Elektrik kesintileri ile ilgili birbiri ardına gelen çelişkili açıklamalar ve terör olaylarına ilişkin yayın yasağının getirilmesi, "basın özgürlüğü ve şeffaflık" gibi kriterlerde üçüncü dünya ülkelerinin bile gerisinde kalan Türkiye‘de bizzat Başbakan tarafından gazetecilerin Şehit Savcı‘nın cenaze törenine alınmaması tepki çekti
Türkiye‘nin 80 ilinde aynı anda yaşanan ve yaklaşık 6 saat süren elektrik kesintisi sağlıktan ulaşıma, bankacılıktan sanayi sektörüne tüm hayatı olumsuz etkiledi.
Elektrik kesintileri ile ilgili birçok iddia dile getirilirken, geçen sürede Enerji Bakanlığımdan kesintilerin nedenine dair net bir açıklama yapılmamış olması tartışmaların devanı etmesine neden oluyor.
Kesintilerin yaşandığı dakikalarda TBMM‘de Türkiye‘de kurulması planlanan nükleer santrale ilişkin görüşmelerin yapılıyor olması, aynı gün Çağlayan Adliyesi‘nde yaşanan terör olayı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan‘ın oğlu Bilal Erdoğan‘ın başında olduğu TÜRGEV‘e üniversite kurmak için verilen izin. kesintiler gündem değiştirmek için bilinçli mi yapıldı sorularını akıllara getirdi.
Konuyla ilgili en ciddi iddia ise özelleştirilen elektrik dağıtım şirketlerinin "zam talebinin" kabul edilmeyişi üzerine hükümete rest çekmesi sonrasında kesinti kararı alması oldu. Elektrik Mühendisleri Odası‘ndan bu iddiaları destekleyen türde açıklamalar yapıldı. Açıklamada şu ifadeler dikkat çekti: "Tarifede yapılan değişiklikle faturadaki diğer kalemlerde artış yapılırken, iletim bedelinde düşüş gerçekleştirilmiştir. Kamuya ait olan iletim ağlan için tahsil edilen bedelden yapılan indirim, faturadaki diğer kalemlerde yapılan artışla dağıtım şirketlerine aktarılmıştır. Dolayısıyla iletim sisteminde bakım ve rehabilitasyon eksiklikleri nedeniyle büyük çaplı bir arıza meydana gelmiş olabilir." "Piyasada oluşan fiyatları düşük bulan santrallerin de kesintinin yaşandığı saatte piyasa fiyatından elektrik üretmeyi kabul etmemiş olabileceğine dikkat çekildi.
Nükleer iddiaları
EMO açıklamasında, "Bu büyük kesintilerin yaşandığı dönemde Sinop‘ta nükleer santral kurulmasına ilişkin Japonya ile imzalanan anlaşmanın görüşmelerinin yapılıyor olması da manidardır" denildi.
Öte yandan elektrik kesintileri ile ilgili birbiri ardına gelen çelişkili açıklamalar ve terör olaylarına ilişkin yayın yasağının getirilmesi halkın sağlıklı bilgi almasını engelledi. Basın özgürlüğü ve şeffaflık gibi ölçütlerde üçüncü dünya ülkelerinin bile gerisinde kalan Türkiye‘de bizzat Başbakan tarafından gazetecilerin Şehit Savcı‘nın cenaze törenine alınmaması ve yayın yasağı getirilmesi de tepki çekti. İzmir Ticaret Odası (İZTO) Yönetim Kurulu Başkanı Ekrem Demirtaş. bir günlük kesintiden kaynaklanan üretim kaybının da işveren ve işçi sendikalarının anlaşması ile yapılacak ekstra çalışma ile telafi edilebileceğini söyledi. Demirtaş, "Bu konuda bütün işçilerimiz, çalışanlarımız ‘cumartesi günü çalışıyoruz ve ücret almıyoruz, çalışmadığımız günün üretim eksiğini tamamlayacağız" diyebilir. Tüm taraflara bu konuda çağrıda bulunuyorum" dedi.
EBSO Başkanı Yorgancılar ise bu sözlere sert tepki göstererek, "Konunun hassasiyetini anlamadan yapılan zihni sinir önerilere, her kim yaparsa yapsın itirazımız var" dedi.
KAMULAŞTIRMA İRADESİ GÖSTERMELİYİZ
. Orhan Ayber (Stratejist): Bu konuda tüm uzmanların görüşlerine ulaştım. Ancak hepsinin yorumları farklı idi. Bu tüm ülkeye yayılan kesintinin, gerçek nedenlerini hiçbir zaman bilemeyebiliriz. İlgili bakanlığın ‘kem, küm‘etmesiyle anlıyoruz ki, sorumlulukta paylan çok büyük. O zaman, en uzman kurum olarak Elektrik Mühendisleri Odası‘nın, görüşlerini kabul etmek, yorumlarını ciddiye almak zorundayız. Bu durumda en büyük suçlu özelleştirmeler. 10 yılda 300 kere değişen enerji yönetmeliğinin olduğu ülkede sıkıntı yaşanması çok normal Evet, 10 yıl boyunca siyasi irade değişmiyor, ancak her hafta enerji yönetmenliği, bir kez değişiyorsa, fazla söze gerek yok. Özelleştirmelerin (TEK gibi) her alanda ülkeye getirdiği kayıpların bedelini çok ödeyeceğiz. Karayollarının, Devlet Su İşleri‘nin, Toprak, Su, Köy Hizmetleri gibi kamu hizmetinin çok iyi yetişmiş kadrolarını, kahve köşelerine malıktım ederek, yerlerine belli belirsiz kadrolarla doldurursak. sonucu böyle olur. Çıkış yolumuz tekrar kamulaştırma iradesini oluşturmak. Siber saldırı ihtimali olabilir mi? Tabi ki olabilir. Bütün dünya siber saldırılara karşı ulusal güvenlik tedbirlerini alırken, biz bu bilişim sektöründe en başarılı elemanlarımızı başka ülkelerin güvenliği için. başka ülkelere gönderirsek, dindar ve kindar nesil yetiştirmek için üniversitelerimizin yozlaşmasına göz yumarsak daha çok bedel öderiz.
Enerji tedarikinde sıkıntı olur mu? Bu olayda öyle bir şey görülmüyor. Ülkemiz enerji ham maddesi için çoğunlukla İran ve Rusya‘ya bağımlı, ancak 2006‘dan beri 5 defa doğalgaz ithali, sekteye uğramış. Ülkemiz çok zor durumlara düşmüştür. Gaz tedarik ettiğimiz, her iki ülkede, batının yaptırım uyguladığı ülkelerdir. Bu nedenle ki, bu ülke halkları çok hassastır. Bu ülkelerle. ABD‘nin talimatı ile ilişkilerimizi bozarsak, değil enerji terminali olmak: kendi ülkemizde bile enerji ihtiyacımızı karşılayamayız, ekonomimizin ve sosyal yaşamın çökmesine tanık olabiliriz.
DENETİM ZAYIFLATTI
. Erdal Aksünger {CHP İzmir Milletvekili): Hükümet kamuya ait olması gereken kurumları özelleştirdi. Verimlilik esasına dayalı olmadan yapılan bu özelleştirmeler Türkiye‘ye ayak bağı oldu. İktidar bu özelleştirmeleri dünyanın modasına uyma amaçlı yaptı. İktidarın belli projelin faydasına uygun şekilde hareket noktası olmadı. İşte bu kontrol mekanizmalarının devlet kontrolünden uzaklaştırılması, dün yaşanan elektrik kesintilerinin de sebebi oldu. Senkronizasyon sistemlerinin de zayıflamasıyla iktidarın kontrol mekanizması da çöktü. Özelleştirmenin fazlaca gerçekleşmesi iktidarın da denetim mekanizmasını zayıflattı.
DAVUL BİR YERDE, TOKMAK BİR YERDE OLMAZ
. Necdet Pamir (Enerji Uzmanı): Enerjinin en genel hatlarıyla 3 ayağı var. Üretim, iletim ve dağıtım. Baktığımızda üretim ve dağıtım kısmının neredeyse tamamen özelleştiğini görüyoruz. Kurulu gücün yüzde 70‘i özel. Kalan yüzde 30‘undan özelleşmesi için iktidar çaba sarf ediyor. Davul bir yerde tokmak bir yerde bir sistem yönetmek imkânsızdır. Türkiye‘nin enerji akışına yönelik her departmanda devletin yer alması gerekiyor. Türkiye‘nin A planı yok ki B planı olsun. Olması gereken şey. Türkiye‘nin enerji gücünün tek bir merkezden yönetilmesi. Bu yüzden stratejik profile sahip her çalışma kamusal akma bağlı olarak yapılmalıdır.
SİBER SALDIRI OLASILIĞI VAR MI?
. Salih Ertan (Enerji Uzmanı): Şu an itibarıyla bu olayın nedeni belirsizliğini koruyor. Bu kaybın, anlık bir müdahale ile giderilmesi gerekiyor. Sorun. TEİAŞ‘ın yönetimi ve bakımından sorumlu olduğu, "iletim ağında" meydana geliyor. TEİAŞ tarafından yapılan ilk müdahale ile doğan açığın yarısı giderilebiliyor. Bu arada, iletim ağında oluşan darbe, diğer bölgelere ve buralarda Ağa bağlı olan santrallere sirayet ediyor. Devreden çıkan ilk enerji üretim merkezlerinden birisi. Karaman yakınlarındaki bir Hidroelektrik Santral (HES) oluyor. Buradan alınım ilk arıza sinyalinin hemen ardından. Dicle ve Aslantaş HES. devreden çıkıyor. Nihayetinde, bütün enerji santralleri devreden çıkıyor ve bu suretle Enterkonnekte Sistem çöküyor. Kısa teknik ifadesiyle, bu olayın nedeni "frekans-yük" ilişkisinin bozulmasıdır. TEİAŞ, İletim Ağını nasıl izliyor. nasıl denetliyor? SCADA/EMS yazılımı kullanılıyor. Bu yazılını sayesinde, iletim ağını oluşturan enerji nakil hatları, trafolar ve elektrik üretim santralleri, kısacası bütün TEİAŞ iletim ağı, bilgisayar ekranı üzerinde, mimik-animasyon diyagramları halinde ve "gerçek zamanda", anlık verileri kaydederek izleniyor. Üreülen enerji imlik olarak tüketilmek zorundadır. Dolayısıyla, anlık talep artış ve azalışlarına uygun olarak, yeterli üretim kapasitesinin devrede olması gerekiyor. TEİAŞ‘ın kullandığı SCADA yazılımı. Siemens firmasınca hazırlanmış olan S1NAUT Speclrum adlı bir yazılım... İşin püf noktası galiba şu: kontrol merkezlerindeki Sun sunucu ve iş istasyonlarına (VVorkstation) ek olarak PC‘ler de bağlanıyor. Ne var ki bunlar Windows ve Whıdows NT işletim sistemiyle çalışıyorlar ki, bu durum kanaatimce, SCADA ağının zayıf ve siber saldırıya açık noktalarını oluşturuyorlar. Sorgulanması gereken şudur: kullanılan yazılım ve sunucular ile sunuculara bağlı iş istasyonu ve Windows esaslı PC‘ler bir siber saldırı olasılığına karşı hangi önlemlerle korunmaktadırlar? İşte bu noktayı, yetkililer açıklamak durumundadırlar.
(GÖZLEM; 04.04.2015)