Tüm Haberlere Dön
17 AĞUSTOS’UN YEDİNCİ YILINDA DA YAŞADIĞIMIZ FELAKETİ       
 UNUTMADIK, UNUTTURMAYACAĞIZ !!
Haberler Kocaeli

17 AĞUSTOS’UN YEDİNCİ YILINDA DA YAŞADIĞIMIZ FELAKETİ UNUTMADIK, UNUTTURMAYACAĞIZ !!

<center><img src=http://emo.org.tr/resimler/ekler/9c4a0e4ef7d1969_ek.jpg ></center>

17 Ağustos 1999 Doğu Marmara Depremi üzerinden 7 yıl geçti.

 

Kayıplarımızın yarattığı boşluk doldurulamadı.

 

Kaybettiğimiz insanların ardından psikolojik ve sosyal anlamda yaşamakta olduğumuz derin acının ve özlemin, afetlere karşı gerekli önlemlerin alınmamış olduğu gerçeği ile birleşerek, toplumun tüm unsurlarını ortak bir amaç ve inanç doğrultusunda güçlü bir hareket noktasına götürmesini beklerken, parçalanma ve unutuşun rehavetinin üzerimize çökmekte olduğu görülmektedir.

 

İmar sürecinin yeni baştan ele alınması, yeniden yapılandırılması gerektiğini, toprak hukukumuzun ilkelerinin, afetlere duyarlılığı öne çıkaracak şekilde yeniden belirlenmesi gerektiğini söylemiştik.

 

2006 yılında, bu anlamda bir çalışma gerçekleşmemiş olduğu gibi; orman alanlarımızın büyük bir bölümünün imara açılması, kıyı alanlarımızın özel şahıslara satılması gibi gelişmeler söz konusudur.

 

Depremden hasar gören yapıların ağır-orta-az hasarlı gibi bilime ve tekniğe aykırı, ilkel ve çağdışı yöntemlerle,gözlemsel olarak saptanmasının yanlış olduğunu; bu çalışmanın hasarlı-hasarsız olarak, uzmanlarınca yapılması gerektiğini belirtmiştik.

 

Ancak, 2006 yılında bu konuda değişen bir şey olmadı.

Depremde hasar gören binaların hasar tespitlerine yapılan itirazların mahkemelerce hızla sonuçlandırılması gerektiğini söylemiştik.

 

2006 yılında hala mahkemelerde görüşülmeye devam eden, sonuçlanmamış evrak mevcuttur ve evraka konu olan hasarlı yapılar, bizler için yaşamsal risk oluşturmaktadır.

 

Depremlerden mağdur olan vatandaşlarımızın barınma-konut-kira ve çalışma-işsizlik-işyeri konularında desteklenmeleri gerektiğini, bu amaçla afet bölgesine yönelik gerekli önlemlerin alınması, yeniden yapılanma ve kalkınma projesinin oluşturulması gerekliliğini söylemiştik.

 

2006 yılına kadar, çeşitli Kanun Hükmünde Kararname,Genelge ve Tebliğler çıkarmak yolu ile günübirlik önlemler alınmış, bir kalkınma politikası yaratılamamış, böyle bir bölgesel konut-iş programı yürürlüğe konulamamıştır.

Ülkemizin yıllarca deprem afetine değil, diğer afet türlerine de açık olduğunu, bu nedenle bir ulusal deprem stratejisinin oluşturulmasının tek başına yeterli olmayıp, ulusal,bölgesel ve yerel afet stratejilerinin,yönetim planlarının ivedilikle hazırlanması gerektiğini söylemiştik…

 

Sanayi ve depolama faaliyetlerinin,liman ve iskelelerimiz üzerinden tehlikeli madde transferi faaliyetlerinin yoğun olduğu ve bu türden mevcut faaliyet alanlarının da fay hatları yada dolgu-çöküntü-sıvılaşma alanları üzerinde yer aldığı bölgemizde, teknolojik afet riskleri çok yüksek demiştik.

 

Topokrafik yapısı ve meteorolojik durumu itibari ile,bölgemiz,su taşkınlarına, heyelana sel baskınlarına,kaya düşmesine ve erozyona açık demiştik.

%44’ü orman-ağaçlık olan bölgemiz, bu türden yangın afetine açık demiştik.

 

Şehir içinde, hiçbir güvenlik önlemi olmaksızın, konut alanlarına ve ticaret alanlarına-alışveriş merkezlerine-sağlık tesislerine-okullara bitişik olarak yapılmış ve işlemekte olan pek çok akaryakıt istasyonu,tüp gaz satış bayii ve fırın var, bunların doğurduğu bir kentsel yangın riski var demiştik…

 

2006 yılında da aynı riskler sürmektedir.Bu konularda gerekli önlemler alınmış değildir, bu yönde bir toplumsal bilinç de yaratılabilmiş değildir.

 

İmar denetim sürecine,yapılanma sürecine,planlama sürecine,faaliyetlerin yer seçim süreçlerine yönelik pek çok öneri getirmiştik.

 

Bu süreçler,Kamu kurumlarının kapalı kapıları ardında işlemesin,vatandaşlara ve ilgililere açılsın,saydam olarak işlesin demiştik.

 

Planlama, yerleşim ve yapı yapım süreçleri hakkında toplumun tüm kesimleri eğitilsin,yetiştirilsin; denetime toplumda katılsın dedik.

 

Denetim süreçlerine ilişkin yeni bir sistem kurulsun ve bu sistem üzerinden haksız kazanç elde etmek olanaklı olamasın,cezai yaptırımları da çok ağır olsun dedik…

İmar kararlarının alınması aşamasında da , uyulması gereken imar ilkeleri,planlama ve yerleşim ilkeleri kesinleştirilsin; yoruma mahal vermeyecek açıklıkta bir yeni sistem geliştirilsin demiştik.

 

Denetim sisteminde yapılan değişikliklerin bütüncül olması gerektiğini ve sistemin tümünü kapsaması gerektiğini söylemiştik.

 

Denetim konusunda 2006 yılında değişen bir şey olmadığını görmekteyiz.

 

Mevcut yapı stokunun,teknoloji olanaklarından yararlanarak,uzmanlar tarafından,mesleki kurallara uygun olarak gözden geçirilmesi gerektiğini;ortaya çıkacak sonuçlara göre gereğinin yapılmasına olanak sağlayacak yasal ve kurumsal düzenlemelerin yapılması gerektiğini söylemiştik…

 

2006 yılında mevcut yapı stoku,genel olarak, bu anlamda gözden geçirilmemiş ya da gereği yerine getirilememiştir.

2006 yılında bölgemizdeki okul ve hastanelere yönelik ciddi bir inceleme, güçlendirme,tasfiye, vb. işlemin yapılmamış olduğunu bilmekteyiz.

 

2006 YILINDA,1999 YILINDA OLDUĞU KADAR AFETE KARŞI HAZIRLIKSIZ DURUMDAYIZ.

 

DEPREMDEN ALDIĞIMIZ DERSLER BİZİ HAREKETE GEÇİRMEYE YETMEMEKTEDİR.

 

AFETE HAZIR BİR ÜLKE OLMAMIZ İÇİN, TÜM YURTTAŞLARIMIZIN, KURUMLARIMIZIN,KURULUŞLARIMIZIN, YEREL VE ULUSAL İNİSİYATİFLERİMİZİN, BU YÖNDE BİR ARAYA GELEBİLMELERİ, BÜTÜNLEŞEBİLMELERİ GEREKMEKTEDİR.

 

BU UNSURLARIN TAMAMI BÖYLE BİR PROJE İÇİN HAZIR OLMALIDIR.

 

BU BAĞLAMDA TMMOB’NİN MÜHENDİSLİK VE MİMARLIK ALANLARINDA KENDİ ÜZERİNE DÜŞEN GÖREV VE SORUMLULUKLARINI YERİNE GETİRMESİNDEKİ KARARLILIĞI SÜRMEKTEDİR.

 

YAŞADIĞIMIZ FELAKETLERİ

UNUTMADIK,UNUTTURMAYACAĞIZ.

 

TMMOB

KOCAELİ İL KOORDİNASYON KURULU