Tüm Haberlere Dön
1 EYLÜL DÜNYA BARIŞ GÜNÜ KUTLU OLSUN.
Basın Açıklamaları Diyarbakır

1 EYLÜL DÜNYA BARIŞ GÜNÜ KUTLU OLSUN.

1 Eylül Dünya Barış Gününde Diyarbakır Demokrasi Platformu Tarafından Yapılan Basın Açıklaması: “1 Eylül Dünya Barış Gününde Hep Bir Ağızdan Barışı Haykıralım..”

1 Eylül 2006

BASINA VE KAMUOYUNA

(1 Eylül Dünya Barış Gününde Hep Bir Ağızdan Barışı Haykıralım)

 

 

Değerli barış sever halkımız, belediyelerimizin, siyasi partilerimizin ve sivil toplum örgütlerimizin saygıdeğer yöneticileri, basının değerli emekçileri

 

1 Eylül Dünya Barış gününde hepinizi en içten, en sıcak barış duygularımızla selamlıyoruz, basın açıklamamıza hepiniz hoş geldiniz.

 

Değerli arkadaşlar!

 

Özel mülkiyetin ortaya çıkmasıyla başlayan ve toplumların devletleşmesiyle giderek hızlanan, kapitalist-emperyalist sistemle birlikte vahşet boyutlarına ulaşan savaş gerçeğini her birimiz yakından izliyor, tanıklık ediyor ve mağduriyetini yaşıyoruz.  Bugün dünyanın 20 den fazla bölgesinde şiddetli çatışmalar ve savaşlar yaşanmaktadır. Bu savaşlarda milyonlarca insan yaşamını yitirirken milyonlarcası sakat kalmakta, insanlar yerinden edilerek göçe zorlanmakta, kadınlar ve çocuklar başta olmak üzere toplumun tamamı travma düzeyinde psikolojik sorunlar yaşamakta, doğa ve çevre tahrip edilmekte, ekonomik kaynaklar savaş ve silah sanayine aktarılarak yoksul kesimler açlığa mahkum edilmektedir.  

 

Dünyayı yönetmeye kalkan küçük bir gurubun kişisel çıkarları uğruna bütün dünya ateş çemberine ve kan gölüne dönüştürülmektedir.  Aldıkları savaş kararıyla toplumları felakete sürükleyen bu çevreler, ölen her insanın, yıkılan her binanın, atılan her merminin kendilerine sağladığı rantın keyfini sürmektedirler. Bu kaos ortamında bizim gibi halklara düşen ise kan ve göz yaşından başka bir şey değildir.

 

Yanı başımızda yıllardır devam eden Irak işgali ve onun sonucunda yaşanan savaşın yol açtığı sonuçları  her gün  televizyonlarımızda izlemek rutin ve kanıksanmış bir gelişme haline geldi. Irak’ta her gün patlayan bombalarla onlarca insanın yaşamını yitirmesi yaşamın olağan bir  parçası haline getirildi.  Yine Filistin ve Lübnan’da  yaşanan vahşet doğal bir sonuçmuş gibi kamuoyuna yansıtılmaya çalışıldı. Ancak bütün propagandalara rağmen,  insan doğasına aykırı olan savaş olgusunu bizlerin kanıksaması ve kabul etmesi mümkün değildir. Bizler sivil insanlar olarak her koşulda ve zamanda savaşa karşı durmayı onursal bir görev olarak kabul ederek, barış için mücadele etmeyi sürdüreceğiz. Dünyanın neresinde, hangi gerekçeyle  olursa olsun bütün savaşlara ve militarizme  karşı kararlı duruşumuzdan asla taviz vermeyeceğiz. Lübnan’da yaşanan son katliamla birlikte başlayan barış gücü tartışmaları çerçevesinde Türkiye’den de bölgeye asker göndermesi istenmektedir. Ancak Lübnan’a gönderilecek askeri gücün  adı “barış gücü” olsa da asıl hedefin resmi bir işgal ve bölgedeki direnişçilerin silahsızlandırılması olduğu açıktır. Bu nedenle biz Türkiye’nin Lübnan’a asker göndermesi yerine sivil destek ile yardımlar sunarak Filistin ve Lübnan halkının yanında yer almasını istiyoruz.   

 

Değerli arkadaşlar

 

20 yılı aşkın bir süredir bölgemizde süregelen ve temelde Kürt Sorununun çözümsüzlüğünden kaynaklı çatışmalar da elbette ki bizim en önemli gündem maddemizi oluşturmaktadır. Sosyal, siyasal, ekonomik, kültürel ve özel yaşamımızın tamamını etkileyen bu çatışmalara karşı bizlerin duyarsız kalması, her şeyi oluruna bırakması mümkün değildir. Kendine onurlu bir insanım diyen herkesin  bölgemizde yaşanan bu çatışmaların durması için söyleyeceği bir söz, yapacağı bir iş mutlaka olmalıdır. Nerdeyse her gün yaşanan çatışmalarda yaşamını yitiren asker, polis, gerilla, sivil yurttaşın yarattığı acı, aynı şekilde yüreğimizi yakmıyorsa insanlığımızı bir kez daha sorgulamamız gerekecektir. Bütün siyasi çıkarlar ve yaklaşımlardan bağımsız olarak bu gün sadece ve sadece ölümlerin durmasını, acıların dinmesini istiyoruz. Silahları elinde bulunduranlara barış kavramının bütün saflığı, arılığı ve dürüstlüğüyle  sesleniyoruz;     ARTIK  ÖLÜMLERİ  DURDURUN!

 

Değerli katılımcılar

 

Her geçen gün giderek daha fazla zarar veren bölgemizdeki çatışmaların durması için, kamuoyuna açıklanan “silahları bırakabiliriz çağrısı ve demokratik çözüm deklarasyonunun” önemli bir çözüm olanağı yaratabileceğini düşünüyoruz. Her türlü pazarlıktan uzak, insani ve meşru adımların atılması ile birlikte ölümlerin hemen bu gün durması için hükümet yetkililerine sesleniyoruz, bu çağrıları görmezden gelmeyiniz, bu çağrılara vereceğiniz yanıtla durdurabileceğiniz her ölüm, sonlanmasını engellediğiniz her yaşam, her türlü siyasi kazanımdan daha değerlidir. Toplumsal barış için atacağınız her adımın yaratacağı zafer, Türkiye’nin zaferi olacaktır. Bu çatışmaların  bir an önce durması için en önemli görev ve sorumluluk hükümettedir. Artık terörün kökünü kazıma edebiyatına bir son verilerek, ülkeyi aydınlığa çıkaracak gerçekçi ve cesur politikalar bekliyoruz. Kısır bir terörle mücadele anlayışı çerçevesinde üretilen her politika yeni ölümlere ve yeni ekonomik kayıplara neden olmaktadır. Çatışmalar derinleştikçe kontrolsüz bir histeri duygusu ile birlikte ülkenin her tarafına kin ve nefret yayılmaktadır. Kendini bilmez bazı çevreler de bu nefretin büyümesi için elinden gelen bütün gayreti sarf etmektedir. Bölgemizde ormanlar güvenlik gerekçesiyle yakılırken, buna karşılık akıllara ziyan bir tutumla batıdaki ormanlar ateşe verilmektedir. Yine turistik bölgelerde bombalar patlatılarak sivil insanlar öldürülmektedir. Bunlara karşılık, ülkenin batısında yaşayan  Kürt’lere karşı linç politikaları geliştirilmeye çalışılmaktadır.  Bütün bu eylemler sadece ve sadece nefreti ve öfkeyi artırmakta, ayrılığı derinleştirmektedir. Bu eylemleri asla tasvip etmediğimizi bir kez daha ifade ediyor ve şiddetle kınıyoruz.

 

Değerli arkadaşlar, saygıdeğer basın mensupları !

 

Bu ülkede yaşayan Kürtler, halen ısrarla barışı, kardeşliği, birlikteliği savunuyor ve bu konuda üzerine düşeni yapmaya çalışıyorsa  bu tarihsel sürecin iyi değerlendirilmesi gerekir. Değişen dünya ve Ortadoğu konjöktüründe Türkiye için en kazandırıcı politika kendi Kürt yurttaşlarıyla sıkı vatandaşlık bağlarını geliştirmektir. Aksi durum ne Kürtlere ne de Türkiye’ye kazandırmaz.

 

1 Eylül’ün hepimizin yüreğinde barış, kardeşlik, hoşgörü ve sevgi duygularını çoğaltması, ülkemizde ve dünyada kalıcı barışın bir vesilesi olması temennisiyle herkesin dünya barış gününü kutluyor saygılarımızı sunuyoruz.

 

DİYARBAKIR DEMOKRASİ PLATFORMU