Tüm Haberlere Dön
PROF. DR. DURAN LEBLEBİCİ VE ÖGR. GÖR. YILDIZ LEBLEBİCİ İÇİN SAYGI BULUŞMASI: ORTAK BİR ÜLKÜNÜN PEŞİNDE EL ELE (HERKESE BİLİM TEKNOLOJİ)
Basından Genel Merkez

PROF. DR. DURAN LEBLEBİCİ VE ÖGR. GÖR. YILDIZ LEBLEBİCİ İÇİN SAYGI BULUŞMASI: ORTAK BİR ÜLKÜNÜN PEŞİNDE EL ELE (HERKESE BİLİM TEKNOLOJİ)

Bilim insanlarımız Prof. Dr. Duran Leblebici ve eşi Öğr. Gör. Yıldız Leblebici ülkemizde elektronik sanayi için dünya standartlarında öğrenci yetiştirmeyi ülkü edinmiş iki önemli bilim insanı. Prof. Leblebici‘nin üniversite sanayi işbirliği konusundaki başarılı girişimleri sonucunda Türkiye‘de yarı iletken teknolojisinin yolu açıldı.

TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası istanbul Şubesi, 14 Ekim tarihinde "Saygı Buluşmaları" kapsamında Prof. Dr. Duran Leblebici ve Öğr. Gör. Yıldız Leblebici‘yi "Duran-Yıldız Saygı Buluşması" adı altında ağırladı. Prof. Dr. Duran Leblebici ve hayat arkadaşlığını bilim yoldaşlığına çeviren eşi Öğr. Gör. Yıldız Leblebici‘nin yaşam öykülerini evlerinde çekilen video aracılığı ile kendilerinden dinledik.

EMO İstanbul Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Erol Celepsoy açılış konuşmasında, günümüzde ülkemizi etkisi altına alan karamsarlığı üzerimizden atmada Duran Hoca‘nın umutsuzluğa prim vermeyen yaklaşımının bize yol göstermesi gerektiğini işaret etti.

EMO Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Yeşil ise Duran Hoca‘nın kendisini bilim insanı olarak değil, hep üniversite hocası olarak gördüğünü söyleyerek, kendi dönemlerinde eğitim kalitesinin Avrupa düzeyinde olduğuna dikkat çekti.

Emekli Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mithat İdemen ise elektronik teknolojisindeki gelişmeleri Türkiye‘ye taşıyan Prof. Leblebici‘nin sanayi ile hep yakın bağlar kurduğunu vurguladı.

Bilim tarihçisi Osman Bahadır Duran ve Yıldız Leblebici‘nin elektrik tarihimizdeki yerini şöyle açıkladı: "Prof. Dr. Duran Leblebici ülkemizdeki elektronik öğretiminin, mühendisliğinin, teknolojisinin ve sanayisinin kurulması ve gelişmesi aşamalarının büyük öncülerindendir. Prof. Leblebici‘nin birçok çalışması, yeni gelişmelerin başlangıç noktalarını oluşturmaktadır. O ülkemizdeki mikroelektronik öğretimi ve pratiğinin kurucularındandır. Bu bağlamda yarı iletken teknolojisinin de başlatıcısıdır."

Üniversite-sanayi işbirliği

Teletaş eski Genel Müdürü Fikret Yücel ise özellikle elektronik sanayisine katkılarına vurgu yaptı. Duran Hoca‘nın ders vermek, tez yönetmek ve araştırma yapmak gibi standartların dışında mikroelektronik laboratuvarını kurduğunu ve Türkiye‘de ilk kez kalın film entegre devrelerinin bu laboratuvarda yapıldığını açıkladı. Laboratuvarın bu başarılı çalışması Teletaş‘ı da etkilediği için bir süre sonra bu kuruluş da kalın film devreleri yaparak Avrupa‘nın en verimli üreticilerinden biri oldu.

Yücel ayrıca YİTAL‘in (Yarı İletken Teknolojisi Araştırma Laboratuvarı) kuruluşunda Prof. Leblebicinin çok önemli bir rol oynadığını, CMOS entegre devrelerinin ilk kez 1997‘de YİTAL‘de üretildiğine dikkat çekti.

Prof. Leblebici‘nin TESİD‘e (Türk Elektrik Sanayicileri Derneği) her zaman destek verdiğini açıklayan Yücel, onun öncülüğünde İTÜ-ETA Vakfı‘nın kurulduğunu ve bu vakfın Türkiye‘nin ilk endüstriyel amaçlı entegre tasarım merkezini kurduğunu da belirtti.

YÖK öncesi üniversiteler

İTÜ Elektrik Elektronik eski dekanı Prof. Leblebici kendi konuşmasında üniversitede geçirdiği her anın mutluluk dolu olduğunu dile getirdi. Ancak YÖK öncesi dönemde üniversite kurullarındaki demokratik ortamı aradığını, bu kurullarda herkesin sorunlarını büyük bir rahatlıkla dile getirdiğini ve ortak çözümlerin arandığını anlattı. Ne var ki YÖK sonrası dönemde bu ortamın yok olduğunu ve eğitimin farklı bir boyuta taşındığına dikkat çekti. Bu süreçteki deneyimlerini şöyle aktarıyor: "YÖK öncesi İTÜ kültürünün son temsilcisi olan ilhan Kayan döneminde -YÖK mevzuatı yürürlükte olduğu halde- İTÜ eskisi gibi kararların tartışılarak olgunlaştırıldığı bir anlayışla yönetildi, ilhan Kayan‘ı ve o dönemi özlemle anıyorum."

‘Akademik başarı atıf sayısı ile ölçülemez‘

Yıldız-Duran Leblebici‘nin oğulları Prof. Dr. Yusuf Leblebici bugün İsviçre, Lozan‘daki EPFL‘de (Ecole Polytechnique federale de Lausanne) öğretim üyesi. Toplantıda söz alan Yusuf Leblebici şöyle konuştu:

"Ben anne babamı çocuk gözüyle anlatacağım. Bizim evimizde en kalıcı seslerden biri Erika daktilosunun tekdüze sesiydi. Nasıl bir özveriyle çalışıldığını onlarda gördüm. Bence akademik başarı atıf sayısıyla, yayın sayısıyla ölçülmez. Esas başarı yetiştirdiğiniz öğrencilerdir."

Yıldız Leblebici eşinin ve oğlunun ardında değil, yanında "Yeniden dünyaya gelsem yine İTÜ‘de olmayı tercih ederdim" diye konuşan Yıldız Leblebici ise duygusal konuşmasında İTÜ‘de geçirdiği her anın kendisine çok büyük haz verdiğini anlattı. Toplantıda söz alan konuşmacılar "her başarılı erkeğin ardında bir kadın vardır" özdeyişine dikkat çektiler. Bence bu değerlendirme tam doğruyu yansıtmıyor. Yıldız Abla (Bu hitabımı mazur görün, zira kendisi halamın kızıdır-RO) her zaman eşinin ve oğlunun yanında oldu; onlara her açıdan destek verirken, kendisi de hiçbir zaman onların ardında kalmadı. Onlarca yıl yüzlerce öğrenciyi elektronik ile tanıştırdı, elektronik laboratuvarını yönetti.

İTÜ Maçka Teknik Okulu Elektrik Şubesi öğrencilerine elektronik laboratuvarı yaptırarak başladığı çalışma hayatı İTÜ Teknik Okulu‘nda ve daha sonra İTÜ Maçka Mühendislik Mimarlık Fakültesi‘nde ve İTÜ Maçka Elektrik Fakültesi‘nde elektrik derslerini vererek devam etti. YÖK sonrasında Maçka Elektrik Fakültesi‘nin ana fakülte ile birleşmesinden sonra İTÜ Elektrik Elektronik Fakültesi kadrosuna geçti ve 1993‘de emekli olana kadar öğretim görevlisi olarak EEF Elektrik Mühendisliği Bölümü, Fen Edebiyat Fakültesi Fizik Bölümü ve Makine Fakültesi öğrencilerine elektronik derslerini verdi (1970).

Ayrıca Türkçe elektronik literatürünün henüz zayıf olduğu yıllarda yaptığı kitap çevirileriyle bu alandaki boşluğu doldurdu.

Ayrıca Yıldız Abla kusursuz bir insan örneğidir. Son derece yoğun iş temposuna karşın evinin tüm işlerini eksiksiz bir şekilde yürüttü. Müthiş bir ev kadını, anne, eş, evlat ve bilinçli bir yurttaş olarak hepimize örnek oldu.

Emeklilik yılları

Çalışma hayatı çok hızlı bir tempoda geçen insanlar genellikle emeklilikten ürker. Oysa gerçek bilim insanları olarak Yıldız ve Duran Leblebici çifti öğrenmeye ve öğretmeye devam ediyor. Bunun yanı sıra Çınarcık‘taki yazlıklarında sebze ve meyve yetiştiriciliğinde mucizeler yaratıyorlar; turşu, likör, salça üretiminde yepyeni yöntemler geliştiriyorlar. Ve bu yöntemleri meraklısına öğretiyorlar. Sosyal birliktelikleri de ihmal etmiyorlar. Çalışma arkadaşlarıyla sık sık buluşup yurtiçi gezilere çıkıyorlar. Kısaca başlarını kaşıyacak vakitleri yok.

Özetle, dolu dolu ve el ele bir yaşam.

(Herkese Bilim Teknoloji; 23.10.2017)