EMO, elektrik dağıtımının özelleştirilmesinin yurttaşlara ek maliyet getirdiğini belirterek, "Ucuz, kaliteli ve güvenilir enerjiye erişim temel bir haktır. Kamu kaynakları özel şirketlere aktarılmamahdır" çağrısında bulundu.
Makbule AKGUL
Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) Yönetim Kurulu elektrik zammı hakkında bir basın açıklaması yaptı. EMOnun elektrik zammı açıklamasında dağıtım şirketlerinin son 4 yılda yaptığı fahiş zamlara vurgu yapılarak, kaynakların patronlara aktarıldığına işaret edildi. Perakende satış tarifesi kapsamındaki konutların elektrik faturalarına yüzde 25 zam yapıldığına dikkat çekilen açıklamada, düşük kademedeki konutların faturalarının yüzde 70inin dağıtım bedelinden oluştuğuna vurgu yapıldı. Dar gelirli vatandaşlardan dağıtım şirketlerine kaynak aktarıldığına işaret edilen açıklamada, "Enerji bedelinin, dağıtım bedelinin çok gerisinde kalması, piyasanın çarpık bir biçimde yapılandığını gözler önüne sermektedir" denildi.
"DAĞITIM BEDELİNİN FATURANIN YÜZDE 70İNİ AŞMASI KABUL EDİLEMEZ"
Açıklamada şu ifadelere yer verildi: "Resmi Gazetede yayımlanan ve yürürlüğe giren tarife değişikliği incelendiğinde; konutlar için günlük 8 kilowatt olarak belirlenen limitin altında kalan abonelere uygulanan perakende enerji bedeline zam yapılmazken, yüksek kademedeki abonelere 1 kilowatt için 1,391181 TL olarak uygulanan birim fiyat, yüzde 16,1 artışla 1,61546 TLye yükseltilmiştir. Konut abonelerine 1,365179 TL olarak uygulanan dağıtım bedeli ise yüzde 34,5 artışla 1,836166 TL olmuştur. Böylece, konut abonelerinin dağıtım bedeline her iki kademede yüzde 34,5 artış yapılarak, fatura toplamına yüzde 25 zam yansıtılmıştır. EMO hesaplamalarına göre, 4 kişilik bir ailenin asgari yaşam standartlarını korumak için aylık 230 kilowatt enerji tüketeceği varsayılmaktadır. Günlük ortalaması 8 kilowatı geçmeyen bu tüketim için aile bütçesinden ayrılması gereken 476,6 TL, bu zamla birlikte 595,8 TLye yükselmiştir. Nisan 2024 itibarıyla oluşacak düşük tüketimli konut faturasının yalnızca yüzde 19,1 i enerji bedelinden oluşacaktır. Faturanın yüzde 70,9unu ise dağıtım bedeli oluşturmaktadır. Fon ve vergilerin I oranı ise yüzde 10da kalmaktadır. Son tarife değişikliğiyle, zaten yüzde 65,9 düzeyinde olan dağıtım bedelinin payı artarak yüzde 70i de aşmıştır. 2022 yılında 4 kişilik bir ailenin asgari tüketim faturasının toplamında yüzde 22 düzeyinde olan dağıtım bedelinin, Nisan 2025te faturanın yüzde 70ini aşması kabul edilemez."
EMOnun verilerine göre 1 Nisan 2021de 4 kişilik ailenin elektrik asgari faturası 183,4 TL idi. Aradan geçen 4 yıllık dönemin sonunda, 1 Nisan 2025 itibarıyla yüzde 224,8 artışla 595,8 TLye yükseldi. Dağıtım bedelinin yüzde 642 arttığını, enerji bedelindeyse yalnızca yüzde 24,5 artış olduğu ifade edilen açıklamada, "Özetle, dağıtım bedelindeki fahiş artış yaşanmasa, dağıtım maliyetlerindeki artış enerji üretim maliyetlerindeki gibi şekillense, fatura toplamına yansıyan artış yüzde 24,5 ile sınırlı kalırdı. Bu durumda, 1 Nisan 2025 itibarıyla aynı tüketime sahip konutlara 595,8 TL yerine 228 TL fatura edilirdi. Aradaki fark, elektrik dağıtım özelleştirmelerinin yurttaşlara yarattığı yükün son 4 yıllık kısmı olarak nitelendirilebilir. Bu rakamlar, enerji üretim maliyetlerinin artmadığı koşullarda bile dağıtım bedeline zam yapıldığım ve özellikle dar gelirli vatandaşlardan dağıtım şirketlerine kaynak aktarıldığmı işaret etmektedir." denildi. EMO açıklamasında, faturanın en önemli kalemi olması gereken enerji bedelinin, dağıtım bedelinin çok gerisinde kalmasının, "Piyasanın çarpık bir biçimde yapılandığını gözler önüne serdiği" belirtildi. EPDKnin Kamu kaynaklarının sonu belirsiz bir biçimde özel sektöre transfer edilmesi dışında işlevi kalmadığı" ve kapatılması gerektiği, yerine kamulaştırma işlemlerini yürütecek "Kamulaştırma İdaresi Başkanlığı"nm kurulması gerektiği söylendi. Açıklamada, "Dağıtım bedelindeki bu artış, hizmetin fahiş fiyatla verildiğinin temel göstergesidir. Ucuz, kaliteli ve güvenilir enerjiye erişim, tüm yurttaşlar için temel haktır. Kamu eliyle yürütülmesi gereken hizmetin özelleşmesi, pahalılık yaratmanın yanında, kamu kaynaklarının özel sektöre sınırsızca aktarılmasına yol açmıştır. Dağıtım şirketlerine kaynak aktarıldığı bir Türkiye tablosu, artık geride bırakılmalıdır. Enerji alanında, ticari ve siyasi çıkarlardan uzak, üretim sektörleri başta olmak üzere genel ekonomiyi destekleyecek şekilde tarifeleri belirleyebilecek özerk bir yönetim hayata geçirilmelidir. Arz güvenliğini sağlamak ve toplam maliyeti düşürmek için özelleştirilen üretim tesisleri ve dağıtım bölgelerinin kamulaştırılması acilen gündeme alınmalıdır." denildi.