Elektrik Mühendisliği · Sayı 450 · Nisan 2014

EMO’NUN ÖNCEKİ YÖNETİM KURULU BAŞKANLARINDAN 60. YIL MESAJLARI

Özdoğan Gündüz, Nedim Bülent Damar, Kemal B. Ulusaler, Musa Çeçen

Oda ve TMMOB örgütsel yaşamı Biyografi ve anma

Yıl
2014
Sayfa
2
Okuma süresi
6 dk
Görüntülenme
0

Konu

Oda ve TMMOB örgütsel yaşamı

İlgili: Toplum, demokrasi ve emek, Bilim, teknoloji ve meslek tarihi

Anahtar kelimeler

  • EMO 60. yıl
  • önceki başkanlar
  • 12 Eylül darbesi
  • nükleer santral karşıtı paneller
  • TMMOB
  • personel kanunu

Özet

EMO'nun 60. kuruluş yılı vesilesiyle önceki dönem yönetim kurulu başkanları Özdoğan Gündüz, Bülent Damar, Bekir Kemal Ulusaler ve Musa Çeçen, kendi başkanlık dönemlerindeki mücadeleleri, oda tarihindeki dönüm noktalarını ve toplumsal-siyasi bağlamı anlattıkları mesajlar paylaşmaktadır.

Tam metin

Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.

EMO TARİHİNİN DÖNÜM NOKTASI

Özdoğan Gündüz EMO 16. Dönem Yönetim Kurulu Başkanı

Başkanı olduğum 16. Dönem EMO Genel Merkez Yönetim Kurulu çetin mücadeleler sonucunda hükümetle iyi geçinmeyi çok önemseyen üst bürokratlardan arınmış olarak, ilk defa genç ve unvansız arkadaşlarımızdan oluşmuş ve bizden sonraki devrimci demokrat arkadaşlarımıza Oda yönetiminin yolunu açmıştır.

Oda arşivlerindeki bildirilerimiz, dergilerimiz ve faaliyet raporlarımızdan da görülebileceği gibi ilk defa mesleki sorunlarımızın ülke sorunlarından bağımsız çözülemeyeceğini haykıran, herkesin sustuğu ortamda Deniz Gezmiş ve arkadaşları dahil bütün devrimcilere destek olan güçlü bir ses olduk. Özgürlüklerimizi kaybetmemek için, çıkarılmak istenen personel kanuna karşı en sert şekilde direndik. Sokakta yürümeyi onurlarına ve kibirlerine yakıştıramayan ve hükümeti kızdırmaktan korkanlar hariç İstasyon’dan Cemal Gürsel Meydanı’na kadar bir ilk olarak mühendis yürüyüşünü ve mitingini gerçekleştirdik. Yine yüksek katılımlı forumlar düzenleyip, iki ayrı zamanda ilk defa üçer günlük iş bırakma eylemi gerçekleştirdik.

Toplu olarak istifa etmek için kamu kurumunda çalışan üyelerimize matbu dilekçeler gönderdik imzalayıp bize göndermelerini istedik ve şu teminatı verdik:

“Dilekçeler etkin olabileceği sayıya ulaşınca yürürlüğe konulacaktır. Bir tek üyemiz mağdur edilse bile o mağduriyet giderilinceye kadar kimse işine dönmeyecektir.”

Ancak üyelerimiz emek mücadelesine hazır ve eğilimli olmadıkları için başarılı sağlayamadık. Sadece ben bir samimiyet göstergesi olarak personel kanununun yürürlüğe girdiği tarih itibariyle kamu sektöründen istifa ettim.

Ayrıca özel yüksekokulların devletleştirilmesi, Türkiye Elektrik Kanunu’nun çıkartılması sırasında yaptığımız uzun ve meşakkatli çalışmalarımızı kısa bir yazı içinde anlatmak mümkün değildir. Bir yıl gibi kısa bir yönetim dönemi içinde, maddi abluka altında o güne kadar alışılmadık şekilde mücadele eden, toplumsal olaylara duyarsız kalmayan, üstelik toplumu yönlendirmeye çalışan bir sivil toplum kuruluşu olarak çalışmamız elbette ödüllendirilecek değildi.

Oda tarihinde ilklerin sahibi olan yönetimimiz yine sıkıyönetime yapılan ihbarlarla tutuklanan ilk yönetim kurulu olmuştur. Bizden sonraki dönemlerde de çok zor şartlarda

çalışan arkadaşlarımız olmuştur. Bugün de Odamızın devrimci geleneğini güçlü şekilde sahiplenen ve yürüten özverili başkan ve yönetim kurulu üyelerimizin varlığını gördüğüm için çok çok mutluyum. Kendilerine en içten duygularımla başarılar diliyorum.

EMO 16. Dönem Yönetim Kurulu Başkanı olan ben Özdoğan Gündüz, çalışmalarımıza katkıları benden çok fazla olan Nazif Tepedelenlioğlu’nu, Metin Oruç Beştepe’yi, Lütfü Akkan’ı, Engin Günce’yi rahmet ve hasretle anarken, Akad Çukurova’ya, Yılmaz Dağdeviren’e, Cevdet Aydemir’e sağlık ve mutluluklar diliyorum. O zaman dergimize sarı sayfalar ekleyerek üyelerimizin çoğunluğunun alkışladığı azınlığının nefretle eleştirdiği ve hiçbir basın organında cesaret edilemeyecek tarzda sosyal olaylara yorumlar getiren, sendikal ve devrimci mücadeleye destek sağlayan yazı kurulumuz üyelerinden Güney Gönenç ve Hasan Yalçın’ın hatıralarını saygıyla anıyorum.

EMO’nun Tarihi Sorumluluğu:

TOPLUMSAL DUYARLILIK, MESLEKİ ETİK VE KURUMSALLAŞMA

Nedim Bülent Damar EMO 25. Dönem Yönetim Kurulu Başkanı

1970 yılında ODTÜ Elektrik Mühendisliği Bölümü’nden mezun olduktan hemen sonra EMO’ya üye oldum.

O yıldan bu yana aralıklıda olsa EMO’nun çalışmaları içerisinde yer aldım.

Aradan geçen 44 yılda örgütlü olmanın insan yaşamındaki önemini her gün daha fazla gördüm.

EMO’nun geçen 44 yılda meslektaşlarımızın örgütlülüğü üzerinde yaptığı çalışmaları sonucunda EMO’nun bugün için kurumsal bir yapıya dönüşmüş olduğunu görmek bence EMO’nun en önemli başarısıdır.

EMO’nun toplum yaşamında daha önemli bir duruma gelmesinin EMO’ya üyelik konusunun mesleki anlamda toplum tarafından aranan bir gereklilik olması ile oluşacağını düşünüyorum.

Bunun gerçekleşmesinin ise EMO’nun toplumun içerisinde yer alarak, mesleğini en iyi şekilde yerine getiren üyeleri kendisinde topladığına toplumun inanmasını sağlayarak yapabileceğine inanıyorum.

EMO geçmiş çalışmaları ile bunu belli oranda yapmış olmakla birlikte gerek ülkedeki egemenlerin gerekse Türkiye’nin içerisinde bulunduğu sistemin uygulamalarının EMO’nun bu gayretini önlemeye yönelik olması nedeniyle kat edilecek hayli daha mesafe olduğunu görmekteyim.

Benim Oda Başkanlığım 12 Eylül faşist darbesinin hemen öncesi döneme rastladı. Toplumsal olaylar o kadar hızlı ve yoğun idi ki günlük olarak takip etmek bile çok zordu. EMO’nun emekçi sınıflar yanında saf tuttuğu bu dönemde siyasallaşma en üst safhada idi. Mesleki konular zorunlu olarak ikinci plana itilmişti. O günlerin zor koşullarında bile tamamı halk forumu şeklinde 11 ayrı şehir ve kasabada ve Türkiye’nin tamamına yayılan nükleer santrallara karşı paneller yapılmış olması EMO’nun mesleki konularında halka yaklaşım sağlamakta ne denli başarılı olabileceğini hepimize göstermiştir.

EMO’nun toplumsal konularda her daim en üst düzeyde duyarlılık göstererek, halkın yanında yer alması ve bünyesinde mesleğini en iyi şekilde yapan ve meslek etiğinden taviz vermeyen elektrik mühendislerini toplaması ile kurumsallaşmasını en üst düzeye taşıyabileceği görüşündeyim.

EMO’nun gelecekte daha toplum yararına olan çabalarını arttırarak sürdüreceğine inanarak daha nice 60 yıllar diliyorum.

EMO; HEP BAHARI YAŞAYAN ÖRGÜT…

Bekir Kemal Ulusaler EMO 39 ve 40. Dönem Yönetim Kurulu Başkanı Elektrik Mühendisleri Odası’nın kuruluşunun 60. yılı dolayısıyla Elektrik Mühendisliği Dergisi’nin 450. sayısında yayımlanmak üzere bir paragraflık mesaj istendiğinde geriye dönüp baktım; 60 koca yıl dile kolay. O 60 yılda neler olmadı ki:

Türkiye Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ni (AİHS) imzaladı ve insan hakları ihlalleri ile geçen 60 yıl.

Darbeler oldu mesela ve işkenceler, yıkımlar, kıyımlar.

Sosyalist blok dağıldı, soğuk savaş yerini yüzlerce bölgesel sıcak savaşa bıraktı.

Kamu İktisadi Teşebbüsleri (KİT) haraç mezat satıldı; halkın varlıkları talan edildi, halk artık müşteri oldu.

Mahalle bakkalımız gitti, veresiye defteri kapandı, aç AVM’ler kredi kartlarına saldırdı.

Simit saraylarda satılmaya başladı.

On binler öldükten sonra “kırt, kırt” karlar nihayet Kürt oldu, ama Kürtün derdi bitmedi.

Nasıl olduysa oldu 60 yıldır yıkanmayan İranlı Amoo Hadji iktidardaki Hacılardan daha temiz kaldı.

Yılanlar defalarca deri değiştirdi, ayakları gün be gün aşağılayan başlar deri değiştirmek bir yana gergedanlaştı; eski sloganlarımız bile değişti:

“İktidarda bir avuç; katil gergedanlar.”

Tüm bunlar olup biterken, akiller ülkesinde akıl, bir kör barak kadar işlevsizken; Elektrik Mühendisleri Odası konferanslarıyla, sempozyumlarıyla, kongreleriyle, yayınlarıyla, üyeleriyle, çalışanlarıyla akla yatkın ne varsa üretti, üretti, üretti…

Çok beyler geldi geçti. Adnan beylere, Süleyman beylere, Turgut beylere ve de Tayyip beylere teslim olmayanların örgütü amblemindeki gibi karanlıktan aydınlığa yol aldı, aydınlandı, aydınlattı...

Direnerek, bağımsız kaldı.

Şimdi çınarlarının gölgesinde değil, çınarlarından yansıyan ışıkta fidanlarıyla yürüyor o örgüt.

Çok çiçekler öldü, ama bahar ölmedi; hep baharı yaşıyor bu örgüt!

TARİH ONURLU MÜCADELEMİZİ YAZIYOR!

Musa Çeçen EMO 41. Dönem Yönetim Kurulu Başkanı Biz mühendisler insanlığın varoluşundan bu yana doğanın sırlarını çözerek insanlığın yararına sunduk. Refah toplumunun yaratıcısı bizleriz. Buna karşın insanlığın en büyük düşmanı olan kapitalizm, ulusal duvarları yıkarak iktidar aygıtını ele geçiriyor. Kapitalizm bu yolla iktidara taşıdığı işbirlikçilerini kullanarak; emek, demokrasi ve özgürlüklere saldırarak sömürüyü derinleştiriyor, mesleğimizi değersizleştiriyor. Bugün yaşanan olumsuz koşullarda meslek alanlarımızı, ülkemizi ve kamu çıkarını korumaya yönelik TMMOB çatısı altında mücadele etmekten başka çıkar yolumuz olmadığını hayat bize öğretiyor.

34 yıllık meslek yaşamım boyunca üyesi ve yöneticisi olarak TMMOB ve EMO örgütünün devrimci demokrat çizgideki mücadelesinin neferi olmaktan onur duyuyorum.

60. yılımızı dinci-faşist saldırıyla karşı karşıya kaldığımız, ülkemize karabasan gibi çökmüş bir iktidarın yarattığı karanlık günlerde kutluyoruz. Tüm kalbimle inanıyorum bu hayasız saldırının kaynağında yer alan, hırsızlar vurguncular, din tacirleri silinip gidecek.

Tarih TMMOB ve EMO’nun 60. yılında kimseye eğilip bükülmeden meslek, ülke ve kamu çıkarları için verdiği onurlu mücadelesini yazacaktır.

Yaşasın TMMOB!

Yaşasın EMO örgütlülüğü!