Zehra ŞAHINDOKUYUCU
Elektrik Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Çernobil Nükleer Santralı`nda 26 Nisan 1986da meydana gelen kazanın 33. Yıldönümü nedeniyle bir açıklama yaptı. Açıklamada, uyarıda bulunularak, toplumdaki büyük dirence rağmen kurulmak istenen nükleer santrallerin ülkenin başına bela olacağı ifade edildi. Türkiyenin pahalı, riskli, kirli ve dışa bağımlı nükleer santrallere ihtiyacının olmadığına vurgu yapılan açıklamada, "Nükleer lobilerinin dayatmaları ile ülkemiz insanı ve yaşam alanlarımızın tehdit altında bırakılması kabul edilemez. Mersin, Sinop ve İğneadada kurulması planlanan nükleer santral projeleri derhal durdurulmalı; piyasacı, yandaş sermayeyi gözeten politikalara son verilmeli ve zaten kısıtlı olan kamu kaynakları yararlı sonuçlar üretecek yatırımlara harcanmalıdır." değerlendirmelerinde bulunuldu.
BÜYÜK BİR FACİAYDI
Açıklamada, Çernobil Nükleer Santralinda 26 Nisan 1986da yaşanan facianın etkilerine değinilerek, "Facianın ardından yüzbinlerce insan evinden ayrılmak zorunda kalmış, radyasyon nedeniyle can kayıpları ve sakatlanmalar yaşanmış, toprak, hava ve su radyoaktif elementlerle kirlenmiştir. Santraldan yayılan radyasyondan sadece Ukrayna, Belarus ve Rusya değil, Türkiyenin de içinde bulunduğu pek çok ülke etkilenmiştir. Üzerinden 33 yıl geçmesine karşın Çernobil halen yasaklı bölgedir. Çernobilin ardından 2011 yılında Fukuşimada yaşanan kazada, nükleer santralların tehlikeli sonuçları bir kez daha görülmüştür. Diğer santrallar için arıza olarak nitelendirilebilecek küçük sorunlar nükleer santrallar söz konusu olduğunda hızla "kaza"ya, sonrasında da felakete dönüşme potansiyeli taşımaktadır." ifadelerinde bulunuldu.
Nükleer santralların kurulum, üretim-işletim ve güvenlik maliyetlerinin çok yüksek olduğuna vurgu yapılan açıklamada şunlar kaydedildi:
"Dünyada pek çok ülke nükleer santralları terk ederek, yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelmektedir. Tüm bunlara rağmen bugün ne yazık ki Çernobil ile kötü bir sicile sahip olan Rus nükleer sanayisi Akkuyuda çalışma yürütmektedir. Sinop için ise Fukuşimaya rağmen Japonya devrededir. Teknoloji ve yakıt açısından dışa bağımlı olan nükleer santralların Türkiyede kurulması, kaza riskinin de ithal edilmesi anlamına gelmektedir. Türkiye nükleer santrallara mecbur değildir. Hatta nükleer santralları tercih etmemek için fazladan sebepleri vardır. Ülkemiz yenilenebilir enerji kaynakları alanında oldukça önemli bir potansiyele sahiptir. Üstelik nükleer ve kömürün yanında, güneş ve rüzgarın maliyeti daha düşüktür. Ancak nükleer ve kömüre yönelik teşvikler, alım ve fiyat garantileri yenilenebilir enerji alanının gelişmesini engellemektedir."
Türkiyede bugün enerji açığı bulunmuyor" denilen açıklamada hatta enerjide arz fazlası olduğuna dikkat çekildi. Açıklamada, "Dolayısıyla nükleer santral kurulması kararı enerji politikalarıyla ilgili değildir, tamamen siyasi bir tercihtir. Yeni yatırımlar bir yana enerji tasarrufu ve verimliliği ile önemli farklar yaratılması mümkündür. Nükleere aktarılacak kaynak çok geç olmadan başta güneş ve rüzgar olmak üzere yerli ve yenilenebilir kaynakların kullanımına sunulmalı; enerji tasarrufu ve verimliliğine yönelik politikalar ile kamuoyunu bilinçlendirme çalışmaları yürütülmelidir."
(Başkent Gazetesi; 29.4.2019)