Kadir GÜRHAN
SAVAŞLARA son verilmesini, nükleer silahların imha edilmesini, nükleer silah geliştirmeye son verilmesini ve nükleer santrallerin kapatılmasını isteyen NKP, TBMM ve Hükümete de seslendi. Grup adına basın açıklamasını okuyan Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Sinan Adıyaman, Nükleer silahların emperyalist ülkeler tarafından birbirlerine ve tüm dünyaya karşı baskı ve tehdit aracı olarak kullanıldığını belirterek, "Bu yıl ABDnin ardından Rusyanın da orta menzilli nükleer ve konvansiyonel füzelerin ortadan kaldırılması anlaşmasından (INF) çekilmesi, ABDnin yeniden nükleer füze üretemeye başlayacağını ilan etmesi hepimizi endişelendirmektedir" ifadelerini kullandı.
"NÜKLEER SAVAŞ TEHLİKESİNE SON VERİLMELİDİR"
Nükleer silahları ortadan kaldırmak yerine nükleer silah sahibi olarak eşitlenme ya da güvenlik oluşturma tercihleri, nükleer silaha sahip olma çılgınlığının tüm dünyaya yayılmasına neden olmaktadır diyen Adıyaman, "Bu çılgınlığı sonlandırmak üzere 2017 yılında Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulunda kabul edilen Nükleer Silahların Yasaklanması Anlaşması, üye ülke parlamentoları tarafından da derhal imzalanarak nükleer savaş tehlikesine son verilmelidir. Nükleer silahlarla yürütülen savaşlar ve acı sonuçlarına rağmen nükleer silaha sahip olma çılgınlığına kapılan ülkelerden biri de Türkiyedir. Nükleer enerji santralı projeleri ile üzeri örtülen bir nükleer silahlanma sevdası, "teknolojik gelişim" olarak topluma dayatılmaya çalışılmaktadır" dedi.
"NÜKLEER SANTRAL TEKNOLOJİSİ PAHALI, RİSKLİ VE KİRLİDİR"
Nükleer santral teknolojisinin pahalı, riskli ve kirli olduğunu vurgulayan Adıyaman, "Nükleer savaş olmasa da bugüne kadar Çernobil ve Fukuşimada yaşanan felaketler nükleer santrallerin radyasyon yayması bakımından nükleer silahlarla benzer sonuçlara neden olarak tehlike boyutunu tüm açıklığıyla gözler önüne sermişken nükleer santral kurulması ısrarını anlamak mümkün değildir. Türkiyenin bugün enerji açığı olmadığı gibi tam tersine arz fazlası sorunu vardır. Dolayısıyla enerji politikalarıyla ilgisi olmayan tamamıyla siyasi bir tercih olan nükleer santrallere ülkemiz mecbur değildir. Enerji açığımız olsa dahi nükleer santraller büyük riskler barındırdıkları için bir alternatif olarak görülemez. Dünya nükleer santrallerden uzaklaşırken, Türkiyede geleceğimizi tehlikeye sürükleyecek bir nükleer santral macerasına girilmesi kabul edilemez" şeklinde konuştu.
"AKKUYU SANTRALİNDE AĞIR İHMAL SORUNU"
Nükleer santrallerin en büyük risklerinden birinin atık problemi olduğunu söyleyen Adıyaman konuşmasına şu şekilde devam etti: "Nükleer santrallerin gerçeklerine rağmen Çernobil Nükleer Felaketine yol açan nükleer santralı inşa eden ve işleten Rusya menşeili Rosatom firması tarafından Mersin Akkuyuda, gazetelere yansıyan haberlere göre "ağır ihmallerin olduğu" nükleer santral inşaatı hızla sürdürülmektedir. "İnşaatın temelinde çatlaklar oluştuğu, uygun olmayan zeminin deniz suyuyla dolduğu, Rusyada soğuk hava şartlarına göre projelendirilen çalışmanın, Mersin gibi sıcak bir bölgeye uygun şekilde optimize edilmediği" iddia edilmektedir. Elektrik Mühendisleri Odası, çatlak iddiasıyla ilgili olarak Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı na iki kez yazı yazarak bilgi istemiş, ancak hiçbir yanıt alamamıştır. Santralı 2023e yetiştirme telaşıyla acele eden iktidarın, bilimsel verileri, mühendislik ilkelerini ve saha gerçeklerini göz ardı ettiği görülmektedir. Unutulmamalıdır ki nükleer santrallerin en büyük risklerinden biri atık problemidir. Radyoaktif atık için kesin, bilinen, uygun ve kabul edilebilir bir arıtma yöntemi yoktur. Dünya üzerinde hiçbir yerde nihai depolama tesisi yapılamamıştır."
"TBMMYE VE HÜKÜMETE SESLENİYORUZ"
Adıyaman: "Hiçbir proje yaşamın kendisinden daha önemli değildir. Akkuyu Nükleer Santralı inşaatı derhal durdurulmalı, kamuoyunda büyük endişelere yol açan iddialara karşılık derhal detaylı bir çalışma başlatılmalı ve Akkuyuya teknik inceleme heyeti kabul edilmelidir. Bünyesinde birçok meslek odası, sendika ve gönüllü kuruluşun yer aldığı Nükleer Karşıtı Platform (NKP), yıllardır yürüttüğü çalışmalarla, nükleer teknolojinin, kapitalizmin kar hırsı içerisinde dünyamızı bir mahvoluşa doğru sürükleyecek santral ve nükleer silahlanma yarışı için kullanılmasına karşı çıkmaktadır. Hiroşima ve Nagazaki başta olmak üzere nükleer silahlarla yaşamlarını yitiren ve bugün hala nükleer kirlenmenin acısını genetik olarak taşıyan canlara karşı sorumluluğumuzun bilinciyle tüm dünyaya ve TBMMye ve hükümete sesleniyoruz; insan eliyle yaratılan ölümleri durdurmak elimizde..." diye konuştu.
(Güçlü Anadolu; 07.08.2019)