Fadime ALTANHAN / YENİGÜN - Türkiye`de elektrikli ve hibrid araçlarınn satışında son dönemde dikkat çeken bir artış yaşandı. Otomotiv Distribütörleri Derneği (ODD) verilerine göre 2021`in ilk 11 ayında elektrikli araçların satışında yüzde 325, hibrid araçların satışında yüzde 121 artış yaşandı. Bu yükselişin İzmir ve ülke genelindeki elektrik altyapısını akıllara getirdi.
ELEKTRİKLİ ARAÇLARA EVET
Elektrikli araçlara yönelim olduğunu belirten Ege Otomotiv Derneği Başkanı Mehmet Torun, "Türkiye elektrikli araç istiyor. Gelişmiş ülkeler elektrikli araçları destekliyor. Elektrikli araç satışları istediğimiz oranda değil. Sebebi teşvik edilmemesi. Yedek parça, şarj etme ve servis maliyetleri gibi konular net değil. Elektrikli araçların vergi dilimleri belirsiz. Teşvik yok. İzmir ve Türkiyede elektrikli araçlarla yatırım yapılıyor talep arttığında yükseleceğini düşünüyorum. Elektrikli araçlar cep telefonundan daha hızlı hayatımıza girecek. Bu dönüşümde yönetilen değil yön veren olmak istiyoruz. Biz de dernek olarak geleceğe tertemiz bir dünya bırakmak ve şu anda halihazırda kullanılan yakıtlardan daha çevreci bu araçları desteklediğimizi söylüyoruz. Kentimizdeki araç sayısı arttıkça İzmir`in alt yapısı da geliştirilecektir. Çeşme, Alsancak, Konak ve Karşıyaka gibi ilçelerde şarj istasyonları mevcut" dedi.
İzmir`de planlama yapılmalı
Meslektaşlarını eğitim vermeye başladıklarını belirten İzmir Elektrik Teknisyenleri Odası Başkanı Cumhur Şencanbaz, "Biz hazırlanıyoruz ama yerel yönetimlerin de hazır olması gerekir. Yerel yönetimlerle iş birliği halinde bir yol haritası belirlenmelidir. Akaryakıt istasyonlarının kurulumundaki kriterler gibi belirlenecek noktalara şarj istasyonları kurulmalıdır. Tek araçların şarjında pek problem yokmuş gibi görünse de sayının yükselmesi ve hızlı şarj yapılması ciddi bir altyapı gerektiriyor. Biz hazırlanıyoruz belediyeler de hazırlansın" şeklinde konuştu.
Akaryakıt fiyatlarındaki artış etkiliyor
Türkiyede elektrikli araç satışlarının artmasıyla birlikte ÖTVnin artırılmasına bağlı olarak araç satışlarında düşüş yaşandığını belirten Elektrik Mühendisleri Odası İzmir Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Şebnem Seçkin Uğurlu, "Gelişmiş ülkelerde elektrikli araçlar özel olarak teşvik ediliyor. Ülkemizde ise geçtiğimiz yılın başında satış rakamlarının artması üzerine bu araçlara uygulanan Özel Tüketim Vergisi artırıldı. Yaygınlaşma beklentimiz bir düzeyde düştü. Yıl sonunda kura bağlı olarak akaryakıt fiyatlarındaki artışla elektrikli araçlara yönelim arttı. Ancak bu beklenen yaygınlaşma oranının yakalanmasına neden olacak düzeyde bir değişime neden olmadı. Bu nedenle tüm dünyada olduğu gibi çevreci özellikleriyle ön plana çıkan elektrikli otomobiller mutlaka vergi indirimi yoluyla eskiden olduğu gibi desteklenmelidir" diye konuştu.
"Yeterince araç gelmiyor"
Yurtdışında yeterince elektrikli aracında ülkeye gelmediğini söyleyen Uğurlu, "Birçok markanın ful elektrikli araçlarının önemli bir kısmı Türkiyede satılmıyor" diye konuştu. Avrupada karbon emisyonunu düşürmek adına birçok çalışmanın yapıldığını ifade eden Uğurlu, "Avrupada dizel araçların üretiminin sınırlandırılması, satışının belli bir dönemde sonlandırılması söz konusu. Bu kadar dizel araç ne olacak? Bizim gibi bir kısıtlama yapmamış, önüne bir hedef koymamış ülkelere bu araçlar gönderiliyor. Hala dizel motorlu araçların Türkiyede satışı daha uygun oluyor. Avrupanın bizim gibi ülkelere böyle bir ihaneti söz konusu. Kendilerinin ürettiği ama kendilerinde satamayacakları araçları bizim gibi ülkelere pazarlıyor, cazip uygun araç ülkeye gelmiyor" şeklinde konuştu.
"Enerji altyapımızda sıkıntı yok"
Türkiyenin enerji altyapısının elektrikli araçlarla ilgili bir sıkıntı oluşturmayacağını ifade eden Elektrik Mühendisleri Odası İzmir Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Şebnem Seçkin Uğurlu, " Türkiyede ve İzmirde şarj istasyonlarıyla ilgili bir sıkıntı var. Şarj istasyonları ile ilgili enerji tedariki yapan ya da satan kurumun bir düzenleme yapması gerekiyor. Şu anki yönetmelikler bizim kendi elektriğimizden oraya bir hat çekmemiz durumunda kaçak ve uygunsuz elektrik kullanmamız anlamına geliyor. Bunun yaygınlaşabilmesi için mevzuatsal bir değişiklik yapılması gerekiyor. Belediyeler kendi iştirakleriyle enerji satabilmek için lisans alarak bunun üstesinden gelmeye çalışıyor. İzmirin de böyle bir çalışması var. Biz elektrikli araç kullanabilecek yapıda bir ülkeyiz. Ama elektrikli araç kullanılan şebekede bunun getirdiği birtakım avantajları kullanabilmek noktasında eksiğiz. Çünkü elektrikli araçlar aynı zamanda akülü araçlar oldukları için enerji depolayan noktadalar. Teknolojide dağıtık sistemlerde gerekli zamanlarda o şarj olunmuş araçlardan sisteme enerji verebilirsiniz. Buna uygun bir altyapımız yok" dedi.
"Yenilenebilir enerji kullanılmalı"
Elektrikli otomobillerin çevreci sayılabilmesi için tüketilen elektrik enerjisinin ağırlıklı olarak yenilenebilir kaynaklardan elde edilmesi gerektiğini dile getiren Uğurlu, "Halihazırda pahalı ithal kaynaklar kullanılan otomobilleri yine fosil kaynaklardan elde edilecek elektrikle kullanmanın bir anlamı olmayacaktır. Elektrikli otomobille geçişle birlikte mutlaka elektrik üretiminin de yenilenebilir kaynaklara kaydırılması gerekir. Bugün artan enerji krizine rağmen Almanya üç nükleer santralı törenle kapattı. Geleceğin dünyasından barındırdığı riskler ve yüksek maliyetleri nedeniyle nükleer enerji santrallerine yer olmayacak. Gelişmiş ülkelerde yenilenebilir enerji kaynaklarının sistemdeki oranları artıkça, fosil kaynaklara dayalı üretim tesisleri gibi nükleer santrallar da kapatılmaktadır. Geçmişte doğalgaz ve ithal kömür santrallarına verilen alım ve fiyat garantileri olmasaydı bugün kurulu gücümüzün daha büyük kısmı yerli ve yenilenebilir kaynaklardan oluşacaktı. Benzer şekilde nükleer santralara verilen alım ve fiyat garantisi de geleceğimize ipotek koyacak niteliktedir" açıklamalarında bulundu.
Türkiyenin başta güneş ve rüzgâr olmak üzere yenilenebilir kaynaklardaki potansiyeli yüksek olduğunu belirten Uğurlu, "Yerli teknoloji ve ekipman geliştirebildiğimiz koşullarda hem enerjide dışa bağımlılığını azaltma hem de maliyet düşürme olanağı yaratmaktadır. Ancak elektrikli araçlara ve yenilenebilir enerjiye geçiş bir bütün olarak merkezi düzeyde planlanarak, hayata geçirilmelidir. Bu nedenle enerji alanının kamu yararına, siyasi ve ticari uzak bir şekilde özerk bir yapı tarafından yönetilmelidir. Bu geçiş sürecinde elektrik şebekesinin de günün koşullarına uygun olarak geliştirilmesi gerekir" ifadelerini kullandı.
(YENİ GÜN , 04.01.2022)