EMO Kadın Bülteni · Sayı 6 · Mart 2018

SUNUŞ

EMO Kadın Komisyonu

Kadın ve toplumsal cinsiyet Görüş ve değerlendirme

Yıl
2018
Sayfa
2
Okuma süresi
4 dk
Görüntülenme
0

Konu

Kadın ve toplumsal cinsiyet

İlgili: Mühendislik mesleği, meslek hakları ve istihdam, Toplum, demokrasi ve emek

Anahtar kelimeler

  • 8 Mart
  • kadına şiddet
  • OHAL
  • EMO Kadın Komisyonu
  • meslek örgütleri
  • kadın cinayetleri

Özet

EMO Kadın Komisyonu'nun bülten sunuş yazısında, 8 Mart öncesinde kadına yönelik şiddet, taciz ve tecavüz haberlerine, OHAL sürecinde kadınların işten atılmalarına ve meslek örgütlerine yönelik baskılara dikkat çekilerek kadın mühendislerin mücadelesine çağrı yapılıyor.

Tam metin

Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.

Merhaba Değerli Kadın Üyelerimiz,

Yeni bir bültenimizle daha sizlerle buluşmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Bültenimizin yayına hazırlandığı sıralarda dünya kadınlarının yüzyıllardır eşitlik ve adalet için; baskıya, sömüreye ve şiddete son vermek için sürdürdüğü eşitlik ve özgürlük mücadelesi günü 8 Mart yaklaşmaktaydı. Kadın mücadelesinin, emek mücadelesinin dönüm noktalarından, en önemli günlerinden biri 8 Mart. Bizim günümüz, emeğimizin mücadelesinin günü... Cinsel, sınıfsal, ulusal her tür sömürüye karşı mücadelede bize güç veren, yol gösteren bu günle ilgili yazıları Bültenimizde okuyabilirsiniz.

8 Mart’ın arifesinde kadına şiddetin, tacizin, tecavüzün kol gezdiği bir hayatın içinden, emeğin, bedenin sömürüsünün arşa çıktığı bir hayatın içinden sesleniyor, sizlerle buluşuyoruz. Ekim 2017’de yayınlanan son bültenimizden bu yana çok yoğun günler yaşadık. Tarihten bu yana sürekli sesi kısılmaya çalışılan kadınlar bugün ülkemizde bir de OHAL zincirine vurulmak isteniyor. Gericileşmenin, cehaletin ve şiddetin yaygınlaştırıldığı toplumsal yapıda, görsel veya yazılı hangi medya araçlarına bakarsanız bakın,

kadınlara ve çocuklara yönelik şiddet, cinayet, taciz, tecavüz haberlerinin olmadığı gün hiç yoktur ne yazık ki... Şubat ayının başında Adana’da bir düğün evinde tecavüze uğrayan 4 yaşındaki çocuğun haberi günlerdir aklımızdan çıkmıyor, öfkemiz dinmiyor... Sadece rastgele seçilmiş bir günde (17 Şubat 2018) üstelik de gündemin büyük çoğunluğunu Afrin operasyonunun oluşturduğu bir günde, rastgele seçilmiş bir haber sitesinden (ilerihaber.org), gözümüze çarpan kadına ve çocuklara yönelik şiddet, taciz, tecavüz hakkında, en az otuz civarı haberden birkaçı:

“Kırıkkale’nin Bahşili ilçesinde 28 yaşındaki genç kadın üzerine benzin dökülüp yakıldı.”

“Kocaeli’de 5 Ocak’ta kaybolduktan sonra annesi intihar eden ve 43 gün sonra cesedi bulunan Ecem’in (Ecem Balcı 17 yaşında) üvey babası genç kızı nereye gömdüğünü itiraf etti.”

“Şanlıurfa’da Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü bünyesindeki yurdun 4. katındaki tuvaletin penceresinden atlayan Ü. Ş. G. (16) hayatını kaybetti.”

SAYI : 6 | Mart 2018 3

Geçtiğimiz zaman içinde 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü nedeniyle birçok etkinlik gerçekleştirildi. 25 Kasım’ın hemen öncesinde bir internet haber sitesinde AKP’nin iktidara geldiği 2002 yılında öldürülen kadın sayısı 66 iken geçtiğimiz 2016 yılında bu sayının 328’e, 2017’nin ilk 10 ayında ise 338’e ulaştığı bilgisi yer aldı. 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü için basın açıklaması yapan CHP Milletvekili Şenal Sarıhan “Bu cinayetlerin yüzde 50’sinden fazlası olağanüstü güvenlik önlemleriyle hayatımızın antidemokratik koşullara mahkum edildiği OHAL sürecinde gerçekleşti” açıklamasında bulundu.

OHAL sürecinde artan baskı ve şiddetin yanında KHK’lar ile sürekli işten atmaların yaşandığı bir dönemi yaşadık, yaşamaya devam ediyoruz. İşlerinden edilen birçok insanın yaklaşık yüzde 20’sini kadınlar oluşturmaktadır. Ve bu kadınlar içerisinde mühendis meslektaşlarımız da mevcuttur. Zaten çalışan kadın sayısının az olduğu, çalışma koşullarının iyi olmadığı hatta, kadınlar için daha da kötü olduğu ülkemizde; kadının ekonomik bağımsızlığının, işinin elinden alınması oldukça kötü sonuçlara yol açmaktadır. Kadınların ekonomik bağısmızlığını yitirmesi, aileye, babaya ya da kocaya yeni bağımlılık ilişkilerinin ortaya çıkmasına neden olmaktadır.

Şiddetin en çıplak hali savaşla yaşatılırken, her gün kadına ve çocuğa yönelik şiddetin zulmün farklı yüzlerine tanık oluyoruz. 2018 yılının ilk ayının sonlarına yaklaşırken basına ve bir kadın milletvekilinin meclis konuşmalarına da yansıyan haberle daha da yüreğimiz burkuldu. İstanbul Küçükçekmece’de Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde 2017 yılının ilk 5 ayında 18 yaşın altında 39’u Suriyeli olmak üzere, 115 çocuğun hamile olduğu ve bu çocukların durumlarının emniyete bildirilmediği bir kadın görevlinin çabalarıyla ortaya çıkarıldı. Belirtilen tarih aralığında hastaneye gelen hamile çocuk

sayısı 250, bunlardan 115’i için ise hiç bildirim yapılmamış durumda. Aynı kadın görevlinin bildirimine göre yılda 450-500 hamile çocuk hastaneye gelmektedir. Korkunç bir sayı örtbas etme olaylar zinciriydi, haberle birlikte karşımıza çıkan...

Meslek odalarımızda seçimlerin de gündemde olduğu günlerdeyiz. Kimi şube ve odalarda seçimler sonlanmış durumdadır. Meslek odalarımızda yönetimlerde ve tüm kurullarda, çalışmalarda kadın mühendisler olarak bizlerin aktif görevler alması her daim hedefimizdir ve meslek odalarımızın gelişiminin, değişiminin, mesleğimizin ve ülkemizin gelişimi için verilen mücadelenin yükseltilmesinin temel taşlarından bir tanesidir. Ülkemizde tüm baskılara rağmen hala muhalefetin önemli seslerinden olan Türk Tabipler Birliği, Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği ve Türkiye Barolar Birliği’ne yönelik en yüksek düzeyde hedef gösteren açıklamaların yapıldığı bugünlerde, kadın mühendisler olarak meslek örgütlerimizi sahiplenmenin önemi daha da artmıştır. Her geçen gün artan şiddet, cinayet, taciz ve tecavüz olaylarına rağmen bu hayatta fiziksel, cinsel, ulusal, sınıfsal her türlü şiddete kadınlar olarak da insanlık olarak da karşı koyacak gücümüzün olduğunu biliyoruz, yeter ki gücümüzün farkına varalım, yeter ki birlikte olalım... Gerek meslek alanımızda, gerek toplumsal hayatta, gerekse de meslek örgütlerimizin kendi içinde cinsiyetçi, eril yaklaşımlara karşı mücadelemizin daha da yükseltileceği günlerin inancı ve 8 Mart’ın coşkusuyla sizleri selamlıyoruz.

OHAL’de de bu halde de sokaklar bizimdir, sokaklar bizimle özgürleşecek diyoruz...

Sevgiyle, dostlukla kalın..

EMO Kadın Komisyonu

4 EMO KADIN BÜLTENİ