Tüm Haberlere Dön
ODA BAŞKANLARI: ‘İKTİDAR ORMAN YANGINLARINI ADETA SEYREDİYOR’ (MEDYAPORT.NET)
Basından Genel Merkez

ODA BAŞKANLARI: ‘İKTİDAR ORMAN YANGINLARINI ADETA SEYREDİYOR’ (MEDYAPORT.NET)

Elektrik Mühendisleri Odası, Kimya Mühendisleri Odası, Maden Mühendisleri Odası ve Makina Mühendisleri Odası başkanları, daha ağır sorunlarla karşı karşıya kalınmaması için halen yangın riski altında olan santrallara ve kömür stok sahalarına ulaşmadan yangının kesin olarak söndürülmesi gerektiğini vurguladı

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği`ne (TMMOB) bağlı Elektrik Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Pala, Kimya Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Ali Uğurlu, Maden Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Ayhan Yüksel ve Makina Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Yunus Yener yaptıkları ortak açıklamada iktidarın orman yangınlarını adeta seyrettiğini ifade ettiler.

Ortak açıklamada, "Yeterli şekilde mücadele edilmediği için günlerdir süren ve halen şu an itibarıyla 6 ilde 13 yerde etkin olan orman yangınlarının, doğal varlığı olan on binlerce hektar ormanı ve yaban hayatını yok ettiği, büyük oranda mal ve can kaybına neden olduğu, insanların evlerinden, topraklarından, geçim araçlarından mahrum, can derdine düştüğü" belirtildi.

Açıklamada şunlar ifade edildi: "Hemen her yıl, yaz aylarında ormanlarımız ve kırsal yaşam alanlarımızda yangınlar çıkmakta, yangın çıkan alanların oksijen kaynakları ve doğal dengesi tahrip, halkımızın yaşam ve üretim alanları yok olmakta, insanlar, hayvanlar ve diğer canlılar acı bir şekilde hayatlarını kaybetmektedir. İklim krizinin etkileriyle, son yıllarda orman yangınları artmıştır.

KRİZ YÖNETİMİ SERGİLENEMEDİ

Yaklaşık olarak iki haftadır ağırlıklı olarak Antalya ve Muğla`da süren orman yangınlarını söndürme konusundaki başarısızlık, iktidarın sorumlu ve etkin bir kriz yönetimi sergilemediğini göstermiştir. Kamunun elindeki tüm imkanları kullanarak, yangınları büyümeden söndürme için yeterli çaba harcamayan; yurttaşların, hayvanların, ağaçların ölümünü, insanların yerinden yurdundan olmasını, binlerce hektar ormanın yanmasını kayıtsız seyreden, yönetemeyen bir yönetim söz konusudur.

THK UÇAKLARI ATIL BIRAKILMIŞTIR

Son yangınlarda gündeme gelen Türk Hava Kurumu`nun yangın söndürme uçaklarının atıl bir şekilde hangarda tutulması, bakım ve onarımdan geçirilerek hizmete sunulmaması, yeni uçaklar almak yerine başka ülkelerden çok daha yüksek bedellerle uçak kiralanması da acı bir gerçekliktir. Türkiye`nin havacılık kültürünün temellerini atan ve yangın söndürme uçakları ile önemli hizmetler vermiş olan bir kurumun fiilen tasfiyesi ve yangın mahallerindeki halkın havadan etkili müdahale istemlerinin yerine getirilmemesi, vicdanları ciddi bir şekilde yaralamıştır.

Yangınları söndürme çalışmalarında beceriksizlikleri kanıtlanmış mevcut yönetim yerine, geniş yetkileri ve kapsamlı karar alma erki olan bir Acil Durum Müdahale Yönetimi olmuş olsaydı, durum farklı olurdu. Yangınlara, kamunun elindeki tüm yangın söndürme araç ve ekipmanlarının yanı sıra, Emniyet ve Jandarmanın araçları, Jandarma ve TSK`nin hava ve deniz araçları ve insan gücü ile derhal müdahale eder, yangınlar büyümeden söndürülürdü.

ORMAN İDARESİ GÖREVLERİNDEN BİHABER

Ormanlardan sorumlu Bakanın 6831 sayılı Orman Kanunu`ndan, bu Kanunun 69.maddesi uyarınca ‘Orman İdaresinin orman yangınlarını önlemek ve söndürmek maksadıyla her türlü hizmeti yapmakla yükümlü olduğundan` habersiz olduğu, sorumluluğu yerel yönetimlere atma çabasıyla ortaya çıkmıştır. Ne yazık ki bu yaklaşım yönetimin bütün kademelerinde mevcuttur.

Yangın bölgesindeki Kemerköy Termik Santralının yangından etkilenmemesi için yeterli çalışma yapılmayışının yanı sıra, gerek santral sahibi şirketlerin, gerekse Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı`nın kamuoyuna yeterli bilgi vermeyişi manidardır. Yörede bulunan Yeniköy ve Yatağan termik santralları ve açık kömür stok sahalarının yangından etkilenmemesi için ne tür çalışmalar yapıldığı konusunda kamuoyu bilgilendirilmelidir.

STOK SOĞUTULMALIDIR

Uzman meslek odaları olarak, yangının termik santrallerin kömür stoklarına sıçraması durumuna karşı gerekli önlemlerin şimdiden alınması gerektiğini bildiriyoruz. Yangının kömür stok sahasına sıçraması durumunda, yanmanın durdurulması için su kullanımı kontrollü yapılmalıdır. Belirli nem oranına kadar yanma artabilecek ancak yüksek oranda su kullanılarak, stokun soğutulmasıyla yangın durdurulabilecektir. En basit ve temel önlem olarak yığın üzerine nemli veya sulu uçucu kül püskürtülebilir.

Açık stok sahalarında oluşan yangınlarda açığa çıkan en temel gazlar karbon monoksit, azot oksitler, karbon dioksit ve kükürt dioksittir. Azot oksitler ve kükürt dioksit ile çıkan duman ve nano boyutlu partiküller astım, bronşit, diğer solunum yolu ve akciğer hastalıklarına neden olabilecektir. As, Hg ve Se gibi toksik elementler de insan sağlığı açısından tehdit oluşturmaktadır.

Daha ağır sorunlarla karşı karşıya kalınmaması için halen yangın riski altında olan santrallara ve kömür stok sahalarına ulaşmadan yangının kesin olarak söndürülmesi gerekir.

RİSKLİ BÖLGELERDE YAŞAYANLAR EĞİTİLMELİDİR

Kemerköy Santral yangını, gerek bu santralın, gerekse diğer santralların, sanayi kuruluşlarının, büyük altyapı tesislerinin ve inşaatı süren Akkuyu NGS`nin yangın, deprem, su baskını vb. harici risklere karşı Acil Durum Planlarının bulunup bulunmadığı sorusunu gündeme getirmektedir. Bu tesisler Acil Eylem Planlarını ivedilikle kamuoyuna açıklamalıdır. Bu tür planları bulunmayan kuruluşların gerekirse faaliyetleri durdurulmalı ve işlevsel Acil Eylem Planlarını hazırlamaları sağlanmalıdır. Kamu adına yetkilendirilecek AFAD veya benzeri bir kamu kuruluşu da, bu tip tesislerin bulunduğu bölgeler için Genel Acil Durum Planları hazırlamalıdır. Riskli bölgelerde yaşayanlar bu tip olaylar için bilgilendirilmeli ve eğitilmelidir.

Ülkemizde giderek belirgin hale gelen siyasi iktidarın yönetememe krizi, bu yangınlar sürecinde bir kez daha açıkça ortaya çıkmıştır. Kamu yönetiminde liyakat yerine yandaşlığın prim yaptığı, hukuk normlarından, demokratik değerlerden uzak, tek adam rejimi sürdüğü sürece, halkımızın bu tür felaketlerle daha sık karşı karşıya kalacağının bilinmesini isteriz. Bu nedenlerle ülkemiz siyasi yapısının evrensel insan haklarını temel alan, hukukun üstünlüğüne dayalı demokratik bir yapıya kavuşturulması acil bir gerekliliktir."

(medyaport.net; 8 Ağustos 2021)