Burcu Özkan- Ekonomik kriz koşullarında bu dönem durgunlaşmakla birlikte, enerji tüketiminin düzenli olarak artmasının hem çevresel hem de mali yükleri artırdığını vurgulayan Uğurlu, "Elektrik dağıtım bölgelerinin de özelleştirilmesiyle, alanının tümüyle piyasalaştırıldığı bir dönemi yaşıyoruz. Ekonomik kriz ve dövizdeki artışla birlikte dışa bağımlı enerji politikalarının iflas ettiği bugünlerde daha net ortaya çıkmaktadır. Bildiğiniz gibi, cari açığın en büyük bölümü enerji ithalatı kaynaklıdır. İthal kaynakların önemli oranda yerli ve yenilenebilir kaynaklarla ikame edilmediği bir ekonomik yapının, sürdürülmesine olanaklı olmadığım vurgulamak isteriz. Örneğin; özelikle enerji kooperatifleriyle aracığıyla yaygınlaşmasını umut ettiğimiz çatlardaki güneş enerjisi için alım fiyatının düşürülmesi, enerji yönetiminin bu yanlış politikada ısrarlı olduğunu ortaya koymaktadır. Geldiğimiz koşullarda, özelleştirmeler ve dış kaynakla yapılan yatırımların büyüttüğü ciddi bir finansal yükle karşı karşıyayız.
Sonuç itibariyle şirketler, hem enerji hem de dağıtım bedellerinin içinde bu döviz bazlı finansal yükü yurttaşlara yansıtmaktadır. Son dönemde piyasa maliyetlerinin direkt olarak yansıtılmasına dayalı olarak geliştirilen ve ağırlıklı olarak büyük sanayi kuruluşlarını etkileyen son kaynak tarifesi nedeniyle, yurttaşlar elektrik faturalarının yanında, iğneden ipliğe her mal ve hizmetin pahalılaşması sorunuyla karşı karşıyadır. Sanayiciye uygulanan son kaynak tarifesinin, ulusal tarifeden daha yüksek bir maliyet oluşturması, sınırlı olan dünyayla rekabet şansım düşürürken, bir yandan da bu kuruluşlarda çalışan emekçiler için işsizlik tehlikesi doğurmaktadır" dedi.
Borç batağı kaçınılmaz
IMF ve Dünya Bankası direktifleriyle 2001‘den bu yana sürdürülen serbestleştirme politikalarının, enerji kaynaklan bakımından dışa bağımlığının yanına bir de uluslararası finans çevrelerine bağımlığı eklediğini belirten Uğurlu, "Kamuya dengeleme amaçlı bile enerji yatırımı yaptırılmayan bu dönemde kıt kamu kaynaklan, her ne kadar yerli de gözükseler bu şirketler aracılığıyla, borçlu oldukları uluslararası finans kuruluşlarına aktarılmaktadır. Kamunun alım ve tahsilat garantisi vermesiyle sağlanan bu kredilerin, Türk Telekom‘da olduğu gibi enerji şirketleri için de borç batağı yaratması kaçınılmadır. Bir sanayi ve turizm kenti olan İzmir, bu çarpık yapıdan en çok etkilenen kentlerden biridir. Bu nedenle bu forum aracılıyla oluşacak bilgi birikimi, ülkemiz açısında yol gösterici niteliktedir" şeklinde konuştu.
(HABER EKSPRES, 19.11.2018)