Güler ve heyeti Türkiye'ye belli bir anlaşmayla değil ama, geniş bir işbirliği çerçevesi ile döndü. Bu çerçeveyi, Türkiye ve İsrail'in, gerçekleştiği takdirde Ortadoğu'nun görünüm ve dengelerini değiştirebilecek güçte enerji projeleri olarak çizmek mümkün. Enerji kaynakları, bu projeler, fikir düzeyinde Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in mayıs başında yaptığı İsrail ziyaretinde, bir sonraki gün Başbakan Tayyip Erdoğan'ın İsrail'e yaptığı ziyarette ve geçtiğimiz ay Erdoğan ile Putin'in Soçi'de iki gün boyunca yaptığı görüşmelerde de gündeme geldiğine işaret ediyorlar.
Erdoğan'ın İsrail gezisi sırasında, Rusya'dan Türkiye'ye doğalgaz taşıyan Mavi Akım hattının, Türkiye'nin Irak'tan ve (Kasım ayında işletmeye açılması beklenen) Azerbaycan'dan Gürcistan üzerinden gelen petrolün terminali olan Ceyhan'a uzatılması konusunun görüşüldüğü biliniyor. (Radikal, 2-3 Mayıs 2005) Rusya'nın da desteğini alan bazı girişimciler, bu hattın daha sonra (Akdeniz altından) İsrail'in kuzeyindeki Hayfa limanına inşa edilmesini ve İsrail ve Filistin'e doğal gaz iletmesini öneriyorlardı. Hattın inşa maliyeti ve bölgenin diğer ihtiyaçları da gözetilince, Akdeniz'e inşa edilecek bu hatla, doğalgazın yanı sıra, su, elektrik enerjisi ve fiberoptik hatların da iletilebileceği konuşuluyordu.
İsrail hükümeti tarafından, özellikle de koalisyon ortağı Perez tarafından desteklenen bu projeye yeni eklemlemeler yapıldığı anlaşılıyor.
Yeniliklerin başında, Samsun ve Ceyhan arasında bir de petrol boru hattı inşa edilmesi, Boğaz'lar üzerindeki baskıyı rahatlatarak (Samsun'da inşa edilecek bir terminalle) Ceyhan'a indirilecek Rus petrolünün, buradan yine Akdeniz altından boru hattıyla İsrail'e iletilmesi geliyor. İsrail'deki terminal olarak ise, Hayfa yerine İsrail sanayi bölgesine ve İsrail'in boşaltması beklenen Filistin'in Gazze şeridine daha yakın konumdaki Aşkelon kenti öngörülüyor.
Aşkelon, doğalgaz-su projesindeki terminal olark da ağırlık kazanıyor.
İsrailliler, Aşkelon ile Kızıldeniz'in Akabe Körfezi'ndeki Eylat liman kenti arasında zaten mevcut olan bir petrol boru hattını tadil ederek, Rus petrolünü (ve doğalgazını) Kızıldeniz'e indirerek, Uzakdoğu pazarlarının kullanımı bir alternatif oluşturulabileceğine inanıyorlar. Bu projeyle özellikle Hindistan'dan girişimcilerin ilgilendiği ve 200-400 bin tonluk süper tankerlerle, istikrarsız Basra Körfezi'ne alternatif bir taşıma rotası kurulabileceği konuşulanlar arasında.
Bu iddialı projeden bağımsız olarak da Samsun-Ceyhan petrol boru hattı konusunda gelişmeler var. Enerji Bakanı'nın Moğolistan ziyareti sırasında Başbakan'a verdiği bilgi ardından, Erdoğan'ın kararı bekleniyor. Halen en az iki konsorsiyumun, yaklaşık 1 milyar dolar tahmini maliyeti olan bu proje konusunda hükümet düzeyinde girişimde bulunduğu biliniyor. Yetkililer, İsrail'le anlaşma sağlanamaması durumunda Rus petrolünün geleneksel rota üzerinden, yani Mısır-Süveyş Kanalı üzerinden de Hindistan, Çin ve Japonya'ya ulaştırılabileceğine dikkat çekiyorlar.
Türkiye'ye yatırım yapmak isteyen işadamlarına gelince. Aralarında Ofer grubunun başkanı İdon Ofer de bulunuyor.
Ofer grubu, Tüpraş özelleştirmesine girmeye ehil bulunan şirketler arasında.
Radikal Gazetesi (09.08.2005)