Nükleer Karşıtı Platform üyeleri Fukuşima Nükleer Enerji Santrali‘nde yaşanan facianın ikinci yıldönümünde tüm dünyada ve Türkiye‘de kurulmak istenen nükleer santralleri protesto etti. Ankara‘da Adnan Ötüken Parkı‘nda toplanan platform üyeleri, "Akkuyu Fukuşima olmasın", "Nükleere inat, yaşasın hayat" sloganları atarak, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı‘na doğru yürüdü.
Nükleer Karşıtı Platform üyeleri Fukuşima Nükleer Enerji Santrali‘nde yaşanan faciasının ikinci yıldönümünde tüm dünyada ve Türkiye‘de kurulmak istenen nükleer santralleri protesto etti. Ankara‘da Andan Ötüken Parkı‘nda toplanan platform üyeleri, "Akkuyu Fukuşima olmasın", "Nükleere inat, yaşasın hayat" sloganları atarak, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı‘na doğru yürüyüşe geçti. Eylemde, "Nükleere Hayır", "Yaşamı seçin, nükleerden vazgeçin" pankartları açan platform üyeleri, yaşanabilir temiz bir dünya isteyen herkesi nükleer santrallere karşı mücadele etmeye çağırdı. Eylemde platform adına basın açıklaması yapan Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) Ankara Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Ebru Akgün Yalçın, "11 Mart 2011 tarihinde yaşanan deprem sonrası Fukuşima Daiçi Nükleer Enerji Santrali‘nde ortaya çıkan soğutma problemi nedeniyle hem Japonya hem de dünya büyük bir tehlike yaşadı. İnsan eliyle yaratılan felaketler listesinde yer alan diğer nükleer felaketler gibi Fukuşima‘da yaşananlar kader değil, kaza değil, cinayetti. Nükleer santraller var oldukça kaza görünümlü cinayetler yaşanmaya devam edecektir. Nükleer silahlar var oldukça, insanlar barut fıçısı üzerinde durmaya devam edecek" diye konuştu. Yalçın, nükleer tesislerdeki risklerin tüp gaz patlaması ile kıyaslanabilecek riskler olmadığını vurgulayarak, şunları söyledi. "Gözünü kar hırsı bürümüş nükleer lobilerinin, karanlık ilişkiler ve nemalanma beklentisi içinde olan siyasetçilerin dedikleri gibi risksiz bir nükleer tesis yoktur. Bu santrallerde oluşabilecek kazalar çok geniş bir coğrafyaya hızla yayılabilmekte, bu yayılmaya karşı önlem almak mümkün olmamakta, işletme ve kurulum giderlerinden çok daha büyük maliyetlerle bertaraf çalışmaları yapılmakta, bertaraf çalışmalarında çalışanlar kısa bir süre içinde hayatını kaybetmekte, geniş bir bölge onlarca yıl tarım yapılamaz ve yaşanamaz hale gelmektedir. Çernobil‘den sonra Fukuşima‘da bunlar yinelenmiş, hidrojen patlamaları da dahil ciddi problemler yaşanmış ve kısa bir süre içinde 20 km çapında bir bölge boşaltılmış. Yaklaşık 200 bin kişi yaşadıkları bölgeden tahliye edilmişti. Deniz ürünleri de aynı şekilde radyoaktif kirlilikten etkilenmişti. Fukuşima, nükleer Rönesans masallarını yerle bir etmiş aynı zamanda da nükleer santral tartışmalarındaki nesil ve minimum risk söyleminin ne kadar gerçek dışı olduğunu göstermiştir." Nükleer enerjinin en pahalı i enerji olduğuna da işaret eden yalçın, nükleer atık tehdidinin de ciddi bir sorun teşkil ettiğini belirtti. Yalçın, nükleere karşı sorumluları göreve çağırarak, sözlerini şöyle sürdürdü: "Hangi ilde yaşanırsa yaşansın bütün halkımızı tehlikeye karşı uyarıyoruz. Nükleer kazalara karşı pişmanlık çare değil. Nükleer santral bir zorunluluk değil, tercihtir. Bizim tercihimiz nükleerle ölmekten değil, nükleersiz yaşamaktan yanadır. Enerji ekolojik, ekonomik, yerel, temiz olmalı ve siyasetin her türlü şaibesinden uzak tutulmalıdır. Enerji etkin kullanılmalı, dışa bağımlı olmayan yerel, çevreci ve ekonomik kaynaklardan yararlanmalı."