Tüm Haberlere Dön
LÜBNAN'A SÜBVANSİYONLU ELEKTRİK SATAN BAKAN (TEMPO)
Basından Genel Merkez

LÜBNAN'A SÜBVANSİYONLU ELEKTRİK SATAN BAKAN (TEMPO)

Ahmet Erhan Çelik

"İktidar olmak değil, İktidarlı olmak" üzerine iki hikâye aktaracağız. İlk sahnede Sabancıların resepsiyonu var.

1. Sahne

Sabancı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Güler Sabancı, 19 Eylül'de Ankara da -üçüncü kez- 'Ankara gecesi' düzenledi. Sabancı Topluluğu'nun yeni çalışma döneminin İlk günü kabul edilen geceye, 7 bakan katıldı. Güler Sabancı her bakanı kapıda karşıladı, iltifatlarla selamladı. İki bakan hariç...
Gecenin sonuna gelinmişti ki önce bir görevli, ardından ikincisi, sonra da üçüncüsü "Efendim, Sayın Enerji Bakanı'mız geliyor" haberini verdi. Ama üç uyarı da Güler Sabancı'yı yerinden kıpırdatmadı. Türkiye'nin en büyük enerji yatırımcılarından biri olan Sabancı, uyarılara aldırmadan gazetecilerle 'müzecilik" sohbetine devam etti.
Davetli Bakan Hilmi Güler de mecburen -beraberindeki kalabalıkla birlikte- Sabancı'nm bulunduğu bölgeye gelerek selamlaştı ve konu birden -nedense- enerji hasılatından alınan TRT paylarına geldi. Sabancı, TRT payları üzerine rahatsızlığını açık bir dille ifade ederken, topluluktan bir yetkili, enerji ihalelerini kastederek, "Siz ihaleye çıkıyorsunuz, biz alıyoruz. Bari TRT hisselerini de alalım" dedi. Gülümseme hastalığına yakalanan Bakan Güler ise halen sözü bir yerinden yakalayıp sohbete ortak olmaya gayret ediyordu. Ama nedendir bilinmez,hükümet görüşüne İlişkin bir kelime dahi sarf etmedi.
Şener'in güveni
Hilmi Güler'i kurtaran Devlet Bakanı Abdullatif Şener oldu. Güler Sabancı, Şener'i de karşılamadı ama Şener -tek basma- gelip sohbete ağırlığını koyuverdi. Örneğin, Sabancı trafiğin kötülüklerini anlatırken, bu durumdan sevinç duyduğunu da aktardı. "Çünkü" dedi Sabancı, "Biz araba satıyoruz". Şener ise Sabancı'ya, "Ben de bu trafiğin sorumlusu kim diye düşünürdüm" diye yanıt verdi. Sabancı havayı yumuşatmaya çalıştı, Şener ise kontra konumunu her cümlede biraz daha tahkim etti.
Sabancı, "Esenboğa yolunuz çok güzel olmuş. Hiç trafiğe takılmıyorsunuz" derken, Şener yine lafını yapıştırdı: "Daha önce trafik var mıydı?" Biz söyleyelim, o yolda trafik sıkışıklığı hiçbir zaman yoktu. Sözünü ettiğimiz yolun yeni adı ise -malumunuz- Recep Tayyip Erdoğan oluyor.
Gece nasıl mı bitti? Hilmi Güler gülümseme sıkıntısından kurtulduğu bir anda Şener'e, "Patron, gidelim mi?" dedi. Ve iki bakan birlikte salondan ayrıldı. Masada, 'Belki Başbakan gelir" diye hazırlanan ancak Hilmi Güler'e de ikram edilen havuç suyunun boş bardağı kaldı.
2. Sahne
Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu geçenlerde şu ilanı verdi:
'Aşağıda yer alan toptan satış lisansı tadil başvurusu, Kurumumuz tarafından inceleme ve değerlendirmeye alınmıştır. Şirket, toptan satış lisansı kapsamında, Birecik (Türkiye)-Aleppo (Suriye) arasındaki 400 kV'luk iletim hattı vasıtasıyla Suriye'ye elektrik enerjisi ihracatında bulunabilme izni talep etmiştir."
Sözü edilen duyuruya göre Türkiye, Suriye üzerinden Lübnan'a elektrik ihraç edecek. Nedense Halep yerine Aleppo kelimesi tercih ediliyor ama nihai İstikamet belli: Lübnan.
Yani bu kararla, askerden sonra elektrik göndermeye hazırlanıyoruz. Sözleşme bir yıllığına hazırlanıyor ve Birecik HES'ten Lübnan'a 1 milyar 400 kilovat saat elektrik ihraç edilmesi öngörülüyor.
Kar  yok, özel şirket de yok
Lisans başvurusu yapan tek şirket ise kamu şirketi TETAŞ (Türkiye Elektrik Ticaret ve Taahhüt AŞ), Çünkü özel şirketler bu işi karlı görmüyor. Yap-işlet-devret modeliyle inşa edilen Birecik HES'in birim maliyetinin 15-16 sent olduğu biliniyor. Lübnan'ın ise bu fiyattan elektrik istemediği anlaşılıyor.
Sır gibi saklanan satış fiyatı kilovat saat başına belki 5, belki 6 sent. Peki aradaki farkı kim sübvanse edecek? Hükümet muhtemelen Lübnan'a giden askerin faturasına bir de bu faturayı ekleyecek. Faturanın altındaki imza ise Enerji Bakanı Hilmi Güler'e ait olacak.
Bu perdenin sonunda sahneye tekrar Güler Sabancı geliyor. Resepsiyonun yapıldığı Hilton'un yöneticilerine uyarıda bulunuyor:
"Önümüzdeki sene daha sofistike müzik koyun; arya vs. Ankara'ya bu yakışır."
Sabancı doğru söylüyor; Ankara'ya arya yakışır.  
(Tempo 28.09.2006)