Tüm Haberlere Dön
SÖYLEM AYNI UYGULAMA YOK (HİLAL)
Basından Genel Merkez

SÖYLEM AYNI UYGULAMA YOK (HİLAL)

Türkiye`deki yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelik konusunda eksik kalındığını savunan Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Önder, söylemde birleşildiğini, ancak uygulamada bunun sağlanmadığını söyledi.

ENERJİ VAR AMA

Yenilenebilir Enerji Kaynakları Sempozyumu‘nda(YEKSEM) Türkiye‘deki enerji hamleleri öncesinde ve yenilenebilir enerji stratejileri hakkında önemli mesajlar verildi. Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Önder,  Türkiye‘nin elektrik üretiminin sadece yüzde 0.4‘ünün güneş enerjisine dayandığını, Türkiye‘de yenilenebilir enerji kaynakları konusunda söylemde birleşildiğini, ancak uygulamada bunun sağlanmadığını söyledi.

HALA VAKİT VAR

EMO Şube Başkanı İlhan Metin ise, "Artık gücün, başarının ve zenginliğin kaynağı hammadde veya enerjiden ziyade bilgidir. Çünkü dağarcığınızdaki bilgi ne kadar çok ise o bilgi ile yeni enerji kaynakları üretebilir, maddeyi yeni hammaddelere dönüştürebilirsiniz. Yapılan araştırmalar 2050 yılında petrol kullanımının, 2090 yılında kömür kullanımının son bulacağını gösteriyor. Yani hala vakit var. Türkiye olarak yapabileceğimiz şeyler var" diye mesaj verdi.

Elektrik Mühendisleri Odası Antalya Şubesi‘nin katkılarıyla başlayan 9. Yenilenebilir Enerji Kaynakları Sempozyumu ve Sergisi (YEKSEM) enerji sektörünü bir araya getirdi. 3-5 Kasım tarihleri arasında sürecek sempozyumda 9 oturumda yenilenebilir enerji kaynakları konusunu pek çok boyutuyla ele alan toplam 41 bildiri sunulacak. "Yenilenebilir Enerji Kooperatifleri", "Yenilenebilir Enerji Sektöründe Hedefler, Sorunlar, Geleceğe Bakış" ile "Solar Çatı Pazarı, YEK Yatırımlarında Yerli Üretim ve Destekler" konulu 3 ayrı panelin düzenleneceği sempozyumda konuşan Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Önder,  Türkiye‘nin elektrik üretiminin sadece yüzde 0.4‘ünün güneş enerjisine dayandığını söyledi.

EMO Antalya Şubesi‘nin bu yıl 9‘uncusunu düzenlediği Yenilenebilir Enerji Kaynakları Sempozyumu,  Rixos Downtown Otel‘de başladı. Sempozyumun açılış konuşmasını yapan EMO Yönetim Kurulu Başkanı  Hüseyin Önder,  Türkiye‘de yenilenebilir enerji kaynakları konusunda söylemde birleşildiğini, ancak uygulamada bunun sağlanmadığını söyledi. 2016 yılsonu itibarıyla elektrik üretiminin 274.4 milyar kilowatt/saat (kWh) olduğunu belirten Önder, bunun yalnızca 1 milyar kWh‘sinin, yani yüzde 0.4‘ünün güneş enerjisine dayandığını söyledi. Rüzgarda 15.5 milyar kWh ile toplam elektrik üretiminin yüzde 5.7‘sinin elde edildiğini kaydeden Önder, "2016‘da elektrik üretiminde ilk sırayı doğalgaz almış ve diğer ithal kaynaklarla birlikte dışa bağımlılığımız yüzde 51‘i bulmuştur" dedi.
Lisanssız üretim faaliyetinin daraltılmaya çalışıldığını belirten Önder, yenilenebilir kaynaklardan yapılan üretimlerin bir taraftan teşvik edilir gibi gösterildiğini, diğer taraftan maliyetleri artırdığı gerekçesiyle kısıtlanmaya çalışıldığını söyledi. Önder, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı‘nın Nisan 2017‘de açıkladığı Milli Enerji ve Maden Politikası‘na, enerji politikalarının uygulamalarına bakıldığında nükleer ve kömüre yönelik teşvikler, alım garantileri, fiyat garantileri dikkat çekmektedir. Öncelikle bu kaynaklara yapılan teşviklerin bizzat yenilenebilir enerji önünde engel oluşturduğunun farkında olmak gerekir. Diğer yandan uygulamalardaki çelişkiler yenilenebilir enerji alanında garip sonuçlar yaratmaktadır. Bir tarafta yürürlükte olan bir yasa ve bu yasaya göre yenilenebilir kaynaktan örneğin rüzgardan üretilecek enerjiyi belli bir fiyattan devletin alma zorunluluğu; diğer taraftan yine devletin yine aynı yenilenebilir kaynaktan almayı garanti ettiği elektrik ama bu sefer önceki yasada belirtilen fiyatın yarısı. Bu çelişkili durum yenilenebilir potansiyelin değerlendirilip değerlendirilemeyeceğine ilişkin soru işaretlerinin sürmesine neden olmaktadır."

Yenilenebilir enerji alanında önemli bir engel olarak depolama sorunu bulunduğunu belirten Önder, "Yenilenebilir enerjiler hem kesintili hem de çok sayıda farklı üretici tarafından üretildikleri için elektrik şebekelerine bağlantı noktasında ciddi yönetim zorlukları doğurmuştur. Eğer yenilenebilir kaynaklı elektrik üretimleri, üretildikleri yerlerde öz tüketim için depolanabilseler, çok daha verimli ve etkin bir enerji yönetimi sağlanabilecektir" diye konuştu.
Önümüzdeki günlerde tüketicileri ilgilendirecek ‘Son Kaynak Tedarik Tarifesi‘nin gündeme geleceğini vurgulayan Önder, "Serbest tüketicileri küçük ve büyük tüketici sınıfına ayıracak olan bu tarife yapısında büyük tüketici sınıfında yer alan tüketicileri ikili anlaşmaya zorlayacak bir yapı oluşturulmaya çalışılmaktadır" dedi.

Önder‘den sonra söz alan EMO Antalya Şube Başkanı İlhan Metin İse Türkiye‘nin yenilenebilir enerji konusunda istenilen seviyede olmadığını, halen enerji ithalatçısı bir ülke konumunda olduğunu söyledi. Hızla artan dünya nüfusunun enerji tüketimimizi yükselttiğinin bilinen bir gerçek olduğunu işaret eden Metin, Gelişen teknolojinin enerji ihtiyacını nüfus artışından çok daha büyük bir ivmeyle arttırdığını, teknolojinin günlük hayatın içinde ciddi yer kaplamasının insanların tüketim ve üretim alışkanlıklarını değiştirmesine neden olduğunu savundu. Metin, "Çok değil bundan 25 yıl önce üretim ve tüketim kalemlerimizin birçoğu insan gücüne ya da manuel sistemlere dayanırken bu gün birçok şey robotlar ya da elektronik cihazlar tarafından yapılmakta ve günlük hayatımızın ayrılmaz bir parçası olarak sürekli enerjiye ihtiyaç duymaktadır. Kendinizi ele alın. Bundan 25 yıl önceki bireysel enerji tüketiminiz ile bu günkü enerji tüketiminiz arasında dağlar kadar fark vardır. Temel cihazlar hariç artık nerdeyse hane başına bir otomobil, hane başına 4 telefon, en az 1 bilgisayar, 2 televizyon, 2 klima ve bunun gibi enerjiye ihtiyaç duyan sayısız araç-gereç düşmektedir. Artık fabrikalardan en küçük atölyelere kadar üretimin olduğu her yerde kas gücü ikinci plana itilmiş, ekstra enerjiye ihtiyaç duyan sistemlere geçilmiştir. Artan nüfusla birlikte standartlarımız arasında yer alan bu araç ve gereçler çarpan etkisiyle artacak ve enerjiye olan ihtiyacımız gün geçtikçe daha da fazla olacaktır" dedi.

Türkiye‘deki doğal kaynaklar tüketilerek üretilen enerji yüzünden dünyanın dengesini bozulduğunu ve sıcaklık artışlarına, mevsimsel farklılıklara, su seviyelerinin yükselmesine küresel ısınmaya ve bi dolu çevresel sorunlara sebep olacağını vurgulayan Metin, bunun tüm dünyayı ilgilendiren hayati bir konu olduğunu belirtti. ‘Tükettiğini üretmeyen bir toplumda medeniyetten söz edilemez‘ diyen Metin, çocuklara daha güzel bir dünya bırakmanın elzem olduğunu, insanların kafasını kumdan çıkarıp çevreye bakması ve çözümü daha mantıksal yollarda araması gerektiğini kaydetti. Metin sözlerini şöyle sürdürdü: "Bugüne kadar enerjiyi yerin altında aradık. Doğal kaynakları atığa dönüştürerek hem yerin altını hem de üstünü kirlettik. Artık kafamızı kumdan çıkarmalı, çevremize bakmalıyız. Çözüm orada çünkü. Çözüm yerin üstünde, etrafımızı çevrelemiş, fark edilmeyi bekliyor. Nasıl mı? Dünyaya 1 yılda vuran güneş ışını 174 bin terawatt gücündedir. Bütün dünyanın yıllık enerji ihtiyacı ise 15 terawatttır. 15 terawatt 1 saatte dünyaya vuran güneş enerjisi miktarına denk gelmektedir. Yani 1 saatte güneşten dünyaya gelen enerji, tüm insanlığın 1 yıllık enerji ihtiyacını karşılıyor. Tekrar söylüyorum, kafamızı kumdan çıkarmalıyız

"Böylesine büyük, milyonlarca yıl tükenmeyecek, temiz, yenilenebilir bir enerji kaynağı binlerce yıl fark edilmeyi bekledi. Teknoloji artık bu farkındalığı sağlayabileceğimiz boyuta ulaştı. Türkiye olarak ekonomik, ticari, siyasal çıkarları bir kenara bırakıp yönümüzü yenilenebilir enerji kaynaklarına çevirmeliyiz. Cumhuriyetimizin temel felsefesi tam bağımsızlıktır. Enerji alanında da bağımsız olabilmemiz için yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarına ve enerji verimliliğine yönlenmeliyiz. Ülkemiz coğrafi bakımdan mükemmel bir noktada güneş rüzgar jeotermal ve benzeri kaynaklar açısından bir cennet. Ancak şu an enerji ithalatçısı bir ülke konumundayız. Bu zenginliği bilim ile harmanlayıp hem enerji hem de teknoloji ihraç eden bir ülke olabiliriz. Teknolojinin nimetlerinden üreticisi olarak değil de kullanıcısı olarak faydalandığımız sürece hem zenginleşemeyeceğiz hem enerji ihtiyacını körükleyeceğiz hem de dünyayı kirletmeye devam edeceğiz

"Toprağını elinizle kazsanız petrol fışkıracak kapasiteye sahip Suudi Arabistan dahi bu farkındalığa erişti ve çöllerine güneş enerjisi santralleri kurmaya başladı. Güneş görmeyen Almanya‘da bile evlerin çatılarında güneş enerjisi panelleri mevcut. Rüzgar tribünleri had safhada Neden sizce ? Gelişen teknoloji sayesinde fosil yakıt kullanımını tarihe gömmeye hazırlanıyorlar. Artık gücün, başarının ve zenginliğin kaynağı hammadde veya enerjiden ziyade bilgidir. Çünkü dağarcığınızdaki bilgi ne kadar çok ise o bilgi ile yeni enerji kaynakları üretebilir, maddeyi yeni hammaddelere dönüştürebilirsiniz. Yapılan araştırmalar 2050 yılında petrol kullanımının, 2090 yılında kömür kullanımının son bulacağını gösteriyor. Yani hala vakit var. Türkiye olarak yapabileceğimiz şeyler var"

Öte yandan Metin konuşmasının sonunda gerçekleştirilen sempozyum sayesinde farkındalıkların oluşmasına zemin hazırlanacağını ve algının kitlelere yayılması gibi sonuçlar elde etmeyi planladıklarını söyledi. Sempozyumun yıllarca sürmesini temenni eden Metin, sempozyumun gerçekleşmesine katkı sağlayan Çevre ve Şehircilik Bakanlığımıza, Büyük Şehir Belediyemize, Akdeniz Üniversitesine, Antalya Organize Sanayi Bölgesine destekçi kurum ve kuruluşların yürütme kurulu üyelerine, bilim kuruluna teşekkür etti. Metin, "Bir ağaç gibi tek ve hür bir orman gibi kardeşcesine gereksiz endişe ve vehimlere kapılmaksızın hayatın her alanında güzellikleri birlikte yaşamak dileğiyle" ifadelerini kullandı.

(Hilal; 04.11.2017)