Tüm Haberlere Dön
Brezilya ve Bizler -Korkut Boratav
Basından Genel Merkez

Brezilya ve Bizler -Korkut Boratav

Türkiye'deki Emek Platformu'nun bir benzeri Brezilya'da Sosyal Hareketler Koordinasyonu adı altında oluşmuş. 42 örgütü birleştiren bu üst-kuruluş, 21 Haziran'da ''Brezilya Halkına Mektup'' başlığı taşıyan bir bildiriyi kamuoyuna açıklamış. Biraz kısaltarak aktarıyorum:<p>''2002'de Brezilya halkı, neoliberal sistemi değiştirmek umuduyla Başkan Lula' ya oy verdi. Bugün hükümet bir yandan neoliberal ekonomik iktisat politikalarını sürdürerek tutucu müttefiklerinin taleplerini karşılıyor. Öte yandan, sosyal öncelikleri benimsiyor ve bağımsız bir dış politika izliyor.''

''2006 seçimlerini hedefleyen Brezilya seçkinleri, Lula hükümetini zayıflatacak bir medya kampanyası başlattı. Meşru hükümeti istikrarsızlığa sürükleyecek girişimlere karşıyız. Ama yolsuzluk suçlamaları üzerinde eksiksiz bir soruşturmayı ve suçluların cezalandırılmasını da istiyoruz.

Bu kriz karşısında Lula hükümeti, kendisini iktidara getiren programı yeniden sahiplenme seçeneğine sahiptir. Bu, Brezilya siyasetini ve toplumunu dönüştürme programı idi. Öyle bir toplum ki, her şeye sahip olabilen ve her şeyi yapabilen insanlarla, hiçbir şeye sahip olamayan ve hiçbir şey yapamayan insanlara bölünmüştür.

Tutucuların hükümetten dışlanmasını, neoliberalizm karşıtı bir platforma dayalı yeni bir sosyal ve politik çoğunluğun inşa edilmesini ve halkın gereksinimlerine öncelik veren bir iktisat politikası istiyoruz.

Toplumumuz enflasyonla mücadele bahanesi altında dünyanın en yüksek faiz oranlarını veya sadece banka kârlarını arttırmaya yarayan bir faiz dışı fazlayı kaldıramaz. Kamu kaynakları, iş bulma, makul bir asgari ücret, eğitim, sağlık ve tarım reformu gibi anayasal hakları güvence altına almak için kullanılmalı.''

Türkiye'de demokratik kitle örgütlerinden kaynaklanan bu türden bildiriler, genellikle siyasi iktidarların umurunda olmaz. Yukarıdaki bildiri bunlara benzetilemez. Zira, bildiri imzacılarının en başında, Topraksızlar Hareketi ile Brezilya'nın en büyük işçi konfederasyonu olan CUT yer alıyor. Ve Lula'nın İşçi Partisi'ni iktidara taşıyanların başında bu iki emekçi örgüt geliyordu. Dolayısıyla Lula, kendi dostlarından gelen bu çok ılımlı uyarıyı göz ardı edemez.

****

Türkiye'de neoliberal iktisatçıların bugünlerde Lula'yı pek sevdiklerini fark etmiş olabilirsiniz. Onlar, önce sıradan bir otomotiv işçisi, daha sonra bir sendika lideri olarak askeri dikta yıllarında işçi haklarını koruma mücadelesi içinde pişmiş bir Lula'ya tutkun değildirler. Onlar, iktidarda IMF ile uyumlu geçinmeyi yeğleyen Lula'yı Türkiye'deki solculara örnek gösteriyorlar.

Bu köşenin sınırları içinde Brezilya'da Lula iktidarına yol açan ve bu iktidarı biçimlendiren tarihsel, politik ve toplumsal etkenleri tartışmam imkânsızdır. Sadece, yukarıdaki bildirinin hatırlattığı birkaç düşünceyi okurlarımla paylaşmakla yetineceğim.

****

Birincisi şu: Dünyanın dört bir köşesinde emeğiyle geçinen insanlar kendilerine ( ''neoliberal reformlar'' yaftası altında) zorlanan bir dönüşüme, gerçekçi bir nitelendirmeyle ''sermayenin sınırsız tahakkümünü yerleştirme'' projesine karşı direniyorlar. Bu dirençleri çoğu kez sonuç veriyor; sözü geçen projeyi sürdüren iktidarları sarsıyorlar; devirebiliyorlar. Bazen sandık yoluyla: Brezilya, Arjantin, Hindistan, Venezüella, hatta (itiraz edebilirsiniz) 2002'de Türkiye'de, bu yıl İran'da olduğu gibi... (Fransız/Hollanda referandumlarını da ekleyelim mi?) Bazen sokak yoluyla... Son örnekleri Bolivya ve Ekvador olmak üzere pek çok Latin Amerika ülkesinde olduğu gibi... (ABD/AB destekli ve eski Sovyet cumhuriyetlerinde hayata geçirilen ''renkli'' sokak darbelerini elbette bu listenin dışında tutuyorum.)

İkincisi, hızla ortaya çıkıyor ki, iktidarları devirebilme gücüne sahip olan halk, iktidar olma; daha açıkçası sermayenin sınırsız tahakkümü girişimlerine son verme gücünü ve becerisini gösteremiyor. Partiler, başkanlar iktidardan uzaklaştırılıyor; ancak, neoliberal programa duyulan tepkinin, nefretin iktidara getirdiği hareketler, kadrolar, kısa zamanda aynı programın sadık, bazen daha fanatik izleyicileri oluyorlar.

Bu nasıl oluyor? Her ülkede farklı süreçler gerçekleşiyor. Ancak, bir ortak özellik söz konusu: Sermaye, ideolojik, politik, ekonomik tüm araçları sonuna kadar kullanarak yeni iktidarları kuşatıyor; teslim alıyor. Bazı durumlarda bu ''teslim alma'' olgusu esasen peşinen sağlanmıştır.

****

İşte günümüzün temel sorunlarından biri. Halk muhalefetlerini, halk iktidarlarına dönüştürmenin ideolojik tabanını, örgütsel, politik ve ekonomik yöntemlerini yeni baştan inşa etmek... Ve bu inşa süreci içinde sosyal mücadeleler tarihinin iki küsur yüzyıllık deneyimlerini bir kez daha keşfetmek...

Cumhuriyet Gazetesi (10.08.2005)