Tüm Haberlere Dön
17 AĞUSTOS 1999: 22 YILDIR ÖNLEM ALINMADI (AYDINLIK)
Basından Genel Merkez

17 AĞUSTOS 1999: 22 YILDIR ÖNLEM ALINMADI (AYDINLIK)

Mühendis Odalarından ortak 17 Ağustos açıklaması: 22 yılda bir arpa boyu yol katedilemedi.Bugün 22 yıl önce yaşadığımız büyük felaketin yıldönümü. 17 Ağustos depremi... 17 Ağustos`ta binlerce insanımız enkaz altında kalarak hayatını kaybetti. Aradan geçen yıllarda başka büyük depremler yaşadık. Ama hepsinde ders almadığımızı bir kez daha gördük. Mühendisler `Geriye dönüp bakıldığında aradan geçen 22 yılda bir arpa boyu yol katedilemediği görülmektedir` dedi

Mühendis Odaları, üzerinden 22 yıl geçen 17 Ağustos depreminin ardından atılan adımların yetersiz olduğuna dikkat çekerek, daha büyük acılar yaşanmaması için acil önlem alınmasını istediler.

İnşaat Mühendisleri Odası, Elektrik Mühendisleri Odası, Makina Mühendisleri Odası, Mimarlar Odası ve Şehir Plancıları Odası yönetim kurullarının başkanları, ortak bir açıklamayla, depremlere karşı uyarılarda ve önerilerde bulundular. Mühendis Odalarının açıklamasında şu görüşlere yer verildi:

17 AĞUSTOS MİLAT

"Gölcük Depremi, ülkemizin depreme bakış açısının değişmesinde bir milat olarak kabul edilmektedir. 17 Ağustos depreminden çıkan ders, coğrafi riskler göz ardı edilerek kurulan şehirlerin, plansız-çarpık kentleşmenin ve mühendislik hizmeti almayan yapıların, insanlar için büyük tehdit oluşturduğuydu. 1999`dan sonra, deprem sonrası müdahaleden çok deprem öncesi alınması gereken tedbirlerin düşünülmesi gerektiği tüm çevrelerce benimsendi. Ancak bugün geriye dönüp bakıldığında aradan geçen 22 yılda bir arpa boyu yol kat edilemediği görülmektedir."

KANAL İSTANBUL VE DEPREM PLANSIZLIĞI

"Başta İstanbul ve İzmir gibi afet riski altındaki şehirlerde UDSEP`te ifade edilen tehlike ve riskleri esas alan planlar geliştirilip çevre ile uyumu sağlanmadığı gibi, ilin afet tehlike ve risklerinin mekânsal planlamaya aktarılması temel prensibine aykırı olarak İstanbul`da ‘Kanal İstanbul Projesi‘ hayata geçirilmek istenmektedir. Mevcut durumda bile deprem toplanma alanları, ulaşım güzergâhları yok edilen bir kentin afet müdahale olanakları adeta engellenirken, bölünmüş bir kentin deprem sonrasında nasıl tepki vereceği de bilinmemektedir."

YAPI STOKUMUZUN DURUMU

"Ülkemizin yapı stokunun durumu belirsizliğini korumaktadır. UDSEP`e göre 2017 yılında tamamlanması öngörülen bina envanteri çalışması tamamlanamamış, dahası resmi kurumlar hariç başlanamamıştır. Bunun sonucu olarak mevcut yapı stokunun iyileştirilmesi de mümkün olmamaktadır. Bu binaların tespiti ne yazık ki deprem tarafından son derece ağır bedeller karşılığı yapılmaktadır.

"Kamu binaları hakkında bilinmezlik devam etmektedir. Okulların, yurtların, kreşlerin, hastanelerin sayısı, ne kadarının tarandığı, ne kadarı hakkında yıkım, güçlendirme veya kullanım kararı verildiği, ne kadarının yıkıldığı veya güçlendirilecekse projelerinin yapıldığı ve ayrıca ne kadarının güçlendirildiği konusu kamuoyunun bilgisi dahilinde değildir."

İMAR AFFI CİNAYETTİR

"Halihazırda yapı stokumuzla ilgili belirsizlikler ve tehlikelerin üzerine çıkarılan imar afları can ve mal kayıpları tehdidini büyütmektedir. İmar afları kaçak yapılaşmanın en önemli teşvik unsurlarından biri olmuştur. İmar affı toplumun sağlıklı ve güvenli konutlarda yaşamasını belirsizliğe sokmaktadır. Mühendislik hizmeti almadığını varsaydığımız yapıların yasallaştırılmasıyla, bu yapıların doğa olayları karşısında hasara uğramaları halinde sorumluluk, bu kararı alan devletin, siyasi iktidarın üzerindedir. Bir binaya iskan ruhsatı verilmesi, devletin vatandaşa ‘Bu binada oturabilirsin` demesi anlamına gelir."

YAPILMASI GEREKENLER

Mühendis Odalarının açıklamasında "depremlere karşı kalıcı önlemler" kapsamında yapılması gerekenler şöyle sıralandı:

İmar affından yararlanan tüm yapılar mühendislik hizmeti almamış varsayılmalı ve denetime tabi tutulmalıdır.

İstisnai durumlar dışında, her şantiye şefi sadece bir şantiyede tam zamanlı olarak görevlendirilmeli, bu görevi yerine getirecek kişilerin ilgili meslek odalarınca verilen eğitimlere katılıp belgelendirilmeleri zorunlu tutulmalıdır.

Kentsel yenileme ve kentsel dönüşüm konusu, mekân düzeyinde değil sosyal, ekonomik ve mekânsal gelişmenin bir bütünü olarak ele alınmalıdır.

Başta İmar Kanunu, Yapı Denetim Kanunu, Kentsel Dönüşüm Kanunu ve ilgili tüm kanunlar ve bağlı yönetmelikler, kamu yararı ilkesi gözetilerek ve bütüncül bir anlayışla yeniden düzenlenmelidir.

Yapı denetimi sistemi TMMOB ve bağlı Odalar, üniversiteler ve ilgili kesimlerin katılımıyla, kamusal bir anlayışla yeniden düzenlenmelidir.

Kanal İstanbul bir ulaşım ve kentleşme projesi değildir. Kanal İstanbul`un ülke ekonomisine hiçbir katkısı olmayacağı gibi çok büyük yükler getireceği açıktır. Kamu kaynakları, afet hasarlarını önleyecek tedbirleri almak için seferber edileceğine, her yönüyle rasyonaliteden uzak çılgın projelere harcanmamalıdır.

Mühendislik Mimarlık fakültelerinde verilen eğitimde yaşanan sorunların çözümü olarak; kontenjan azaltma çalışmalarına ilk olarak ikinci öğretimlerin kapatılması ile başlanmalı, altyapı imkanları yetersiz olan bazı üniversitelerdeki bölümlerin kapatılması ile tamamlanmalıdır. Ara eleman yetiştirmek amacıyla Teknoloji Fakülteleri yeniden yapılandırılmalıdır.

Deprem konusunda denetleyici ve uygulayıcı rolü olan kamunun teknik anlamda güçlü kılınması için, kamuda yetersiz olan mimar, mühendis ve şehir plancısı sayısının artırılması gerekmektedir.

(Aydınlık; 17.08.2021)