ENERJİDE KULLANDIĞIMIZ FOSİL YAKITLARIN PAYI YÜZDE 57NİN ÜZERİNDE
TÜRKİYEnin 2020de enerjide fosil yakıtların payı, yüzde 57nin üzerine çıktı. Kömür santrallerinin gücüyle dünyada 14. sırada yer alan Türkiyenin, iklim değişikliğini hızlandıran sera gazı emisyonlarını düşürebilme imkânı var mı?
FOSİL YAKITLIYA TEŞVİK, YENİLENEBİLİRE ENGEL, ÇOKÇA KARBON
Türkiyenin 2020de enerjide fosil yakıtların payı, yüzde 57nin üzerine çıktı. Kömür santrallerinin gücüyle dünyada 14. sırada yer alan Türkiyenin, iklim değişikliğini hızlandıran sera gazı emisyonlarını düşürebilme imkânı var mı? Termik santrallerde 2010da 3 bin megavat olan ithal kömür kurulu gücü, 2021 sonu 10 bin megavata çıkacak. Son yıllarda "millî enerji" söylemi öne çıkarken kömürde ithalat artıyor. Güneş ve rüzgâr enerjisinden elektrik üretiminde ise mali ve bürokratik yönden birçok sorun yaşanıyor
Elektriğin fosil yakıtlardan üretildiği Türkiyede, TÜİKin verilerine göre, sera gazı emisyonunun yüzde 71i enerji sektöründen kaynaklandı. Hammaddesi çoğunlukla ithal kömür ve doğalgaz olan termik santrallere verilen teşvik artarken rüzgâr ve güneş enerjisinde birim başı "düşük" fiyat politikasına gidildi.
Türkiye, 2020 yılında elektrik üretiminin yüzde 57sini baca filtreleme konusuyla gündemde olan termik santrallerden elde etti. Enerji üretiminde doğalgaz santralleri yüzde 23, ithal kömür santralleri yüzde 20, linyit ve taş kömürü yakılan yerli kömür santralleri yüzde 13, asfaltit yakan santraller yüzde 1 oranında paya sahip. Yenilenebilir enerji sınıfında değerlendirilen ancak karbon emisyon oranı yüksek atık lastik ve belediye çöpü yakılan biyokütle santrallerinin enerji üretimindeki payı ise yüzde 2.
TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) ve Çevre Mühendisleri Odası yetkilileri, 24 Saat Gazetesine konuya ilişkin açıklamalarda bulundular.
TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) Yönetim Kurulu üyesi Mehmet Özdağ, son 10 yılda elektrik üretiminde rüzgâr ve güneş enerjisi kullanım oranının, olması gerekenin altında kaldığının altını çizdi. Özdağın verdiği bilgiye göre, 2020 yılında enerjide fosil yakıtların payı yüzde 57nin üzerine çıktı.
Termik santrallere kapasite mekanizması, alım garantisi, çevre izni olanlara fazladan yapılan ödemeler toplamının 12 milyar lirayı bulduğunu dile getiren Özdağ, şu değerlendirmede bulundu:
"2020de 8 bin 987 megavat (MW) olan ithal kömür santrali kapasitesinin yılsonuna kadar bin 320 MW daha arttırılması öngörülüyor. Yenilenebilir enerjide ise devreye girecek lisanslı santrallerde üretilecek elektrik için 10 yıl boyunca TL üzerinden alım garantili fiyat uygulanacak. Buna göre, Rüzgâr Enerjisi Santralleri (RES) ve Güneş Enerjisi Santralleri (GES) için kilovat/saat başına 32 kuruş üzerinden alım garantisi verilecek. Ortalama dolar kuru üzerinden bu da yaklaşık 4,4 cent ediyor. Ancak çevre ve sağlık boyutuyla hayatî riski bulunan nükleer enerjide Akkuyu Nükleer Güç Santrali için 2040lı yıllara kadar 12,3 ila 15,33 (dolar) cent alım garantisi verildi. Dolayısıyla RESe verilen teşviklerde yüzde 40, GESe verilen teşviklerde yüzde 67 azalma söz konusu."
TAŞKÖMÜRÜ TÜKETİMİNDE EN BÜYÜK PAY TERMİK SANTRALLERDE
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının istatistiklerine göre, Türkiyede 330 adet doğalgaz, 68 adet kömür santrali mevcut. Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programa göre de, 2010da 32 bin 182 megavat olan termik santral kurulu gücü, 2021de 47 bin 566 megavata çıkacak.
Global Energy Monitör adlı fosil yakıtlı santral projelerini izleyen sivil kuruluşa göre yeni projelendirilen termik santrallerde Türkiye Çinden sonra 2. sırada geliyor.
2012yi "Kömür Yılı" ilân eden Türkiye, "millî enerji" adı altında yerli kömür kullanımını arttırmayı planlıyor. Alpu (Eskişehir), Ergene (Tekirdağ), Dinar (Afyonkarahisar), Elbistan (Kahramanmaraş) ve Ayrancı (Karaman) sahalarında yeni kömür santrali kurulacak.
Ekosfer Demeğinin yayımladığı "Türkiyede Kömür" analizinde Türkiyenin, kömür santrallerinin kurulu gücü bakımından dünyada 14. sırada yer aldığı vurgulanıyor.
TMMOB Maden Mühendisleri Odasının (MMO) 2020 yılı "Kömür ve Enerji" raporunda 2018de Türkiyede kömür tüketimindeki en büyük payın yüzde 60,7 ile termik santrallere ait olduğu belirtiliyor.
İTHALAT ARTTI; FOSİL YAKIT POLİTİK BİR TERCİH
MMO raporunda, 2018de tüketilen kömürün 1,10 milyon tonu yerli taşkömürü, 39,14 milyon tonu ithal kömür olduğu bildiriliyor. Türkiye Taşkömürü Kurumunun raporuna göre, 2000da 12 milyon 990 ton olan taşkömürü ithalatı, 2019da 38 milyon 300 tona yükseldi. 2010da termikte 3 bin 281 megavat olan ithal kömür kurulu gücü ise, Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programına göre, 2021de 10 bin 307 megavata çıkmış olacak.
Enerjinin ekonomi-politiğini değerlendiren Özdağ, enerjide "yedilik" ve "millilik" söylemlerinin öne çıkarıldığı ve ithal fosil yakıt bağımlılığının arttırıldığı görüşünde.
"Yerli kömür" politikasıyla, kömür sahalarının rödovans yoluyla özel sektöre açıldığına değinen Özdağ, 2014te Soma ve Ermenekteki maden facialarını hatırlatıyor. İthal kömüre verilen muafiyet ve desteklerle ithal kömürlü santrallerde son yıllarda büyük bir artış yaşandığına işaret eden Özdağ şunları söylüyor:
"Enerji talebinin ithalatla karşılanmasıyla, enerji alanında kamu teşvikleriyle yeni sermayedarlar yaratıldı. Halkın kendi enerjisini üretmesinin önüne ise bürokratik engeller konuldu. Hâlbuki Türkiye, özellikle doğalgazda fosil yakıt kaynak fakiri, yenilenebilir enerji kaynaklarında ise zengin bir ülke. Yenilenebilir enerji verimliliği açısından kapasitesi son derece yüksek... Türkiyenin RES ve GES gibi yenilenebilir enerji kaynakları potansiyelini yeterince değerlendirememesi tamamen politik bir tercih."
Yenilenebilir enerjideki engelleri anlatan Özdağ, ilk sıraya elektrik dağıtım şebekelerinin özelleştirilmesini koyuyor. Dağıtım şirketlerini, halka daha fazla ve daha yüksek fiyatla elektrik satmak üzere kurgulanmış yapılar olarak değerlendiren Özdağ, "Lisanssız GESlerden alınan sistem kullanım bedelleri ve aylık mahsuplaşma zorunluluğu GES yatırımlarının geri dönüş sürelerini çok uzatıyor. Bu durum GES potansiyelimizin önündeki en büyük engel" saptamasında bulundu.
UYGULAMA İLE SÖYLEM ARASINDAKİ FARK
TMMOB Çevre Mühendisleri Odası İzmir Şubesi Başkanı Emine Helil İnay Kınay, kömür kaynaklı elektrik üretiminin güneş enerjisindeki üretimden 15, rüzgâr enerjisindeki üretimden altı kat fazla olduğuna dikkat çekiyor.
Ülkedeki termik santrallerde en çok linyit ve taşkömürü kullanıldığını anımsatan İnay Kınay, sözlerine şöyle devam ediyor:
"Termik santraller, kömür ve linyit yakılması karbondioksit, kükürtdioksit, azotdioksit gibi ağır metallerin havaya salınmasına neden oluyor. Bu santraller, kömür yakması sebebiyle iklim değişikliğine neden olan sera etkisi yüksek gazların ana endüstriyel kaynağı. Planlanan termik santraller yapılırsa kömüre dayalı kurulu güç yaklaşık üç katına çıkmış olacak. Bir taraftan iklim değişikliğiyle mücadeleye ilişkin eylem planları, sera gazı emisyonlarının azaltımına yönelik hedefler ortaya konurken diğer taraftan mevcut termik santrallerin yarattığı olumsuzluklar, verilen muafiyetler ve yeni planlanan kömürlü termik santral yatırımları göz önüne alındığında eylem ve söylem arasında büyük fark olduğunu görüyoruz."
Kurulu gücün yüzde 4ü AVMlerde tüketiliyor
Son yıllarda kentlerde alışveriş merkezlerinin (AVM) sayısı hızla arttı. Gayrimenkul ve Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı Derneğinin (GYODER) 2019 yılı 4. Çeyrek Raporuna göre 2007de 145 olan AVM sayısı 2019da 454e çıktı. 2007 yılında 4 bin 63 metrekare olan AVM alanı ise 2019da 13 milyon 508 bin metrekareye ulaştı.
Elektrik Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu üyesi Mehmet Özdağ, kentlerde son yıllarda AVM, rezidans gibi yapıların çoğalmasıyla; üçüncü havalimanı, saray gibi yapılarla elektrik tüketiminin arttığına dikkat çekiyor. Özdağ AVMlerin ortalama güç tüketimlerinin yaklaşık 10 megavat (MW) olduğu, 400ün üzerindeki AVMnin de en az 4 bin MWlık kurulu güç gerektirdiği bilgisini veriyor.
Covid-19 veri sundu
Kurulu gücün yüzde 4ünün AVMlerde kullanıldığını söyleyen Özdağ, "Geçen yılın elektrik tüketimleri abone grupları bazında incelendiğinde ticarethane ve kamu sektörü elektrik tüketimi 2020 yılında 2019 yılına göre yüzde 11,5 azaldığını görüyoruz. Bu azalmada en büyük etken yaygın Covid-19 salgını döneminde AVMlerin kapalı kalması ya da düşük kapasite ile açılmış olmaları. Diğer etken de devasa büyüklükteki kamu binalarının kullanım kapasitelerinin düşmesidir" tespitini yapıyor.
EKB zorunluluğu 2030a ertelendi
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı (ÇŞB), geçen şubat ayında nin sera gazı emisyonlarının "azaltımına" yönelik "İklim Değişikliğiyle Mücadele Sonuç Bildirgesi" yayımladı. Bildirgede bina enerji kimlik belgesi (EKB) zorunluluğu için son tarih olarak 2030 verildi.
Meclis Deprem Araştırma Komisyonunun basına yansıyan raporuna göre ülkede yedi milyonu afet riskli toplamda 20 milyona yakın konut ve işyeri olarak kullanılan yapı var. ÇŞB, EKBli bina sayısını 1 milyon 188 bin 756 olarak açıkladı.
Enerji Kimlik Belgesi nedir?
Sera gazı emisyon seviyesinin düşürülmesi amacıyla binalarda enerji tüketimini sınıflandırarak, enerji verimliliğini arttırmak için her binaya verilmesi öngörülen belge. ÇŞB tarafından 1 Ocak 2011 tarihinde uygulanmaya başlandı ancak zorunlu hâle gelmesi 2017 ile 2020 yıllarında ertelenmişti.
(24 Saat; 24.03.2021)