Nergis Demirkaya`nın sorularını yanıtlayan Ebru Akgün Yalçın, enerji üretiminden dağıtımına kadar alanlarda kamunun etkin olması gerektiğinin altını çizerek şunları söyledi, "Bizim tespitlerimize göre 40`ın üzerinde ilde bu kadar yaygın bir kesintisin olduğu bir durumla daha önce karşı karşıya kalmamıştık. Aslında bir gün öncesinde 30 Mart`a döndüğümüz zaman aynı saatlerde frekans düşmesinden kaynaklı olarak Avrupa Birliği`nin enterkonnekte sisteminden koptuk. Ama orada teknik arkadaşlarımız, meslektaşlarımız ve sistem kendisini bir şekilde toparlayabildi. Ertesi gün yani 31 Mart aynı saatlerde bir sorun yaşandı. Bu problemin ne olduğuna ilişikn iddialar üzerinden gidebiliyoruz. Şu ana kadar resmi açıklama yapılmadı. Ama anladığımız yüksek oranda ihtimal verdiğimiz frekans düşmesinden kaynaklı böyle bir olayın yaşandığı yönünde. Türkiye elektrik sistemi 50 Hz. Bunun çalıştırabilir düzeyi 49,5 ila 50 arasında. Dün frekansın 48.8`e düştüğü tespit ediliyor. Bu frekans düşmesinden kaynaklı olarak sıkıntı yaşandığı söyleniyor. Bakanlık yetkileri de aynı şekilde ifade ettiler. Domino etkisi yaşandığı belirtildi. Aslında devre dışı kalan santrallerden sonra bütün santrallerin yavaş yavaş devre dışı kalması sistemin kendini toparlayabilmesi için geçen zamanın da sürekli artmasıyla böyle bir olay yaşamışız gibi görülüyor. Elektrik nakil hatları ile ilgili problemlerden olduğu da bahsediliyor. Kopma vs. Bununla ilgili herhangi bir tespit yapılabilmiş değil."
Nergis Demirkaya`nın "Çok büyük bir krizi atlattık. Bizim bir koruma sistemimiz yok mu? Ülkeyi karanlığa bir gün boyunca boğulan bir ülke, sorumluluk kimindir? Başka ülkelerde sistem nasıl? Bu duruma nasıl düşülebilir." sorusuna yanıt veren Ebru Akgün Yalçın, "Bizim koruma sistemimiz var. Tasarım ve uygulama sürecinde ciddi plânsızlıktan bahsedebiliriz. Türkiye`de elektrik üretiminin yüzde 70‘i özel şirketlerin yüzde 30‘u kamunun elinde, dağıtımın tamamı özelleştirilmiş durumda. Elektrik sistemi üretim, iletim ve dağıtım bölümlerinden oluşur. Üretim ve dağıtım kısmını özelleştirmişsiniz kamu olarak sadece iletim kısmındasınız. Bu süreçler aslında ciddi tasarım ve plânlama gerektiren süreçlerdir. Türkiye`de ayakta tutabilecek bir elektrik sisteminden bahsediyoruz. Bunların elbette ki korumaları vardı. Ama şu da bir gerçek ki çok ciddi plânsızlık yaşanıyor. Bu da enerji politikalarının plânlanmamasından kaynaklanıyor. Tamamı özel sektörün elinde olan dağıtım sisteminden bahsediyoruz. EPDK ve devletin burada belirleyici aktör olma niteliği gittikçe zayıflıyor. Daha çok sermaye ve piyasanın belirlediği ilişkiler üzerinden devam eden bir süreçle karşı karşıyayız. Bu durum bizleri yani son kullanıcıları zaten direkt etkiliyor. Elektrik kesintisi sağlıktan, eğitime, sanayiye bir çok kesimin olumsuz etkilendiği bir noktaya götürdü bizi."
Nergis Demirkaya son olarak "Enerji alanı çok stratejik bir alan. Özelleştirme tartışmalarının sonuçlarını mı yaşıyoruz?" sorusuna yanıt veren Ebru Akgün Yalçın şöyle konuştu; "Konuyla ilgili EMO olarak basın açıklamasında bulunduk ve bazı iddiaların altını çizdik. Bu iddialar arasında 1 Nisan`da EPDK`nın yürürlüğe gireceğini duyurduğu üretim fiyatları tarifelerinin üretim şirketleri tarafından beğenilmediği üzerine ifademiz vardı. Şöyle ki günün belli saatlerinde elektriğin ucuz olduğu dönemler olur. Buradaki arz talebi TEİAŞ belirler. Bakan Bey bizim açıklamamızı şu şekilde değerlendirmiş, ‘Elektrik fiyatları ucuz o yüzden bu yaşandı` gibisinden. Bunu bu şekilde anlamak zorlayıcı olmuş. Bizim bahsettiğimiz elektriği santaj noktasında bulundurma eğiliminde olunduğundan bahsettik. Biz EMO olarak yıllardır ucuz, nitelikli, kaliteli, ulaşilabilir enerji hakkından bahsediyoruz. 4 kişilik bir ailenin kullanım miktarı olan elektriğin bedelsiz olarak verilmesini savunuyoruz. TEİAŞ`taki meslektaşlarımız yoğun çabalarla dün akşamki krizi aşmaya çalıştılar ama kamu yönetimi çok kötü bir noktaya geldi. Nitelikli personelin oradan istihdamının azaltılması trafo merkezlerinin özelleştiriliyor olması, taşeronlaşma, kadrolaşma böylesi kritik noktalarda da egemen olduğu durumda bizim buraları nitelikli şekilde yönetebilmemiz mümkün olmayacak. Kamu yönetiminin tarafsız olması mesleki yeterliliğin değerlendimesi gerekiyor.Dün yaşanan Türkiye halkı kendinize gelin, enerji bakanlığı kendinize gelin uyarısıdır. Ucuz atlatılan bir şeydir. Nereden baksan sistem 10 saatte toparlandı. Bu işareti görmek lazım. Bu anlamda enerjinin üretimden dağıtımına kamu etkin olmalıdır, kamusal hak üzerinden enerji politikasını belirlemek gereklidir diye düşünüyorum."