MERAL TAMER
Son 2 günüm enerji ile haşır-neşir geçti.
Önceki gün Enerji Bakanı Hilmi Güler'le Bilgi Üniversitesi mütevelli katında uzun bir öğle yemeği yedik. Dün ise İstanbul Teknik Üniversitesi Enerji Enstitüsü'nün düzenlediği Enerji Çalıştayı'na katıldım.
Bakan Güler'le yediğimiz yemek, beklentilerimi karşılamak açısından ne kadar düş kırıklığı yarattıysa, İTÜ Enerji Çalıştayı o ölçüde bilgilendirici, dökümante ve ufuk açıcıydı.Çalıştayı yarın yazacağım. Bakanla toplantımıza gelince...
Bilgi Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Oğuz Özerden arayıp, kendisinin sadece "aracı" olduğunun altını çizdikten sonra, Güler'in isteği üzerine bir sohbet toplantısı düzenlediklerini söyledi. Diğer katılımcıların adlarını duyunca koşa koşa gittim:
Doğal Hayatı Koruma Vakfı Başkanı Atilla Aksoy, Yeni Şafak Yazarı Kürşat Bumin, Greenpeace Türkiye temsilcileri, Sabah Yazarı Ergun Babahan, Yeni Aktuel Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Alper Görmüş, Bilgi Üniversitesi öğretim üyesi Semra Somersan ve Birgün Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Murat Çelikkan...
Entelektüel sohbet!
Neredeyse tümü nükleer karşıtı olan isimler... Her birimize 4 - 5 dakikalık söz verilse iyi bir paylaşım olabilirdi. Özellikle de gazetelerde köşesi olmayan, dolayısıyla düşüncelerini günü gününe izleme imkânı bulamadıklarımızın ne söyleyeceklerini merak ediyordum; tabii Güler'in yanıtlarını da...
Güler söze "Bilgi Üniversitesi'nde biraraya gelmeyi özellikle istedim ki entelektüel bir ortam olsun, fikir alışverişi yapabilelim" deyince daha da umutlandım. Ama maalesef 2 saatten fazla süren toplantının büyük bölümünde Sayın Bakan dev ekrandan pek iftihar ettikleri petrol boru hatları da dahil, oradakilerin çoğunun vakıf olduğu enerji verilerini tekrarladı.
Nükleer plajlar!
Sayın Bakan, ne kadar çevreci olduklarını, boru hatlarını döşerken hayvanların regl günlerini bile göz önüne aldıklarını fotoğraflarla anlattı. Sonra da nükleer lobinin 20 yıldan beri temcit pilavı gibi gösterdiği, Avrupa'daki nükleer santrallerin yanı başındaki plajlarda yüzen insanların fotoğraflarını göstererek, nükleerin ne kadar çevreci olduğunu kanıtlamaya çalıştı. Greenpeace'ten Hilal Atıcı itiraz edecek oldu, ağzının payını aldı.
Kürşat Bumin, "nükleer plajları" görünce "Aman aman, geniş kitleleri sakın bu fotoğraflarla ikna etmeye kalkmayın" diye itiraz etti.
Nükleer atık sorununun çözülemediği hatırlatıldığında "Hiç sorun değil, bir mahallenin bir yıllık atığı küçücük bir kavanoza sığacak kadar az. Hem atıkları satın almak isteyenler var. Onlara satarız" dedi. Birkaç kez üstelenmesine rağmen nükleer santrallerin tipini bile öğrenemedik.Bu toplantı hangi amaca hizmet etti?
Amaç ikna olmamız ise, hiçbirimiz olmadık.
Bilgi paylaşımı ise sadece Güler'inkileri dinledik.
Sahi o zaman biz neden biraraya geldik?
Özel sektör temsilcileri, 2 ay kadar önce Bakan Güler'in daveti üzerine Ankara'da yapılan nükleer santral toplantısından çıktıklarında "Hükümet çok kapalı; ya ne yapacağını bilmediği için, ya da şimdiden işin kime verileceği belli! Hiç şeffaf değiller, bir paylaşım yok" demişlerdi.
En iyisi papatya (MİLLİYET, MERAL TAMER, 23.06.2006)