Tüm Haberlere Dön
Sivil toplum bildirisi-Haluk Geray
Basından Genel Merkez

Sivil toplum bildirisi-Haluk Geray

Türk Telekom'un özelleştirme ihalesinin ardından, yaklaşık iki hafta önce, bir grup sivil toplum kuruluşu bir bildiri yayınlayarak Özel Tekele Hayır!, Serbestleşmeye Evet! kampanyası başlattılar. Onlarca sivil toplum kuruluşunun imzasını taşıyan bildiri, basınımızda çok kısa olarak yer aldı. Bu nedenle bildirinin tamamının okunmasında yarar var. Bildiri şunları savunuyor:<p><b>Yukarıdaki imzalara sahip sivil toplum kuruluşlarının önemli bir bölümü bu çağrıyı doğrudan kendi ticari çıkarlarını savunmak amacıyla yapıyorlar.</b>

Türk Telekom özelleştirme ihalesi geçen günlerde yapıldı. Öyle anlaşılıyor ki; Türk Telekom 5-6 ay içinde yabancı bir özel sektör kuruluşunun yönetimine girecektir. Yıllardır yeni işletmecilere çalışma olanağı vermemesine göz yumulan Türk Telekom bu haliyle özelleşirse, devlet tekeli olmaktan çıksa da yabancı özel sektör tekeli haline dönüşecektir. Bugün telekomünikasyon alanında bir yol ayrımındayız. Türk Telekom'un özelleşmesi, yerli özel sektörün önünün derhal açılıp serbestleşmenin sağlandığı bir ortamda büyük bir fırsat da olabilir; özel sektör tekeline geçiş de olabilir.

Bugüne kadar Türk Telekom yüksek fiyata satılsın diyerek yerli girişimcilerin önünü tıkayan engellere göz yumuldu. Yerli girişimcilerin getirdiği her yenilik Türk Telekom'un tekel gücüyle engellendi. Yerli internet ve telefon şirketleri hizmet sunamaz hale getirilirken, Türk Telekom bu hizmetleri ancak yıllar kaybedildikten sonra getirebildi. Ülkemizde üretim ve araştırma-geliştirme çabaları gelişemedi. Hem yerli girişimciler hem de yurttaşları mız geç gelen/güç gelen hizmetlere yüksek bedeller ödedi. Bugün bu bedellerin artarak devam etme tehlikesi bulunuyor. Bu tehlike, devlet tekelinin yerini özel yabancı tekelin alması tehlikesidir. Bu tehlikeyi önlemenin ve özelleşmeyi büyük bir atılım fırsatı haline getirmenin yolu, Türk Telekom'la rekabet edecek yerli firmaların önünün artık açılmasıdır. Yerli internet ve telefon firmalarını Türk Telekom'a mahkûm olmaktan kurtarmanın yolu, yeni altyapılarla rekabetin sağlanmasıdır; yeni altyapı rekabeti sağlamaktır.'' (http://kampanya.org.tr/telekom/index.php)

Bildirinin bu giriş bölümünden sonra bir dizi öneri yer alıyor. Bu öneriler arasında şunlar var:

Türk Telekom altyapısının en önemli alternatif Kablo TV altyapısıdır.

Türk Telekom altyapısından, bütün uygar ülkelerde olduğu gibi tüm işlemecilerin engelsiz yararlanması gerekir.

Rekabet, kalite, ucuzluk, istihdam ve üretim için, tüketici yararı için serbestlik istiyoruz.

Devlet Tekeli'nden Yabancı Özel Sektör Tekeli'ne geçmek istemiyoruz.

Altyapı tekeline karşı, altyapı rekabeti istiyoruz.

Bildiride imzası olan sivil toplum kuruluşları ysa şunlar: Bilişim Muhabirleri Derneği; Darüşşafakalı lar Derneği, İnternet Teknolojileri Derneği; İnternet ve Hukuk Platformu; Linux Kullanıcıları Derneği; ODTÜ Mezunları Derneği; Tüketiciler Birliği; Türkiye Bilişim Vakfı; Telekomüniksyon ve Enerji Hizmetleri Tüketici Hakları ve Sektörel Araştırma Derneği; Serbest Telekomünikasyon İşletmecileri Derneği; Tüm İnternet Evleri Derneği; Türk Kütüphaneciler Derneği; Bilişim Sektörü Derneği; Tıp Bilişim Derneği; Türkiye Zeka Vakfı; Üniversite ve Araştırma Kütüphanecileri Derneği; 68'liler Dayanışma Derneği; Atatürkçü Düşünce Derneğ i Malatya Şubesi; Matematikçiler Derneği; Türkiye Bilişim Derneği; Tüm İnternet Derneği; Bilgi İşlem Hizmetleri Derneği; Tüm Telekomünikasyon İşadamları Derneği.

Yukarıda aktardığım bildiriden çıkan önemli bir sav, Türk Telekom tekelinin bu firmanı n yabancı özel bir tekele satılması doğrultusunda sektörün önüne hükümet tarafından bir engel olarak dikildiği saptamasıdır. Doğrudur, bir firmanın değerini düşürmemek istiyorsanı z; o firmanın pazarını başkalarının tırtıklaması nı istemezsiniz. Bazı savların ayrıntısına girmeyi gelecek yazılara bırakarak şu noktaya dikkat çekelim. Yukarıdaki imzalara sahip sivil toplum kuruluşlarının önemli bir bölümü bu çağrıyı doğrudan kendi ticari çıkarlarını savunmak amacıyla yapıyorlar.

Ortada bir pasta var, bu pastadan pay kapmak için rekabet, ucuzluk, kalite, Ar-Ge, uygar ülkeler gibi kavramları sıralamışlar. Bizdeki sivil toplum kuruluşları savundukları fikirleri, bir araştırmaya dayandırmadan savunuyorlar. Benzeri bir açıklama Avrupa'da, ABD'de yapılsaydı, en azından yüz elli sayfalık bir araştırmayla yapılırdı.

Birgün Gazetesi (1.08.2005)