Tüm Haberlere Dön
Kuzey-Güney enerji koridoru masada-Murat Yetkin
Basından Genel Merkez

Kuzey-Güney enerji koridoru masada-Murat Yetkin

Geçtiğimiz hafta sonu sessiz sedasız gerçekleştirdiği İsrail ziyaretinde Ortadoğu'yla Rusya arasında boru hattı köprüsü kurma projelerini ele alan Enerji Bakanı Hilmi Güler, çabaların geniş bir stratejik çerçeve içinde yürütüldüğünü söylüyor.Bakan Güler, bu çerçeveyi 'Kuzey-Güney enerji koridoru' olarak tanımlıyor. Bir süredir Türk Dışişleri kaynaklı belgelerde kullanılmaya başlanan bu kavramın, hükümetin enerji politikasının bir parçası haline geldiği böylece bakanın ifadesiyle anlaşılmış oluyor.

'Kuzey-Güney (KG) enerji koridoru', Amerikalıların bundan 10 yıl kadar önce Bakü-Tiflis-Ceyhan (BTC) petrol boru hattı tartışmaları sırasında ortaya atılan 'Doğu-Batı enerji koridoru' kavramına atfen üretilmiş. Doğu-Batı (DB) enerji koridoru, özetle Orta Asya ve Hazar Havzası petrol ve doğalgaz kaynaklarının Türkiye üzerinden dünya pazarlarına çıkarılmasını anlatıyordu. Nitekim bu çerçeveye yalnızca (artık Azeri petrolünün yanı sıra, Kazak petrolünü de içerecek şekilde düşünülen) BTC değil, Hazar doğalgazını Türkiye üzerinden dünya pazarlarına açmayı amaçlayan (ve BTC hattına paralel inşa edilmesi öngörülen) Şahdeniz projesi de giriyor. Türkmenistan doğalgaz hattının İran ile ilişkilerde yaşanan sorunlar nedeniyle yaşann aksaklıkların, Türkmenistan'ın da (Hazar denizi altından bir boru hattıyla) Şahdeniz projesine bağlanmasıyla aşılabileceği, enerji kulislerinde konuşuluyor.

Rus doğalgazını Dhzugba terminalinden Karadeniz altından Samsun'a taşıyan Mavi Akım'ın bundan yıllar önceki stratejik amacının zaten Rus gazını Ortadoğu'ya, özel olarak İsrail'e indirmek olduğunu öne sürenler de var. Bu anlaşma, bugün KG Koridoru tanımının temeli olarak kullanılıyor. Rus gazının (aynı zamanda Kerkük ve Musul kaynaklı Irak petrolünü de Akdeniz'e taşıyan) iki boru hattının da terminali olan Ceyhan'dan, Akdeniz altından döşenecek bir boru hattıyla İsrail ve Filistin'in kullanımına sunacak proje, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Başbakan Tayip Erdoğan'ın mayıs başında ve bir gün arayla yaptıkları İsrail ziyaretinde, özellikle de Başbakan Yardımcısı Şimon Perez ile görüşmelerinde gündeme gelmişti. Bu hat vesilesiyle Türkiye'den Ortadoğu'ya (ve bu arada Kıbrıs'a) su ve elektrik satışı fikri de artık masada. Putin ve Erdoğan, KG Koridoru'nu geçtiğimiz ay Soçi'de yaptıkları görüşmede de ele aldılar. Projenin Samsun-Ceyhan arasında döşenecek petrol boru hattı yoluyla Rus ve Kazak petrolünü Boğazlar'ı tehdit etmeden Akdeniz'e indirme boyutu da tartışılmaya başladı.

Hatta bu hattı İsrail'e, Kızıldeniz kıyısına dek uzatıp Uzakdoğu pazarına açma fikri de, Enerji Bakanı Güler'in geçtiğimiz hafta sonu İsrail'e yaptığı gezi çerçevesinde konuşulmaya başlandı. Güler, İsrail'de Perez ve İsrail'in (enerji ve su işlerinden de sorumlu) Altyapı Bakanı (Irak Yahudisi) Benyamin Fuat Beneliezer ile yaptıkları görüşmelerde, petrol transferinden çok gaz projesi üzerinde yoğunlaştıklarını söylüyor. Boru hatlarınn yanı sıra, Ceyhan'da kurulacak bir doğalgaz sıvılaştırma (LNG) terminalinin, ABD ve Uzakdoğu'dan da müşterileri cezbedebileceğini düşünüyor.

Bakanın dikkat çektiği nokta, bu arada Hindistan'ın da KG Koridoru'na yakın ilgi göstermesi. Haziran ortasında İstanbul'da yapılan 'Üç Denizin Öyküsü' enerji konferansı için Türkiye'ye gelen Hindistan Enerji Bakanı Mani Shankar Aiar, 10 gün kadar kaldığı Türkiye'de bakan dahil yoğun temaslarda bulunmuş. İsteği üzerine özel bir uçak kiralanarak Ceyhan'a götürülmüş ve orada incelemelerde bulunmuş. İşbirliği önerisi haziran sonunda basına yansıdı.
Son yıllarda İsrail ile stratejik projeler üzerinde çalışmaya başlayan Hindistan, Çin gibi, yüksek büyümesini sürdürmek için giderek daha çok petrol ve gaza ihtiyaç duyuyor ve kaynaklarını çeşitlendirmek istiyor. Aiar, önümüzdeki hafta 'işbirliği imkânlarını arştırmak üzere' Çin'e gidiyor. Ucuz emek pazarında rakip olan bu iki ülke, enerji arz güvenliğini sağlamak konusunda işbirliğine gidebilir.

Türkiye, uluslararası enerji dengelerinin Irak savaşı gölgesinde yeniden kurulmakta olduğu bu gelişmelerin içinde. Bu imkânların ulusal çıkarlar doğrultusunda değer-lendirilmesi, Türkiye'nin Avrupa Birliği ve ABD ile ilişkilerinin boyutlandırılmasına da yardımcı olacak gibi görünüyor.

Radikal Gazetesi (12.08)