Danıştay İdari Davalar Genel Kurulunun yaz saatini kalıcı hale getiren Bakanlar Kurulu kararının yürütmesini durdurmasının ardından tartışma yeniden alevlendi.
Yaz saatinin kalıcı hale getirilmesiyle birlikte Türkiye ile İngiltere arasında 3 saatlik, Almanya, İspanya, Fransa gibi ülkelerle 2 saatlik fark oluştu. Çalışma saatlerimiz arasındaki uyumsuzluk makası iyice açılıyor, öğleden önceki mesaiyi tamamen kaybediyoruz.
Ancak saat 14.00‘den sonra iş görüşmelerine geçebiliyoruz. Çalışanlar sabah karanlığında işe gelmek durumunda kaldıkları için yaşanan motivasyon kaybı da verimliliği olumsuz etkiliyor.
Danıştay İdari Davalar Genel Kurulu‘nun yaz saatini kalıcı hale getiren Bakanlar Kurulu kararının yürütmesini durdurmasının bu konuda eski uygulamaya dönüş için bir fırsattır.
Hükümet, aldığı kararın arkasında durmak ve geri adım attı izlenimi vermek istemeyebilir. Bu kararı alanlar açısından empati yaptığınızda haklılık payları da olabilir. Ancak, toplumun büyük kesiminin bu uygulamadan memnun olmadığı ortada. Bu şartlarda Danıştay‘ın aldığı karar hem hükümeti, hem de bu uygulamadan mutsuz olan kitleleri rahatlatacak bir karar.
Hükümeti yanlıştan dönmek için bu fırsatı değerlendirmeye davet ediyoruz.
Yaz saati uygulamasının kalıcı hale gelmesine başından beri her kesim karşı. Türkiye‘yi Euro bölgesinden uzaklaştıracak her türlü adımın ticaretimize olumsuz yansıdığını deneyimlerimizle biliyoruz.
Kalıcı yaz saati uygulaması ile 540 milyon TL, bir başka değişle 150 milyon dolarlık enerji tasarrufundan söz ediliyor. Bu konuda Elektrik Mühendisleri Odası‘nın (EMO), kalıcı yaz saatine geçilmesi nedeniyle elektrik tüketiminin azalmadığı, aksine geçen senenin aynı dönemine göre 2015 ve 2016 yılları Kasım ayları kıyaslandığında yüzde 6.53 oranında artış olduğuna ilişkin bir raporu var. Biz hem maddi hem de psikolojik olarak kaybettiklerimizin daha fazla olduğunu düşünüyoruz. AB ile saat farkımız yeniden açılmaz ise biz bu rakamın daha fazlasını ihracat ile ülkemize kazandırabiliriz.
(Bizim Anadolu; 02.10.2017)