Tüm Haberlere Dön
44. DÖNEM ÇALIŞMA PROGRAMI
Haberler Genel Merkez

44. DÖNEM ÇALIŞMA PROGRAMI

SOMA`DA YAŞAMINI YİTİRENLERE

derine hep derine kazıyoruz

nerde çağımızın o altın kalbi

çağımızın altın kalbini arıyoruz

üzerimizde ağır bir yeryüzü

gökyüzünden uzakta

çok uzakta

derine hep derine kazıyoruz

nerde çağımızın o altın kalbi

çağımızın altın kalbini arıyoruz

Madencileriz biz

Devrimcileriz biz

GİRİŞ

44. Olağan Genel Kurulumuzu tamamlayarak 2014-2016 yıllarında görev yapacak Yönetim Kurulumuzu oluşturduk. Kendi içerisinde oluşan yeni mühendislik alanları ile giderek genişleyen örgütsel yapımızın, meslek alanlarımızın ve üyelerimizin sorunlarına yaklaşımda ortak bir aklı harekete geçirmek için, sadece seçilen yönetim kurulları ile sınırlı olmayan demokratik bir çalışma anlayışını dönemimiz boyunca sürdürmeye özen gösteren geleneğimizi devam ettireceğiz. 

Dünyayı küresel bir şirkete dönüştüren neo-liberalizmin, insanlığın büyük kısmını küçük bir azınlığın kâr aracına dönüştürdüğü bir zaman dilimindeyiz. Bunun için dünyanın her yerinde yaşayanlar bir yandan neredeyse tek bir devlet gibi hareket eden dünya ölçekli bir piyasanın egemenliğine tabi kılınırken, öte yandan her bir toplum artık sadece bir baskı ve kontrol aygıtına dönüşmüş otoriteryan devletlere teslim edilmiştir. Böylece kamusal alan ve dolayısıyla siyasal alan ortadan kalkmış, toplumun üyeleri yurttaş vasfını kaybetmiş, her biri uluslararası sermayenin kâr, yarar ve verimlilik hesaplarının elemanı haline getirilmiştir. 

Emperyalist yeni liberal politikaların baş aktörleri, haksız, adaletsiz ve hukuksuz saldırılarıyla dünyayı yeniden yapılandırma hedefi doğrultusunda, başta Ortadoğu, Kafkasya, Balkanlar ve Afrika ile bölgemizde Suriye ve Irak olmak üzere tüm dünyayı savaş ve kargaşa ortamına sürüklemekte, yarattıkları kargaşa ortamını yöneterek de enerji, gıda ve su kaynaklarının kontrolü ve egemenliği üzerinden şekillenen 21. yüzyılın hegemonya mücadelesinde stratejik hedeflerine ulaşmanın planlarını adım adım uygulamaktadırlar. 

Dünyada bu gelişmeler yaşanırken ülkemizde Cumhuriyet tarihinin en kitlesel halk hareketi olarak tanımlayabileceğimiz "Gezi Direnişi"nin gerçekleştiği, Suriye`ye yönelik hükümet politikalarının her geçen gün bataklığa saplandığı, yeni anayasa, Kürt sorununun çözümü yolunda müzakere ve buna paralel olarak çatışmasızlık ortamı devam ederken demokratikleşme yolunda gereken adımların atılmadığı bir dönem yaşanmaktadır.

Ortadoğu`daki emperyalist politikalarının gereği olarak taşeron rolünü üstlenen Türkiye ise Suriye`ye emperyalist bir müdahale için savaşta öncü rolü üstlenmeye çalışmakta, emperyalist savaş tüm Ortadoğu halklarını tehdit etmekte, AKP hükümeti giriştiği bu taşeron rolü ile Ortadoğu halklarını özgürleştireceğini söylerken aslında kardeş olan Ortadoğu halkları arasına düşmanlık tohumları ekmektedir.

Yaratılan ırkçı/şoven atmosferin içerisinde ucuz emek deposu olarak görülmekte olan Kürt emekçilerinin üzerinde baskılar artırılıp, terörize edilerek emek sömürüsünün devamı sağlanırken, bölgesel asgari ücret ile de bu ayrımcılık açıkça dile vurulmaktadır. Aynı zamanda bir Ortadoğu sorunu olarak "Kürt sorunu" Irak`ın işgali ve Suriye`nin işgal tehditleri altında savaş konsepti içerisinde çözülmeye çalışılmakta ve Rojava`da da olduğu gibi Kürt sorununda barışçıl ve demokratik çözüm seçeneğine yanaşılmamaktadır.

Toplumsal ve onurlu bir barışın acil bir ihtiyaç olarak önümüzde durduğu bu dönemde tartışma zemininin önünü açacak girişimler süreci güçlendirecek ve güven artıracaktır. Çatışmalı ortamın tamamen gündem dışına çıkarılması için atılacak her adım toplum nezdinde çok büyük anlam ve önem taşımaktadır. Sorunun çözümüne katkı koymak isteyen bütün kesimlerin çaba göstermesi her zamankinden daha büyük önem arz etmektedir.

AKP`nin, demokrasi ve hukuk anlayışına benzer biçimde, yurttaşların sağlıklı bir çevrede ve kentte yaşama haklarına bakışı da büyük sorunlar taşımaktadır. Bu anlayışın sonuçlarını, son olarak 2013 Haziran ayı boyunca süren, Taksim Gezi Parkı direnişinde gördük. Gezi Parkı`nın yıkılarak mevcut alanın yapılaşmaya açılması planlarına yönelik tepkileri, zor ve şiddet ile bastırmaya çalışan siyasi iktidar, hiçbir şekilde beklemediği ve geniş toplum kesimlerince de hiçbir şekilde beklenmeyen bir tepkiyle karşılaştı ve Taksim`den yükselen itiraz çığlığı ülke tarihinde görülmemiş bir yaygınlıkla toplumsal dışavurumun ateşleyicisi oldu. Neo-liberal şehirleşme politikalarına karşı bir "kent hakkı" ve kent müştereğinin korunması mücadelesi olarak başlayan Taksim Gezi Parkı direnişi, dalga dalga büyüyerek ülkenin neredeyse tüm kentlerine yayıldı. Siyasi iktidar hiç beklemediği bu direnişe her kriz döneminde olduğu gibi zor ve şiddet ile yanıt verdi. Yaşanan olaylarda polis şiddetine maruz kalan 8 kişi hayatını kaybederken, 13 kişi gözünü kaybetti, binlerce kişi de yaralandı. Kent hakkına ilişkin yerel bir taleple başlayan halk hareketi; AKP`nin 11 yıllık iktidarı süresince uygulanan neo-liberal politikalara, anti-demokratik uygulamalara, on binlerce insanın mesnetsiz iddialarla tutuklanmasına ve uzun tutukluluk sürelerine, ülkenin her yanında başbakanın "kadın da olsa, çocuk da olsa gereğinin yapılması" talimatının sonucunda onlarca yurttaşımızın polis şiddeti ile can vermesine, iş cinayetlerine dair birikmiş sosyal gerilime karşı patlama noktası olmuştur. Sokaktan siyasi iktidara verilen mesaj nettir: Ülkeyi yönetenler, halkın yaşamını zorlaştıran, özgürlüklerini kısıtlayan iktidar icraatlarına dair birikmiş öfkesi ile er ya da geç tarihin bir noktasında karşılaşacak ve geniş kitlelerin başkaldırısının karşısında durmak hiçbir güç için kolay olmayacaktır. 

Buna karşı hükümet, iktidarını tehdit ettiğini düşündüğü her demokratik hak hareketi karşısında davrandığı gibi intikam güdüsüyle, zor ve baskısını arttırma yolunu seçti. Sendika yöneticileri, öğrenciler, sanatçılar, turistler, muhalefet - ve hatta gezi hakkında farklı düşünen iktidar milletvekilleri - işadamları ve şirketler, özet olarak "Gezi" ye "katılan" her insan-kurum-kuruluş iktidar tarafından hedef tahtasına yerleştirildi. 1 Mayıs`la başlayan süreçte binlerce kişi gözaltına alınırken yüzlerce yurttaşımız da tutuklandı. 

Devlet Denetleme Kurulu Raporu`nun ardından gündeme getirilen ve TMMOB`yi işlevsizleştirmeyi amaçlayan Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) ile meslek odalarımız AKP güdümünde sahibinin sesi yapılara dönüştürülmek istenmektedir. TMMOB‘ye yönelik saldırının da kaynağı olan Çevre ve Şehircilik Bakanlığı`nın Kurulması Hakkındaki Kanun Hükmündeki Kararname incelendiğinde kentlerin sermaye için büyük bir talana açıldığı ve bu saldırı karşında mesleki bilgisinin ve örgütlülüğünün verdiği güç ile direnç noktası oluşturabilecek olan örgütümüzün de yeniden şekillendirilmeye çalışıldığı gözükmektedir. Gündeme getirilen kararnameler ile "siyasal iktidara bağlı meslek örgütleri yaratılması" hedeflenmektedir. Sıra, AKP iktidarı eliyle kamuda yürütülen siyasal kadrolaşma ve yandaş sermaye yaratma çabasından sonra meslek örgütlerini ele geçirmeye gelmiştir. Afet ve Kentsel Dönüşüm, Yapı Denetim Kanunu, İmar Kanunu, Kat Mülkiyeti Kanunu`nda yapılmak istenen düzenlemeler, Türk Ticaret Kanunu ile mühendislik hizmetlerinin görece bağımsız olarak yapılmasını tamamen ortadan kaldırırken, halkın da barınma hakkını hiçe sayarak sözüm ona güvenli bina sağlarken, kent halkını tekrar mülksüzleştirmenin yasa değişiklikleri olarak gündemimize getirildi. Yargı kararlarının uygulanmayacağını da alenen garantiye alan bu tasarılar sadece büyük inşaat şirketlerinin ve kara para aklama operasyonlarının düzenlemeleri olarak karşımıza çıkarılmıştır. EMO olarak, halkın güvenli barınma hakkı ile meslektaşlarımızın sorunlarının kesiştiği bu düzlemde, bu hukuksuz düzenlemelere karşı tüm gücümüzle demokratik yollardan mücadele etmeye devam edeceğiz.

Gezi sonrası intikam operasyonlarından örgütümüz TMMOB de nasibini aldı. AKP iktidarı; 9 Temmuz`u 10 Temmuz`a bağlayan gece TBMM Genel Kurulu`nda kabul edilen torba yasa ile TMMOB ve bağlı meslek odalarının kamu adına gerçekleştirdikleri mesleki denetim yetkisi, Anayasa`nın 123, 124 ve 135. Maddelerine, 6235 sayılı TMMOB Yasası`na ve diğer mevzuata aykırı biçimde ortadan kaldırmaya yönelik yasal düzenlemeyi meclisten geçirdi. İktidar, mecliste çoğunluk olmasından aldığı güç ile gerçekleştirdiği bu saldırısı vasıtasıyla bir taşla iki kuş vurmaya çalıştı. İktidar bu yöntemle, bir yandan, en önemli hedeflerden biri olarak önüne koyduğu kentsel dönüşüm sürecinde adeta bir ayak bağı olarak gördüğü mesleki denetim zorunluluğunu ortadan kaldırarak denetimsizliğin önünü açarken, öte yandan TMMOB ve bağlı odalarının gelir kaynaklarını daraltmayı ve oda-üye ilişkisini zayıflatmayı amaçlamıştır. "İleri Demokrasi"yi dilinden düşürmeyen iktidarın demokrasiyle uzaktan yakından ilgisi olmadığı açık biçimde rehber bellediği "ben yaptım, oldu" mantığının bir başka ürünü olan bu yasa değişikliği, ülke tarihinin gördüğü en büyük sokak hareketinin her aşamasında toplumsal sorumluluğu gereği kitlelerle omuz omuza duran TMMOB bileşenlerine bir gözdağı verme amacı taşımaktadır. 

Ne ironidir ki, AKP "vesayet rejimine" karşı kanıtlar kullanarak bugüne kadar iktidarını sürdürmüştür. Ancak iktidarın kendi vesayet düzenini kurduğuna da artık herkes tanıklık etmektedir. Demokrasi kavramının içi boşaltılarak, iktidarın onaylamadığı hiçbir şeyin yapılamadığı ve söylenemediği bir noktaya hızla sürüklenmekteyiz. KHK`larla mühendislik, mimarlık ve şehir plancılığı hizmet alanlarına müdahale eden, mesleki denetimi kaldırarak meslek odalarının üyelerini denetlemesini yasaklamaya çalışan AKP, şimdi de 12 Eylül darbecilerinin getirdiği ama bugüne kadar ne darbecilerin ne de sonraki hükümetlerin uygulamadığı "vesayet" sistemini "uygulama" kararı aldı. 

Bilinmesi gereken şudur ki; örgütümüz TMMOB, bugün olduğu gibi her zaman emekten ve halktan yana olan çalışma anlayışıyla kitlelerin meşru, demokratik taleplerinin yanında duracak, bu taleplerin yanında durmanın aynı zamanda üyelerinin geleceğine de sahip çıkmak olduğunun bilinci ile hareket edecektir. 

Başta TMMOB olmak üzere Odalarımız, hükümetin anti demokratik, bilimsel temelden uzak düzenlemelerine karşı yasal ve meşru zeminde sonuna kadar mücadele edecektir. Dünya`da, kamu yönetiminden kentin yönetimine uzanan yeniden yapılanma biçimleri, ülkemizde özellikle 2000`li yıllardan sonra yasa ve yönetmeliklerde gerçekleştirilen yeni düzenlemeler ile Kamu Yönetimi alanında hayata geçirilmiş ve İzmir de bu yeni yapılanmadan payını almıştır. Yeni yapılanma ile Belediye ve İl Yönetimleri`nde önemli değişiklikler meydana gelmiştir. Ancak küresel pazarın nesnesi haline gelen kentlerimizde kente, kentsel mekâna, planlama süreçlerine ve kentin yönetimine ilişkin birçok sorun varlığını sürdürmekte ve hatta kentlerin yönetim stratejilerine bağlı olarak sınıflar arasındaki uçurumlar giderek büyümektedir. TMMOB ve Odaları kentimize dair toplumcu bir bakış açısıyla doğruları söylemeye ve savunmaya, geçen dönemlerde olduğu gibi bu dönemde de devam edecektir. 

Ülkemizdeki mevcut siyasi tablo, yeni dönemde özgürlükçü, eşitlikçi, demokratik bir Türkiye mücadelesinin geliştirilmesinde biz mühendislere, emekten ve halktan yana olan diğer demokrasi güçleriyle yan yana, omuz omuza saf tutma sorumluluğumuzu bir kez daha hatırlatmaktadır. 

Gün, "aklın kötümserliği, iradenin iyimserliği" ile hareket etmenin ve genelden özele yaşanan fiili süreçlere karşı hazırlıklı olma günüdür. Gün safları sıklaştırıp, örgütlülüğümüzü güçlendirerek öfkemizi özgür, eşit, demokratik Türkiye mücadelemizde umuda dönüştürmenin günüdür.  

Enerji alanında iktidar eliyle sürdürülen özelleştirmeler üretim santralleri ve dağıtım şebekeleri bazında tüm hızı ile devam ediyor. Neo-liberal politikalar ekseninde "yapısal düzenlemeler" adı altında bu kural tanımaz, "Ben yaptım, oldu" siyaset anlayışı ile kaos ortamı daha da büyümekte. Önümüzdeki yıllar yatırımsızlık ve pahalı elektrik olarak enerji alanında krizin daha da derinleşeceğini göstermektedir. Bu yetmezmiş gibi AKP`nin nükleer santral kurulması konusundaki ısrarı,  Japonya`da yaşanan felaketten hiçbir ders çıkarmadan, nükleer lobileri ve içeride güç aldığı yandaş şirketleri palazlandırmak adına Mersin`de ve Sinop`ta santral kurma inadı ile devam ediyor. Nükleer santralden yayılan radyasyonu evdeki tüp gazla, televizyonla, bilgisayarla karşılaştırarak toplumla dalga geçiliyor. Nükleer santral gerekçesi olarak sunulan enerji ihtiyacı ve "Karanlıkta kalacağız" söylemleri tam bir aldatmacadır. Türkiye nükleer santraller kurulmadığı için değil, derinleştirilen neoliberal politikaların ve bunların yürütücüsü olan liberal siyasetçilerin yarattığı kaos ile bir krizin eşiğine getirilmiştir. Enerji üretiminde her zaman doğru seçenekler vardır.  Bütün mesele enerji tüketiminin özendirilerek arttırılması değil ihtiyaç üzerinden planlayan kamusal bir anlayışın yaratılarak çevreye uyumlu bir enerji politikası yaratılmasıdır.  

Şimdi nükleer santral değil, enerji kaynaklarımızı kamu yararına devreye sokmak, enerji verimliliğini gerçek anlamda hayata geçirmek, enerjide toplumsal adaleti ve hukuku yaratmak zamanıdır.

Nükleer Karşıtı Platform bileşeni olarak, başta Mersin Akkuyu ve Sinop halkının tüm itirazlarına rağmen kurulması hedeflenen nükleer santrallere karşı sesimizi daha gür ve örgütlü olarak çıkarmaya dün olduğu gibi bugün de, yarın da devam edeceğiz. Enerjinin tüketim nesnesi değil, temel ihtiyaç olduğundan hareketle, halkın enerji hakkını savunacağız.

Artık "iletişim" kelimesi yanında en fazla "özgürlük" kelimesini görür olduk. Doğası gereği kanunlarla korunan iletişim özgürlüğü en fazla talep ettiğimiz özgürlüklerin başında gelmeye başladı. İnternette kaç sitenin kapatıldığını bilmiyoruz. Ancak son yıllarda kapatılan site sayısının 30-50 bin arasında olduğunu tahmin edebiliyoruz. İnternetin güvenli kullanımı adına nasıl belirleneceği belli olmayan ak-kara listelerle girdiğimiz, bizim için zararlı olmayan sitelere yine devletimiz karar veriyor olacak. 

Herkesin dilini, kültürünü özgürce yaşayabileceği, insanımızın kardeşçe ve bir arada yaşadığı bir ülke ancak demokratik bir ülke olabilir. Bunun başarılması ise gerçekten demokrasiye ve barışa inananların mücadelesi sonucu mümkün olabilecektir. AKP`nin geliştirdiği, bölgenin emperyalizmin çıkarları doğrultusunda düzenlenmesi ve "ılımlı İslamcılık" içerisinde ümmetçi temelde bir arada olma politikaları bugünkü karanlığın katmerlenmesi ve geleceğimizin teslim alınmasından başka bir anlama gelmeyecektir.

Bugün parasız eğitim isteyen öğrencilerin cezaevinde tutuldukları, yaşadıkları yörede HES istemediklerini dile getirenlere gaz bombaları ile ölümün reva görüldüğü, İnternet yasakları ile toplumun tek tipleştirilmeye çalışıldığı, TEKEL işçilerinin güvencesizliğe, sağlık emekçilerinin taşeronlaşmaya mahkûm edildiği, Enerji-Sen`de örgütlenen taşeron enerji çalışanlarının sendikalaşma gerekçesi ile işten atıldığı bir süreç var. En başta da insanların düşünce özgürlüğüne getirilen yasaklar, en temel hak taleplerine karşı tutuklamalar, Uludere`de yaşadığımız vahşetle bir kez daha yok edilmek istenen barış ve kardeşlik taleplerimiz var. Onlarca gazetecinin tutuklu olduğu, içerisinde bilim insanları, seçilmiş belediye başkanları, sendikacılar, öğrenciler başta olmak üzere, iktidarın yarattığı yeni cemaat anlayışına biat etmediği için darbeci ya da terör yanlısı ilan edilerek gözaltına alınan, düzmece iddialarla tutuklanan binlerce insanın olduğu yerde demokrasiden söz edilemez.

EMO baskıcı, otoriter yönetim anlayışına karşı, özgürlük ve demokrasiyi; ırkçı ve milliyetçi anlayışın beslediği linç kültürüne karşı, bir arada kardeşçe ve barış içinde yaşamayı daha fazla inanarak savunmaya devam edecektir. 

AKP, iktidara geldiği andan itibaren yeniden düzenlemek istediği her alanı önce kuralsızlaştırıp kargaşa ortamı yaratmakta ve alanı düzenleme adı altında piyasalaşmanın yasal düzenlemelerini kalıcılaştırırken, halkı da kaotik durumdan kurtardığını iddia ederek ikna etmektedir. Örneğin; kamu personel reformu, norm kadro uygulaması ile kamuda teknik personelin istihdamının en alt seviyeye indirilmesi ile kamusal denetim alanlarında bu kaotik ortam yaratılmış pek çok alanda kamu denetimi yapılamaz hale gelmiştir. Bunun bedelini her gün halkımız can kayıpları ile ödemektedir. İşçi sağlığı ve güvenliği alanı bunun en acı örneklerinden biridir. Denetim alanlarının piyasalaştırılmasına karşı mücadele etmeye ve piyasalaşmasının sonuçlarını görünür kılarak kamuoyu oluşturmaya çaba göstereceğiz. 

EMO, gücünü mesleki uzmanlık alanlarındaki bilgisinden, birikiminden ve potansiyelinden alan ve uygarlığın gelişmesi ve insanca yaşam ortamlarının sağlanmasında yalnızca bilim ve tekniğin gelişmesinin yeterli olmadığını, toplumda yaratılan diğer değerler gibi, bilimsel ve teknolojik gelişmelerin de yarattığı bilgi ve ürünlerin kullanımında da toplumun söz, karar ve yetki sahibi olmasını, doğa ve insanın temel değerler olarak kabul edildiği ekonomik, sosyal, siyasal ve kültürel politikalarla birlikte emeği, özgürlüğü, eşitliği, demokrasi ve barışı savunmaktadır.

Diğer yandan işsizlik, mesleğin araştırma-geliştirme ve tasarım etkinliklerinde yoğunlaşmayı sürdürdüğü bir dünyada mesleki bilgi ve becerilerimizi uygulama ortamlarının daralması, beyin göçünün hızlanması, aldığımız eğitim ve üstlendiğimiz sorumluluklara uygun olmayan düşük gelir düzeyleri mühendisleri yoğun bir biçimde olumsuz etkilemektedir.  Asgari ücretle çalışma, kendi alanında iş bulamadığı için nitelik sorgulaması yapmadan başka alanlarda çalışma, iş güvencesi eksikliği ile sürekli iş değiştirme gibi sorunlar durumu daha da kötüleştirmektedir. 

Meslektaşlarımız ya hayatlarının bir döneminde işsiz kalmakta ya da işsiz kalma korkusu ile düşük ücretle, aşırı ve bedeli ödenmeyen fazla mesailere mahkûm edilerek, sigorta primleri ödenmeden veya asgari ücret üzerinden ödenen, güvencesiz çalışmak durumunda bırakılmaktadır. Nihayetinde de krizlerde ilk işten çıkarılan olabilmektedirler.

Proje asistanlığı ve 50D gibi güvencesiz araştırma görevliliği kadroları, yıllık zorunlu yayın yapma kotası ile akademisyen meslektaşlarımızın çalışma ve düşünsel üretim alanları kısıtlanmakta, akademik alan sermayenin ihtiyaçlarına bağlı olarak güvencesizleştirilmektedir.

Önceleri özel sektörde veya kamuda rahatlıkla iş bulabilen meslektaşlarımız, günümüzde bu avantajlı konumlarını kaybetmiştir. Bazı meslektaşlarımız kendi meslek alanlarında iş bulamayıp, başka alanlara yönelmek zorunda kalmıştır. 

Bu çalışma koşullarına rağmen ücretli çalışan meslektaşlarımızın çoğu sendikalı değildir. Genellikle küçük işletmelerde çalışıyor olmaları sendikal örgütlenmeyi zorlaştırırken, diğer yandan meslektaşlarımızın önemli bir kesiminin, eğitim dönemlerinden başlayarak bilinçlerine işlenen politik ve örgütlü olma korkusu ve diğer çalışanlardan ayrıcalıklı oldukları düşüncesi, sınıfsal konumlanışlarındaki tercihlerinde yanılsama içerisine girmelerine neden olmakta, buna bağlı olarak sendikal örgütlülük ve mücadele fikrinin bu kesim içerisinde gelişmesinin önünü tıkamaktadır.

Birçok iş yerinde mühendisler kapsam dışı olarak nitelendirilmekte ve bu durum meslektaşlarımızı işverenleri karşısında yalnız bırakmakta çoğu zaman özlük hakları mücadelesinde bile diğer meslektaşları ile dayanışma içerisine girememeleri sonucunu doğurmaktadır.

Ayrıca emek yoğun işletmelerdeki klasik sendikal örgütlenme modelinin günümüz çalışma yaşamına uygulanması güçleşmektedir. "Beyaz yakalı" olarak tariflenen ve meslektaşlarımızın da arasında olduğu bu kesimin örgütlülüğü için var olan sendikal yöntemler yeterli olmamakta, sendikalar bu yeni sürece uyum sağlamakta, örgütlenme pratiği geliştirmekte zorlanmaktadır. Emekten ve emekçiden yana konumlanışımız ve üyelerimizin büyük çoğunluğunun ücretli çalışan olduğu gerçeğinden hareketle, ücretli çalışan ve işsiz üyelerimizin sorunlarını ve taleplerini önceleyerek meslektaşlarımızın çalışma koşullarının iyileştirilmesi ve güvenceli bir şekilde mesleklerini icra edebilmeleri için, tüm ücretli çalışanlara grevli, toplu sözleşmeli sendika hakkının tanınması için mücadele edeceğiz.

Yeni dönem, yukarıda sözünü ettiğimiz hedef çerçevesinde EMO`nun önüne koyduğu görevler doğrultusunda mücadeleyi daha da yükselteceği dönem olacaktır. Ülkemizdeki toplumsal muhalefet içerisinde çıtayı yükselterek emek mücadelesine ivme kazandıran EMO`nun bu durumu, küresel finans-kapital zorbaya teslim olmuş, onun direktifleri ile hareket etmekte olan egemen güçlerin gözünden kaçmamaktadır. Finans-kapital zorbanın tek kutuplu dünyayla bütünleştirme çalışmaları kapsamında çıkartılan Kamu Reformu Temel Yasası, GATS (Hizmet Ticareti Genel Anlaşması), özelleştirmeler ve benzeri toplumun geniş kesimini etkileyen kapsamlı düzenlemelerin ardından sistemin EMO özelinde de örgütü işlevsizleştirmeye yönelik hazırlıklar içinde olduğu bilinmektedir. Bazı kurum ve kuruluşlar aracılığıyla münferit saldırılar giderek sistemli hale dönüşme eğilimindedir.

Mesleğimizin ve meslektaşlarımızın güvencesiz çalışma karşısındaki talepleri ile halkın taleplerini, birleştirebileceğimiz araç ve yöntemleri belirleyerek yeni, iradeci bir mücadele hattını hep birlikte örmemiz gerekiyor. EMO mevcut örgütlü yapısıyla, emekten yana güçler ile birlikte finans kapital-zorbanın ve işbirlikçilerinin ezberini bozacak, hesaplarını boşa çıkartacak güce ve inanca sahiptir.

Elektrik, Elektrik-Elektronik, Elektronik, Haberleşme, Kontrol ve Biyomedikal mühendislerinden oluşan 47 bini aşkın üyesi, 14 şubesi, 112 il ve ilçe temsilciliği, 170 işyeri temsilciliği, yüzlerce bilimsel yayını ve 190 çalışanı ile EMO, ülkenin her yerinde 1954‘den beri emek, demokrasi ve mesleki mücadelesini sürdürmektedir.

Her yıl açılan yeni bölümler ve artırılan mevcut kontenjanlar dolayısıyla mevcut oda üyesi kadar sayıda aday üyesinin önümüzdeki birkaç yıl içerisinde mezun olacaklarını rahatlıkla söyleyebiliriz. Üretime dayanmayan bir ekonomiye sahip ülkemizde artan bu mühendis emeğinin istihdamı büyük bir sorun olarak ortaya çıkacaktır. Üyesinin yaşadığı ve ilerde yaşayacağı sorunlara ilişkin politikalar üretecek ve çözüm önerileri getirecek bir odaya daha fazla ihtiyaç olacaktır.  

Geçtiğimiz dönemde piyasa aktörleri ve sektör dernekleri ile birlikte Mesleki Yeterlik Kurumu (MYK) eliyle 6. Seviye (TMMOB`nin yetkisinde olan 4 yıllık lisans düzeyinde kanunla belirlenmiş meslekler olmasına rağmen ) Yazılım Geliştirme Uzmanı ve BT İş Analisti gibi meslek alanlarına ait Ulusal Meslek standartları yayınlanmıştır. Bu örnek önümüzdeki dönemde meslek alanlarımıza hukuksuz benzeri müdahalelerin yapılabileceğini göstermesi açısından önemlidir. Açılan yeni bölümlerin isimleri (örn: Enerji Sistemleri Mühendisliği ) ve meslek alanlarının  -istihdam problemlerinden de kaynaklı – birbirinin içine girdiği bir ortamda TMMOB bütünselliği içerisinde ve bilimin gereklerini yok saymadan meslektaşın haklarının korunması büyük önem arz etmektedir. 

Kurumsal kimliğimize yönelik her türden baskıya karşı duracağız. Türkiye`nin demokrasi mücadelesi içerisinde emek ve meslek örgütleri ile birlikte, yüreği insandan ve emekten yana atanlarla dün olduğu gibi bugün de gelecekte de omuz omuza yürümeye devam edeceğiz. 

Yaratılan değerlerin topluma yeniden dönmesi, bu değerleri yaratanların ortak bir amaç etrafında örgütlenmesini ve mücadele etmesini gerektirmektedir. Bu çerçevede bağımsız ve demokratik bir Türkiye doğrultusunda, yaşanan ve bilinen tüm insanlık dışı süreci değiştirme eylemliliği içinde bulunan, toplumsal muhalefetin alanını genişleten, dayanışmayı sağlayan, örgütlülüğü gelişmiş, üretken bir EMO yaratma perspektifi de en önemli görevimizdir.

Bu bağlamda EMO, amaç ve görevlerini yerine getirirken, meslek ve meslektaşı ile ilgili sorunların tespiti ve çözümü doğrultusunda çalışma yürütürken, politik anlamda görüş oluşturacak ve bu görüşleri ile toplum içinde yerini alacaktır.

Yasa ve yönetmeliklerin bizi sorumlu kıldığı meslek örgütü olarak bilimi ve tekniği kamu yararına uygulama sorumluluğunu demokrasi ve barış ortamından bağımsız olarak düşünemeyeceğimiz gerçeğinden hareketle çalışma dönemimiz boyunca mesleki, bilimsel dergiler, meslek alanlarımızla ilgili yayınlar çıkartıp, kongre ve sempozyumlar düzenleyerek, meslek içi sürekli eğitimlerle üyelerimizi Odamız ortamlarıyla buluşturup yaşamlarında karşılaşacakları mesleki sorunlarına yanıtlar üretmek üzere eğitimler vermeye devam edeceğiz. 

44. Dönem Yönetim Kurulu olarak örgütsel yapımızı oluşturan tüm birimlerimiz ile ortak bir çalışma anlayışı içerisinde; Odamız üyelerini bizlerle buluşturacak ve örgütsel yapımızı güçlendirecek her olanağı yaratmak birinci görevimiz olacaktır. 

Çalışma İlkelerimiz

• EMO çalışmalarını; halktan, emekten, demokratikleşmeden yana, yurtsever ve anti-emperyalist anlayışla yürütülür. 

• EMO çalışmalarında, meslek ve meslektaş sorunlarının ülke ve toplum sorunlarından ayrılmayacağı temel ilke kabul edilir. 

• "Kamu çıkarlarını korumak"; halkın yanında, halkın yararına olmak anlamındadır. Mesleğimizle ilgili alanlarda sorgulayıcı olmak, gerekiyorsa yerel ve merkezi iktidarlarla mücadele etmek Odamızın vazgeçilmez görevidir. 

• EMO, kamu yararına çalışan benzer örgütler ve demokratik kitle örgütleri ile sürekli ilişkiler içerisinde olur. 

• Ülkemize ve halklarımıza karşı çok büyük zararlar veren ve verecek olan savaşlara karşı, kalıcı ve onurlu bir barıştan yanadır.

Mesleki/Teknolojik Etkinliklere Bakışımız

• Odamızın temel görevlerinin başında meslek alanının düzenlenmesi, mesleğin uygulanmasına yönelik iyileştirmelerin yapılması gelir. 

• Meslek alanına ilişkin gelişmelerin ve yeniliklerin izlenmesi, üyenin bu gelişmelerden yararlanmasının sağlanması temel hedeflerdendir.

• Mühendislik mesleğine sahip olanların ortak gereksinimlerini karşılamak, mesleki etkinliklerini kolaylaştırmak, mesleğin genel çıkarlara uygun gelişmesini sağlamak, meslektaşların birbirleriyle ve halkla olan ilişkilerinde dürüstlük ve güveni hâkim kılmak üzere meslek disiplinini ve ahlakını korumak esastır. 

• Mühendislik eğitiminin iyileştirilmesine yönelik girişimlerde bulunulur.  EMO gerici ve ezberci eğitim sistemine karşı parasız, bilimsel, özerk ve demokratik üniversiteyi savunmaktadır. Bir ülkenin eğitim politikaları, bilim, teknoloji ve sanayi politikalarından ayrı düşünülemez. EMO, yeniden yapılandırılan üniversite eğitim sürecine karşı durur ve mücadele eder.

EMO-Üye İlişkilerine Yönelik Bakışımız

• Oda örgütünün gücünü üyeden aldığı ve bu gücün harekete geçirilmesi gerektiği kabul edilir. 

• Üyelerle sürekli ve sağlıklı ilişkinin kurulması esas alınır. 

• Zorunlu üyeliğin savunulmasıyla birlikte, gönüllülük esasına dayalı ilişkilerde üyenin Odaya katkısının daha nitelikli olduğu açıktır. Odanın üyelerce "üye olunması gerekli" bir kurum olarak görülmesinin sağlanması esastır. 

• Odamız ücretli çalışan mühendislerin grevli-toplu sözleşmeli-sendikal haklarını kazanma ve kullanma mücadelesine aktif destek verir. 

• Odamız ücretli çalışan mühendislerin özlük haklarına, ekonomik ve sosyal gereksinimlerine yönelik çalışmalar yapar. 

• Odamız kadın mühendislerin iş arama sürecinde ve çalışma hayatında cinsiyet ayrımcılığına uğramaması için çalışmalar yapar, şube ve merkez çalışmalarına katılımlarını teşvik edecek yöntemler oluşturur, kadın personelinin oda içindeki kadın çalışmaları ile ilgili etkinliklere katılabilmesi için gerekli düzenlemeleri yapar.

• EMO, Organize Sanayi Bölgeleri`nde (OSB) küçük ve orta büyüklükteki işletmelerde ve diğer yerlerde çalışan üyelerimizin örgütlenmesi için çalışma yürütür. 

• Oda üyelerinin iş bulmasına yardımcı olur, çalışma koşullarını takip eder.

Karar Alma Süreçleri ile İlgili Bakışımız

• Odanın her biriminde kararların alınmasında demokratik merkeziyetçilik ilkesi temel alınır ve uygulanması sağlanır. 

• Oda örgütünün en küçük biriminin iş yeri temsilciliği olduğu kabul edilir. 

• Oda Merkezi`nde alınacak kararların oluşmasında katılım ve tüm görüşlerin dikkate alınmasına özen gösterilir. Dönem içerisinde Ana Yönetmelikte tanımlanan Oda Danışma Kurulu Toplantıları düzenlenerek geçmiş gelecek bağlatısı üzerinden karar süreçlerine katılım sağlanır.

• İşyeri Temsilcilikleri, İl-İlçe Temsilcilikleri, Şube Danışma Kurulları, Şube Yönetim Kurulu, Oda Danışma Kurulu, Koordinasyon Kurulu ve Oda Yönetim Kurulu zinciri karar alma süreci olarak kabul edilir. 

• Tanımlanan bu süreçten geçerek demokratik işleyişe uygun alınan merkezi kararların örgüt tarafından uygulanması esastır. Yapılan bu uygulamaların, karar alma süreci içerisinde yer alan tüm mekanizmaların denetleme ve sorgulamasına açık olduğu da bilinir. 

Örgütsel Bağımsızlık

• Odanın kurumsal ilişkilerinde bağımsızlık ilkesi göz önünde bulundurulur. "Kamu çıkarlarını korumak" hedefini zedeleyecek veya Odayı çalışma programlarından, çalışma ilkelerinden ödün vermeye zorlayacak hiçbir ilişkiye girilemez. 

• Siyasi partilerle ilişkilerin Odanın bağımsızlık ilkesinin zedelenmesine yol açmayacak nitelikte olmasına özen gösterilir. 

• Oda organlarında yer alan herkes, bu organların herhangi bir siyasi çalışmada basamak olarak kullanılmayacağını bilir. 

Oda Bütçesinin Oluşumuna ve Uygulanmasına İlişkin Bakışımız

• Oda bütçesinin uygulanmasında "Merkezi Bütçe" kavramı esas alınır. Ayrıca birimlerin eşit gelişmesini sağlayıcı, etkinlikler bazında yardımlaşma ve dayanışma esastır. 

• Gelirleri öncelikle üye ödentileri ve üyelere bağımlı olan bir örgüt yaratılması amaçlanır. Üye ödentilerinin toplanmasının, Oda Merkezi`ne aktarımların ve birlik payının düzenli ödenmesinin örgütlülüğün en temel gereği olduğu bilinir. 

• Oda faaliyetleri ticari kaygıyla gerçekleştirilmez. Yayımlanacak kitaplar, e-kitaplar, dergiler, bültenler, düzenlenecek eğitimleri, mühendislik mesleğinin geliştirilmesine ve uygulama alanlarına yönelik kurs ve seminerler kar amaçlı yapılamaz.

Oda Merkezi İşleyişine Bakışımız 

• Oda yönetmelik ve yönergelerinin titizlikle uygulanması esastır. 

• Oda Merkezi`nin en önemli görevi, Oda örgütünü yönetmelik ve yönergelerin verdiği görev ve yetkilerle ve Genel Kurul kararları doğrultusunda yönetmektir. Oda Merkezi`nin işlevlerinin başında örgütün etkin koordinasyonunu sağlamak, merkezi etkinlikleri (yayın, kongreler vb.) planlamak ve uygulanmasını sağlamak, örgütün dış ilişkilerini ulusal ve uluslararası düzeyde yürütmek gelir. 

• Demokratik işleyişe uygun alınmış kararların uygulanmasının sağlanması, uygulanamıyor ise nedenlerinin araştırılıp, demokratik karar oluşturma süreçlerinin yeniden çalıştırılması görev kabul edilir. 

• Odanın üst düzeyde oluşan kurumsal ilişkilerinin yürütülmesi, bu ilişkilerin örgüt bağımsızlığını zedelemeden sürdürülmesi Oda Merkezi`nin görevi kabul edilir. 

• Oda Merkezi sürekli komisyonlar yerine problem alanlarına yönelik süreli uzmanlık komisyonları oluşturmaya yönelir. Ancak yayın, eğitim vb. süreklilik gerektiren komisyonların devamı da sağlanır. 

• Oda Merkezi "örgüt içi sürekli eğitimin" gerçekleştirilmesinden sorumludur. Bu bağlamda, yöneticiler, kurul üyeleri, teknik görevliler, büro çalışanları, muhasebe görevlileri sürekli periyodik eğitimlerden geçirilerek, örgüt içi işleyişte uyum sağlanır. 

• Eğitimde merkezi koordinasyon, merkez ile şube ve temsilcilikler arası yatay ve dikey ilişkiler etkin şekilde sağlanır.

NEDEN BERABERİZ ve NELER YAPACAĞIZ?

Bizler geçmişte olduğu gibi 44. Dönem`de de; 

• Meslek alanlarımızın güçlendirilmesini demokratikleşme mücadelesinin bir parçası olarak görüyoruz. Bunun için de meslek alanlarımızla ilgili konularda denetleyici ve sorgulayıcı bir tutumla, kamu yararına taraf olmaya her koşulda devam edeceğiz. 

• Ürettiğimiz projelerle kamuoyunun, ülkemizin ve üyelerimizin gündemine müdahale etmeyi, aynı refleksle çalışan diğer demokratik kitle örgütleri ve uluslararası yapılarla ortak davranış kültürü yaratmaya çaba göstereceğiz. 

• Üyelerimizin ekonomik, sosyal ve demokratik taleplerinin örgütlü yapıların mücadelesinden geçtiği bilinci ile Odamızın örgütlenmeyi geliştirici, özendirici işlevinin devamını sağlayacağız. Bu konuda özellikle meslektaşlarımızın yoğun olarak çalıştığı alanlardaki sendikalar  ve emek örgütleri ile ortak çalışmalar yürütmeyi hedefleyeceğiz. 

• Ülke kaynaklarının kullanımında kamusal hakların korunmasını savunacağız. 

• Tüm çalışanların grevli-toplu sözleşmeli sendikal haklara kavuşmasını her ortamda talep edeceğiz. 

• Esnek, güvencesiz istihdam biçimlerine, kiralık işçi büroları, ödünç işçi v.b. uygulamalara karşı mücadele edeceğiz. 

• Herkesin parasız, çağdaş, eşit eğitim ve sağlık hakkını savunmayı sürdüreceğiz. 

• Herkesin, enerji, su, ulaşım, haberleşme hakkını savunmayı sürdüreceğiz.

• Kamusal hizmet alanlarının özelleştirmesine ve piyasalaştırılmasına karşı duruşun örgütlenmesinde etkin olarak yer alacağız. Özelleştirme karşıtı platformlardaki aktif görevimize devam edeceğiz. Özelleştirilen tüm kamusal varlıklar için yeniden kamusallığı savunacağız. 

• Öncelikle ülkemizde insan hakları ihlalleri; düşünce ve ifade özgürlüğünü yok eden ya da sınırlandıran uygulamalar; etnik, dinsel ve cinsiyet ayrımcılığı üzerinden yaratılan sömürü ve baskı ortamının kaldırılması; eşitlik, özgürlük ve adalet mücadelesinde benzer örgüt ve oluşumlarla omuz omuza hareket etmeye devam edeceğiz. 

• Güvenli çalışma, insanca yaşam ve güvenceli gelecek mücadelesinde sendikalar, meslek örgütleri, demokratik kitle örgütleri ile birlikte mücadele etmeye devam edeceğiz.

• İş sağlığı ve güvenliği uygulamalarının bütün çalışma yaşamını kapsaması, İş Güvenliği Mühendisliği alanında meslektaşlarımızın karşı karşıya kaldığı sorunların çözümü ve güvenli çalışma hakkı için çabalarımızı sürdürüp, geliştireceğiz. 

• Üretilen mal ve hizmetlerin denetimlerinin piyasalaştırılmasına karşı mücadele edeceğiz.

• Ücretli ve işsiz mühendisler ile ilgili Odamız ve TMMOB Genel Kurullarında alınan kararların hayata geçirilmesi çabalarımızı sürdürüp, geliştireceğiz.

• Üniversitelerin ticarileşmesine ve son uygulamalarından olan Bologna sürecine karşı, parasız, özerk, bilimsel, demokratik, anadilde üniversite için, teknoloji fakülteleri gibi toplumun ihtiyaçlarını karşılamaktan uzak, mühendis emeğinin değersizleşmesine yol açan benzeri uygulamalara karşı mücadele etmeye devam edeceğiz. 

• Akademik kadroların, iktisatçı ve sosyal bilimcilerin bilimsel görüş ve çalışmalarını, geçen dönem olduğu gibi bu dönemde de yapılacak etkinliklere yansıtarak en verimli şekilde değerlendireceğiz. 

•  Kadına yönelik şiddet ve cinsiyet ayrımcılığına karşı mücadele etmeye ve Odamız ve TMMOB`de kadın mühendislerin örgütlenme mekanizmalarını geliştirmeye devam edeceğiz.

•  Kadın mühendisler ile ilgili Kurultaylarda, Odamız ve TMMOB Genel Kurullarında alınan kararların hayata geçirilmesi çabalarımızı sürdürüp, geliştireceğiz.

• Öğrenci üyelerimizin örgütlülüğünü geliştirmeye, sorunlarının çözümüne katkı sağlamaya çalışacağız. 

• Demokratik kitle örgütleri, sendikalar, meslek kuruluşları ve yerel yönetimlerle var olan ilişkilerin güçlendirilmesi doğrultusundaki çalışmalara devam edeceğiz. 

• Üyesine değer veren ve onun sorunlarına sahip çıkan, çözüm üretmeye çalışan bir çalışma tarzını hayata geçirmeye devam edeceğiz. 

• Herhangi bir şubemizde oluşturulan bilgi birikimi ve deneyimin tüm şubelerimize ve üyelerimize, gerektiğinde de topluma aktarılması için gerekli örgütlenme çalışmalarını hızlandıracağız. 

• Oda çalışmalarında dar grupçu bir hizmet anlayışı yerine tüm örgütü kucaklayan, katılımcılığı esas alan, kurullarına karşı saygı duyan, keyfi uygulamalara prim vermeyen bir hizmet anlayışını sürdüreceğiz.

• Oda komisyonlarını; hedeflenen çalışmalara göre ihtiyaç duyulan süreli ve kendi konularında uzman olan kişilerden oluşan uzmanlık, örgütlenme ve üretim komisyonları olarak çalıştıracağız.

• Meslek alanlarımızla ilgili eğitim, belgelendirme, örgütlenme, kanunlar, yönetmelikler ve standartlara yönelik çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Mevcut yapıları değerlendirerek, meslek alanlarımızla ilgili tüm tarafların katıldığı platformlar oluşturarak, politikaları yönlendirmeye; ortak çalışma kurullarının oluşumu ve çalışmasını özendirmeye çalışacağız.

• Mesleki denetimin tarafsız, bağımsız ve kamu yararına çalışan meslek odalarınca yapılması yönünde gereken yasal düzenlemeler için sürdürülen çalışmalara devam edeceğiz.

• Mesleki çalışmaları arttırmayı ve MİSEM kapsamında meslek içi eğitimi geliştirmeyi hedefleyeceğiz. MİSEM kapsamında yürütülen kurs ve eğitimleri, hem nicelik hem de nitelik açısından geliştireceğiz. MİSEM dışında yapılan seminer, panel ve kursların tüm şubelerde aktif olarak planlanması için girişimlerde bulunacağız.

• Meslek alanımıza ilişkin olarak teknik yayın kazandırılması çalışmalarını geçmiş çalışma dönemlerinde olduğu gibi geliştirerek sürdüreceğiz.

• Oda teknik hizmetlerinin geliştirilerek yaygınlaştırılması için çalışacağız.

• Çalışma ilkelerimize sahip çıkacak ve geliştireceğiz. Kurumsallaşma yönündeki çalışmalarımızı sürdüreceğiz.

YÜRÜTÜLECEK ÇALIŞMALAR

Yönetim Kurulumuz dünyaya, ülkeye, halkımıza, mesleğimize ve meslektaşımıza yönelik yukarıda belirttiğimiz değerlendirmeler ve Oda Çalışma İlkeleri ışığında aşağıdaki çalışmaları hedeflemektedir.

1. ETKİNLİKLER

1.1 Kongre-Kurultay-Sempozyumlar

Ülke ve meslek/meslektaş sorunlarının tartışılması, çözüm önerilerinin ortaya çıkarılması, bilginin erişilebilme ve yaygınlaştırma olanaklarının yaratılması, bilim ve teknolojinin halkın kullanımına sunulmasının araçlarının yaratılması amacıyla periyodik olarak her dönem düzenlediğimiz kongre, kurultay, sempozyum gibi etkinliklerin gerçekleştirilmesine bu dönem de önem verilecektir.  Genel Kurul kararımız gereğince tüm etkinlikler kurulacak "Oda Etkinlikleri Komisyonu" tarafından planlanarak gerçekleştirilecektir.

Gerçekleştireceğimiz her bir etkinlikte; Oda Yönetim Kurulu`ndan sorumlu üye(lerin) bulunması ve çalışmaların sorumlu Oda Yönetim Kurulu Üyesi tarafından sürekli olarak izlenmesi ve raporlanması sağlanacaktır. Birbirini tekrar eden etkinlikler yerine, içeriği daha zengin etkinlikler gerçekleştirilmeye çalışılacaktır. Etkinlik konularına ilişkin Odamızın yürüttüğü çalışmalar ve konu hakkında Odamız görüşleri etkinlik merkezi komisyonlarımız tarafından raporlanarak oturum ve panellerde sunulacaktır.

Her dönem Odamızca gerçekleştirilen TMMOB Enerji Sempozyumu`nun bu dönem yine Odamız sekretaryalığında düzenlenmesi için TMMOB Yönetim Kurulu nezdinde girişimde bulunulacaktır. Ayrıca TMMOB Örğütlenme Kurultayı Düzenlenmesi için çaba gösterilecektir.

44. Dönemde Planlanan Etkinlikler

• Akademik Kamp

• Bitirme Projeleri Sergisi

• Asansör Sempozyumu

• ELECO- Ulusal Sempozyumu

• Örgütlenme Çalıştayı

• Elektromanyetik Alanlar ve Etkileri Sempozyumu

• HES Çalıştayı

• İletişim Teknolojileri Ulusal Sempozyumu 

• Eğitim Sempozyumu

• Enerji Verimliliği ve Kalitesi Sempozyumu

• Elektrikli Ulaşım Sistemleri Sempozyumu

• Yenilenebilir Enerji Kaynakları Sempozyumu

• Güneş Sempozyumu

• ATEX Sempozyumu

• Yapı Denetim Çalıştayı/Sempozyumu

• TESEM(Türkiye Elektronik Sanayi ve Elektronik Mühendisliği) Kongresi

• Elektrik Tesisat Kongresi

* Ulusal Aydınlatma Sempozyumu

* Kontrol-Otomasyon Sempozyumu

* Enerji Üretim-İletim-Dağıtım Sistemleri Sempozyumu

* SMM Forumu

• TMMOB Enerji Sempozyumu 

• ELECO – Uluslararası Sempozyumu

Diğer Etkinlikler

Bu dönemde de Odamızın kendi yaptığı etkinliklerin yanı sıra TMMOB`nin, diğer odaların, kamu kurum ve kuruluşların, sivil toplum örgütlerinin yaptıkları etkinliklere katılım ve destek sağlanması planlanmaktadır.

Meslek alanlarımızı içeren birçok konudaki atölyelere, çalıştaylara, sempozyumlara, panellere katılım sağlanarak, Odamız görüşleri aktarılacak ve güncel gelişmelerle ilgili ortak açıklamalar yapılacaktır. 

2. Yayın Çalışmaları

Odamız, 44. Çalışma Dönemi`nde de bilimi ve tekniğin toplum yararına sunulmasını; mesleğimizin ve meslektaşlarımızın sürekli gelişimlerinin sağlanmasını; üreten, sanayileşen ve demokratikleşen bir ülkenin yaratılmasını temel hedef alarak yayın faaliyetlerini geliştirerek sürdürecektir. Odamız kendi meslek alanlarından ve ülke gerçeklerinden yola çıkarak yaptığı çalışmalarda ortaya çıkan bilgi birikimini derleyerek, yine onlarca yayını üyelerimizin ve toplumun kullanımına sunacaktır. 

Bu kapsamda Odamız yayın çalışmaları; kitaplar, süreli yayınlar, kütüphane ve arşiv olarak üç dalda sürdürülecektir. Bu dönemde, meslektaşlarımızın ve toplumun ihtiyaçlarını karşılayacak yeni yayınların Odamıza kazandırılması hedeflenmekte olup, çalışmaların yeni önerilerle geliştirilmesi ve güncellenmesi planlanmaktadır.

Üyelerimiz için önemli bir bilgi ve iletişim kaynağı olan Elektrik Mühendisliği Dergisi, EMO Bilimsel Dergi ile şube bültenlerinin düzenli yayınlanmasına devam edilecektir. Ayrıca Elektrik Mühendisliği Dergisi`nde yer alan EMO etkinlikleri ile ilgili haberler düzenli olarak bültene aktarılarak, Elektrik Mühendisliği Dergisi`nin daha çok teknolojik ve bilimsel yazıların, güncel teknolojik gelişmeler ve mesleki alanlarımızın işleyişine ilişkin güncel gelişmelerin aktarıldığı haberlerin yer aldığı bir dergiye dönüşmesi sağlanacaktır. Yıllardır mevcut yapısını sürdüren Elektrik Mühendisliği Dergisinin 43. Dönemde yenilenen biçim ve içeriği korunacaktır.

Odamızın süreli yayınları dışında kitap ve broşür yayınları sürdürülecek; web sitesinin ve elektronik haberleşme sistemimizin etkinleştirilmesi; kütüphane, arşiv ve dokümantasyon merkezimizin zenginleştirilerek işlevsel hale getirilmesi, şube kütüphanelerinin kurumsallaştırılması sağlanacaktır.

Ayrıca üyelerimiz ve sektör için her yıl aranan ve faydalanılan bir yayın olan Oda ajandasının 2015 ve 2015 yılları için geliştirilerek basımı sağlanacaktır. Ajandaya ek olarak mesleki ve teknik bilgilerin yer aldığı cep kitabı hazırlanarak üyelerimize ücretsiz olarak dağıtılacaktır. 

Ayrıca Odamız tarafından 2014 yılında testlerine başlanan e-katalog çalışması devreye alınacaktır. 

Kitaplar

Kongre, kurultay ve sempozyum etkinlikleri kitaplarının yanı sıra komisyonlar ve uzman üyelerimiz aracılığıyla hazırlanan teknik kitapların, Oda yayını olarak basılması çalışmalarına devam edilecektir. Yeni basımı yapılacak kitapların Odamız ve şubelerimizle yürütülecek koordineli çalışmalar sonucunda ve bir kitap komisyonu aracılığıyla yayımlanmasına önem verilecektir. 

Basımı Yeni Yapılacak Kitaplar

Odamızın ihtiyacı olan kitapların basımı merkezi olarak, şubelerimizden ve uzman üyelerimizden gelecek önerilerle gerçekleştirilecektir. Kitap seçim ve yayın komisyonu kurularak, çalışmalar komisyon aracılığıyla yürütülecektir.  

Meslek alanlarımıza giren ve değişik sektörleri kapsayan konularda oluşturulacak yeni Oda raporları ile geçmiş dönemlerde yayınlanan Oda görüş ve raporlarının güncellenerek basımı geçekleştirilecektir. 

Odamız tarafında geçmiş yıllarda yayınlanan Elektrik Mühendisliği El Kitabının (Handbook) güncellenerek yayınlanabilmesi için bir çalışma grubu kurulacak ve bu çalışmanın örgüt genelinde sahiplenilmesi için istekli şubelere sekretarya yetkisi verilecektir.

Bu dönem eksikliği hissedilen elektronik mühendisliği alanına yönelik kitapların basımına öncelik verilecektir. Ayrıca Elektrik Güç Mühendisliği, Biyomedikal Mühendisliği alanına yönelik yeni kitap basım çalışmaları yapılacaktır.

Ayrıca; Trafo Merkezleri Tasarımı, Elektrik Motorları ve Sürücüleri, Enerji Kalitesi ve Harmonikler, Yapı Elektronik Sistemleri, Yüksek Yapılarda Elektrik Mühendisliği gibi yeni MİSEM alanlarına yönelik kitap çalışması başlatılacaktır.

Yayınlanması Planlanan Kitaplar

1. E-Kitaplar

Dönem içerisinde 50 adet e-kitap derlenerek üyelerimizin hizmetine sunulacaktır.

2. Elektrik Mühendisliği El Kitabı

3. İş Güvenliği – Tasarım Aşaması

4. Madenlerde, Hastaneler, AVM`ler ve Toplu Çalışma ve Yaşam Alanlarında Elektriksel Güvenlik

5. Nobel Fizik Ödülleri ve Günümüz Teknolojisi (2 Cilt)

6. Uydu Uygulamaları El Kitabı

7. Kırsal Elektrik ve Dağıtık Üretim

8. Eko ve Yenilenebilir Enerji Malzelemeri

9. Güneş ile Soğutma El Kitabı

10. Tasarım ile İnovasyon 

Güncellenerek Yeniden Basımı Yapılacak Kitaplar

Dönem içerisinde baskısı tükenen kitaplarımızın güncellenerek yeniden basımı gerçekleştirilecektir. Özellikle MİSEM kapsamında ders kaynağı olarak kullanılan yayınlarımızın yeni yönetmelik ve standartlara uygun hale getirilerek ve gözden geçirilerek basılması öncelikli çalışmalarımız arasında yer alacaktır.

Diğer Kitaplar

Oda bünyesinde gerçekleştirilmesi hedeflenen diğer etkinlik, rapor, broşür, katalog vb. kitapların yayımlanması sağlanacaktır.

Süreli Yayınlar

Elektrik Mühendisliği ve EMO Bilimsel dergilerinin periyodunda çıkarılması ve geliştirilmesi hedeflenerek üyelerimize zamanında ulaşması sağlanacaktır. 

Elektrik Mühendisliği

Elektrik Mühendisliği Dergisi`nin izlenebilir bir yayın olması yönünde hedeflenen çalışmalara devam edilecektir. Bu yönde dergi içerik ve biçim açısından ele alınarak, geliştirici çalışmalar yapılacaktır. Ayrıca tüm üyelerimizce okunan, takip edilen ve bir kaynak yayın niteliğini geliştiren çalışmalar yürütülecektir.

Tüm şubelerimizin, sektörün ve üniversitelerin dergimize yazı göndermeleri konusunda teşvik edici çalışmaların yürütülmesi hedeflenecek, gelen yazıların niteliği ve niceliğinin arttırılması için çaba gösterilecektir. 

Geçmiş dönemlerde olduğu gibi bu dönemde de güncel gelişmeleri takip eden, meslek alanlarımızı kapsayan değişik konu başlıklarında özel sayılar ve dosyalar hazırlanacaktır.

TÜBİTAK destekli projelerle ilgili makaleler ile öğrenci tezlerinden oluşan başarılı çalışmaların dergimizde okuyucularla paylaşılması sağlanacaktır.

Dergimizin etkinliklerde, fuarlarda vb. platformlarda tanıtımı ve tüm sektörlere ulaştırılması sağlanacaktır. Yayın kurulu ve yayın danışma kurulu yeniden yapılandırılacaktır.

Özel sayılar ve dosyalar şubelerimize görevlendirmeler yapılarak hazırlanacaktır: 

• Yüksek Gerilim 

• Enerji Kalitesi ve Harmonikler

• Otomotiv Elektroniği

• İşçi Sağlığı ve Güvenliği 

• Enerji ve Çevre

• Enerji ve Hukuk 

• Endüstriyel Otomasyon

• Enerji Verimliliği

• Mühendislik Eğitimi 

• Yapılarda Elektronik Sistemler ve Tesisatı

• Sinyal ve Görüntü İşleme

• Biyomedikal Mühendisliği

• Havacılık ve Uzay Teknolojisi

Oda Bülteni

Elektrik Mühendisliği Dergisi`nin içerisinde yer alan Oda çalışmaları ve haberlerini içeren bölümler ayrılarak Oda Bülteni yayınlanacaktır. Oda bülteninin 2 ayda bir TMMOB organlarına, Oda organlarımıza, yöneticilere delegelerimize ve örgüt içi en geniş kesime ulaştırılarak, Oda çalışmaları hakkında bilgi aktarılması sağlanacaktır.

Bilgi-Belge Merkezi Çalışmaları

Kütüphanemizin daha sağlıklı mekânlarda üye ve öğrenci üyelerimizin hizmetine sunulması sağlanacaktır. Yayınlarımızın dışında yer alan dokümanlarımızın da (CD, VCD, DVD, Video Çekimleri, Ses Kayıtları vb.) bir sistem dâhilinde arşivlenmesine devam edilecektir. Özellikle çalışmalarımız ve Odamız hakkında çıkan yayınlar konusunda arşiv ve dokümantasyon çalışması geliştirilecektir. 

Kütüphane, üyelerimizin, öğrencilerin ve ilgilenen herkesin kullanımında olmayı sürdürecektir. Kütüphane ve e-arşiv`imizin (sanal kütüphane) birlikte bir program aracılığıyla İnternet`te daha etkin bir kullanıma sunulmasını sağlayan çalışma geliştirilecektir. Bu programın tüm Oda örgütlülüğümüz tarafından kullanılması yaygınlaştırılacaktır.

Kütüphanesi olan şubelerimizin bu programı kullanması sağlanarak daha işlevsel ve kurumsal bir kütüphaneciliğin adımları atılacaktır. Kütüphanesi olmayan şubeler özendirilecektir.

a.  Fiziki kütüphane kurulan yerlerde geliştirme ve zenginleştirme çalışmaları yapılacak, olmayan şubelerimizde oluşması sağlanacaktır

b. Bilgi Belge Merkezi İnternet Sayfası aracılığıyla İnternet üzerinden kaynak ulaşımı kurumsallaştırılacaktır

c. Tüm kitap stoklarını takibi yapılacaktır

d. Toplu kitap dağıtımı ve kontrolü merkezi olarak yapılacaktır

e. Bilgi Belge Merkezi`ne kaynak taranarak aktarılması ve arşivin zenginleştirilmesi sağlanacaktır.

3. EMOP (EMO Otomasyon Projesi) ÇALIŞMALARI

3.1 Merkezi Üye Veritabanı Uygulaması: 

Odamızın kullandığı EMOP`un temsilciliklerde ve oluşturulacak yeni birimlerimizde kullanılabilmesi, kullanan birimlerde etkinliğinin arttırılması ve Odamızda sağladığı standart ve merkezi çalışma sistemini daha ileriye götürecek ve yaygınlaştıracak, Odamızın ihtiyaç duyduğu ek modülleri de içerecek biçimde yeniden kurgulanarak hizmet etmesi hedeflenmektedir. 

Üye veritabanı, web servis uygulamaları ve diğer e-devlet projeleri ile entegrasyon konusunda çalışmalar yapmak ve görüş oluşturmak üzere "Merkezi Bilişim Komisyonu" kurulacaktır.

3.2 Merkezi Muhasebe Veri Tabanı Uygulaması 

Odamızın "MERKEZİ MUHASEBE" Programı Oda Muhasebecileri genelinde benimsenmiş ve tüm modülleri kavranmıştır. Bu dönemde kullanılacak olan LOGO Muhasebe Programı`nın yeni çıkan versiyonları takip edilerek sisteme yüklenecektir. 

3.3 Oda ve Şube Web Sayfası Çalışmaları:

Web sayfamızın oda çalışmalarında daha işlevsel ve anlaşılır hale getirilmesi ve bu yönde bütün çalışanlarla ortak çalışmaların sürdürülmesi hedeflenmektedir. Şube web sayfalarının daha standart hale getirilmesi ve bütün şubelerin ihtiyaçları doğrultusunda yapılacak eklemeler konusunda teknik desteğin sunulması hedeflenmektedir. Web sayfamız 44. Dönem`de yenilenerek hizmete sunulacaktır.

3.4 Web Sitesinden Yapılacak Online Hizmetler

Üye başvuru formunun siteye konulması ve üye