AKP iktidarında elektrik dağıtımlarının özelleştirilmesi sonucu, elektrik faturaları ile bir avuç şirket zengin ediliyor. Son 7 yıl içinde yurttaşın cebinden çıkan 67.1 milyar lira, dağıtım şirketlerine aktarıldı. Üstelik, Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) Başkanı Hüseyin Yeşil‘in ifadesine göre, elektrik kullanıcıları, kayıp ve kaçak bedeli olarak ne ödediklerini dahi bilme hakkından yoksun kılındı.
EMO‘nun yaptığı belirlemelere göre; özelleştirmelerin başladığı 2008 yılından başlayarak 2015 yılı sonuna değin doğrudan dağıtım sistemi üzerinden elektrik satın alan kullanıcılardan dağıtım bedeli olarak yaklaşık 30 milyar lira, perakende satış hizmet bedeli olarak da yaklaşık 4.6 milyar lira alındı. Bu bedeller, işletme giderleri ve her türlü harcamaları ile kar marjı dahil olmak üzere doğrudan dağıtım kuruluşlarını satın alan şirketlerin cebine aktarıldı. Kayıp ve kaçak bedeli olarak da elektrik kullanıcılarından aynı süre içinde 32.5 milyar lira kesildi.
EMO Başkanı Hüseyin Yeşil‘e göre, rakamlardan da görüleceği üzere, dağıtım özelleştirmelerinden gelir elde edildiği tam bir kandırmaca. Tam tersine özel sektör üzerinden ülkenin dış borçları artırılmış oluyor. Dahası, aldıkları kredileri ödemekte güçlük çeken şirketler iflas bayrağı açarak zam taleplerini de kabul ettirdiler.
Dağıtım özelleştirmelerinden 13 milyar dolar gelir elde etmekle övünen AKP, kayıp ve kaçak bedeli alınmasının yargı kararıyla iptal edilmesi üzerine bu uygulamayı devam ettirmek için çıkardığı yasanın gerekçesinde yalnızca kayıp ve kaçak bedeli olarak 2006-2014 yılları arasında 33 milyar liranın yurttaşlardan tahsil edildiğini itiraf etmek zorunda kaldı.
Dağıtım şirketlerinin kayıp ve kaçak oranlarını düşürmeleri için belirlenen hedefler sürekli yükseltilerek yurttaşlardan kayıp ve kaçak tahsilatı çok yüksek düzeylerde devam ettirildi. Yalnızca 5 bölge için yapılan 3 yıllık hedef kayıp ve kaçak oranındaki artışın konut kullanıcılarına getirdiği ek maliyet EMO‘nun hesaplarına göre 2 milyar TL düzeyinde...
YANDAŞLAR ZENGİN EDİLİYOR
EMO Başkanı Hüseyin Yeşil, 2015 yılının son gününde kayıp ve kaçak oranlarının düşürülmesi bir yana hedefleri tutturamayan, yüksek kayıp ve kaçak oranlarına sahip şirketlere ayrıcalıklar ve yeni olanaklar sağlandığını belirtip iktidar yandaşlarının nasıl zengin edildiğini de şöyle anlattı bize:
"Bir yandan kayıp ve kaçak hedeflerinin yükseltilmesi sağlanırken, diğer yandan pek çok yükümlülükten kurtarılmışlardır. Bu şirketler teknik kalite ve verimlilik kriterlerinden muaf olacaklardır. Böylece kalitesiz elektrik sunumu, elektrik kesintileri ve iletim sistemini sıkıntıya sokan enerji çekişleri nedeniyle ödemek zorunda oldukları tazminatlardan kurtarılmışlardır.
Bu uygulamadan yararlanacak şirketler EMO‘nun yaptığı incelemeye göre; Dicle, Aras ve Vangölü şirketleridir. Görüldüğü gibi bu şirketlerden bir tanesi Enerji Bakanlığı koltuğuna oturan Berat Albayrak‘ın genel müdürlüğünü yapmış olduğu Çalık Holding‘in ortak olduğu Aras dağıtım şirketidir. Diğeri Türk Telekom özelleştirmesinde AKP iktidarıyla ilişkisiyle ülke gündemine oturan Abdullah Tivnikli‘nin ortak olduğu Dicle Elektrik Dağıtım şirketidir. Diğer şirket de TÜRGEV için Mardin‘de imam hatip yaptıran Türkerler Holding‘in sahip olduğu Vangölü Elektrik Dağıtım‘dır."
Bu düzenlemeyi yapan hükümetin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı ve Cumhurbaşkanı‘nın damadı Berat Albayrak, Plan ve Bütçe Komisyonu‘ndaki bütçe konuşmasında özelleştirme ile şirketlere kayıp ve kaçak oranlarını azaltma sorumluluğu getirildiğini söyleyebiliyor bu arada. Üstelik, bir büyük başarıdan söz eder gibi 2002 yılı ile kıyaslama yaparak bizleri kandırmaya da kalkıyor. Bakın ne diyor kendileri:
"Kayıp ve kaçak oranlarının azaltılması konusu öncelikli hedeflerimizin başında gelmekte olup, bu alandaki yoğun çalışmalarımız ve alınan tedbirler neticesinde ülkemiz genelinde kayıp ve kaçak oranları 2002 yılına kıyasla yüzde 25‘lerden bugün yüzde 15 oranlarına kadar düşürülmüştür."
EMO Başkanı Yeşil, özelleştirmelerin başladığı 2008 yılında açıklanan Türkiye geneli kayıp ve kaçak oranı yüzde 14.4 olduğuna dikkat çekip diyor ki:
"Aradan geçmiş 8 yıl, yüzde 14.4 olan kayıp ve kaçağı yüzde 15 oranlarına düşürdük diye seviniyorlar.
İşte kayıp ve kaçağı indireceğiz deyip artırarak şirketlere aktarım yaptıkları için kamuoyunda oluşan tepkiler üzerine kayıp ve kaçak bedelleri önce faturalarda ardından resmi olarak yayımlanan tarifede görünmez kılınmıştır.
Yani kullanıcılar kayıp ve kaçak bedeli olarak ne ödediklerini dahi bilme hakkından yoksun bırakılmışlardır.
Ocak ayı faturalarını eline alan yurttaşlar hem elektriğe yapılan zam, hem de zammı oluşturan maliyet kalemlerini görünmez kılan uygulama ile şaşkına dönmüşlerdir. Yapılan zam oranı bile doğru düzgün açıklanamamaktadır."
BAŞIMIZDAKİ ŞEFFAF TORBA
EPDK‘nın açıkladığı yeni yıl tarifesi ile fon ve vergiler hariç olmak üzere faturalar yoluyla tahsil edilen 6 kalem "dağıtım bedeli" ve "perakende enerji bedeli" bir torbaya kondu, o torba da başımıza geçirildi.
Torba deyip geçmeyin, o yöntemler, tüketicilerden tahsil edilen, "enerji maliyeti, perakende satış hizmet bedeli, iletim bedeli, kayıp ve kaçak bedeli, sayaç okuma bedeli, dağıtım bedeli" maliyetleri görünmez kılındı. Hüseyin Yeşil, anlatımıyla durum şu:
"Böylece EPDK, kuruluş yasasının daha ilk maddesinde yazan ‘şeffaf elektrik piyasası‘ hükmünü ihlal etmiştir. EMO olarak hem bu yeni tarifeye hem de kaçağı yüksek olan şirketler için getirilen ayrıcalıklı düzenlemeye karşı davalar açtık.
Elektrik alanındaki özelleştirme ve serbestleştirme uygulamalarıyla birlikte elektrikteki bütüncül yapının bozulması tüketicilerin maliyetlerini çok taraflı olarak artırmaktadır. İlk olarak üretim ayağındaki özelleştirmeler ve serbest piyasa yapısı nedeniyle kamunun ucuz elektrik üretimiyle pahalı elektrik üretimini kamu yararı doğrultusunda bir havuz içerisinde bütünleştirerek ucuz elektrik sunma olanağı yok olmuştur. Piyasada üreticiler istedikleri fiyattan elektrik satışı yapabilmektedirler. Bu durum özellikle su gelirlerinin az olduğu dönemde yoğun olarak fiyatların yükselmesiyle kendisini göstermektedir. Diğer yandan su gelirleri fazla olduğunda bile iletim sisteminin kısıtları nedeniyle Doğu‘dan belli ölçülerde elektrik taşınabildiği için yine maliyetli santrallardan elektrik satın alma zorunluluğu doğabilmektedir. Seçim gibi günübirlik siyasi çıkarlarla bu zorunluluğun yok sayılması nedeniyle 31 Mart elektrik krizi yaşanmıştır.
Dağıtım özelleştirmelerinin ardından piyasadaki ‘komisyoncular‘ artmıştır. Aynı holdinge bağlı olmalarına rağmen dağıtım ve perakende satış şirketleri ayrıştırılmış, her ikisi için de ayrı kazanç kapıları yaratılması gündeme gelmiştir. Özelleştirmeye hazırlık süreciyle birlikte 2007 yılından itibaren tarife yapısı içerisinde dağıtım, iletim ve perakende satış hizmet bedelleri ayrıca gösterilmeye başlanmıştır. Ardından kayıp ve kaçak bedeli ile sayaç okuma bedeli ayrıca görünür hale gelmiştir. Faturadaki kalemler artarken bu kalemlerin fatura içindeki payında da özelleştirme ile dağıtım kuruluşlarını satın alan şirketler lehine oynamalar yapılmıştır. Örneğin şirketlerin hedefleri doğrultusunda kayıp ve kaçak tahsilatı düşürülmek zorunda kalınınca, hemen diğer kalemlerde artış yapılarak şirketlerin kayıpları giderilmiş, bunun maliyeti yine tüketicilerin sırtına bindirilmiştir. Dağıtım şirketlerinin veryansınları üzerine sokak aydınlatması bedelleri Hazine üzerine yıkılarak, yurttaşların ödedikleri vergilerden kolay tahsilat yapmalarının yolu açılmıştır. Burada bile şirketlerin Hazine‘yi kandırmaya çalışmaları üzerine davalık durumlar oluşmuştur.
Şirketlere bu ‘kolaylıklar‘ sağlanırken, kalkınmada öncelikli iller, hastaneler, okullar gibi pek çok sosyal devlet uygulaması gereği olan sübvansiyonlu elektrik hizmeti sunumuna son verilmiştir. Buna karşılık tarımsal sulamada çiftçilerin doğrudan destekleme ödemelerine elektrik dağıtım şirketleri adına el konularak, AKP tarafından devlete ‘çek-senet mafyası‘ gibi tahsilatçılık yaptırılmıştır."
Elektrik faturaları ile cebimize sinsi sinsi girenlerin tablosu ile bitirelim yazımızı:
DAĞITIM ŞİRKETLERİ DEVİR TARİHİ DEVİR ALAN FİRMA DEVİR BEDELİ (Mly. $)
ADM (MENDERES) 15/08/2008 Aydem Güneybatı And. Ener.AŞ 110,00
BAŞKENT 28/01/2009 HÖSabancı +Verbund+Enerjisa OGG 1.225,00
SAKARYA 11/02/2009 Akcez OGG (Akenerji+CEZ) 600,00
KCETAŞ* 15/07/2009 Kayseri ve Civarı Elk.TAŞ 0,00
MERAM 30/10/2009 Alsim Alarko AŞ. (Alarko+Cengiz) 440,00
OSMANGAZİ 31/05/2010 Eti Gümüş AŞ. 485,00
ULUDAĞ 31/08/2010 Limak İnş.AŞ. (Limak+Kolin+Cengiz) 940,00
ÇAMLIBEL 31/08/2010 Kolin İnş.AŞ (Kolin+Limak+Cengiz) 258,50
ÇORUH 30/09/2010 Aksa Elk.Perakende Satış AŞ 227,00
YEŞİLIRMAK 29/12/2010 Çalık Enerji San.Tic.A.Ş. 441,50
AKEDAŞ (GÖKSU) 31/12/2010 AKEDAŞ Elk.Dağ.AŞ 60,00
FIRAT 31/12/2010 Aksa Elk.Perakende Satış AŞ 230,25
TRAKYA 30/12/2011 IC İçtaş İnş.San.Tic. A.Ş. 575,00
BOĞAZİÇİ 28/05/2013 Cengiz-Kolin-Limak OGG 1.960,00
AKDENİZ 28/05/2013 Cengiz-Kolin-Limak OGG 546,00
GEDİZ 29/05/2013 Elsan-Tümaş-Karaçay OGG 1.231,00
DİCLE 28/06/2013 İşkaya Doğu OGG 387,00
ARAS 28/06/2013 Kiler Alış Veriş Hizmet. Gıda AŞ
(Kiler+Çalık) 128,50
VANGÖLÜ 26/07/2013 Türkerler İnş.Tur. Maden.Enj.
Üret. Tic.ve San.A.Ş. 118,00
AYEDAŞ 31/07/2013 Enerjisa Elektrik Dağıtım A.Ş. 1.227,00
TOROSLAR 30/09/2013 Enerjisa Elektrik Dağıtım A.Ş. 1.725,00
TOPLAM 12.914,75
NOT: Sıralamada devir tarihi göz önüne alınmıştır. (*) KCTEAŞ‘ın 4628 sayılı Yasaya göre Lisans aldığı tarihtir.
(telgrafhane.org; 22.02.2016)