AKP iktidarı her attığı adımda ikiyüzlü bir tutum alıyor olması dikkat çekerken, bütün kapitalist ülkeler de aynı ikiyüzlülüğe sahip olduklarını göstermekte. Dünya üzerinde yaşanan ekolojik krizin sonuçlarından biri olan iklim değişiminin çözülebileceği vaatleri ile iklim zirveleri düzenlenirken, çözmek istedikleri şeyin iklim sorunu olmadığı, bu sorunun ardına saklanıp yeni yağma alanlarını ortaya çıkarmaya çalıştıkları, iklim değişimini önlemek adına nükleer santrallere rol biçilme girişimlerinden anlaşılabiliyor. AB üyesi 10 ülke; Fransa, Macaristan, Polonya, Finlandiya, Bulgaristan, Hırvatistan, Çekya, Romanya, Slovakya ve Slovenyanın ilgili bakanları, AB Komisyonuna ortak imzalı mektup göndererek nükleer enerjinin yeşil yatarım sınıflandırmasında yer almasını istemeleri dikkat çekmektedir.
Kirli pazarlıklar
AKP iktidarının Paris anlaşmasını Meclise getirirken son anda 2 yıldır komisyonda bekleyen bir yasanın da beraberinde gündeme alınıp onaylanması tepkileri ortaya çıkardı. Elektrik Müh. Odası (EMO), Paris İklim Anlaşmasının Mecliste onaylandığı 6 Ekim gecesi çevre için büyük bir adım atıldığı iddiasıyla yaratılan algının perde arkasında, "Türkiyeyi nükleer atık çöplüğüne çevirebilecek" iki düzenlemenin daha yasalaştırıldığı vurgulanarak "Mecliste bekleyen söz konusu kanun tekliflerinin bir anda gündeme taşınması ve Paris İklim Anlaşmasının arkasına gizlenerek kamuoyunun dikkatinden kaçırılmaya çalışılması, bu alanda kirli pazarlıkların yapıldığına dair kuşkularımızı güçlendirmektedir" denildi.
Dış atıklar da kabul edilecek
Mecliste onaylanan söz konusu düzenlemelerden ilkinin "7336 sayılı Kullanılmış Yakıt İdaresinin ve Radyoaktif Atık İdaresinin Güvenliği Üzerine Birleşik Sözleşmeye Türkiye Cumhuriyetinin Beyanlarla Birlikte Katılmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun" olduğu belirtilen açıklamada; kanunda, nükleer atıkların yeniden kaynak olarak kullanılmasının yanı sıra ortak proje yürütülen başka ülkelerin nükleer atıklarının da kabul edilebileceği, atığın ortaya çıktığı ülke dışında başka ülkelerde bertaraf edilebileceğine dair hükümlerin yer aldığı hatırlatıldı.
Akkuyuda temel çatlağı!
Açıklamanın devamında, "İkinci düzenleme ise 7337 sayılı 28 Ocak 1964 Tarihli Ek Protokol ve 16 Kasım 1982 Tarihli Protokol ile Değiştirilen 29 Temmuz 1960 Tarihli Nükleer Enerji Alanında Üçüncü Şahıslara Karşı Hukuki Mesuliyete Dair Sözleşmeyi Değiştiren Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun" olduğu belirtilerek, bu kanunda da meydana gelebilecek kazaların etkilerinden doğacak zararların tazminine ilişkin maddeler bulunduğu aktarılarak, "Akkuyu Nükleer Santralinin inşaatı sırasında temelde çatlaklar oluştuğuna yönelik haberler hatırlanırsa, olası bir kaza durumu için hazırlık mı yapıldığı soruları akıllara gelmektedir" denildi.
Paris nükleerin truva atı
Nükleer Karşıtı Platform da (NKP), Paris İklim Anlaşması gündemi içinde yeni nükleer anlaşmaların sessiz sedasız Meclis Genel Kurulundan geçirilmesine tepki gösterdi. NKP, başka ülkelerin nükleer santral atıklarının Türkiyeye kabulü ve kazalardan zarar görecek üçüncü tarafların tazmin haklan gibi hayati konulan içeren iki kanun teklifinin Paris İklim Anlaşmasının onaylandığı gece yansı üzerlerinde hiçbir görüşme yapılmadan Mecliste kabul edilmesinin Paris İklim Anlaşmasının amaçlan hakkında kamuoyunda şüphe uyandırdığını belirtti. Platform, "Paris İklim Anlaşması nükleer enerjinin truva atı mı!" sorusuyla tepkisini ortaya koydu.
Toroslarda yer arandı
2010 yılında dönemin Brezilya Devlet Başkanı Lula da Silva ve dönemin Türkiye Başbakanı R. T. Erdoğan birlikte İranla yürütülen nükleer görüşmeler kapsamında Tahrana gitmişlerdi. Tahranda yapılan görüşmeler sırasında Türkiyedeki TVler bir alt yazı haberi geçerek, Erdoğanın emri ile Toros Dağlarında uranyumun depolanabileceği alan bakıldığı bilgisi yer aldı. O dönem Uluslararası Atom Enerjisi Başkanı Muhammed El Baradey, "İran elindeki uranyumu Türkiyeye göndersin, Türkiye bu uranyumu Rusyaya göndersin ve dünya rahat etsin" sözleri İranda o gün yapılan anlaşma kapsamında uranyumun depolanacağı alan olarak ilk önce İstanbul Küçükçekmecedeki Nükleer Araştırma ve Eğitim Merkezinin belirlenmiş olduğunu da hatırlatalım.
2014 ve 2020de 2 yasa!
Orman ve Su Bakanlığı tarafından 18 Nisan 2014te yayınlanan 6831 sayılı Orman Kanunu Yönetmeliğinde yapılan değişiklikle, "Ormanlık alanlarda kamu yararı ve zaruret bulunması halinde; ... yer altında yapılacak patlayıcı madde depolarına..." izin verilebileceği yer aldı. Geçtiğimiz yıl Mecliste onaylanan 6200 sayılı "Devlet Su İşleri (DSİ] Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun"un değiştirilen 18. maddesinde ise"... yeraltında depolama alanı kurulmasına bedeli karşılığında 29 yıllığına izin verilebileceği" yer aldı.