Tüm Haberlere Dön
BU ELEKTRİK ÖZELLEŞTİRMELERİ YARGI DUVARINA ÇARPACAK (RADİKAL)
Basından Genel Merkez

BU ELEKTRİK ÖZELLEŞTİRMELERİ YARGI DUVARINA ÇARPACAK (RADİKAL)

SÜLEYMAN YAŞAR
Elektrik dağıtım Özelleştirmesi başladı, özelleştirme İdaresi, İstanbul Anadolu Yakası, Sakarya ve Başkent Elektrik Dağıtım anonim şirketlerinin özelleştirme ilanlannı vererek yatırımcıları ihaleye davet etti. Elektrik dağıtımı özelleştirilecek bu üç bölge 12 ili kapsıyor ve Türkiye toplam elektıiğinin yüzde yirmisini tüketiyor. Üç bölgede tüketilen elektrik miktarının parasal değeri yılda 2 milyar dolara ulaşıyor.
Ülkelerin elektrik dağıtımını özelleştirmelerinin genel gerekçesini yüksek oranlı elektrik kayıp ve kaçaklan oluşturur. Yüksek oranlı kayıp ve kaçaklar ülke ekonomisini zora sokar, kaynakların israfına neden olur. Elektrik dağıtımında kayıpların nedeni yatırım eksikliği, kaçakların nedeni ise denetimsizlik ve yolsuzluktur. Elektrik dağıtımının özelleştirilmesi, bir anlamda devletin etkin yönetemediği elektrik dağıtımının özel sektör tarafından daha iyi yapılacağı inancına dayanır.
Sorunsuz bölge özelleştiriliyor
Özelleştirmeye gerekçe olarak gösterilen kayıp ve kaçak oranı bu üç bölgede ortalama yüzde 11.2 düzeyinde. Kayıp ve kaçağın Türkiye ortalaması ise yüzde 17.8 oranında.
O halde dağıtımı özelleştirilecek bölgelerin kayıp ve kaçak oranlan Türkiye ortalamasının oldukça altında bulunuyor. Hatta oranlar AB ülkelerine yakın bir düzeyde seyrediyor. O zaman üç bölgenin elektrik dağıtımının özelleştirilmesinin gerekçesi nedir? Bu bölgelerde elektrik dağıtımında kayıp ve kaçak oranları düşük olduğuna göre demek ki, devlet bunların yönetiminde yetersiz değil. O zaman dağıtımın özelleştirilmesinin gerçek gerekçesi devletin gelir elde etme arzusudur. Hükümetler gayet tabii kamu giderlerini karşılamak için özelleştirme gelirlerine başvurabilirler. En yüksek özelleştirme geliri hangi 'ihale yöntemiyle' elde edilecekse o yöntemi seçerler.
Özelleştirme ihale yöntemleri iki ana başlığa aynlır. Bunlar 'müzayede' ve 'pazarlık' yöntemleridir. Müzayede yöntemi, kendi içinde İngiliz müzayedesi, Hollanda müzayedesi, kapalı zarf ilk fiyat ve kapalı zarf ikinci fiyat olmak üzere dört türlüdür, özelleştirme Uygulamaları Hakkındaki Yasa'ya göre, Türkiye'de müzayede yöntemlerinden İngiliz müzayedesi ve kapalı zarf ilk fiyat müzayedesi ile pazarlık yöntemi uygulanmaktadır. Hollanda müzayedesi ve kapalı zarf ikinci fiyat müzayedesi uygulanmaz. Çünkü bizim devlet ihalelerinde ekonomik etkinlikten ziyade hukuki şekil şartlan ön planda tutulur. Böyle olunca ekonomik etkinlik sağlayacak yöntemler üzerine pek çalışılmaz.
Özelleştirme İdaresi'nin bu üç elektrik dağıtım bölgesinin özelleştirilmesi için gazetelere verdiği ilanlarda ihale yöntemi olarak; kapalı zarf içerisinde teklif almak ve görüşmeler yapmak suretiyle 'pazarlık usulü' seçildi. Eğer İhale Komisyonu uygun görürse, ihale, pazarlık görüşmesi devam eden teklif sahiplerinin katılımıyla 'açık artırma' suretiyle sonuçlandırılacak. Bu ifadede üç ihale yönteminin olduğunu görüyoruz. Biribirini takip eden üç ihale yöntemi sırasıyla kapalı teklif ilk fiyat, pazarlık ve ardından açık artırma olacak. Özelleştirme İdaresi bu yöntemleri tek başına veya birlikte kullanarak ihaleyi yapabilecek. Fakat Özelleştirme İdaresi bu yöntemleri kullanırken ekonomik etkinlik ve hukuki şekil şartlan açısından tutarlı olmak zorundadır.
Özelleştirme ihaleleri sadece yatırımcıları değil, devletin malı satıldığından, tüm halkı ilgilendirir. Bu yüzden elektrik özelleştirmelerinde, ihalelerin asli unsurlarından 'ön yeterlilik kriterleri'nin tüm vatandaşlarla o bölgenin elektrik tüketicilerine duyurulması şart
Tutarsızlıklar
İşte bu noktada özelleştirme İdaresi'nin ihale İlanlarıyla bu ilanların eki durumunda olan Lazard Fİrması'nın hazırladığı Bilgi Dokümanı arasında tutarsızlık bulunuyor. Özelleştirme İdaresi'nin web sitesinde yayımlanan Lazard dokümanında; "İhaleye katılanlann, dağıtım şirketlerinin mevcut ve fiili durumu hakkında ihalenin her aşamasında ve hisse satış sözleşmesinin imzalanması sırasında tam bilgi sahibi olduğu ve bu bügi dahilinde teklif vererek hisse satış sözleşmesini imzaladığı kabul edilir" deniliyor. Bu ifadeyi yazdıktan sonra ihalede pazarlık usulü kullanmanın mantığı nedir? Neyin pazarlığı yapılacaktır? Çünkü, ihale dokümanında kullanılan ifade, tekliflerin tam bilgi sahibi olunduktan sonra verileceğini söylüyor. O halde yapılacak pazarlık görüşmeleri yatınmcılar arasında siyasi bir tercih yapmaktan öteye geçmeyecektir. Zaten pazarlık usulünün sakıncalı tarafı, siyasi tercihlerin özelleştirmelerde ekonomik
ölçülerin önüne geçmesinden kaynaklanır. İşte bu nedenle, üç dağıtım bölgesinin
özelleştirilmesinde pazarlık usulünün kullanılması sakıncalıdır. Çünkü, ihaleye konu olan bölgelerde kayıp ve kaçak oranlan düşüktür. Yönetimlerinde yetersizlik yoktur ve aynca ihale dokümanında yatınmcmm yeterli bilgi alarak teklif verdiği baştan kabul edilmektedir. Bu nedenle bu ihalenin doğrudan müzayedeye geçilerek yapılması yatınmcılar ve ülke ekonomisi için en olumlu sonucu verecek yöntemdir. Müzayede yöntemi olarak noter huzurunda 'kapalı teklif ilk fiyat' yöntemiyle ihalenin yapılması kaynaklann etkin dağılımı açısından da en uygun yöntem olacaktır.
İlanlardaki eksiklikler
Ayrıca, özelleştirme ihaleleri sadece yatırımcıları ilgilendirmez. Devletin malı satıldığı için tüm vatandaşlar ve o bölgelerin elektrik tüketicilerini de doğrudan ilgilendirir. Bu nedenle özelleştirme ihalelerinde ihalenin esaslı unsurlarından olan ön yeterlilik kriterlerinin tüm vatandaşlara ve bölgenin elektrik tüketicilerine duyurulması gerekir. Oysa verilen ihale ilanlanında.
ihaleye katılabilecek yatırımcılann teknik ve mali özelliklerini içeren ön yeterlilik kriterleri ana unsurlarıyla duyrulmadı. Bu duyurunun yapılmaması kamuoyundan bilgi saklanması anlamına gelir. Bu bilgilerin ihale dokümanı ve şartnamede yer aldığı ileri sürülebilir fakat ihale belgeleri parayla satıldığı için herkesin ihale belgelerini satın alıp bilgiye ulaşması mümkün olamaz.
O halde Türkiye'nin elektriğinin yüzde 20'sini tüketen üç bölgenin her biri elektrik tüketicisi olan vatandaşlarını ihalenin esas unsurlan itibarıyla bilgilendirmek gerekir. Bu arada 'pazarlık usulü'nün bu ihalede siyasi ve sübjektif tercihlere neden olmasının ötesinde herhangi bir fonksiyonu olamaz, Çünkü pazarlık usulünün uygulamasını gerektirecek hiçbir neden yoktur. İhale, yatırımcılara eşit seviyede duracak şeffaf müzayede yöntemlerinden birisiyle yapılmalıdır. Aksi takdirde içinde taşıdığı bu kınlganlıklar nedeniyle yargıya yapılacak başvurularda elektrik dağıtım ihalelerinin şimdiden iptal edilebileceği söylenebilir.

Dr. Süleyman Yaşar
Eski ÖİB Başkanvekili, İstanbul Üniversitesi öğretim görevlisi
(Radikal 20.09.2006)