İklim krizinin derinleşmesi, dünyadaki elektrik tüketiminin artması nükleer lobisini ve ülkenin dört bir tarafını enerji şirketlerine yağmaya açan AKP iktidarını harekete geçirdi. İklim krizini durduracağını iddia eden nükleer santral sevdalısı AKPli Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, önceki gün yaptığı konuşmada "Akkuyu Santralinin ardından süratle 2. hatta 3. nükleer güç santralimiz için hazırlıklara başlayacağız. Ağaç bahanesiyle vizyon projelerimize kastedenlere nasıl fırsat vermediysek çevre diyerek enerji hamlemizi dinamitlemeye çalışanlara meydanı boş bırakmayız" dedi. Nükleer santralların iklim krizine karşı mücadelede önemli bir araç olduğunu savunan Erdoğan, "Akkuyunun hizmete girmesiyle hem ülkemizin bu eksikliğini giderecek hem de iklim değişikliğiyle mücadelemize önemli bir katkı sağlamış olacağız" ifadelerini kullandı.
Türkiyede Sinop ve Mersin Akkuyu olmak üzere iki adet nükleer santral projesi bulunuyor. Sinoptaki nükleer santralı hayata geçirecek firma çekildiği için proje dursa da Akkuyuda inşaat sürüyor. Uzmanlar, Erdoğanın hayata geçirdiği ve daha fazlasının hayalini kurduğu nükleer santralların ne enerji krizine bir çözüm olduğunu ne de iklim kriziyle mücadelede bir araç olabileceğini söylüyor. Uzmanlar, nükleer santralların dışa bağımlılığı ve iklim krizinin etkilerini artıracağını ifade ediyor.
TEHLİKELİ VE PAHALI
Ekosfer Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Özgür Gürbüz, nükleer santralların seragazı emisyonuna yol açtığına ve iklim krizini derinleştirdiğine dikkat çekti. Gürbüz, "Nükleer lobinin nükleer santralları pazarlamak için ortaya attığı argümanlar zaman zaman Türkiyede de gündeme geliyor. Nükleer enerjinin iklim krizine çözüm olduğu iddiası da bunlardan biri. Halbuki bilimsel araştırmalar bu konuda çok net. 1 kilovatsaat elektriği 9 gram, nükleerden üretirseniz 66 gram seragazı salınıyor" dedi
Nükleeri, yenilenebilir enerji santrallarıyla kıyaslayan Gürbüz şu ifadeleri kullandı: "Santralların beşikten mezara tüm süreçleri dikkate alındığında nükleer; rüzgâr, güneş, biyogaz, biyokütle, jeotermal gibi yenilenebilir enerji kaynaklarının çok gerisinde kalıyor. Kaza riski, nükleer atıklar ve maliyeti de cabası. Türkiye seragazı emisyonlarını azaltma konusunda samimiyse yatırımını enerji verimliliğiyle yenilenebilir enerji kaynaklarına yapmalı. Hükümet, nükleer lobinin, "ucuz nükleer" gibi yalanlarının peşine düşerse, Akkuyuda olduğu gibi, güneşe rüzgâra kıyasla 4 kat pahalı olan nükleer kaynaklı elektriği satın almak ve daha sonra da elektrik fiyatlarına yeni zamlar yapmak zorunda kalır."
DIŞA BAĞIMLILIĞI ARTIRIR
Nükleer santralların hammaddesinin dışarıdan karşılanması nedeniyle enerjide dışa bağımlılığı artıracağına dikkat çeken TMMOB Nükleer Santrallar İzleme Komisyonu Üyesi Nedim Bülent Damar, "Türkiyede yapılmakta olan Akkuyu Nükleer Güç Santralı (NGS) ve yapılması henüz planlama safhasında olan diğer NGSler Türkiyenin elektrik üretimi açısından dışa bağımlılığını arttıracaktır.
Nükleer santrallar, ana hammaddesi Uranyum olan nükleer santral yakıtı kullanarak elektrik üretirler. Türkiyede nükleer santral yakıtı yapabilecek bir tesis yoktur" dedi.
Akkuyudaki santralda kullanılacak yakıtın Rusyada üretildiğini belirten Damar, "Ayrıca yapılmakta olan Akkuyu NGSnin sahibi Rosatom bir Rus santralıdır ve Akkuyuda kullanılan VVER1200 tipi Rus yapımı reaktörler Rusya tarafından üretilen bir yakıt ile üretim yapabilirler. Bu yakıtın henüz dünyada bir alternatifi yoktur. Bu nedenle Akkuyu NGS çalışabilmesi için tamamen Rusyadan gelecek yakıta bağlıdır. Yani dışa bağımlıdır" dedi.
Rusyaya alım garantisi verildiğini hatırlatan Damar şu ifadeleri kullandı: "Bunun yanında Akkuyu NGSnin ilk iki ünitesinin üretiminin yüzde 70ine, diğer iki ünitesinin de üretiminin yüzde 30una alım ortalama kilovatsaatini 12,35 dolar sent, en yüksek kilovatsaatini 15,38 dolar sent alım garantisi verilmiştir. Üretimin geri kalanı ise piyasa fiyatları ile EÜAŞ tarafından satın alınacaktır. Yani Rus şirketi nükleer santralının tüm üretimini 15 yıl boyunca şimdiden satmıştır ve elde edeceği geliri istediği şekilde yurt dışına götürme hakkına sahiptir. Yani Türkiye açısından durum 15 yıl boyunca Türkiyede kurulu bir Rus santralından ABD doları ödeyerek elektrik satın alınması (ithal edilmesi) şeklindedir. Bu durum da dışa bağımlılığı katmerli hale getirmektedir."
KURULU GÜÇ İHTİYAÇTAN FAZLA
Nükleer santralların enerji sorununa çözüm olmayacağını ve krizi daha da katmerleştireceğini belirten Elektrik Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Özdağ, "Şuan Türkiyenin mevcut kurulu alt yapısı, Türkiyenin enerji ihtiyacını karşılıyor. 2021 yılında Türkiye elektrik sisteminde en yüksek anlık puant (tepe) güç 04 Ağustos 2021 tarihinde 56 bin 304,19 MW olarak tespit edilmiştir. 2021 yılı Kasım Ayı itibarı ile Türkiye kurulu gücü 99 bin megawat. Yani 42.7 bin megavvat ani yedek güç mevcuttur, ihtiyaç olan en yüksek gücün yüzde 75i kadar yedek güç mevcuttur. Uluslararası uygun bulunan ani yedek güç oranı yüzde 15-30 arasındadır.
Türkiyede elektrik üretim tesislerinde ortalama çalışma oranları uluslararası kriterlere göre çok düşük kalmaktadır. Akkuyu dahil olmak üzere, yapımı halen devam eden elektrik üretim santralları toplam kapasitesi yaklaşık 19 bin megavat. Bu veriler ışığında Türkiyenin nükleer santral gibi enerji krizini derinleştirecek, dışa bağımlılığı artıracak bir projelere ihtiyacı yok. Nükleer, Türkiyenin enerji ihtiyacının çözümü değil, mevcut sorunun katmerleşmesi demektir" ifadelerini kullandı.
Yenilenebilir enerjinin çözüm olacağına dikkat çeken Özdağ şöyle konuştu: "Türkiyedeki enerji krizinin, pahalı olmasının nedeni özelleştirme politikaları ve ithal kaynaklara mecbur edilmesi. Nükleer santrallar bu sorunları daha da büyütecektir. Türkiyede enerjiye yönelik atılması gereken adımlar şöyle: Mecbur kurulu gücünün doğru işletilmesi, enerji verimliliği ve yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelmek. Tüm bunları yaptığınızda doğaya zarar veren, felakete davet çıkaran hiçbir santrala ihtiyaç yoktur. Yenilenebilir doğa dostu projelerle Türkiyenin tüm ihtiyacı karşılanabilir."
NÜKLEERDEN KAÇIŞ HIZLANDI
32 ülkede faaliyette 413 nükleer reaktör bulunuyor. 1997 yılında küresel elektrik talebinin yüzde 17sini oluşturan nükleer santralların payı 10.1e düştü. Birçok ülkede nükleerden kaçış hızlandı.
Almanya: Hızlı bir nükleerden çıkış planı hazırlayarak, 17 nükleer reaktörden günümüze kadar llini kapattı. Kalan altı reaktör de 2023 yılına kadar kapatılacak.
Fransa: Fukuşima, nükleer enerjinin kalesi kabul edilen ülkelerde bile tartışma başlattı. Fransa tarihte ilk kez nükleer enerjinin elektrik üretimindeki payının azaltılması için karar aldı. 2035 yılına kadar 14 nükleer reaktörünü kapatacak Fransa, nükleer santralların elektrik üretimindeki payını yüzde 80lerden yüzde 50ye indirme kararı aldı.
İsviçre: Yeni nükleer santral yapmaktan vazgeçip mevcutları kapatma kararı aldı. İtalya: Yapılan nükleere geri dönüş referandumu hayırla sonuçlandı.
Güney Kore: Kendi nükleer enerji teknolojisini geliştirmiş bir ülke de nükleerden uzaklaştı. 2030a kadar mevcut 25 rektörden 11ini kapatmayı planlıyor ve nükleer enerjiden çıkış kararı aldı.
DÜNYA VAZGEÇERKEN TÜRKİYE TEHLİKELİ MACERA PEŞİNDE
Nükleerin elektrik üretimindeki payı 1997- % 17; 2020- 10,1
Türkiye`nin toplam elektrik santralı gücü 99 bin megavat
Akkuyu kilovatsaat alım garantisi 12.35 cent dolar
Dünyadaki nükleer reaktör sayısı 415