Elektrik Mühendisliği · Sayı 463 · Mart 2018

TÜRKİYE’DE ELEKTRİK HİZMETİ GELİŞİMİ

Nedim Bülent Damar

Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme Teknik / bilimsel makale

Yıl
2018
Sayfa
8
Okuma süresi
25 dk
Görüntülenme
0

Konu

Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme

İlgili: Elektrik üretimi ve santraller, İletim ve dağıtım şebekeleri

Anahtar kelimeler

  • Elektrik Piyasası Kanunu
  • EPDK
  • TETAŞ
  • EÜAŞ
  • TEDAŞ
  • özelleştirme

Özet

Yazı, Türkiye'de elektrik enerjisi hizmetinin Cumhuriyet'ten günümüze geçirdiği yapısal dönüşümü; üretim kaynakları, üretim ve dağıtım tesislerinin sahipliği, fiyatlandırma-tarifeler ve piyasa işlemleri başlıkları altında incelemektedir. TEK'ten piyasa modeline geçiş süreci, EPDK, TETAŞ, EÜAŞ, TEDAŞ gibi kurumların rolleri ve özelleştirme uygulamaları ele alınmaktadır.

Tam metin

Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.

Türkiye’de İzlenen Elektrik Enerjisi Politikalarının Değerlendirilmesi…

TÜRKİYE’DE ELEKTRİK HİZMETİ

GELİŞİMİ

Nedim Bülent Damar TMMOB Enerji Çalışma Grubu Başkanı EMO Enerji Daimi Komisyonu Başkanı [email protected]

Tüm elektrik enerjisi sağlama politikalarının amacı ülkede yaşayanların elektrik ihtiyaçlarının temin edilmesidir. Ülkede yaşayan insanların hizmetine sunulan elektrik; yeterli, kesintisiz, kaliteli (yani gerilimi ve frekansı uygun), satın alınabilir fiyatlı ve çevreye uyumlu olmalıdır.

Bu genel ilkeler dünyadaki birçok ülkede elektrik temininin temel ilkeleri olarak belirlenmiştir. Ülkemizde de bu ilkeler hemen hemen aynı kelimelerle 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu’nda yer almaktadır:

“Amaç

MADDE 1 – (1) Bu Kanunun amacı; elektriğin yeterli, kaliteli, sürekli, düşük maliyetli ve çevreyle uyumlu bir şekilde tüketicilerin kullanımına sunulması için, rekabet ortamında özel hukuk hükümlerine göre faaliyet gösteren, mali açıdan güçlü, istikrarlı ve şeffaf bir elektrik enerjisi piyasasının oluşturulması ve bu piyasada bağımsız bir düzenleme ve denetimin yapılmasının sağlanmasıdır.”

Bugüne kadar Türkiye’de elektrik temini çeşitli şekillerde sağlanmaya çalışılmıştır.

Cumhuriyetin ilk yıllarında Osmanlı’dan kalma imtiyazlı olarak kabul edilebilecek özel şirketlerle elektrik temin ve dağıtımı yapılmış, daha sonra devlet ve belediyelere ait kuruluşlar ve bazı özel nitelikli kuruluşlar vasıtasıyla elektrik üretilip hizmete sunulmuştur. Yani devlet paydaşlı bir piyasa mekanizması vasıtasıyla elektrik temin hizmeti verilmiştir. 1970 yılında elektrik hizmetleri tek elde ve devlet tekelinde toplanmıştır. TEK adı verilen bu kuruluş elektriğin tek hizmet kuruluşu olarak kabul edilmesine karşın bu süreç içerisinde de DSİ ve diğer bazı devlet kuruluşları elektrik üretim tesisleri kurmaya devam etmişlerdir. Daha sonra önce 3096 sayılı Yasa ile elektrik devlet tekelinden çıkarılmış; en son 4628 ve devamında 6446 sayılı Yasa ile elektrik hizmeti bir piyasa hizmeti olarak tarif edilmiştir. Yani kimin elektrik üreteceği konusunda bir anlamda Cumhuriyet öncesine dönülerek özel sektör eliyle oluşturulan bir piyasa vasıtası ile elektrik hizmeti verilmesi hususu yasalaştırılmıştır. Yasanın yayın tarihinden beri ve bugün devlet de bu piyasanın bir parçası olarak yapı içerisinde yer almaktadır.

Elektrik sektöründe oluşturulan yapılanmayı, “üretim kaynakları”, “üretim tesisleri sahipliği”, “iletim”, “dağıtım”, “fiyatlandırma ve tarifeler”, “piyasa işlemleri” ile “düzenleme ve denetim” olmak üzere 7 alt başlık halinde ele alarak bugünkü durumu inceleyebiliriz.

1- Elektrik Enerjisi Üretimi Kaynakları Açısından Durum: Öncelikle elektrik hizmetinin kamusal kaynaklar kullanılarak üretimin yapılması zorunluluğu olan bir alan olması nedeni ile tüm ülke kaynakları ve elektrik üretiminde kullanılan kaynakların denetiminin devlet tarafından yapılması öngörülmüştür.

-Su Kaynakları: Tamamen devlet denetiminde olup elektrik üretimi için devlet izni ve onayı olmadan kullanılamamaktadır.

-Yeraltı Kaynakları: Kömür ve benzeri diğer kaynaklar devlet denetiminde olmakla birlikte bazı sahalar özel mülkiyettedir. Ancak yeraltı kaynaklarının elektrik üretiminde kullanılması devlet iznine bağlıdır.

-İthal Kaynaklar: Doğalgaz ithalatı devlet ve devletin izin verdiği özel kuruluşlar tarafından yapılmakta ve aynı şekilde elektrik üretimi yapan tesislere satılmaktadır. Ancak ithal doğalgazdan elektrik üretecek tesislerin kurulması devlet iznine bağlıdır. Petrol ve diğer türevlerinin ithalatı devlet tarafından ve devletin izin verdiği özel kuruluşlar tarafından yapılmaktadır. İmdat jeneratörü üretilmesi ve bunun acil elektrik ihtiyaçlarında kullanılması izne bağlı olmayıp kayıt gerektirmektedir.

-Yerüstü Kaynaklar: Elektrik enerjisi için kullanımı devlet iznine bağlıdır. Başka amaçlarla kullanımları genellikle serbesttir. Örneğin güneş enerjisini sıcak su sağlamak için kullanım formalite dışında bir izne tabii değildir.

2- Elektrik Üretim Tesisleri Sahipliği Açısından Durum:

A- Yeni Tesisler: Tüm elektrik üretim tesislerinin yapımı devletin iznine bağlıdır. (Acil imdat jeneratörlerinin durumu ayrıdır.) Devlet bu izin verme yetkisini iki şekilde kullanmaktadır:

a- Lisans vererek üretim yaptırmak: Devlet, özel kuruluşlara ve devlet kuruluşlarına lisans vererek elektrik üretim tesisi yaptırabilmektedir.

b- Lisanssız elektrik üretim tesisleri: Devlet kendisinin belirlediği belli bir güç (MW) altındaki kapasitede elektrik üretim tesislerine lisans almadan elektrik üretim izni vermektedir. Nasıl yapılacağı ve nerelerden izin alınacağı bir yönetmelik ile belirlenmiştir.

Mevcut koşullarda devlet önceden başlamış elektrik üretim tesislerini yapmaya devam etmekte ve özel kuruluşlar elektrik üretim tesisi kurabilmektedir.

B- Mevcut Tesisler: Mevcut tesislerin bir bölümünün mülkiyeti devlete ait olup Elektrik Üretim A.Ş (EÜAŞ) tarafından işletilmektedir. Bir kısım mülkiyeti devlete ait olan elektrik üretim tesisleri ise belli bir sözleşme dahilinde özel kuruluşlar tarafından işletilmektedir. Bunların bir kısmı Yap-İşlet-Devret, bir kısmı Yap-İşlet, bir kısmı da işletme hakkı devri yöntemiyle özel kuruluşlar eliyle işletilmektedir.

Devlet eliyle işletilmeyen, özel sektör tarafından işletilen tesislerin bir kısmının da devlet ile belirli bağları vardır. Bir kısmına devlet belli süreli alım garantisi vermiştir. Bir kısmına fiyat garantisi verilmiştir. Bir kısmının yıllık sözleşmelerle tüm üretimi devlet tarafından satın alınmaktadır.

2017 yılının Ağustos ayı itibarıyla elektrik üretim tesislerinin sahiplik yapısına göre dağılımı Şekil 1’de gösterilmektedir.

İşletici şirketler dağıtım sistemi genişlemesi ve işletilmesi için yapacakları tüm yeni yatırımların bedellerini tarife yolu ile yurttaşlardan geri almaktadırlar. EPDK’nın onayındaki tarife üzerinden şirketlerin belli bir kar oranı ve kayıp kaçak azaltma gibi bazı iyileştirmelerden ek kazanç sağlamaları esasıyla dağıtım tesisleri işletilmektedir.

Dağıtım şirketleri abonelerine satacakları elektriğin yanı sıra genel aydınlatma ile kayıp ve kaçak tüketim için ihtiyaç duyulan enerjiyi TETAŞ ve EÜAŞ isimli devlet şirketlerinden ve doğrudan piyasadaki özel elektrik üretim kuruluşlarından satın almaktadırlar.

5- Fiyatlandırma ve Tarifeler: Dağıtım şirketlerinin

sanayi, ticarethane, mesken, aydınlatma ve tarımsal sulama

için uygulayacağı tarifeler, EPDK aracılığıyla devlet tarafından tespit edilmekte ve elektrik bu birim fiyat üzerinden tüketicilere satılmaktadır. Bu birim fiyat içerisinde, EPDK’nın

yayımladığı çeşitli formüller içeren düzenlemeler aracılığıyla

Şekil 1. Elektrik Üretim Tesislerinin Sahiplik Yapısına Göre Şekil D1a-ğıElımlekı (trEiPkDÜKr-EetliemktriTkePsiisylaesraisnıiSnekStöarhRipalpikoruYEakpiımsın2a01G7)öre (EPDK-Elektrik Piyasa Sektör Raporu Ekim 2017)

Dağılımı

enerji maliyeti, dağıtım, iletim, perakende satış bedelleri, brüt kar payı, kayıp ve kaçak elektrik tüketimlerinin bedeli, sayaç okuma bedeli gibi kalemlerden oluşmaktadır. Bu birim fiyat üzerinden ayrıca fon ve vergiler yüklenerek nihai fatura

3- Ele3k-trEikleİklettrimikTİelesitsilmeriTAeçıssiısnldearni ADçuırsuımn:d.aEnleDkturikruilmetim: Etelesikstlerriki, devlet abonelere kesilmektedir.

tarafından yapilıelmtiamktatevesidselevlreit,indmevüllektiyteatiraalftıınnddaainşleytailpmıelmkteadkitra. Hveer tdüerlvüleiştlienvi, yeni 6- Elektrik Sistemi Piyasa İşlemleri Açısından Durum:

bağlantılar vembüenlkzeiyriettüimalitşılnemdlaerişTlüertkiilyme eEkletketdriikr.İlHetiemr Atü.Şr.lü(TEişİlAeŞvi),isyiemnlii devlet Gün öncesi, gün içi ve dengeleme adı verilen farklı zamankuruluşu eliylbeagğelraçnektılleaşrtirvielmbeekntezdeirr.i tüm işlemler Türkiye Elektrik İletim

ları içeren piyasaları aracılığıyla elektriğin alım ve satım

ÜlkemAiz.Şde. (izTolEeİsAisŞte)misaidmı vlierdilenvleenttekrukorunnluekştue seilsityelmeegbearğçlıeokllmeşatyiarnil-elektrik işlemleri devlet tarafından kontrol edilen ve bir çeşit borsa

tüketim merkmezelekrit,ebdiirr.kısım çok küçük yerel tüketiciler dışında yoktur ve bu tür izole bülöklgeme iozldueştuuyrÜguulmllkaaensmmınaaimzdiazekintaizdvoıerlr.eilmsiesmteemkteaddirı. vYearnilieynereinndteerükroentimnevketetüskisettiemmyeöntemi

Tüm bileatğimlı oslismteamyianbirelmeketrrkiekz tiülekeytainmbömlgeerkdeeznleetirmi, bveir kkoınstırmol çmoekrkezleri

mantığı ile çalıştırılan elektrik piyasasında yapılmaktadır. Tüm bu işlemler devlet tarafından 18 Mart 2015 tarihinde kurulmuş olan ve yönetilen ve özel sektörün de pay sahibi

tarafından işlketüilçmüekktyeedrire.lTtüürkkeiytiec’dileer36dıKşıVndüastyüotkütmurgveerilbimulteürdreikzioelleekbtörilkgetesisleri olduğu Enerji Piyasaları İşlemleri A.Ş. (EPİAŞ) bünyesinde

TEİAŞ mülkioyleutişntduervuel/mveaysaınkoanitzroinlüvnedreilomlmeamk ezokrtuenddiard. ıYr.ani yerinde üretim

yapılmaktadır. EPİAŞ bünyesinde kamu kurumları olan

Türkiyvee teünkteertkiomnnyeökntetesmistieümliketümmizüdlekeuyyigkualpasnammakmtaadkırt.adBıur. sistem çeşitli EÜAŞ ve TETAŞ’ın yanı sıra tüm özel sektör üretim tesisbüyüklüklerdeTeülemktriilketyiümküstiasştıeymaciakbşirekmildeertküemz kiloemyşuanülbkeöllegree bdaeğnlıedıtri.mYuvneanistan leri ve dağıtım şirketleri piyasa işlemlerini yürütmektedirler.

vudelaağBşııtunımlcga4ayş-reaisEbtealkkenm3kakedo6üstüanriz,rKilektkksrriiViiosnyDtltdeeüüaemtmmğsinnıtetgAüdıremtveekrtsrielüuivTiszpmemlelae/esivrierie3sgnily6eetkaetrraKariikpkrlVAsooiama’nfnçmaınıtnlseiraeındkoknrdtatlddeaiünradesinnlıikidrsdş.itiDeekleemYtuoetlriaenilulnmikmlsmietoare:nbtkikürakTaktğzüeeltovartdeerkincsiuitrsiyiınos.seınlidTleveeatrlaüüedirkkrddıeTtkrıorrt.iği.iEykcreuiİys’dAiedsaŞteneelmeiklinitşrdikkei

Devletin elektrik alım satım işlerinden sorumlu şirket Türkiye Elektrik Ticaret ve Taahhüt A.Ş. (TETAŞ) adı altında 2001 yılından bu yana faaliyet göstermektedir. TETAŞ’ın

içerisinde olaTn eülerktiryiek seenktteörkkounrunlueşklaterı spiesrtaekmenidetüşmirkeütlekreiyiilekdaapğsıtaımm aşikrtkaedtlıerr.idir. 2016 yılı Faaliyet Raporu’nda görülebileceği üzere 2016

TürkiyBeu, 2s1iselteekmtrikçedaşğitıtlıimbbüöylügeksliüneklaeyrrdılemıeşloelkutpritkümyüdakğüıtıtmaştıeysaisclearki devlet yılında Türkiye’de kullanılan elektrik enerjisinin yüzde 38’i

mülkiyetindedşierk. ilKdaeytsüermi, kAoKmEşDuAüŞlkevleereAbYaDğElıMdır.haYruiçnaonlmisatkanüvzeeBreulTgEaD- AŞ’ın TETAŞ, yani devlet tarafından temin edilip müşterilere

mülkiyetindekriistbaun düazğeırtıimndteensiAslevrriunpina eişnlettemrkeonhankekkıtedesvisrityelme ioillueşbtuarğullmanutşısdı ağıtım satılmıştır. 2003 yılında yüzde 77 oranında devlet elinde

şirketleri, yüvzadredır1.00 hisse satışıyla özelleştirme kapsamında özel kuruluşlara olan elektrik ticareti giderek azalmış ve 2016 yılında Türdevredilmiştir. Kayseri ve Civarı Elektrik A.Ş, 1926 yılında imtiyazlı bir şirket olarak kurulmuş olu4p;- iEmlteiykatzrisküreDsiasğoıntuınmdaT1e9s8i2slyeılrınidAaçTısEıKn’deadnevDreduirlmuimş, :19T9ü0ry-ılından itibaren de işkleitymeeehleakkktıridkevsriisytleemyeiniddeendöazğeıltlıemştirşielmbieşkbeisriş,isrkiseteomlargakerfialaimliyietlerini

kiye’deki elektrik ticaretinin yüzde 38’i devlet, yüzde 62’si özel kuruluşlar eliyle yapılır duruma gelmiştir.

sürdürmekted3ir6. AKyVd’ıan,inDdenirizildi ivketeMnuğsloanirllaervinei skoanpsatüyaknetdiacğiyıteımelbeöklgtreiski 1u9l9a1- tarihli

özelleştirme kşaıpnscaamyıandkaad20a0rk8iytılüınmdatAesYisDleErMi kşairpksetaim’naek; tGaödkırsu. YEalenkitrtiükkDeatğicıtiım A.Ş

ise 1998 yıillıenddaoğryuapdıalanniliöşzkeillieçşetririmsienydee odlaaynaneılleakratkrik2s0e1k1töryıklıunrdualuAşlKarEıDAŞ’a devredilmiştirp.eMraekvceuntdteesşisilrekrientlmerüilkiilyeedtiaoğldıtuımğu şgiirbki edtalğeırtıimdirşe. bekesine işletici şirket tarafından ilaTveürekdiilyeen, ş2e1beekleektetsriiskledrianğinıtmımülkbiöyelgtiedseindeevalyertıelmaiıtştiro. lİuşlpetitcüimşirketler

dağıtım tesisleri devlet mülkiyetindedir. Kayseri, AKEDAŞ

ve AYDEM hariç olmak üzere TEDAŞ’ın mülkiyetindeki

bu dağıtım tesislerinin işletme hakkı devriyle oluşturulmuş

dağıtım şirketleri, yüzde 100 hisse satışıyla özelleştirme

kapsamında özel kuruluşlara devredilmiştir. Kayseri ve

Civarı Elektrik A.Ş, 1926 yılında imtiyazlı bir şirket olarak

kurulmuş olup; imtiyaz süresi sonunda 1982 yılında TEK’e

devredilmiş, 1990 yılından itibaren de işletme hakkı devriyle yeniden özelleştirilmiş bir şirket olarak faaliyetlerini

sürdürmektedir. Aydın, Denizli ve Muğla illerini kapsayan

dağıtım bölgesi 1991 tarihli özelleştirme kapsamında 2008

yılında AYDEM şirketi ’ne; Göksu Elektrik Dağıtım A.Ş ise

1998 yılında yapılan özelleştirmeye dayanılarak 2011 yılında

AKEDAŞ’a devredilmiştir. Mevcut tesislerin mülkiyeti

olduğu gibi dağıtım şebekesine işletici şirket tarafından

ilave edilen şebeke tesislerinin mülkiyeti de devlete aittir.

Şekil 2. TETAŞ’ın Türkiye Elektrik Tüketimindeki Payı

Şekil 2- TETAŞ’ın Türkiye Elektrik Tüketimindeki Payı

7- Elektrik Sistemi Düzenleme ve Denetleme Açısından Durum: Türkiye 13 elektrik sektöründe en üst düzenleme ve denetleme kuruluşu olarak Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) bulunmaktadır. Elektrik üretim tesisleri kurulumu için lisans verilmesinden tüketicilere satılacak elektrik fiyat tarifelerine kadar tüm genel

Borsa sistemi dışında elektrik piyasasının nasıl işlediğine

maksimizasyonun da aracısı haline getirmiştir. Böylece

bakılacak olursa, farklı adlar altında piyasada faaliyet yürüten

özünde bir kamu hizmeti olması gereken elektrik temin ve

şirketlerle karşılaşılmaktadır. Dağıtım şirketleri ile perakensunum işlemi Türkiye’de piyasada alınıp satılan bir ticari

de hizmet birbirinden ayrıştırılmış olup, perakende satış

meta ve devletin de bir parçası olduğu piyasanın öznesi

şirketleri nihai kullanıcılara yönelik faaliyet yürütmektedir.

haline gelmiştir.

Bunların yanı sıra piyasada kamu kurumu olan TETAŞ gibi toptan alım-satım, hatta ithalat yapan özel şirketler de bulunmaktadır. Dağıtım şirketleri görevli tedarik şirketleri olarak serbest olmayan tüketicilere ve ikili anlaşma yoluyla elektrik temin edemeyen tüm kişi ve kuruluşlara elektrik sağlamak zorunda olup; ayrıca görevli tedarik şirketleri dışında özel tedarik şirketleri de serbest tüketicilere elektrik satışı yapabilmektedir.

7- Elektrik Sistemi Düzenleme ve Denetleme Açısından Durum: Türkiye elektrik sektöründe en üst düzenleme ve denetleme kuruluşu olarak Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) bulunmaktadır. Elektrik üretim tesisleri kurulumu için lisans verilmesinden tüketicilere

Yukarıda anlatılanlardan açıkça görüleceği üzere bugün ülkemizde elektrik hizmeti; siyasi iktidarlar eliyle yaratılan ve bugün devletin de aktif bir oyuncusu olduğu ana amacı kar maksimizasyonu olan elektrik piyasası tarafından yerine getirilmeye çalışılmaktadır.

Yüz yıldan fazla süren devlet eliyle elektrik hizmetinin piyasalaştırılması ve elektriğin bir ticari meta haline getirilmesi çabaları sonucu elektrik hizmeti kamu hizmeti olma niteliğinden çıkarılarak bir piyasa faaliyeti haline getirilmiştir.

İnsanların kullanması zorunlu olan elektriğin bu şekilde kullanıma sunulması yurttaşlar açısından önemli kısıtlamalar getirmekle beraber çeşitli olumsuzluklara da yol açmıştır.

satılacak elektrik fiyat tarifelerine kadar tüm genel kararlar bu kurum tarafından alınarak uygulamaya sokulmaktadır.

Enerji Politikalarının Somut Sonuçları

EPDK yönetimi Bakanlar Kurulu tarafından belli süreler için seçilmektedir. Dolayısıyla devlet elektrik sektörünün düzenleme ve denetlemesini tam anlamı ile elinde tutmaktadır. Ayrıca dağıtım şirketlerinin denetlenmesi konusunda Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı yetkili kılınmıştır.

Ülkemizde uzun zamandan beri elektrik sektöründe devlet-özel sektör ortaklığıyla, devletin karar ve gözetiminde sürdürülen yapının yarattığı sonuçları elektrik alanındaki temel hedef olan “arz güvenliği ve ucuz enerji” bağlamında değerlendirebiliriz.

Ayrıntılı olarak ele aldığımız elektrik sektör yapılanmasını kısaca şöyle özetleyebiliriz:

Elektrik üretim tesislerinin bir bölümü devlet tarafından inşa edilmiştir. Elektrik üretebilmek için gerekli olan tüm kaynakların tahsisleri devlet tarafından yapılmaktadır. Elektrik üretim tesisi kurmak için gerekli izin devlet tarafından verilmektedir. Buna ek olarak devlet bazı üretim tesislerine doğrudan alım ve fiyat garantileri vererek ve/veya çeşitli teşvikler sağlayarak, kaynak kullanımları için ihaleler yapıp süreli alım ve fiyat garantileri vererek, üretim alanında EÜAŞ üzerinden yürüttüğü doğrudan faaliyetlerin dışında dolaylı

1-Elektrikte arz fazlası oluşmuştur: TEİAŞ’ın İnternet sitesinde 2017 yılsonu itibarıyla kurulu güç rakamı 85 bin 200 megavat (MW) olarak açıklanmıştır. Türkiye’nin 2017 yılı puant (tepe) yükü ise 47 bin 660 MW olmuştur. Aradaki fark 37 bin 600 MW’tır. Bu yüzde 79 oranında yedek güç olduğu anlamına gelmektedir.

Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerin yurttaşlarının refah düzeyinin arttırılması için çok fazla alt ve üst yapı yatırımlarına ihtiyaç olan bir ülkede yüzde 79 gibi çok yüksek bir yedek güç ile çalışan bir elektrik sistemine sahip olunması kaynakların doğru kullanılmadığı anlamına gelmektedir.

olarak da aktif bir rol almaktadır. Elektrik iletim tesisleri

Türkiye’nin elektrik üretim tesisleri çok gençtir. Türkiye

devlet tarafından işletilmektedir. Dağıtım tesislerinin mal

kurulu gücünün 1992 yılında 18 bin 716 MW, 2002 yılında

sahibi devlet olup işletmesini belli sürelerle özel şirketlere

31 bin 846 olduğu göz önüne alınırsa mevcut kurulu gücün

kiralamıştır. En büyük elektrik alım satım şirketi TETAŞ

yüzde 78’inin 25 yaşın altında, yüzde 63’ünün 15 yaşın altındevlet kuruluşu olup; devletin işlettiği üretim tesislerinden

da olduğu görülecektir. Elektrik üretim tesislerinin teknik

ve piyasadan elektrik alıp satmakta, ayrıca devlet üzerinden

ömürleri burada belirtilen sürelerden çok uzundur. Elektrik

alım garantisi verilen özel şirketlerden de elektrik alıp satma

üretim tesislerinde en kısa ömür 40 yıl olarak kabul edilfaaliyeti yürütmektedir. Dağıtım şirketleri, aydınlatma ile

mektedir. Dolayısıyla kapatılacak tesisler olacağı gerekçesi

kayıp ve kaçak tüketimler için elektriği TETAŞ’tan almak

ile kurulu güç artışı düşünmek ve yeni yatırımlar yapmak

zorundadır. Bunun yanında piyasada alınıp satılan elektriğin

Türkiye için doğru bir karar olmamaktadır.

ticaret koşulları yine devlet kuruluşlarının ağırlıklı olarak pay

Şu anda mevcut üretim tesisleri için ortalama emreamasahibi olduğu EPİAŞ kuralları çerçevesinde yapılmaktadır. En

de olma faktörü yüzde 67.3 ile 61.8 civarındadır. TEİAŞ

önemli husus olarak da son müşteri olan halka elektrik satış

tarafından Ağustos 2017 tarihinde yayımlanan Türkiye

fiyatları EPDK aracılığıyla devlet tarafından belirlenmektedir.

elektrik enerjisi 5 Yıllık (2017-2021) Üretim Kapasite

Yani sonuç olarak ülkemizde elektrikalsaenktö2r0ü0d7e-v2le0t2in1izyinıllvaerı arasıPnraojielkişskiyionnug’enrdçaekyelerşaelnanv2e00ö7n-g2ö0r2ü1leyınllaermı arreaasmınadielilşikkinoranları

imkan verdiği ölçüler içerisinde harŞeekketile3d’etnebgiör rmüelmkaenkizte-dir. gerçekleşen ve öngörülen emreamadelik oranları Şekil 3’te

madır. Yasada öngörülen piyasanın nasıl bir piyasa olacağına

görülmektedir.

ve bunun içerisinde özel kuruluşların ne

şekilde yer alacağına devlet yöneticileri

ve siyasal iktidar karar vermektedir.

Devletin elektrik hizmeti için kurmuş olduğu ve içerisinde karar verici oranda yer aldığı piyasanın ana amacı kardır ve ancak kar ettiği sürece yaşam bulabilir. Her piyasanın amacı karın maksimize edilmesidir. Türkiye’de yasa ile elektrik hizmetini bir piyasa oluşturulmasına Şekil 3- TEİAŞ 5 ŞYekılillı3k. TÜErİAeŞti5mYıllKıkaÜpreatsimiteKapParsiotejePkrosjieykosinyounu’n’nddaann(2(02170-12072-12)021) bağlayan siyasi iktidarlar, devleti buGkearrçekleşen ve ÖngörülenGEermçerkeleaşemn avedÖenligkörOülernaEnmlareraımTadaeblilkoOsura.nları Tablosu.

Tablodan açıkça görüleceği üzere Türkiye’deki e2le01k8trMikart •üSareytı-i4m63 tesisi

yatırımlarının yüzde 33-38 arasındaki büyük bir bölümü atıl kapasite olarak her daim

üretim yapamayacak durumdadır. Bu durum ise gerçek bir israfı işaret etmektedir.

yüzde 41 kapasite (Hesaplama 2017 Ağustos ayı itibarı ile toplam üretim içindeki

kaynak ihtiyaç

poalaynlartıüekseatsimalınkıaprştıolapnlaambilimçeirşisionlempakaytaladşırt.ırı(lKaraapkaysaitpeılmfaıkşttöırr.ü)=ileKiuşrluetliulmgeüsçiylxedos

8760s/... yılı üretimi) TEİAŞ tarafından

hazırlanan

10ELYEıllKıkTRElİeKktrMik ÜTHükEetNimDTİSalLepİĞTİahmini

Raporu’nda Türkiye’nin tüketimine ilişkin tahminler Şekil 4’te yer almaktadır.

Tablodan açıkça görüleceği üzere Türkiye’deki elektrik üretim tesisi yatırımlarının yüzde 33-38 arasındaki büyük bir bölümü atıl kapasite olarak her daim üretim yapamayacak durumdadır. Bu durum ise gerçek bir israfı işaret etmektedir. Anlaşılan fizibilite yapılması esnasında büyük hatalar yapılarak veya yanlış kabullere dayanılarak kaynak varlığına oranla fazla kapasiteli santrallar inşa edilmiştir.

Emreamade olma faktörü su, rüzgar gibi doğal kaynak eksiklikleri veya arıza bakım gibi teknik nedenlerle üretim tesislerinin üretim yapamama durumlarından oluşur ve genelde

toplam sistem için yüzde 15-20 arasındadır. Türkiye’de arıza

nedeni ile kapasitenin kullanılamama oranı yüzde 1-13 arasındadır. (Türkiye Elektrik Sisteminde Emreamade Kapasite

Şekil 4- TEİAŞ-10 Yıllık Talep Tahmini Raporu’ndaki 3 Senaryoya Göre

İncelemesi-TEİAŞ Planlama ve Stratejik Yönetim Dairesi Başkanlığı Syf:3) Asıl emreamade olmama durumu, arıza dışı nedenlerden kaynaklanmaktadır. Bu nedenlere bakıldığında

EkalpekastirtieŞGkBeiuöTlkerüteiaçklbaEe4llotıl.şienmtTkuırntEıArlıiİirrnkAstcaıŞTşe2l-Tüe10nak20mbe6YlteoiysımslıilulnııdkAieçTrnitnıaaşldneüTlpaşşaüTıbklalacsoheasnğmuaı riünyzoiedRraeatmpüokerevutciu’lentcdkeaukkrueinl3uerSgjieüyçni,,ayyrüyüozzddyaee

47.6 51.7

kapasite ile çalıştırılırsa baz senaryoda tüketilecek enerjiyi, yüzde 56.2 kapasite ile

ise gelen su ve rüzgar gibi doğal faktörler yanında özellikle kö- çalıştırılırsa yüksek senaryoda tüketilecek enerjiyi karşılayabilecek durumdadır.

mür yakan termik santrallardaki işletme koşullarında yaşanan

SSoonnuuç çolaorlaakrTaükrkTiyüe’rdkeiuyyeg’udlaenuanyegluekltarinkapnolietilkeaklatrrınikınpyaorlaittmikışaolaldruığnuınfazla

sorunlarla karşılaşılmaktadır. Yani Türkiye’de mevcut termik santralların devrede olmama süreleri oldukça yüksektir. Bu

üretim ykUaayprgaaustiltmaensmiışnaesodı ledngieuyrlğeekueenlefkaptzroilklaitsiüekkarteögrtüeirnmçdeekkçisiarapefaakosnnietodemesniikonldbeuüdğyuüemngöeiryülvneemeeblkuetnekadtirru.iykgun elektriksetükkteötirmüntadleep itsahrmafianleyroi lilaeçithıtğiyıagcıökraürnşılmayeackatkedbüiry.üklükte elektrik üretim

sorun bakım ve düzenlemelerle iyileştirilebilir. Bu bakım ve tesisi yUapıylmguaslıadnır.mYaapsıılagceakretekseisnlerpinoüliretitikmakgaeparsçiteekfçakitöerkleorindoemgeirkçebkçüiyoülmmaleıdır.

iyileştirmeleri yapmak yerine yeni üretim tesisleri kurulmasının ülke ekonomisi açısından yarar getirmeyeceği açıktır.

sAisfatekmi drveaekgaebmruelkansrilaza uybayütgıyrüıumknotereaslniesıklneıtrryüiykkaspteıüllatmkraeekktiteemmdirrte.aamleapdetaohlmmainorlaenrıni ıinlediühşütkiyaoclmı ası k2a- rEşleılkatryiakcfaiykabtıüçoykükarltümkıtşeveelheaklktriçikinüerkeontiommitkebsiirsyiüykaphaıllmineagseıldmıriş.tir:

Ayrıca günlük tüketim talebinin karşılanmasında ihtiyaçtan GelişenYdaüpnyılaakcoaşkulltaerısiiçselreisrinindeüTrüerktiiyme’dkeaepleakstritkekufallakntıömrıleferrti bdaeşıngaearrtçmeakkçtaidır.

fazla üretim tesisi mevcut olduğundan bazı santrallar üretim Bu ise oalilme abülıtdçeısri.neAöfankemi lriabkiramyülkarolluaşbtuürmyaükktadteırs. iTsülrekriyyea’dpeılealerkatkrikemfiyraetlaar-ının yapamayarak atıl olarak beklemek zorunda kalmaktadır. Bu fdiüynaytlaarmüınlkaaeedltekeriisoiillaemçıkakaçroaşırlgaaöşnrtüıırnlımlımneaksdteınüddişra.ünTkbüuorkgliümyneea’nskiınasdüiaysretsueiymogluddluaenğaugneErpkeoolknitosimkizailkayraİışntbıirerıllmeiğkitrvike durum santralların kapasite kullanım oranlarını düşürerek KalkınmoraaÖnrıgnütıüy’nüükns(eOlEtmCDe)kvteeDdeivrl.etin resmi kuruluşları tarafından hazırlanan bazı

ilk yatırım sırasında hesaplanan gelirden daha az gelir elde tablolar2a-şaEğıldeakvterriilkmifşitiyr.atı çok artmış ve halk için ekonomik bir

etmelerine ve dolayısıyla mali yapılarının olumsuz etkilenyük haline gelmiştir: Gelişen dünya koşulları içerisinde

mesine neden olmaktadır. Son tahlilde proje kapasitesi al-

Türkiye’de elektrik kullanımı fert başına artmaktadır. Bu ise

tına düşen üretim kapasiteleri, üretilen elektrik maliyetinin artmasına yol açmaktadır.

aile bütçesine önemli bir yük oluşturmaktadır. Türkiye’de elektrik fiyatlarının dünya ülkeleri ile karşılaştırılmasından

Bugün mevcut kurulu güç TEİAŞ’ın hazırlamış olduğu 10

bugüne kadar uygulanan politikaların elektrik fiyatlarına

Yıllık Talep Tahmin Raporu’nda 3 farklı senaryoda öngöetkisi açıkça görülmektedir. Türkiye’nin üyesi olduğu

rülen 2026 yılı tepe güç ihtiyacından bile fazladır. Bu rapora

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü’nün (OECD) ve

göre Türkiye’nin 2026 yılı puant güç tahmini; düşük, baz ve

Devletin resmi kuruluşları tarafından hazırlanan bazı tabyüksek artış senaryolarına göre sırasıyla 56 bin 613 MW, 61

lolar aşağıda verilmiştir.

bin 446 MW ve 66 bin 809 MW’tır. Eğer emreamade olma faktörü dünya genelinde olduğu gibi yüzde 80 civarına yükseltilebilirse 2026 yılına kadar puant güç açısından yeni bir tesise bile ihtiyaç yoktur. Ayrıca 2017 Temmuz ayı itibarı ile

Şekil 5’te görüleceği üzere mesken fiyatları yanında sanayi ve tarımsal sulama gibi diğer tarifelerde de uygulanan birim fiyatlarda yaklaşık 2-2.5 misli artışlar olmuştur.

lisans almış ve inşaatına başlanmış 26 bin 500 MW elektrik

üretim tesisi vardır. Bu tesislerle birlikte arz fazlası, kurulu

güç açısından çok daha yüksek düzeylere çıkmaktadır.

Kurulu güçteki arz fazlası, ülkemizin mevcut tüketimi dikkate alındığında daha görünür bir hale gelmektedir. 2017 yılı elektrik tüketiminin 290 milyar kWh civarında kesinleşeceği ve mevcut kurulu güç ile bu tüketimi karşılayacak üretimin rahatlıkla gerçekleştirilebildiği görünmektedir. Yani Türkiye mevcut elektrik üretim tesislerinin yüzde 41 kapasite (Hesaplama 2017 Ağustos ayı itibarı ile toplam üretim içindeki kaynak payları esas alınıp toplam içerisine paylaştırılarak yapılmıştır) ile işletilmesiyle ihtiyaç olan tüketim karşılanabilmiş olmaktadır. (Kapasite faktörü= Kurulu güç x 8760s/... yılı üretimi)

TEİAŞ tarafından hazırlanan 10 Yıllık Elektrik Tüketim Talep Tahmini Raporu’nda Türkiye’nin tüketimine ilişkin tahminler Şekil 4’te yer almaktadır.

Bu tablonun incelenmesinden anlaşılacağı üzere mevcut kurulu güç; yüzde 47.6 kapasite ile çalıştırılırsa 2026 yılı için düşük senaryoda tüketilecek enerjiyi, yüzde 51.7 kapasite ile çalıştırılırsa baz senaryoda tüketilecek enerjiyi, yüzde 56.2 kapasite ile çalıştırılırsa yüksek senaryoda tüketilecek enerjiyi karşılayabilecek durumdadır.

Şekil 5. Vergi ve Fonlar Hariç Elektrik Tarifesi’nin Abone Gruplarına Göre Yıllar İtibarıyla Gelişimi

Şekil 6’da yer verilen tabloda 2002-2015 yılları arasında TETAŞ elektrik alım fiyatları yer almaktadır. Bu tablo da elektrik üretim maliyetlerindeki artışı gösteren bir başka veri sunmaktadır. Buna göre TETAŞ’ın alış fiyatları TL bazında 2.62, satış fiyatları 2.2 misli artmıştır.

ŞŞeekkiill66-T.TEETATŞA’ıŞn’AınlışA-Slıaşt-ışSFaityıaştlFariıyatları

Şekil 7’de OECD ülkelerinde hane halkı elektrik fiyatlarının dolar bazında 20062014 yılları arasındaki değişimi gösterilmektedir.

Şekil 7’de OECD ülkelerinde hane halkı elektrik fiyatlarının dolar bazında 2006-2014 yılları arasındaki değişimi gösterilmektedir.

Bu tabloya göre ABD Doları cinsinden konut elektrik fiyatlarının Türkiye’de 2006 ile 2014 yılları arasında 1.6 misli arttığı, 2014 yılında Türkiye mesken elektrik fiyatlarının OECD ortalamasının üzerinde olduğu, 2006 yılında Türkiye’de mesken elektrik fiyatları OECD ortalamasının yüzde 20 altında iken 2014 yılında yüzde 9 üzerine çıktığı görülmektedir.

Yine OECD’nin 2014 yılı itibarıyla satın alma gücüne göre hanehalkı elektrik fiyatlarının durumuna ilişkin Şekil 8’de verilen grafik üzerinden değerlendirme yapıldığında Türkiye’nin OECD ülkeleri içerisinde hane halkına en pahalı elektrik sağlayan 6. ülke olduğu görülmektedir.

Bu noktada kurulu güç, elektrik tüketimi ve fiyatlarına ilişkin verileri bütün olarak değerlendirdiğimizde, kapitalist ekonomik sistemin genel kurallarının bile dışında bir durumla karşı karşıya olduğumuz net olarak görülmektedir. Yani arz fazlası varken son tüketiciye satış fiyatları düşmemekte, hatta aksine artmaktadır. Dolayısıyla uygulanan politikanın yasada belirtildiği şekilde bir ucuzluk getirmediğini, tersine fiyatları arttırdığını görmekteyiz. Şekil 9’da Dünya Bankası kaynakları kullanılarak hazırlanmış 2000-2015 yılları arasında kişi başına düşen milli gelir artışları görülmektedir. Buna göre Türkiye’nin kişi başına düşen milli gelirinin yüzde 45 civarında arttığı gerçeği göz önüne alınırsa elektrik fiyat artışlarının milli gelir artış oranının çok üzerinde olduğu ortaya çıkmaktadır ki çok yüksek oranda artan elektrik fiyatlarının hanehalkına ekonomik zorluk getirdiği açıkça görülmektedir.

Şekil 7- OECD Hanehalkı Elektrik Fiyatları-Dolar/MWh

Şekil 7. OECD Hanehalkı Elektrik Fiyatları-Dolar/MWh

Şekil Ş9e-kiDl ü9.nDyaünByaaBnaknaksaısıKKaayynnaakkllaarrınınaaGöGreörÜelkÜellekreinleKriinşi BKaişşıinaBaşına Düşen Milli Gelir ADrtüışşeın Milli Gelir Artışı

oioyşalllmmreatuamrışknettuaa3rd-.omUılBrmay:lugiulel3yeuaBşn-entrlmUitueeaill,driermyn.ajreüidigYansr,kilulıeağaenatpüilryiaaırtlnlgüeemataimennibkglnaieabeldngalrlyiaeüarerecşırnilbnntmeyıiigkıorralnmeietdlbmenmlahaaeelışbaaeczıbrillenekleaaidlkakşrteüdaıtktnerneüedtialnykrşeıaeeierkkdrefl:ntjialeiryeBykiakgkkaitfettalltirrlafiyıyieniirrkanykcııdtamaelditkkffağliüiltravyiayeşıerarmngaıeıtinnlıitlüşanbelıdşlrnakieıatnrtvyrhdmıuieeunkıanczceıblufuianiluumzzyeclladnudaaautüelummlzcaişbrlyueraauaieınmzmlsnytiııa--rnanyyiaandatsıüraşınnmemelnadegrveyıenneel devam edecenğeindiegnöostlemrmueşktuterd.iBr.uAnBeDdeEnnleertjüi mBildgüi nİydaadreasie’lneinktr(EikIAfi)yaYtlıallrıık Gözlem2017 Raporud’nüdşamkiüdşevğeebrluerdeugröurme 2in02s2anvlaerı2n04y0arayrılılnaarınoalmiluişşktiunr.eYnearpjiılaknaynaklarına göre öngörüleanraüşrteıtrimmamlaarlidyüetnleyraidnaing2e0le1c7eykıtleı ielleekkatrrşikılafşiytıartmlaarsıınŞınekdiül 1şm0’deayeverilmiştir.

devam edeceğini göstermektedir. ABD Enerji Bilgi İdaresi’nin (EIA) Yıllık Gözlem-2017 Raporu’ndaki değerlere göre 2022 ve 2040 yıllarına ilişkin enerji kaynaklarına göre öngörülen üretim maliyetlerinin 2017 yılı ile karşılaştırması Şekil 10’da verilmiştir.

Şekil 8. OECD Satın Alma Gücüne Göre Hanehalkı Elektrik Fiyatları-2014

Şekil 10’dan açıkça görüleceği üzere bugün ve gelecekte beher kWh başına maliyet; yatırım, iletim ve işletme giderleri, finansman, sosyal maliyetler ve diğer hususlar göz

3-Uygulamalar gelecekte elektrik fiyatlarının ucuzlamasına engel

olmaktadır: Bilindiği gibi yenilenebilir enerji kaynaklarının hızla düşen yatırım ve işletme maliyetleri, üretilen birim başına elektrik fiyatlarında ucuzlamaya neden

olmuştur. Bu nedenle tüm dünyada elektrik fiyatları düşmüş ve bu durum insanların yararına olmuştur. Yapılan araştırmalar dünyada gelecekte elektrik fiyatlarının düşmeye

devam edeceğini göstermektedir. ABD Enerji Bilgi İdaresi’nin (EIA) Yıllık Gözlem-

2017 Raporu’ndaki değerlere göre 2022 ve 2040 yıllarına ilişkin enerji kaynaklarına

göre öngörülen üretim maliyetlerinin 2017 yılı ile karşılaştırması Şekil 10’da verilmiştir.

mür yakıtlı santrallardan kaynaklandığı kabul edilmektedir.

Bu gerçek Türkiye tarafından da kabul edilerek Paris İklim

Anlaşması’na imza atılmış ve sera gazlarının yüzde 70 oranında elektrik üretim endüstrisinden kaynaklandığı ve 2030

yılına kadar sera gazı artışında normal gelişmeye göre yüzde

21 düşük artış olacağı taahhüdü verilmiştir. Ancak Türkiye

“Milli enerji ve maden politikası” çerçevesinde; sera gazı

emisyonlarının en büyük kaynağı olan kömür yakan termik

santralların teşvik edilmesine, yeni bulunanlar dahil tüm

kömür kaynaklarının elektrik üretimine tahsis edilmesine, kömürden üretilecek elektriğe her yıl ilan edilerek belirlenecek

olan ve bugün 6 sent/kWh civarında olan (2016 yılı için 16.5

kr/kWh, 2018 yılı için 20.135 kr/kwh) bir teşvik fiyatı verilmesine Bakanlar Kurulu kararnamesi ile karar verilmiştir. Aynı

kararnamede kömür yakıtlı elektrik santrallarına 2024 yılına

kadar enflasyon artışına oranlı alım garantileri de verilmiştir.

Şekil 10. ABD EIA Yıllık Gözlem 2017 (Annual Outlook) Değerlerine Göre Elektrik Üretim Kaynaklarına Göre Maliyet Gelişimi.

önüne alınarak yapılan çalışmalar sonucunda genelde 6 sent/kWh ve 10 sent/kWh üzerinde olmak üzere iki kümede gruplaşmaktadır.

Ülkemizde düşük miktarlarda (1 GWh/yıl) yenilenebilir enerji kaynaklı santrallara teşvikler verilmekle beraber büyük ölçekli (35 GWh/yıl ve üzeri) nükleer santrallara ve yerli kömür santrallarının hemen hemen tamamına alım garantileri verilmektedir. Bu alım garantileri elektrik fiyatlarında önümüzdeki yıllarda teknik gelişmelerden dolayı oluşacak ucuzlamaların son kullanıcı fiyatlarına yansımasını engelleyeceği gibi mevcut fiyatların da çok üzerinde olan alım garantileri nedeniyle pahalı elektrik kullanımına yol açmaya devam edecektir. Örneğin Akkuyu NGS’ye yıllık üretiminin yüzde 50’si için 12.35 sent/kWh, Sinop NGS tüm üretimi için 10.80 sent/kWh+yakıt fiyatı, kömür santrallarına 20.0135 kr/kWh alım garantileri verilmiştir.

AB-Türkiye Enerji İşbirliği 2017 Ekim Bruegel Raporu’nda Türkiye’nin sera gazı emisyonlarındaki mevcut artış ile Paris Anlaşması taahhütlerine uymasının mümkün olamayacağı belirtilerek, AB ile Türkiye’deki sera gazı emisyon azaltılması çalışmalarını somutlamak için Şekil 11’deki grafiğe yer verilmiştir.

Ülkemizde fosil yakıtlara bağlı elektrik üretim tesisleri, yapımı azaltılmadan devam etmektedir. 2006-2016 yılları arasında fosil yakıt yatırımları tüm yatırımların yarısından fazla olmuştur (%54). 2017 yılı üretiminde ise fosil yakıtların oranı Şekil 12’deki grafikte görüleceği üzere yüzde 68’e kadar yükselmiştir.

Bu durum iklim değişikliği önlemleri açısından Paris İklim müAmnkülanşomlaamsaıyaçcearğçı ebveleirstiilnerdeek, vAeBriilleenTütrakaiyheh’düetkliesreera ugyauzımemuinsyopnekazaltılması çalmışmüamlarkınüı nsoomluatmlamaaykaciçainğŞınekınil 1a1y’rdıekbiigrragföiğsetyeerrgveesriilmoilşmtira. ktadır.

Böylece uzun süreler (15-20 yıl) için verilen yüksek fiyatlı alım garantileri gelecekteki elektrik fiyatlarını da belli oranda belirleyerek; 2030-2040 yılları elektrik fiyatlarına bile bugünden ipotek konulmasına neden olmaktadır. Yani pahalı kaynaklara alım garantileri verilerek ilerideki yıllarda elektriğin ucuzlamasına engel olunmaktadır.

4- Elektrik kesintileri ve enterkonnekte sistem çöküşleri artmıştır: Elektrik enerjisinin teminindeki en önemli faktörlerin başında elektriğin sürekli ve kaliteli olması yani gerilim ve frekansının istenen değerlerde olması gelir. Bu nedenle yasada amaç maddesine elektriğin kaliteli sunulması niteliği de eklenmiştir.

ŞekiŞle1k1il. A1B1--TAüBr-kTiyüerEkinyeerjEi nİşebrijriliİğşib2ir0l1iğ7iE2k0im17 BErkuiemgelBruegel Raporu’ndaki TüRrkapiyoeruve’nAdBak’ni TinüSrekriyaeGveazAı Bsa’nlıinnımSelarraınGaazİlıişSkailnınGımralafrikına İlişkin Grafik

Ülkemizde fosil yakıtlara bağlı elektrik üretim tesisleri, yapımı azaltılmadan devam etmektedir. 2006-2016 yılları arasında fosil yakıt yatırımları tüm yatırımların yarısından fazla olmuştur (%54). 2017 yılı üretiminde ise fosil yakıtların oranı Şekil 12’deki yer alan grafikte görüleceği üzere yüzde 68’e kadar yükselmiştir.

Türkiye’nin bugün geldiği noktada Ankara’nın ortasında bile sıklıkla rastlanan kesintiler bulunmakta olup; sanayi tesislerinde ani elektrik kesintilerinin yarattığı sıkıntılar bilinmektedir. Bölgesel ve yerel elektrik kesintileri genellikle dağıtım sistemlerindeki aksaklıklara bağlıdır. Ancak 2015 yılı 31 Mart günü meydana gelen sistem çökmesinin dünyadaki 7. büyük sistem arızası olması ve tüm Türkiye’nin 10 saate yakın elektriksiz kalmış olması Türkiye genel elektrik sisteminin de pek güvenilir olmadığını ortaya koymaktadır.

5- Fosil yakıt yoğunluğu sürmekte ve elektrik üretim

yatırımları sera gazı emisyonlarını arttırmaktadır:

Bugünün dünyasında iklim değişikliğinin ana nedeni olan

sera gazlarının çok büyük oranda fosil yakıtlı ve özellikle kö-

Şekil 12. Türkiye’de 2017 Yılı Elektrik Üretiminde Fosil Yakıtların Payı

Şekil 12- Türkiye’de 2017 Yılı Elektrik Üretiminde Fosil Yakıtların Payı

Bu durum iklim değişikliği önlemleri açısından Paris İklim Anlaşması çerçevesinde verilen taahhütlere uyumun pek mümkün olamayacağını1n7ayrı bir

göstergesi olmaktadır.

6-Enerjinin sürdürülebilirliği güvenliği artmamaktadır: Enerji yalnız bugün

için değil gelecek için de bugünden hazırlanması gereken bir süreç olduğundan ve

6- Enerjinin sürdürülebilirliği güvenliği artmamaktadır: Enerji yalnız bugün için değil gelecek için de bugünden hazırlanması gereken bir süreç olduğundan ve dünyada enerji kaynaklarının kısıtlı olması nedeniyle enerjinin sürdürülebilirliği, enerji sektörünün çözülmesi gereken en önemli sorunudur. Enerjinin yalnızca kullanılması değil, sunumunun sürdürülebilirliği de ayrıca önemli bir

Şekil 13. Dünya Enerji Konseyi’nin Enerjinin Sacayağı Çalışması Şekil 13- Dünya Enerji Konseyi’nin Enerjinin Sacayağı Çalışması

Bu temel unsurlar açısından 125 ülke, bir sıralamaya (endekse) tabi tutulmuştur. Endekse konu ülkelerin performansları da Şekil 14’deki tabloda verilen kriterler çerçevesinde değerlendirilmiştir.

Şekil 14- Dünya Enerji Konseyi Enerjinin Sacayağı Çalışmasındaki Ülke Değerlendirme Kriterleri

Şekil 14. Dünya Enerji Konseyi Enerjinin Sacayağı Çalışmasındaki değerlenBduÜirdmlekeğedeeDrl1een2ğd5eirürmllekene sdaorinarsmuıcneudaKT4ür6irtk.eisyrılereairdçiaidnırŞ.ekil 15’te gösterilmektedir. Türkiye, bu

unsurdur. Bu konuyu incelemek için çok çeşitli çalışmalar yapılmaktadır. Enerjinin varlığına güvenilerek yapılan birçok girişim, eğer enerji sunumunun sürekliliği garanti altına alınmamışsa ya yarım kalmakta veya ekonomik olma özelliğini kaybetmektedir.

Dünya Enerji Konseyi (WEC) enerjinin sürdürülebilirliğini üç temel unsurda inceleyerek elinde verileri olan (üyesi olan) 125 ülke için değerlendirmeler yapmıştır. Bu çalışmada temel alınan 3 unsur;

-Enerjinin güvenliği -Enerjinin eşit dağılımı -Çevresel sürdürülebilirlik olarak belirlenmiş ve Dünya Enerji Konseyi bu konuyu Enerjinin Sacayağı (World Energy Trilemma) olarak adlandırmıştır. Bu çalışmaların en sonuncusu World Energy Trilemma Index 2016 adı ile yayımlanmıştır.

Bu temel unsurlar açısından 125 ülke, bir sıralamaya (endekse) tabi tutulmuştur. Endekse konu ülkelerin performansları da Şekil 14’deki tabloda verilen kriterler çerçevesinde değerlendirilmiştir.

Bu değerlendirme sonucu Türkiye için Şekil 15’te gösterilmektedir. Türkiye, bu değerlendirmede 125 ülke arasında 46. sıradadır.

Burada dikkat edilecek husus, Türkiye’nin genel endeks sıralamasında 46. sırada olmasına karşın enerji güvenliği sıralamasında 69. olmasıdır. Bu değerlendirme çok miktarda enerji üretim tesisi yaparak enerji güvenliğinin sağlanamayacağının açık bir göstergesidir.

7- Elektrik enerjisinde dışa bağımlılık sürmektedir: Elektrik enerjisi konusunda dışa bağımlılık sürdürülebilirlik açısından önemli unsurlardan birisidir ve günümüzün barıştan uzak dünyasında ön plana çıkmaktadır. Bugünün dünyasında tüm enerji kaynaklarını bünyesinde toplayan ülke hemen hemen yoktur. Ancak enerjide dışa bağımlılık yönetilebilir ve ekonomik açıdan değerlendirilebilir olmalıdır. Türkiye genel enerji açısından yüzde 75-76 oranında, elektrik enerjisi açısından yüzde 50 oranında dışa bağımlı bir ülkedir.

Elektrik enerjisi açısından Türkiye’deki kaynak bağımlılığına ilişkin gelişim Şekil 16’da yer verilen grafikte görülmektedir. Uygulanan politikalar sonucunda 1988’de yüzde 85 oranında olan elektrik üretimindeki yerli kaynak kullanımı 2000-2001 yıllarında yüzde 50’ye düşmüş daha sonra ithal kaynak kullanımı yani dışa bağımlılık 2014 yılında yüzde 62’yi aşmış en son 2016 yılında yeniden yüzde 50 seviyelerine düşmüştür.

Şekil 16- Elektrik Üretiminin Yıllara Göre Yerli-İthal Kaynak Bağımlılık ŞeŞTkeiülkrik1li5y1-e5’.nDDinüünDnyyuaaruEEmnneuerrjjiiKoKnosnesyeiyEi nEernjeinrjiinniSnacaSyaacğaıyaÇğaılışÇmaalısşım’nadsaı’ndOaranlarıŞBKeağkaıiymln1laı6lkı.k:EOTleErkatİnrAliakŞrÜıvKreeratiyilnmearikin:iTn EYİılAlaŞraveGriölereriYerli-İthal Kaynak

Türkiye’nin Durumu

Bu1ra8da dikkat edilecek husus, Türkiye’nin genel endeks sıralamasında 46. sırada olmasına karşın enerji güvenliği sıralamasında 69. olmasıdır. Bu değerlendirme çok miktarda enerji üretim tesisi yaparak enerji güvenliğinin sağlanamayacağının açık bir göstergesidir.

Kurulu güç açısından ise 2000 yılında yüzde 66.3 oranında

Yirminci asrın başından bugüne kadar yüz yıldan fazla süolan yerli kaynak kullanan elektrik üretim tesis oranı, 2016

redir uygulanan enerji politikalarının elektrikte arzu edilen

yılında yaklaşık 10 puan azalarak yüzde 56.6’ya gerilemiştir

sonuçları veremediği görülmektedir.

(Şekil 17).

Şekil 18’de görüleceği üzere 2006-2016 yılları arasında yeni devreye alınan 34 bin 306 MW’lık elektrik üretim tesisinin 18 bin 487 MW’ı (%54) ithal kaynak kullanan tesislerden, geriye kalan 15 bin 819 MW’ı (%46) yerli kaynak kullanan

Nasıl Bir Politika Uygulanmalı?

Birinci olarak elektrik enerjisi temini konusu bir piyasa konusu olarak değil bir kamu hizmeti olarak tarif edilmeli ve kar amaçlı değil hizmet amaçlı olmalıdır.

tesislerden oluşmaktadır. Yani 2006-2016 döneminde dış kaynağa bağımlı tesis artmıştır.

Ülke birincil kaynaklarının halkın malı olduğu gerçeğinden hareketle kaynak tahsis ve kullanımı; bünyesin-

Özet olarak uygulanan elektrik enerjisi politikalarının aşağıdaki sonuçları verdiğini görmekteyiz:

-Arz fazlası oluşmuş ve kapasite kullanım oranları

de devletten bağımsız ilgili kurum ve kuruluşların yer aldığı özerk bir kuruluş tarafından merkezi planlama ile yapılmalıdır.

düşmüş; dolayısıyla yatırım maliyetleri artmıştır. Ülke

Gerçekçi talep tahminleri yapılarak enerji planlaması bu

kaynakları israf edilmektedir.

talep tahminleri üzerine bina edilmelidir.

-Elektrik satış fiyatları yükselmiş, Türkiye’de mesken elektrik fiyatları OECD ortalamasının üzerine çıkmıştır ve Türkiye alım gücü paritesine göre elektrik fiyatlarında OECD içerisinde 6. sıraya yükselmiştir. -Kömür ve nükleer santrallarına alım garantileri ve teşvikler verilerek elektrik fiyatına ileriki yıllar için şimdiden

Ülkenin mevcut kurulu gücü gelecek yılların elektrik ihtiyacını uzun bir dönem karşılayacak kapasitededir. Bu durum dikkate alınarak baz yük mevcut santrallardan, tepe yük ise yenilenebilir kaynaklardan karşılanacak bir planlama içerisine gidilmelidir.

ipotek konmuştur.

Sera gazı artışları dikkate alınarak özellikle kömür sant-

-Elektrik kesintileri ve sistem çökmelerine mani olurallarının yapımı öncelik ithal kömüre verilerek durdunamamıştır.

rulmalıdır.

-Sera gazı emisyonları hızla artmaktadır. Elektrik üreti-

Şekil 16- ElektrmikinÜdereftoismiliynaiknıtlYarıılnlabraaskGınöarğeırYlığeırsliü-rİmtheaklteKdiary. nak rı Kaynak: TEİA-EŞnveerjriinlienrisürdürülebileceği kuşkuludur.

-Elektrik enerjisinde dışa bağımlılık sürmektedir.

BağımlÜelınrleeıktbimilirmkaalyiyneatki

ucuz ve çevreye daha az zarar kullanan yatırımlar dışındaki

veren yeniyatırımlara

verilen teşvikler durdurulmalıdır.

Akkuyu Nükleer Santralı gibi bir kaza halinde felakete

neden olacak ve çok pahalı elektrik satacak elektrik üretim

tesislerinin yapımından hemen vazgeçilmelidir.

Kömür santrallarına alım garantileri verilmemelidir, mevcut olanlar iptal edilmelidir.

Özelleştirilmiş olan kuruluşlar idari, teknik ve mali yönden denetlenmeli ve özellikle dağıtım şirketlerinin faaliyetlerinin kalitesi arttırılmalıdır.

Şekil 17. Kurulu Güçte Yerli ve İthal Kaynak Oranları

Enerjinin etkin kullanımını sağlamak için yoğun bir program uygulanmalı ve birim iş başına enerji kullanımının azaltılması teşvik edilmelidir.

Devlet kağıt üzerinde güzel şeyler yazıp, aksini yapma

Şekil 17- Kurulu Güçte Yerli ve İthal Kaynak Oranları

politikasından vazgeçmelidir. Örneğin yenilenebilir enerji kaynakları için 1000 MW’lık tesis kurulumu için ihale açıp

Şekil 18’de görüleceği üzere 2006-2016 yılları arasında yeni devreye alınadnün3y4a fiyatlarından çevreye uyumlu elektrik alırken, aynı

MW’lık elektrik üretim tesisinin 18 bin 487 MW’ı (%54) ithal kaynak kullzaanmananda 4-5 bin MW kapasiteli sera gazı salınımlarının ana

en, geriye ktadır. Yani

kalan 15 bin 819 MW’ı 2006-2016 döneminde dış

(%46) yerli kaynak kaynağa bağımlı tesis

kullanan artmıştır.

tesisleakrladıymennagğaıroanlatnilekröimveürripyatkeaşnvikteerdmilimk esamnetrliadlilra.raÇyoükkysüekksfeikyaftil-ı yatlı, uzun süreli ve miktarlı alım garantileri verilip nükleer

santrallar yapılmamalıdır.

Şekil 18- 2006-2016 Kurulu Gücünün Kaynaklara Göre Karşılaştırması il 18-2006-2016 Kurulu Gücünün Kaynaklara Göre Karşılaştırması et olarak uygulanan elektrik enerjisi politikalarının aşağıdaki sonuçları örmekteyiz: z fazlası oluşmuş ve kapasite kullanım oranları düşmüş; dolayısıyla yatırım

Sonuç olarak devletin enerji politikasında en etkin aktör olduğu yadsınamaz bir gerçektir. Devlet; elektriğin bir ticari meta değil, bugünün dünyasında insanların çağdaş bir yaşam sürebilmesi için bir insan hakkı olduğunu görüp bu doğrultuda elektriği bir kamu hizmeti olarak sunmak zorundadır. Kar amaçlı uygulamalar olduğu sürece mevcut sorunların üstesinden gelinmesi mümkün görünmemektedir.