Organlar” ve “Klinik Mühendisliği “ olmak üzere 7 bölümden oluşmaktadır.
Teorik bilginin yanı sıra doğruluğu kanıtlanmış güncel bilgiler ve uygulamalar içeren kitabın başta biyomedikal mühendisliği lisans ve lisansüstü öğrencilerine, Ar-Ge ve sektör çalışanlarına hitap eden bir başucu kitabı olması hedeflenmektedir.
EMO Ankara Şube’nin düzenlediği Biyomedikal Mühendisliği’ni kapsayan en önemli etkinliklerden biri de 7 Ekim 2017 tarihinde Ankara’da TED Üniversitesi’nde yapılan “Sinyal ve Görüntü İşleme Günleri” etkinliğidir. Etkinlik programında yer alan 8 konuşmadan 3’ü doğrudan Biyomedikal Mühendisliği uygulamalarını içermektedir [2].
EMO Bursa Şube’nin konferans sekretaryalığını üstlendiği, Elektrik- Elektronik ve Biyomedikal Mühendisliği Konferansı (ELECO) 1 yıl ulusal, takip eden yıl uluslararası olacak şekilde, biyomedikal alandaki akademik ve saha çalışmalarını da içine alarak her yıl Bursa’da düzenlenmektedir. 30 Kasım-1 Aralık 2018 tarihlerinde ELECO 2018 Bursa’da ulusal olarak gerçekleştirilecektir [3].
Ülkemizde ve dünyada hızla gelişen elektrik, elektronik ve biyomedikal mühendisliği alanlarındaki yeniliklerin paylaşıldığı, irdelendiği ve geleceğe ilişkin politikaların tartışıldığı diğer bir etkinlik ise, EMO İstanbul Şube
tarafından 2 yılda bir düzenlenen Elektrik Elektronik Mühendisliği Kongresi’dir (EEMKON) [4].
Şubelerde yer alan Biyomedikal Mühendisliği komisyonlarının önlerinde oldukça yoğun programlar vardır. Her yıl düzenlenen Biyomedikal Mühendisliği Ulusal Toplantısı’nın (BİYOMUT) telif/tasarruf hakları 2017 yılı itibarıyla EMO’da bulunmaktadır. 12-14 Nisan 2019’da 22’ncisi düzenlenecek olan BİYOMUT, Acıbadem Mehmet Ali Aydınlar Üniversitesi, Boğaziçi Üniversitesi ve EMO yürütücülüğünde gerçekleşecektir. Etkinlikte, Acıbadem Mehmet Aydınlar Üniversitesi ve Boğaziçi Üniversitesi’nin ev sahipliğini üstlendiği paralel çalıştaylar ve bilimsel programların yanı sıra “Fast MRI in Medical Diagnostic/Medikal Tanıda Hızlı MRG” çalışmasıyla Avrupa Patent Ofisi tarafından 2018 yılı Avrupa Mucit Ödülü’ne laik görülen fizikçi Jens Frahm ana konuşmacı olarak yer alacaktır.
İzmir Selçuk’taki Şirince Köyü’ne 1 km uzaklıkta bulunan Nesin Matematik Köyü ile özdeşleşen EMO Akademik Kamp’ın, uzun bir süre sonra Biyomedikal Mühendisliği temasıyla yeniden merhaba demesi, planlanan etkinlikler arasındadır. Bu kampın 7’ncisinin Ekim 2019 tarihlerinde gerçekleştirilmesi öngörülmektedir [5].
Bahsi geçen etkinlik ve faaliyetlerin yanı sıra EMO, şubeleriyle biyomedikal mühendisliğini canlı tutmaya devam etmektedir. MÜGE ve MİSEM dışı eğitimlerde her ay en az bir eğitimin biyomedikal mühendisliği alanını kapsamasına özen gösterilmektedir. Aynı zamanda şube bültenlerinde biyomedikal mühendisliğini ilgilendiren güncel olaylar ve kimi zaman bilimsel çalışmalar tarafsız bir şekilde yorumlanarak üyelere sunulmaktadır.
Biyomedikal mühendisleri başta olmak üzere birçok disiplinin katkılarıyla yapılan çalışmalar devam edecektir.
[1] Biyomedikal Mühendisliği ve Türkiye’deki Durumu Özetler Kitapçığı, Elektrik Mühendisleri Odası Ankara
Şubesi, ISBN No: 978-605-011145-3, Ankara, 2017
[2] Sinyal ve Görüntü İşleme Günleri 2017 Etkinlik Web sayfası http://sinyalvegoruntuisleme.org/
[3] ELECO 2018 Etkinlik Web sayfası http://www.eleco.org.tr/index.html#body
[4] Elektrik Elektronik Mühendisleri Kongresi 2017 Etkinlik Web Sayfası http://eemkon.org.tr/
[5]EMO Akademik Kamp Etkinlik Web sayfası http://akademikkamp.org/
TEKNİK ELEMANLARIN DEMOKRATİK, EKONOMİK, SENDİKAL HAKLAR MÜCADELESİ
Erdal Apaçık EMO Enerji Daimi Komisyonu Yürütme Kurulu Üyesi [email protected]
Mimar Çetin Ünalın’ın, 1970 ila 1981 yılları arasında faaliyet sürdürmüş Teknik Elemanlar Sendikası
çok büyük bölümünün kamuda çalışması nedeniyle çalışan sendikası olarak kurulan ve tarihsel birikimiyle, özellikle
(TEKSEN) ve Tüm Teknik Elemanlar Derneği (TÜTED)
1990’lı yıllarda kamu emekçilerinin sendikal mücadelesine
hakkında, Makine Mühendisi Aykut Göker’in arşivinden
öncülük eden TEKSEN, 12 Mart rejiminin getirdiği anayararlanarak hazırladığı, “Teknik Elemanların Demokratik,
yasal değişiklikler nedeniyle diğer sendikalar ile birlikte 22
Ekonomik, Sendikal Haklar Mücadelesi” adlı kitabı Mimar-
Eylül 1971’de kapatılıyor. Bunun üzerine TEKSEN de diğer
lık Vakfı tarafından yayımlandı. Teknik elemanların sendikal
memur sendika ve konfederasyonları gibi yapı değiştirerek
mücadele tarihinden bir kesit sunan yapıt “hazine” değerini
dernek adı altında TÜTEB (Türkiye Teknik Elemanlar Birtaşıyan bilgi ve belgelerle; askeri darbeler, baskınlar, sürliği) ve sonra TÜTED (Tüm Teknik Elemanlar Derneği)
günler, ölümler ve öldürülmelerin yaşandığı bir döneme de
adıyla örgütleniyor.
ışık tutarak, toplumsal belleği tazeliyor.
İki darbe arası faaliyet sürdüren TÜTED’in yaptığı çalış-
Kitapta, yönetim kurulunun tamamı mimar ve mühendismalar kitapta ayrıntılarıyla yer alıyor. TÜTED demokratik
lerden oluşan ve tüm teknik elemanları sendikal bir örgüt
ve ekonomik haklarının alınması için yürüttüğü “sendikaiçinde toplamaya çalışan TEKSEN ve 1971 askeri darbesi
laşma” mücadelesini, mitingler, yürüyüşler, toplantılar,
sonrası TEKSEN’in kapatılması üzerine onun yerine kuforumlarla eyleme döküyor. Bu konuda oluşturduğu, gerulan TÜTED’in eylemleri, bildirileri, bültenleri, basın
liştirdiği, topluma ve ilgililere aktardığı bilgileri, süreli ve
açıklamaları, düzenlediği kongreleri, örgütlülük yapısına
süresiz yayınları, basın bildirileri gibi pek çok doküman da
ilişkin arşiv ve belgeleri yer alıyor. Daha fazla belgeye de
kitapta sunuluyor.
kitapla birlikte verilen CD’de ulaşmak mümkün. Arşivin dijitalleştirme çalışmalarının da yürütüldüğünü ve belgelerin İnternet üzerinde tutedarsiv.org sayfasında yayınlandığını da belirtelim.
12 Eylül 1980’de yapılan darbe ile siyasi partilerin, derneklerin, sendikaların faaliyetleri durduruluyor. Bu baskıcı dönemden zaten fiilen çalışamaz hale gelmiş olan TÜTED de payına düşeni alıp resmen
Kitapta yer alan bilgilere göre,
kapatılırken, işçi statüsünde olmayan teknik
TEKSEN kamu kesiminelemanların sendikal mücadelesi de rafa
de çalışan teknik personel
kaldırılıyor.
arasında faaliyet göstermek üzere, 12 Şubat 1970’te İstanbul’da kuruluyor. TEKSEN’in kuruluş bildirisinde sendikaya üye çağrısı yapı-
O dönem TEKSEN ve TÜTED faaliyetlerinin içinde aktif olarak yer alan TMMOB ve bağlı odaların etkinliklerine ilişkin birçok belge de kitapta yer alıyor.
lırken, teknik elemanları işçi
TÜTED’in teknik elemanların sınıfsal yasınıfı ile ayıranlara karşı müpısı, farklılıkları ve mücadelelerinin tarihsel
cadele edeceği ve hak almagelişimine yönelik düzenlediği kurultaylar
nın sendikal eylemle mümkün
ve yürüttüğü çalışmalar; ücretli çalışan ve
olacağı vurgusu dikkat çekiyor.
işsiz konumda olan teknik elemanların
TEKSEN sadece mühendis ve
hak mücadelesi için yolumuza halen ışık
mimarların örgütlendiği bir sentutan değerli bir birikim niteliği taşıyor.
dika olarak kurulmuyor; adında
Teknik elemanların örgütlenmelerinbulunan teknik eleman ifadesiyle,
deki bu özgün deneyimi yaşatan TEK-
mühendis, mimar, jeolog, kimya-
SEN ve TÜTED yönetici ve üyelerine
ger, fen memuru, tekniker ve bensaygılar sunuyoruz. Bu birikim ve
zeri meslek sahibi olanlar da kastedeneyim, mücadele edenlerin yolunu
diliyor. Bu eğitimi almamış teknik
aydınlatacaktır.
işlerde çalışmak suretiyle yetişmiş ve yeterliliği tespit edilmiş kimseler de bu kapsamda düşünülüyor.
TEKSEN’in ne yazık ki topu topu 19 ay gibi kısa bir ömrü oluyor. Üyelerinin
HYIBaSaaBzyNısırmkl:aı9:lay71ay8. an-B6a:n0Ç:s5kMe-6ıt,ii5mnİ8st2Üaa1nrn-l6aıbk-l5uıVnl,aMkfaı İrkt t2is0a1d8i İşletmesi
Bu değerli arşivi koruyan ve şimdi ulaşmamızı sağlayan Aykut Göker’i saygıyla anıyor, özenli çalışmasıyla kitabı hazırlayan Çetin Ünalın’a teşekkürlerimizi sunuyoruz.
TÜRK TELEKOM ÖZELLEŞTİRMESİ FİYASKOYLA SONUÇLANDI;
YÖNETİM BANKALARA GEÇTİ
Ojer Telekomünikasyon A.Ş’nin (OTAŞ) bankalara olan kredi borcu nedeniyle Türk Telekom’daki (TT) yüzde 55’lik hissesi, alacaklı 3 bankanın kurduğu şirket tarafından devralındı. Türk Telekom’dan 29 Ağustos 2018 tarihinde KAP’a yapılan açıklamada, “Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’ndan Şirketimize iletilen resmi bildirime göre, Ojer Telekomünikasyon A.Ş.’nin (OTAŞ), şirketimiz Türk Telekomünikasyon A.Ş.’de (Türk Telekom) bulunan yüzde 55 oranındaki hisselerinin, OTAŞ’a kredi veren bankaların paydaş olacağı bir ortak girişim şirketi (SPV) aracılığıyla devralınması Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından uygun görülmüştür” denildi.
TT’nin yüzde 55 hissesi blok olarak 1 Temmuz 2005 tarihinde yapılan ihale sonucunda 6 milyar 550 milyon dolara Oger Telekom’a satılmıştı. 2006 yılında 1.4 milyar dolarlık taksit ödemesi yapan OTAŞ, daha sonra TT hisselerini ipotek ettirerek aldığı krediyle 2007 yılında 4 milyar doları aşkın ödemeyi tek seferde yaparak özelleştirme borcunu kapatmıştı. Borçlarında ödeme güçlüğüne düştüğünün ilk işaretlerini 2013 yılında vermeye başlayan Şirket TT’den temettü almaya devam etmek için yeniden borçlanmaya
gitmişti. Tüm TT hisseleri rehin edilerek 22 Mayıs 2013 tarihinde yaklaşık 4.5 milyar dolar ve 212 bin Avro’luk bir kredi daha kullanılmış ve OTAŞ bu kredinin taksitlerini Eylül 2016’dan itibaren ödeyemez hale gelmişti. Sonuç olarak yıllarca TT’nin karını alanlar, tüm borcu kurumun ve bankaların üzerine yıkarak ortadan çekildi.
Görüldüğü üzere Türk Telekom özelleştirmesi 13 yılın ardından fiyaskoyla sonuçlanmıştır. TT’nin içine itildiği özelleştirme batağı, yıllardır her platformda özelleştirmenin yanlışlığı ve bir ülkenin telekom altyapısının stratejik açıdan şirketlere devredilemeyecek denli önemli olduğunu anlatmaya çalışan Elektrik Mühendisleri Odası’nın (EMO) haklılığını bir kez daha ortaya koymuştur. Gelinen noktada olayın üzerinin örtülmesine izin verilmemeli, TT’nin zarara uğramasına neden olan siyasi-ticari bağlantılar ortaya çıkartılarak, sorumluların hesap vermesi sağlanmalıdır.
Kamu yararını esas alan politikalarla TT’de özerk bir yapılanmaya gidilmesi ve tekrar kamulaştırmanın gündeme alınması gerektiğini savunan EMO’nun son dönemde yaşanan gelişmelerle ilgili yaptığı basın açıklamalarını aşağıda bulabilirsiniz.
Türk Telekom’da Yaratılan Kriz Yeni Krizlere Gebe! Türk Telekom’a Bir Garip El Koyma!
Türk Telekom’u borçlandırarak mı borç tahsilatı yapılacak?
Türk Telekom’u (TT) devraldıktan sonra imtiyaz sözleşmesine aykırı olarak TT hisselerini rehnederek aldığı krediyle özelleştirme bedelini ödeyen; bu krediyi geri ödeyemediği için 2013 yılında daha da fazla borçlanarak (refinansman) borç yapılandırmasına gidip yine TT hisselerini rehin bırakan OTAŞ’ın yarattığı kriz, yeni bir krize doğru evriliyor. OTAŞ’a refinansman olarak verilen kredinin büyük bölümünü sağlayan 3 büyük bankanın ortak girişim şirketi aracılığıyla OTAŞ’ın Türk Telekom’daki yüzde 55 payını devralmak için Rekabet Kurulu’na yaptığı izin başvurusu, sürecin bankaların hisse rehnini işleme koyma dışında bir yola sokulduğunu gösteriyor.
TT’nin mevcut piyasa değeri OTAŞ’ın bankalara olan borcunu karşılamamakta ve bu borç yüküyle alıcı
da bulunamamıştır. Bankalar; tahsil edemedikleri krediyi önce idari takibe, ardından yasal takibe alır ve kredinin teminatını da nakde dönüştürmeye çalışırlar. TT’de ise bu süreç tam olarak işletilmemiş, teminat nakde dönüştürülmemiştir. TT’nin mevcut piyasa değeri ve kalan imtiyaz süresi üzerinden satışı yapılsa bile borcun tamamının tahsil edilememesi durumu bankaların zarar etmesi anlamına gelmektedir. Bankaların tahsil edemedikleri alacaklarını zarar hanelerine yazmaları da istenmemektedir. Borsadaki son veriler dolar kuru üzerinden hesaplama yapıldığında TT’nin piyasa değerinin 3.5 milyar milyon dolar civarına gerilemiş olduğu; OTAŞ’ın yüzde 55’lik payının değerinin de 1.9 milyar dolar düzeylerinde olduğu görülmektedir.1 OTAŞ’ın bankalara olan borcu ise 4 milyar 750 milyon dolardır.
1 http://bigpara.hurriyet.com.tr/borsa/hisse-fiyatlari/TTKOM-detay/
İşte bu açmazlar içerisinde krizi gelecek yıllara öteleyen yeni bir formül bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu ara formül; Special Purpose Vehicles olarak adlandırılan bir uygulama olarak açıklanmıştır: Deyim yerindeyse bu uygulama, bir emlakçının içi kötü bir evi satın alıp, tadilattan geçirip daha karlı olarak satması yöntemidir.
Ekonomi literatüründe özel amaçlı şirketlerin 5-10 yıl gibi uzun vadeli olarak kuruldukları ve bu süre sonunda daha iyi duruma getirdikleri şirketi satarak kar etmeyi planladıkları belirtilmektedir. TT Genel Müdürü Paul Doany de 5 yıllık planlama yaptıklarını, normalde bunun 3-5 yıllık olabildiğini, sonra uzatılabildiğini ifade etmiştir.[2] Alacaklı bankalar kuracakları bu özel amaçlı şirket üzerinden OTAŞ’ın TT hisselerini devralırken, kredi borçlarını da yeniden yapılandıracaklardır. Bu durum, Türk bankalarındaki kamu mevduatları üzerinden yeni bir fonlamayı gündeme getirmektedir. Burada kredi yeniden yapılandırması TT’nin gelecek yıllarını da ipotek altına alacak şekilde borçlandırılması demektir.
Özetle durum, Oger şirketinin özelleştirme bedelini ödemek için aldığı kredi karşılığında hisselerini rehin bıraktığı TT’den 10 yılda 5.7 milyar dolar kar payını alıp götürdüğünün; borç yükünü de Türkiye’nin sırtına bıraktığının açık kabulüdür. Şimdi bankalardan kamu mevduatlarıyla hem kendilerini hem de TT’yi kurtarması beklenmektedir.
Bu özel amaçlı şirket oluşumuyla; bankalar açısından durum TT hisselerini rehin vererek borçlanan OTAŞ’ı aradan çıkarıp, doğrudan TT’nin nakit akışı üzerinden tahsilat yapmaya çalışmaları anlamına da gelecektir. Bankalar diğer yandan TT’nin mali yapısını güçlendirerek yeniden yapılandırılacak borcu karşılayacak şekilde satılabilir hale getirmek için uğraşacaklardır. Bu iki amacın çeliştiği noktada, yani yatırım mı borç ödeme mi çatışmasında hangisinin öne çıkacağı sorusu ortada durmaktadır.
TT Genel Müdürü Paul Doany, bankalarla yapılan anlaşmaya ilişkin olarak basına Haziran ayında yansıyan açıklamalarında, bankaların şirketi kontrol etmeyeceğini, sadece kreditör olarak şirket yönetimine katılacaklarını, mevcuttaki durumu kredi ve sermayeye dönüştüreceklerini ifade etmiştir. Yine Doany, aynı açıklamasında “Uzun vadeli borçlanmanız gerekiyorsa 5 yıllık 10 yıllık herkes yabancı kurdan borçlanıyor. Maliyeti düşük. Lira cinsinden tahvil ihracatı yapan şirketlerden biri olacağız. Merkez Bankası’yla görüşüyoruz. Aslında ilk 6 ayda yapmaya çalışıyorduk bunu, bir taraftan da yönetim kurulumuzla ile ilgili konular hallolsun onu bekledik. İlk seferde çok büyük miktarlara çıkmamalıyız. Miktarına şirket karar verecek” demiştir. Yani TT uzun vadeli olarak dövizin hızla yükseldiği bir ortamda yabancı para cinsinden de borçlandırılmak istenmektedir.
Bu borçlandırmaların boyutu bilinmemekle birlikte; TT’nin ödeyemeyeceği borç yükü altına sokularak mali yapısını daha büyük açmazlara itme riski göz ardı edilemez. Özellikle OTAŞ tarafından içi boşaltılmış TT’nin bir de uzun vadeli borçlandırılmış olarak imtiyaz süresi sonunda kamuya dönmesine izin verilmemelidir.
Bugüne kadar imtiyaz sözleşmesi, şirket anasözleşmesi, altın hisse sahibi olarak kamunun yönetimdeki söz ve karar hakkı; kamunun haklarını koruyacak şekilde kullanılmamış olduğu için TT bu hale düşürülmüştür. Öncelikle tüm sorumluların bunun hesabını vermesi gerekmektedir. Halen şirket anasözleşmesinde açıkça ifade edilen temerrüde düşen OTAŞ’ın yöneticilerinin yetkileri otomatikman düşmüş olmasına karşın kamu adına yönetim değişikliği bile gerçekleştirilmemiştir. Tam tersine bir de şirketin yöneticilerine hisse dağıtımı yapıldığını Doany’nin yönetim ekibinin de hisse aldığı açıklamalarıyla öğrenmiş bulunuyoruz. Doany, “Bu bankaların hisseleri devralacağı belli olsun ve duyulsun ondan sonra alalım diye tercih ettim ben. Duyurulduktan sonra aldık ki para kazanmak için yapıyormuşuz gibi olmak istemedik. Yönetim olarak biz ne olacağını biliyoruz ayrıcalıklı bilgi var çünkü bizde. Aslında bu yönetimin şirkete inandığını gösteriyor” diyor.
TT’de yönetimin köklü olarak değiştirilmesi zorunludur. Şirketin 19 Temmuz 2018 tarihinde (bugün) gerçekleştireceği Olağanüstü Genel Kurul bu açıdan da belirleyici olacaktır. TT’nin Türkiye’nin temel iletişim altyapısını işlettiği dikkate alındığında, her türlü idari önlem alınarak, altın hisse hakları kullanılarak gereken müdahalelerin yapılması zorunludur. Bunun için siyasi-ticari bağlantılarla hareket etmek yerine, özerk bir yapılanma ile TT’nin kamulaştırılması yoluna gidilmeli, TT’nin özelleştirilmesi tamamen gündemden kaldırılmalıdır.
ELEKTRİK MÜHENDİSLERİ ODASI 46. DÖNEM YÖNETİM KURULU 19 Temmuz 2018
2 https://www.yenisafak.com/ekonomi/turk-telekomdayeniden-yapilanma-3358528
Türk Telekom’da Özelleştirme Batağı Resmileşiyor
Türk Telekom’un (TT) yüzde 55 hissenin satıldığı 14 Kasım 2005 tarihinden itibaren yaşanan ve yaklaşık 13 yıl sürdürülen özelleştirme oyununda bugün yeni bir perde açılmaktadır. TT’nin yüzde 55 hissesini rehnederek aldığı krediyi ödemeyen Oger grubu, kurumdan yıllarca kar payını almış, ama tüm borcunu TT’nin ve büyük ölçüde Türk bankalarının üzerine yıkarak ortadan çekilmektedir. Buna izin veren siyasi mekanizma başta olmak üzere kamu adına TT’de yönetici yapılan tüm sorumlular hesap vermek zorundadır.
TT’nin özelleştirme bedeli Oger Grubu tarafından bizzat kurumun kendi hisseleri rehnedilerek alınan krediyle ödenmiştir. Bu durum imtiyaz sözleşmesine aykırı olduğu gibi ekonomik olarak da akıl ve mantıkla bağdaşmamaktadır. Buna kim hangi gerekçeyle izin verebilmiştir?
TT’nin yönetimini devralan Oger Grubu, kurum hisselerini rehin bıraktığı kredi borcunu da ödememiştir. TT’yi devraldığı Kasım 2005 tarihinden itibaren 5.7 milyar dolar kar payı alan Oger Grubu’nun, kredi borcunu ödeyemediği ortadayken yeniden fonlanması sağlanmıştır. Yani Oger Grubu’nun batışı 1 günde olmamıştır. Oger’in borcunu ödeyememe durumu 2013 yılından itibaren bilinmektedir. Borçlarını ödemekte zorlanan Oger Grubu, 2013 yılında borçlarını yapılandırmak üzere yine TT hisselerini rehin vererek, daha
da çok borçlanmıştır. Oger Grubu’na hiç olmazsa bu aşamada neden müdahale edilmemiş, Oger’in kendi malvarlığıyla teminat vermeksizin tüm borç yükünü TT üzerine bırakarak yeniden daha fazla borçlanmasına nasıl izin verilmiştir? Üstelik izin verilmekle kalınmamış, bu yeniden fonlama büyük ölçüde Türk bankaları üzerinden sağlanmıştır. Bankalar böyle bir şirkete nasıl borç vermişlerdir? Borç verirken, neden Oger Grubu’nun malvarlığına yönelik teminatlar istenmemiştir?
Özelleştirme şampiyonluğuyla övünen ve ekonominin büyük dehaları olarak her gün medya üzerinden göz boyayanlar bu gidişatı nasıl görememişlerdir? Görenler neden susmuşlardır? Yoksa bu iktidar yine mi “aldatılmıştır”?
TT’nin özelleştirilme ihalesinden itibaren siyaset-ticaret ilişkileri hep gündemde olmuş; bu çapraşık ilişkinin bedeli bugün gün yüzüne çıkmaktadır. Kapitalizmin işleyiş süreci içerisinde özelleştirmenin anlamı açıktır: Kamu kaynakları birilerine aktarılmaktadır. Ancak soyut kalan bu ifadenin görünen yüzü gerçekte çok daha acıdır. Bugün Oger’in ödemediği borç için Türk bankaları TT’yi devralacaktır. Nitekim bu nedenle işleri telekomünikasyon sektöründe faaliyet yürütmek olmayan bankalar, TT’ye alıcı bulamadıkları için devralmak zorunda kalmışlardır. TT gibi karlı bir kurum 2016 yılında zarar açıklamıştır. Ülke ekonomisi, TT gibi devasa bir kurumdan sağladığı vergi gelirlerinden de mahrum kalmıştır. Yalnızca vergi geliri değil, dünyada ekonominin temeli haline gelmiş iletişim ve bilişim teknolojileri açısından da ülkemiz geriye gitmiştir. TT’de fazlalık olarak görülen çalışanlar işten atılmış, kamu havuzunda atıl işgücü haline getirilmiştir. İşten çıkarmalarla TT’de sağlanan tasarruflar nereye gitmiştir: Hariri Ailesi’ne...
TT, Türkiye’nin iletişim ana omurgasını taşıyan tüm halkımızın alınteriyle kurulmuş devasa bir kurumken fiyasko ile sonuçlanacağı baştan belli bir özelleştirme batağına itilmiştir. Türkiye’deki kamu idareleri ve siyasi mekanizma sorumluluklarının gereğini yerine getirmeyerek Oger’in batış sürecini ve tüm yükün TT’nin üzerine yıkılmasını izlemişlerdir. Bugün hesap verme vaktidir. Ne yazık ki gelinen noktada en büyük acıyı yine TT’nin satışına karşı mücadele veren meslek örgütleri, sendikalar ve çalışanlar duymaktadır.
Ülkemizin kalıcı ve akılcı çözümlere ihtiyacı vardır. Siyasi çıkar ve rant kavgasından uzak kamu yararını ön planda tutacak yapılanlamalarla acilen yeniden kamulaştırmanın gündeme alınması gerekmektedir.
ELEKTRİK MÜHENDİSLERİ ODASI 46. DÖNEM YÖNETİM KURULU 30 Ağustos 2018
Elektrik Mühendisleri Odası Basın Açıklaması
ULAŞTIRMA BAKANI İSTİFA!
13Aralık 2018 tarihinde saat 06.36’da Ankara-Konya seferini yapan Yüksek Hızlı Tren’in (YHT) Ankara’da Marşandiz’de karşı yönden gelen kılavuz trenle çarpışması sonrasında 9 yurttaşımız hayatını kaybetmiş, 86 yurttaşımız da yaralanmıştır. Hayatını kaybeden yurttaşlarımızın ailelerine başsağlığı, kazada yaralananlara acil şifalar dileriz. Kazanın yaşandığı ilk andan itibaren üst birliğimiz TMMOB ve Odamızın da içinde bulunduğu heyetler tarafından gelişmeler an be an takip edilmiş ve kazanın nedenleri incelenmeye çalışılmıştır. Kazaya yol açan ihmallere dair Odamızın hazırlamaya başladığı teknik rapor kapsamında ilk bulgularımızın kamuoyunu doğru bilgilendirmek düşüncesiyle açıklanması elzem hale gelmiştir. Kazanın gerçekleştiği gün yaralıların kurtarılması ve hemen ardından başlayan savcılık soruşturması nedeniyle kaza mahalline heyetlerimiz sokulmasa da ilerleyen saatlerde kazaya yol açan ihmaller dizisi daha da belirgin hale gelmeye başlamıştır. 13 Aralık günü saat 06.30’da Ankara Garı’ndan Konya’ya hareket eden YHT seferi, Marşandiz mevkiinde gece boyunca sabaha kadar tren hatlarını kontrol eden kılavuz trenle kafa kafaya çarpışmıştır. Her iki trenin de hareket halinde olması yaşanan faciadaki kayıpların boyutunu artırmıştır. Odamızın yaptığı incelemeler ve medyaya yansıyan kaza görüntülerinde YHT seferini yapan trenin daha önceden makas değiştirip diğer hatta geçmesi gerekirken yanlış hatta seyir halinde olduğu, kılavuz trenin görevini tamamlayıp depoya giderken karşılaştıkları ve böylece her iki trenin çarpıştığı açıkça görülmektedir. Bu faciaya yol açan en önemli neden söz konusu hattaki sinyalizasyon eksikliğidir. Heyetimizin ilk incelemelerine göre kazanın yaşandığı yerin modern raylı ulaşım sistemlerinin en temel bileşeni olan sinyalizasyon sisteminin tamamlanmadan ulaşıma açılması bu faciaya davetiye çıkarmıştır. Makinistlerin ve kontrolle görevli personelin haberleşmelerinin telsiz/telefonla yapılması, raylı ulaşımda insan hatasına açık alanlar yaratmıştır. Birleşik Taşımacılık Çalışanları Sendikası’nın verilerine göre Türkiye’deki 12 bin 534 kilometrelik hattın sadece 5 bin 534 kilometresi sinyalizasyonludur. Geri kalan bölümdeki trafik, merkezden telsiz/telefonla idare edilmektedir. Demiryollarında güvenli ulaşımın sağlanabilmesi için sinyalizasyonun acilen tamamlanması gerekmektedir. Ayrıca kazanın yaşandığı hatta enkaz kaldırma çalışmalarının
tamamlanmasının ardından tren seferleri yeniden başlatılmıştır. Sinyalizasyon eksiği giderilmeden hattın açılması nedeniyle tehlike devam etmektedir.
Sayıştay’ın Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı 2017 yılı denetleme raporu da demiryollarında yaşanan zafiyeti açıkça ortaya koymaktadır. Rapora göre Kars-Tiflis Demiryolu’nda maliyetin 2.8 katı fazla ödeme yapılmış, buna rağmen projede belirtilen imalatların önemli bir kısmı sözleşme bedeli doldurulduğu için tamamlanamamış, elektrifikasyon, sinyalizasyon ve telekomünikasyon imalatları ise sözleşmeye dahil olmasına rağmen hiç yapılmamıştır. Tüm bu eksikliklere karşın Kars-Tiflis Demiryolu hattı ticarete açılmıştır.
16 Yıllık Ağır Bilanço: Seçim Şovlarına Malzeme Olan Altyapısı Eksik Projeler
TCDD Genel Müdürü’nün geçtiğimiz günlerde TBMM KİT Komisyonu’nda 8 Temmuz’da gerçekleşen ve 25 yurttaşımızın hayatını kaybetmesine neden olan Çorlu Tren Faciası üzerinden yaptığı açıklamaların gerçekle bağdaşmadığı açıkça gözler önüne serilmiştir. Genel Müdür yaptığı açıklamalarda hızlı tren hatlarının tamamının 24 saat kamerayla izlendiğini ve güvenliğin en üst seviyede olduğunu ifade etmiştir. Sinyalizasyona dair bilgi vermeyen Genel Müdür altyapı ve bakım işlemlerine dair yapılan yatırımlardan bahsetmiştir. Oysa dünyadaki raylı ulaşım sistemleri dikkatli incelendiğinde en temel gereksinimin ve olmazsa olmazının sinyalizasyon sistemi olduğu görülmektedir.
AKP’nin 16 yıllık iktidarı boyunca özellikle de seçim dönemlerinde “büyük” projelerini apar topar işletmeye aldığı, bilimi ve tekniği göz ardı ettiği görülmektedir. Kamunun kaynaklarını sorumsuzca ve ederinin üstünde bedellerle ihale eden siyasal iktidar bilimi ve tekniği hiçe sayarak, seçim şovlarıyla süslediği projeleri işletmeye almış ve yurttaşlarımızın can ve mal güvenliğini tehlikeye atmıştır. Bu da yetmezmiş gibi yurttaşlarımızın gündelik yaşamlarını direkt ilgilendiren yatırımlarda kesintiye gitmiştir. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın 2019 yılı bütçesi 7.7 milyar liradan 12.5 milyar liraya çıkarılarak, yatırımcı bakanlıkların bütçesini de 4’e katlamıştır. Bütçede Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın bütçesi yüzde 56, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nın bütçesi ise yüzde 56.5 oranında azaltılmıştır.
AKP iktidarının sicili kabarıktır: Mühendislik hataları ile dolu, kentsel ulaşım ilkelerine aykırı olduğu defalarca bildirilmesine rağmen yerel seçimler öncesi alelacele açılan teleferik ve YHT gibi riski yüksek, mühendislik ve bilimin gereklerinin yerine getirilmesi gereken projelerde, kamunun çıkarlarını değil, rant odaklarının karlarını ve seçimleri kazanmayı hedefleyen yaklaşımlar, yurttaşlarımızın hayatlarını kaybetmesine yol açmaktadır.
13 Aralık’ta yaşanan kazanın asıl sorumlusu olan Ulaştırma ve Altyapı Bakanı ve TCDD Genel Müdürü istifa etmeli, sinyalizasyon başta olmak üzere demiryolu seferlerinin güvenli bir şekilde yapılabilmesi için gereken altyapı eksiklikleri acilen tamamlanmalıdır.
ELEKTRİK MÜHENDİSLERİ ODASI 46. DÖNEM YÖNETİM KURULU 18 Aralık 2018
GÜÇ SİSTEMLERİ KONFERANSI ANKARA’DA YAPILDI
CIGRE* Türkiye Ulusal Komitesi (CIGRE Türkiye) tarafından organize edilen ve elektrik sektöründe yer alan kamu kuruluşları, özel şirketler ve sanayi sektöründen uzmanlar ile üniversitelerden akademisyenleri bir araya getirerek bilgi ve tecrübe paylaşımını hedefleyen Güç Sistemleri Konferansı (GSK-2018) geniş bir katılımla 15-16 Kasım 2018 tarihlerinde Ankara’da yapıldı.
Konferans kapsamında; bir çağrılı bildiri ve güç sistemlerine ilişkin çeşitli konularda 30 bildiri ile bir panel yer aldı.
Konferans programı, CIGRE Türkiye Ulusal Komitesi Yürütme Kurulu Başkanı Bahadır Uçan ve Konferans Bilim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Belgin Emre Türkay’ın açılış konuşmaları ile başladı. Ardından, ODTÜ’den Prof.
Dr. Muammer Ermiş, Hacettepe Üniversitesi’nden Prof. Dr. Işık Çadırcı ve Gazi Üniversitesi’nden Prof. Dr. Özgül Salor Durna tarafından “Türkiye Elektrik Sistemi: Geleceğe Teknolojik Bir Bakış” konulu çağrılı bildiri sunumu yapıldı. Konferansın ilk gününde “Dağıtım Sistemleri ve Dağıtık Üretim” ile “Trafolar” konulu 3 oturumda 15 bildirinin sunumu gerçekleştirildi.
Konferansın ikinci günü programı kapsamında da “Dağıtım Sistemleri ve Dağıtık Üretim”, “Sistem Teknik Performansı/Sistem İşletimi ve Kontrolü” ile “Diğer Teknik Konular” başlıkları altındaki oturumlarda 15 bildiri sunumu yapıldı. Ayrıca ikinci gün “Kısa Devre Güç Laboratuvarının Önemi ve Laboratuvara İlişkin Öngörüler” başlıklı panel gerçekleştirildi. CIGRE Türkiye Ulusal Komitesi Yürütme Kurulu Başkan Yardımcısı Dr. Ahmet Merev’in başkanlığında yapılan panelde; CIGRE Türkiye Ulusal Komitesi Yürütme Kurulu Başkan Yardımcısı Dr. Atalay Kaya, ELTEMTEK’ten Cihangir Gençoğlu, TSE’den Seyfettin Karabulut, EMSAD’tan Yücel Tümay ve TEİAŞ’tan Mesut Yılmaz konuşmacı olarak yer aldı. Panelde, uzun yıllardan beri ülkemiz elektrik sektörünün gündeminde olan “Kısa Devre Güç Laboratuvarı” konusundaki görüş ve öneriler de paylaşıldı.
Konferansla ilgili detaylı bilgi ve konferansta sunumu yapılan makalelere www.cigeturkiye.org.tr adresinden ulaşılabilir. CIGRE Türkiye faaliyetleri de @CigreTurkiye Twitter adresinden takip edilebilir.
Bu yıl yaklaşık 350 katılımcının yer aldığı Güç Sistemleri Konferansı’nın önümüzdeki yıllarda da devam ettirilmesi planlanmaktadır.
* CIGRE (Büyük Güç Sistemleri Uluslararası Konseyi) 1921 yılında kurulmuş uluslararası bir organizasyon olup, Güç Sistemleri konusunda uzmanlığın birlikte geliştirilmesi ve paylaşılmasını amaçlamaktadır. Tarafsız ve kar amacı gütmeyen yapısı ile güç sistemleri alanında özgün bir konuma sahiptir. Güç Sistemleri alanında tüm konularda çalışmalar yürütmektedir. Bu amaçla, elektrik kuruluşları, sanayi ve üniversitelerden uzmanları bir araya getirmektedir. Bünyesindeki Çalışma Komiteleri ve Çalışma Grupları tarafından yapılan çalışmalar sonunda yayınlanan teknik broşür ve raporlar sektör tarafından yakından takip edilmektedir. Bu dokümanların pek çoğu, uluslararası standart kuruluşları (IEC, IEEE, vb.) tarafından geliştirilen standartlar için de temel teşkil etmektedir. Üyelerin CIGRE faaliyetlerine katılımı, sayısı 59’a ulaşan Ulusal Komiteler üzerinden gerçekleştirilmektedir.
ELEKTRİK MÜHENDİSLERİ ODASI MESLEKİÇİ SÜREKLİ EĞİTİM MERKEZİ (MİSEM) İSTATİSTİKLERİ
MİSEM EĞİTİMLERİ - 2018*
KATILIMCI 85 825 273 255 247 186 93 175 741 732 187 146 150 91
2003-2018 YILLARI ARASINDA ŞUBELERE GÖRE YAPILAN MİSEM EĞİTİMLERİ VE KATILIMCI SAYISI*
KATILIMCI
2.344
11.425
4.206
3.605
2.444
1.620
2.151
13.078
8.841
3.678
1.275
1.519
1.302
1.082
59.524
MİSEM EĞİTİMLERİ KATILIMCI SAYISI (2003-2018*)
8000 7000 6000 5000 4000 3000 2000 1000
0 2003 2004 2005 2006 2007 2008 2009 2010 2011 2012 2013 2014 2015 2016 2017 2018
*2018 Yılı Ekim ayı itibarıyla
İSTATİSTİKLERİ MW kWh
TÜRKİYE’DE ELEKTRİK ÜRETİMİ 2017-2018 (OCAK/KASIM) KARŞILAŞTIRMASI TÜRKİYE'DE ELEKTRİK ÜRETİMİ 2017-2018 (OCAK/KASIM) KARŞILAŞTIRMASI
120000000
100000000
80000000
60000000
40000000
20000000
0 DOĞAL GAZ
TOPLAM 2018 (OCAK/KASIM) 83178331,21 TOPLAM 2017 (OCAK/KASIM) 100253476,8
LNG
949,53 1871,89
LİNYİT TAŞ KÖMÜR
41045629,7 2257037,75 36403872,47 2651051,9
ASFALTİT KÖMÜR
İTHAL KÖMÜR
FUEL OİL
2069724,83 56547801,14 1286610,78
2193984,2 46193792 1373634,98
ATIK ISI
643360,47 639639,94
BİYOKÜTLE JEOTERMAL AKARSU
BARAJLI
2077349,26 6213915,98 16998298,34 36897373,62 1698759,58 4729903,56 13876632,91 37325173,78
52112,84 20290,65
RÜZGAR
18095115,39 15523748,81
ÜRETİM 2018 OCAK/KASIM 267.363.610,84 kWh
TÜRKİYE’DE ELEKTRİK ENERJİSİ KURULU GÜCÜ KASTIÜMRKİSYEO'DENELUEKTİRTİK İENBEARJRİSİIKYURLULAU G2Ü0C1Ü7- K-A2S0IM18SOKNUAİTRİBŞARIILYLAA2Ş01T7-I20R18MASI
KAŞILAŞTIRMASI
25000
15000
0 30 KASIM 2017- KURULU GÜÇ MW
FUEL- YERLİ İTHAL DOĞAL YENİLE
OİL + KÖMÜ KÖMÜ GAZ + N.+ATI
NAFTA R (TAŞ R
LNG K+ATIK
+ KÖMÜ
ISI+PİR
MOTO RÜ +
OLİTİK
RİN LİNYİT
YAĞ
+
ASFALT
İT)
303,6 9.872,60 8.133,90 23.063,70 562,7
ÇOK YAKITLI
LAR
JEOTER MAL
BARAJL I
A KAR S U
RÜZGA R
4.052,5 1.019,70 19.776,00 7.428,70 6.447,80 13,9
LİSANS SIZ (T ERM İ K+LİSA N S+R Ü ZG AR + GÜNEŞ
)
2.463,9
30 KASIM 2017- KURULU GÜÇ MW 294,0 10.203,5 8.793,9 22.433,0 724,5 4.140,3 1.282,5 20.504,8 7.740,9 6.886,9 81,7 5.261,4
50.000 45.000
40.000 PUANT TALEP (MW)
35.000 30.000 25.000 20.000 15.000 10.000
5.000 0 2002 2003 2004 2005 2006 2007 2008 2009 2010 2011 2012 2013 2014 2015 2016 2017
TÜKETİM 2018 OCAK/KASIM 267.023.943,06 kWh
90000
80000
70000
60000
40000
30000
0 1
YILLAR
KURULU GÜÇ (MW) 4364,2
1981 1986 1991 1996 2001 2006 2011
5537,6 10115,2 17209,1 21249,4 28332,4 40564,8 52911,1
9 2016 78497
10 2018 83283,1
* 30 Kasım 2018 itibarıyla. Lisanssız kurulu güç hariç
250000
TÜRKİYE’DE ELEKTRİK ENERJİSİ ÜRETİMİNİN DEĞİŞİMİ
200000
150000
100000
TAŞKÖMÜRÜ +ASFALTİT İTHAL KÖMÜR LİNYİT TOPLAM FUEL-OİL MOTORİN LPG NAFTA DOĞAL GAZ YENİLENEBİLİR +ATIK+ ATIK ISI T ERM İK
1940 1942 1944 1946 1948 1950 1952 1954 1956 1958 1960 1962 1964 1966 1968 1970 1972 1974 1976 1978 1980 1982 1984 1986 1988 1990 1992 1994 1996 1998 2000 2002 2004 2006 2008 2010 2012 2014 2016
2017 Yılı Faturalanan Tüketimin Tüketici Türü Bazında Serbest Tüketici ve Abonelere Göre Dağılımı (MWh)*
Tüketici Türü
Abone
Sanayi
33.365.763,58
Ticarethane
15.336.980,88
Mesken
41.807.333,73
Tarımsal Sulama
5.797.193,93
Aydınlatma
4.146.436,53
Genel Toplam
100.453.708,65
*EPDK Elektrik Piyasası Piyasa Gelişim Raporu 2017
Oran (%) 33,22 15,27 41,62 5,77 4,13 100,00
Tüketim Miktarı (MWh)
Serbest Tüketici
Oran (%)
61.597.523,39
49,18
51.005.729,13
40,72
11.702.954,84
9,34
762.801,21
0,61
190.810,93
0,15
125.259.819,48
100,00
Toplam 94.963.286,96 66.342.710,01 53.510.288,56 6.559.995,13 4.337.247,46 225.713.528,13
Oran (%) 42,07 29,39 23,71 2,91 1,92 100,00
Kaynak: TEİAŞ, (2018, 10 Aralık) https://www.teias.gov.tr/ Güncel elektrik istatistiklerine EMO İnternet Sitesinden şu bağlantıyı kullanarak erişebilirsiniz. http://www.emo.org.tr/genel/bizden_detay.php?kod=88369#.WdI_7FS0Pcs
ELEKTRİ K
KİTA
Hazırlayan: Bahar Tanrısever
P TANITIMI
Elektrik Mühendisleri Odası yayını olan kitaplara elektronik ortamda; http://kitap.emo.org.tr adresinden ya da EMO Yayın Birimi’nden ulaşabilirsiniz.
TÜRK TELEKOM ÖZELLEŞTİRME RAPORU
Hazırlayan: EMO Yayımlayan: EMO Yayın No: GY/2017/695 ISBN: 978-605-01-1109-5 Baskı: 1. Baskı, Ankara-Kasım 2017
Elektrik Mühendisleri Odası’nın Türk Telekom’un özelleştirilmesi ve sonuçlarına ilişkin hazırladığı rapor kitaplaştırılarak yayımlandı. Çalışma, 6.5 milyar dolara özelleştirilen Türk Telekom’da, kurum hisseleri rehin edilerek alınan banka kredilerinin ödenmemesi sonucu oluşan batık ve bugün yaşanan krize adım adım nasıl gidildiğini tüm ayrıntılarıyla ortaya koyuyor.
Türk Telekom Özelleştirme Raporu, “Türk Telekom 2007 Yılından Beri Rehin” başlıklı bölüm ile başlıyor. Oger Telekomünikasyon Anonim Şirketi’nin (OTAŞ), Mart 2007’de Türk Telekom’daki tüm hisselerini ipotek edip 3.5 milyar dolar tutarında kredi aldığı ve özelleştirme borcunun kalanını bir seferde ödediği belirtiliyor.
“Borcu Borçla Kapat, Karı Götür Devrinin Sonu” başlıklı ikinci bölümde, kredi borcunu kapatamayan ve hisseleri üzerindeki rehni kaldıramayan OTAŞ’ın, borçların refinansmanı ve vade uzatımı ile bu yolla temettü ödemeye devam etmek üzere 2013 yılında yeniden kredi kullandığı ve yine Türk Telekom hisselerini teminat verdiği kaydediliyor.
“Türk Telekom’da Rehin Krizi” başlıklı üçüncü bölümde, siyasilerin yaptıkları açıklamalarla yaşanan krizin üzerini örtme çabaları, Oger Grubu’nun Türk Telekom’dan elde ettiği temettü geliri ve Türk Telekom’un 2006-2017 dönemi gelir-yatırım oranı aktarılıyor.
“Oger’in Batışı ve Türk Telekom’a Etkisi” başlıklı dördüncü bölümde, konu hukuki boyutlarıyla irdelenerek borçların ödenemediğinin tespiti ve ilgili koşullar gereği OTAŞ’ın Türk Telekom ve bağlı şirketlerindeki Yönetim Kurulu üyeliklerinin otomatikman düşmüş olduğu dile getiriliyor.
“Torba Yasa ile İmtiyaz Sözleşmelerine Müdahale ve Türk Telekom” başlıklı beşinci bölümde, Türk Telekom, Turkcell ve Vodafon’a yönelik af düzenlemeleri ve kamu yararı/zararı konusunda bilgi aktarılıyor.
Kitabın “Saptamalar ve Değerlendirmeler” başlıklı son bölümünde şöyle deniliyor:
“Sonuç olarak, Türk Telekom’un yüzde 55 hissesini 21 yıl+2.5 aylığına 6.5 milyar dolara devralan OTAŞ’ın bu parayı yine Türk Telekom’un hisselerini rehin ederek verdiği krediyle ödediği ve bu kredi borcunu aradan geçen 12 yıllık sürede kapatmadığı, halen Türk Telekom hisselerinin rehinli olduğu, Türk bankalarının da bu borç yükü altında kaldığı, Oger’in bu borcu ödeyecek teminat ya da malvarlığının bulunmaması durumunda yükün kamunun üzerinde kalacağı açıktır. Üstelik bu 12 yıllık işletme süresi boyunca (2005-2016) 5.7 milyar dolarlık temettü gelirini Türk Telekom’dan alıp götürmüş olan OTAŞ’ın yönetimi süresince, yani özelleştirme sonrasında kurumda çalışan 18 bin 642 kişilik istihdam yok edilmiştir. Türk Telekom 2016 yılında 724.3 milyon lira zarar ettiği için temettü dağıtımı da yapmamıştır. İktidarın özelleştirme şampiyonluğu, en büyük özelleştirme geliri diye sunduğu Türk Telekom’da yaratılan facianın bilançosu ortadadır. Türk Telekom’un özelleştirmesi, kamunun gelir kaybına, yurttaşların işsiz kalmasına, yönetim ve altyapı zaafiyetine yol açmıştır. İmtiyaz sözleşmesinin arkasından dolanarak, muğlak ifadelerle Türk Telekom hisselerinin rehin verilmesine yol açanlar, Oger Grubu
batarken seyreden sorumluların hesap vermesi gerekmektedir.”
“Türk Telekom’un Özelleştirilmesi ve Sermaye Yapısı” başlıklı ek ile tamamlanan toplam 45 sayfalık kitabı EMO’dan edinebilir ya da http://kitap.emo.org.tr/ adresinden e-kitap olarak indirebilirsiniz.
EMO MÜHENDİSLERİN DURUMU VE MESLEKİ ALAN ARAŞTIRMASI
Hazırlayan: EMO Yayımlayan: EMO Yayın No: GY/2018/715 ISBN: 978-605-01-1188-0 Baskı: 1. Baskı, Ankara-Mart 2018
Elektrik Mühendisleri Odası’nın (EMO) üyelerine yönelik olarak istihdama ilişkin bir perspektif oluşturmak amacıyla gerçekleştirdiği “Mühendislerin Durumu ve Mesleki Alan Araştırması” kitap olarak basıldı. Yapıt, EMO’nun meslek alanlarındaki elektrik, elektronik, elektronik ve haberleşme, elektrik-elektronik, kontrol ve otomasyon ile biyomedikal mühendisleri arasında işsizlik ve nedenleri, istihdam durumları, ilerleme beklenen alanlar ve en çok hangi alanlarda iş arandığı gibi pek çok konuda durum saptaması yaparak, gelecek için bir perspektif ortaya koyuyor.
Kitabın “Giriş” yazısında, teknolojik gelişmelerin bazı alanlarda mühendis istihdamını azaltıcı etki yaparken, diğer yandan yeni iş olanakları ve uzmanlık alanları da yarattığına işaret ediliyor. Bu gelişmelerin mühendislik mesleğindeki istihdam alanlarına yönelik değerlendirme ve planlama ihtiyacını daha da önemli hale getirdiği vurgulanırken, Türkiye’nin teknoloji üreten değil, satın alan, kullanan, en iyi olasılıkla montaj yapan bir ülke olmasının, mühendislerin “yaratıcı” niteliklerinin geri planda kalmasına yol açtığı belirtiliyor. Bunun da hem Türkiye’nin teknolojik ilerlemesini hem de mühendislerin mesleki gelişimini olumsuz etkilediğine dikkat çekiliyor.
Mühendisler için istihdam alanı yaratılamamasına karşın genç mezun sayısının giderek arttığına işaret edilen yazıda, EMO’nun mesleki alanlarını oluşturan mühendislik dallarında önemli bir işsizlik sorunu oluştuğu kaydediliyor. EMO’nun söz konusu alan araştırmasını, elektronik ortamda ulaşılabilen tüm EMO üyelerine açık olarak 2016 yılında gerçekleştirdiği anket çalışması ile yaptığı bilgisi verilen yazıda, şöyle deniliyor:
“İşgücü arzı ve işsizlik durumunu saptamak da hedeflenmekle birlikte araştırmanın amacı EMO üyesi mühendislerin istihdamı ve alan içerisinde ne tür görev üstlendiklerini tespit etmek; EMO’nun kapsamındaki mühendislik alanlarında ülkemizin gidişatını resmedebilmek ve bu anlamda işin sahibi olan mühendislerin yaklaşımını ortaya koyabilmektir.”
Giriş Bölümü, araştırmada uygulanan yöntemler, katılımcıların yaş ve unvan dağılımı ile ilgili bilgilerin aktarılmasıyla tamamlanıyor. Kitapta daha sonra “EMO Üyeleri Arasında İşsizlik”, “İşsizliğe Mesleki Alanlar ve Görev Tanımları İtibarıyla Bakış”, “İşsizlik Nedenleri”, “EMO Üyesi Mühendislerin İstihdamına Bakış”, “Mühendisler Hangi Alanda İş Arıyor”, “Mühendislerin İlerleme Bekledikleri Mesleki Alanlar” ve “Kadın Mühendislerde İşsizlik ve İstihdam” başlıklı bölümler yer alıyor. Grafik ve tablolarla desteklenen kitap toplam 97 sayfadan oluşuyor.
“Mühendislerin Durumu ve Mesleki Alan Araştırması” adlı eseri EMO’dan edinebilir ya da http://kitap.emo.org. tr/ adresinden e-kitap olarak indirebilirsiniz.
TÜRKİYE’DE MÜHENDİSLİK MİMARLIK
ŞEHİR PLANLAMA EĞİTİMİNİN TARİHSEL
GELİŞİMİ VE MEVCUT DURUM ANALİZİ
Hazırlayan: TMMOB Yayımlayan: TMMOB ISBN: 978-605-01-1210-8 Baskı: 1. Baskı, Ankara-Mayıs 2018
TMMOB Mühendislik Mimarlık ve Şehir Plancılığı Eğitimi Sempozyumu kapsamında, Ziraat Mühendisi Baki Remzi Suiçmez ve Meteoroloji Mühendisi İsmail Küçük sekretaryalığında hazırlanan “Türkiye’de Mühendislik Mimarlık Şehir Planlama Eğitiminin Tarihsel Gelişimi ve Mevcut Durum Analizi”, TMMOB tarafından kitap olarak yayımlandı. Geçmişten bugüne eğitimde gelinen nokta ve yaşanan sorunların ortaya konulduğu yapıtta, daha iyi bir eğitim sistemi için öneriler de paylaşılıyor.
TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Emin Koramaz, kitabın sunuş yazısında Türkiye’deki eğitimin köklü, yapısal ve politik sorunlarına dikkat çekiyor. Üniversitelerdeki eğitimin niteliğinin giderek azalmasını “dehşetle” takip ettiklerini belirten Koramaz, “Ülkemizde üniversite sayısı, bu raporu hazırlayan değerli arkadaşlarımızın tabiri ile ‘Borsa gibidir’. Günaşırı açılan yeni üniversiteler, kapatılan veya bölünen üniversiteler tüm öğrencileri etkilediği kadar bizleri ve mesleklerimizin geleceğini de olumsuz olarak etkiliyor” görüşünü dile getiriyor.
TMMOB Eğitim Sempozyumu kapsamında geçmişten günümüze mevcut durum analizini yapmayı ve özellikle son dönemde yaşananlara karşı neler yapılması gerektiğini ortaya koymak amacıyla kitabın hazırlandığını anlatan Koramaz, “Bu çalışma ile teknik eğitimin seyrine ve geleceğine bir ışık tutabilmeyi umut ediyoruz” diyor.
Yapıtta, ülkemizdeki teknik eğitimin mevcut durumu ve tarihsel seyri, teknolojik ve politik gelişimlerin eğitime etkileri, üniversite ve kontenjan sayılarındaki değişimin sebep olduğu yıkım, akademik personelin sayı ve niteliği, derslik ve laboratuvar gibi fiziksel altyapı sorunları, staj, lisansüstü eğitim, dünyada yaşanan yenilikler ve yaklaşımlar ayrıntılı olarak işleniyor. Ayrıca yüksek öğrenimde ar-ge faaliyetlerine yönelik kaynak yetersizliği, özerklik, öğretim elemanlarının ifade özgürlüğü ve karar süreçlerine katılımı, akademik yönetici atama sorunları, mezuniyet sonrasında denklik ve yeterlilik, iş bulma sıkıntısı, meslek içi ve yaşam boyu eğitim gibi konulara yönelik TMMOB görüşleri ve çözüm önerileri de aktarılıyor.
Kitabın “Kavramlar, Tanımlar, Unvanlar” başlıklı ilk bölümünde, “Meslek Kavramları, Meslek Tanımları, Meslek Unvanlarının Alınması ve Korunması” ile “TMMOB ve Odalarına Üyelik ve Yeni Unvanlar Sorunu” konuları işleniyor.
“Üniversitelerde Mühendislik, Mimarlık, Şehir Plancılığı Eğitimi” başlıklı ikinci bölüm kapsamında; “Mühendislik Mimarlık Şehir Planlama Eğitiminin Tarihçesi, Türk Milli Eğitim Sisteminin Yapısı, Kuruluş Tarihlerine Göre Kurulan/Kapatılan/ Adı Değişen Üniversiteler, Yıllara Göre Karşılaştırmalı Mevcut Durum Analizi, Fakülte, Bölüm, Diploma, Unvan Karmaşası, Tartışılacak YÖK Kararları, Teknoloji Fakülteleri ve Unvan Sorunları, Üniversitelerdeki Çeşitlenme/Uzmanlaşma/ Farklılaşma Süreci (2016 +), AR-GE ve Üniversiteler” konuları irdeleniyor.
“Mühendislik, Mimarlık, Şehir Planlama Eğitimi ve TMMOB” konulu üçüncü bölümün alt başlıkları ise şöyle sıralanıyor:
“Geçmişten Günümüze TMMOB Örgütlenmesi, TMMOB Etkinlikleri, Eylemleri, Görüşleri, Mühendislik-Mimarlık-Şehir Planlama Eğitimi Kapsamındaki TMMOB ve ODA Etkinlikleri, GATS Yükümlülükleri-AB Uyum Çalışmaları ve TMMOB, Mesleki Yeterlilikler, Karşılıklı Tanınması ve TMMOB, Akreditasyon ve TMMOB, TMMOB ve Öğrenci Üyelik, Staj Sorunu ve TMMOB, Yabancı Dilde Eğitim, Yayın ve TMMOB, Yabancı Mühendis Mimar Şehir Plancılar ve TMMOB, Engelliler ve TMMOB, Uzaktan Eğitim-Öğretim ve TMMOB, İstihdam Politikaları ve İşsizlik ve TMMOB, Meslek İçi Sürekli Eğitim ve TMMOB.”
Tablo, grafik ve şekillerle desteklenen kitap; “Sonuç ve Öneriler”, “Kaynakça” ve “Ekler” bölümleriyle tamamlanıyor. Toplam 342 sayfadan oluşan kitap TMMOB’den edinilebileceği gibi, www.tmmob.org.tr adresinden elektronik kitap olarak da indirilebiliyor.
MÜHENDİSLİK MİMARLIK ÖYKÜLERİ VIII
Hazırlayan: TMMOB Yayımlayan: TMMOB ISBN: 978-605-01-1160-6 Baskı: 1. Baskı, Ankara-Şubat 2018
Türkiye’nin sanayileşme ve kalkınma tarihini mühendis ve mimarların gözünden yaşanmış örneklerle anlatan “Mühendislik Mimarlık Öyküleri” serisinin 8. kitabı yayımlandı.
TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Emin Koramaz kitabın sunuş yazısında, mühendislik ve mimarlık öykülerinin her bir kitabının, Türkiye’nin sanayileşme ve kalkınma serüveninin farklı boyutlarına dikkat çektiğini belirtiyor. Koramaz, “Bu kitaplar, sanayi devrimine ayak uydurmaya çalışan Osmanlı’nın mirasını, çağdaş bir ülke yaratmak isteyen genç Cumhuriyetin gayretlerini ve planlı kalkınma döneminin yaratıcı uygulamalarını yeni nesillerle paylaşabilmek açısından bulunmaz birer kaynak sunuyor” görüşünü dile getiriyor.
Serinin, sadece TMMOB’nin kurumsal tarihi açısından değil, Türkiye’deki mühendis, mimar ve şehir plancılığının mesleki tarihi açısından da çok önemli bir yer tuttuğunu vurgulayan Koramaz, “İçinden geçtiğimiz bu zor dönemde, bizden önceki dönemlerdeki meslektaşlarımızın onca olanaksızlıklar içerisinde hayata geçirdiği eserlere ilişkin öyküleri okumak, geleceğe ilişkin umutlarımızı çoğaltıyor” diyor.
Kitap, Nadir Avşaroğlu’nun kaleme aldığı Önsöz ile devam ediyor. Avşaroğlu, 2002 yılında temeli atılan çalışma ile Türkiye’deki başarılı sanayi uygulamalarını hatırlamak ve geniş bir kamuoyu tarafından bilinmesini sağlamanın amaçlandığını belirtiyor. Bir diğer amacın da bu kuruluşları, ürünleri ve eserleri meydana getiren meslektaşların öneminin anlaşılması, anılması ve gecikmiş de olsa vefa borcunun ödenmesi olduğunu kaydeden Avşaroğlu, şu görüşleri dile getiriyor:
“Bu sekizinci kitapla birlikte yayınlanan yüze yakın öyküde, mühendislerin ve mimarların bu ülkeyi imar edebilmek için nasıl bir özveri ile çalıştıkları, ürettikleri ve ömür tükettiklerinin öyküsünü anlatmaya çalıştık. Ancak görünürdeki kahramanlar kadar, perdenin arkasında da birçok kahraman mevcut. Belki bu üretimi gerçekleştirenlerden daha da fazla. Örneğin eşler. Bir mühendis ve mimarla evliliğin mutluluğunu yaşayamadan, doğup büyüdüğü büyük kenti terk eden, adını bile duymadığı, haritada zor seçilen küçük bir Anadolu kasabasında yaşamak zorunda kalan, her türlü olanaktan yoksun bir hayata zorlanan eşler.
Örneğin çocuklar. Babalarının peşinde şehir şehir, kasaba kasaba dolaşan çocuklar. Anadolu’nun en ücra köşelerinde yaşayan, 3 sene üst üste bir okula devam edemeyen, nedenini anlamadığı şekilde en yakın sınıf arkadaşlarını sürekli terk etmek zorunda kalan çocuklar. Anneler; okutup, büyütüp, mühendis mimar yaptıkları çocuklarını bir fabrika montajına, bir baraj yapımına, bir maden işletmesine gönderen ve iletişimin olmadığı çağlarda aylarca evladından haber alamayan anneler. Bunca keşmekeşin içinde bir hayat kurmaya, bir aile yaratmaya ve bir ülke imar etmeye çalışan mühendisler, mimarlar. ‘Şimdiki gençler mühendislik mi yapıyor, mühendislik o zamanlarmış, bizim zamanımızdaymış’ dedirten.”
Avşaroğlu, 8. Kitabı Metalurji Mühendisi Mahmut Kiper ve Makine Mühendisi Melih Şahin ile birlikte hazırladıklarını belirtiyor.
Kitapta daha sonra Mahmut Kiper’in “21. Yüzyıla İlk Giren Adam: Aykut Göker”; Doğan Hasol’un “Önce İTÜ Vardı”; Gülsün Tanyeli’nin “Türkiye Köprüleri”; Nadir Avşaroğlu’nun “Kömürün Hüzünlü Bandosu” ve “Bir Ömürdür Vardiya”; Fatma Afyoncu’nun “XVII. Yüzyılda Hassa Mimarları Ocağı”; C. Hakan Gür’ün “Türkiye’de Metalurji Mühendisliği Eğitiminin Tarihçesi”; Feza Günergun’un “Osmanlı Mühendis-Mimar Cemiyeti”; Meltem Gürel’in “Dekorasyondan İç Mimarlığa”; Halit Suiçmez’in “Fındığın Öyküsü” ve Önder Küçükerman’ın “Beykoz Camları” başlıklı yazıları yer alıyor.
Toplam 224 sayfadan oluşan kitap TMMOB’den edinilebilir ya da www.tmmob.org.tr adresinden e-kitap olarak indirilebilir.
ELEKTRİK MÜHENDİSLERİ ODASI 46. DÖNEM KURULLARI
EMO YÖNETIM KURULU
GAZİ İPEK
BAŞKAN YRD. MEHMET TURGUT
İBRAHİM SARAL
ŞAKİR AYDOĞAN
KÜBÜLAY ÖZBEK
EVİNDAR AYDIN
NEVAL ŞİMŞEK
EMO ONUR KURULU İSA GÜNGÖR ERCAN DURSUN İHSAN YURT BAHRİ KAVİLCİOĞLU MURAT ÇELİK
EMO DENETLEME KURULU GİYASİ GÜNGÖR NACİ BASMACI AHMET TURAN AYDEMİR SERDAR ÇİFTCAN MUSTAFA AKÇAKAYA MEHMET VEYSİ ÇEVRİM BARIŞ ÇORUH
TMMOB YÖNETIM KURULU ÜYESİ UFUK ATAÇ
ADANA BAŞKAN BAŞKAN YARDIMCISI
SAYMAN Yönetim Kurulu Üyesi Yönetim Kurulu Üyesi Yönetim Kurulu Üyesi ŞUBE DENETÇİSİ ŞUBE DENETÇİSİ ŞUBE DENETÇİSİ
MEHMET MAK DERYA OLPAK KADEŞ
FİKRİYE YAMAN
MUSTAFA ERGEN SELÇUK ÖZDOĞAN ÖZLEM EKEMEN EROL AYAS ŞÜKRÜ SARIMSAKCI NİHAT HARMAN MEVLÜT BULGUR
ANKARA BAŞKAN BAŞKAN YARDIMCISI YAZMAN SAYMAN Yönetim Kurulu Üyesi Yönetim Kurulu Üyesi Yönetim Kurulu Üyesi ŞUBE DENETÇİSİ ŞUBE DENETÇİSİ ŞUBE DENETÇİSİ
ÖMÜRHAN AVNİ SOYSAL TAHSİN YILMAZ ECEVİT ABLAK MUSTAFA MUMCU TUFAN TEZİŞ ONUR KOÇAK İZEL ÇANTA SEBATİ GÖKEN SADRETTİN EREN MEHMET TEKİN
ANTALYA BAŞKAN BAŞKAN YARDIMCISI YAZMAN SAYMAN Yönetim Kurulu Üyesi Yönetim Kurulu Üyesi Yönetim Kurulu Üyesi ŞUBE DENETÇİSİ ŞUBE DENETÇİSİ ŞUBE DENETÇİSİ
İLHAN METİN ŞABAN TAT ÇİĞDEM IŞIKYÜREK MURAT SÖNMEZ AHMET AYDIN DURALİ ÇAKIR MUSTAFA TOPCU FERHAT ÇAĞLI MEHMET BAHADIR DEMİR SUAT KAŞ
BURSA BAŞKAN BAŞKAN YARDIMCISI YAZMAN SAYMAN Yönetim Kurulu Üyesi Yönetim Kurulu Üyesi Yönetim Kurulu Üyesi ŞUBE DENETÇİSİ ŞUBE DENETÇİSİ ŞUBE DENETÇİSİ
BURAK ÖZGEN MEHMET CAN HALİL İBRAHİM BAKAR ÖMER ÇETİN MUTLU YILMAZ SEDAT GÖKMENOĞLU ŞERİFE VATANSEVER TUNÇ ALADAĞLI AYTAÇ SEVİM OZAN YEŞİLKAYA
DİYARBAKIR BAŞKAN BAŞKAN YARDIMCISI
MEHMET ORAK HÜSNÜ GÜL TEKIN
MEHMET CEYLAN
SAYMAN Yönetim Kurulu Üyesi Yönetim Kurulu Üyesi Yönetim Kurulu Üyesi ŞUBE DENETÇİSİ ŞUBE DENETÇİSİ ŞUBE DENETÇİSİ
ALİCAN ÇETİNKAYA CENGİZ ACAR İDRIS BENEK SEMA BAYHAN MEHMET VEYSİ ÇEVRİM YUSUF KEMAL IŞIK METİN AKTAŞ
KOCAELİ BAŞKAN BAŞKAN YARDIMCISI
SAYMAN Yönetim Kurulu Üyesi Yönetim Kurulu Üyesi Yönetim Kurulu Üyesi ŞUBE DENETÇİSİ ŞUBE DENETÇİSİ ŞUBE DENETÇİSİ
AHMET SÖZEN EMRULLAH ÇEVİRME ÇİĞDEM GÜNDOĞAN TÜRKER ABDULLAH AÇER YASİN ARIKAN ÖZKAN TORAMAN MEHMET KARA KAMİL ERBAY KAZİM POLAT AHMET BAŞARIR
ESKİŞEHİR BAŞKAN BAŞKAN YARDIMCISI YAZMAN SAYMAN Yönetim Kurulu Üyesi Yönetim Kurulu Üyesi Yönetim Kurulu Üyesi ŞUBE DENETÇİSİ ŞUBE DENETÇİSİ ŞUBE DENETÇİSİ
ENDER KELLECİ
OĞUZ SOYLU
BAŞKAN YARDIMCISI
ONUR OLUKLULU
ADİL GÜZLE
LEVENT ÇELİK
CUMHUR BURAK ÇIRAKOĞLU Yönetim Kurulu Üyesi
ÖMÜR YILDIZ
İRFAN SATIR
MAHMUT UĞUR KOLCA
HASAN HÜSEYİN KÖSEOĞLU ŞUBE DENETÇİSİ
SEYFETTİN ATAR İSMAİL ALKAYA UMUT TEMİZKAN ÖZGE ÇEKİRGE HASİP SELÇUK CANER ÖZDEMİR ALİ SERCAN ÇADIRCI AHMET GÜNÖZ İBRAHİM MEMİLİ CEYHUN KIRAN
GAZİANTEP BAŞKAN BAŞKAN YARDIMCISI YAZMAN SAYMAN Yönetim Kurulu Üyesi Yönetim Kurulu Üyesi Yönetim Kurulu Üyesi ŞUBE DENETÇİSİ ŞUBE DENETÇİSİ ŞUBE DENETÇİSİ
İSLİM ARIKAN MEMİK DEMİR MELİKE KOÇAK DR. MEHMET MERKEPÇİ BÜNYAMİN SAĞLAM MEHMET ŞİRAZ MESUT COŞKUN BÜLENT DAŞOLUK KEMAL TANKUT İPEK BOZGEYİK
SAMSUN BAŞKAN BAŞKAN YARDIMCISI YAZMAN SAYMAN Yönetim Kurulu Üyesi Yönetim Kurulu Üyesi Yönetim Kurulu Üyesi ŞUBE DENETÇİSİ ŞUBE DENETÇİSİ ŞUBE DENETÇİSİ
MURAT KARDAŞ TAMER BİLAL İBRAHİM DENİZ SAYGILI TARIK TARHAN ALİ EKBER ÖZDEMİR AHMET KURADA İLKER CEYLAN ERCAN İŞCİ ADEM YILMAZ CANSU COŞKUN
İSTANBUL BAŞKAN BAŞKAN YARDIMCISI YAZMAN SAYMAN Yönetim Kurulu Üyesi Yönetim Kurulu Üyesi Yönetim Kurulu Üyesi ŞUBE DENETÇİSİ ŞUBE DENETÇİSİ ŞUBE DENETÇİSİ
EROL CELEPSOY HAKKI KAYA OCAKAÇAN FAİK KEMAL ÖZOĞUZ MUSTAFA AYDIN MAZLUM KAPLAN BEYZA METİN ERHAN KARAÇAY SEYİT GAZİ BAL ŞAHİN YILMAZ MECDİ DEMİR GÜRSOYTRAK
TRABZON BAŞKAN BAŞKAN YARDIMCISI YAZMAN SAYMAN Yönetim Kurulu Üyesi Yönetim Kurulu Üyesi Yönetim Kurulu Üyesi ŞUBE DENETÇİSİ ŞUBE DENETÇİSİ ŞUBE DENETÇİSİ
İSMAİL HAKKI ALTAŞ ADEM YARDIM EMRE AKYÜZ ÖZER ÖZTÜRK İSMAİL HAKKI ÇAVDAR TUNCAY DEĞERMENCİ MEHMET MAZLUM DOĞAN YILMAZ MUAMMET BAKİ AHMET MUTLUOĞLU
DENİZLİ BAŞKAN BAŞKAN YARDIMCISI YAZMAN SAYMAN Yönetim Kurulu Üyesi Yönetim Kurulu Üyesi Yönetim Kurulu Üyesi ŞUBE DENETÇİSİ ŞUBE DENETÇİSİ ŞUBE DENETÇİSİ
BÜLENT PALA MAHMUT KAYA ARİF DÖNMEZ TURAY VOLKAN AYANOĞLU ERDEM DURMAZ HATİCE ERYİĞİT MUHSİN TARIK MADRAN ERIM ARICI FATIH MARDINOĞLU NAZIM GÖKHAN DALDAŞ
İZMİR BAŞKAN BAŞKAN YARDIMCISI YAZMAN SAYMAN Yönetim Kurulu Üyesi Yönetim Kurulu Üyesi Yönetim Kurulu Üyesi ŞUBE DENETÇİSİ ŞUBE DENETÇİSİ ŞUBE DENETÇİSİ
ŞEBNEM SEÇKİN UĞURLU HÜSEYİN AVNİ GÜNDÜZ HACER ÖZTURA ZEKİYE FERYAL GEZER GÜLEFER METE MÜMTAZ AYÇA EGEMEN AKKUŞ AHMET ÖZTÜRK MEHMET GÜZEL MEHMET EMİN ÖZGER
ELEKTRİK MÜHENDİSLERİ ODASI ŞUBELERİ
ADANA ŞUBE
ADRES: Güzelyalı Mah. 81098 Sokak No: 1 Çukurova-Adana TELEFON: +90 322 4583838 FAKS: +90 322 4582450 GSM: +90 533 7228001 E-POSTA: [email protected]
ANKARA ŞUBE
ADRES: Ihlamur Sokak No: 10/1 Kızılay Çankaya- Ankara TELEFON: +90 312 2314474 FAKS: +90 312 2321088 GSM: +90 530 7730937 GSM: +90 530 7730938 E-POSTA: [email protected]
ANTALYA ŞUBE
ADRES: Meltem Mah. 3. Cd. 3808 Sk. No: 20 Antalya TELEFON: +90 242 2376045 FAKS: +90 242 2376047 GSM: +90 530 7730944 GSM: +90 530 7730943 E-POSTA: [email protected]
BURSA ŞUBE
ADRES: Bursa Akademik Odalar Birliği Yerleşkesi (BAOB) Odunluk Mah. Akademi Cad. No: 8 16040 Merkez-Bursa TELEFON: +90 224 4511212 FAKS: +90 224 4519899 E-POSTA: [email protected]
DENİZLİ ŞUBE
ADRES: Atatürk Blv İn-Ba İş Mrk. K6 No: 32 Denizli TELEFON: +90 258 2425555 FAKS: +90 258 2418832 E-POSTA: [email protected]
DİYARBAKIR ŞUBE
ADRES: Aliemiri 4. Sokak Müge 6 Apartmanı Kat:1 No: 2 Yenişehir-Diyarbakır TELEFON: +90 412 2284620 GSM: +90 530 7730942 E-POSTA: [email protected]
ESKİŞEHİR ŞUBE
ADRES: İstiklal Mah. Şair Fuzuli Cad. Özkal İşm. No:36 K:2 D:1 Odunpazarı-Eskişehir TELEFON: +90 222 2319447 FAKS: +90 222 2319447 GSM: +90 530 7730947 GSM: +90 541 2319447 E-POSTA: [email protected]
GAZİANTEP ŞUBE
ADRES: Emek Mah. 19019 Sk. No: 34/B Şehitkamil-Gaziantep TELEFON: +90 342 3219080 FAKS: +90 342 3229977 GSM: +90 533 5713550 E-POSTA: [email protected]
İSTANBUL ŞUBE
ADRES: Ergenekon Mah. Cumhuriyet Cad. Adlı Han 173/3 Harbiye 34367 Şişli-İstanbul TELEFON: +90 212 2591150 FAKS: +90 212 2583655 GSM: +90 530 7730925 GSM: +90 530 7730926 E-POSTA: [email protected]
İZMİR ŞUBE
ADRES: 1337 Sk. No: 16 Kat:8 Ashan Çankaya-İzmir TELEFON: +90 232 4893435 FAKS: +90 232 4454949 GSM: +90 530 7730952 GSM: +90 530 7730953 E-POSTA: [email protected]
KOCAELİ ŞUBE
ADRES: Ömerağa Mah. Naci Girginsoy Sk. No: 15/3-4 İzmit-Kocaeli TELEFON: +90 262 3254122 FAKS: +90 262 3245456 GSM: +90 530 7730954 GSM: +90 530 7730955 E-POSTA: [email protected]
MERSİN ŞUBE
ADRES: Limonluk Mah. 2417 Sk. No: 5 Yenişehir-Mersin TELEFON: +90 324 3276871 FAKS: +90 324 3276873 GSM: +90 530 7730956 E-POSTA: [email protected]
SAMSUN ŞUBE
ADRES: Bahçelievler Mah. Gazanhan Sokak No: 6 Kat: 2-3 Samsun TELEFON: +90 362 2311977 FAKS: +90 362 2315131 E-POSTA: [email protected]
TRABZON ŞUBE
ADRES: İskenderpaşa Mah. Bayraktarlar İş Merkezi Kat:3 No: 64 Trabzon TELEFON:+90 462 3221395 FAKS:+90 462 3265092 E-POSTA: [email protected]
Temsilcilik Adı
Şubesi Temsilci ve Yardımcıları
Adıyaman Temsilciliği Afyonkarahisar Temsilciliği Ağrı Temsilciliği Aksaray Temsilciliği Alanya Temsilciliği Alaşehir İlçe Temsilciliği Aliağa İlçe Temsilciliği Amasya Temsilciliği Anamur Temsilciliği Artvin Temsilciliği
Gaziantep Ankara Diyarbakır Ankara Antalya İzmir İzmir Samsun Mersin Trabzon
Mustafa Öztürk, Rıza Durmuş, Berçin Mirkan, Hasan Dede, İbrahim Halil Mutlu Çetin İnce, Cihan Şahin, Merve Sevim Camgöz Mahmut Özhan, Çağlar Kılıç, Ferhat Özkan Çapar, Hamit Sönmez, Muhammed Onur Polat Faruk Bozkurt, Ramazan Koçak, Volkan Yüksel, Yılmaz Öngün Umut Mirioğlu, Ali Aras Akif Çınar, Hüseyin Cahit Kılınç Murat Kuzumoğlu, Ferhat Lek Metin Ahsen Durusoy Ufuk Katık, İbrahim Çağdaş Arıcı, Ahmet Onur Kırılmaz Ahmet Faruk Açıkgöz, Fatih Yaşar
Aydın İl Temsilciliği Ayvalık Temsilciliği Bakırköy Temsilciliği Balıkesir Temsilciliği Bandırma Temsilciliği Bartın Temsilciliği Batman Temsilciliği Bayburt Temsilciliği Bergama İlçe Temsilciliği Beylikdüzü Temsilciliği Biga Temsilciliği Bilecik Temsilciliği Bitlis Temsilciliği
İzmir Bursa İstanbul Bursa Bursa Kocaeli Diyarbakır Trabzon İzmir İstanbul Bursa Eskişehir Diyarbakır
Haluk Demirci, Halil Yorgalı, Orhan Arslan, Salih Eğerci Mesut Nail Akın, Erol Kınık Rasim Doğan, Reşat Murat Görgü, Ziya Torun Mehmet Nazmi Kacar, Selçuk Savaş, Mehmet Faik Şenergin, Yahya Tosun, Özer Doğmuş Murat Yazıcı, Nergis Güney, Mutlu Onganar, Melike Dönmez, Tayfun Tutar Mahmut Demirok, Necmettin Samancıoğlu, Mustafa Dinçer İbrahim Yıldız, Seyithan Kaya, Çidem Cansağ, Yahya Sincar, Fırat Tüzün Ozan Özkan, Fatih Korkusuz, İsmail Kelleci Nadir Gergin, Ali Bayram Yüksel Mengünoğul, Sıddıka Ödel, Cafer Ermiş, Zeki Akbıyık Serkan Yılmaz, Selin Nehir Suat Zafer Meriçelli Umut Selçin, Abdullah Aktaş, Mehmet Sakin Yılmaz
Bodrum Temsilciliği
Bolu Temsilciliği Burdur Temsilciliği Çanakkale Temsilciliği Çankırı Temsilciliği Çerkezköy Temsilciliği Çorlu Temsilciliği Çorum Temsilciliği Düzce Temsilciliği
Edirne Temsilciliği Edremit Temsilciliği Elazığ Temsilciliği Elbistan Temsilciliği Erzincan Temsilciliği Erzurum Temsilciliği Fethiye Temsilciliği Finike Temsilciliği Gebze Temsilciliği
Giresun Temsilciliği Gölcük Temsilciliği Gümüşhane Temsilciliği Hakkari Temsilciliği Hatay Temsilciliği Iğdır Temsilciliği Isparta Temsilciliği İnegöl Temsilciliği İskenderun Temsilciliği Kadıköy Temsilciliği Kahramanmaraş Temsilciliği Karabük Temsilciliği Karadeniz Ereğli Temsilciliği
Denizli
Kocaeli Antalya Bursa Ankara İstanbul İstanbul Samsun Kocaeli
İstanbul Bursa Diyarbakır Gaziantep Ankara Ankara Denizli Antalya Kocaeli
Trabzon Kocaeli Trabzon Diyarbakır Adana Trabzon Antalya Bursa Adana İstanbul Gaziantep
Kocaeli Kocaeli
İsmail Sever, Toğman Bülent Manzak, Özgür Yalçın, Hikmet Arslanparçası, Mehmet Ali Timurhan İsmail Doğandor, Erman Esentepe, Murat Armutcu Mehmet Çığrı, Meltem Güler Erkan Güçyetmez, Görkem Arslan, Yücel Yaşar, Ali Rıza Sağcan, Mehmet Köşkeroğlu İsmail Ulutaş Ahmet Çuhadaroğlu, Erol Çetinkaya , Cemal Demir, Zafer Tokuç Muharrem Okur, Doğan Turgut, Seyit Ahmet Bak , İsmail Bul, Adnan Haluk Erkan Aydın Taşkın Erol Topuz, Ahmet Serdar Erdem, Abdurrahman Güneş , Tuhan Tamtabak, Ayşin Kuçlu Tarık Etker, İsmail Arda, Özgür Mercanlı Veysel Çağlar, Işık Çoban Serhat Bilgi Özer, Selahattin Yıldız, Selcen Aydoğmuş Turgut Taşolar, Metin Çelik, Mevlüt Şakalar, Rasıh Uğurlu Ayhan Uytun, Recep Karakoç, Ümit Aykan Namiye Sınırkaya, Emre Doğan, Ömer Yaşa Veli Önver, Sermet Mustafa Ünel, Muzaffer Lük, Damla Olgun Doğan Yıldırım, Ramazan Oktay Veysel Suludere, Murat Korkmaz, Murat Çiftçi, Mehmet Cüneyt Tüfekçioğlu, Pınar Demir Tacettin Özkılıç, Beytullah Özbayram Recep Vasfi Sıvış, Gürcan Deniz Hakan Bilgiç Adem Çatal, Özgen Canan, Hamdullah Temel, Evren Taş Cem Hüzmeli, Ayhan Teker, Volkan Ömer Göçeri, Adnan Orukoğlu , Hasan Horoz Muhammed Taner Güner Merdan, Yavuz Büyükbayram, Mehmet Çallıoğlu Doğan Temizkan, Sinan Özen, Metin Balaban Ahmet Bülent Bozdoğan, Kenan Sapmaz, Cemil Reyhaniye, İlter Tellioğlu Recep Cem Erkanlı, Mahmut Serhat Demirhan, Saadet Nuruilah Güleç, Nermin Verdi Bahattin Uylukçu, Bünyamin Sağlam, Mustafa Şekkeli, Kalender Korkmaz, Ahmet Serdar Yılmaz Mehmet Erol, Ahmet Bürümcek, Sadık Ketenci Mehmet Ali Karanfil, İbrahim Etem Özdemir, Hüseyin Nail Zobu
Temsilcilik Adresi
Yavuz Sultan Selim Mah. Mehmet Akif Cad. No:7 Dumlupınar Mah. 2. Cad. No:23/3 Tokman Apt Cumhuriyet Cad. Ağrı Ticaret Merkezi K:3 No:22 3. Nolu Belediye İşhanı Sarraflar Cad. K:2 Kadıpaşa Mah. Sugözü. Cd. Yılmaz Apt. No:87/1 Beşeylül Mah. Hanlar Cd. No:75 Kurtuluş Mah. Fevzipaşa Cd. No:108/A Ziyapa Cad: Özkök İşmerkezi No:17/8-4 Yeşilyurt Mahallesi Kıbrıs Caddesi Cumhuriyet Apt. No:58/C Orman Bölge Müdürlüğü Makine İkmal Şb Müdürlüğü Çarşı Mah İnönü Cad No:71 Merkez Kurtuluş Mah. 32. Sok. No:35/A Sural Pasajı No:48 Zeytinlik Mah. Cumuriyetçi Sok. N:10 K:4-5 Dumlupınar Mh. Yazıcı-Sunak Sk. Emir İşhanı K:4 No:11 Paşakent Mahç Şehit Şener Köksal Cad. Pervin Sitesi No:6/A-31 Kırtepe Mah. Cumhuriyet Cad. Ağah Bey İş Merkezi 1.Kat No:12 Meydan Mah. 2000 İş Merkezi K:4 No:410 Türk Telekom A.Ş. Bayburt İl Müdürlüğü Yeni Belediye İşhanı Zemin Kat No:12 Büyükşehir Mahallesi Belediye Caddesi No:22 Beylicium Avm Kat:4 No:108 B-C Hamdibey Mh. İnönü Cd. No:60 Biga/Çanakkale Gazipaşa Mahallesi Osmangazi 1 Sokak No: 3/1 K:1 D:3 Merkez / Bilecik An Teiaş 17. İletim Tesisi Ve İşletme Grup Müd. Tatvan Bakım ve İşletme Fatih Mah. Yeni Sanayi Yanı Temel Yapı İş Mkz. Toplu Konut Alanı K:2 No:1
Tabaklar Mah. Ferit Talay Cad. Turisa Apt.61/1 Burç Mh. 2. Tuna Sok. Sıla Apt. No:6/B Barbaros Mahallesi Troya Caddesi Yaşam Evleri D Blok No:2 Buğday Pazarı Mah. İş Kur İş Hanı No:7/69 Gazi Mustafa Kemal Paşa Mah. Öztrak Cad. Doğramacı Apt. No:4 Daire:2 Eski Hükümet Cad. Kurtgöz İşhanı No:2/28 Gazi Cd. Mahmut Akaydın İş Merkezi No:17 K:7/23 Kültür Mh. İstanbul Cd. Spor Sk. İbrahimoğlu İş Merkezi N.129 Kat.2
Mithatpaşa Mh. İnönü Cad. Erdi Apt. K:1 No:1 İnönü Cd. 1. Sk. No:9 Kat:1 İzzetpaşa Mh. Şehit Binbaşı Sabri Sk. No:1/2 Güneşli Mah. Mevlana Cad. Kale İş Merkezi No:1/11 K:2 Ordu Cad. Selimoğlu İşhanı No: 222 Vani Efendi Cad. Fırat İşmerkezi No:4 Daire:1 Yakutiye/Erzurum Tuzla Mah. 557. Sokak Emelim Yapı Koop. No:9 D:3 Cumhuriyet Cad. Sarıbey İşhanı K: 1/2 Tmmob Binası Adliye Cad. No: 25 0262 6444825
Anayurt Yapı Denetim Gazi Cad.Kapu Mah.No:81/2 Merkez Mh. 19 Mayıs Cd. N.2/D Gölcük Karaer Mah. Atatürk Cad. No:60 K:2 Telekom İl Müdürlüğü Tekre Kavşağı Armutlu Mah. Ufuk Sokak No:28 Cumhuriyet Mah.Zübeyde Hanım Blv. 12 5 Yayla Mah. 130. Cad. No :10 Gürcan Apt. Kat 1 Osmaniye Mh. Şebboy Cd. Orkide Sokak No: 3 Çay Mah. Tayfur Sökmen Bulvarı İskenderun Plaza No:19 K:1 D:41 Kozyatağı Mah. Çardak Sok. Şaşmaz Sitesi B1 Blok No:2 Daire 10 İsmetpaşa Mah.Yeni Hükümet Cad. No:18 Fatih İşhanı K:3/11
Hürriyet Cd. Mako İşhanı Kat: 3/1 Müftü Mah. Yemeniciler Sok. No:22 Kat:3 No:15
Temsilcilik Temsilcilik Telefon Faks 416 2131603 416 2140975 272 2140555 272 2142730
382 2127176 242 5119377 236 6537665 232 6165856 358 2122067 324 8148088 466 2126661
242 5119377 236 6537665 232 6165857
324 8148088 466 2126619
256 2124762 266 3124658 212 5612101 266 2442297 266 7136251 378 2278075 488 2133230 458 5553000 232 6320481 212 8728682 286 3165028 228 2127570
266 3121251 212 5438434 266 2390450 266 7136251 378 2278095
458 5551015 232 6332878
286 3167950 228 2127570
252 3171501 252 3171501
374 2123435 248 2331116 286 2123399 376 2132405 282 7267017 282 6531666 364 2240406 380 5247404
374 2123435 248 2331116 286 2183252 376 2132405 282 7267017
364 2240406 380 5247404
284 2136915 266 3739589 424 2386557 344 4132244 446 2142212 442 2384077 252 6123040 242 8555434 262 6432805
284 2122680 266 3737806 424 2380272
446 2142212 442 2384077 252 6123040
262 6444826
454 2124032 262 4123865 456 2131678 438 5551000 326 2253300 541 8257676 246 2183352 224 7123659 326 6136382 216 3899595 344 2259609
454 2124032 262 4133215 456 2131678 438 5551000 326 2251300
246 2183352 224 7123651
216 3896464 344 2219955
370 4131055 370 4247764 372 3230838 372 3235600
Karaman Temsilciliği Kars Temsilciliği Kartal Temsilciliği Kastamonu Temsilciliği Kayseri Temsilciliği Kemalpaşa İlçe Temsilciliği Keşan Temsilciliği Kırıkkale Temsilciliği Kırklareli Temsilciliği Kırşehir Temsilciliği Kilis Temsilciliği Konya Temsilciliği Konya-Akşehir Temsilciliği Konya-Ereğli Temsilciliği Kuşadası İlçe Temsilciliği Kütahya Temsilciliği
Mersin Trabzon İstanbul Ankara Ankara İzmir İstanbul Ankara İstanbul Ankara Gaziantep Ankara Ankara Ankara İzmir Eskişehir
Bünyamin Selvi, Ümit Şimşek Nizamettin Kara, Demirel Öncül, Yusuf Turna, Göksel Ubiç Ali İyikan, Harun Baş , Kenan Atasoy, Tuncay Özkoç, Nizamettin Demirci Metin Uzunkara, Ertuğrul Durna, İsmail Hakkı Özcebeci Mehmet Erdoğan, Ahmet Kemaleddin Gülcüoğlu, Özden Koparan Mükremin Zülkadiroğlu, Levent Özcan Ömer Bağcıoğlu, Şahin Gökhan Kara, Mustafa Kemal Tezcan, Can Meriç Niyazi Çopur, Fahriye Günaydın, Onur Utku Sevinç Can Yazıcı, Nilgün Elçi Mustafa Akgül, Barış Ordu Mehmet Aşkın, Halil İbrahim Yeşildal, Mehmet Nur Cantaşdemir Sait Şahin, Hacı Mehmet Azizoğlu, Mehmet Karabacak, Hatice Dikici, Ethem Konar Cihan Demiral, Taner Somuncu, Mustafa Aykut Başoğlu Ali Turhan, İsmail Yalçın Ergun Sakarya, Burak Nalbantoğlu, İbrahim Kovancı Yaşar Varmaz, Nurullah Bozdağ, Efe Ünlükaya
Lüleburgaz Temsilciliği M.Kemalpaşa Temsilciliği Malatya Temsilciliği
Manavgat Temsilciliği Manisa İl Temsilciliği
Mardin Temsilciliği Marmaris Temsilciliği Milas Temsilciliği Muğla Temsilciliği Nazilli İlçe Temsilciliği Nevşehir Temsilciliği Niğde Temsilciliği Ordu Temsilciliği Ortaca Mesleki Denetim Bürosu Osmaniye Temsilciliği Ödemiş İlçe Temsilciliği Polatlı Temsilciliği Rize Temsilciliği Sakarya Temsilciliği Salihli İlçe Temsilciliği Silifke Temsilciliği Sinop Temsilciliği Sivas Temsilciliği Soma İlçe Temsilciliği Söke İlçe Temsilciliği Şanlıurfa Temsilciliği Şereflikoçhisar Temsilciliği Şırnak Temsilciliği Şişli Temsilciliği
Tarsus Temsilciliği Tekirdağ Temsilciliği Tire İlçe Temsilciliği Tokat Temsilciliği
Torbalı İlçe Temsilciliği Tunceli Temsilciliği Turgutlu İlçe Temsilciliği Uşak Temsilciliği
Van Temsilciliği
Yalova Temsilciliği
Yozgat Temsilciliği Zonguldak Temsilciliği
İstanbul Bursa Diyarbakır
Antalya İzmir
Diyarbakır Denizli Denizli Denizli İzmir Ankara Mersin Samsun Denizli
Yaman Uçar, Mustafa Arı, Bülent Zafer Seber, Emrah Yiğit, Erhan Büyükyılmaz Kemal Şenışık, Necmi Kenar, Fikret İlter Mehmet Zeki Hedekoğlu, Murat Köseoğlu, Seçil Aksoy, Ahmet Haluk Yılman, Seçil Aksoy, Tuğba Atsız Abdullah Cengiz, Abdullah Aydın Demirhan Gözaçan, Mehmet Zafer Önceyiz, Melih Cem Kara, Erdoğan Koldaş, Doruk Yavaş Neslihan Çiçek, Serhat Ceylan, Murat Taş Fahri Erdinç Ünal, Ozan Eryavuz, Hayrettin Yalçın Yaylalı Emrullah Tuna, Gürcan Özer, Gürcan Özer Muhsin Tarık Madran, Behlül Koca, Emrah Azdemir, Emrah Demir, Mehmet Kürşad Mustafa Gürhan Şenbak Tamer Kaçak, Ali Babaoğlu, Özlem Bahadır, Yüksel Duruer Işık Öztürk, Lutfi Sevim, Sibel Songur, Cihan Ekebaş Volkan Türkmen, Barış Türker, Mehmet Akçiçek Reşat Kundakçı
Adana İzmir Ankara Trabzon Kocaeli İzmir Mersin Samsun Ankara İzmir İzmir Diyarbakır Ankara Diyarbakır İstanbul
Mersin İstanbul İzmir Ankara
İzmir Diyarbakır İzmir Denizli
Diyarbakır
Ankara Kocaeli
Fatma Aki, Arda Candemi Hasan Döner Mete Önbaşlı, Hüseyin Seçen, Erkan Acar Ahmet Konuk, Ümit Çeliker Mehmet Aygün, Mehmet Aydın, Serkan Birben Halil Atay, Bilgin Köroğlu, Zakir Onur Şenel, Turgay Demirgövde, Şamil Aykut Azim Şahin, Teoman Abrak Ekrem Onur Kozan, Yusuf Taşeli, Emin Ümit Gür, Doğan Sayar Koray Keseroğlu, Saygın Doğan Ahmet Şenyurt, Sevgi Yörük, Hüsnü Özdamar, İsmet Çağlayan Taylan Onur Zeybekoğlu, Cem Tabak, Cumhur Çakır Mustafa Usluyüz, Tamer Dirmilli Necati Kırmızıtoprak, Hülya Tuğalan, Mehmet Emin Göllü, Ayşe Funda Yağmur Ahmet Tokgöz Goman Sarıyıldız, Ahmet Açar, Rıdvan Erkul Hüseyin Özcan, Ahmet Cem Yazıcı, Alparslan Karaaslan, Elif Ertikmen, Bilge Özkan, Egemen Kılıç Nuri Bayülgen, Cumali Türkeri, Ömer Tunçsel Nernekli Tamer Özdemir Nejat Bozkurt Doğan Atay, Süleyman Engin, Tuncay Arslan, Mustafa Zahid , Serkan Bilgiç, Özcan Alabaş Hüsamettin Güner Yılmaz Gök, Ali Şevket Sönmez Sadık Erdem İşlek, Erdem Akçağlar Birol Yıldırım, Bekir Kürşad Dülger , Seda Coşkun Yatkın , Devrim Helvacıoğlu, İrfan Yaşar Dukul Süleyman Balkan, Mehmet Nuri Yavuz, Murat Aydıncioğlu, Yalçin Tokgöz, Muhammed Sait Fırat Keskin Engin Çetinbaş, Ercüment Ekrem Bozkurt, Feridun Toparlak, Rezan Dikici, Gökhan Kaya, Volkan Çelik, Metin Aydın Recep Avcu, İsa Köker Bülent Özgümüş, Hakan Kaya, Nuri Özel
Tahsin Ünal Mah. Faik Kayserilioğlu Cd. Çakırlar İşh. K: 3 Aras Edaş Kars İl Müdürlüğü Üsküdar Cad. Uras İş Merkezi No:18/4 Topçuoğlu Mah. Belediye Cad. Ekmekçiler İş Merkezi K:1 No:16/5 Serçeönü Mah. Ahmet Paşa Cad. Mühendisler İşhanı K:7 No:702 İzmir Kemalpaşa Org. San. Böl. Gazi Bulvarı No:15 Kemalpaşa/İzmir Yukarı Zaferiye Mahallesi Paşayiğit Cad No:32-A/103 Kat:4 Yenidoğan Mah. Barboros Hayrettin Cad. Özak Pasajı No:8 K:3 Karakaş Mah. Yeni Gürpınar Pasajı K:2 No:48 Ahi Evran Mahallesi M.Ali Yapıcı Bulvarı Kırşehir Apt. Kat:5 N:23
Nişantaşı Mah. Nüve İş Mkz. B Blk. K:7 No:704 Cevdet Köksal Cad. No:7 Hacı Mütahir Mah. Çınar Sok. İlkay İşhanı Kat:3 No:13 Cumhuriyet Mah. Minare Sokak No:22 Kat:1 D:2 Ali Paşa Mahallesi Fatih Sultan Mehmet Bulvarı Beyaz Enerji İş Merkezi A Blok No:12.-14 K.:3 D.:24 Yeni Mah. Fatih Cad. No:35 K:2 Sabribey Mh. Demirciler Cd. No:2 Kat:2 Niyazi Mahallesi Mısri Cad. Topçuoğlu Apt. No:201/1 No:11
338 2149494 474 2251119 216 5175005 366 2147030 352 2318181
338 2133000 474 2251102 216 3877033 366 2147630 352 2318294
284 7149832 318 2254046 288 2142701 386 2125858 505 2947891 332 2338453 332 8133159 332 7134454 533 6005543 274 2160042
284 7148595 318 2254046 288 2122701 386 2125858
332 2388799 332 8133637 332 7134454
274 2160042
288 4128043 224 6134679 422 3259320
288 4128043 422 3259320
Atatürk Caddesi Eryıldız İş Merkezi K:3 No:44 1.Anafartalar Mh. 1701 Sk. No:9/A
242 7430006 242 7430006 236 2345809 236 2391860
13 Mart Mah. Vali Ozan Cad. Aksa İş Merkezi No:38 K:1 No:1 Yunus Nadi Cad. No:86 Armutalan Hacı İlyas Mahallesi Ulusal Egemenlik Caddesi Tuna İş Merkezi No:14/8 Şeyh Mahallesi İsmet İnönü Caddesi Zihni Derin İşhanı No: 6/101 Altıntaş Mahallesi 147. Sokç No:5/B Yeni Kayseri Cd. Sahil İşhanı K:5 No:66 Esenbey Mh. Giray Sk.Bahadır İş Merkezi K:1 No:6 Bahçelievler Mah. Yunus Emre Cad. No:50/A Yerbelen Mahallesi Muğla-Fethiye Karayolu Caddesi Tem Elektrik Blok No: 190 İç Kapı No: 3 Raufbey Mh. Alparslan Türkeş Cd. Görücüler Sitesi Zemin Kat No:95 Akıncılar Mah. Kültür Cad. Yağcı İşhanı No:4/Z-13 Yeni Mahalle Eti Caddesi No:63/1 Çoruh Elektrik Dağıtım A.Ş. Rize İl Müdürlüğü Karaağaç Cad. Özkaynak İşhanı No:60 K:2 Mithatpaşa Mah. 18. Sok. No:4 K:2 Saray Mah. Sanatçılar 2 Sk. Mazhar Tol İş Hanı No:2/105 Sakarya Cad. Batur Sok. No:36 Sirer Cd. Çitil Apt. K:2 No:8 E.L.İ. Ege Linyitleri Müessese Müdürlüğü Kemalpaşa Mh. Ömer Koyuncu Cd. No:3/205 Bamyasuyu Mah. 147. Sok. Stad Apt. B Blok K:7 No:14 Ekici Tekke Çeşme Cd. Nevzat Tekin İşh. No:5/4 Şah Mahallesi Hökenek Caddesi Sarıyıldız Pasajı No:27 Perpa Ticaret Merkezi A Blok Kat: 14 - Okmeydanı
482 2124165 252 4135999 252 5130532 252 2148069 256 3154438 384 2127670 388 2328553 452 2338252 252 2820520
482 2132158 252 4135999 252 5130532
256 3154438 384 2136996
452 2338252 252 2820520
328 8137011 232 5087878 312 6238207 464 2130596 264 2777530 236 7139720 324 7148325 368 2613033 346 2230933 236 6132326 256 5120111 414 3164527 312 6879736 486 6169597 212 2205773
232 5087878 312 6238290 464 2130607 264 2777531 236 7139719 324 7148325
346 2237429
256 5182871 414 3164527 312 6879736
212 2207198
Hilmi Seçkin Bulvarı Canataroğlu Apartmanı 2/3 Belediye İşmerkezi N:604 Yeni Mah. Fevzipaşa Cad. No:9 K:2 Ali Paşa Mah. Mithatpaşa Cad. No:9 K:3
324 6146400 282 2625097 232 5116247 356 2120575
282 2625097 356 2120576
Tepeköy Mh. İnönü Cd. No:58 Tunceli İl Özel İdaresi Müdürlüğü Yılmazlar Mah. Avukatlar Sok. No:16/B Turgutlu / Manisa Köme Mh.Belediye İş Hanı K:3 No:161
232 8564490 428 2132120 532 060368 276 2232005
232 8554867 276 2232005
Hastane Cad. 1438 Çavuşbalı Sok. Nedimodabaşı Ticaret Merkezi B Blok K:5 No:63 432 2152725 432 2152725
Cumhuriyet Cd. İpekyıldız İş Mrk. No:4/7 Yalova
226 8113701 226 8113701
Aşağı Nohutlu Mah. Bahattin Çokdeğerli Cad. Zafer İş Merkezi No:11/3 Tahirkaraoğuz Sokak Birlik İşhanı No:203
354 2128687 354 2129355 372 2524561 372 2524561
F fEeNnNnİiKkAaRr iİ kK aA tTüÜrRl eL rE R
tayfun akgül