EMEK-BARIŞ-DEMOKRASİ İÇİN HAYDİ 1 MAYISA!
1 Mayıs Birlik Mücadele ve Dayanışma Günü kutlamaları, bir kez daha hukuk dışı bir biçimde engellenmek isteniyor.
İstanbul Taksimde düzenlemek istediğimiz 1 Mayıs kutlamalarına dair talebimiz, İstanbul Valiliğine tepeden inen bir emirle reddedildi.
Maalesef ülkemizde idareciler kendilerini mahkeme kararlarını ve Anayasayı değil, saraydan gelen emirleri uygulamakla yükümlü kabul etmektedir.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinden aldığımız kararı tanımadılar.
Anayasadaki "herkes, önceden izin almadan, silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir" maddesini ayaklar altına aldılar.
Son olarak da 2015 1 Mayısına dair mahkeme kararına saygı duymadılar.
Değerli basın emekçileri ve mücadele arkadaşlarımız,
En son 1 Mayıs 2015e dair 21. Asliye Ceza Mahkemesinin gerekçeli kararında şu ifadeler yer almaktadır:
"Demokratik yönetimlerde kamu idaresinin öncelikli görevi, kişi hak ve hürriyetlerinin kullanılmasının önündeki engelleri kaldırmaktır."
Peki 2015 1 Mayısı ile ilgili bu saptamaları yapan mahkemeye rağmen Valilik ne yapıyor? 1 Mayıs Meydanını yasaklı meydan ilan ediyor.
Valilik yasakçı tavrını 2911 sayılı kanuna dayandırıyor. Oysa mahkeme 1 Mayısı Taksimde kutlamanın bir gelenek halini aldığını ifade ederek, Taksimdeki 1 Mayıs kutlamalarının, 2911 sayılı kanuna göre yasaklanamayacağını söylemektedir.
Ancak karşımızda yasaları ve mahkeme kararlarını değil "Anayasa Mahkemesinin kararlarına saygı duymuyorum" diyen bir iradenin emirlerini uygulamak zorunda olduğunu düşünen bir mekanizma bulunmaktadır.
Aynı mahkeme kararı Taksimde 1 Mayısın kutlanması ile ilgili kamu idaresine şu görevi vermektedir: "Demokratik yönetimlerde kamu idaresinin öncelikli görevi, kişi hak ve hürriyetlerinin en geniş şekliyle ve güvenli bir biçimde kullanılması için gerekli önlemleri almaktır"
Ancak "yönetim", maalesef bizlerin güvenliğini sağlamak bir yana güvenliğimize kast edeceğini açık açık defalarca ilan etmiştir.
Biz bu tip hukuk dışı tehditlere karşı yıllarca Taksimde 1 Mayıs kutlama kararlılığımızı haklı ve meşru bir biçimde gösterdik. Koca bir kenti açık hava hapishanesine çeviren, insanların yaşamına kast eden, hastanelerden okullara tüm İstanbulu gaza boğan barbarca saldırılara karşı her yıl yüzümüzü Taksime döndük.
Öte yandan, Türkiyenin son 9 aydır içinden geçtiği dönem maalesef halkın en temel hakkı olan yaşam hakkının defalarca ihlal edildiği bir dönem olmuştur. Dört örgüt tarafından düzenlenen son büyük miting olan 10 Ekim Emek-Barış-Demokrasi mitinginde yaşanan katliam hala hafızalardadır. Bu mitingde bizlerin güvenliğini sağlamak ile yükümlü olanların en hafif ifadeyle görevlerini yapmadıkları belgeleriyle ortaya konmuştur. 10 Ekimde yitirdiğimiz barış güvercinlerimizi andığımız için bizler hakkında soruşturma açanlar, katliam ile ilgili haber yapan gazeteciler yargılanırken, "görevini yapmayan" tek bir kamu görevlisi dahi yargılanmamaktadır.
Böyle bir ortamda, bizlerin güvenliğini sağlamakla görevli olanlar, 1 Mayıs arifesinde "görevlerini yapmamak" ile yetinmemekte, aksine güvenliğimizi tehdit edeceklerini açıkça ilan etmektedir.
Bu koşullar altında, işçilerin, emekçilerin, tüm ezilenlerin taleplerini güçlü bir biçimde haykırdığımız 1 Mayıs kutlamalarını, güvenli bir biçimde yapmayı öncelikli bir görev olarak benimseyen dört emek ve meslek örgütü olarak, bu yıla mahsus olmak üzere 1 Mayıs kutlamalarını İstanbulda Bakırköy Halk Pazarında gerçekleştirmeye karar verdik.
2016ya özgü bu karar üyelerimizden, 1 Mayıslarda yıllarca omuz omuza verdiğimiz dostlarımızdan ve halkımızdan gelen talepler dikkate alınarak verilmiştir.
1 Mayısta Taksim meydanının mahkeme kararlarına ve Anayasaya rağmen tek bir kişinin iradesi ile yasaklanması, AKP iktidarının hedeflediği rejim değişikliğinin sembollerinden biri haline gelmiştir. Kimse bizden Taksim 1 Mayıs meydanından vazgeçmemizi, tek adam diktasına dönüşen bir rejimi kabul etmemizi beklemesin.
Taksim 1 Mayıs meydanında işçi sınıfının mücadelede yitirdiği arkadaşlarının anıları vardır. Hükümet hukuku yok saymayı alışkanlık haline getirmiştir ancak bu anıları yok saymak, unutturmak kimsenin haddi değildir.
Taksim 1 Mayıs meydanında işçi sınıfının mücadele kazanımları vardır. Bu kazanımlar hukuk tarafından da tanınmıştır. Bu hakları yok saymak kimseye düşmemektedir.
Tüm dünyanın en merkezi meydanlarında işçiler 1 Mayıslarda kürsülerini kurar iken, işçi sınıfı tarihine mal olmuş Taksim 1 Mayıs meydanında, bir gün için bile işçilerin kürsülerini kurma hakkını yok saymak, işçi sınıfının haklarını yok saymaktır.
Bu hakkın ne biçimde, ne zaman ve nasıl kullanılacağına karar verecek olan kuşkusuz işçi sınıfıdır, emekçilerdir.
Biz işçiler ve emekçiler, mimar-mühendisler, hekimler, kadınlar, gençler, yoksullar, ötekiler ve tüm ezilen halklar,
Güvencesizleştirmeye, köleleştirmeye, emeğin haklarının bir bir yok edilmesine karşı,
Kiralık işçilik dayatmasına, taşerona ayrımsız-kayıtsız-şartsız kadro sözünün tutulmamasına, mahkeme kararlarının yok sayılmasına, kıdem tazminatlarımızın gasp edilmesine karşı,
Sendikal haklarımızın ve grev hakkımızın yok edilmesine karşı,
Herkese iş, aş ve güvenli bir gelecek için,
Doğanın ve yaşamın sermayeye teslim edilmesine karşı,
Kadınlara evden, yarı zamanlı, güvencesiz çalışmanın dayatılmasına karşı,
Kamu emekçilerinin mevcut iş güvencelerinin ortadan kaldırılmasına karşı,
Savaş ve baskı politikalarına karşı,
10 Ekim Ankara katliamı ile tırmanan sindirme ve susturma hamlelerine karşı,
Laikliğin tamamen ortadan kaldırılmak istenmesine karşı,
Ve elbette faşizme karşı 1 Mayısta söyleyecek sözümüz, büyütecek umudumuz var!
Sözümüzü söylemek, umudumuzu büyütmek için,
Emek-Barış-Demokrasi için 1 Mayısta Bakırköyde buluşuyoruz!
Yaşasın İşçilerin Birliği!
Yaşasın Halkların Kardeşliği!
Yaşasın Birlik-Mücadele Dayanışma!
Yaşasın 1 Mayıs!
DİSK-KESK-TMMOB-TTB