SERCAN ÖZİPEKÇİ (ÖZEL HABER)
Türkiye, ham petrol ihtiyacının yüzde 90`ını, doğalgaz ihtiyacının ise yüzde 97`sini ithal etmesi nedeniyle enerjisinin yaklaşık %75`i ithal kaynaklara bağımlı durumda. Enerjiyi ithal ettiğimiz her miktar için döviz üzerinden Türkiye milyonlarca dolar borçlanırken, cari açık artıyor ve tüm bunlar da ülke ekonomisine olumsuz olarak yansıyor. Hal böyle olunca, ülke olarak enerjiyi en akılcı, en verimli şekilde kullanma ve enerjide tasarrufa gitme mecburiyetimiz doğuyor.
"Uygulama sorunlar var"
Enerji Sanayicileri ve İşadamları Derneği (ENSİA) Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Vatansever, konuyla ilgili yaptığı değerlendirmede, hükümetin enerji tasarrufu ile ilgili çok güzel programları ve hedefleri olduğunu ama uygulamada pek çok sorun yaşandığını söyledi. Vatansever konuşmasına şöyle devam etti: "Devletin verdiği güzel imkanlar var ama devlet bu projelere başvuran firmaların incelemelerini bir senede yapamıyor. Bir senede dünya değişiyor. Sonra o firmalar bütün motivasyonlarını kaybediyor. Onun için diyoruz ki, bu konuda özel firmalar belirleyin. A sınıfı enerji etüt firmaları Bunlar yeminli mali müşavirler gibi bir statüde olsun enerji verimliliği alanında , devlet adına onlar denetlesinler bu proje başvurularını ve Enerji Bakanlığına raporlasınlar sonuçları. Bakanlıktaki arkadaşlarımız bu işlere yetişemez,zaten yetişemiyor. Bunu EBSO Yönetim Kurulu üyesiyken Enerji Bakanlığı yetkililerine de söylemiştim,ama o günden bu güne hiçbir şey değişmedi."
"Bürokrasi ağır işliyor"
Sistem düzgün işlemeyince kuralları uygulayan firmalarla, uygulamayan firmalar arasındaki farkın ortaya çıkmadığını söyleyen Vatansever, "Yapılacak çok iş var, ciddi tasarruf imkanları var, kağıt üzerinde de okuduğunuzda harika, teşvikler vesaire süper ama uygulamada bunu nasıl vereceksin dendiğinde, Dur ben denetleyeyim` deniyor. 1 senede sen benim proje başvurumu denetleyeceksin, özel sektör hızlı ilerlemek zorunda, hemen karar verip uygulamak zorunda. Birçok sanayici işin uzamasından dolayı Bürokrasi ile mi uğraşacağım kardeşim` deyip o başvurusunu da geri çekiyor. Kendi yapabildiği kadar yapıyor, kendi yaptığında da o devlet teşvikleri çalışmadığı için de 100 birimlik iş yapacaksa, 20 birimlik yapıyor. Bürokrasinin ağır işlemesi, enerji verimliliği teşvik düzenlemesinin işlememesine neden oluyor" dedi.
"Çare, doğa dostu üretim"
Elektrik Mühendisleri Odası İzmir Şubesi Başkanı Şebnem Seçkin Uğurlu ise yaptığı değerlendirmede, "Enerji verimliliği politikaları, bir taraftan ekonomik büyüme ve sosyal kalkınma hedeflerinin sürdürülebilirliği ile doğrudan ilişkili olması diğer taraftan ise toplam sera gazı salımlarının azaltılmasında oynadığı kilit rol nedeniyle, hassasiyetle ele alınması gereken alanların başında gelmektedir. Enerji verimliliği, enerji arz güvenliğinin sağlanması, dışa bağımlılık risklerinin azaltılması, çevrenin korunması ve iklim değişikliğine karşı mücadelenin en önemli bileşenlerinden biridir. Aslında enerji verimliği denildiğinde tüm dünya konuyu enerji yoğunluğu kavramı etrafında tartışıyor. Neo-liberal ekonomi politikalarının etkisiyle ülkemizde enerji tüketimi yüksek, katma değeri düşük, demir-çelik, çimento gibi ağır sanayi kollarına yatırım yapılırken, yüksek teknoloji içeren alanlardaki geri kalmışlığımız, ülkemizin enerji yoğunluğu artırmaktadır. Enerji yoğunluğu Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSYİH) başına tüketilen birincil enerji miktarını temsil eden ve tüm dünyada kullanılan bir göstergedir. Kirli enerji canavarı sanayi alanlarına yönelim terk edilmesiyle birlikte, mevcut tüm sanayi kuruluşlarında alınabilecek verimlik yatırımlarıyla, enerji tasarrufu sağlanabilir. Ne yazık ki, bu dönemde artan enerji ve diğer girdi maliyetleri, sürekli olarak işçilik maliyetlerinin baskılanmasıyla dengelenmeye çalışılmaktadır. Toplumu tümden yoksullaştıran, çalışan kesimlere yeni yük yaratarak çözülmeye çalışılan krizden çıkışın yolu; ülke sanayisinin yeniden yapılandırarak, çevre ve doğu dostu üretim tekniklerine ve yüksek teknoloji üretimine yönelmemizdir. Bir ton çeliğin bir mikro işlemci etmediği günümüzde enerjimizi kadar yetişmiş insan gücümüzü mühendislerimizi de verimli kullanmak geleceğiz açısından hayati önemdedir" diye konuştu.
Etkin ve doğru yönetim politikaları
Çevre Mühendisleri Odası İzmir Şubesi Başkanı Emine Helil İnay Kınay ise, "Enerji Politikaları ve yönetimi sürecinde bir taraftan yenilenebilir enerji kaynaklarının teşvikine yönelik söylemler geliştirilirken, diğer taraftan planlanan çok sayıda yeni termik santral projeleri ile çevresel ve yaşamsal maliyetlerin artmasının önü açılıyor. Diğer taraftan Ülkemizde de ilgili Bakanlık ve Kamu İdareleri tarafından binalar, Kamu Kuruluşları ve sektöre yönelik enerji verimliliği uygulamaları ve zorunluluklarına yönelik çalışmalar gerçekleştiriliyor. Bu çalışmalar bireysel, kurumsal ve sektörel farkındalıklar ve uygulamalar önemli olmakla birlikte enerji yönetimi sürecinde yenilenebilir enerji çalışmalarının geliştirilmesi adına yapılan yanlış planlama ve uygulamalar, çevresel kirlilik yükü dolmuş olan bölgelerde, bütünsel bir Çevresel Etki değerlendirmesi gerçekleştirilmeden yapılması planlanan yeni, termik santral yatırımları, mevcut termik santrallerin yarattığı olumsuz etkileri de unutmamak gerekiyor. Yaşamımızı sağlıklı ve sürdürülebilir kılabilmek için kaynaklarımızın korunmasına, etkin ve doğru yönetim politikaları ile birlikte denetime ihtiyaç olduğunu yıllardır belirtiyoruz. Bu aşamada tüm süreçlerin bilim mühendislik ve bütünsel planlama çerçevesinde uzman meslek disiplinleri ile yürütülmesi en önemli faktör" ifadelerini kullandı.
(Yeni Bakış, 08.01.2022)