Cumhuriyet Enerji · Sayı 32 · Aralık 2012
‘Bağımlılık büyük tehdit’
- Yıl
- 2012
- Sayfa
- 1
- Okuma süresi
- 5 dk
- Görüntülenme
- 0
Konu
Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme
İlgili: Nükleer enerji, İletim ve dağıtım şebekeleri
Anahtar kelimeler
- Necdet Pamir
- enerji bağımlılığı
- Rusya
- İran
- Akkuyu Nükleer Santrali
- TANAP
- Güney Akım
- Nabucco
Özet
CHP Enerji Komisyonu Başkanı Necdet Pamir, Türkiye'nin Rusya ve İran'a petrol ve doğalgazda yüksek oranda bağımlı olduğunu belirterek bu bağımlılığın Akkuyu nükleer santrali, TANAP, Nabucco ve Güney Akım projeleri bağlamında yarattığı ekonomik ve jeopolitik riskleri değerlendiriyor.
Tam metin
Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.
Cumhuriyet ENERJİ G 4 Aralık 2012 - 32
Pamir, Türkiye’nin enerji politikasının olası sonuçlarını değerlendirdi:
İKLİM ÖNGEL ANKARA- CHP Enerji Komisyonu Başkanı Necdet Pamir, Türkiye’nin Rusya ve İran’a petrolde yüzde 63, gazda ise yüzde 76 bağımlı olduğunu kaydetti. Bu bağımlılığa karşın Kürecik’teki radar üssünü ve Türkiye’nin NATO’dan patriot talebini anımsatan Pamir, “Radar kurulması, bu iki ülke için stratejik önemi olan Suriye’ye karşı izlediğimiz ‘kraldan fazla kralcı’ politika ve patriot talebi yaman bir çelişki ve tehdit oluşturmaktadır” dedi. Bağımlılığın bir günde değiştirilmesinin söz konusu olamayacağına dikkat çeken Pamir, “Ya bu denli bağımlılık yaratmamak ya da camdan köşkte otururken, komşuların evine taş atmamakta yarar vardır” uyarısında bulundu.
Rus Devlet Başkanı Vladimir Putin, Türkiye’yi ziyaret etti. Pamir, Rusya ile yakından bağlantılı Türkiye’nin enerji politikasına ilişkin Cumhuriyet Enerji’nin sorularını şöyle yanıtladı:
I Rusya’ya olan enerji bağımlılığımız gözönüne alındığında Akkuyu’ya yapılması planlanan nükleer santralin bu anlamda etkisi ne olacak?
N. P: Türkiye yıllardır uygulanan ve aksine söyleme karşın, ısrarla sürdürülen yanlış politikalar nedeniyle tüketilen enerjinin yüzde 62’sini petrol ve doğal gazla karşılayan ve bu kaynakları da neredeyse tamamen ithalatla elde eden bir ülke. 2011 rakamlarıyla; petrol, petrol ürünleri, doğalgaz ve LPG dış alım faturamız 54 milyar dolar ve bu durum sürdürülebilir değil. Tüm bu genel resim içinde ve 2011 verileriyle; Rusya’ya doğalgaz dış alımlarındaki bağımlılık oranımız yüzde 58, petrolde yüzde 12. Dış ticaret hacmimiz açısından baktığımızda ise bizim dış alımımız 24 milyar dolar, dış satımımız 6 milyar dolardır. Yani burada da 4 katı aleyhimize bir dengesizlik söz konusu. Buna bir de Türkiye’deki doğalgaz dağıtımında Rusya’nın ortaklıklarla hisse sahibi olması ve özellikle Akkuyu’da yapılması planlanan nükleer santralin yapımından işletmesine, yakıt tedarikinden yönetimine yüzde 100 Ruslar’ın egemenliğindeki bir anlaşma söz konusu olduğu için mevcut yüksek bağımlılığın daha da artması söz konusu.
I Putin’in ziyaretiyle enerji stratejilerinde bir farklılaşma bekliyor musunuz?
N. P: Bu bağımlılığın, enerji ve dolayısıyla ekonomide yarattığı risklerin de ötesinde, dış politikamız ve güvenliğimiz açısından da ciddi sakıncaları olduğu açıktır.
Söz konusu sakınca, Rusya’nın yanı sıra
enerji kaynakları ithalatımızda İran’a da
mevcut yüksek oranlı bağımlılığımız dikkate
alındığında, artan risk potansiyeli taşımaktadır. 2011 yılında yaptığımız petrol ithalatımızın yüzde 51’i, doğalgaz ithalatımızın
yüzde 18’i İran’dandır. Dış politikada bu iki
ülkeyle de ciddi sorun yaratan adımlar atılırken, bu risk kaçınılmaz olarak artmaktadır. Bu iki ülkeye petrolde (toplam) yüzde
63, gazda yüzde 76 bağımlıyken, bir yandan Malatya Kürecik’e “radar” üssü
kurulması, diğer
yandan bu iki ülke
için de ayrı ayrı stratejik önemi olan Suriye’ye karşı izlediğimiz “kraldan
fazla kralcı” politika ve nihayet NA-
TO’dan gene bu ülkeleri karşımıza alarak patriot talebimiz pek yaman bir
çelişki ve tehdit
oluşturmaktadır. Ya
bu denli bağımlılık
yaratmamak ya da
Vladimir Putin
“camdan köşkte otururken, komşuların evine taş
atmamakta” yarar
vardır…
I Türkiye önce Nabucco’yu öne çıkardı, şimdi de TANAP. Bir yandan da Güney Akım’a destek var. Bütün bunlar birbiri ile çelişen siyasi tutumlar değil mi?
N. P: “İş bilmezlik” olarak tanımlanabileceği gibi, bu uygulamaların sahiplerinin ise tam da “iş bilirlik” olarak tanım yaptıklarına hiç kuşkum yok… Ülke çıkarı yerine, “yandaş-candaş” çıkarı sizin ekseniniz olmuşsa, her konuya olduğu gibi stratejik bir alan olan enerjiye de sırf ticari çıkar (ülke için değil, bazı şirketler için) penceresinden bakarsanız, bu uygulamalar şaşırtıcı sayılmaz. Nabucco, genel hatları ve felsefesi itibarı ile Türkiye’nin ve AB’nin kaynak çeşitlendirme ve enerji arz güvenliği gereksinimine yanıt verecek önemli bir projeydi. Ancak, gazın yeterli olup olmadığından, jeopolitik koşullara kadar birçok sorunu vardı. Ancak daha da önemlisi, BOTAŞ’ın transit boru hatlarından haklı olarak beklediği 3 temel koşulun hiçbirine yanıt vermeyen bir hükümetlerarası anlaşma, bir fiyat indirimi alındığı öne sürülüp, ka-
“Asrın Anlaşması” ve “AKP’nin zaferi” muoyu tepkisi yatıştırılmaya çalışılmıştır. Bu
olarak sunuldu. Oysa bu anlaşma, ne daha da bir diğer aldatmacadır. Zira aynı tarihlerde
ucuza gaz alma talebimize, ne daha fazla uluslararası gaz piyasalarındaki fiyat dügaza erişim isteğimiz ne de “hub” olma he- şüşleri nedeniyle Rusya Avrupa’daki tüm
defimize yanıt vermişti. Medyada ortam müşterilerine yüzde 20 ve üzerinde indiboş diyerek, muazzam bir halkla ilişkiler rimler vermek zorunda kalmıştır. Sonuçta,
kampanyası yapıldı. Şimdi Nabucco gö- AKP’nin bizim anladığımız manâdaki iş bilmüldü; soran var mı? “Madem Asrın An- mezliği bir gerçeklik ise de, onlar konuya
laşması”ydı, neden gömüldü, neden izin “ticari olarak” bakmaktadırlar. Gazpverildi? Şimdi TANAP zamanı! TANAP, rom’a Karadeniz’den geçiş izninin karşılıbazı özellikleri itibarı ile Nabucco’nun hü- ğında, bir yandan yandaş şirketin üstlendikümetlerarası anlaşmasıyla alamadıkları- ği (eskiden BOTAŞ’a aitti) Samsun-Ceyhan
mızın en azından bazılarını kısmen sağla- projesine petrol alma umudu, diğer yandan
dığı için daha olumlu. Azerbaycan ile Rusya’dan Batı Hattı üzerinden alınan ga-
AKP’nin bozduğu ilişkilerimizi kısmen zın, yandaş şirketlere devrinin sağlanması
onarması, Şahdeniz sahasından yapılan üre- gibi “karşılıklı beklentiler” söz konusu. Yatimde TPAO’nun yüzde 9 payının olma- ni bir “alışveriş” var.
sı, henüz kesinleşmese de Rus ya da İran
gazına göre daha düşük bir gaz fiyatı I Güney Akım yaşama geçerse, bu
beklentisi ve Nabucco anlaşmasıyla çok da- Türkiye’nin enerji stratejisini yeniden
ha az miktarda alınabilecek gazın bu an- gözden geçirmesine neden olur mu?
laşmayla yılda 6 milyar metreküpe erişmesi N.P: Güney Akım’da 7 Aralık’ta ilk kaydaha olumlu yanlar. Ancak, mevcut du- nakla birlikte inşaata başlanıyor. Bu hatrumda, büyük kısmı topraklarımızdan ge- tın yapımı ile “Türkiye’nin enerji straçecek TANAP’ta TPAO + BOTAŞ’ın tejisi” kavramları hayli farklı boyutlarda.
toplamda yüzde 20 hissesi olması büyük Ancak mevcut strateji, enerji alanını salt
eksiklik. TBMM’de onay bekleyen anlaş- ticari bir alan olarak gören çok sığ bir anmanın ayrıntılarına henüz tam giremedim layışa karşılık geliyor. Bizim dışa baama, Türkiye’nin çıkarları açısından daha ğımlılığımızı kademeli olarak azaltacak,
fazla hisse, transit koşullarıyla ilgili en uy- atıl yerli ve yenilenebilir kaynaklarımızı
gun talepler, gazın 6 milyar metreküpün üs- devreye alacak, enerjiyi daha verimli kultünde olan kısmının Avrupa piyasalarına
lanacak stratejilere
ulaştırılmasında alıp satma hakkı, en uyyönelmemiz gegun fiyatla gaz alımı gibi beklentilerimirekli.
zin karşılanması temel hususlardır.
Güney Akım ise, Rusya açısından son derece stratejik bir projedir. Maliyeti çok yüksektir ve bu nedenle ekonomik krizin sürdüğü bu ortamda yapımı zor görünebilir.
Ancak önümüzdeki günlerde (7 Aralık
2012) Rusya’da ilk kaynak töreni yapılacaktır. Güney Akım, Azerbaycan, Irak, İran
ve Türkmenistan gibi ülkelerin gaz ihracatlarında temel piyasalardan biri olan Avrupa piyasasına odaklandığı için bir yönüyle rakip projedir. Türkiye’nin
bir yandan TANAP’a ortak
olup, diğer yandan Güney Akım’a Karadeniz’in ülkemize ait olan
münhasır ekonomik
bölgesinden geçme ve
bu hattın işletilmesi
haklarını Rus tarafına tanıması, Rusya’ya Ukrayna üzerinde büyük üstünlük
Necdet Pamir
sağlamıştır. Bu izin
Güney Akım için
bir “hayat öpücüğü” olmuştur. Bunun karşılığında
yüzde 12 civarında