Türkiye‘nin hızla artan enerji sorununa ‘tam‘ olmasa da ‘kısmı‘ çözüm, organik atıklardan gelebilir. Eldeki verilere baktığımız zaman gerçekten de böyle bir durum söz konusu. Türkiye Elektrik Mühendisleri Odası‘nın Ağustos 2017 itibariyle açıkladığı verilere göre; Türkiye‘deki elektrik enerjisi kurulu gücü 80 bin 580 MW ve bunun sadece yüzde 0,3‘ü yani 375 MW‘i organik atıklardan elde ediliyor. Halbuki, Biyoenerji Derneği‘nin (BİYODER) verilerine göre ülkemizin ağaç atıklarından endüstriyel bitkilerine kadar organik atıkların yıllık toplam enerji değeri ise 10 bin MWe civarında seyrediyor. Demek ki, mevcut potansiyelin sadece 25‘te biri kullanılıyor. Burada ciddi bir potansiyel olduğu ortada.
Diğer bir konu ise katı ve sıvı organik atıkların kazanımıyla ilgili. Burada gerçekleştirilen kompostlama gibi biyoteknolojik uygulamalar, biyogaz ve gübre tesislerine ciddi katma değer sağlıyor. İkinci nokta ise mevcut atıkların bertaraf edilmesi. Endüstriyel ortamda yaratılan organik kirleticilerin miktarının hızla büyüdüğü bir dünyada, yapılan uygulamalar bence ciddi bir kazanım. Bunu sektör ya da firma özelinde değil daha yaşanabilir bir dünya için genel hatlarıyla söylüyorum.
Geçtiğimiz gün BİYODER öncülüğünde düzenlenen Biyoder Buluşmalarının ikincisi İzmir Ticaret Odası‘nda gerçekleştirildi. Sektör temsilcilerinin ilgi gösterdiği etkinlikte, Phonus Bioenzim Ürünleri Ltd. Şirketi Temsilcisi Halil Tolga İlcin ‘Kompost‘tan Gübreye: Endüstriyel Kompost Üretiminde Yenileşimci Yaklaşımlar‘ başlıklı güzel bir sunum yaptı.
İlçin, sunumunda dünya genelinde organik kirletici miktarının her geçen gün daha da arttığına dikkat çekerek, oluşan bu yeni kirleticilerin doğanın kendi geri dönüşüm kabiliyetinin çok ötesinde olduğunu vurguladı. Kompost biyoteknolojisinin temel hedefinin atığı oluştuğu hızda ve hacimde yeniden çözünmesini sağlamak olduğuna dikkat çeken İlcin, biyokütlenin tarımsal uygulamalar için kullanışlı ve organik madde miktarı yüksek tarımsal kompost ya da organaminaral gübreye dönüştürülebileceğini söyledi.
Üretim aşamasında kullanılan biyoreaktörler ve mikroorganizma kokteylleri sayesinde optimize edilerek reçetelendirilmiş organik atıkların 24 saatlik zaman dilimi içinde kompost olarak olgunlaştırıldığını açıklayan İlcin, atık kaynağından bulaşarak gelen patojen mikroorganizmalar ile istenmeyen unsurların da bu süreçte arındırılabileceğini söyledi.
Biyokütle ve biyolojik tarım ürünlerinden kompost ve gübrenin yanı sıra sıvı ve gaz halinde yakıt elde edilebildiğini hatırlatan İlcin, bunun da enerji üretiminde kullanılabildiğini söyledi. Hani atık kızartma yağlarından elde edilen ve araçlarda kullanılan akaryakıt var ya işte o, benzer yöntemlerle üretilenlerden. Aklınızda kalsın diye söylüyorum.
Özetle, atıkların yararlı hale getirilmesi konunun bir boyutu; atıkların bertaraf edilmesi ise öbür boyutu. Yani bir taşla iki kuş vurmak gibi... Türkiye‘de kompostlama işi çok yeni değil belki yarım asıra yakındır uygulanıyor ama daha da bilinmesi gerekiyor. Enerji ve bertaraf kısmı ise işin bence önemli diğer noktaları... Yatırım yapılabilir bir alan; aklımdan geçmedi değil. Haftaya görüşmek üzere hoşçakalın...
(ege telgraf; 29.09.2017)