EMOnun Sancara mektup yazmasının nedeni; Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığının "Türkiye enerjide nükleer güç istiyor" sloganıyla yayınladığı tanıtım filminde Sancarın rol almasıyla ilgili... Nükleer santral ile ilgili hatırlatmalar ve tehlikeleri konusunda uyarıların yapıldığı EMOnun mektubunu paylaşalım... Paylaşalım ki; Sancara mektubun ulaşıp ulaşmadığı ile ilgili bir muamma oluşmasın... Ve kamuoyu da bilsin mektupta neler yazıldığını... "Bilimin aydınlatıcı yoluna inanan, çalışmalarını akıl süzgecinden geçirdikten sonra insanın, doğanın, tüm canlıların hizmetine sunan bilim insanlarının çalışmalarını yürekten desteklediğimizi ifade etmeden geçemeyeceğiz. Size bu mektubu, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının "Türkiye enerjide nükleer güç istiyor" sloganıyla yayınladığı tanıtım filminde rol almanız üzerine kaleme alıyoruz. Başta Akkuyuda olmak üzere ülkemizde kurulması hedeflenen nükleer santraller konusundaki görüşlerimizi paylaşmak isteriz: Sizin de bildiğiniz gibi 26 Nisan 1986 tarihinde Çernobil Nükleer Santrali kazası ile dünya büyük bir nükleer felaketi yaşamak zorunda kaldı. Çernobil kenti ve çevresindeki geniş bir alan 30 yıldır insan yerleşimine kapalı. İnsan yaşamadığı için elektrik kullanımına da artık gerek kalmadı! Çernobilde radyoaktif kirlenme nedeniyle kanser, doğum kusuru gibi pek çok sıkıntı ile karşı karşıya kalınmasının sarsıntılarını atlatamadan 11 Mart 2011de Japonyada Fukuşima nükleer santral kazası meydana geldi. Eminiz ki patlamanın ardından nükleer serpintinin etkilerini gözlemlemek için karantina altına alman bir kadın ve onun annesinin yer aldığı fotoğrafı siz de görmüşsünüzdür. Ne kadar dramatik bir görüntü değil mi? Nükleer patlama bir felakettir, etkisi yıllarca geçmemektedir. Türkiye uzun bir zamandan bu yana nükleer santral belasıyla karşı karşıya bırakılmak istenmektedir. Son olarak sizin de yakından bildiğiniz gibi Akkuyuda nükleer santralin temeli atıldı. "Türkiye Enerjide Nükleer Güç İstiyor" konulu kamu spotu filminde söylediğiniz "hayat kurtaran tıp teknolojilerini geliştirmek için..." diye başladığınız konuşma "temiz ve bağımsız enerji istiyoruz" diye sona ermekte. Radyasyon ve nükleer atıkların yarattığı kirliliği görmezden gelemeyiz. Sizin de bildiğiniz gibi nükleer santralden elektrik üreten ülkeler nükleer atıkların bertarafı ya da depolanması konusunu çözemediler. Rusya ile yapılan nükleer santral sözleşmesinde nükleer atıkların akıbetine ilişkin bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu atıklardan kurtulmak için gömme yoluna gidilmektedir. Akkuyu Nükleer Santralinin hayata geçmesinin ardından Karacaoğlanın türküler yaktığı Toroslar nükleer atık deposu olarak kullanılacaktır. Nükleer santralden üretilen enerji ile Türkiye bağımsız olmayacak, tam tersine Rusyaya göbekten bağlanacaktır... Santralin inşasını üstlenen Rusya aynı zamanda santralin yüzde 51 hisseli sahibi olacak, 15 yıllık alım garantisi ile kendi topraklarımızda Rusyanın ürettiği elektriği almak zorunda kalacağız... Akkuyuda devreye alınması beklenen santralin kurulu gücü. yaklaşık 20 milyar dolarlık bir maliyetle, 4x1200 MW kapasiteli olacaktır. Buradan üretilecek enerji şu andaki elektrik fiyatının en az 3 katma satılacaktır. Oysa Türkiyenin coğrafi konumu göz önüne alındığında birçok Avrupa ülkesinden daha fazla rüzgar, güneş enerjisi potansiyeline sahip olduğu bilinmekle beraber, aynı üretim maliyeti ile yaklaşık 4 katı kapasitede üretimi, yenilenebilir enerji kaynaklarından sağlayabilmek mümkündür." Sayın Sancarın takdiridir bundan sonrası, bu hatırlatmalardan sonra...