Hükümetin son Kış Saatini sıfırlayıp Yaz Saatini kalıcı hale getirme kararının da "kandırılma" ve "kandırma" serisinin devamı olduğu görülüyor. Konuyla ilgili 7 Eylül 2016 günlü Bakanlar Kurulu Kararı, iki cümleden ibaret:
"Gün ışığından daha fazla yararlanma amacıyla, bütün yurtta 27 Mart 2016 saat 03:00‘den itibaren 1 saat ileri alınmak üzere başlatılan Yaz Saati Uygulamasının her yıl, yıl boyu sürdürülmesi kararlaştırılmıştır. Gün ışığından daha fazla yararlanma hakkındaki 14 Mart 2016 gün ve 8589 sayılı Bakanlar Kurulu Kararında yer alan 30 Ekim 2016 Pazar günü saat 04:00‘ den itibaren 1 saat geri alınma ibaresi yürürlükten kaldırılmıştır."
YAZ- KIŞ SAATİ UYGULAMASI ENERJİ TASARRUFU SAĞLAMIYOR MU?
Dikkat çeken, Bakanlar Kurulu Kararının bol gösterilen her iki giriş cümlesinin de "Gün ışığından daha fazla yararlanma" ibaresiyle başladığıdır. Demek ki, gerek Yaz Saati Uygulaması, gerekse onun entegrasyonu olan Kış Saati Uygulaması, her ikisi de bugüne kadar "Gün ışığından daha fazla yararlanma" amacıyla yapılmış ve yapılmaktadır. Bu uygulama, sadece 2016 yılına ait bir uygulama da değildir, ülkemizde yıllardan beri "Gün ışığından daha fazla yararlanma" amacıyla uygulama yapılmaktadır. Bugün ne değişmiştir de, resmi belgelerde itiraf edilen "Gün ışığından daha fazla yararlanma" amacı, o da sadece Kış Saati Uygulaması için inandırıcı bir gerekçe getirilmeden ortadan kaldırabilmektedir.
Bu kilit sorunun yanıtını benim gibi sorma yolunu seçen bir yazarımız internet gazetesinde şunları yazıyor:1 "Koyarsın ortaya en az 10 yıllık bilimsel verileri ve rakamları. ‘Bunlar gösteriyor ki, Türkiye, Yaz Saati ve Kış Saati Uygulamalarıyla bırakınız enerji tasarrufunu, aksine enerji israf ediliyor‘ dersin. Arkasından karşıt görüşleri bilimsel olarak gösterirsin. Kimsenin söyleyecek bir şeyi kalmaz.
Böyle yapıldı mı? Kesinlikle hayır! "Ben yaptım oldu!" anlayışı sergileniyor.
Fransa, Almanya, İngiltere, İtalya başta olmak üzere yanı başımızda bulunan tüm Avrupa, gün ışığından daha fazla yararlanmak ve enerji tasarrufu yapmak için Yaz Saati ve Kış Saatinde yarar görüp birlikte uygulamasını yapıyor ama bizde bunun bir yararı olmadığı söyleniyor ve uygulamadan Kış Saati çıkarılıyor. İnandırıcı değil."
Yıllardır devletin Bakanlar Kurulu Kararı düzeyindeki resmi belgelerinde ilk sırayı oluşturan itiraf niteliğindeki "Gün ışığından daha fazla yararlanma" amacının, yukarıda yazarın belirttiği gibi sadece ülkemizde değil bu uygulamayı yapan tüm Batı ülkelerinde enerji tasarrufu sağladığını, bu hedefin amaçlandığını gösteriyor. Buradaki Enerji, ağırlıklı olarak Elektrik Enerjisi‘dir. Çünkü gün aydınlığı ve gecesi ilişkisinde yaşamın hemen tüm alanlarında kullanım yoğunluğuyla ve en seri biçimde devreye girip çıkabilen özelliğiyle başta gelen Enerji, Elektrik Enerjisi‘dir.
Ülkemizde uygulamasının yapıldığı uzun yıllar boyunca Yaz Saati ve Kış Saati Uygulamaları sonucunda bu ülkenin resmi belgelerinde milyar kilovatsaatler düzeyinde elektrik enerjisi tasarruf rakamları yer almış ve bu rakamlar medyada çarşaf çarşaf yayınlanmıştır. Bu tespitler ve yayınların, on yıllar boyunca halkın "kandırılması" amacıyla yapıldığını mı kabul edeceğiz? Yoksa, bugün yapıldığı gibi. Yaz Saati ve Kış Saatinin birlikte uygulanması "Enerji tasarrufu sağlamaz, aksine enerji israfına yol açar" diyenlere mi inanacağız.
Bu yalın gerçeğe rağmen bu ülkede "Enerji tasarrufu sağlamaz" tezine sarılanlar da eksik olmuyor. Aynı internet gazetesinden aldığım bir yazıda bu tez, gerçeklere aykırılığı biline biline bir araştırma sonucu gibi verilebiliyor.
"Yaz/Kış Saati Uygulaması, gün ışığından faydalanmak ve enerji tasarrufu yapmak adına gerekli bir eylem gibi görünerek bazı ülkeler (yazarın notu: hangi ülkeler?!...) tarafından uygulanmışsa da, yapılan araştırmalar bu görüşün bütünüyle hatalı olduğunu, bırakın tasarruf yapmayı, saat değişimlerinin kayıp miktarını arttırdığını ve pek çok sektörün büyük sıkıntılar çekmelerine neden olduğunu göstermiştir.
2000 yılında gerçekleşen Sydney Olimpiyat Oyunları nedeniyle olası karışıklıkları engellemek adına Avustralya devleti Yaz Saati Uygulamasını fazladan iki ay uzatmıştır.
Bu uygulamayı fırsat bilen Berkeley‘in yaptığı bir araştırma, elektrik tüketiminde tasarruf yapıldığı düşüncesinin bütünüyle hatalı bir görüşten ibaret olduğunu ispatlamıştır.
Aksini yönde iddialar bulunsa da, tasarruf yapıldığının araştırma sonuçları ile ispat edildiği söylense de, ne yazık ki bu iddiayı destekleyen bilimsel bir veri bulunmamaktadır. Bilakis, bu konuda yapılan hemen her araştırma değişen saat uygulamasının enerji tasarrufu yapmak yerine, daha uzun saatler boyunca çalışmak zorunda kalan günümüzde kullanımı yaygın soğutucu ve ısıtıcılar nedeniyle değişikliğin fazladan elektrik harcanmasına sebep olduğunu göstermektedir."
Ancak bu antitez, son dönemde özellikle elektrikle soğutma güç potansiyelinin öne çıkması gibi bazı doğruları içeriyorsa da gerçekleri yansıtmıyor. Çünkü, özellikle soğutma ve iklimlendirme yapan klimalar yaz aylarında yoğun olarak çalışıyor. Kış saati ile ilgisi yok. Aksi tezi güçlendirmek için, "...tasarruf yapıldığının araştırma sonuçları ile ispat edildiği söylense de, ne yazık ki bu iddiayı destekleyen bilimsel bir veri bulunmamaktadır" denilmektedir. İyide, bunun tam tersi olarak, "...tasarruf yapılmadığı iddiasını destekleyen bilimsel bir veri de bulunmuyor".
Öte yandan, "tasarruf yapılmadığı "tezini güçlendirmek için "Avustralya devletinin Yaz Saati Uygulamasını fazladan uzattığı" bir dönemle ilgili değerlendirmeye başvurulması ve bunun "...tasarruf yapıldığı düşüncesinin bütünüyle hatalı bir görüşten ibaret olduğunun" ispatı olduğu doğru değildir. Çünkü, Yaz Saati ve Kış Saatinin birlikte uygulanması, dünyanın bu uygulamaları yapan tüm ülkelerinde ortak bir kabul olarak her yılın Mart ve Ekim aylarının son haftalarında yapılmaktadır. Bu ayrıştırılmış zaman dilimlerinin dışına taşınması halinde, dolayısıyla Yaz Saati ve Kış Saatinin zaman sınırları ihlal edildiğinde, gerçekçi bir değerlendirme yapılabilmesi mümkün değildir.
ELEKTRİK MÜHENDİSLERİ ODASI: SÜREKLİ YAZ SAATİ İLE FATURALAR KABARACAK
Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) yaz saati uygulamasının kalıcılaştırılması ile ilgili basın açıklaması yayınladı. Açıklamada şu ifadelere yer verildi: EMO‘nun yaptığı çalışmaya göre yeni uygulamada geçerli kılınan GMT+3 saat dilimi kışın sabah saatlerinde aydınlatma ihtiyacı doğuracak olması nedeniyle uygun değildir. Hem ülkemizin boşa enerji tüketiminin önüne geçmek, cari açık üzerinde olumsuz etkiye sahip olan enerji yükünü artırmamak, hem de yurttaşların cebini yakan elektrik faturalarının kabarmasını önlemek için yapılan yanlıştan geri dönülmeli, yaz-kış saati uygulaması devam ettirilmeli, saat dilimleri de en uygun noktayı belirleyerek yeniden düzenlenmelidir."
MEKKE SAATİ
Konunun teknik yönünü oluşturan Yaz Saati ve Kış Saatinin birlikte uygulanmasının, bu saat değişimleri etkisinin en belirgin olduğu Elektrik Enerjisi tüketimi, dolayısıyla tasarrufunda olumlu sonuçlar verdiği gerçeği yadsınamamaktadır. Bu gerçeğe rağmen. Kış Saatini ortadan kaldırıp, Yaz Saatini yıl/yıllar boyunca kalıcı hale getirmeyi yeğliyorsanız, bu uygulamanın teknik yanı dışındaki olumsuz, bir açıdan çağdaşlığa aykırı niyetinin onaylanamaz etkileri kaçınılmaz olarak gündeme gelmektedir.
Yukarıda İnternet gazetesindeki konuyla ilgili yazısından alıntı yaptığımız yazar, konunun teknik yön dışındaki onaylanmaz yanına da değiniyor:
"Sorun, sadece enerji tasarrufu sağlanamadığı gerekçesine dayandırılarak Kış Saati uygulamasına son vermek olsa, amenna. İşin içinde ve arka planında bilimsel olmayan yol ve karanlık fikirler var. Çünkü sadece Kış Saati uygulamasına son verilmiyor. Yaz Saati uygulaması kalıcı hale getirilerek Türkiye bulunduğu saat diliminden, Avrupa ülkeleri ile özellikle ticari, ekonomik entegrasyon avantajı göz ardı edilerek doğuya kaydırılıyor. Amaç, Yaz Saati ile Kış Saatinin birlikte uygulanmasına son vermek değil, Türkiye‘nin zaman dilimini Mekke (Suudi Arabistan) ile birleştirmektir. Tutum, Siyasal İslam ve Osmanlıcılık‘la ilgilidir."
Yazara göre, Kış saati uygulaması sıfırlanınca Türkiye‘nin merkezindeki Ankara‘da, kışın en yoğun dönemi olan Aralık, Ocak ve Şubat aylarında güneş sabah 08:00‘de doğacak, akşam 17:30 da batacaktır.
Haydi, sabahları 2 saat fazladan, akşam yine en az 2 saat erken kullanılacak elektriği, yani elektrik faturamızın bu oranda kabarmasını -enerjiyi hane geliri bakımından dünya ölçeğine göre çok pahalı kullanabilen ve ihtiyacı olan enerjinin neredeyse tamamını ithal eden bir ülke için tercih edilir olmasa da- önemsemeyelim.
Diyelim ki, yaşam saatlerimizle doğrudan ilgili, üstelik bize (vatandaşlara) sorulmadan, her zaman yapıldığı gibi ‘yaptım oldu!‘ mantığıyla yürürlüğe konulan bu operasyonda "Mekke Saati" amaçlanmamış olsun. İyi de, o zaman durduk yerde Kış saati sıfırlanarak ne amaçlanıyor? Bu kritik soruya, yine sorularla yanıt arayalım:
• Özellikle anaokulu ve ilkokul düzeyindeki küçük çocuklarımızın kışın dondurucu soğuğunda, sabahın zifirî karanlığında yollara düşürülmesi için mi?
• Batı ülkeleriyle, özellikle AB ve ABD ile aşırı saat farkımız sunucu, siyasal, ticari ve ekonomik ilişkilerimizin, doğal olarak ekonomimizin gece gündüz farkı devreye sokularak daha da zayıflatılması, daha da fazla zarar görmesi İçin mi?
• Yüzümüzü, bu kez kimsede kuşku bırakmayacak biçimde, Batı‘dan Doğu‘ya dönerek bilim teknoloji, uzay çağına yüz çevirip ortaçağa açılan yelkene rüzgar sağlamak İçin mi?
BAKANLIĞIN GÖRÜŞÜ
ETKB‘nın İTÜ Raporuna atıfta bulunarak yaptığı çatışmalara göre Türkiye‘nin tamamında 1 yıl boyunca karanlıkta kalma süresi 266.155 dakika azalacak. Türkiye‘nin en doğusu İğdır ile en batısı İzmir Karaburun arasındaki saat farkı 1 saat 6 dakika. Mesainin 08.00‘da başlaması halinde yaz saati uygulamasında 20 dakikalık karanlık oluşuyor. Çalışmaya göre gün ışından en fazla 08.00 ile 17.00 arasında yararlanılabiliyor. Bu zaman diliminde yaz saati uygulamasının sabit kalmasıyla,toplam elektrik tüketiminde yüzde 1.32‘ye karşılık gelen 23TWh tasarruf sağlanacağı hesap ediliyor.
İHRACATÇILARIN GÖRÜŞÜ
Enerji Bakanlığı‘nın birkaç yıldır devam eden yaz saatinin kalıcı olması yönündeki talebi sonunda yürürlüğe girdi. 1973 yılından beri devam eden yaz saati uygulaması sürekli hale getirildi. Dünyanın önemli bir bölümüyle birlikte 30 Ekim‘de saatler geri alınmayacak. Uygulama ile gün ışığından daha fazla yararlanılacağı ve enerji tasarrufu sağlanacağı hesaplanıyor. Bu tasarrufun tutarının ise 2.5 milyar TL‘ye ulaşabileceği kaydediliyor. Ancak iş bu kadar basit değil. Türkiye‘de birçok sektör yurt dışı ile çok yakın çalışıyor. İhracatçılardan, finans piyasasına kadar birçok kesim mesaisinin önemli bir bölümünde yurt dışındaki ortak ve müşterileri ile temas halinde. Türkiye‘nin ekonomik ilişkileri ağırlıklı olarak Batı ile olduğundan, bu ülkelerle aramızdaki saat farkımız 2-3 saate çıkacak. Londra‘da saat 09.00 olduğunda Türkiye‘de öğle yemeğine çıkılacak. İki ülke arasında mesai çakışması sadece 2-3 saate inecek. Amerika ile bağımız neredeyse kopuyor. Türkiye‘de saat 17.00 olduğunda ABD doğu kıyısında mesai yeni başlıyor olacak.
Londra ile vakit kısalıyor. New York açık yakalanamayacak
Türkiye‘nin yaz saati uygulamasına geçmeyecek olması en çok finans sektörünü etkileyecek gibi görünüyor. Türk mali piyasalarının Londra ile iş yapacağı zaman kısalırken New York açıldığında İstanbul neredeyse kapanmış olacak. Bankacılar, yabancı yatırımcının daha çok işlem yapabilmesi için Borsa İstanbul‘da seans saatlerinin değiştirildiğini hatırlatarak şimdi yılın 6 aylık döneminde Londra ile saat farkının 3‘e New York ile 9 saate uzayacağına değindi. Bunun bu defa piyasalar için yılın 6 aylık döneminde kış, 6 aylık döneminin de yaz anlamına geleceğine değinen bankacılar, "Londra‘da yatırımcı bizim piyasalarımızı saat 11.00‘da yakalarken şimdi 12.00‘da yakalamaya başlayacak. Ama New York için bu saat 17.30‘u bulacak."
(Kaynak Elektrik; 01.09.2016)