Bu yıl kuraklık HES‘leri vururken, kömür gibi termik kanyaklarla elektrik üretimine talep arttı. Geçtiğimiz yıl üretilen elektriğin yüzde 25.4‘ü kömür santrallarından elde edilirken, oran ilk üç ayda yüzde 28.5‘e yükseldi.
SOMA Kömür İşletmeleri‘ne ait maden ocağındaki faciadan kurtarılan işçilerden Orhan Özgür, Birgün gazetesine verdiği demeçte "Bize her gün daha çok üretin baskısı yapıyorlardı. Taşeron şirket, çıkardığımız kömür oranında devletten prim aldığı için bizlere sürekli daha çok maden çıkarmamız yönünde baskıda bulunurdu" diye ekliyor. Kuraklık nedeniyle, hidroelektrik santrallardan (HES) elektrik üretimi düşüş gösterirken, bunun başta doğalgaz olmak üzere, ithal ve yerli kömür gibi termik kaynaklara dayalı elektrik üretimini arttırması öngörülüyor. Uzmanlar, madenlerde son dönemde gözlenen üretim yüklenmesinde, termik santrallara kömür yetiştirme amacının da etkisi olabileceğini vurguluyor. TKİ‘nin faaliyet raporuna göre, üretilen kömürün her yıl yüzde 80‘i termik santrallara veriliyor. Enerji Bakanlığı verilerine göre, geçtiğimiz yıl üretilen 239 milyar kilovat saat elektriğin yüzde 44‘ü yani 105 milyar kilovat saatlik bölümü doğalgaz ile çalışan santrallerden elde edildi.
ÜRETİME YÜKLENME
Kömür yüzde 25.4 ile ikinci sırada yer alırken, hidroelektrik yüzde 24.8 ile üçüncü sırada kaldı. Bu yılın odak- mart döneminde ise termik santrallann payı yüzde 28.5‘a yükselirken, HES‘lerin payı yüzde 18‘e kadar geriledi. HES‘lerdeki bu gerileme, termik santralarla telafi edilmeye çalışılırken, kömür üretiminde yüklenmeye neden olabileceği vurgulanıyor. Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) Enerji Birimi Koordinatörü Olgun Sakarya, "Termik ağırlıklı elektrik üretimine doğal olarak biraz yüklenilecek. Yerli kömüre de biraz yüklenme olacak. Seyitömer, Kangal santralları özelleştirildi, Çatalağzı teklifleri alındı, Muğla‘da Yeniköy ve Kemerköy santrallarının teklifleri alındı. Bunlar yerli kömürle çalışan santrallar. Seyitömer ve Kangal santrallari şu anda özel sektör tarafından işletiliyor, eski santrallar. Onların da üretim artışı adına üzerine bir yük binecek" şeklinde konuştu.
YANLIŞ OLAN "MODEL"
Genel Maden İşçileri Sendikası Genel Başkanı Eyüp Alabaş ise Türkiye‘nin doğalgaz ya da petrol zengini bir ülke olmadığım, bu nedenle yerli kömürü kullanmak zorunda olduğunu savunarak, şunları söyledi: "Yerli kaynaklara dönmeyle alakalı bir politika var. Bu doğru bir politika ancak yanlış üretimle desteklendiği için sorunlar ortaya çıkıyor. Buradaki yanlışlık, üretim zorlamasına yol açan, ne kadar üretirsen, o kadar devletten ya da TKİ‘den para alırsın modeli. Soma‘da üretilen kömürün büyük bölümü, bölgedeki elektrik santrallında kullanılıyor."
Rödovans mı kölelik mi?
SOMA‘da facianın yaşandığı maden Türkiye Kömür İşletmeleri‘nden (TKİ) rödovans yoluyla kiralanmış durumda. Peki nedir bu rödovans? Fransızca kiralama, geriye döndürme anlamına gelen rödövansı TKİ 1988 yılından bu yana uyguluyor. Gerekçesi basit: "Kendisinin çalıştırması ekonomik görünmeyen ve yatırım yapılması düşünülmeyen sahalardaki rezervlerin özel sektöre belli bir ücret karşılığında kiralanması. Bu durum yıllar içinde hem TKİ‘ye hem de özel sektöre kazandırdı. Zaten kamunun kendisinin maliyeti nedeniyle kârlı yatırım olarak görmediği bir yerde özel sektörün ve TKİ‘nin kâr etmesi ise ancak maliyetlerin düşürülmesiyle mümkün oluyor."
İŞÇİDEN KESİYOR
Soma‘daki madende örgütlü Genel Maden-İş Sendikası Başkan Danışmanı Fikret Sazak rönövansa ilişkin şu örneği veriyor: "Mesela TKİ‘nin kendisi 100 TL‘ye kömür çıkardığı sahayı rödövnasla ihale ettiğinde 50 TL‘ye özel sektöre devrediyor. Bu durumda özel sektör kâr ederken TKİ hem maliyetten kurtulmuş hem 50 TL kazanmış oluyor. TKİ‘nin son yıllarda mali yapısındaki düzelme bu rödovans sayesinde. Özel sektör nasıl kâr ediyor? Maliyeti düşürerek. Maliyeti düşürmenin en önemli unsuru işçi maliyetini düşürmek. Bu daha kötü koşullarda çalışılması ile işçi ücretlerinin ve sosyal haklarının azalması anlamına geliyor." Rödövansı özelleştirmenin bir yönü olarak tanımlayan Sazak "Kamu yatırım yapmayıp özelleştiriyor. Hem şirket kar ediyor, hem kamu. Ama bu iş kazalarına, katliamlara davet çıkarıyor. Türkiye‘de oldukça yaygın uygulanan bu yöntemde şirket kar etmek için acele de ediyor. Ve işçileri daha da riske sokuyor" dedi.
Güneş devreye girmeli
SAKARYA‘YA, "İdeal olan üretimde nasıl bir tablo olmasıdır" diye sorduğumuzda, şu yanıtı verdi: "Ciddi güneş potansiyelimiz var, henüz daha hiç yararlanamadık. Rüzgarda kurulu güç artışı son yıllarda biraz var ama yeterli değil. Güneşin ve rüzgarın eğer potansiyel olarak değerlendirildiği bir üretim politikası olsaydı, HES sıkıntısını bunlarla karşılayabilir, en azından büyük bölümünü ikame edebilirdik."
Kurulu gücü 8 biri MW
TÜRKİYE‘de kömür ve linyit çıkartan kayıtlı 740 işletme bulunuyor. Kömür madenlerinde 48 bin 706 kayıtlı işçi çalışıyor. 2010 yılında madenlerde 697 işletme faaliyet gösterirken, bu sayı geçtiğimiz yılın sonunda 740‘a yükseldi. Türkiye‘de yerli kömüre dayalı termik santrallerin kurulu gücü 8 bin 516 MW. Bu yıl üretilen ve ithal edilen kömürlerden yapılan taşkömürü teslimatının yüzde 41.6‘sı, linyit teslimatının da yüzde 88.8‘i termik santrallere yapıldı.
(Hürriyet; 16.05.2014)