AKP iktidara geldiğinden bu yana doğal yaşamı alt üst eden ve geri dönülmez zararlar veren adımlarını her geçen gün büyütürken, gerçekleri ters yüz edip ‘ekonomik kalkınma‘ adı altında yaptıkları yağmalarla propaganda yapmayı da ihmal etmiyor. Yalan yalnış bir takım verilerle ekonomik kalkınmadan söz eden Başbakan Binali Yıldırım, kalkınanın kim olduğundan ise söz etmiyor. Yüzde 11 büyüdük derken, işçi ve emekçilere açlık sının altında ücreti reva görenlerin doğal yaşamı çokta umursamayacaktan ise iyi biliniyor. Bir yazılı açıklama yapan Başbakan, Hidro Elektrik Santrallerin (HES) 2017 yılının ilk ıı ayında 53 milyar kilovatsaat enerji ürettiğini ve Türkiye‘nin bu üretimle ekonomisine 8.7 milyar TLlik katkı sağladığını belirterek, "Amacımız 2023 yılma kadar enerjideki dışa bağımlılığımızı azaltmak" dedi.
Başbakan Binali Yıldırım, hedeflerinin 2023 yılına kadar enerjideki dışa bağımlılığı azaltmak olduğunu söyleyerek, "2003-2017 yıllan arasında işletmeye alınan toplam 15.086 MW kurulu güçteki 513 adet HES ile hidroelektrik enerji potansiyelimiz yıllık 95.1 milyar kilovatsaate ulaştı. Enerji üretimini 2019 yılına kadar 110 milyar kilovatsaate çıkaracağız. Böylece cari açığı azaltacağız" dedi.
Başbakan Binali Yıldırım, ‘Yerli ve yenilenebilir enerji olan HES‘lerin oranını sürekli olarak arttırabilmek için hem kamu, hem de özel sektörle var gücümüzle çalışıyoruz" şeklinde konuştu.
Yalan ve yalnışlarla dolu açıklama
Ak Parti hükümetinin 2003-2017 yıllan arasında 513 adet HES‘i işletmeye aldığını vurgulayan Binali Yıldırım, "Söz konusu HES‘lerin kurulu gücü toplamı 15.086 MW" olduğunu ifade etmesine karşın HES‘lerin kurulu gücü EMO verilerine göre, 2017 Kasım sonu itibariyle 7 bin 428.7 ve bu veriler TEAŞ‘tan alınan verilerdir. Kasım 2017 sonu itibariyle bu santrallerden üretilen enerji miktarı da Başbakan‘ı yalanlıyor. Başbakan HES‘lerden 53 milyar kWs enerji üretildi derken, veriler bu rakamın 15 milyar 785 milyon kWs olduğunu gösteriyor. Otla samanı birbirine kanştıran Başbakan‘ın büyük barajlar ile akarsu HES‘lerini bilerek birbirine karıştırdığı anlaşılıyor. HES projelerine karşı zaman zaman seslerin yükseldiğini kaydeden Başbakan Yıldırım, "Türkiye sahip olduğu hidroelektrik potansiyelini yeterince değerlendiremiyordu. Ak Parti hükümeti yaptığı fizibilite çalışmalanyla bu enerji üretim şekline yatırım yapmanın Türkiye‘ye artı olacağını gördü. Böylece yaptığımız yatırımlar sayesinde, tabiata dost ve yerli enerjinin payını arttırabiliyoruz" ifadelerini kullandı.
HES‘LER DOĞA DOSTU DEĞİLDİR
Dereler, nehirler, akarsular; yer altı ve yerüstü sularını besleyen, mineral ve oksijen taşıması işlevleriyle hayati öneme sahip yaşam kaynaklarıdır. Her akarsu geçtiği yerlerden mineralleri, sudaki kimyasal ve biyolojik süreçlerden oluşan oksijeni içindeki ve etrafındaki yaşayan canlılara taşıyarak, yaşamın devamlılığını sağlar. Ancak suyun kaynağından alınması, yeraltından çekilmesi, akarsu üzerine hidroelektrik santral yapılması gibi suyun akışını kesen ya da akarsuyun yönünü değiştiren müdahaleler, suda yaşayan mikroorganizmalardan akarsu yakınında yaşayan insanlara kadar tüm canlıları olumsuz etkilemektedir. HES‘ler suyu havzanın yüksek noktalarında hapseder ve suyun aşağı kesimlerine akışını yok eder. Bu durumda, yeraltı suları aşırı derecede azalır ve beslediği sulak alanlar tümüyle kurur. Son 40 yıl içinde toplam sulak alanların yaklaşık yarısı, yani 1,3 milyon hektar sulak alan ya yok olmuş ya da özelliğini yitirmiştir. Hidroelektrik santraller birçok insanın yaşamını sürdürdüğü vadilerden göç etmelerine neden olmaktadır.
Dünyada baraj yapından sonrası bugüne kadar 100 milyona yakın insan göç etmek zorunda bırakılmıştır. HES‘ler bulunduğu bölgede yaşayan tüm canlılara sağladığı yararla kıyaslanamayacak ölçüde zararlar vermektedir. Suların kuruması, doğal yaşam ortamlarının yok olması gibi telafisi mümkün olmayan sonuçlan vardır. Tek yararı ise bir avuç sermaye babasının cebini doldururken, bu işlerin kolaylaştırıcıları da bu yağmadan nemalanmaktadır.
(özgürlükçü demokrasi; 18.01.2018)