Tüm Haberlere Dön
TEİAŞ SÜRGÜNLER...
Basın Açıklamaları Diyarbakır

TEİAŞ SÜRGÜNLER...

Basına ve Kamuoyuna

Bölgemizde on beş yıl süren çatışma ortamı büyük acıların yaşanmasına neden olmuştur. Ortadoğu nüfusunu rahatlıkla besleyebilmenin ekonomik potansiyellerine sahip olan Türkiye tarihinin en ciddi ekonomik ve siyasal krizlerini yaşamış, açlık ve sefalet katmerli bir biçimde gelişmiş, bölgemizin temel geçim kaynağı olan tarım ve hayvancılık sektörü çökmüştür, yoğun insan hakları ihlalleri yaşanmış, on binlerce insanımız yaşamını yitirmiş, milyonlarcası yerinden – yurdundan olmuş, metropollerin varışlarında ve gayri insani koşullarda bir yaşama mahkum olmuşlardır. Kısacası, yaşanan bu sürecin toplumsal yaşamımızda yarattığı büyük tahribatlar onarılmazken, ülkenin ve özellikle de bölgemizin hak etmediği bir gerililik içinde kalmasına neden olmuştur. Bir ülkenin siyasal istikrar içinde, ekonomik ve sosyal kalkınmasını gerçekleştirebilmesi, O ülkede yaşayan tüm toplumsal kesimlerin eşitlik temelinde, barış ortamında ve kardeşlik duygusuyla bir arada yaşamalarını olanaklı kılacak, insanı merkezine alan adil ve demokratik bir sistemin inşasıyla mümkündür.

Değerli Basın Mensupları,

Ülkemizin ekonomik kalkınması, tarıma, eğitime, sağlığa, alt yapı yatırımlarına, sanayiye, teknolojiye ve çok iyi düzeyde eğitim görebilecek nitel insan kaynağına yatırım yapmak ve bu alanlara ilişkin mastır projelerin hayata geçirilmesiyle mümkündür. Son yirmi yılda ulusal gelirin % 68’ine yakın bir kısmını askeri harcamalara, % 12’sini bürokratik harcamalara ve geri kalanın önemli bir kısmı da yolsuzluk ve savurganlıkla heba eden bir ülke olarak, toplumun hak etmediği gerililiğin, toplumu tehdit eden ahlaksızlığın, açlığın, sefaletin, kapkaççılığın, işsizliğin nedenlerini doğru tespit etmek ve bu nedenlerin kaynağına inerek çözüm getirmek gerekir. Toplumsal barışını tesis etmeyen bir ülke sosyal huzura kavuşması ve ekonomik kalkınmasını gerçekleştirmesi olanaklı değildir.  Ekonomik kalkınmanın, sanayi ve teknolojik toplum olarak kabul görmenin, bilimsel ve genel geçerli kriterlerinden en önemlisi enerji alanındaki pozitif istatistiklerdir. Bir ülkenin enerji alanındaki pozitif istatistiklerinden söz edebilmek için de bu alana çok ciddi yatırımların yapılmış olması gerekmektedir. Türkiye ile benzer toplumsal koşullar altında bulunan İtalya – İspanya – Fransa gibi batılı ülkelerin enerji sektörüne ve özellikle elektrik enerjisine yaptıkları yatırım ile bugünkü enerji tüketim kapasiteleri ve sahip oldukları rezervler Türkiye’nin üç katıdır. Ayrıca, enerji sektörünü ülkenin ulusal güvenliğiyle özdeş olarak değerlendirilmesinden dolayı, bu alanda istihdam edilen insan kaynaklarının verimliliğine, üretim performansına ve disiplinine çok özel önemle yaklaşılmakta, bilgi – beceri ve yetenek gelişimi için ciddi projeler kapsamında büyük paralar harcanmaktadır.

Türkiye’nin bütünleşme arzusu içinde olduğu, hatta model aldığı batı uygarlıklarındaki ekonomik kalkınma, sanayi ve teknolojik gelişmişlik düzeyi ve çağdaşlaşmanın göstergesi olan enerji yatırımı ve tüketim kapasitesi ile bu alandaki insan kaynakları ve personel rejimine ilişkin realite ve bu realitenin istatistik göstergeleri mukayese edildiğinde, arzulanan batılılaşma hedeflerine ne kadar uzakta olduğumuzun çarpıcı tablosunu görmek mümkündür. Örneğin: İtalya beş yıllık süre içinde enerji sektörüne 78 milyar dolar yatırım yaparken, Türkiye’nin aynı süre zarfında yapmış olduğu yatırım 3,8 milyar dolarda kalmıştır. Tüm bu olumsuz tablonun yol açtığı nedenleri özetlemeye çalışırken, ısrarla gizlenen ve toplumun  ilgi odağından kaçırılmaya çalışılan diğer önemli bir sorun da, Türkiye’nin kamusal alanında yaşanan siyasi vesayet olgusudur. Özgünlüğü nedeniyle, siyasi vesayetin en derinlikli olarak nüfuz ettiği enerji sektörüdür. Kendi tarihinin tüm dönemlerinde yolsuzluklarla, hırsızlıklarla, vurgunlarla gündeme gelmiş ve halen gündemden düşmemiş olmasının en önemli nedenlerinden biri personel rejimi ve bu alan ilişkin olarak gerçekleşen haksız ve siyasi tasarruftur. 

Ülkemizde yüksek gerilim enerji iletimi faaliyetini bildiğiniz gibi TEİAŞ tarafından yürütülmekte ve 2001’de çıkan Enerji piyasası kanunu gereğince elektrik enerjisi sektöründe devlet elinde kalması düşünülen tek kurum niteliğindedir. Bu kurumun bölgemizdeki teşkilatlanması 1997 yılında Keban (Elazığ’dan) 2 adet ilave Bölge Müdürlüğü; biri Gaziantep’te diğeri de Batman’da olmak üzere kurulmuştur. Batman’da Grup Müdürlüğü kurulduğu esnada bina ve personel olarak hiç bir yapılanması olmamakla birlikte, Diyarbakır’a bağlı 8 personelli bir trafo merkezi konumunda olup, aynı tarihlerde Diyarbakır’da 200-250 personel ve İşletme Bakım Müdürlüğü ile sosyal tesisleri bulunmakta idi. Grup Müdürlüğü’nün Batman’da kurulması, Diyarbakır İşletme ve Bakım Müdürlüğünün ise Batman’ın alt müdürlüğü olarak bağlanması akabinde, Diyarbakır’dan çok sayıda personel ve ekipman Batman’a alınmış; Bu şekilde temeli olmayan bir bina inşa edilmiştir. Bu yapılanma geçen süre içerisinde hala sağlam bir yapıya kavuşamayıp Diyarbakır’dan personel ve ekipman almaya devam etmektedir. Bunların sonucunda hem Batman grup müdürlüğü yetersiz kalmış, hem de Diyarbakır bakım müdürlüğü zayıflatılmıştır.Dolayısıyla bölge yüksek gerilim enerji iletim yapısı  en az 10 yıl geriletilmiştir.

Diyarbakır bölgeye Ana Üretim kaynaklarından enerji iletimi sağlayan stratejik bir önemdedir. Bölgemiz büyük çoğunlukla 380 kV ve 154 kV enerji seviyesinden Karakaya HES üzerinden enerji ihtiyacını karşılamaktadır. Karakaya’dan sonra ilk akış ve dağıtım noktası Diyarbakır’daki Trafo Merkezlerinden sağlanmaktadır. Bu noktalarda oluşacak arızalara müdahale ve kontrol zamanlama açısından çok önem arz etmektedir. Dolayısıyla Diyarbakır’da bulunması gerekli enerji iletim yapılanması bu stratejik öneme eş değer olmak zorundadır.Ancak ne yazık ki bu önem verilmediği gibi var olan yapısı da bozdurularak kalifiye ve çalışan personellerin dağıtılarak içi boş bir yapılanmaya ve belki de kapatılmaya çalışılmaktadır. Son olarak Diyarbakır TEİAŞ’tan 7 çalışanımız rızası dışında bir yazı ile tayini Batman’a çıkarılmış ve başka personellerin de bu tarzda alınacağı imajı verilmiştir. Bu durum Diyarbakır için düşünülen adım adım bitirme planlarını doğrulamaktadır.

Bizler bölgemiz açısından stratejik önemi olan Diyarbakır TEİAŞ’ta neler yapılmak istendiğinin kamuoyuna açıklanmasını ve  sürgün edilen arkadaşlarımızın tayinlerinin derhal durdurulmasını talep ediyoruz. Bu konuda Diyarbakır ve bölge milletvekilleri ile kamuoyunun duyarlı olmasını bekliyor ve ilgilileri Diyarbakır’a sahip çıkmaya davet ediyoruz.                                               10.06.2005 

 

EMO (Elektrik Mühendisleri Odası)  Diyarbakır Şubesi

ESM (Enerji Maden Sanayi) Sendikası  Diyarbakır Şubesi

TES-İŞ 1 No.lu Şube