Türk Mühendis Mimar Odaları Birliği (TMMOB) İzmir İl Koordinasyon Kurulunun kadın şube başkanları; Çevre Mühendisleri Odası Başkanı E. Helil İnay Kınay, Elektrik Mühendisleri Odası Başkanı Şebnem Seçkin Uğurlu, İç Mimarlar Odası Başkanı Burcu Yazgan Parlak, İnşaat Mühendisleri Odası Başkanı Eylem Ulutaş Ayatar, Kimya Mühendisleri Odası Ege Bölge Başkanı Mehlika Koç, Metalürji ve Malzeme Mühendisleri Odası Başkanı Özge Bingöl, Meteoroloji Mühendisleri Odası Ege Bölge Temsilcisi ve TMMOB Yönetim Kurulu Üyesi Ayşegül Alemci Yüksel, Peyzaj Mühendisleri Odası Başkanı Elvin Sönmez Güler, Şehir Plancıları Odası Başkanı Memnune Bahçıvan ve Tekstil Mühendisleri Odası Başkanı Esen Leyla İmren, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü dolayısıyla ortak bir açıklama yaptı.
ADİL BİR DÜNYA DÜZENİ
Açıklamada, "Yapılan çalışmalarda; her 100 kadından 97sinin hayatı boyunca en az 1 kez şiddet gördüğü, yüzde 71inin ekonomik ve cinsel şiddet yaşadığı anlaşılmıştır. Mühendis-mimar -şehir plancı kadınların da içinde yer aldığı üniversite bitirmiş, çalışan kadınların da fiziksel ve psikolojik şiddete uğrama oranının yüzde 23 olması, hiçbir kadının bu şiddet unsurundan azade olmadığını göstermektedir. Kısaca, her kadın bir gün şiddeti yaşıyor.
Üstelik şiddeti uygulayanlar da eş, sevgili, eski eş, baba, oğul, kardeş, patron gibi en yakınındaki erkekler. Kadına yönelik şiddet evden sokağa, tüm toplumsal alana, işyerlerine, akademik ortama kadar artarak yaygınlaşıyor. Sadece kadına değil, trans bireylere, LGBTİlere yönelik ayrımcılık, sömürü ve şiddet; eşitsizliğin, sınırsız tüketimin, sömürünün, yoksulluğun sistemleştirildiği erkek egemen kapitalist düzenin sonuçlarından biridir. Gereken; erkek egemen bakış ve yaşayışın yerine adil bir dünya düzeni kurmaktır!
Çalışan kadınlar kendi ayakları üzerinde durabilmek, üretmek için çabalarken, kadınlar ucuz iş gücü olarak görülmekte, güvencesiz, esnek, geçici işlerde çalıştırılmaktadır. Bizler de özel hayatımızda üzerimize atfedilen toplumsal roller ve doğurganlığımız nedeniyle bazı iş kollarında işgücü olarak veya mesleki eğitim alanlarında erkeklerden daha az hak ve olanağa mahkum ediliyoruz. Kreşlerin sayılarındaki azalma, servislerin kaldırılması, kadının çalışma hayatındaki alanının giderek daraltılmasına, esnek çalışma modeli esasen kadını kamusal alandan uzaklaştırıp eve hapsedilmeye çalışılmasına yönelik. Toplumsal yaşamın din üzerinden şekillendirilmeye çalışılması nedeniyle toplumsal cinsiyetçi iş bölümüne maruz kalarak bizler de şantiyelerden, arazilerden, fabrikalardan, galerilerden daha da uzaklaştırılarak bir anlamda ekonomik şiddete maruz kalıyoruz" ifadelerine yer verildi.
ÇABALARIMIZI SÜRDÜRECEĞİZ
Açıklamada ayrıca şu ifadeler yer aldı: "Kadınla erkek eşit olamaz diyebilen bir zihniyetin hüküm sürdüğü ülkemizde; evrensel değerlere göre cinsel istismarın insanlık suçu olarak tanımlanmasına karşın, çocukların tecavüzcüleri ile evlendirilerek cinsel istismar suçunun süreklilik kazanmasına olanak sağlanmaya çalışılması kabul edilemez. Bu nedenle kadına yönelik her türlü şiddetin önlenmesi için İstanbul Sözleşmesinin ve çocuk haklarına dair tüm uluslararası sözleşmelerin gereklerinin yerine getirilmesini istiyoruz. TMMOBlu Kadınlar olarak söylemimizi toplumsal cinsiyet eşitliği temelinde oluşturmaktayız. Egemen sınıfın çıkarlarına hizmet eden cinsiyet ayrımcılığının çözülmesi, eşit ve özgür bir ülkede yaşayabilmek için; emeğimizden, bedenimizden, kimliğimizden elini çekmeyen iktidarlara karşı çabalarımızı sürdüreceğiz."
(İzgazete, 25.11.2020)